
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Bugün ben bir bireysem, bugün ben bir kadınsam, bugün ben üreten, çalışan bir iş insanıysam senin sayende CUMHURİYET... Senin sayende büyük önder ATATÜRK... Fikirlerinle, ilkelerinle Cumhuriyet'i ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek yegâne görevimdir.
devamını görBurcu CANLI
Cumhuriyet’e mektup; Türklerin bir önceki devleti, yüzyıllar süren bir başarısızlıklar zincirinin ardından feci şekilde çökmüştü. Tek adam rejiminin büyük bir ülkeyi yönetmek için uygun olmadığı açık; hele de o tek adam ülkenin en bilgili, en becerikli, en zeki kişisi filan olduğu için değil, sadece vaktiyle bir şekilde iktidara gelmiş birisinin torununun torunu olduğu için tahtta oturuyor, ekibi de dünyayın işleyişini bilen, liyakatli, yanlışa yanlış diyen uzmanlardan değil, dalkavuklardan oluşuyorsa. Eski devlet bilimi reddetti (Osmanlı döneminde kurulan iki astronomik gözlemevinin ikisi de gerici fanatiklerin marifetiyle tahrip edildi), uygarlık yarışında Batılı rakiplerince geçildi, çürüdü, sömürgeci işgalcilere pes etti, yani akla gelebilecek her “devlet”lik kriterinde sınıfta kaldı ve yıkılıp gitti. Büyük bir şans eseri, halkı onurlu bir Kurtuluş Savaşı’yla işgalcileri püskürtmek için örgütleyen dahi komutan, aynı zamanda eski düzenin sorununun ne olduğunu saptayıp akla, bilime ve her yurttaşın bir oya sahip olması ilkesine dayalı çağdaş bir yönetimi kurmayı kafasına koymuş bir devrimciydi. Kurduğu Cumhuriyet, kadınları kölelikten eşit yurttaşlığa yükseltti; ülkeyi 15 yıl içinde yüzlerce yıl ileriye taşıdı. Her yurttaşa insan yerine konulma, uygarlığın yürüyüşüne katılma olanağı sağladı. Son birkaç yılın olumlu bir tarafını görmek isteyen iyimser bir yorumcu, tarihin sanki bize orijinal Cumhuriyetimizin, “eski Türkiye”nin değerini anlamamız için yeni bir fırsat vermek istercesine tekerrür ettiğine dikkat çekebilir: Tek adam rejimi, her kuruma egemen olmaya soyunan liyakatsizlik, cehaletin başkaldırısı, ekonomik çöküş, vs. Fakat yüz yıl öncesiyle günümüz arasında yaşamsal bir fark var: Atatürk’ün zamanında ülkemizde çok az okumuş insan vardı. Tüm devrimler o insan malzemesinden derlenen çekirdek ekibin destansı çabasıyla hayata geçti. Şimdi onlarca milyon yetişmiş, dinamik, adalete, uygarlığa susamış, ülkeyi yine çağın ötesine taşımaya hazır gencimiz var. Hak ettikleri şartları onlara sağlamamızı bekleyen pırıl pırıl çocuklarımız var. Cumhuriyet bizim; onu yaşatacak ve yükseltecek olan bizleriz.
