ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Sevgili Cumhuriyet, bu mektup sana: Sen benim kalbimdesin. Sen bizi yaşattın, biz de seni yaşatacağız. Cumhuriyet kaybedilmeyecek! Seni bize kazandıran kişi Atatürk, Atatürk'e çok fazla teşekkür borçluyuz. Sen bize Cumhuriyet'i verdin, biz de sana kalbimizi verdik. 29 Ekim'de seni kutlayacağız. Gözün arkada kalmasın Cumhuriyet!

    devamını gör
    Betül Sena GÜNEŞ
  • Birçok medeniyetin merkezi olan bu coğrafyada, varoluş mücadelesi veren “Şu Çılgın Türkler” muhteşem bir cumhuriyeti gelecek nesillere yol gösterecek şekilde kurdular. Cumhuriyet’in manası bu toplum için: Ahenktir Kültürdür Birlikteliktir Öznesinde tüm bireylerin eşit olduğu, hak ve özgürlüklerin bir potada piştiği, hür iradenin hürriyetini bulduğu sistemdir Cumhuriyet. Geçmişte görünmez olan kadının öne çıkmasıdır Cumhuriyet. Anadolu’nun kadim dinlerinin hoşgörüsüdür Cumhuriyet. İlim ve inovasyonun buluştuğu yerdir Cumhuriyet. Yaşamaktan onur ve gurur duyduğum yerin rejimidir Cumhuriyet. Bu değerlerle gelecek nesiller yetiştirme görevi olan toplumdur Cumhuriyet. İyi ki sahiplerin var. İyi ki varsın Cumhuriyet. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun, nice 100 yıllara.

    devamını gör
    Cengiz KAYA
  • Sevgili Türkiye Cumhuriyeti, sana bu satırları birinci yüzyılını kutlamak ve seninle ilgili duygularımı paylaşmak için yazıyorum. Kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki ilk yüz yyıl kutlamasına şahit olacağım. Şükranlarımı ;Cumhuriyeti bizlere büyük emeklerle bir yaşam biçimi olarak emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve ona eşlik eden, tüm emek veren asker,sivil büyüklerime sunuyorum. Ben Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği bir Cumhuriyet kadını olarak, seni koruyacağıma, savunacağıma, benden sonraki nesillere doğru aktaracağıma söz veriyorum. Kuruluştaki çizginden ayrılmadan, değerlerini kaybetmeden zamana uyarak, güçlenerek yaş alman en büyük dileğim. Nice kutlu, mutlu ve umutlu yüzyıllara. Saygım ve sevgimle

    devamını gör
    Nazlı AYKIN
  • “İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ

    Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.

    Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.

    Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.

    1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.

    1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.

    Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.

    12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.

    Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?

    Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.

    Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.

    Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.

    devamını gör
    Rıza TÜRMEN