ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Öncelikle bu mektubu okuyorsanız ben çoktan toprağa karışmış olacağım. Ama Şundan eminim ki Türkiye Cumhuriyeti hâlâ ayakta kalacak, siz bunu okuduğunuzda belki torunlarınız size okuyacak bu mektubu. Hayatıma girip benim evlatlarım olduğunuz için çok teşekkür ederim. Sizlerden isteğim cumhuriyet ilkelerine ve Atatürk'e sahip çıkmanızdır. Bu güç damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur, sizi ebedi dünyada bekleyeceğim. Sizi seviyorum, Allah bahtınızı açık etsin, hoşça kalın.

    devamını gör
    İsmail KIYAK
  • Sevgili Atam Bize bu güzel Cumhuriyeti bıraktığın için minnettarım. Kanımın son damlasına dek senin ve cumhuriyeti kurmayı sağlayan bütün atalarım için ilerleyeceğim. Canım Atam Bir dilek hakkım olsaydı eğer bütün kadınlar ve kız çocukları için sana sarılabilmeyi çok isterdim. Bize bu Ülke’de söz hakkı tanıdığın,istediğimiz mesleği seçmemizi,istediğimiz kıyafeti giyip özgürce dolaşmamızı sağladığın için sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Diğer ülkeleri gördükçe bize ne büyük miras bırakmışsın diyorum. Mirasına sahip çıkmaya çalışıyoruz. Vazgeçenler ve pes edenler oluyor, Ülkemiz o kadar kötü halde ki çareyi başka ülkeye gitmekte buluyorlar. Zor zamanlardan geçiyoruz. Sanma ki pes edeceğiz. Sen dememiş miydin bütün ümidim gençliktedir diye..Daima senin yolundan ilerleyeceğiz.

    devamını gör
    Öykü KÜÇÜKOBA
  • Armağandır bize Cumhuriyet Canım Cumhuriyet, kalbim sana karşı minnet, övünç ve güvenle atıyor. Sen benim için Anadolu’sun. Dil, din, ırk, renk ayrımı yapmadan kadim bilge memleketimi kucaklayan güven toprağımsın. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk seni bizle tanıştırdığında hayallerimizin çok ötesinde bir değerler paketiyle bize armağan edildin. Erkeklerin sadece yüzde yedisinin ve kadınların sadece binde dördünün okuma yazma bildiği, kadının adının olmadığı, upuzun savaşlardan çıkmış fakir ve yorgun bir ülkeye güneş gibi doğdun. Ve ilelebet payidar kalacağına canı gönülden inanıyorum. Medeni Kanun’un kabulü, kadın haklarının tanınması, kılık kıyafet devrimi, harf devrimi, eğitim ve öğretim devrimi, ekonominin devletçilik ilkesiyle güçlendirilmesi ve ulusallaştırılması sayesinde ülkemiz, Ulu Önder’in muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefine doğru şahlanmıştır. Gencecik bir Cumhuriyet olarak senin başarındır bu. Şimdi dönüp de geçmişten bugüne düşündüğümde, birlikte yaptığımız yolculukta senin de benim de hak ettiğimiz yerde olmadığımıza inanıyorum. Belki de senin için mücadele etmediğimiz, bize sunulduğun için yeterince sana layık ilerleme kaydedemedik. Canım Cumhuriyet, sen bizler için hem ana hem babasın. Evlatları yoldan çıktığında onları sabırla izleyen bir ebeveyn gibi senin de bizi sabırla izlediğine inanıyorum. Kıymetini yeterince bilemediğimiz için içim buruk olsa da umudum yüksek. Zaman zaman yetişkin kibrimizle gençlere burun kıvırıyoruz ama ben onlardan çok umutluyum. Yükselen yeni neslin seni hak ettiğin yere taşıyacağından ve sana hak ettiğin tahtı sunacağından eminim. Bu arada güzel işler de yapıyoruz, biliyor musun? İlk yüzde yüz yerli otomobili Türk mühendisleri üretti, uçak yapıyoruz ve insansız hava araçları ürettik. Yapay zekâ hayatımızın bir parçası oldu, insan gibi düşünen robotlar var dünyada ve fakat hâlâ kadına, kız çocuklarına, doktora, hayvanlara şiddet uygulandığı haberlerini okuyoruz, virüslerle mücadele ediyoruz, hastalıklara çareler arıyoruz. Bir yandan gelişirken, bir yandan sürekli bir mücadele halindeyiz. Ama hiç merak etme. Bizler senin ve Ulu Önder’imizin izinden ayrılmayan evlatlarınız. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu biliyoruz. Zorluklar karşısında dimdik ayaktayız. “Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.” M. K. Atatürk

