
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Bu yıl, hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını coşku ve gurur içinde kutlamanın onurunu yaşıyoruz. 29 Ekim sadece bir bayram değil, aynı zamanda büyük bir milletin özgürlük mücadelesinin ve bağımsızlığının simgesi. Bu özel gün, Türk milletinin azmi, kararlılığı ve özgürlük sevdasıyla yazılan destanın başlangıcı ve bir dönüm noktası olma özelliğini de taşıyor. Biz Türkiye’nin Hepsiburada’sı, bir teknoloji şirketi olarak bugün ülkemizin yerli teknolojilerini geliştirebiliyorsak, kadın girişimciliğini destekleyip kadınların ekonomik hayata katılımlarına destek olabiliyorsak, bir kadın tarafından kurulup yönetilen bir şirket olarak ülkemizin bayrağını Nasdaq dünya teknoloji borsasında ve küresel alanlarda dalgalandırabiliyorsak, bu Cumhuriyet ve Cumhuriyetin taşıdığı değerler sayesindedir. Dünya teknoloji borsası Nasdaq'da Türkiye'yi temsil eden tek şirket, Hepsiburada olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek 100 yılında da Cumhuriyetimizin değerlerine bağlı olarak, ülkemiz ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya, yatırım yapmaya, gelişmeye; teknolojiyle ve e-ticaretle üretilen katma değerin ülkemizde yatırıma ve istihdama dönüşmesi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemizin ihracat stratejisi ve hedeflerine uygun olarak, ülkemizin işletmelerini ve KOBİ’lerini e-ihracat sayesinde uluslararası piyasalara açarak ülkemizin bayrağını tüm dünyada dalgalandıracağız. Girişimci kadınları desteklemeye devam ederek, e-ticaretle tanıştırıp işlerini büyüttüğümüz kadınlarımızın sayısını 2030 yılına dek 120 bine çıkaracağız. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Kuruluş Yıldönümü kutlu olsun!
devamını görNilhan Onal GÖKÇETEKİN
Cumhuriyet hayal kurmak, kurabilmek demek. Tarihin, coğrafyanın, hayatın, kaderin hırpalaya hırpalaya, döve döve ittiği o en dip anda bile. O en dip anda bile en zirveye göz dikmek, dikebilmek demek. Paramparça iken bütün olmayı. İç çelişkilerle, çatışmalarla dolu iken huzurlu olmayı. Güçsüz iken güçlü. Fakir iken zengin. Çirkin iken güzel. Cumhuriyet o en karanlık anda Tanrılardan ateşi çalmayı düşünmek demek, düşünebilmek. Sırtta taşınan o yükler, ayaklara dolanan, bütün bedeni saran o ağlar, bileklere takılan o zincirler, her uzvu kıran o kısıtlar ve ufuklara uzanan o engeller sanki hiç yoklarmış gibi davranmak, davranabilmek demek. Kulaklara fısıldananlara, olamaz, yapılamaz, harcın değil, demelere aldırmamak, takılmamak ve yoluna devam etmek demek. Hatta şaşırmak demek. Sırta yük vuranlara, ağ atanlara, zincir vuranlara, kısıtlar koyanlara, engeller yaratanlara. Bunlarla yoldan döndürmeyi hayal etmelerine şaşırmak. Cumhuriyet tarihe, coğrafyaya, hayata kadere rağmen hayal kurmak, kurabilmek demek. Bir çocuğun saflığı ile hayal kurabilmek. Sonra kanı deli akan bir genç gibi hırsla, kararlılıkla, inançla yola koyulmak demek. Cumhuriyet saf inat demek. İnatla yapmaya çabalamak. Dizlerde derman kalmayıncaya kadar çabalamak. O hiç sonu gelmeyen yolda yenilgilere doymamak demek. Her çabalamada, her denemede başarısız olmak demek. Her çaba, her deneme sonrasında lanetlenmek. Cezalandırılmak demek. Hayal kırıklıklarında boğulmak. Bir bunalımdan çıkmak, diğerine girmek. Ama yine de akıllanmamak demek. Her yenilgiden sonra, her hayal kırıklığından, her bunalımdan, bir kez daha dermanını toplamak ve ayağa kalmak demek. Daha da bilenmiş olarak. Daha da güçlü bir hırsla. Daha da sarsılmaz bir inançla. Cumhuriyet tarihin, coğrafyanın, hayatın, kaderin kendine biçtiği yeri, hali kabul etmemek demek. Ona isyan etmek demek. O isyan ateşi ile yanmak demek. Cumhuriyet hayal kurmak demek. Kurabilmek. En zirveye göz dikmek demek ve ardında insanüstü bir inatla çabalamak demek.
