ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyet'in 100.yılı, Gazi Paşa sağ olsun ki çok güzel geçiyor. Kendisinin Türk gençliğine, yani bize bıraktığı bu mirası elimizden geldiğince devam ettirmeye ve ilerletmeye çalışmayı kendimize görev biliyoruz, gözü arkada kalmayacak inşallah. Sözlerimi bitirirken bir şiirle kapanış yapmak isterim. Yüce Türk ulusuna esenlikler dilerim,s ağlıcakla kalın. Atatürk'ün Cumhuriyeti Manastır'da anladı. Başkentte gözlemledi. Cumhuriyet fikriyle İstibdada dur dedi. Çanakkale'de şok etti. Britanya'yı alt etti. Askeri dehasıyla Düşmanı hayran etti. Çıktı Samsun'a idealle Eğmedi boyun yedi düvele Onlarca harbini Taçlandırdı Cumhuriyetle. İstiklal için savaştı. Harplerden galip çıktı. Şanlı Cumhuriyet'in Sonunda temelini attı. Nice inkılaplar getirdi. Vatanı için cenk etti. Bahşetti bizlere. Bu payidar Cumhuriyet'i.

    devamını gör
    Utku BOZDEMİR
  • Gözümün nuru Cumhuriyet, Bir asırlık varlığının yaklaşık çeyrek asırlık kısmında varım. Sahip olduğum özgürlük canım Atatürk ve silah arkadaşlarının bizler uğruna yapmış oldukları ve seni var etmeleriyle mümkün kılındı. Ben bir kadın olarak, Türk genci olarak borçluyum sana. Aldığım eğitimle, yaptığım işle, verdiğim oyla, seçilme hakkımla ve daha pek çok şey ile. Atatürk'ün emaneti olan seni koruyacak olan bizler, devam ettirecek olanlar bizden sonraki nesillerdir. Varlığını, tüm yok etmek isteyenlere inat, her daim hissettireceğime, sana inanmaktan asla vaz geçmeyeceğime ant içerim. Hep var ol Cumhuriyet. Nice 100'lü yıllara..

    devamını gör
    Serap KÖSE
  • İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.

    devamını gör
    Tahir Musa CEYLAN
  • Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır. Mustafa Kemal Atatürk

    devamını gör
    Cihat AKMAN