    devamını gör
    Şebnem TOKER
  • Atatürk’le ilgili söylenmemiş duyulmamış şey kalmamıştır. Emekli bir ordu mensubu olarak beni en çok etkileyen olaylardan birisi şudur: Çanakkale Savaşı'nda yenilgiye uğramış İngiliz Mareşal William Birdwood, Mustafa Kemal Atatürk'ün sonsuzluğa adım attığı 10 Kasım 1938'de seksen yaşında hasta yatağındadır. Ajanslardan 21 Kasım 1938'de devlet töreni yapılacağını duyar ve doktorlarına törene katılmak istediğini söyler. Doktorlar Mareşal'in ilaçların etkisiyle bilincini kaybettiğini düşünür. Ayağında kangren olduğunu ve kesilme tehlikesi olduğunu, değil Türkiye'ye Londra dışına çıkamayacağını söyler. Mareşal ısrar eder, üniformasını giyer, bir İngiliz birliğini alarak 21 Kasım 1938'de törene katılır. Yürüyemediği için Halkevi'nin balkonunda getirip düşmemesi için arkasına destek, kangren ayağının altına da minder koyarlar ve Atatürk'ü Mareşal üniformasıyla selamlar. 80 yaşında ölüm tehlikesini göze alarak kendisini yenen düşmana karşı böyle bir saygının ölçüsü 5 bin yıllık yazılı savaş tarihinde yoktur. Şimdi Atatürk'le ilgili bütün bildiklerini unutsalar. Savaşlarını, devrimlerini, üstün zekâsını, kurduğu cumhuriyeti unutsalar, yok saysalar, Mareşal William Birdwood'un o asil selamı Atatürk'ün ne saygın ne büyük bir asker, ne büyük bir devlet adamı olduğunu onlara anlatmaz mı!.. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun.

    devamını gör
    Mithat Atalay YILDIRIM
  • Çok sevdiğim Cumhuriyet yeni yaşından sana merhaba demek istedim. Türkiye'nin demokrasi yolundaki en güzel başlığına ev sahibi olduğun ve bizi nesilden nesile gururlandırdığın için sana minnet borçluyuz. Bu ülkenin hem çalışan kadın profiline senin yolunda katkılar sağladığımı hem anne rolünde bu yolda bir minik yetiştirmeye gayret gösterdiğimi en içten sevgilerimle sana iletmek isterim. Senin fikir sahibin ve bizim değişmez Atamız Mustafa Kemal Atatürk'e yeni nesille birlikte hizmet etmekten ötürü çok mutluyuz. Dilerim nice yeni yaşlarında yepyeni umutlarla, birlikte yol alırken buluruz kendimizi ve dilerim dilimizde hep senin namelerin ve de Atamızın öğrettikleriyle bu ülkeye hizmet etmeye devam edebiliriz. Seni yürekten kutluyoruz kıymetli Cumhuriyetimiz ve yüreğimizdeki Cumhuriyet ışığının sönmemesini diliyoruz. Atamızla ve senle pek çok 100 yıl yaşanması dileklerimle... Sevgiler♥️

    devamını gör
    Sevil YARAŞ
  • Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, seni 100 yıllarca saygı ve sevgiyle, bu Cumhuriyet'i bizlere armağan ettiğin için minnet ve özlemle anacağız. Ne mutlu Türküm diyene! Nice 100 yıllara!

