
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Senin hayalin hepimizin gerçeği ve ilelebet payidar kalacak. Cumhuriyetimizin 100. Yılı'nda sana olan hislerimi şöyle açıklamak isterim: Yaşamına konuğun olduğum Atam Sönmeyecek ışığın altındayım Umut ışığın hep benimle olsun Yegâne ömrümün her dakikası Sonsuz maviliğinde hayat bulsun
devamını görCeyda KARACA
İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.
devamını görTahir Musa CEYLAN
Herkesin kimseye anlatmadığı rüyaları vardır. Güç aldığı…Ben ara ara rüyamda Atamı görürüm. Hiç değişmez karşılaşmamız, o en şık haliyle masada oturuyordur, beni görünce ayağa kalkar tüm zarafetiyle…Aman Atam derim estağfurullah. Hemen suratı değişir. Sen kahraman Türk kadınısın, sen kendine ne değer verirsen insanlar da sana o değeri verecek. Sen bir yere girdiğinde aklınla, bilginle, ışığınla her yeri aydınlatacaksın. Herkes elbet ayağa kalkacak, gülümseyeceksin. Ağlayıp sarılmak isterim, o dansa davet eder beni. Kurban değilsin, damarlarındaki asil kanı hatırla… Ne zaman düşsem, yapayalnız kalsam, imkânsız deseler, kadınım diye küçümsemeye kalksalar ya da sahnede bir oyuncu olarak yorgunluktan bacaklarım titrese, çaresizlikten sesim kısılsa Atam kulağıma fısıldar, “Kalk ayağa!” Yeniden yeniden ayağa kalkarım. Cumhuriyet, inancın, tutkunun, pes etmemenin mucizesidir. Yine dünyaya gelecek olsam, yine senin evladın olarak gelmek isterdim. İlelebet.
devamını görZeynep ÖZYAĞCILAR
Ulu önder Ata’mızın ve silah arkadaşlarının bize armağan ettiği bu vatan ve özgürlük ile Cumhuriyet'in 100. Yılına gelebilmenin mutlu sevincini yaşıyoruz. Bizler Atatürk sevgisi, millet sevgisiyle büyüdük. Şimdi amacımız bu sevgiyi gelecek nesiller olan çocuklarımıza aşılamak… Daha nice nice 100 yıllara, dün bugün ve yarın her daim Cumhuriyet. Şanlı Türk bayrağımız her zaman Türkiye topraklarında dalgalanacak, bizler bu gurur ve bilinçle değerlerimize sahip çıkarak birlikteliğimizi koruyacağız. Her Türk evladının Atasına olan borcu bayramlarımızı en içten ve coşkulu bir şekilde kutlamaktır. Cumhuriyet'i onlar kurdu ama onu yaşatacak ve yüceltecek olan bizleriz. Ne mutlu Türk’üm diyene, Yaşasın Cumhuriyet!
devamını görSeda DURAK
Kadın olarak tüm haklara eşit sayıldıysak mecliste bize de söz hakkı verildiyse tüm bunların tek kahramanı ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK dünya tarihinin asla unutamayacağı bir lider saygıyla ve rahmetle.
devamını görFatma ÖCÜT
Sevgili Cumhuriyet, 100. yaşın kutlu olsun. Bu yaşa gelmek kolay olmadı, biliyorum. Neredeyse yarısına ben de şahidim. Bunca güçlüğün içinden geçip bugünlere gelmeni Türkiye’nin sana duyduğu sevgiye ve ilkelerine bağlılığına borçluyuz. Biliyoruz ki bizi bir arada tutan sensin ve ne olursa olsun her zaman elimizde sahip çıkmamız gereken Cumhuriyetimiz var… Ve biliyoruz ki sen, Türkiye toplumu olarak bizim en büyük eserimizsin. Bugün ne kadar beğenmesek, eleştirsek de sahip olduğumuz hayatı sana, sana verdiğimiz emeğe, duyduğumuz bağlılığa borçluyuz. Türkiye, Cumhuriyet’inden ayrı düşünülemez. Seni o kadar sevdik ki Yaşar Kemal’in tabiriyle “bin çiçekli bir bahçe” olan Anadolu senin değerlerine olan bağlılığı sayesinde bugünlere kadar birlikte gelebildi. Özgürlük ve demokrasinin, insanca bir yaşamın istisnasız herkes için geçerli olacağı bir gelecek ümidini hiç yitirmedik. Nuri Bilge Ceylan’ın tabiriyle “yalnız ve güzel ülkemize” duyduğumuz sevgiyi koruduk. Koruduk, çünkü biliyoruz ki bu ülke kolay kurulmadı. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in yanında yer alıp yok edilmeye direnen millet, Cumhuriyet’le hak ettiği haklara ve değere sahip oldu. Cumhuriyet, Anadolu insanının hayatını değiştirdi ve onu medeni uluslar istikametinde bir yolculuğa çıkarttı. Bu topraklarda tüm egemenliği kayıtsız şartsız millete verme fikri seninle kalıcılaştı. Mustafa Kemal’in benimsediği Cumhuriyet ideali, yine onun ve kuşağının cesareti, dehası sayesinde gerçeğe döndü. Cumhuriyet’i ilan eden Atatürk’tü, yaşatan ise onun ilkelerine sahip çıkan Türk milleti oldu. Yüzyıllardır İslami kurallarla yaşayan Anadolu’nun Müslüman toplumları laiklik sayesinde çağdaş düşüncelere, akla