
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti, 100 yaşında. Büyük bir coşkuyla kutladığımız 100. yıl, Türk milletinin bağımsızlık yolundaki mücadelesini, emeklerini ve elde ettiği başarıları bir kez daha hatırlamak, hatırlatmak ve saygıyla anmak için çok önemli bir dönüm noktası. Cumhuriyetimizin, 100. yılında güçlü bir şekilde ayakta durduğunu görmek, geleceğe daha büyük bir umutla bakmamızı sağlıyor. Ülkemizin kuruluş mücadelesi, bizlere en zor şartlarda bile birlik ve beraberlik ruhu ile bir hedef yolunda çaba harcamanın ve zafere ulaşmanın destanını anlatıyor. Tarihin en görkemli zaferlerinden biri olan ve Cumhuriyetin kuruluşu ile taçlanan kurtuluş mücadelemiz eşsiz bir ilham kaynağı niteliğindedir. Cumhuriyetimizin temellerini en güçlü şekilde atan ve hep daha ileriye gitme, çağdaş uygarlıkların da ötesine geçme hedefini bizlere gösteren Mustafa Kemal Atatürk’e ve mücadele arkadaşlarına minnet hisleri ile doluyuz. Temelleri 1950 yılında atılan Anadolu Grubu, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinin dörtte üçüne şahitlik etmiş, Cumhuriyet’le birlikte büyümüş dev bir yapı. Bugün 19 ülkede 80’e yakın şirket, 86 üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 95.000 çalışan ile 7 farklı sektörde faaliyet gösteriyoruz. Rakamsal verilerimiz, üretim gücümüz, geliştirdiğimiz ve içinde yer aldığımız projelerle Türkiye Cumhuriyeti’nin ve ekonomisinin en büyük itici güçlerinden biri konumundayız. Dünyanın önde gelen isimleri olan markalar ve şirketler tarafından tercih edilen uluslararası bir iş ortağı olarak ülkemizi uluslararası alanda en iyi şekilde temsil ediyoruz. Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı’na da tanıklık etmiş olan kurucularımız Kamil Yazıcı ve İzzet Özilhan, Cumhuriyet ilkelerini her daim kendilerine yol haritası olarak belirlediler. Ulu önder Atatürk’ün “en büyük hazine” olarak adlandırdığı Anadolu’yu odağımıza alarak toplumumuza, Anadolu insanına daha iyisini sunma hedefleri, bugün bizlere yol gösteren kurucu felsefe ve değerlerimize şekil verdi. Cumhuriyet ilkeleri ile aynı çizgide şekillenen değerlerimiz bizler için her zaman bir kılavuz görevi gördü ve görmeye devam edecek. Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılına girerken, yüzyıllık dönemde yaşadığımız ekonomik ve sosyal dönüşümün ülkemize kazandırdıkları geleceğe güvenle bakabilmemizi sağlıyor. Demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eğitim reformu gibi kritik konular ikinci yüzyıla girerken hepimizin en önemli konuları arasında yer alıyor. Sorunları kolaylıkla aşabilmemizin yolu Türkiye'nin her alandaki çalışmalarında ve yönetim anlayışında bu temel değerler etrafında birlikte hareket edilebilmesinden geçiyor. Ülkemizin istikametinin daha da belirgin olmasını böylece sağlayabilir, bunu tüm dünyaya gösterebiliriz. İnanıyorum ki, Cumhuriyetimizi ileriye taşımak, kuruluş değerlerine sahip çıkmak hepimizin üzerine düşen bir görevdir. Ne mutlu ki; Cumhuriyetimizin ilk yüzyıllık dönemi boyunca Cumhuriyet değerlerine ve ilkelerine bağlılık, çoğulcu demokrasi ve buna sahip çıkmak, geleneklerimiz arasında yerini aldı. Hepimiz Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak, güçlendirmek için büyük bir sorumluluk bilinci taşımalıyız. Özellikle gençlerimizin Cumhuriyet değerlerine sahip çıktığını görmek ülkemizin parlak geleceğine sarsılmaz bir inanç ve güven duymamızı sağlıyor. Daha nice yüzyıllara güçlü bir şekilde ulaşması dileklerimle, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyorum.
