
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Açtığın yolda, daima izinde yürümeye ant içerim. Ne Mutlu Türküm diyene! Cumhuriyetimizin 100.cü yılı kutlu olsun. nice 100.lere inşallah.
devamını görNilgün DİNÇER
Cumhuriyet seni çok seviyorum,iyi ki ülkemde sen varsın.Senin sayende özgürce yaşayıp büyüyorum.Okuluma gidebiliyorum. 100 yıllar yaşa Cumhuriyet!
devamını görErtuğrul AKÇAKAYA
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
devamını görNedim TÜRK
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin 100. yılına ulaşmanın heyecanı ve coşkusu ile birlikte "Cumhuriyet'e Mektuplar" adlı bu özel eserde yer almaktan mutluluk duyuyorum. Cumhuriyetimize olan derin sevgimizi, saygımızı ve bağlılığımızı aktarabildiğimiz imza niteliğindeki bu kitap için Doğan Kitap’a teşekkürlerimi sunuyorum. Atatürk'ün "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma" hedefini, sadece bir ideal olarak değil, aynı zamanda bize bıraktığı en kıymetli miras olarak görmek ve bu mirası sahiplenmek, onu korumak ve gelecek nesillere aktarmak en büyük gayemizdir. 1923'te başlayan bu yolculukta Cumhuriyet'in ilanı, bizlere bağımsızlık ve özgürlüğün yanı sıra, demokratik değerler, eşitlik ve adalet anlayışını da getirdi. Yalnızca coğrafi sınırlarımızı korumakla kalmadık, aynı zamanda bir ulus devlet olarak eğitimde, sanatta, bilimde ve ekonomide büyük atılımlar gerçekleştirdik. Atatürk’ün bize 100 yıl önce gösterdiği yol ve gerçekleştirdiği inkılaplar bugünümüze ve yarınımıza ışık tutmaya devam ediyor. Gelecek yeni neslin de bu yolun izinden giderek bizleri de geçeceğine ve çok başarılı işlere imza atacağına inancım sonsuzdur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün uluslararası arenada saygın ve güçlü bir Türkiye yaratma vizyonu, ortaya koyduğu kararlılık ve azmi; yaptığım işlerde zorluklara karşı yılmadan çalışmamı sağlayan en büyük itici güç oldu. 1978 yılında temellerini attığım Aksoy Holding, ülkemize sürekli değer yaratan, uluslararası alanda başarılı yatırımlar gerçekleştiren global bir şirket olma vizyonuyla çıktığı bu yolda; bugün çevik, dinamik ve yenilikçi yönetim anlayışımız ile ülke ekonomisine, çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza değer yaratmaya devam ediyoruz. Aksoy Holding olarak Cumhuriyet'in değerlerinin izinde çalışmalarımızı durmaksızın sürdürmeye devam edeceğiz. 100 yıllık geçmişimizden aldığımız güçle Cumhuriyetimizin temel değerlerini rehber edinerek, teknoloji, inovasyon, sürdürülebilirlik ve toplumsal eşitlik alanlarında kendimizi sürekli geliştirerek en iyiye ulaşmayı hedeflemeyi sürdüreceğiz. Sadece şirketlerimizin başarılarına değil, aynı zamanda toplumun genel refahına, bize bırakılmış ve bizlerden sonraki nesle bırakılacak olan bu benzersiz mirasa daha fazla katkı sağlamak adına hep birlikte hiç durmadan çalışmaya devam edeceğiz.
devamını görErdal AKSOY
Cumhuriyet olmasaydı bizim eğlenceli bir bayramımız olmazdı. Şu an bazen üzgün bazen gülümseyerek eğleniyoruz ama eskiden üzüldüğümüz pek çok gün oldu. Ama biliyor musun Cumhuriyet, bu yıllarda hiç öyle üzgün değiliz. Bunun için Atatürk'e teşekkür ederiz.
