ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Bugün Cumhuriyet'in 100. yüzyılını doldurmasına günler kala, Atatürk'ün bu sözünü o kadar iyi anladım ki. Daim olması gereken cumhuriyettir, adalettir, özgürlüktür, hürriyettir. Evet size diyorum, şu anda bunu okuyan genç nesiller asla bunlardan vazgeçmeyin. Ve unutulmamalı ki baki olması gereken devlettir, gelip başa geçen memurlar değil. Ne zaman ki umudunuzu kaybettiniz işte tam da o anda geçmişinize, atalarınıza bakın. Mete Hanlar, Sultan Alparslanlar, Fatihler, Kanuniler, Atatürkler, Sabiha Gökçenler, Nene Hatunlar, bu sıra böyle uzar gider, bizden başka dostumuz yok, bizi bizden ileriye taşıyacak biziz, yeni nesil sizlersiniz. Okuyun, çalışın ve vazgeçmeyin. Çünkü Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Ben Sude Nur Aydemir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin en iyi yerlere gelmesi için çabalayacağıma söz veriyorum. VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

    devamını gör
    Sude Nur AYDEMİR
  • Seni ne zorluklarla kazandığımızı bilsen ah canım Cumhuriyet. Bir vatan sevdasının insanın tüm hayatına ilmek ilmek nasıl işlediğini, yüz yıl sonra bile göğsümüzü kabartan bu duygunun tarifini yapabilmenin ne denli zor olduğunu keşke anlatmaya kelimeler yetse. Bir cumhuriyet kadını olarak hâlâ okunan her İstiklal Marşı'nda gözlerim doluyor. Bayrağımı her gördüğümde tarifsiz bir kıvançla donanıyorum. İşte diyorum; Nene Hatunların, Kara Fatmaların, Eliflerin yattığı yer şimdi rahat. Daha büyük şevkle sarılıyorum işime, gücüme. Daha yüksek sesle savunuyorum haklarımı. Çünkü ben bir Cumhuriyet kadınıyım. Her karışı benim atalarımın kanları, her tarafı benim ninelerimin dualarıyla dolu bu vatanın. Bu vatan benim, bu Cumhuriyet benim. Mustafa Kemal'in emanet ettiği o meşaleyi taşıyan o el benim. Adını her duyduğumda gözlerim dola dola seni yaşatmaya içimden antlar içen o Cumhuriyet kadını benim. Sen çok yaşa. Sen hep yaşa.

    devamını gör
    Elçin Tuğçe AYAN
  • Bu mektubu yalnızca Cumhuriyet'e değil, binbir emeklerle kuran sevgili Ata'm için de yazıyorum. Bizlere sevgiyi, saygıyı, birliği, dirliği, vatana, millete, kadınlara, çocuklara değer vermeyi öğreten; ve en çok da ulusuna kaliteli bir yaşam sunan, verdiği tüm değerlere ulus çapında özel günler hediye eden okyanus gözlü canım Ata'ma bir teşekkürü borç bilirim... Yine Ata'mın kurduğu Cumhuriyetinde, çocuk seslerinin neşeyle yankılandığı, kendilerine ait özel bir gün bahşedildiği muazzam günlerden birisi bu gün 23 Nisan. Tıpkı onun sevdiği gibi şimdi onun çocukları onun ülkesinin her yerini gökkuşağına çevirdi, her yeri cıvıl cıvıl ve her yerde çocuklarının sesleri kuşların şarkılarına karışıyor... Ata'ya minnettarlıklarını ona özel müsamereler hazırlayarak, onu en güzel şekilde; özlemle anarak kutluyorlar... Namı, statüsü, yaptığı herşeyi tüm dünyanın kıskandığı mavi gözlü devim canım ATA'M... İzinden gittiğimiz ayak izlerimizin silinmesine asla izin vermeyecek ve milletimizin birliğini bozmaya çalışanlara ise Türk milleti olarak asla izin vermeyeceğiz... Her kurduğun günlerde yine, yeniden seni saygı, özlem ve hasretle anacak, sana olan sevgimiz daha da daha da katlanarak artacak... Ruhun şâd olsun canım ATA'M. Kabrin nurla dolsun. Ruhun hep rahat olsun çünkü senin de dediğin gibi; Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır! Çocukların senin nasihatlarını hep dinleyecek ve sözlerini tutacaktır. Yaşasın CUMHURİYET! Yaşasın ülkem! Ne mutlu TÜRK'ÜM diyene!...

    devamını gör
    Gözde KARADAĞ
  • Cumhuriyet kelimesi Arapça “halk” manasına gelen bir sözcükten türetilmiş. Ve ben, bu “orijininde” Arapça olan kelimenin, sözlük anlamının ötesindeki gerçek manasını, Arap dünyasında, bilhassa da bir kadın olarak geçirdiğim yıllar boyunca ve sonrasında anladım. Cumhuriyet, Türkiye’de inşa edildiği haliyle, ilkokuldan beri zihinlerimize nakşedildiği en basit haliyle halkın kendi kendini idare etmesinden öte bir kavram. Siyasi gücün bir ailenin elinde değil, halk ve temsilcileri tarafından paylaşılıyor olmasının da ötesinde. Sahip olduğu şeyin değerini, onu kaybedince daha iyi idrak ediyor insan. Bizler aslında, en azından şu an için, kaybetmedik. Ancak kaybedenlerin veya ona hiç sahip olmayanların arasında yaşamak da elinizdekinin kıymetini ve ona sahip çıkmanın önemini anlamanızı sağlıyor. Cumhuriyet de benim için öyle oldu. Ben uzunca bir süre bir Arap ülkesinde yaşadım. Orada, başka Arap ülkelerinin halini öğrendim. Araba kullanma cüretini gösterdikleri için mahkemeye verilen, işlerini kaybeden kadınlarla tanıştım. Yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım ve hissettiklerim, cumhuriyetin bilhassa laiklik ve kadın hakları temelinde ne büyük kazanımlar getirdiğini görmemi sağladı. Ortadoğu’nun başka bir Atatürk’ü olmadı. Bölgede Atatürk’e ve reformlarına hayran olan, onları kendi ülkesine adapte etmek isteyen liderler oldu. Ancak hiçbiri Atatürk çapında bir devrim yapamadı. Bunun için elbette iç-dış koşulların müsait olması, biraz da talihin sizden yana olması gerekti. Ancak yine de cesaret gerekti, vizyon gerekti. Atatürk’te diğer her şeyin ötesinde o cesaret vardı, o vizyon ve misyon vardı. Bugün zorunlu başörtüsü kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle gencecik bir kadının gözaltına alındığı ve polis nezaretinde hayatını kaybettiği İran, daha birkaç yıl öncesine kadar kadınların araba kullanıp kullanamayacağının tartışıldığı Suudi Arabistan veya yabancı bir erkekle evlenen Katarlı annenin, çocuğuna vatandaşlığı geçiremediği Katar -ve diğer Körfez ülkeleri- ile aynı klasmanda değilsek, bunu Atatürk’ün kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyet’e borçluyuz. Ve ben yalnızca bunlar için bile ona minnettarım.

    devamını gör
    Feyza GÜMÜŞLÜOĞLU