
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINA ADIM ATARKEN Atatürk ve yol arkadaşları egemenliği sultandan alıp millete verirken, saray ve şürekâsına tanınmış tüm ekonomik ve hukuki imtiyazları kaldırıp egemenliği paylaşan bir toplum tasarımı hayal etmişler ve Cumhuriyet’i kurmuşlardı. Cumhuriyet, her birimizin bir diğerine eşitlendiği uzun bir yolculuk olacaktı. Farklılıklarımızı, kimliklerimizi, beklentilerimizi sırtlanarak çıktığımız bu yolculukta sınıfsal, bölgesel ve nesiller arasında ortaya çıkabilecek tüm çelişkileri ve gerilimleri müzakere ederek ve uzlaşarak aşacaktık. Hiçbir çelişki ya da gerilim, herhangi birimizdeki eşit yurttaşlık hissiyatını değiştirmeyecekti. Cumhuriyet’in başarısını bu hissiyatı ne kadar paylaştığımıza bakarak ölçecektik. Cumhuriyet, kollektif bir aidiyet ve değişim ülküsüydü. Vatandaş olmakla kalmayacak, seçme ve seçilme haklarımız aracılığıyla eşit yurttaşlar olacaktık. Hiç kimseyi geride bırakmayacaktık. Savaşlardan yorgun çıkmış, saray şürekâsının yolsuzluklarından ve yozlaşmasından payına yoksulluk düşmüş halkların dirliği, ekonomik refahı ve geleceği için birlikte çalışacak, tüm sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yollarını müzakere ederek bulacaktık. Kurucular büyük bir heyecan ve özveriyle işe giriştiler. Devrim adım adım eğitimi, tarımı, sanayiyi, kadın haklarını düzenledi. Değişimin sarsıcılığı sosyal huzursuzlukları ateşledi. Buna iki dünya savaşı arasındaki gerilimler de eklenince Cumhuriyet, eşit yurttaşlık idealini terk etti ve kendini tek bir kimlik tanımına sıkıştırdı. Artık temel müzakere zemini, yani yurttaşlık yıpranmaya başlamıştı. İşte bu yüzden, müşterek sorunlarımızın hiçbirini layıkıyla çözemeden geldik bugünlere. Bu yolculuk henüz tamamlanmış değil. Kuruluş anından uzaklaştıkça genişlemek, rahatlamak, gücünü kurumlarının esnekliğinden almak yerine daralan, huzursuzlaşan, esnemesine izin vermediği kurumları parçalayıp çöpe atan bir devlet var elimizde. Her şeye sıfırdan değilse bile başlangıca hayli yakın bir yerden tekrar başlayacağız. Yapacak çok iş var. Peki kim yapacak? Biz yapacağız. Yurttaşlar yapacak! Birbirlerini yurttaşlık bilincinden tanıyan, tıpkı Cumhuriyet’in kurucuları gibi bütün olumsuzluklara, yokluklara rağmen her felakette tüm dargınlıklarını, yorgunluklarını kenara itip birbirleriyle dayanışmaktan ve bir arada yaşamaktan vazgeçmeyen yurttaşlar yapacak! Tarihsel kırılma hatlarını biz yurttaşlar onaracağız. Toplumsal barışı biz yurttaşlar kuracağız. Ekonomiyi, yani dirliğimizi, düzenimizi, kamu yararını yeniden tanımlayacak ve inşa edeceğiz. Önce yaralanan özsaygımızı onaracağız, sonra da dünyadaki itibarımızı. İkinci yüzyılın en önemli işi, Cumhuriyet’in temel vaadini birbirimize hatırlatmak. Üzerinden yüz yıl geçmiş kuruluş anındaki o travmatik aciliyet duygusuyla yüzleşmek. Ödevler kadar haklara ve karşılıklı güvene dayalı bir yurttaşlık tarifi yapmak. Böylece o öyküyü eşitlenmekten, yani birbirimizden korkmadığımız bir geleceğin ilham kaynağı kılmak.
devamını görDr. Nesrin NAS
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1923 gününde her yılın 29 Ekim gününü Cumhuriyet bayramı olan Türk milletine armağan etmiştir ve "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" demiştir. Bu kutlu yola "Cumhuriyet Fazilettir" diyerek çıktın. Bize ve geleceğe armağan ettiğin en önemli miraslardan biri de fakatsız Cumhuriyettir. Bizler senin ışığında gitmeye her daim devam edeceğiz.
