
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Karanlığın üzerine her gün doğan güneştir Cumhuriyet! Ülkemizin başına gelen en güzel şeydir. Bir Türk kadını olarak her zaman cumhuriyeti yaşayıp yaşatmaya devam edeceğim. Umarım 150-200 yıllarını da görür, nesilden nesle taşımaya devam ederiz. Son zamanlarda çok zorluklar çekiyoruz ama inşallah bu mektup açıldığında bu zorlukları atlatmış, ülkece güzel zamanlara gelmiş oluruz. Bizleri cumhuriyet çocuklarını, Atatürk sevgisi ile kalbi dolup taşanları çok seviyorum, iyi ki varız. Ne Mutlu Türküm diyene!
devamını görDamla ÖZDEMİR
29 EKİM 1923'ten bugüne 100 yıl geçmiş. Bu döneme denk gelmiş hayatım için çok mutlu ve gururlu hissediyorum. Yüzyılda ilerleyişin ve bağımsızlığın ilelebet devam etmiş olmasından dolayı çok mutluyum ve devam etmesi için kanımın son damlasına kadar çalışacağım. Daha nice nice yüzyıllara, ne mutlu Türküm diyene! Bugün için minnettar olduğumuz kurucumuza, Sayın ATAM'a ve bugünlere gelmemize destek olan tüm liselerimize teşekkür ederim. İyi ki doğdun Cumhuriyet!
devamını görElif BÜYÜKKALKAN
Koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nun varisi Türkiye Cumhuriyeti bugün 100. yaşında. Türk milleti olarak hepimiz çok coşkuluyuz. Ne mutlu Türk'üm diyene!
devamını görDağhan Ulaş YALIN
“İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ
devamını gör
Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.
Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.
Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.
1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.
1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.
Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.
12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.
Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?
Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.
Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.
Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.Rıza TÜRMEN