    devamını gör
    Necdet GÜNAY
  • Sevgili Cumhuriyet, Ben, bana sunduğun imkânlarla bugün de seni anan gençliğim. Dile kolay, bir asır geçti sana sahip olalı. O günden bugüne ülkemin adının yanında senin adını ve senin adında özgürlüğü bulduk. Seni bana kazandıran atam Mustafa Kemal Atatürk ile bu yıl seni anmak ve onun huzurunda sana bu satırları yazmak bana gençliğimin verilmiş en güzel hediyesidir. Hakkında çok konuşuluyor. Sayende haklarımız ve hürriyetimiz aslında adının bile düşünülmediği zor yıllarda çıktı ortaya. Belki de bugün hâlâ senin bizlere hediye ettiğin eşsiz özgürlükleri kendisine bile layık görmeyen, adının yanında istemeyen, "hak" dediğimiz kavramın anlamını dahi bilmeyen birçok millet vardır. Ben bu bilgilere sahip değilim, üzgünüm... Benim bildiğim kısıtlı şeyler olsa da bu bilgilerin kısıtlılığında en çok seni bilir, sayarım. Teşekkür ederim. Bugün bu cümleleri mutlulukla yazmama sebep olduğun için. Çok teşekkür ederim kim olduğumu ve neden olduğumu bana öğrettiğin için..

