
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Cumhuriyet, 100. yaşın kutlu olsun. Bu yaşa gelmek kolay olmadı, biliyorum. Neredeyse yarısına ben de şahidim. Bunca güçlüğün içinden geçip bugünlere gelmeni Türkiye’nin sana duyduğu sevgiye ve ilkelerine bağlılığına borçluyuz. Biliyoruz ki bizi bir arada tutan sensin ve ne olursa olsun her zaman elimizde sahip çıkmamız gereken Cumhuriyetimiz var… Ve biliyoruz ki sen, Türkiye toplumu olarak bizim en büyük eserimizsin. Bugün ne kadar beğenmesek, eleştirsek de sahip olduğumuz hayatı sana, sana verdiğimiz emeğe, duyduğumuz bağlılığa borçluyuz. Türkiye, Cumhuriyet’inden ayrı düşünülemez. Seni o kadar sevdik ki Yaşar Kemal’in tabiriyle “bin çiçekli bir bahçe” olan Anadolu senin değerlerine olan bağlılığı sayesinde bugünlere kadar birlikte gelebildi. Özgürlük ve demokrasinin, insanca bir yaşamın istisnasız herkes için geçerli olacağı bir gelecek ümidini hiç yitirmedik. Nuri Bilge Ceylan’ın tabiriyle “yalnız ve güzel ülkemize” duyduğumuz sevgiyi koruduk. Koruduk, çünkü biliyoruz ki bu ülke kolay kurulmadı. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in yanında yer alıp yok edilmeye direnen millet, Cumhuriyet’le hak ettiği haklara ve değere sahip oldu. Cumhuriyet, Anadolu insanının hayatını değiştirdi ve onu medeni uluslar istikametinde bir yolculuğa çıkarttı. Bu topraklarda tüm egemenliği kayıtsız şartsız millete verme fikri seninle kalıcılaştı. Mustafa Kemal’in benimsediği Cumhuriyet ideali, yine onun ve kuşağının cesareti, dehası sayesinde gerçeğe döndü. Cumhuriyet’i ilan eden Atatürk’tü, yaşatan ise onun ilkelerine sahip çıkan Türk milleti oldu. Yüzyıllardır İslami kurallarla yaşayan Anadolu’nun Müslüman toplumları laiklik sayesinde çağdaş düşüncelere, akla ve bilime yöneldi. Bilimsel düşünce ve laikliğin hayatımızda iki büyük etkisi oldu. Eğitim ve kadın hakları. Bence Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük devrimleri bunlar. Toplumun yarısını oluşturan kadınlara yüzlerce binlerce yıllık geleneklere karşı çıkarak özgürlüğün kapısını açması. O özgürlükler ki aradan geçen yüz yıllık zamana rağmen hâlâ tam anlamıyla içimize sindiremedik. Ama bu sayede milyonlarca kadın, erkeklerle aynı saflarda hayata katılabildi. Özgür ve güçlü bireyler oldu, topluma, ailelerine ve kendilerine yararlı insanlar olarak Türkiye’nin en büyük gücünü oluşturdu. Eğitimin yaygınlaşması ise eşitsizliklerin pençesindeki bir toplumda en önemli umut ışığı oldu. Akıllı, çalışkan milyonlarca Anadolu çocuğu Cumhuriyet’in okullarında iyi bir eğitim alıp meslek sahibi oldu. Anadolu’nun ücra bir köyünden çıkıp bu ülkede profesör, Cumhurbaşkanı olmak bugün hâlâ geçerli olan Cumhuriyet mucizelerinden biri. Şimdi senin yeni yaşını kutlarken her zamankinden daha heyecanlıyız. Sanki bütün evlatların senin kıymetini aynı derecede bilmiyor gibi. O nedenle başkaları adına da sana sahip çıkmaya, senin değerlerini yaşatmaya devam ediyoruz. İyi ki varsın Cumhuriyet. Daha nice yüzlü yaşlara…
devamını görCem ERCİYES
Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olay 1919’da Erzurum’da yaşanır Kendinizi onun yerine koymayı deneyin. Ömrünüz savaş meydanlarında geçmiş. Ait olduğunuz ordu her girdiği savaştan yenilgiyle çıkmış. Ülkenizin haritası her baktığınızda küçülmüş… Vatanın dört yanı işgal altında. İngiliz İmparatorluğu Dersaadet’te… İstanbul hükümetinin işbirlikçi bu tutumunu gören Mustafa Kemal, direniş bayrağını açmak için Samsun’a çıkar. Eski bir otomobille Anadolu’yu dolaşmakta, hayaline ortak aramaktadır. Mustafa Kemal’in niyetini gören İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti onu azleder ve hakkında yakalama kararı çıkartır. Paşa artık bir sivildir. Onu Erzurum’da karşılayacak olan ve ülkedeki en donanımlı orduya sahip olan Doğu Komutanı Kâzım Karabekir acaba Mustafa Kemal’in safına mı katılacak, yoksa onu tutuklayıp İstanbul’a mı gönderecek henüz net değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olaylardan biri 1919 yılında işte böyle bir ahval ve şerait içinde Erzurum’da yaşanır. Kimi kaynaklara göre 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı evde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit de vardır. Mazhar Müfit tıpkı Mustafa Kemal gibi Osmanlı hükümetinin gittiği yolu doğru bulmamış ve Milli Mücadele saflarına katılmak için Erzurum’a gelmiştir. O da Damat Ferit Hükümeti’nin tutuklanacaklar listesindedir. Mustafa Kemal o gece Mazhar Müfit’i yanına çağırır ve bir defter bir de kalem almasını rica eder. Söyleyeceklerini iyi kaydetmesini ve bu sayfayı ikisi, bir de özel kalemi hariç kimseyle paylaşmamasını ister. Bu tembihin ardından Mustafa Kemal Paşa dikte etmeye başlar: “Yaz Mazhar, zaferden sonra idare biçimi Cumhuriyet olacak!” Mustafa Kemal Paşa ne yenilmişlik duygusunun