devamını görBirol BAŞKAN
Sevgili Cumhuriyet, Ne mutlu biz Türk milletine ki seninle birlikte özgür, laik, demokratik, eşitlik esaslı bir rejimi yüz yıldır devam ettiriyoruz. Cumhuriyet karşıtları senin kurulduğun ilk günden beri olmuştur. Bugün de aynı değer bilmezler; düşünce tutulmasına uğramışlar, çıkar peşinde olanlar senin aleyhine çalışıyorlar. Bizler kurtuluş savaşı vermiş bir milletiz; kendimize ve gençlerimize güvenimiz tamdır. Hiç şüphen olmasın seni ilelebet yaşatacağız…
devamını görBahar VARDARLI
Cumhuriyet’in Yarattığı Görsel Sanatlar Ortamı
devamını gör
Yeni bir ulus bilinci yaratmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyet’inin 100. kuruluş yılında ülkemizin görsel sanatlar ortamını büyüteç altına aldığımızda inanılmaz bir tempoyla gerçekleştirilen Cumhuriyet devrimlerinin sanatsal üretim, paylaşım süreçlerinde öncesi ve sonrası olmayan bir devinimi gündeme getirdiği son derece açık olarak görülüyor. Yaşamın tüm alanlarını kapsayan Cumhuriyet devrimleri görsel sanatlar alanında sadece modernizm olgusunu gündeme getirmedi. Dinin, toplumsal baskıların ve Batı karşısındaki komplekslerin şekillendirdiği “edilgen Osmanlılıktan” sıyrılan sanat ortamı Cumhuriyet kuşağı sanatçıları sayesinde özgürleşti ve daha önce olmayan bir özgüven geliştirdi.
Bu sayede Cumhuriyet kuşağı sanatçılarının 1950 sonrasında geliştirdikleri çalışmalarıyla, resimden mimariye, tasarımdan fotoğrafa, heykelden seramiğe kadar tüm sanatsal alanlarda kendini duyuran özgünlüğü gündeme getirdiğini görüyoruz. Yerel modernizm olarak nitelendirilebilecek bu süreçte Cumhuriyet kuşağı iki önemli olguyu gündeme getirerek Türk ve dünya sanatı arasında köprü kurmayı başardı. Bunlardan ilki eleştirel bakış sayesinde sanatsal üretimin kalitesinin artması, ikincisiyse Türk sanatının Doğu-Batı kültürleri arasındaki klişeleşmiş karşıtlıklardan sıyrılarak kendisine yeni bir duruş noktası aramasıdır. 1950’li yıllarda ülke gündeminden eksik olmayan ekonomik, politik ve sosyal sıkıntılara rağmen Nejad Devrim, Nedim Günsür, Turgut Cansever, Mengü Ertel, Ara Güler, İlhan Koman, Sadi Diren başta olmak üzere azımsanamayacak sayıda yaratıcı sanatçının çabalarıyla şekillen “özgünlük süreci” Cumhuriyet devrimleri sayesinde oluşan Türk sanatının yüz akıdır. Ne yazık ki Cumhuriyet kuşağı sanatçılarının çalışmaları müze ve özel koleksiyonlarda doğru dürüst toplanmadıkları gibi, hak ettikleri biçimde sanat tarihi, sanat sosyolojisi alanlarında ele alınmadıkları için, değerleri bilinmemiştir.
