
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Cumhuriyet, Yüzüncü yılında bütün ışığınla yolumuzu aydınlatmaya devam ederken, bu çaresiz, üzgün ve bitkin gençliğinin yola devam etmesini sağlayan, Ata’mızın ruhunu varlığımızın en derininde hissetmemize olanak veren varlığın damarlarımızda akan asil kanın gururudur. Bu vatanın her köşesini seven ve bu vatandan vazgeçmemeye ant içmiş olan bu gençliğin tek umudu, değeri sensin. Varlığın bu milletin en kıymetli duygularını, memleket sevincini ve sadakatini pekiştirmek yolunda en önemli birleştirici etmendir. Bu topraklarda Atamızın ışığıyla, ruhuyla, gücüyle yaşayan her bir birey olarak sana ebediyeti borçluyuz. Emanetimiz emanet olarak kendini devam ettirecek, gelecek nesillerin yol haritası olmaya bütün umutsuzluklara rağmen devam edecek. Bu vatanın evlatları geleceğini, gününü ve umudunu sana borçlu. Türk milleti Atatürk’ün ışığında sonsuz bir sevgiyle sana muhtaç ve sensiz yapamayız. Cumhuriyet ruhu sen çok yaşa!
devamını görMine FIRAT
Sayın Cumhuriyet, Bir kadın olarak özgürce yaşayabiliyorsam, seçme ve seçilme hakkına sahipsem, değerliysem, en başta seni bize kazandıran Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına minnettarım. Yaşasın Cumhuriyet! 100.Yılımız kutlu ve mutlu olsun. Saygılarımla.
devamını görGülderen OĞUZHANOĞLU
Cumhuriyet’e Mektup
devamını gör
Bir hayalim var! Toplumun farklı kesimleri olarak neleri ortaklaşa sahipleneceğimiz konusunda bir asgari müşterekler zemini oluşturup mutabakat sağlayalım. Orta Asya’daki anaerkil köklerden başlayıp Anadolu’ya geliş ve sonrasında beylikler, Selçuklu ile Osmanlının Asurlular, Sümerler, Hititler, Frigler, Luviler, Karyalılar, Kommageneler, Likyalılar, Lidyalılar, Truvalılar, Bizanslılar ve saymadığım bir dolu halkın torunları ile karışarak dünyanın en katmanlı kültürel, etnik yapısını oluşturmuş olmaları müthiş bir zenginlik. Yelpazesi çok geniş bir melezlikten bahsediyoruz ama bunu bir avantaj olarak göremeyen iktidarlarla yönetildik 1950’lerden beri.
Başa gelen her iktidar kendi ait olduğu demografik kesiti kayırmayı amaç edindi ve hiçbir iktidar asgari müşterekler için gerekli çabayı göstermedi. Her gelen bir öncekinin inşa ettiği duvarı yıktı ve kendi duvarını inşa etmeye başladı. Yapılması gereken inşa edilmiş duvarları yıkmadan onların üstüne eklemek idi, bu sayede büyük ve sağlam bir duvarımız olacaktı. Birçok açıdan ileri gitmiş ülkelere baktığımızda solcusu, sağcısı, liberali, muhafazakârı, mutaassıbı, demokratı, yeşilcisi, aktivisti, vb. kim iktidara gelirse gelsin genel gidişatın aksamadığını görüyoruz. Bunun nedeni asgari müşterekler konusunda uzlaşılmış ve Türkçede karşılığı olmayan bir kavram olan “legacy”nin yıkılmayacak bir şekilde inşa edilmiş olması. Legacy, nesiller boyu süren ve değişmeyen uzun vadeli ortak miras anlamına geliyor; halbuki bizdeki miras kavramı tek nesil, dönem, devir süren ve kamusal olmak yerine bireysel ve kadük bir mefhumdur. Mesele iyice kişiselleştirildiği için, miras bizde ittifaka zemin sağlamaz, aksine ciddi kavgalara yol açar; çünkü paydaş olan herkes üstüne alın terini dökmediği, bir başkasının çabası ile oluşmuş birikimden en büyük payı kapmak hırsındadır.
Kültür olarak müştereklere verilen desteğin, emeğin; toplumu oluşturan her bireye bir artı olarak geri döndüğünü kavrayabilmiş değiliz. “Memleketi ben mi kurtaracağım?” zihniyeti olduğu sürece bunu idrak etmemiz zor görünüyor. Ya kim kurtaracak, dünyanın her yerinde şirketleşmeye başlayan ve vergisini aldığı vatandaşa değil kendilerine çalışan idari yapılar mı? Hiç sanmıyorum. “Askıda” diye güzel bir geleneğimiz var, kim olduğunu bilmediğin birileri için ortaya bir destek atıyorsun, ihtiyacı olan birileri de bunu anonim olarak kullanıyor. Bu ve imece geleneği sivil toplum dayanışmasının çok güçlü örnekleri. 2023 depremi sonrasında ülkedeki sivil dayanışmanın ne derece iyi işleyebildiğini, toplumun nasıl hızlıca ve tesirle bir araya gelebildiğini gördük. Bizim bir araya gelmemiz, seferber olmamız için neden ille de bir felaket gerekiyor?
Gündelik yaşamımızda da dayanışma kültürü geliştirsek, birbirimizin farklılıklarına saygı duysak, çalışkanlığı alışkanlık haline getirip işbirliğinde liyakat ve sadakati benimsesek; toplumu bir arada tutmakta en önemli değerlerden olan güven duygusunu inşa edeceğimize ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında önümüzdeki engelleri bertaraf edeceğimize inancım var. Ne de olsa buraları medeniyetin doğduğu topraklar!Murat GERMEN
İkinci yüzyılda tüm halkımızla Cumhuriyete sahip çıkıp, ülkemizi layık olduğu ileri düzeye çıkarmak için Türk halkının canla başka çalışıp uluslararası düzeyde yerini alması ve uzay çağına, bilime önem vererek ayak uydurması dileğimdir.
devamını görMehmet ÖZDEN
