ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 43 yaşında bir Türk kadını, Atatürk çocuğu ve Cumhuriyet kadını olarak 7 yaşındaki kızımı da aynı ilkelerle Cumhuriyet kadını olarak yetiştireceğim. Ne mutlu ki Cumhuriyetin 100. yaşını görmek nasip oldu bizlere. Çok şanslı hissediyorum kendimi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk silah arkadaşları ve Cumhuriyet'in kurulmasında rolü olan herkese minnettar ve duacıyız. Ne mutlu Türk'üm diyene. Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın Türkiye'm!

    devamını gör
    Nalan COŞ
  • Sevgili Atatürk bizlere böyle bir bayramlar yaşattığın İçin sana minnettarız.Bizler yeni nesil olarak senin izinden her zaman yürüyeceğimize and içtik.Türkiye yi Türk yapan bizler olacağız seni silmek isteyenleri sildirmeyeceğiz memleketimizin her köşesi senin eserlerindeki toprağında adımın var. Seni görmek çok isterdim ama ailem olsun öğretmenim olsun seni görmeden sevdirdiler. Deniz mavisi gözlerin güneş sarısı saçların, zeki bakışların, aklın, ilmin, sporcu oluşun, doğaya sevgin bizlere birer örnek. Cumhuriyeti 100. yaşını en güzel şekilde kutlayacağız okulumuzda etkinliklerimiz var onunla yaşıyoruz bizlere çok güzel bayramlar hediye etsin bizde onları en güzel şekilde yaşayacağız sevgilim ATAM seni çok seviyorum senin izinden yürüyeceğim

    devamını gör
    Siraç Samed AYHAN
  • Uğraştı, durmadan cephe cephe dolaştı, Biriyle değil cümlesiyle birden savaştı, Ardında duran büyük Türk milletine, En büyük ebedi eserini bıraktı. Esir olamaz dedi, ruhunda yok milletin, Savaşmazsak eğer sonu gelmez esaretin, Ya istiklal ya ölüm dedi, şiarı oldu herkesin, Erişti hayalini kurduğu o yüce devletin. Yüzyıl önce ne haldeydi bu millet, Atam çıktı meydana bitti sonunda zillet, Amacımız kurmaktı bağımsız bir devlet, Kuruldu sonunda büyük eser Cumhuriyet.

    devamını gör
    Ahmet ÖZÇELİK
  • Sevgili Atatürk! Bir kadın olarak bu yüzyıla yakışır bir yaşam sürüyorsam bu sizin kurduğunuz Cumhuriyet sayesindedir. Bize armağan ettiğiniz bu yönetim şeklinin ilelebet sürmesi için yaşamım boyunca elimden gelen tüm çabayı göstermeye söz veriyorum.

