ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Sevgili Atam; Bizim yolumuzu ilim ve fen ışığıyla aydınlattınız. Öğütlerinizi bize kıymetli birer miras olarak bıraktınız. Bizleri tanımadan bir ülke, bir devlet ve sayamayacağım kadar çok hak ve imkân verdiniz. Ve diğer isimsiz bütün kahramanlarımız; iyi ki vardınız. İyi ki bu ülke için cesurca mücadele ettiniz. İyi ki Atamızın izinden gittiniz. Sizlere olan vatan borcumuz asla ödenmez. Tek yapabileceğimiz şey işimizi en iyi şekilde yaparak ülkemize sahip çıkmak olur. Belki o zaman gökyüzünden bizleri gururla izlersiniz. Ben bugün sayenizde 22 yaşında bir genç kadın olarak ülkemde istediğim haklarımı kullanabiliyorum. Okuyorum, çalışıyorum, oy kullanıyorum, seçme seçilme hakkına ve sayamayacağım birçok hakka sahibim. Atam ve sevgili silah arkadaşları, bize topraklarımızda özgürce yaşama imkânı verdiğiniz için size minnetlerimi sunuyorum. İyi ki sizin gibi bir ATA'ya sahibim. Gururla her yerde iyi ki Türk'üm diyorum. Çok çalışıp sizleri gururlandıracağıma söz veriyorum.

    devamını gör
    Beyza KUVVET
  • Sevgili Cumhuriyet; Yıllar önce okuma yazmayı ilk öğrendiğim yıllarda dedem bana "otur kızım, al kâğıt kalem" dedi. "Ne yapacağım dede?" diye sorduğumda söylediklerimi yaz dedi. "Sevgili torunum" diye başlayan kâğıtlarla mektuplar yazdım. Ne yazdığımı hiç hatırlamadığım mektuplar bu yılda, yani Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında bize ulaştı. Okudum, ağladım, mutlu oldum. Bir sürü duyguyu birlikte yaşadım. Meğerse dedemin tam 20 önce yazdırdığı mektuplar bugün elimize, biz torunlarına ulaştı. 20 yıl sonra yüzüncü yıl için bize mutluluğumuza dair mektup yazdırmış. Yüzüncü yıl bana hem sevinci hem de değeri anlattı. Cumhuriyetin değerini bir kez daha dedemin sayesinde daha anlamlı kıldım. Şimdi düşünüyorum da ben de ilerideki nesiller için mektubun değerini, Cumhuriyetin anlamını bu şekilde taşıyacağım. Cumhuriyet sen nelere kadirsin. Olmasaydın dedemden bana gelen mektup da olmazdı. Yaşadığım olay gerçektir ve ben de bu mektubu bu olaydan dolayı yazmaya karar verdim. Sevgilerimle...

    devamını gör
    Özge Sultan ŞENER
  • CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINA ADIM ATARKEN Atatürk ve yol arkadaşları egemenliği sultandan alıp millete verirken, saray ve şürekâsına tanınmış tüm ekonomik ve hukuki imtiyazları kaldırıp egemenliği paylaşan bir toplum tasarımı hayal etmişler ve Cumhuriyet’i kurmuşlardı. Cumhuriyet, her birimizin bir diğerine eşitlendiği uzun bir yolculuk olacaktı. Farklılıklarımızı, kimliklerimizi, beklentilerimizi sırtlanarak çıktığımız bu yolculukta sınıfsal, bölgesel ve nesiller arasında ortaya çıkabilecek tüm çelişkileri ve gerilimleri müzakere ederek ve uzlaşarak aşacaktık. Hiçbir çelişki ya da gerilim, herhangi birimizdeki eşit yurttaşlık hissiyatını değiştirmeyecekti. Cumhuriyet’in başarısını bu hissiyatı ne kadar paylaştığımıza bakarak ölçecektik. Cumhuriyet, kollektif bir aidiyet ve değişim ülküsüydü. Vatandaş olmakla kalmayacak, seçme ve seçilme haklarımız aracılığıyla eşit yurttaşlar olacaktık. Hiç kimseyi geride bırakmayacaktık. Savaşlardan yorgun çıkmış, saray şürekâsının yolsuzluklarından ve yozlaşmasından payına yoksulluk düşmüş halkların dirliği, ekonomik refahı ve geleceği için birlikte çalışacak, tüm sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yollarını müzakere ederek bulacaktık. Kurucular büyük bir heyecan ve özveriyle işe giriştiler. Devrim adım adım eğitimi, tarımı, sanayiyi, kadın haklarını düzenledi. Değişimin sarsıcılığı sosyal huzursuzlukları ateşledi. Buna iki dünya savaşı arasındaki gerilimler de eklenince Cumhuriyet, eşit yurttaşlık idealini terk etti ve kendini tek bir kimlik tanımına sıkıştırdı. Artık temel müzakere zemini, yani yurttaşlık yıpranmaya başlamıştı. İşte bu yüzden, müşterek sorunlarımızın hiçbirini layıkıyla çözemeden geldik bugünlere. Bu yolculuk henüz tamamlanmış değil. Kuruluş anından uzaklaştıkça genişlemek, rahatlamak, gücünü kurumlarının esnekliğinden almak yerine daralan, huzursuzlaşan, esnemesine izin vermediği kurumları parçalayıp çöpe atan bir devlet var elimizde. Her şeye sıfırdan değilse bile başlangıca hayli yakın bir yerden tekrar başlayacağız. Yapacak çok iş var. Peki kim yapacak? Biz yapacağız. Yurttaşlar yapacak! Birbirlerini yurttaşlık bilincinden tanıyan, tıpkı Cumhuriyet’in kurucuları gibi bütün olumsuzluklara, yokluklara rağmen her felakette tüm dargınlıklarını, yorgunluklarını kenara itip birbirleriyle dayanışmaktan ve bir arada yaşamaktan vazgeçmeyen yurttaşlar yapacak! Tarihsel kırılma hatlarını biz yurttaşlar onaracağız. Toplumsal barışı biz yurttaşlar kuracağız. Ekonomiyi, yani dirliğimizi, düzenimizi, kamu yararını yeniden tanımlayacak ve inşa edeceğiz. Önce yaralanan özsaygımızı onaracağız, sonra da dünyadaki itibarımızı. İkinci yüzyılın en önemli işi, Cumhuriyet’in temel vaadini birbirimize hatırlatmak. Üzerinden yüz yıl geçmiş kuruluş anındaki o travmatik aciliyet duygusuyla yüzleşmek. Ödevler kadar haklara ve karşılıklı güvene dayalı bir yurttaşlık tarifi yapmak. Böylece o öyküyü eşitlenmekten, yani birbirimizden korkmadığımız bir geleceğin ilham kaynağı kılmak.

    devamını gör
    Dr. Nesrin NAS
  • Uğraştı, durmadan cephe cephe dolaştı, Biriyle değil cümlesiyle birden savaştı, Ardında duran büyük Türk milletine, En büyük ebedi eserini bıraktı. Esir olamaz dedi, ruhunda yok milletin, Savaşmazsak eğer sonu gelmez esaretin, Ya istiklal ya ölüm dedi, şiarı oldu herkesin, Erişti hayalini kurduğu o yüce devletin. Yüzyıl önce ne haldeydi bu millet, Atam çıktı meydana bitti sonunda zillet, Amacımız kurmaktı bağımsız bir devlet, Kuruldu sonunda büyük eser Cumhuriyet.

    devamını gör
    Ahmet ÖZÇELİK