
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Cumhuriyet, Her şeyden önce varlığınla bizi onurlandırdığını belirtmek isterim. Seni hayatımıza aldığımız günden bu yana ortak sevincimiz oldun ki farklı insanlardan oluşan bizim gibi kalabalık bir ülke için bu çok da alışılmış bir durum değil. Tüm yönetim kararlarını senin şemsiyen altında yaşayan insanların seçtiği vekillerin vermesini istiyorsun, dolayısıyla o ülke halkının. Yıllarca tek kişinin kararları ile yönetilmiş milyonlarca insanın, kendisine danışılabileceğini, kararlarda kendisinin de etkili olabileceğini öğrenmesi onlar üzerinde muhteşem bir etki yaratmış olmalı. Şimdi bizi yönetecekleri seçmek için oy kullanmak sıradan ve doğal hakkımız gibi görünse de yüz yıl önce bu haktan söz etmenin bile tehlikeli olduğu bir düzende yaşıyorduk. Mustafa Kemal Atatürk de aynı düzeni sürdürebilir ve buna alışık olan halk büyük bir olasılıkla itiraz da etmezdi. Oysa o büyük bir cesaret göstererek hem ülkemize seni sundu hem de senin işleyebilmen, köklenebilmen için gerekli sistemleri kurma işini odağına aldı. Köklendin, yüz yıllık aşk oldun bizim için. Ama bizden neler beklediğinin de farkındayız. Yönetim yüz yıldır halkımızda, daha yüz yıllarca halkımızda kalabilmesi için yapmamız gerekenler var. İlk önce her birimizin, büyük bir sorumluluk taşıdığımızı anlamamız gerekiyor. Bu sorumluluğu taşımak, çevre için, ekonomi için, insanlık için en doğru kararları alabilmek demek. Araştırmak, kendisine söylenenlerle yetinmeyip doğrunun peşinde koşmak, okumak demek. Ancak bu şekilde cumhuriyet sağlıklı işler. Okumak keyifle yapılan çok ciddi bir iştir. Okuyalım, soralım, dinleyelim ki sen çok yaşa Cumhuriyet.
devamını görBirsen Ekim ÖZEN
Sevgili Cumhuriyet, 100. yaşını kutluyor olmak ne büyük gurur ve ne büyük mutluluk... Ve biliyorum ki daha çok asırlar kutlanacak. Bugün özgür bir Türk kadını olarak kimseye muhtaç olmadan, vatanımda başım dik, onurlu bir şekilde yaşayabiliyorsam senin ve seni bizlere hediye eden Atatürk'ün sayesinde. Ulu önderim, Başkomutanım, Başöğretmenim ve tüm silah arkadaşlarını, Milli Mücadele ruhuyla tüm emeği geçen şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Hepinizin mekânı cennet olsun Minicik bir çocukken kutladığı bayramlarda kalbi deli gibi çarpan, şimdi yetişkin olan ama aynı heyecanı taşıyan güzel insan, bayramın kutlu olsun. Umudunu, inancını, vefasını hiç kaybetmeyen, sevgiye önem veren, saygıya daha da fazla önem veren, görev ve sorumluluklarını layığıyla yerine getiren, İstiklal Marşı'nı okurken gururu, mutluluğu, duygusallığı aynı anda yaşayıp duyguları birbirine karışan Çılgın Türk senin de bayramın kutlu olsun. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!"
devamını görMeltem Pınar BALTACIOĞLU
Ey bize verilmiş en büyük armağan olan Cumhuriyet! Seni ilelebet, gücüm yettiğince herkese anlatacağım Kadınları nasıl yücelttiğini, çocukları nasıl koruduğunu, hayatımıza neler kattığını... Ne büyük gurur ki 100. Yılına tanıklık edebildim. İlelebet nice 100'lere...
devamını görFatma ŞİMŞEK
CUMHURİYET’TE EMEĞİMİZ VE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR Kurtuluştan kuruluşa Cumhuriyet’te emeği olan kadınların 1850’li yıllardan bu yana süregelen mücadelesinin sayesinde biz kadınlar Cumhuriyet ile var olduk. Cumhuriyet’in harcında yoğrulduk. Kafes arkasından çıkıp aydınlıklara eriştik. İş kadını, doktor, öğretmen, mühendis olduk; kısaca insan sayıldık. Karar mekanizmalarında yer aldık, yaşamlarımız üzerinde birey olarak söz ürettik. Medeni Kanun ile miras hakkından, nafaka ile insan onuruna yakışan sürdürülebilir yaşama; eğitime, ulaşıma ve istihdama kadar yasal mevzuatların koruyucu kalkanı oldu Cumhuriyet bize. Laiklik, muasır medeniyet, Anayasal eşitlik, Medeni Kanun ve birey olma hakları, yani adına kısaca Cumhuriyet kazanımları dediğimiz haklar bizim güvencemizdir. Bu yüzden Cumhuriyet kadın demektir. Ancak bugün kapkaranlık günlerin içinden geçerken Cumhuriyet’e emeği geçen kadınların torunlarına, sizlere seslenmek istiyorum. Sevgili kadınlar, mücadelede yol arkadaşlarım, Cumhuriyet kazanımlarının rahatlığında sandık ki bu düzen hep böyle sürecek. Çok ama çok yanıldık. Anayasa’nın değişmez ilkelerinden Medeni Kanun’da müftüye nikâh yetkisi veren müdahaleye tanıklık ettik. Son 10 yılda kadın mücadelemiz ne yazık ki sadece satıh mücadelesine döndü. Var olanları korumaya yönelik mücadeleyle bugünlere geldik. Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına az bir zaman kala bu kazanımlar üzerinden siyaset yaparken kadınları kullanan siyasi zihniyet şimdilerde tarikatlar, cemaatler, Hizbullah kalıntıları ve baba mirası üzerinde tepinenlerle kol kola bize gelecek vaat ediyor. Kadınlar ve kız çocukları için vaat edilen cennet, aile kurumunun mütemmim cüz’i olma, erken yaşta evlilik, şiddet sonucu katledilme, güvencesiz yaşam hakkı, iş, eğitim ve sosyal hayattan el çektirmeye kadar varan bir dizi erkek egemenliğinin hayalleri. Yani LAİKLİKTEN vazgeçiş. Cumhuriyet mitinglerinden üçüncüsü İzmir’de ve laiklik için yapılmıştı. Düzenleyicisi olarak daha sonra adım “Laikçi teyze” olarak anıldı. O zamanlar laikliğin kazanımlarını net anlamayanlar için bugün altını önemle çizmek istiyorum: LAİKLİK bu ülkenin kadınlarının nefesidir, yaşam garantisidir. Cumhuriyetimizin vazgeçilmezidir. Sokakta yürürken, eğitime erişirken giydiği kıyafetin, yaşadığı özel hayatın sorgulanmasının önünde benttir. “Boş ol boş ol” denilerek bir köşeye atılmayacağı hukuki güvencesidir. Hangi dine, hangi mezhebe ve hangi siyasi partiye mensup olursanız olun LAİKLİĞİN yılmaz savunucusu olun. Demokrasiden çağdaşlıktan vazgeçmeden mücadele edin. Kadınlar için CUMHURİYET kadın mücadelesine inanan ve siyasi kazanımları hayata geçiren Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkmaktır. O zaman da bu zamandır. Unutmayınız ki, mücadele kazandırır.
devamını görCanan GÜLLÜ