    devamını gör
    Zeynep EVİRGEN
  • Sevgili Virginia Woolf, Size bu mektubu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı’nda; 1929 yılında yayımlanan, “Bir kadın kurmaca yazacaksa parası ve kendine ait bir odası olmalıdır” deyişinizin geçtiği Kendine Ait Bir Oda isimli deneme kitabınızı okumuş ve hatta geçtiğimiz kış İstanbul Anadolu yakasında küçük bir kültür merkezinde, kitabınızdan uyarlanarak sahnelenmiş aynı adlı –iki kişilik– tiyatro oyununu, bir avuç kadın hakları savunucusu ve feminist seyirciyle izlemiş bir Türk kadın kurmaca yazarı olarak yazıyorum. İzninizle size “sen” diye hitap etmek istiyorum. Sevgili Virginia, İngiltere gibi, çağımızın demokrasi beşiği olarak algılanan; bilimde, sanatta, edebiyatta, teknolojide ve en önemlisi insan hakları gibi son derece önemli alanlarda, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere örnek olan gelişmiş bir ülkede; kadınların 1800’lerin sonlarına kadar Oxford ve Cambridge gibi köklü üniversitelere alınmadığı, seçme ve seçilme haklarının olmadığı, 1900’lerin başlarında kadın yazarların, bin bir zorluklarla karşılaşarak, takma erkek isimleriyle yazdığı kitapları okurla buluşturma mücadelelerinin hüküm sürdüğü o karamsar dönemleri yaşadığını biliyorum. Seni çok iyi anlıyor, duygularını paylaşıyor ve verdiğin mücadelenin yanında olduğumu belirtmek istiyorum. Hatta, yazma isteğinin sende ilk filizlenmeye başladığı dönemde, sırf meraktan Londra’daki British Library Kütüphanesi’ne gittiğini, o dönemde yazan kadın yazarların kimler olduğunu merak ettiğini, kütüphanenin tozlu raflarında neredeyse hiçbir kadın yazar bulamayınca, bu sefer de kadınlar hakkında yazılmış kitapların izini sürdüğünü ve ne yazık ki kadınlar hakkında yazılmış tüm kitapların erkekler tarafından yazılmış olduğunun farkına vardığını da biliyorum. Hatta, bu kitapların hemen hepsinde de kadının ikinci sınıf bir varlık, haz kaynağı bir meta, namus bekçisi bir köle, beceriksiz, sınırlı zekâya sahip, insanla hayvan arasında bir mahlukat olarak tarif edildiğini görüp hayal kırıklığına uğramıştın… Virginia, biraz da Anadolu topraklarında tekrar geçmişe dönelim… Türkiye’de Cumhuriyet döneminden önce kadınlara baktığımızda ne görüyoruz? O dönemde Anadolu’da sosyo-kültürel alanda ön planda yer alan belki birkaç kadın sayabilirim. Onların da çoğu gizli saklı faaliyet gösteriyordu. 1920’lere kadar kaç kadın yazarımız, şairimiz vardı? 1-2? Kısacası yok denecek kadar az… Kadınlar yazar mı olacaktı o dönemde? Neredee? Tefe koyarlardı. Tarihte, maalesef kadın her zaman toplumdan uzak tutulmak istendi. Kadın küçük görüldü ve beceriksiz olarak lanse edildi. İngiltere’de de böyleydi. Anadolu’da da durum benzerdi. Toplumların yarısını oluşturan “Kadın” tüm çağlarda aşağılandı ve asla öne çıkartılmaması gereken bir cins haline getirildi. Sevgili Virginia, kitabında verdiğin örneklerde, erkeklerin kadınlara uyguladığı baskının ve her zaman süre gelen “eşitlik” tartışmasının yanıtını tarihten alıntılar yaparak açıklıyorsun. Kadın ve edebiyat arasındaki bağlantıyı, kadınların erkeklerden neden daha az yazdığını, yaratıcılıklarının neden erkekler kadar olamadığını, tarihsel süreç içerisinde kadının toplumdaki silik ve geri plandaki konumunu, kadınların dünyasına dair ilginç tespitlerin ve farklı bakış açınla anlatıyorsun. Bu tarihe ışık tutan ve kadınların yolunu bir meşale gibi aydınlatan eserin için seni tebrik ederim. Bugüne kadar okuduğum diğer kitaplar, izlediğim filmler ve haberlerden edindiğim izlenim; doğuran ve çoğaltan bir varlık olan kadının, karşı cinsteki zihinsel verimliliğe de sahip olabilmesi gerçeğinin, kadın ve erkeğin zihinsel eşitlik ilkesinin bilinçli olarak yadsınması, yok sayılması... Ne yazık ki dünya üzerinde, kadının evde kapalı kapılar altında tutulduğu, bilim, sanat ve iş dünyasında önemsiz bir varlık olarak kabul edildiği, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığı tarihsel karanlık dönemler oldu. Hiç anlamıyorum Virginia! Hangi hastalıklı zihniyet, kadının tiyatro oyununda oynayamayacağını, kitap yazamayacağını, şarkı besteleyemeyeceğini söyler? Hangi zalim düşünce, kadını işe yaramaz olarak tanımlayıp, ayak işlerine layık görür, hangi mantık beceriksiz ilan eder? Sevgili Virginia, belki de her şeye rağmen bugünleri görseydin, bir 100 yıl sonra bazı şeylerin değiştiğini ve geliştiğini görecektin. Bu gelişmişliğin yanında yetkin bir yazar olarak, illâ ki gelişkin düzenlerin aksayan taraflarını da görecektin… Bundan 100 yıl geriye gittiğimizde, bugünlerin hayâl bile edilemeyeceğini kesinkes düşünebiliriz. Dünden, bugüne neler oldu, neler yaşandı sevgili Virginia? Kadınlar savaşlarda, kıtlıklarda her zorluğa göğüs gerdi. Kendini unuttu. Anasına, babasına, kocasına, çocuğuna kendini vakfetti. Peki ya toplumda bir birey olarak kendisinin, yaratıcılığının, toplumdaki sosyokültürel, sanatsal, zihinsel, bilimsel varlığının rolü ne olacaktı? Ahh Virginia, geçmişi zaman makinesinde geri giderek değiştiremeyiz. Geleceği de ümit ederek şekillendiremeyiz. Hayatımızın anlamı tam olarak şu anda... Bugünler şekillenmedikçe, yarının hiçbir önemi yok maalesef... Geçmişi ders alınacak bir yapı olarak düşünüp, yarın için bugünden harekete geçmeliyiz. Kadın erkek ayırımcılığı bir yana; ırk, ten rengi, din, mezhep ayırımı da yapmamalıyız. Tek bir insan nesli olarak yaratıldığımızı kabul edip, birbirimizi ötekileştirmemeliyiz. Hepimiz bu dünyanın insanlarıyız. Bunu unutmamalıyız. Sevgili Virginia, ülkemizde kadınların temel hak ve özgürlüklerini kazanması, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet döneminde ve sonrasında oldu. Ülkemiz kadınlarının 1900’lerdeki okuma oranı yüzde 0,06 gibi komik bir rakamdı. Cumhuriyet sonrasında Latin alfabesinin yazı diline getirilmesi, kılık kıyafet devrimi, laiklik ve 1928’de, İngiltere dahil pek çok gelişmiş ülkeden daha önce, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının veren medeni kanun gibi ilke ve devrimlerle ülkemizde neler mi oldu? Kadın yazarlarımız, şairlerimiz, öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, sinema, tiyatro sanatçılarımız, uçak pilotlarımız, doktorlarımız, şarkıcılarımız, bale yapabilen, opera söyleyen, dans edebilen kadınlarımız oldu. Kadınların erkeklerle eşit haklara ve statüye sahip olup, hayatın içinde etkin rol alması; memleketimizin yüzyıllardır kendisine hâkim köhne zihniyetten sıyrılarak, demokratik bir cumhuriyet haline evrilmesini sağladı. Sevgili Virginia, o yıllarda Amerika ve Avrupa kıtası bile, Türkiye Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen bu özgürlük devrimine şaşmış kalmıştır. İnanmazsan, Times’ın o dönemki yayınlarına bakabilirsin. Kitabında kadınlara şöyle seslenmiştin Virginia, “Para kazanın, kendinize ait boş bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Biliyor musun Virginia, biz Cumhuriyet kadınlarının kurmaca yazarı olması için senin demiş olduğun üzere; ne “paraya”, ne erkekler “ne der?” diye düşünmemize, ne de içinde yalnız kalabileceğimiz “kendimize ait bir odaya” ihtiyacımız yok! Çünkü bizim, “Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” “Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” “Yoksul kadın, hiçbir şeyi olmayan kadın anlamında alınmıştır. Halbuki kadın denilen varlık, bizatihi yüksek bir varlıktır. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün insanlığın yoksulluğu demektir.” “Tarih, Türk inkılâbını anlatırken, bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Bu kurtuluşun çeşitli aşamaları içinde de, özellikle kadınların kurtulmasını anacaktır.” “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” Sözleriyle bizlere seslenen bir Atamız, Mustafa Kemâl Atatürk’ümüz ve O’nun önderliğinde kurulmuş, kadını el üstünde tutan, güvencemiz, asırlık çınarımız, anlı şanlı 100 Yıllık Cumhuriyetimiz var! Umut dolu aydınlık yarınlara… Sevgilerimle,