    devamını gör
    Ceren TAYBOĞA
  • Cumhuriyet’in 100. yılı öznenin, hak eşitliğinin ve aydınlanmanın yüzyılıdır. Bu bağlamda kutlamakta olduğumuz bu önemli sürecin tümünü değil ama çok büyük bir kısmını yaşamış biri olarak bulunduğum kültür ortamından günümüzün kültürel karmaşasına kadar yürüdüm ve bu yolculukta kendimi bir adanmış olarak sahiplendim. Sahiplenmeden daha ötesi Cumhuriyet, onun yaslandığı demokrasi, benim doğduğum dağlarda ümmetten vatandaşa taşıdı bizi. Vatandaş bugün çok kolay telaffuz ediliyor. Hak eşitliği dediğimiz olgu da yine aynı kolaylıkta telaffuz ediliyor ancak bu kavramlara yakından baktığımızda sürü ve kitle psikolojisinin kuşattığı zihinlerden bireysel potansiyeli hayata geçiren bir aydınlanma süreci olduğunu görüyoruz. O nedenle de bizim Cumhuriyet’imiz bizi Doğulu bir toplum kuşatmasından bir dünya toplumuna doğru taşımış, bunu kurumsallaştırmış, bugün söz sahibi olduğumuz dünya için iddialı cümleler kurmuş ve bunu çok büyük bir ölçüde gerçekleştirmiştir. Bu vatandaşlık kavramına benim hayatımdan örnek vermek gerekirse, bizim Cumhuriyet’imiz bizim modernizmimizdir aynı zamanda ve bize demiştir ki artık siz bireysel hakları olan, hukuku olan öznelersiniz, gidin bu dünyayı keşfedin, öğrenin, hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirin. Bu yaklaşım benim ailemde o kapalı toplumun kapılarını sonuna kadar açmış ve gurbet yolculuğu başlatmıştır. Gurbet yolculuğunun çok iyi yönetildiğini söyleyemem. Ama beklentileri, bilgileri ve değerleri çeşitlendirilmiş bir topluma taşımıştır bizi. Nitekim babam 1938 yılında Çetinkaya Erzincan demiryolunun çağrısına uyarak gurbete gitmiş, ondan sonra hiç geri dönmemiştir. İki yılda ya da üç yılda bir kısa süreli köyüne gelmiş tekrar geri dönmüştür. En son babam vefat edince bir kış günü babamı o hep özlediği köyüne götürdük. İşte o gün artık çok şeyin değiştiğini, benim bıraktığım köyün eski köy olmadığını, konakların kapandığını, âşıkların atışmadığını, masal anlatıcılarının etrafında kalabalıkların toplanmadığını, bunun yerine herkesin siyah beyaz bir televizyon alarak dizileri seyrettiğini ve kapılarını herkese kapattığını görmek ağır geldi. O zaman Edward Said aklıma geldi. Onun doğduğu evi ziyarete gittiğinde evin ölçüsünün artık çok küçük geldiğini anlattığını hayretle okumuştum. Aslında ev oradaydı, aynı ölçüdeydi, değişen Edward Said’in boyutlarıydı. Bizimkiler de artık konaklarda masal dinlemek yerine evlerine çekilerek o karıncalı görüntülerin sunduğu dizileri seyretmeyi tercih ettiler. Köyün en büyük sorunu da elektrikler kesildiği için dizileri tam olarak izleyememeleri oldu. Bu durum birileri açısından son derece basit bir hal olarak tanımlanabilir ama içinde yaşayan birisi olduğunuzda ne kadar çok şey kaybettiğimizi ve bir boşlukta yaşamaya başladığımızı algılamak çok kolay. Öteki yanıyla 1938’de gurbete giden babamın, çocuklarını mutlaka okutması gerektiğine olan inancı Cumhuriyet’in ilhamıdır. O inançla benim bütün sezgilerimin önünü açan o insan artık bir Cumhuriyet vatandaşı ve bir Anadolu bilgesidir. Bu bağlamda bakınca; benim birey olarak çağımızın dünyasını tanıyan, kültür ve sanatıyla yakından ilişkisi olan bir özne olarak eski adı Baksı olan köye geri dönüp babama teşekkür edeceğim Baksı’yı inşa etmem Cumhuriyet’in bozkıra armağanıdır diye düşünüyorum. Köy Enstitüleri, Halkevleri, Anadolu’ya sanatçıların gönderilmesi, kültüre yönelik araştırmalar, okuryazarlık oranının yükseltilmesi, kadına seçme seçilme hakkının verilmesi ve yeniye yönelik büyük heyecan büyük aydınlanma girişimlerinin hemen hepsi Cumhuriyet'in ilhamıyla başarılmış projelerdir. Bizim gibi Ortadoğu ve Doğu toplumları için bir Batı’ya geçiş köprüsü oluşturan ya da Batı ile buluşma köprüsü olan Anadolu’nun, halkın, halk ezgilerinin ve anlatılarının önemle ele alınıyor olması da bu aydınlanma hareketinin bir başka yüzünü oluşturur. Bugün içinde yaşadığımız büyük karmaşa, hareketlilik ve çatışmacı çözüm arayışları bulunduğumuz çok kritik toprak parçasındaki çeşitliliğin tehdit olarak algılanması yüzyıl içerisinde aldığımız büyük mesafenin yeterince hazmedilmemesindendir. Onun için artık yüzde yüze yakın bir okur yazar oranı ve kadın erkek eşitliğinin tümden kabul edilmiş olması biçimsel algılamanın ötesine taşınmalıdır ve Cumhuriyet’in ilk 100 yılının bizi getirdiği dünyadan artık yenilenerek bir ikinci yüzyıla geçmemiz gerekiyor. Orada da tüm ümit bireyindir. Çünkü Cumhuriyet bireyi yaratmak istemiştir. Bu görev gençlerindir çünkü Cumhuriyet kendi geleceğini gençlere emanet etmiştir. Kadınlarındır çünkü Cumhuriyet kadını perdenin arkasından aydınlığa çıkarmış, onun eşitliğini bir biçimde kabul etmiştir. O nedenle Cumhuriyet'in bu aydınlatıcı ışığı bugüne kadar bizi Doğu toplumlarının önyargılarından, dogmalarından kurtarmış, barışçıl bir toplum olarak kendimizi tarif etmemizi sağlamıştır. O zaman yaşasın birey, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın gelecek, sevgi ve adanmışlık. Bunlar yeni yüzyılın en büyük itici gücü olacaktır. Kişisel olarak yaptığım her şeyi bu ilhamla yaptım. Bu yüzden Baksı Müzesi benim için bir Cumhuriyet ilhamıdır ve bir Cumhuriyet yapısıdır…

    devamını gör
    Hüsamettin KOÇAN
  • Ben bir kadınım... Bir anneyim. Mustafa Kemal Atatürk'üm... Bir tanem, canım. Senin kurduğun, laik Türkiye Cumhuriyeti,100.Yılı'nda... Bugün, özgür yaşıyorsam, aldığım her nefesi sana borçluyum. Minnettarım. Saygıyla eğiliyorum.

    devamını gör
    Gönul GÜLVEREN