ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 29 Ekim gelmeden Cumhuriyet'in 100. yılını günler öncesinden kutlamalar başladı ta ki 29 Ekim günü olunca coşkuyla bir başka kutlandı. Sokaklar, evler, okullar, özellikle geleceğin gençleri çocuklarımız kendi topraklarında coşkuyla kutlandı. Atamız ulu önder Atatürk'ü coşkuyla anmak ve hiç unutulmayacağı nice yıllar görmek nasip olur inşallah.

    devamını gör
    Halime AKTAŞ
  • Sevgili Türkiye Cumhuriyeti,

    100 yıllık gurur dolu yolculuğunda, seninle birlikte nice başarılara imza attık. Göklerde parlayan yıldız gibi, seninle büyüdük ve güçlendik. Bu mektubu kaleme alarak, senin ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurucu kadroların sayesinde bugüne kadar eriştiğimiz değerleri, başarıları ve geleceğe dair umutlarımızı paylaşmak istiyorum.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin bizler için anlamı, özgürlük, bağımsızlık ve eşitlik demektir. Bu değerler sayesinde, her birimiz daha iyi bir gelecek için çalıştık ve Türkiye'nin kalkınmasında emek harcadık. Kurucu kadroların öncülük ettiği bu yolda, bizlere armağan ettiği bağımsızlık ve çağdaşlık duygusuyla gönül borcumuzu ödeyemeyeceğimizi biliyoruz. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri haline gelmiştir. Bunu başarabilmek için, eğitim, sağlık, sanayi ve altyapı gibi birçok alanda büyük adımlar attık. Bir yandan geleneklerimize bağlı kalmayı başarırken, diğer yandan yenilikçi ve vizyoner bir anlayışla değişime ayak uydurduk.

    Gelecekte ise teknoloji ve inovasyon, Türkiye'nin daha da ileri gitmesini ve kalkınmasını sağlayacak en önemli itici güç olacaktır. Genç nesillerimizin enerjisi ve bilgi birikimiyle, yapay zekâ, yaşam bilimi, biyoteknoloji ve temiz enerji gibi alanlarda dünya çapında liderliği hedeflemekteyiz.

    Hayal ettiğimiz gelecekte, Türkiye Cumhuriyeti her alanda daha güçlü, daha özgür ve daha refah bir ülke olarak var olacaktır. Bunu başarmak için, hepimizin üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeli, Cumhuriyet’in değerlerini her zaman koruyarak, bu topraklara olan bağlılığımızı göstermeliyiz.

    Sevgili Cumhuriyet, 100 yıllık serüvenin kutlu olsun! Sana olan bağlılığımız, sevgimiz ve saygımızla, geleceğin umut dolu yarınlarına yürüyoruz. Daha nice yüz yıllara, el ele, omuz omuza…

    Derin saygı ve sevgilerimle,

    devamını gör
    Tansu YEĞEN
  • Cumhuriyetimizin 100. Yılını gözlerimiz yaşlı, kalplerimiz buruk kutluyoruz... Kızgınız, öfkeliyiz ve yorgunuz... Ama biz Türk'üz, doğruyuz ve çalışkanız... Atamızdan ve Ülkemizden aldığımız güçle Anka kuşu gibi küllerimizden doğup özgürlüğümüz için, ilkelerimiz için savaşmaya kanımızın son damlasına kadar hazırız. Korkmuyoruz cesaretimizi bastığımız toprağın altındaki binlerce şehidimizden, bayrağımıza rengini veren Atalarımızın kanlarından alıyoruz... Birinci vazifemiz Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir emriyle hareket ediyoruz. O yüzden Canım Atam sen rahat uyu, biz mücadeleni devam ettiriyoruz...

    devamını gör
    Hayal GÜNER
  • 100 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti nice yüzyıllar payidar kalacaktır. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet'in kurulmasına emeği geçen tüm atalarımızın ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. 

    devamını gör
    Tansu SARGIN
  • Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, Onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz. Canım Atam sana ne kadar çok teşekkür etsek yetmez! İyi ki senin sevginle büyütüldüm, senin açtığın yolda yürüdüm. Son nefesime kadar da yürüyeceğim. Canım Atam seni çok seviyorum. Cumhuriyet’imizin 100 yılı kutlu olsun. 

