
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

“Her eğitimli kadının bu Cumhuriyet’e borcu var.”
devamını gör
Prof. Dr. Türkan Saylan
Biricik Atatürk;
Bu yıl Cumhuriyetimizin 100. yaşını kutluyoruz, ne büyük gurur… Bugün sayenizde bu özgür topraklarda yaşayan bir kadın olarak size ve bu vatan için kanıyla canıyla savaşan tüm atalarımıza bir kez daha teşekkür edebilmenin kıvancını yaşıyorum…
Duygularımı sorarsanız: İnat, umut, kimi zaman değişmeyen bazı huylarımıza kızgınlık, bugün daha ileride olmayışımıza duyduğumuz üzüntü ama en çok liderimiz Atatürk’e, size, artan büyük bir hayranlık…
1920’ler ve 30’larda dünyada faşizm yükselirken, sizin sayenizde ülkemizde kültür devrimi yaşanıyordu. Onca imkânsızlık ve cehalete rağmen ama en önemlisi az sayıda insanla yaptıklarınız mucize gibi... Cumhuriyet’i kurduğunuzda okuma yazma oranı yüzde 5 bile değilken, kızları söylemiyorum bile, bugün bu ülkenin büyük çoğunluğu eğitimli insanlardan oluşuyor. Öte yandan 100 yıl sonra size bu mektubu yazarken, Türkiye için düşlediklerinizin çok çok gerisinde olmaktan mahcubiyet ve üzüntü duyuyorum… Ve fakat tıpkı sizin dediğiniz gibi, “Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” Hiç merak etmeyin, emanetinizin bekçisiyiz.
Sevgili Atatürk, sizin bilime ve kadına verdiğiniz önemi biliyoruz. Ve son yıllarda yaşadıklarımızdan sonra artık hem sizin hem devrimlerinizin değerini çok iyi anladığımıza inanıyorum. Keşke bedeli bu kadar ağır olmasaydı… Ben kendi adıma devrimlerinizi ve kadına verdiğiniz kıymeti kitaplarımla gelecek nesillere aktarmayı görev bildim. Çünkü bir ülkede kadın özgürse o ülke de özgürdür, ileridir. Kurduğunuz Cumhuriyet, kadını özgürleştirmekle kalmamış, çoğu ülkedeki hemcinslerimizden önce haklarına da kavuşturmuştu. Ondan öncesi hayvanların sayılıp kadınların sayılmadığı topraklarda kapalı kapıların ardında çarşaf altında hapis bir hayat demekti… Dünyada çağdaşınız olup da sizden başka kadına gerçekten bu kadar değer veren başka bir lider bilmiyorum. Size minnettarım.
Kadına varoluş hakkı verdiği için kadın devrimidir Cumhuriyet. Tam da bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüzyılında bilimin ışığında ve kadınların ellerinde yükselen bir ülke olacaktır.
Yaşasın Cumhuriyet!Özlem ÖZDEMİR
SEVGİLİ CUMHURİYET, Yıllar önce, ben daha çocuktum ve sen de epeyce genç sayılırdın, o zamanlar geceleri sana dua ederdim hatırlıyor musun? Cumhuriyet derdim, iyi ki varsın. Sen olmasan ben belki de evde kapalı kalacaktım. Okulda öyle öğrenmiştik çünkü. Kadınlara özgürlüklerini sen vermiştin. Sokaklarda başı boş bisiklete binebiliyorsam bunu sana borçluydum. Sonradan adı Cumhuriyet olan pek çok ülkede kadınların zerre kadar özgürlükleri bulunmadığını öğrenecektim. Benim özgürlüğümün de seni suiistimal edenler tarafından elimden alınabileceğini… Ama o zamanlarda senin kudretine güveniyordum. Bir çocuğun anne ve babasının her işin altından kalkabileceğine duydukları güven gibi bir şeydi benimki de. Biraz büyüyünce, kabul ediyorum sana dudak büktüm Cumhuriyet. Eksiklerini gözüne sokup bana verdiklerini göz ardı ettim. Büyüyordum. Başka ülkelerle seni karşılaştırıp o kadar da eşsiz olmadığına kanaat getiriyordum. Küçük Prens’in dünyaya inip de bir gül bahçesiyle karşılaştığı anda olduğu yerdeydim. Ana babasını yarım kalmış hayalleri, eksiklikleri, günahları yüzünden suçlayan bir yeniyetmeydim. İnan ki, ilişkimizi iki yetişkin gibi kurmamız için bunlardan geçmem gerekiyordu sevgili Cumhuriyet. Sen de sana körü körüne inanan bir yurttaş istemezdin, biliyorum. Dünya etrafında bir tur atıp sana döndüğümde, yuvamın senin koruduğun topraklarım, yurdum olduğunu anladım. Ve senin biricikliğini… Ben büyüdüm Cumhuriyet. Sen hâlâ genç sayılırsın. Ama yorgunsun. Hırpalandın. Genç yaşında yıprandın. Korkarım ben büyümekle meşgulken seni yalnız bıraktım. Gücünün kaynağının bana uzandığını kavramam zaman aldı. Senin de bana gereksinim duyduğunu anlamadım. Affına sığınıyorum. Tamam şimdi, sırtını bana daya. Fikirlerimle, yapıtlarımla, inancım ve direncimle seni besleyeceğim. Bir tek ben mi? Yürekli kardeşlerimle ördüğümüz bir ağ ile seni sarıyoruz. Bir daha bırakmamak üzere. Çok kuvvetliyiz. Bir dağ gibi. Hissediyor musun? Evet, buradayız.
devamını görDefne SUMAN
Demokrasi kelime kökeni itibariyle halkın iktidarı anlamına gelmektedir. Bir zamanlar dünya tarafından unutulmuş bir kelimeydi. Eşitlik, laiklik, kadın hakları; bunlar da unutulmuştu. O dönemler en çok rağbet gören kelime savaştı. Savaş, güç, iktidar, paylaşmamak... İşte bütün bu ahval altında bir adam çıktı ve dünyayı, dünyanın aşina olduğu kelimeleri değiştirdi, dünyaya örnek oldu. Unutulmuş kelimeleri yeniden canlandırdı. Özgürlük, adalet, Cumhuriyet. Tarihin ve talihin akışını değiştirdi. Bütün bunları elindeki sınırsız güce rağmen yaptı. Bu gücü başka şekilde de kullanabilirdi. Eski kelimeleri canlandırabilirdi mesela, fakat o paylaşmayı seçti. İşte bu yüzden böyle anlamlı bir günde elindeki sınırsız güce rağmen, yönetme hakkını bir kişiden alıp çok kişiyle paylaşan, beraber omuz omuza çarpışıp bir ülkeyi kurtardığı halka itibarını iade eden, dost düşman herkesin gıptayla baktığı Türkiye Cumhuriyeti'ne babalık eden Atatürk'ü sonsuz saygı, minnet ve gururla anıyoruz. 100. Yaşımız kutlu olsun. Dileriz ki dünya da onun felsefesini benimser ve yine onun söylediği gibi “Yurtta sulh cihanda da sulh” dünya için geçerli bir düstur olur.
devamını görCan EDİBOĞLU
Atatürk bizlerden her on yılda bir, millet bayramımızı büyük şerefle ve saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamamızı istemişti. Dileğin gerçek olacak ATA'M. Baktığımız her yerde sen varsın. Cumhuriyetimiz 100 yaşında. Kutlu olsun.
devamını görPınar Ceylan KAYA