devamını görTuncay ÖZİLHAN
Cumhuriyet denilince özgürlüğüm, insanların bilime katkısı, kadınların her alanda başarısı, her alanda kalkınan ülkem aklımda. Coşarım, her marşı içim ürpererek dinlerim. Atam sana minnetimiz hiç bitmez. Asırlarca anılan en büyük lider, dünyaya örnek lidersin. İyi ki bize Cumhuriyet'i kurdun. Yaşasın Cumhuriyet. Işığı hiç sönmeyecek, Cumhuriyet gökyüzündeki yıldızlar gibi aydınlık...
devamını görNezafet KOÇMAR
Bugün benim için öyle özel bir gün ki, ölümsüzleştirmek için bir şeyler yapmak istedim ve çareyi mektup yazmada buldum. Çünkü söz gider, anılar gider ama yazı kalır. Bugün benim doğum günüm. Ülkemle aynı günde doğmak o kadar harika bir his ki. Bunun kesinlikle bir anlamı olduğuna inandım çocukluğumdan beri. Çocukken okulumda bulunan Atatürk büstünün yanına gider, Atamla dertleşirdim. O zamanlarda yaptığım şeyin ömrüm boyunca devam edeceğini düşünmemiştim. Ne zaman sıkışsam, bu ülkede yaşamak için bir sebep arasam yine ona koştum. Çünkü biliyordum beni anlayacağını. Hatta öyle bir anlamak ki bana mektup bile yazmıştı. Gençliğe Hitabe... bu vatanın çocuklarını öyle anlamış ki her kelimesi başka bir teselli. 100 yıllık bir öngörü... Evet, cumhuriyet naçiz vücudunda değil, ruhunda. Senin ruhun başlı başına cumhuriyet Atam. 100. Yılı en güzel bayramdır, kutlu olsun. Emanetin bizimle güvende. Saygı ve minnetle...
devamını görŞevval YILDIZ
Bir Türk kadını olarak ,öğretmen olarak ,anne olarak kendi yolumda kendi kararlarımla yaşıyorsam bunu Cumhuriyet’e, Atatürk’e borçluyum. ATA’mın izinde önce kendime sonra tüm çocuklara ışık olacağım nice Cumhuriyetli günler göreceğime inancım sonsuz …Atatürk ile ve Cumhuriyet ile kalın
devamını görSelin UYAR
Sevgili Cumhuriyet, İyi ki doğdun! Çocukken hayat bilgisi dersinde sen ve Atatürk ile ilgili konuşmayı çok severdim. Cumhuriyet sayesinde bir daha yedi düvelin topraklarımızı paylaşmaya cesaret edemeyeceğine, bilimde, kültürde, sporda, askeri alanda onları geçeceğimize inanıyordum. Şimdi 100.yaşına girmek üzeresin! Atatürk 1930'lu yıllardaki bir konuşmasında, Türk milletini emin bir istikbal yoluna koymakla kalmayıp asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle yeni bir hayatın müjdecisidir Cumhuriyet diyordu. Atatürklü 15 yılın ilerici hoşgörülü ortamında her birey, eşit hak ve hürriyetlere sahip kılınmıştı. Eğitim, giyim kuşam, hukuk, takvim ve saat, rakam ve harf reformları hızla yapılmıştı. Kendi geleceği ile doğrudan ilgili "yeni insan" ortaya çıkmış ve büyük iktisadi kalkınma sağlanabilmişti. O yeni insanlar bugün bizleriz, ülkemiz için çalışıyor ve onu çok seviyoruz. Daha nice yaşlara erişebil diye temel hak ve hürriyetlerimize sahip çıkıyoruz. Atatürk'ün izinde, geleceğe...