    devamını gör
    Aslıhan GÜVEN
  • Sevgili Cumhuriyet, Az zamanda büyük işler başararak kurulmuş şanlı bir doğumun var. Bugün yine az zamanda büyük yaralar aldın, paramparça edilmeye çalışıldın ama sevgi en büyük şifadır ve bizler Atatürk'ün evlatları olarak içtiğimiz andın gereğini son nefesimize kadar yapacağız ve seni sevgimizle sarıp sarmalayıp açılan yaralarını iyileştireceğiz. Öyle bir 2. yüzyılın olacak ki tıpkı Ata'mın işaret ettiği gibi hak ettiğin muasır medeniyetler seviyesine geleceksin ve tüm dünya önünde saygıyla eğilecek. Bundan şüphen olmasın. Sana olan sonsuz aşkımızla tüm dünyayı inletiyoruz ve inletmeye devam edeceğiz. Tüm dünya bilsin ki hepsi bir araya gelse sana zarar vermeye güçleri yetmez. Dünya durdukça duracaksın benim güzel cumhuriyetim, dünya döndükçe parlayacaksın. 2. yüzyılına girdin. 100 yaşın 1000 yaşın olsun güzel cumhuriyetim. Sadece Türk milletini değil tüm dünyayı yüce ışığınla aydınlat. Seni sonsuza dek yüksek bir aşkla sevecek ve sonsuza dek bağlılığını sürdürecek olan; Elif.