devamını görProf. Dr. Cem SAY
UMUDUMUN VE GENÇLİĞİMİN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİDİR CUMHURİYET Dünyaya insan olarak geldik ve hakkımız olan, yalnızca yaşamak değil, insan gibi yaşamak. Bu hakları elde edebilmek ise büyük mücadeleler gerektirdi, hâlâ da öyle. Bizler neleri kurmayı biliriz? Mesela iş kurmayı biliriz. Bina yapmayı, bilimle uğraşmayı ve üretmeyi, çocuk sevmeyi, hayvan sevmeyi, doğaya saygı duymayı, yuva kurmayı ve göz açıp kapayınca bitecek bu hayat diliminde bize ayrılan süreyi sevgi, saygı ve mutlulukla geçirmek de isteriz. Gazi Mustafa Kemal Paşa, silah arkadaşları ve bu ülkenin insanları canla başla mücadele ederek yeni bir ülke kurdu. Biz şimdi yaptığımız her şeyi nasıl yapabiliyoruz? O mücadeleler verildiği için. Ne uğruna verildi? İnsan gibi yaşamak için. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i ilan etti, tüm o zorlu mücadelelerden sonra. Topyekûn bir çabayla ve istekle verilen mücadele zamanlarıydı. Ve sonucunda insanca yaşamak isteyenler kazanmıştı. Büyük bir devrim oldu, çok büyük. Ne söylesem eksik kalacağını biliyorum, fakat bu ülkenin yetiştirdiği bir evladı olarak söyleyecek sözüm de var. Hepimiz kitaplardan okumuş, tarih derslerinden öğrenmişizdir, araştırmışızdır. Bir süre önce, 1914 yılında yani 1. Dünya Harbi’nde dünyaya gelen saygıdeğer Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’la hatırı sayılır bir zaman geçirdim ve tüm o yılları yaşayan birinden dinleme fırsatı buldum. Sordukça sordum. İnanılmazdı. O senelerde verilen mücadeleleri, çabaları ve zorlukları anlattıkça bir de şimdiyi düşünüyordum ister istemez. Şimdi böyle anlatılacak hikâyelerimiz yoktu evet ama zaten bizler de başka şekilde tarihe notlar düşüyorduk diye düşündüm. Latin alfabesine nasıl alıştığını, Köy Enstitüleri’ne, üniversiteye girdiğinde verdiği mücadeleyi ve “Biz hemen bir şeyler öğrenip vatana faydalı olmak istiyorduk çocuğum” demesinin içimde vuku bulan titreyişini anlatabilmeyi isterdim. Yaşananların hepsi gerçekti ve şimdi ise bambaşka bir tablonun içindeydik. Bir ülkenin kuruluşuna dair anlatacak hikâyelerimiz yok ama küllerinden doğuşunu anlatacak hikâyelerimiz var. Bize açılan yolda emin adımlarla yürüdüğümü biliyorum. Fikirlerimi korkmadan söyleyebildiğim, her yaptığım işte kendimden emin olduğum, denemekten korkmadığım, yeniden başlayabilecek güvene sahip olduğum, burnum düşse eğilip alabildiğim, hakkaniyetli ve adaletli olduğum için Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri, başkumandan Atatürk’e minnetlerimi sunuyorum. Aklı fikri hür insanlar olmamızın ve bu aklımızı bilgiyle birleştirerek bizim de ülkeye, insanlığa katkımızın en büyük adımıdır Cumhuriyet. Her ne kadar dönem, devir değişmiş olsa da bu inkılapların ve bize verilen bu büyük hediyenin izinde yaşamaya, bu vaziyette üretmeye, faydalı olmaya; bir mum gibi yanarak anlatmaya, aktarmaya ve arkamızdan gelecek jenerasyonları aydınlatmaya devam edeceğim. Bundan tam 100 sene önce bu topraklarda neler neler yaşandı. Tüm dünyanın saygı duyduğu, bilgisine fikrine ve kararlarına hayran olduğu tüm zamanların lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün hepimize armağanı Cumhuriyet her kapının kilidini açacak sihirli bir anahtardır, ona sahip çıkmamız en büyük dileğimdir. Umudumun ve gençliğimin en büyük destekçisidir Cumhuriyet. Sevgiyle...
devamını görBüşra SANAY
Cumhuriyet, cesarettir; inançtır. "Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlık nedir bilmedim” demektir, "O başardıysa ben de başarabilirim"dir. Cumhuriyet; okuyan ve okuduğunu özümseyebilen insandır; insan kalabilme hayalidir. Cumhuriyet, güneştir; sıcaktır; engin-masmavi gökyüzüdür; ağaçtır; topraktır; özgür can kuştur; bal yapan arıdır. Cumhuriyet, beyaz gömleğiyle bir laboratuvarda hiç tanımadığı insanlar için çalışan kadındır, yetmişinde zeytin ağacı diken güzel insandır, yaşamayı ciddiye alan “sincap”tır. Cumhuriyet, çalışan deney sonrası güneşe çıkmaktır; her şeye rağmen ağız dolusu gülmektir. Cumhuriyet, saçın akı, yüreğin enfarktı, alnın çizgisidir. Cumhuriyet, büyüyen bebektir; hayal kuran çocuktur; sağlam ve adil adım atan gençtir; maddeyi değil bilgiyi ve sevgiyi miras bırakan yaş-almıştır; sendir; bendir; bizdir. Cumhuriyet, son-bahardır. Nice 100 yıllara tüm renklerimizle, özgürce!
devamını görDoç. Dr. Canan DAĞDEVİREN