devamını görPınar Nazlı KÖPRÜLÜ
İyi ki Atatürk bizim millete kısmet olmuş. Atam olduğu için onunla, kurduğu için Cumhuriyetimle gurur duyuyorum. Ona layık bir yurttaş olmaya gayret ediyorum. Sonsuza dek "Yaşasın Cumhuriyet!"
devamını görGülüzar ERDOĞAN
Bu yıl Cumhuriyet’in tam 100’üncü yılını kutluyoruz. 100 yıl söylerken kolay olsa da, sağlam kafayla düşününce çok büyülü… Kim demiş hayaller gerçekleşmez diye? Yaşımız ne kadarına yeterse yetsin bizler, tam 100 yıldır Atatürk’ün kurduğu ve adına Cumhuriyet dediği bir hayalin içinde yaşıyoruz. Bu hayal o kadar büyük ve din, dil, ırk gözetmeksizin o kadar kapsayıcı ki… Vatan kuruluyor; halk yönetimde söz sahibi oluyor, herkese eşit seçme ve seçilme hakkı veriliyor. Kadınlara okumaları, üretmeleri, kendi olabilmeleri için destek veriliyor. Cumhuriyet bu nedenle sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir kadın devrimi bence; kadınlara getirdiği özgürlükçü bakış açısıyla, yenilikleriyle, onları el üstünde tutmasıyla dikkat çeken bir yaşam biçimi. Savaşmayı reddeden, "Öldürenlere karşı ölmemek için savaşmalıyız" düşüncesindeki Türklerin atası Atatürk’ü bol bol anacağımız nice senelerimiz olsun. 100 yıllık Türkiye Cumhuriyet gelecek nesillerin gücüyle de hep var olsun!
devamını görAslı ÖRNEK
Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan Cumhuriyet Cumhuriyet bize ne yapar? Cumhuriyet bizi ne hale getirir? Tüm kurumsal ve devlet örgütlenmesi bir tarafa, kuruluş aşamasında konjonktürel ve zamansal olarak o derece toplumsal bir mevhum olmasının sürdürülebilirliği ve bu topraklara dair bir cumhuriyet fikrinin yerleşmesi önemli. Yıllar içerisinde artarak beni şaşırtan birçok şeyden biri de yoktan var etme kabiliyeti veya retoriği değil, bağlamsal idrak ve bunun bir medeniyet kurgusunda değerlendirme kabiliyeti. Siyasal bir tercihi, rejimi nadir, zorlu bir mücadeleyle radikal bir süreçte ortaya koyan bir ülke burası. Her ne kadar mihenk taşları ülkenin dönem itibariyle içinde bulunduğu monarşi içerisinde 19. yüzyılda muhtelif çabalar, revizyonlarla ortaya konmaya başlamış olsa da Cumhuriyet’in bu kadar güzel gelişmesi, palazlanmasının Anadolu topraklarıyla da ilişkili olduğunu düşünürüm. Elbette aksaklıkları, hayal kırıklıkları, zaman içerisinde tıkandığı merhaleleri var, olacak da. Anadolu ve kadim uygarlıkları, gelenekleri, geçmişi, kültürü. Öyle bir habitat ki binlerce yılın uygarlıklarının, tabiat ve etkenlerinin üzerine üst üste binen bir parametreler cümbüşü. Anadolu tüm bunlarla baş etme ve pekiştirme kabiliyetine sahip bir maya içeriyor. Mustafa Kemal’in de bu bağlamı çok iyi okuduğunu, kuruluş aşamasında İstanbul’la, yani payitahtla arasında sadece mesafeye bağlı bir nefes bırakma gerekçesiyle hareket etmediğini düşünürüm. Cumhuriyet’in 50’sine kıyıdan 5 yaşında, 100’üne ortasından 55 yaşında tanık oldum. Şimdiye kadarki kısmının tümünü ve evvelini mukayese edebilecek tanıklığım yok. Politik, medeni, çağdaş, bilimsel cumhuriyet esaslarının bir yaşam mukayesesine ihtiyaç duymadan ne demek olduğunun, öneminin farkındayım. Tüm bu hepimizin bildiği, tecrübe ettiği olsa olsa kiminin bilmek, anlamak istemediği kıymetleri görüyorum ve kabul ediyorum. Ben İstanbul dışında büyüdüm. Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde, bölgelerinde. Cumhuriyet mefhumunun Anadolu’da daha yerleşik, kendini gösterir olduğunu bir karşılaştırmayla İstanbul’a gelince fark ettim. Bu farkındalık birçok noktada ifade edilebilir ama kendi şahsi algım dahilinde bana en mühim gelenler mekânsal ve buna bağlı yerleşiklikler, seremoniler, alışkanlıklar, beşeri ilişkiler. Bunda ailemin asker, bürokrat, memur, Halkevi tecrübelerinin, hikâyelerinin, dolayısıyla çocukluğun ve ilkgençliğin gündelik hayat algısının, davranışlarının da etkisi olmalı. Son 30 yıldır gittikçe, geçtikçe, ziyaret ettikçe fark ettiğim ise Anadolu şehir ve yerleşimlerinde cumhuriyet bildik fiziksel karşılığının ve buna bağlı ilişkilerin yitmiş ya da görünmez olduğu. Mesleğim ve ilgi alanlarım nedeniyle de Cumhuriyet tarihinin gözle görülür kısmında oluşan eksilmeler zaman zaman beni bir melankoliye sürüklemiyor değil. Belki de Cumhuriyet kendinden fedakârlıklarla, yerine koymalarla düşe kalka büyüme eğilimindedir. Üniversite öğrencilik ve hemen sonraki yıllar içerisinde Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun bir dikta rejimi oluşturduğuna, tepeden inmeci bir üst karar olduğuna dair siyasi tartışmaların içerisinde kendimi bulduğumda çocukluk romantizmine yaslanan bir tereddüt taşır, kendime dahi izah edecek bir argüman geliştiremezdim. Henüz tarif edemediğim, gerekçelendiremediğim bir idrak içerisindeydim. Muhtemelen bu, konvansiyonel muhalif kimlik ve/veya saklı bir eleştirel sahiplenme denilen şey olabilir. Tüm bu gerilimler, eleştirel duruşlar, mesnetsiz, ikircikli muhalif bakışlar, şükranlar, idrakler, gönenmeler, sevdalar bende vücut bulan Cumhuriyet tezahürleri. Anadolu’ya ve birbirlerine pek yakışan Cumhuriyet’in bu topraklarda yeşerdiği gibi sağlam, köklü ama zarif ve narin. Bilmece kabilinden: Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan.
devamını görCem SORGUÇ
"Bizim maviye olan sevgimiz Selanik'te açılan bir çift göz ile başladı". Yeryüzünde onlarca yüzlerce farklı renk varken, ya da gökkuşağında sadece yedi renk varken neden maviye sevdalandık? Çünkü mavi, emperyalist güçlerin ulusumuzu yok etmeye çalıştığı en karanlık dönemde, koca bir toplumun belki de sömürge düzeni ile yok olacağı bir zaman diliminde bize en doğru yolu gösteren ışık oldu. Çocukken en büyük korkularımız zamanında sarıldığımız annemiz oldu. Haksızlığa uğradığımızda çığılığımız oldu mavi. Bilimin, eğitimin ve kültürün gelişmesinde kullanacağımız koyu siyah kostümlerin yerine, özgürlüğü, umudu ve sonsuzluğu simgeleyen Deniz oldu. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerinin zaptedilmiş olduğu ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş dönemlerde, en karanlık gecemizde bile en kutsal ışık, en büyük gücümüz oldu mavi. Belki bir gün geriye dönüp baktığımızda belkide gururla çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasımız, maviye olan sevdamızdır. Yaşasın Cumhuriyet!
devamını görOnur AYTEKİN