    devamını gör
    Elif ÖNDEŞ
  • "CUMHURİYET KADINI OLMAK" Anadolu’nun kadim topraklarında kadınların varlık mücadelesi Cumhuriyet’in ilanından çok önce başlamış olsa da, Cumhuriyet’in devrimleri benim bir kadın olarak bu ülkede yaşamamın, kendi başıma özgürce ayakta durabilmemin, “ben de varım” diyebilmemin güvencesi oldu. Bu ülkenin insan hakları ve demokrasi karnesi hiçbir zaman yüksek notlarla dolu değildi belki, ancak son 21 yılda devletin sosyal güvencesinden uzakta, demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlüğe dair Cumhuriyet’in sağladığı yaşamsal haklarımızdan neredeyse tamamen mahrum bırakıldık. Biz kadınların bu topraklarda var olma mücadelesi, yaşam hakkımızı savunmaya kadar derinleşti. Karşımıza çıkarılan engeller, boynumuza asılan yaftalar, duyduğumuz hakaretler, gördüğümüz şiddet hiçbir şekilde bizi doğru yolumuzdan döndürmedi. Sadece kendimiz için değil, çocuklar ve gençler başta olmak üzere ülkede hak mağduriyeti yaşayan herkesin hakları için önce biz kadınlar direndik. Bir Cumhuriyet Bayramı gününde bu ülkeye yeni bir vatandaş doğurmuş bir Cumhuriyet kadını, yalnız bir anne olarak hayat mücadelemin taşlarını Cumhuriyet’in bana sağladığı haklar sayesinde döşediğime inanıyorum. Tam da bu yüzden yaşam hakkım başta olmak üzere, o haklardan herhangi birini elimden almaya kalkacak her zalimle mücadele etmeye devam edeceğim. Zor zamanlardan geçerken, ihtiyacımız olan dayanışma, sağduyu ve iyiliğin bu toprakların rengârenk insan mozaiğinde saklı olduğunu biliyorum. Gerçek bir Cumhuriyet’in nasıl aydınlık bir gelecek imkânı sunacağına dair inancımla, kolektif bir bilinçle, direniş, dayanışma ve umutla Cumhuriyet’in 100. Yaşını coşkuyla kutlayacağımıza yürekten güveniyorum. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz!” Çok yaşa Cumhuriyet!

    devamını gör
    Müzeyyen İrem AFŞİN
  • Sevgili Atatürk'üm, senin ve kurucu kadronun yaptıklarınıza çok minnettarız. Tersaneler yabancı işgali altında, yollar patika, askerimizin sırtında yazlık elbise ayağında çarık yok. Türk ordusu ve halkımız perişan. Az zamanda çok büyük işler yaptık diyorsun ya, hakikattir bu. Bugün çalışıyor ve kazanıyorsam önce senin mücadele azmin ve şahsın, daha sonra da ailemin kazandırdığı okuma aşkındandır. Ekimler gelince, yüreğim coşkulanmış deniz gibidir, kasıma da içim acır, boğazım düğümlenir. İlkokulda öğrendiğim, hâlâ da unutmadığım; sen, ölmedin kalbimizde mütemadiyen yaşayacaksın.

    devamını gör
    Ahmet Emre ZAFERTEPE
  • Ben bir kadınım. 28 yaşındayım ve aklımın erdiği günden beri sokakta rahatça yürüyebiliyor, kendi kararlarımı verebiliyorum. İstediğim okulda istediğim bölümü okuyabiliyorum. İstersem tesettüre girebilirim, istersem mini etek giyebilirim. Saçımı istediğim renge boyayabiliyorum. Evlenmek zorunda değilim, evlenirsem de eşimle aynı haklara sahibim. Bir devlet kurumunda memur olabilirim ya da tramvayda makinist. İstersem taksici, istersem inşaat mühendisi olabilirim. Hepsi benim seçimime bağlı. Tüm bunları kendi isteğimle yapabilmemi sağlayan ise Cumhuriyet’tir. En çok da biz kadınlar cumhuriyete minnet duyuyoruz. Eşitliği, hür fikri cumhuriyetle birlikte kazandık biz. Cumhuriyet sayesinde tarih öğretmeni oldum ben. Büyük önderimizin “…çünkü nesillere tarih öğretmek en büyük vazifedir” sözünü mıh gibi aklıma kazıdım ve şimdi öğrencilerime şanlı tarihimizi, küllerinden doğan milletimizi anlatıyorum. Teşekkürler Ata’m, teşekkürler Mehmetçiklerimiz ve teşekkürler CUMHURİYET. Binlerce yıl var ol.

    devamını gör
    Aysu MUTLU