devamını görAyşem ŞAHİN
Mevcudiyetimin yegâne temeli; CUMHURİYET! Ben 52 yıldır senin varlığının bana verdiği güce dayanarak duygu ve düşünce dünyamı oluşturdum. Özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve dahi insan haklarının savunucusu olan düşünce denizinde ışığını yitirmeden yolumu çizdim. Bu ışık öyle kuvvetliydi ki, karanlıklar beni korkutmadı. Korkutmamaya da devam ediyor. Çünkü sadece ışığın değil, kulağıma gelen demokrasi ve düşünce özgürlüğünün tatlı melodisi de ruhumu tazeliyor. Sana dokunup, hissederek varlığını varlığıma katıyorum. Ve duyuyorum gül bahçelerinden daha güzel olan kokunu. Bu huzurun, var olmanın kokusu. Dilimde bıraktığın özgürlüğün tadı ise damağımdan hiç gitmiyor. Sen bana sağlıklı bir insanın duyu organlarının bahşettiği hisleri değil, zihnimin bana bahşettiği hisleri veriyorsun. Bu gün senin 100. Yılını kutluyorum. Senin güçlü kalp sesini duyuyorum. Kulağına daima Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyet'i ilelebet payidar kalacaktır sözünü fısıldıyorum. Asırlarca yaşa CUMHURİYET!
devamını görEbru ÜNAL
Sevgili Cumhuriyet; 103 yıllık varlığın ile şahsımı Anadolu'nun Adıyaman şehrinden bana tanımış olduğun eğitim hakkı ile, kadın kimliğim ile; okumamı, öğrenmemi sağlayarak ayaklarımın üstünde durmayı ve onurumla Devlet Memuru olarak Türkiye Cumhuriyeti halkına hizmet vermemi sağladın. Ekmeğimsin, ışığımsın ve suyumsun. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bana en büyük armağanısın. Sana ve Mustafa Kemal ATATÜRK'e minettarım ve son nefesime kadar borçluyum. 29 yaşımda sana söz olsun ömrüm boyunca Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'in ilkelerine bağlı kalacağım ve ülkemin çağdaş muasır medeniyet seviyesine ulaşması için tüm varlığım ile çalışacağım. İyi ki varsın Cumhuriyet, iyi ki varsın Atam Mustafa Kemal ATATÜRK.
devamını görÖzgül GÜNGÖR
Bugün özgürlüğümüzü başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve cephelerde savaşan gazilerimize, şehitlerimize borçluyuz. Kurduğunuz Cumhuriyet'i ilelebet koruyacağız. 100.YILIMIZ KUTLU OLSUN!
devamını görFunda GÜL
“Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Açlığın ülkenin utancı olarak görüldüğü, çocukların kimsesiz bırakıldığı, artık işleyemediği topraklarından bir lokma için bilmedikleri şehirlerin gökdelenlerinde canlarını bırakıp yine kendi topraklarına dönenlerin kimsesiz gömüldüğü, kimsesizlerin kimsesi 2023’ün Cumhuriyeti. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1925 yılında Uşak’ta bir yetim yurdunda kalan kimsesiz çocuk Aziz, yurda yerleştirildiği için mutludur yurda ziyarete gelen Atatürk’e kimsesizliği şöyle tarif eder: “Babamı şahadet, annemi yoksulluk aldı. Uşak yetimleri adına yüz binlerce teşekkür ve yüz binlerce selam." Atatürk gözyaşlarını tutamaz. Aziz çocuğun, annesini yoksulluğun aldığını söyleme hakkıdır Cumhuriyet, 1928’de Atatürk, Emlak Eytam Bankası'na kimsesizler için yatırılan paranın müjdesini “Cumhuriyetin bilhassa kimsesizlerin kimsesi olduğunu yeniden ispat eden bu neticeyi memnuniyetle takdirinize arz ederim” der alkışlar arasında. Halk için yapılan inşaatları desteklemek ve yetim haklarını korumak için kurulan "Emlak ve Eytam Bankası"nın hakları son olarak bugünün TOKİ’sine geçmiştir. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün TOKİ’si depremde yetim kalan çocuklara, üniversite öğrencilerine, kirasını ödeyemeyenlere bedelsiz konutlar, yurtlar, rehabilitasyon merkezleri, ücretsiz kreşler yapmıyor. Rezidansların, AVM’lerin, imara açılan ormanların, acil kamulaştırılan arazilerin yeni sahiplerinin kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; Mustafa Kemal Atatürk, çocukların haklarını korumak için 1928’de imzaladığı Cenevre Bildirgesi : “Acıkan çocuk beslenmeli, hasta çocuk tedavi edilmeli, terk edilen çocuklar korunmalı, herhangi bir felaket anında öncelikle çocuğa yardım yapılmalı, her türlü istismara karşı korunmalı.” Atatürk çocukları korumak, beslemek, eğitmek, ihmal ve istismarı engellemek için sonradan adı Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu olarak değişen Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni kurup, yokluğa, yoksulluğa ve kimsesizliğe savaş açıyor “Kimsesizlerin Cumhuriyeti”nde. Çocukların yaşam hakkı, eğitimi, sağlıklı bir nesil hedefiyle kurulan Cemiyet suç işleyen, dilenen, engelli, kimsesiz, yoksul, ihtiyacı olan her çocuğa kucak açıyor. Talebe sofraları, aşevleri, yetim evleri, bakıcı okulları, hemşire kolejleri... Hatta bir milyona yakın nüfuslu İstanbul’da yetersiz beslenen 6 bin çocuk için Cumhuriyet gazetesine ilan veriliyor “Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” 1929 yılının karakışında yoksul çocukların giyimi meselesi tüm ülkenin gündemi. 1930’lu yıllarda, yoksul çocukların eğitimi için Çocuk Kütüphaneleri açıyorlar. Kütüphaneye devam eden çocuklara her akşam, bisküvi, incir ve üzümden bir kahvaltı, oyun oynamaları ve eğlenmeleri için de çocuk bahçeleri kuruyorlar. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün Cumhuriyet’inde çocuklar için okul yemeği yok, 10 milyon çocuk ağır yoksulluk koşulları içinde, 1,5 milyon kız çocuğu eğitim dışında, laik bilimsel eğitim yerine karma eğitim tartışılıyor, yüzbinlerce suça sürüklenen çocuk, milyonlarca çocuk işçi. Her beslenme saatinde arkadaşlarının yanından ayrılıp okulun etrafında beş tur atan 11 yaşındaki Ali’nin mi kimsesi, yoksa okul yemeğine ayrılacak kaynağın aktarıldığı bir avuç zenginin mi kimsesi olmuş bugünkü Cumhuriyet. Bizler hala 95 yıl önce imzalanan Cenevre Sözleşmesindeki çocuklar için okul yemeği kampanyasını sürdürüyoruz. Barınamayan, beslenemeyen artık “geçinmeye odaklanan” üniversite öğrencilerinin mi kimsesi bugünün Cumhuriyeti. Yoksa, onca yıl memleketin kalkınması için çalışan ama bugün çalışmanın huzurunu değil acısını çeken emeklinin mi kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1932 yılında “kimsesizlerin kimsesi olsun” diye Atatürk’ün isteği ile kurulan halkevlerinde sağlıklı yetişsin diye çocuklar, sağlık taraması, bir insanın alması gereken besin değerini hesaplarlarmış, öğrenci yurtlarında kalanlar için sıcak yemek, cezaevlerinde eğitim, köyden gelen işçilere barınak kurarlarmış. Şimdi yeniden kimsesizlerin kimsesi olsun diye ikinci yüzyılında Cumhuriyete, 2 yaşında kimsesiz bir çocuk gibi sıkı sıkı sarılarak, örgütlenip, dayanışarak yeniden umutla büyüteceğiz.
devamını görHacer FOGGO
