
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Mavi gözlü Başbuğun en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında, kuruluş felsefesinin ve ilkelerinin değerini ve önemini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Bu sebepledir ki Cumhuriyete ve Atatürk'ümüze özlemimiz ve minnetimiz her geçen gün daha da artmakta. Bunu anlamakta zorlanan var ki Atatürk ve Cumhuriyet bizim için yalnız isim değil; onlar ilkedir, özgürlüktür, idealdir, bağımsızlıktır, ülkedir ve bizim için bir medeniyettir. İstiklal Savaşımızın muzaffer Başkomutanı Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK, isteklerimiz olmuyor belki, hayallerimiz gerçekleştiremiyoruz kurduğun ülkede ama biz biliyoruz ki herkesin bıraktığı noktada, en yakınlarının bile bu iş bitti buraya kadarmış dediği yerde, cihanda emsali görülmemiş zaferlerin sahibi oldun... Sen bize umutsun, sen bize ufuksun, sen bizim gökyüzümsün. Sana ant olsun, şart olsun ki kurduğun Cumhuriyete her yönüyle sahip çıkacak, hedef gösterdiğin uygar ülkeler seviyesine çıkarmak ve payidar kılmak için çok çalışacağız...
devamını görDoğal DEMİRTAŞ
Cumhuriyet’e mektup yazmaya karar vermek kolay olsa da yazmak hiç de kolay değil. Bu ülkede yaşayanlar için Cumhuriyet, yüz yıldır kitabi tanımının çok ötesinde anlamlara sahip. Yüz yıl öncesinden bugüne bakan bir liderin, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının ötesine uzanan değerleri bir araya getirdiği bir hayal! Ve yüz yıldır o hayal, zengin-yoksul, genç-yaşlı, kadın-erkek fark etmeksizin bu topraklarda yaşayan, bu topraklara ayak basan herkesin, hepimizin kişisel tarihinin asıl yazarı oldu. İşte her şeyden öte bu yüzden Cumhuriyet'i yazmak, bir roman karakterinin ona can veren yazarını anlatmaya çalışması gibi zor. Ancak tek bir kelimeyle bu yüzyılı ve bundan sonraki yüzyılı bir kavramla eşleştirecek olsam “refah” derdim. Çünkü Cumhuriyet sadece fakir bir halkın kendi kendini yönetmesi değil, fırsat eşitliğine sahip bir milletin üretip, kazanması ve ben yaşadım demesi için bir zemin. Kurduğu fabrikalarla, okullarla, mahkemelerle, yollarla, kısacası ürettiği ve öğrettiği tüm değerlerle bize refah içerisinde yaşamayı öğretendir cumhuriyet. Şimdi ondan öğrendiğimiz doğruları daha fazla anlamaya, yüzyıllar sonrasına aktarmaya çalışmanın zamanıdır. Şimdi onunla bulduğumuz doğru yolu takip etmenin, o yolun zorluklarına hiç bıkmadan, usanmadan göğüs germenin zamanıdır. Yüz yılın sonunda, bundan yüz yıl sonrasına bu değerleri taşımayı başarmanın, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize sunduğu o mutlu ve güçlü ülke hayali için hiç durmadan çalışmanın zamanıdır. Geleceği, cumhuriyetin yarattığı yüz yılın ışığında aramanın zamanıdır. Bu coşkuyu yitirmeden, Atatürk’ün söylediği gibi tüm dahili ve harici düşmanlara, bizi bu hayali kurmaya devam etmekten alıkoymaya çalışanlara inat refaha, özgürlüğe ve cumhuriyetin değerlerine sahip çıkma zamanıdır.
devamını görOğuz DEMİR
Eyy yüce CUMHURİYET! Öyle güzel geldin ki 1 asır devirdin. Şanına layık bir Türk ordusu karşılamaya geldi seni. Uyan bak şimdi Cumhuriyet'in kahramanları! Bugün görmediğiniz bizler için kimseye yâr etmediğiniz bu topraklarda, yine tam da bu toprakların üzerinde 100. yılı kutluyoruz şimdi. Gözlerimiz yine o günkü sevinç yaşıyla dolu. Gururumuz o günkü gibi taptaze. Ümidimiz sönmeyen bir mum, inancımız Ata'mızdan yadigâr. Yüreklerimiz düşmanı kovalayan halkın cesaretinde... Aldık Şerife Bacı'nın yükünü, yolumuz İstiklal oldu. Eyy CUMHURİYET! Sen adını bile bilmediğimiz nice kahramanlarımızın hatırına hep yaşa. Seni omuzlarımızda parlayan bir yıldız gibi her daim göklere çıkaracağız, öyle sonsuz ki bu gökler, ilelebet sürecek.
devamını görEsra MERİÇ
“ÇAĞDAŞ UYGARLIĞI YAKALAMAK VE AŞMAK” İnsanlık tarihinde 100 yıl çok kısa ve düz bir yoldur. Ama bir devlet için yeterince uzun ve karmaşık ayrıntılarla, güçlüklerle doludur. Elbette o ayrıntılarda birtakım anlaşmazlıklar veya görüş ayrılıkları olsa bile Cumhuriyet’e giden yolu açan bağımsızlık savaşına katılan kahramanların fedakârlıkları ve efsanevi zaferleri sonsuza kadar unutulmayacaktır. Aynı şekilde kurtuluşun ve kuruluşun öncü lideri ile kahramanlar kuşağının mirası ulusal ve evrensel değerler, 100 yıl sonra canlılık ve geçerliliklerini koruyabiliyorlarsa bu muhteşem bir kadirbilirliktir. Rütbe ve makam farkı gözetmeksizin, kadın-erkek-çocuk ayırımı yapmaksızın her birine ayrı ayrı şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Cumhuriyetimizin aziz yurttaşları her geçen yıl yenilenen ve güçlenen bir bağlılıkla vatanın özgürleştirilmesi; ulusal ve evrensel değerleri koruma ve inşa sürecinde sorumluluk alma gayretlerini sürdüreceklerdir. Türk Milli Mücadelesi’nin ve Türk aydınlanmasının en büyük eseri “Türkiye Cumhuriyeti” üzerine düşünürken (muhasebe yaparken) bütün yaşananların, her şeyiyle “bizim tarihimiz” olduğu hakikatine kendimizi alıştırmalıyız. 100 yıllık zaman diliminde cumhuriyetimizi yöneten hükümetlerimizin büyük meziyetleri kadar kimi önemli kusurları da olduğunu biliyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yurttaşlar olarak farklı inançlarımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz vardır ve olacaktır; ama hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Cumhuriyetimizin 100 yıl önce kuruluş sürecinde belirlenen stratejik hedeften hiçbir şekilde sapma gösterilmemelidir. Kurucu liderimiz Kemal Atatürk’ün özgün anlatımıyla “çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak” olarak gösterilen bu stratejik hedef titizlikle sürdürülmelidir. Ancak bu stratejik hedeften ayrılmadan bütün yurttaşlarımızın insan haklarına dayalı bir hukuk düzeninde yaşaması herkes için erişilebilir kılınabilir. Cumhuriyetimizin ikinci 100 yılında “geniş” düşünen, “bol” üreten ve adaletine “güvenilen” bir cumhuriyetin yurttaşları olmak bize daha çok yakışacaktır.
devamını görProf. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