    devamını gör
    Zeliha GÜLEÇ
  • Kadim dostum, Bir zeytin ağacının gövdesine sırtımı yaslamış, sana bu mektubu yazıyorum. Mektubum eline geçtiğinde bana sitem edeceksin biliyorum, hatta “Gittiğinden beri neden iki satır yazmadın, şimdi mi aklına geldik Emin Efendi?” dediğini duyar gibiyim. Sana yazacağıma dair söz verdiğim halde aylarca habersiz bıraktığım için mahcubiyet içerisindeyim. Yaşadıklarımızı anlatınca bana hak verecek, “Neler yaşamışsın vre!” diyeceksin. Belki de bizim kafilemizle gelmek istemeyip geride kaldığın için sevinç duyacaksın. Seninle vedalaştığımız o gece bana son kez bakışın gözümün önünde. Uzak diyarlarda hayata tutunmaya çalışırken Midilli İdadisi’ndeki anılarımızı düşündüm durdum. Sen aşkını tercih ettin, biz ise yeni kurulan bir ülkenin aşkını. Görüyorsun ya, her birimiz aşkın farklı hallerini tercih ettik. Savaşa, zulme dayanamayıp topraklarımızdan kaçmak zorunda kaldığımız o gece, Midilli Limanı’ndan kalkacak gemiye vardığımızda içler acısı bir sahneyle karşılaştık. Neredeyse bütün ada halkı (sen hariç), onları yeni vatanlarına götürecek bu gemiye akın etmişti. İnsanlar güvertede bir ağa takılıp çırpınan balıklar gibiydi. Validem “Beş çocukla bu gemiye nasıl sığarız?” derken babamı tanıyan bir sandalcı yanımıza yaklaştı. “Arif Ağam, bu gemi karşı kıyıya gitmeyecek, ırak bir limana götürüp bırakacak insanları, isterseniz ben iki çeyrekliğe sizi sandalımla karşı yakaya geçiririm” dedi. Babam bir an bile düşünmeden kabul etti. O gece sabaha kadar epey sarsıntılı, dalgalı, meşakkatli bir yolculuk yaptık. İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? Ege Denizi’nin en tekinsiz haline şahit oldum. Sabaha karşı sular duruldu, gökyüzü sancılandı, bin bir renge büründü. Göğü ilk kez böyle yamalı bir kumaş gibi görüyordum. Turuncular pembeler, alacalı maviler, morlar birbirine karıştı. En nihayetinde gün ışıdığında ise karşımızda tüm heybetiyle Kaz Dağları duruyordu. Yeni vatanımıza güneş doğmuştu. Sandaldan indiğimizde Edremit’e varana kadar zeytinliklerin içinden yürüdük, gece olunca camilerde uyuduk. Fırınlar terk edilmiş, köyler ateşe verilmiş, evler kullanılamaz ve harap haldeydi. Girit’ten, Selanik’ten bizden evvel gelmiş ailelerle birbirimize kenetlendik, başımızı sokacak bir yer ve biraz erzak bulduk. Savaşın uğursuz sesi ve insanın ruhuna sirayet eden karanlığı kol geziyordu. Gecelerce bilinmezliğin içinde bekledik. Derken Ayvalık Cephesi’nde savaşmak üzere askere alındım. Yunan ve İtalyan bölüklerine mağlup olduk. Hayatta kalmak için esarete razı geldim. Yunan Komutan Vassili’nin askerleri beni Edremit İlkokulu’nun bodrumuna hapsetti. Günlerce o karanlık ve izbe bodrumda ölmeyi bekledim. Mahalli efeler ve milis güçlerin planları sayesinde esaretten kurtuldum. Behemehal milli cemiyet kurulma çağrısının yapıldığı Edremit mitingine katıldım. Gündüzleri Milli Cemiyet’le, geceleri efelerle planlar yapıyordum. Kalbimizde sadece tek bir umut vardı. Yeni bir ülke kurulacak, Cumhuriyet ilan edilecek. Düşman işgalinden kurtulacağız. Bundan birkaç ay önce Gazi Paşa Cumhuriyet’i ilan etti. Önce düşman işgalinden kurtulmamız, ardından da yeni bir hükümet. Halkı aldı bir sevinç, kahramanlık türküleri, destanlar, marşlar, şenlik ateşleri… Hepimiz yeni kurulan Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasını diledik. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu, Midilli’de arsa ve evlerimiz için mal beyanatı yapabildik. Böylece oradaki mallarımıza karşılık burada ev ve zeytinlik aldık. Evleri, camileri, limanları yeniden inşa etmeye başladık. Devlet henüz emekleme evresinde bir bebek gibi taptaze. Kadın ve erkeğe eşit haklar sağlanacak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilecekmiş. Latin alfabesi kabul edilecek, kılık kıyafet devrimi yapılacakmış. Yeni okullar, yeni devlet kurumları açılacakmış. Ve hepimizin bir soyadı olacakmış. Herkes sokaklara taşmış, coşkuyla bekliyor. Ben de yeni kurulan cumhuriyetimize hizmet etme kararı aldım ve Maliye memurluğu sınavlarına başvurdum. Eğer bu mektubum eline geçerse lütfen geciktirmeden bana yaz. Dilerim bir gün yeniden kavuşabilir ve sırtımızı aynı zeytin ağacına yaslarken seninle eski günlerdeki gibi sohbet edebiliriz. Baki dostluk ve selam ile, gözlerinden öperim. Emin. (Gitme Gül Yanakların Solar romanımda anlattığım ve Cumhuriyet’in ilanının gerçek tanığı olan büyükdedem Emin Efendi’nin mektubudur. Belki hayal ürünüdür, belki de değil.)

