ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • “Türkçem ses bayrağım benim” der Fazıl Hüsnü DAĞLARCA, bu söz benim çok doğru bulduğum bir söz. Ne demeye çalıştığını ben kendimce anlatacak olursam benim çıkarımım şöyledir: Dil de tıpkı bayrak gibi bağımsızlığımızın sembolüdür. Dil toplumu bir arada tutan, milleti millet yapan bir araçtır. Dilimize, bayrağımıza ve en önemlisi ülkemize sahip çıkmaya mecburuz! Bu emanete sahip çıkacak olan biz ve bizden sonraki nesillere tek sözüm ise başka devlet yok, başka dil yok, başka bayrak yok. Bunlar bizim dünümüz, bugünümüz, yarınımız. Nice 100. yaşların olsun CUMHURİYETİMİZ. Daima ileriye...

    devamını gör
    Buket YILDIRIM AKAR
  • “ÇAĞDAŞ UYGARLIĞI YAKALAMAK VE AŞMAK” İnsanlık tarihinde 100 yıl çok kısa ve düz bir yoldur. Ama bir devlet için yeterince uzun ve karmaşık ayrıntılarla, güçlüklerle doludur. Elbette o ayrıntılarda birtakım anlaşmazlıklar veya görüş ayrılıkları olsa bile Cumhuriyet’e giden yolu açan bağımsızlık savaşına katılan kahramanların fedakârlıkları ve efsanevi zaferleri sonsuza kadar unutulmayacaktır. Aynı şekilde kurtuluşun ve kuruluşun öncü lideri ile kahramanlar kuşağının mirası ulusal ve evrensel değerler, 100 yıl sonra canlılık ve geçerliliklerini koruyabiliyorlarsa bu muhteşem bir kadirbilirliktir. Rütbe ve makam farkı gözetmeksizin, kadın-erkek-çocuk ayırımı yapmaksızın her birine ayrı ayrı şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Cumhuriyetimizin aziz yurttaşları her geçen yıl yenilenen ve güçlenen bir bağlılıkla vatanın özgürleştirilmesi; ulusal ve evrensel değerleri koruma ve inşa sürecinde sorumluluk alma gayretlerini sürdüreceklerdir. Türk Milli Mücadelesi’nin ve Türk aydınlanmasının en büyük eseri “Türkiye Cumhuriyeti” üzerine düşünürken (muhasebe yaparken) bütün yaşananların, her şeyiyle “bizim tarihimiz” olduğu hakikatine kendimizi alıştırmalıyız. 100 yıllık zaman diliminde cumhuriyetimizi yöneten hükümetlerimizin büyük meziyetleri kadar kimi önemli kusurları da olduğunu biliyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yurttaşlar olarak farklı inançlarımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz vardır ve olacaktır; ama hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Cumhuriyetimizin 100 yıl önce kuruluş sürecinde belirlenen stratejik hedeften hiçbir şekilde sapma gösterilmemelidir. Kurucu liderimiz Kemal Atatürk’ün özgün anlatımıyla “çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak” olarak gösterilen bu stratejik hedef titizlikle sürdürülmelidir. Ancak bu stratejik hedeften ayrılmadan bütün yurttaşlarımızın insan haklarına dayalı bir hukuk düzeninde yaşaması herkes için erişilebilir kılınabilir. Cumhuriyetimizin ikinci 100 yılında “geniş” düşünen, “bol” üreten ve adaletine “güvenilen” bir cumhuriyetin yurttaşları olmak bize daha çok yakışacaktır.

    devamını gör
    Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
  • Cumhuriyet milletin söz sahibi olduğu, kararlarda en azından oy vererek yetki verdiği sistem. Ancak bu "demokrasi" ile. taçlandırmak gerek, insanların birbirlerinin düşünce ve yaşantılarına saygılı olmayı emreder (adabımuaşerete dikkat ederek). Kendisi kadar karşısındaki insanın da hakkı olduğunu kabul eder, etmelidir. 100.Yılını idrak ettiğimiz güzel ülkemizde Atatürk'ün dediği gibi "muasır medeniyetler seviyesine, hatta daha üstüne çıkmamız lazım. Yine Atatürk "istikbal göklerdedir" sözünü içimizde hissetmemiz, sanayileşme ve refahı artırmamız, bağımsızlık için çalışmamız lazımdır, Türk milleti asla mandacılığı kabul etmez, etmeyecektir. Nice yüzyıllara!

    devamını gör
    Aydın Kaboğlu
  • İlkokuldayım. Kışları sert geçen, karın altı ay kalkmadığı bir Doğu Anadolu şehri. Derslerde çok sıkılıyorum ve pek bir şey anlamıyorum. Dünyanın sıkıcı bir yer olduğunu düşünüyorum. Kara tahtanın üzerindeki Atatürk portresine bakıyorum durmadan. Onun kim olduğunu henüz tam anlamış değilim ama o yeşil ağırlıklı görünen resimde bir şey var. O gün adını bilmediğim sonrasında “yücelik” olarak tanımlayabileceğim bir şey. Benim için o soğuk, bunaltıcı sınıftan kaçmak için bir kapı gibi o resim. Beni çağıran, daha büyük bir dünyaya, daha yüce şeylere çağıran bir kapı. Ona baktıkça Atatürk de beni izliyor, anlıyor, yalnız değilmişim gibi hissediyorum. Öğretmenimiz soruyor: Atatürk bize neyi hediye etti? Hep bir ağızdan çatlayan seslerimizle yanıtlıyoruz: Egemenliğimizi! Egemenlik nedir bilmiyorum… Ama önemli bir şey olduğunu seziyorum. Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılında çocuk aklımla sezdiğim o “yüce”liğin gerçekte ne olduğunu artık çok iyi biliyorum. En büyük hediyenin egemenliğimiz, Atatürk’ün bu topraklara verilmiş en büyük hediye olduğunu biliyorum… Minnetle saygıyla anıyorum…

    devamını gör
    Handan AKDEMİR