devamını görSoydan ARAS
Cumhuriyet hayal edebilme özgürlüğüdür, dilediğin hedefi koyabilmektir. Daima gelişime açık olmak, her zaman iyiyi kovalamaktır. Cinsiyetlerin eşitliği, hukukun üstünlüğü, laik devlet, uluslararası bağımsızlık ve eğitimde fırsat eşitliğidir. Cumhuriyet 100.yaşında Türkiye’nin her bir vatandaşı için emek ve çaba isteyen, özveriyle korunması ve bunun için de gece gündüz çalışılması, ilmek ilmek işlenmeye devam edilmesi gereken, en kıymetli ortak değerimiz, hazinemizdir. Atatürk’ün bundan 100 sene evvel söylediği gibi, “Naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak, ancak Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.” Daha nice senelere, hep beraber çalışarak, koruyarak, daima ileriye…
devamını görZeynep Köksal YAYKIRAN
Atatürk’ün en büyük eseri 100 yaşında. Bir Türk kadını olarak ben doğduğumda da Atatürk vardı, bugün de içimizde daha güçlü, daha güzel bir Atatürk var. Öyle mutluyum ki… Bugünlerimizi ona borçluyuz. Cumhuriyet sonsuza kadar…
devamını görGönül ERCİYAS
Cumhuriyet bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Atamızın bize armağanıdır, hatta daha çok nefestir. Bu armağana, bu nefese gözümüz gibi bakmaya gayret ediyoruz. Umarım ki bu cumhuriyet nice 150-200’leri görür. Özellikle bir kadın olarak Cumhuriyete sahip olduğumuz için çok şanslı hissediyorum. Biz Cumhuriyet çocuğuyuz ve bunun için de gurur duyduğumuzu biliyorum ve bu şansı ilerideki nesillere de taşıyacağımıza inanıyorum. Hep var ol cumhuriyet! Ne Mutlu Türküm diyene!
devamını görDilay ÖZDEMİR
Mavi gözlü Başbuğun en büyük emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında, kuruluş felsefesinin ve ilkelerinin değerini ve önemini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Bu sebepledir ki Cumhuriyete ve Atatürk'ümüze özlemimiz ve minnetimiz her geçen gün daha da artmakta. Bunu anlamakta zorlanan var ki Atatürk ve Cumhuriyet bizim için yalnız isim değil; onlar ilkedir, özgürlüktür, idealdir, bağımsızlıktır, ülkedir ve bizim için bir medeniyettir. İstiklal Savaşımızın muzaffer Başkomutanı Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK, isteklerimiz olmuyor belki, hayallerimiz gerçekleştiremiyoruz kurduğun ülkede ama biz biliyoruz ki herkesin bıraktığı noktada, en yakınlarının bile bu iş bitti buraya kadarmış dediği yerde, cihanda emsali görülmemiş zaferlerin sahibi oldun... Sen bize umutsun, sen bize ufuksun, sen bizim gökyüzümsün. Sana ant olsun, şart olsun ki kurduğun Cumhuriyete her yönüyle sahip çıkacak, hedef gösterdiğin uygar ülkeler seviyesine çıkarmak ve payidar kılmak için çok çalışacağız...
devamını görDoğal DEMİRTAŞ
100 yıllık Cumhuriyet'te, bu son 20 yıl ülkemiz gözü doymaz insanlar tarafından tarumar edildi. Sevgili Atam sen bunları görseydin inanırım ki kahrolurdun. Bu tarumar edilişe tabii ki bir kısmımız karşı çıktı, susmadı ama tehditle, türlü müdahalelerle susturuldu. Özellikle susanlar ise menfaatleri uğruna adaletin çiğnenmesine sevinerek izledi. Tabii ki her 100 yılda düşmanlar olur ama bunlar içere sızmış dost görünümlü düşmanlar oldu. Atamın öngörüleri bir bir çıktı. Bir 100 yıl daha kim yaşar, kim okursa bu yazdıklarımızı bilsinler ki bu ülkeyi tarumar edenler Atamızın izinden çıkmış olanlardır. Çocuklarımıza nasıl bir ülke kalacak, nasıl bir dünya kalacak bilmiyoruz ama umarım kötülerden arınmış bir Türkiye, sadece barış yanlısı bir dünya olmasını dilerim. Şimdiden bir ikinci 100 yıla erenlere bu 100 yıldan selamlar olsun. Atamızı kitaplardan belki gün gelecek silecekler ama siz onu daima hatırlayın, onun izinde güçlü, tekrar ayağa kalkmış bir Türkiye'ye sahip olmanızı diliyorum.
devamını görDeniz ÇETİN
Seni çok özlüyoruz Atam.
devamını görÖznur ÇÖRDÜK
Bu yüzüncü yılda maalesef bize yakışır bir düzen içinde değiliz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu vatanda namustan, dürüstlükten, ahlaktan, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmek çok zor. Ülkemiz yüzüncü yılda yurtdışına çıkmak isteyip geri dönmek istemeyenlerle, kadınların ve çocukların şiddete ve istismara uğradığı, işinin ehli olmayanların yüksek makamlarda yer edindiği, hakim ve savcıların bağımsız hareket edemediği bir yüzüncü yıl! Yüzüncü yılı kutlamak öyle okullarda kutlama düzenlemekle, evimizin balkonuna bayrak ve Atatürk resimleri asmakla kutlanmaz. Atatürk’ün bize bıraktığı bu vatana yakışır bir şekilde gerçekten birlik olup bilim ve ilim yolunda ilerleyerek ülkemizin geleceğini düşünüp çalışarak, araştırarak ve öğrenerek oyumuzu doğru kişilere kullanıp bu ülkeye sahip çıkan liyakat sahibi kişilere vererek birlik olmalıydık. Başaramadık ama bu ülke için çabalamaktan ve umut etmekten vazgeçmeyeceğiz, Atamızın yolundan ayrılmayacağız.
devamını görFizan POLAT
