ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Sevgili Atam, Cumhuriyetimizin 100. yılına erişmenin gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz ve bu mutluluğu, gururu seninle paylaşmak istedim. Senin önderliğinde, milletimiz zorlukları aşmayı, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi öğrendi. Senin vizyonun ve liderliğin sayesinde, Cumhuriyet'in temelleri atıldı ve bugün hâlâ bu temeller üzerinde yükseliyoruz. Özellikle biz kadınlara verdiğin değer ve önemli haklar sayesinde bugün başımız dimdik, kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyoruz. Eğitimler alıp kendi mesleklerimizi yapabiliyor, vatanımıza milletimize faydalı olmaya çalışıyoruz. Bıraktığın mirası korumak ve geliştirmek için çabalıyoruz. Senin vizyonun ve liderliğin, bugün hâlâ bizi ileriye taşıyan bir ışık. Açtığın bu yolda yürümekten gurur duyuyorum ve sonsuza dek senin izinde gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime bir kez daha ant içerim. Ben Atamın kızıyım ve senin kızlarından biri olmaktan gurur duyuyorum. Seni sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Saygılarımla,

    devamını gör
    Sibel KAYA
  • EN ÇOK ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET’İ SEVİYORUZ Cumhuriyet’le, Türkiye Cumhuriyeti 27 yaşında iken tanıştım. Bu tanışma, ilkokul 1. sınıfta başladı. Kayseri’deki okulumuzun adı, “Cumhuriyet İlkokulu” idi. Evimizden, elimde kartondan yapılmış çantamla okula gidip gelirken geçtiğim, şehrin en büyük alanının adı da “Cumhuriyet Alanı”… Evimizde Atatürk’ün fotoğrafı vardı; Cumhuriyet Alanı’nda da “Atatürk Anıtı”… Okulumuzda sabahları Öğrenci Andı’nı hep birlikte söyledikten sonra, öğretmenimiz “Çocuklar, en çok kimi ve neyi seviyorsunuz?” diye sorunca, yüksek sesle “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti” diye cevap verirdik. Atatürk’ü, Çanakkale Cephesi’nde düşmana karşı birlikte savaştığı babamdan dinledim. Osmanlı Devleti 1918’de 1. Dünya Savaşı’nı kaybedince, bir zamanlar üç kıtaya yayılmış olan koskoca imparatorluk, Anadolu ve Trakya’da sıkışıp kalmış. Savaşın galipleri ise başta İstanbul ve İzmir olmak üzere tüm Türk topraklarını ele geçirmek istemiş. Atatürk, 16 Mayıs 1919’da, Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatmış. Topu tüfeği yokmuş ama kurmay donanımı varmış. O gün Bandırma Vapuru ile Galata İskelesi’nden yola koyulmuş. Yanında 18 kişiden oluşan yol arkadaşları bulunuyormuş. Vapurun alt kattaki deposuna dağlık arazide gerekebilir diye Atatürk’ün talimatıyla birkaç adet binek atı bindirmişler. Deniz yolculuğu üç gün sürmüş. 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşmışlar. Karayoluyla Amasya’ya uğrayıp önce Erzurum’da, ardından da Sivas’ta kongreler toplamış. Kurmayı hedeflediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarını Anadolu’da döşemiş. Çetin yolculuğu yaklaşık sekiz ayda tamamladıktan sonra, 27 Aralık1919’da Kayseri üzerinden Ankara’ya ulaşmış. Başkent olmasına karar verdiği, adeta bir Anadolu kasabası büyüklüğündeki Ankara’nın Kalaba semtinde bulunan Ziraat Mektebi’nde karargâh kurmuş. Bir yandan Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Paşa, bir yandan da halkın temsilcilerinden oluşacak Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunu planlamış. Bu kuruluş 23 Nisan 1920’de gerçekleşmiş. Kurtuluş Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyormuş. Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar gelmiş. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’nin geçici olarak Kayseri’ye taşınmasını kararlaştırmış. Ankara’da marangozlara yaptırılan Meclis başkanlık kürsüsü Kayseri’ye götürülüp lise binasındaki büyük bir salona kurulmuş. Kısa bir süre sonra Türk birlikleri kontrolü sağlamış, başkentin Kayseri’ye taşınmasından vazgeçilmiş. 30 Ağustos 1922’de, Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılmış. Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’ndan üç ay sonra, 29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etmiş. TBMM, 1. Cumhurbaşkanlığa da Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiş. Evet, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i çok seviyoruz. Çünkü; * Ümmet idik, ulus olduk. * Tebaa idik, birey olduk. * İnsan hakları ve toplumsal barışla tanıştık. * Kadınlarımız, ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarıldı. * Arap harflerinden Latin harflerine geçtik, dünyaya açıldık. * Cumhuriyet okulları ve üniversiteleriyle çağı yakalamak için yola koyulduk. * Tekke ve zaviyeleri, yaşam alanımızdan çıkardık. * Kıyafet devrimi sayesinde, çağdaş kıyafetlerle donandık. * Bilim ve teknolojiyle kalkınmayı öğrendik. * Düşünce ve basın özgürlüğünü yaşayarak gördük. * Dış politikada denge siyaseti sayesinde Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” prensibini rehber edindik. * Milli eğitim, milli savunma ve milli kalkınma, bizlere insanca yaşama yolunu açtı.

    devamını gör
    Hulusi TURGUT
  • Cumhuriyet'in 100. yılını görebilmenin hazzı bir yana, aslolan her bireyin yaşadığı süreç içinde ne denli kuruluş ilke ve inkılaplarına sahip çıktığı, onları o metodolojik sistem dahilinde gelişen uygarlığa paralel, güncelleyerek toplumsal dokunun varlığına katkı sağlamasının gerekliliğine duyulan bilincin sorumluluğunu ne denli üstlendiğidir. Bireysel gelişmeler, toplumsal gelişmelere katkı sağlamada aktif bir rol oynamazsa "Gençliğe Hitabe" yeterince anlaşılamamış demektir. O halde ikinci yüzyıldaki resmi hedefimiz kesinlikle "Yeniden aydınlanma" olmalıdır. Sevgi ve saygılarımla

    devamını gör
    Tamer KUŞÇULUOĞLU
  • Canım Atam, Ben sana atam demem "babam" derim, herkese böyle tanıdık mı gelirsin, sanki kendi babası gibi bilmem ama benim babam dedem gibisin. Sana bakınca, resimlerini görünce bir hoş olurum. Ne olur bana anlamam, bir insan nasıl sever bir insanı bu kadar tanımadan? Nasıl bu kadar önemser, kalbi küt küt atar? Her 10 Kasım'da neden bu kadar ağlar? Sana olan sevgimi saygımı anlatmanın bir yolu yok; ömür boyu en büyük şansımız olarak kalacaksın. Canım Cumhuriyetim sen varsan biz varız; ne olur her gün daha da güçlü ol, bize sahip çık, ben sana hep sahip çıkacağım ama sen de bizi bırakma, bize sıkı sıkıya tutun. Sensiz ne olurduk görmek o kadar kolay ki Allah'ıma şükrediyorum babam için, senin için. Canım Cumhuriyetim bu ay 100 yaşına girdin, nice 100 yıllar göresin, hep daha fazla coşkuyla yaşayasın. İyi ki varsın, Allah sana ölümsüzlük versin. Seni çok seven Dilay...

    devamını gör
    Dilay TÜRK