
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyet demek; özgürlük, demokrasi, eşitlik demek. İnsanların birbirine karşı saygı duyması, saygının oluşturacağı zeminle sevginin kalplere nakşedilmesi demektir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ilan ettiği Cumhuriyet'i tüm olumsuz koşullara rağmen korumak, ülkemizde ırk, din, dil, mezhep fark etmeksizin herkesin borcu olmalıdır. Ama en önemlisi de korumak için de Cumhuriyet'in anlamını, özünü tüm benliğimizle idrak etmemiz gerekir. Bunun için de geçmişten günümüze gelen tarihimizi az çok bilmemiz gerekmektedir. Gerekmektedir ki iç ve dış oyunlara karşı her daim önlem alıp Cumhuriyet'i koruyabilelim. Niye başka bir rejimle değil de Cumhuriyet ile yönetiliyoruz diye hayıflananlar var ise geçmişte neler yaşandığını araştırıp okusunlar, başka ülkelerin idari resimlerine baksınlar. İncelenip, araştırılıp okunduğu zaman Cumhuriyetin ne kadar değerli bir rejim olduğunun farkına varabilirler. Biz insanoğlu bir şeyin ne kadar değerli olduğunu ancak elimizden alındıktan sonra kavrayabiliyoruz. Önemli olan elimizde avuçlarımızda iken ne kadar değerli olduğunu kavrayabilmek. Onu koruyabilmek. Örneğin; elinizde sırça bir kadeh tutarken onunla oradan oraya koşturup onun kırılmasına müsaade etmezsiniz değil mi? Etmezsiniz. Peki onlarca şehit verilmiş, neredeyse her milimetresinde şehitlerimizin kanı olan bu ülkenin, küllerinden tekrar doğması demek olan Cumhuriyet'i de aynı özenle her daim korumamız ve yaşatmamız gerekmez mi? Umarım nice yüzyıllar boyunca şah damarımız kadar önemli olan Cumhuriyetimizi yaşatmayı başarabiliriz. Son olarak ise Cunhuriyetimizin 100. senesi kutlu olsun.
devamını görDuygu KELEŞ
Bu dünya düzeninde 100. yılımızı kutlayıp ikinci yüzyıla vardığımız bu dönemde, Bu vatanın neden zorluklarla Yüzyıl önce inşasına başlamış olduğunu daha iyi kavrayabilmemiz gerekiyor! Bu kutlu mutlu günü büyük bir coşkuyla kutladık. Birlik olduk, Sevgi seli olduk, Yollara taştık... Türkiye'nin dört bir yanında coşkuyla kutladık! Kimimiz atamızın huzuruna çıktı, Ziyaretine gitti. Kimimiz gerçekleştirilen coşkulu kutlamalara katıldı. Kimimiz çalıştığı yerden kalben o kutlamalara katıldı. Kimimiz evinden çıkamadı, ekranlardan seyretti, coşkuyla kalben o kutlamalara katıldı! Herkesin içinde o coşkuyla birlikte tek bir düşünce belirdi eminim: Türkiye Cumhuriyeti ilelebet kıyamete kadar Payidar kalsın! Bu birlik beraberliği her daim ayakta tutmak hepimizin elinde! Gelecek nesillere daha iyi bir Türkiye Cumhuriyeti inşa etmek boynumuzun borcu! Birlik beraberlik içinde laikliğe sahip çıkmalıyız. Özgürlüğün simgesi Laiklik! Ve Atamız Mustafa Kemal Atatürk ilkelerinin izinden ayrılmamak.
devamını görHicran ERTÜL
Sevgili Cumhuriyet, 100. yaşın kutlu olsun. Bu yaşa gelmek kolay olmadı, biliyorum. Neredeyse yarısına ben de şahidim. Bunca güçlüğün içinden geçip bugünlere gelmeni Türkiye’nin sana duyduğu sevgiye ve ilkelerine bağlılığına borçluyuz. Biliyoruz ki bizi bir arada tutan sensin ve ne olursa olsun her zaman elimizde sahip çıkmamız gereken Cumhuriyetimiz var… Ve biliyoruz ki sen, Türkiye toplumu olarak bizim en büyük eserimizsin. Bugün ne kadar beğenmesek, eleştirsek de sahip olduğumuz hayatı sana, sana verdiğimiz emeğe, duyduğumuz bağlılığa borçluyuz. Türkiye, Cumhuriyet’inden ayrı düşünülemez. Seni o kadar sevdik ki Yaşar Kemal’in tabiriyle “bin çiçekli bir bahçe” olan Anadolu senin değerlerine olan bağlılığı sayesinde bugünlere kadar birlikte gelebildi. Özgürlük ve demokrasinin, insanca bir yaşamın istisnasız herkes için geçerli olacağı bir gelecek ümidini hiç yitirmedik. Nuri Bilge Ceylan’ın tabiriyle “yalnız ve güzel ülkemize” duyduğumuz sevgiyi koruduk. Koruduk, çünkü biliyoruz ki bu ülke kolay kurulmadı. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in yanında yer alıp yok edilmeye direnen millet, Cumhuriyet’le hak ettiği haklara ve değere sahip oldu. Cumhuriyet, Anadolu insanının hayatını değiştirdi ve onu medeni uluslar istikametinde bir yolculuğa çıkarttı. Bu topraklarda tüm egemenliği kayıtsız şartsız millete verme fikri seninle kalıcılaştı. Mustafa Kemal’in benimsediği Cumhuriyet ideali, yine onun ve kuşağının cesareti, dehası sayesinde gerçeğe döndü. Cumhuriyet’i ilan eden Atatürk’tü, yaşatan ise onun ilkelerine sahip çıkan Türk milleti oldu. Yüzyıllardır İslami kurallarla yaşayan Anadolu’nun Müslüman toplumları laiklik sayesinde çağdaş düşüncelere, akla ve bilime yöneldi. Bilimsel düşünce ve laikliğin hayatımızda iki büyük etkisi oldu. Eğitim ve kadın hakları. Bence Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük devrimleri bunlar. Toplumun yarısını oluşturan kadınlara yüzlerce binlerce yıllık geleneklere karşı çıkarak özgürlüğün kapısını açması. O özgürlükler ki aradan geçen yüz yıllık zamana rağmen hâlâ tam anlamıyla içimize sindiremedik. Ama bu sayede milyonlarca kadın, erkeklerle aynı saflarda hayata katılabildi. Özgür ve güçlü bireyler oldu, topluma, ailelerine ve kendilerine yararlı insanlar olarak Türkiye’nin en büyük gücünü oluşturdu. Eğitimin yaygınlaşması ise eşitsizliklerin pençesindeki bir toplumda en önemli umut ışığı oldu. Akıllı, çalışkan milyonlarca Anadolu çocuğu Cumhuriyet’in okullarında iyi bir eğitim alıp meslek sahibi oldu. Anadolu’nun ücra bir köyünden çıkıp bu ülkede profesör, Cumhurbaşkanı olmak bugün hâlâ geçerli olan Cumhuriyet mucizelerinden biri. Şimdi senin yeni yaşını kutlarken her zamankinden daha heyecanlıyız. Sanki bütün evlatların senin kıymetini aynı derecede bilmiyor gibi. O nedenle başkaları adına da sana sahip çıkmaya, senin değerlerini yaşatmaya devam ediyoruz. İyi ki varsın Cumhuriyet. Daha nice yüzlü yaşlara…
devamını görCem ERCİYES
“İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ
devamını gör
Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.
Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.
Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.
1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.
1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.
Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.
12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.
Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?
Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.
Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.
Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.Rıza TÜRMEN