ne tutuklama emrinin ne de ertesi gün olacakların derdindedir. Mustafa Kemal Paşa onu yakın bir zamanda Atatürk yapacak hikâyenin hayalindedir. O gece Mustafa Kemal Mazhar Müfit’e hayalindeki ülkeyi anlatır. Madde madde... Mazhar Müfit biraz da Mustafa Kemal Paşa’dan yaşça büyük olmasından dolayı sabah ışıklarıyla birlikte kalemi defteri bırakır ve Paşa’ya dönerek “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!” der. Mazhar Müfit’in o gün yazarken inanmadığı, hayalcilik olarak addettiği liste çok değil birkaç yıl sonra tek tek hayata geçer... Yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa sonradan Kansu soyadını alacak olan Mazhar Müfit’i Meclis’in önünde görür ve gülerek sorar: “Bakıyor musun bizim listeye?” Yüzyılın hayallerini kuracak formül Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, çevreden iç ve dış barışa bir dizi alanda yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Bizi buradan ileriye götürecek yol haritasını aramamız gereken yer Mustafa Kemal’in yaptıklarının ardında yatan “hayalci” tarafındadır. Onun bu devrimci yanını görmek için benim en iyi bildiğim alan olan eğitimden bir örnek vermek istiyorum, zira bizim bu çağda ileri gitmek için ihtiyaç duyduğumuz devrimci yöntemi en iyi göreceğimiz alanlardan biridir. Köy Enstitüleri nasıl ortaya çıktı? Mustafa Kemal yoksul ve yenik düşmüş bir imparatorluğun üzerine yeni bir devlet kurmak için ihtiyaç duyduğu temel kaynağın insan olduğunu daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce biliyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı devam ederken, Orta Asya’dan beri atalarımızın demokratik problem çözme yöntemi olan “şûra” mekanizmasını ilk olarak eğitim için hayata geçirir. Bu amaç doğrultusunda 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan ilk eğitim şûrası olan Maarif Kongresi’nin açılışını bizzat yapar. Aralarında Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü gibi devrin öncü aydınlarının da bulunduğu isimlerin katılımıyla yapılan şûrada ilkokuldan üniversiteye, okul inşaatından öğretmen eğitimine dair temel sorunlar masaya yatırılır. Şûrada alınan kararlar sonraki dönemin yol haritasını oluşturur. Genç Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en büyük sıkıntısı toplumun yalnızca yüzde 5’inin okuryazar olması ve nüfusun yüzde 80’inin köylerde tamamen eğitim sistemi dışında yaşamasıdır. Köylerde yaşayan nüfusu eğitmeden Cumhuriyet’in hiçbir sorununu aşamayacağını gören Mustafa Kemal, o dönem tüm dünyada “ilerici eğitim” denince akla gelen ilk isim olan Amerikalı eğitim kuramcısı, psikolog John Dewey’yi Ankara’ya çağırır. Dewey o yıllarda Eski Yunan ve Roma geleneğinden esinlenen kitabında “yaparak öğrenme modeli”ni savunur. Dewey’ye göre okullar bu amaca hizmet ettiği ölçüde başarılı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından yalnızca birkaç ay sonra Dewey, İstanbul, İzmir ve Bursa’ya yaptığı ziyaretlerin ardından Ankara’ya gelir ve orada iki ay kalarak detaylı bir reform öneri paketi hazırlar. Dewey’nin temel tezi, Türkiye’de kurulacak olan okulların ilerici bir mantıkla, halkın gerçek ihtiyaçlarının gözetilerek tasarlanmasıdır. Eğitim şûrası ve Dewey’nin raporuyla başlayan süreç, leyli meccani okuyarak öğretmen olan İsmail Hakkı Tonguç’un inatçılığı ve Hasan Âli Yücel’in modern vizyonuyla birleşince ortaya Köy Enstitüleri dediğimiz bir mucize çıkar. O mucize sayesinde sekiz yıl gibi kısa bir zamanda, 15 bine yakın köy çocuğu İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yokluğa rağmen öğretmen olmayı başarır. O öğretmenler tüm Anadolu’ya yayılarak gittikleri her köye Cumhuriyet’in ışığını taşırlar. O ışık sayesinde aralarında benim de olduğum yüz binlerce çocuk köylerden çıkıp şehirlerde yüksekokula gider. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ilk yüzyıldan alacağımız birinci ders, bizim bu çağa yakışan yeni hayaller kurmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Bayramımız kutlu olsun, hayallerimiz eksik olmasın!
devamını görProf. Dr. Selçuk ŞİRİN
Doğum günün kutlu olsun Cumhuriyet. Sen, yaşadığım, neslimin şahit olduğu en güzel gerçeksin. Bir yüz yıl sonrasında da güçlenerek var olman dileğiyle. Sen ki dünyanın kıskandığı bir liderin eserisin. Hayal peşinde koşan bir avuç imkânsız Türk'ün zaferisin. Ne mutlu Türk'üm diyen bir milletin gururusun. Ben bir kadın olarak özgürce yaşayabiliyor, haklarımı savunabiliyorsam senin sayendedir. Hep var ol, olur mu... Cumhuriyet sen olmazsan olmaz çünkü...
devamını görPınar KAPLAN
İzciler ve izci liderleri olarak Cumhuriyet değerlerimizi koruyan, vatanını ve milletini seven, kendine ve yurduna faydalı gençler yetiştirmeye devam ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun. (Ankara İzcileri Derneği Adına...)
devamını görEmrah KASAL
