ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Bu yüzüncü yılda maalesef bize yakışır bir düzen içinde değiliz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu vatanda namustan, dürüstlükten, ahlaktan, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmek çok zor. Ülkemiz yüzüncü yılda yurtdışına çıkmak isteyip geri dönmek istemeyenlerle, kadınların ve çocukların şiddete ve istismara uğradığı, işinin ehli olmayanların yüksek makamlarda yer edindiği, hakim ve savcıların bağımsız hareket edemediği bir yüzüncü yıl! Yüzüncü yılı kutlamak öyle okullarda kutlama düzenlemekle, evimizin balkonuna bayrak ve Atatürk resimleri asmakla kutlanmaz. Atatürk’ün bize bıraktığı bu vatana yakışır bir şekilde gerçekten birlik olup bilim ve ilim yolunda ilerleyerek ülkemizin geleceğini düşünüp çalışarak, araştırarak ve öğrenerek oyumuzu doğru kişilere kullanıp bu ülkeye sahip çıkan liyakat sahibi kişilere vererek birlik olmalıydık. Başaramadık ama bu ülke için çabalamaktan ve umut etmekten vazgeçmeyeceğiz, Atamızın yolundan ayrılmayacağız.

    devamını gör
    Fizan POLAT
  • “İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ

    Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.

    Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.

    Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.

    1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.

    1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.

    Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.

    12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.

    Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?

    Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.

    Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.

    Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.

    devamını gör
    Rıza TÜRMEN
  • Cumhuriyet. Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi. Bu cumhuriyetin terim anlamı. Bir Türk genci olarak benim için cumhuriyet; fikirlerimi özgürce ifade etmemi, kendi bayrağımın gölgesinde ülkem için çalışmamı sağlayan unsur. Bir kız çocuğu olarak eğitim alabilmem demek cumhuriyet. Tarladaki çiftçinin özgürce ekip biçebilmesi, bir doktorun hastalarını tedavi edebilmesi demek cumhuriyet. Uçsuz bucaksız göğe bakınca “İstikbal göklerdedir!” diyen bir çift mavi gözü görmektir benim için cumhuriyet. Kanla gözyaşı ile kazanılmış en kutlu savaş, cepheden cepheye elinde süngü ile koşan askerin gözündeki umuttur cumhuriyet. Kolay kazanılmadığı gibi kolay vazgeçilemeyecek hatta en vazgeçilmez olandır. Özgürce ifade edilmiş fikirlerin beraberce ördüğü kocaman bir duvardır cumhuriyet. 100 yıllık koca bir çınar, atamın dehasının en güzel örneğidir. Dilerim daha nice yüzyıllarını görürüz.

    devamını gör
    Duru BİLGİÇ
  • 100. Yıl’a ulaşabildiğimiz, küllerinden doğan Simurg’dan bile daha olağanüstü olan bu eşsiz vatanımız için sonsuz şükranlarımı sunuyorum canım Atatürk’üm. Fikirlerini yeterince ve layıkıyla yaşatamadığımız için de senden af diliyorum. Ve kemiklerini sızlatmamış olmayı canı yürekten Allah’ımdan niyaz ediyorum. Ne mutlu Türküm diyene. Sonsuza dek…

    devamını gör
    Fazıla DURUL