
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Bir kadın olarak okuyabildiysem O'nun sayesinde.. Bir kadın olarak çalışabiliyorsam O'nun sayesinde.. Bir kadın olarak oy kullanabiliyorsam O'nun sayesinde.. Cumhuriyet'imizi koruyabildiğimiz ve Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatırasını yaşatabildiğimiz nice yıllara! Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun!
devamını görDamla YILDIZ
Cumhuriyet milletin söz sahibi olduğu, kararlarda en azından oy vererek yetki verdiği sistem. Ancak bu "demokrasi" ile. taçlandırmak gerek, insanların birbirlerinin düşünce ve yaşantılarına saygılı olmayı emreder (adabımuaşerete dikkat ederek). Kendisi kadar karşısındaki insanın da hakkı olduğunu kabul eder, etmelidir. 100.Yılını idrak ettiğimiz güzel ülkemizde Atatürk'ün dediği gibi "muasır medeniyetler seviyesine, hatta daha üstüne çıkmamız lazım. Yine Atatürk "istikbal göklerdedir" sözünü içimizde hissetmemiz, sanayileşme ve refahı artırmamız, bağımsızlık için çalışmamız lazımdır, Türk milleti asla mandacılığı kabul etmez, etmeyecektir. Nice yüzyıllara!
devamını görAydın Kaboğlu
29 Ekim... Bu tarih, kahramanlık destanının yazıldığı gün. Cumhuriyet'in ilanı aslında yüzyıllar boyunca köklü bir tarihe sahip olan Türk milletinin modern dünyada da aynı coşku, azim ve özveriyle varlığını sürdüreceğinin habercisiydi. Bu yolda eğitim çok önemliydi. Atatürk’ün de dediği gibi: “Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur.” Atatürk, kızların da erkekler gibi okumasını ve öğrenmesini istedi. “Güçlü bir ülke sadece güçlü erkeklerden değil, aynı zamanda bilgili ve güçlü kadınlardan da oluşur. Bu yüzden de bugün sizlerin eğitimi çok önemli!” Bunların hepsini bu dönüm noktasına borçluyuz.
devamını görNeval YILDIZ
YAŞ ALDIKÇA GENÇLEŞEN CUMHURİYET Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” demesinden bu yana yüz yıl geçti ama cumhuriyetimiz hâlâ ilk günkü gibi canlı, taze ve diri. Çünkü bu millet bütün engellemelere rağmen Atatürk’ü ve onun kurduğu cumhuriyeti çok sevdi. Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet'i kurduktan sonra onu demokrasiyle taçlandırmak istedi, zira demokrasi olmadan cumhuriyet mefkûresinin eksik kalacağını biliyordu. Bunun için de çok çaba sarf etti, siyasi partilerin kurulmasını sağladı sözgelimi. Ama henüz halkın nazarında demokrasi ideali tam oturmadığı için demokrasiye geçiş denemeleri başarılı olamadı. Bu başarısız denemelere rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ün aklında demokrasiye geçiş düşüncesi hiç ölmedi. Ama Avrupa bile yerleşik demokrasi düşüncesinden henüz uzaktı. Almanya’yı Hitler, İtalya’yı Mussolini, İspanya’yı Franco, Portekiz’i Salazar gibi faşist diktatörler yönetiyordu. Ve Avrupa topyekûn büyük bir savaşın eşiğindeydi. Buna rağmen Mustafa Kemal ardı ardına demokratik hamleler yaptı. 1934’te kadınlara seçme, seçilme hakkı tanıdığında Fransa’da kadınların bu hakkı kazanmak için 10 yıldan fazla bir zaman beklemeleri gerekti. Mustafa Kemal Atatürk, demokrasi ideline kavuşmadan aramızdan ayrılmış olsa da Türkiye toplumu bu ideale ulaşmak için çok beklemek zorunda kalmadı. İsmet İnönü 1946’da çok partili sisteme geçilmesini sağladı ve demokrasinin inşasını gerçekleştirdi. 1950’de ise nihayet cumhuriyet tam olarak demokrasiyle taçlandırıldı ve Türk tarihinde ilk defa seçim marifetiyle yönetim el değiştirdi. Bu çok büyük bir devrimdi. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet'in diğer kurucu önderleri gerçekten az zamanda çok iş yaptılar. Açıkçası bizler onların inşa ettiği cumhuriyet ve demokrasi mevhumuna yeterince sahip çıkamadık. Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine henüz uzağız. Bütün tökezlemelere, güçlüklere, engellemelere rağmen cumhuriyet orada bir güneş gibi parlamaya devam ediyor; yaş aldıkça gençleşiyor, yenileniyor, tazeleniyor.
devamını görCem KALENDER
