
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Merhaba, Cumhuriyet'in bekçileri!!! Cumhuriyet'imizin 100.yılını doldurduk, dilerim ki Atamız'ın yolundan hiçbir zaman ayrılmayız. Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını anlar ve onun fikirlerini esas alırız. Bizim asıl görevimiz Türkiye Cumhuriyet'ine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e layık bir Türk olmaktır. Kendinize yeterince inanırsanız bu görevi başarıyla tamamlayacağınıza eminim. Elbet zor dönemlerden geçeceksiniz, karanlıkta bir mum ışığına muhtaç kalacaksınız ancak umudunuzu kaybetmediğiniz sürece o karanlığı aydınlatan yine sizler olacaksınız. Unutmayın ki sizler Türkiye'nin ışığısınız!
devamını görEsra AYDEMİR
Bu yıl apayrı bir coşku var ülkemde. Günler öncesinden bayraklarla donanmış camlar, balkonlar. Her yer al bayrağım... Gün geçtikçe yüce Atatürk'ün ne kadar büyük işler başardığını, nasıl yüz yıl ötesini görüp de bize nasihatler ettiğini daha iyi anlıyorum. Umarım ulu önderimiz ışığında Türkiye'nin Cumhuriyet'le bezenmesi için canını, malını, gençliğini, geleceğini feda eden o yüce gönüllü atalarımıza layık olabileceğimiz nice 100 yıllarını görelim Cumhuriyet. İyi ki doğdun iyi ki varsın, ilelebet yaşa Cumhuriyet! ♥️
devamını görSıla Gizem KIRATLI
Kelimeler yetmez senin atalığına önderliğine. Senin sayende bu ülkedeki insanlar rahat. Senin sayende özgür. Biliyorum biliyoruz hiç bir insan ölümsüz değildir ama sen ölümsüz olmalıydın, hep var olmalıydın...
devamını görElif
İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.
devamını görTahir Musa CEYLAN