ve bilime yöneldi. Bilimsel düşünce ve laikliğin hayatımızda iki büyük etkisi oldu. Eğitim ve kadın hakları. Bence Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük devrimleri bunlar. Toplumun yarısını oluşturan kadınlara yüzlerce binlerce yıllık geleneklere karşı çıkarak özgürlüğün kapısını açması. O özgürlükler ki aradan geçen yüz yıllık zamana rağmen hâlâ tam anlamıyla içimize sindiremedik. Ama bu sayede milyonlarca kadın, erkeklerle aynı saflarda hayata katılabildi. Özgür ve güçlü bireyler oldu, topluma, ailelerine ve kendilerine yararlı insanlar olarak Türkiye’nin en büyük gücünü oluşturdu. Eğitimin yaygınlaşması ise eşitsizliklerin pençesindeki bir toplumda en önemli umut ışığı oldu. Akıllı, çalışkan milyonlarca Anadolu çocuğu Cumhuriyet’in okullarında iyi bir eğitim alıp meslek sahibi oldu. Anadolu’nun ücra bir köyünden çıkıp bu ülkede profesör, Cumhurbaşkanı olmak bugün hâlâ geçerli olan Cumhuriyet mucizelerinden biri. Şimdi senin yeni yaşını kutlarken her zamankinden daha heyecanlıyız. Sanki bütün evlatların senin kıymetini aynı derecede bilmiyor gibi. O nedenle başkaları adına da sana sahip çıkmaya, senin değerlerini yaşatmaya devam ediyoruz. İyi ki varsın Cumhuriyet. Daha nice yüzlü yaşlara…
devamını görCem ERCİYES
Tek varlığım, sonraki nesillere tek armağanım cumhuriyetim. Doğum günün kutlu olsun. Nice 100'lere.
devamını görBerra ÇARKÇI
CUMHURİYETİN KIYMETİNİ BİLELİM Babam, babası şehit olduğunda henüz çok küçükmüş. Cumhuriyet ilan edildiğinde olanları ona annesi ve kendinden oldukça büyük ablaları anlatmış. “Babamız bu uğurda şehit oldu ama bak, kanı yerde kalmadı babamızın. Bu gün Cumhuriyet ilan edildi. Artık devletimiz her birimizi insan yerine koyacak. Kimseye kulluk etmeyeceğiz. Hepimize eşit muamele edilecek. Bunlar ne demek, sen biliyor musun? Sen henüz küçüksün ama Cumhuriyet’in kıymetini bil” demişler. Memlekette davullar çalınmış, evlerin camlarına bayraklar asılmış. Herkesle birlikte babam da bağırmış; “Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Mustafa Kemal Paşa” diye… Ben ilkokula giderken okulda öğrendiklerimi babama anlatır, Cumhuriyet Bayramı’nda kürsüye çıkıp şiirler okurdum. Beni dinlerken hep gözleri dolardı. “Ne mutlu bize, öyle değil mi kızım… Çok şanslı bir neslin evlatlarıyız biz. Sen de erkek çocuklarla birlikte okula başladın. Büyüyünce sen de onlar gibi oy kullanacak, istersen Meclis’e girip mebus olacaksın. Ya da istediğin okulda okuyup istediğin mesleği seçeceksin.” Bunları dinlerken babamın bana ne demek istediğini pek de anlamazdım, çünkü onlar benim için o kadar doğaldı ki… Tabii ki öyle yaşayacak, tabii ki öyle yapacaktım. 29 Ekim 1923’ten sonra doğanlar belki de tıpkı benim gibi hissettiler. “Tabii ki böyle yaşayacağız, bunlar bizim doğal hakkımız zaten” dediler. Doğrudur, bunlar her insanın en doğal hakkıdır aslında ama bu hakları biz, bundan tam yüz yıl önce, büyük mücadeleler sonucu, Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde kazanabilmişiz. Sonra okudukça, gerçekleri öğrendikçe babamın bana ne anlatmak istediğini çok iyi anladım. “Gerçekten de şanslıymışım” dedim. Hatta “Cumhuriyet’in kıymetini iyice biliyor musun” diye sordum kendime. Yüz yıl önce doğsam, demek çok başka bir dünyada yaşayacakmışım. Cumhuriyet ile gelen haklar, bizi kendi gözümüzde değerli ve onurlu kılmış meğer. Bir Türk kadını olarak, bu güzel ülkenin bir vatandaşı olarak gönlümce kendi yolumda yürüyebildiysem, kendi kararlarımı alabildiysem, okuyup yazabildiysem, sevdiğim bir meslekte özgürce çalışabildiysem, tüm bunlar Atatürk’ümüz önderliğinde kurulan Cumhuriyet ve devrim niteliğindeki kanunlar sayesinde oldu. Cumhuriyet’in kıymetini bilelim. Onu yaşatmak, koruyup gözetmek, ona sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur… Yaşasın Cumhuriyet…
devamını görDr. Gülseren BUDAYICIOĞLU
Tüm dünyaya örnek olan Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde bize bahşedilen Cumhuriyetimizin 100. Yılı'nda, ilimin ve bilimin, özgürlüğün, cesaretin, modernliğin, çağdaşlığın kıymetini, sonsuza kadar bilmek dileğiyle... 100.yılımız kutlu olsun. İlelebet Cumhuriyet!
devamını görBerin DOĞAN