    devamını gör
    İrem UZUNHASANOĞLU
  • Sevgili Cumhuriyet, Az zamanda büyük işler başararak kurulmuş şanlı bir doğumun var. Bugün yine az zamanda büyük yaralar aldın, paramparça edilmeye çalışıldın ama sevgi en büyük şifadır ve bizler Atatürk'ün evlatları olarak içtiğimiz andın gereğini son nefesimize kadar yapacağız ve seni sevgimizle sarıp sarmalayıp açılan yaralarını iyileştireceğiz. Öyle bir 2. yüzyılın olacak ki tıpkı Ata'mın işaret ettiği gibi hak ettiğin muasır medeniyetler seviyesine geleceksin ve tüm dünya önünde saygıyla eğilecek. Bundan şüphen olmasın. Sana olan sonsuz aşkımızla tüm dünyayı inletiyoruz ve inletmeye devam edeceğiz. Tüm dünya bilsin ki hepsi bir araya gelse sana zarar vermeye güçleri yetmez. Dünya durdukça duracaksın benim güzel cumhuriyetim, dünya döndükçe parlayacaksın. 2. yüzyılına girdin. 100 yaşın 1000 yaşın olsun güzel cumhuriyetim. Sadece Türk milletini değil tüm dünyayı yüce ışığınla aydınlat. Seni sonsuza dek yüksek bir aşkla sevecek ve sonsuza dek bağlılığını sürdürecek olan; Elif.

    devamını gör
    Elif ÖNDEŞ
  • 29 EKİM 1923'ten bugüne 100 yıl geçmiş. Bu döneme denk gelmiş hayatım için çok mutlu ve gururlu hissediyorum. Yüzyılda ilerleyişin ve bağımsızlığın ilelebet devam etmiş olmasından dolayı çok mutluyum ve devam etmesi için kanımın son damlasına kadar çalışacağım. Daha nice nice yüzyıllara, ne mutlu Türküm diyene! Bugün için minnettar olduğumuz kurucumuza, Sayın ATAM'a ve bugünlere gelmemize destek olan tüm liselerimize teşekkür ederim. İyi ki doğdun Cumhuriyet!

    devamını gör
    Elif BÜYÜKKALKAN
  • "Bizim maviye olan sevgimiz Selanik'te açılan bir çift göz ile başladı". Yeryüzünde onlarca yüzlerce farklı renk varken, ya da gökkuşağında sadece yedi renk varken neden maviye sevdalandık? Çünkü mavi, emperyalist güçlerin ulusumuzu yok etmeye çalıştığı en karanlık dönemde, koca bir toplumun belki de sömürge düzeni ile yok olacağı bir zaman diliminde bize en doğru yolu gösteren ışık oldu. Çocukken en büyük korkularımız zamanında sarıldığımız annemiz oldu. Haksızlığa uğradığımızda çığılığımız oldu mavi. Bilimin, eğitimin ve kültürün gelişmesinde kullanacağımız koyu siyah kostümlerin yerine, özgürlüğü, umudu ve sonsuzluğu simgeleyen Deniz oldu. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerinin zaptedilmiş olduğu ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş dönemlerde, en karanlık gecemizde bile en kutsal ışık, en büyük gücümüz oldu mavi. Belki bir gün geriye dönüp baktığımızda belkide gururla çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasımız, maviye olan sevdamızdır. Yaşasın Cumhuriyet!

    devamını gör
    Onur AYTEKİN