
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Canım Cumhuriyet, canım Atam bize bıraktığın bu kutsal emanet için sonsuz teşekkürler sana ve arkadaşlarına... Sana söz, bize bırakmış olduğun emaneti sonsuza kadar ne pahasına olursa olsun koruyacağız, ne yaparlarsa yapsınlar sana olan sevgimiz, Cumhuriyet'e olan bağlılığımız asla bitmeyecek, çocuklarımız seninle, senin fikirlerinle, senin yolunda ilerleyecek canım ATAM. Seni ve Cumhuriyet'i çok seviyoruz, zor günleri atlatıp bağıra bağıra "Yaşasın Cumhuriyet" diye haykıracağız. Hiç kimse ama hiç kimse bize engel olamayacak, biz senin açtığın yolda, gösterdiğin ilkede hiç durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. Ne mutlu Türküm diyene. Kulaklarımızda, aklımızda bize yazdığın Gençliğe Hitabe var. Biz seninle büyüdük, Cumhuriyet sayesinde özgür olduk. İyi ki varsın, iyi ki bize bıraktığın mirasın var. Sonsuz saygı ve özlemle canım ATAM, izindeyiz.
devamını görBurcu MUTLU
Cumhuriyet’in Yarattığı Görsel Sanatlar Ortamı
devamını gör
Yeni bir ulus bilinci yaratmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyet’inin 100. kuruluş yılında ülkemizin görsel sanatlar ortamını büyüteç altına aldığımızda inanılmaz bir tempoyla gerçekleştirilen Cumhuriyet devrimlerinin sanatsal üretim, paylaşım süreçlerinde öncesi ve sonrası olmayan bir devinimi gündeme getirdiği son derece açık olarak görülüyor. Yaşamın tüm alanlarını kapsayan Cumhuriyet devrimleri görsel sanatlar alanında sadece modernizm olgusunu gündeme getirmedi. Dinin, toplumsal baskıların ve Batı karşısındaki komplekslerin şekillendirdiği “edilgen Osmanlılıktan” sıyrılan sanat ortamı Cumhuriyet kuşağı sanatçıları sayesinde özgürleşti ve daha önce olmayan bir özgüven geliştirdi.
Bu sayede Cumhuriyet kuşağı sanatçılarının 1950 sonrasında geliştirdikleri çalışmalarıyla, resimden mimariye, tasarımdan fotoğrafa, heykelden seramiğe kadar tüm sanatsal alanlarda kendini duyuran özgünlüğü gündeme getirdiğini görüyoruz. Yerel modernizm olarak nitelendirilebilecek bu süreçte Cumhuriyet kuşağı iki önemli olguyu gündeme getirerek Türk ve dünya sanatı arasında köprü kurmayı başardı. Bunlardan ilki eleştirel bakış sayesinde sanatsal üretimin kalitesinin artması, ikincisiyse Türk sanatının Doğu-Batı kültürleri arasındaki klişeleşmiş karşıtlıklardan sıyrılarak kendisine yeni bir duruş noktası aramasıdır. 1950’li yıllarda ülke gündeminden eksik olmayan ekonomik, politik ve sosyal sıkıntılara rağmen Nejad Devrim, Nedim Günsür, Turgut Cansever, Mengü Ertel, Ara Güler, İlhan Koman, Sadi Diren başta olmak üzere azımsanamayacak sayıda yaratıcı sanatçının çabalarıyla şekillen “özgünlük süreci” Cumhuriyet devrimleri sayesinde oluşan Türk sanatının yüz akıdır. Ne yazık ki Cumhuriyet kuşağı sanatçılarının çalışmaları müze ve özel koleksiyonlarda doğru dürüst toplanmadıkları gibi, hak ettikleri biçimde sanat tarihi, sanat sosyolojisi alanlarında ele alınmadıkları için, değerleri bilinmemiştir.
Eğer Çağdaş Türk sanatının dünya ölçeğinde nerede durduğunu sorgulamamız gerekirse işe bu kuşağın giriştiği deneylerden başlamamız gerekecek. Cumhuriyet devrimlerinin sanatsal sonuçlarını ilginç ve ayrıcalıklı kılan, onların önyargıları, yerleşik değerleri, altüst eden dinamikleridir. Nejad Devrim’in 1947’de Paris’teki ilk kişisel sergisinden Paris Modern Sanatlar Müzesi için eser alındığını, mimar Philipp C. Johnson’ın 1957’de São Paulo Bienali’nde İlhan Koman heykelini satın alarak New York’taki Museum of Modern Art’a bağışladığını, Norwich’teki Sainbury Center for Visual Arts koleksiyonunda yüze yakın Mübin Orhun resmi olduğunu kaç kişi biliyor? 100. yaşında, Cumhuriyet’i, onun özündeki hümanist değerleri çalışmalarına aktararak inanılmazları gerçekleştiren Cumhuriyet kuşağı sanatçılarıyla hatırlarken, onun ulusumuzun en değerli varoluş nedeni olduğunun altını çizmemiz bir gerekliliktir.Dr. Necmi SÖNMEZ
İyi ki Cumhuriyet kadınıyım ve iyi ki onun öğretmeniyim...son nefesime kadar yetiştirdiğim bütün evlatlarıma tek sözüm şudur: vatanına ve milletine sahip çıkmayana hakkımı helal etmiyorum... beni yetiştiren öğretmenim bize hep bunu miras olarak bırakmıştı. Ben de benden sonrakilere bu sözü hep söyledim ve söylemeye de devam edeceğim. Atamın izinde her daim....
devamını görSibel GÜNERİ
Merhaba ben Sude. Rize Fen Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında gelecek nesillere daha iyi bir Türkiye bırakabilmek için çalışıyorum. Bu sene hayatımı etkileyecek olan bir sınava gireceğim ve tam da Cumhuriyetimizin 100. yılında. Bu sınavın nihayetinde emellerime ulaşmış ve beyaz önlükle Cumhuriyetimizin bir doktoru olacağım. Ulu Önder Atatürk'ümüzün yolundan hiç ayrılmadan, onun ilkelerini iliklerime kadar benimsemiş bir şekilde ömrüme devam edeceğim. Umarım cumhuriyetimizin 200. yılında bu mektubumu okurken atamızın izinden hiç ayrılmamış bir şekilde size bırakacağımız bu Cumhuriyeti özgür, bağımsız ve Türk halkına yakışır bir şekilde devam ettirirsiniz. Ummaktayım ki Cumhuriyetimizin 200. yılını daha büyük bir coşkuyla, heyecanla ve tüm dünyada yankılanacak şekilde kutlayacaksınız. Siz bu mektubu okurken tam yüz yıl geçmiş ve ülkemizi sizlere emanet etmiş olacağız. Ona çok iyi bakmanız dileğiyle… Sen çok yaşa ATAM!
devamını görSude ÇOLAK