Eğer Çağdaş Türk sanatının dünya ölçeğinde nerede durduğunu sorgulamamız gerekirse işe bu kuşağın giriştiği deneylerden başlamamız gerekecek. Cumhuriyet devrimlerinin sanatsal sonuçlarını ilginç ve ayrıcalıklı kılan, onların önyargıları, yerleşik değerleri, altüst eden dinamikleridir. Nejad Devrim’in 1947’de Paris’teki ilk kişisel sergisinden Paris Modern Sanatlar Müzesi için eser alındığını, mimar Philipp C. Johnson’ın 1957’de São Paulo Bienali’nde İlhan Koman heykelini satın alarak New York’taki Museum of Modern Art’a bağışladığını, Norwich’teki Sainbury Center for Visual Arts koleksiyonunda yüze yakın Mübin Orhun resmi olduğunu kaç kişi biliyor? 100. yaşında, Cumhuriyet’i, onun özündeki hümanist değerleri çalışmalarına aktararak inanılmazları gerçekleştiren Cumhuriyet kuşağı sanatçılarıyla hatırlarken, onun ulusumuzun en değerli varoluş nedeni olduğunun altını çizmemiz bir gerekliliktir.Dr. Necmi SÖNMEZ
Doğanın olduğu gibi düşüncelerin, şehirlerin, ilkelerin ve kadim kişiliklerin de renkleri vardır. Kış beyaz, ilkbahar yeşil, yaz rengârenk, sonbahar sarı, kırmızı, yeşil iç içe. İstanbul yarısı yeşil yarısı mavi, Urfa eflatun, Trabzon bordo ve yine mavi. Ya düşünceler, erdem ve değerler? Tevazu kahverengi, aşk kırmızı, bilgi gri. Monarşinin, oligarşinin ve cumhuriyetin de renkleri vardır. Tek bir kişinin egemenliğini ifade eden monarşinin rengi halkı hiçe saydığı için elbette siyah, bir zümrenin egemenliğini ifade eden oligarşinin rengi ise renksizlik olmalıdır. Cumhuriyet ise halkların özgür iradesiyle kendi içlerinden temsilciler seçerek bir anlamda kendi kendisini yönetmesi, yüceltmesidir. Yani rengi çok renkliliktir. Lakin yüzüncü yaşını kutladığımız bizim cumhuriyet içerisinde barındırdığı tüm renklerden bir tanesi ile diğerlerinden ayrışır. Bizim cumhuriyetin baskın rengi mavidir. Ve bu renk cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gözlerinin renginden dolayıdır elbette. Mavi cumhuriyetimizi kuran kamil insan Mustafa Kemal’i bilen, anlayan ve anlamlandırabilen herkes cumhuriyeti yaşayarak yaşatabilir. Yaşayan korur, yaşayamayan yok sayar veya tahrip eder. Mavi cumhuriyeti yaşayarak vicdanı hür, fikri hür nesiller yetiştirdiğimizde ( ki Atatürk’ün vasiyetidir) çağdaş medeniyetler içerisinde Anadolu’yu hak ettiği gibi ve geçmişte olduğu gibi önder kara parçası haline getirebiliriz. Cumhuriyetin çocukları cumhuriyetin olanaklarıyla yükselirler; ilim, irfan, vicdan, tevazu ve daha nice değerlerle o denli donanırlar ki nihayetinde cumhuriyetin ilkelerini yaşayarak ve yaşatarak cumhuriyetin rengine bürünürler. Aşk olsun bunu yaşayan nesle, merhaba olsun bunu yaşatan, yaşatacak nesillere. Anadolu’nun mavi çocuklarıdır bu nesil. Ay’ın çocuklarıdır bunlar. Her biri hem birlikte hem de ayrı ayrı yönlere gönderilmiş altı ilke ile yol alıp yol yapan mavi Ay’ın çocuklarının cumhuriyet güneşi Atatürk’tür. İşgal ve emperyalizm karanlığından bizi mavi gözlü dev adam Atatürk ve yoldaşları kurtardı lakin bu kurtuluşu ebedi kılacak olanlar onun ilkeleriyle onu ve zamanı anlayabilen mavi Ay’ın çocukları olacaktır hem de ilelebet. Selam olsun bizden, “ay’ın çocuklarından “güneşe", Gazi Mustafa Kemal’e. Aşk olsun kendi kendisini yönetmekle kendisini özgür tutabilenlere. Cumhuriyet özgürleştirir ve onun bireyleri kendisini köleleştirenleri ise yok eder elbette. Büyük bir coşku ile kutladığımız cumhuriyetimizin ilk yüzyılı kutlu olsun. Bizden yüzlerce yüzyıl sonra cumhuriyeti kutlayacak olan mavi Ay’ın çocuklarına ise bu mektup ile en mavisinden merhaba, en kırmızısından aşk olsun. Cumhuriyetimiz ilelebet mavi kalsın.
devamını görAli Canip OLGUNLU
Cumhuriyetin 100. yılını neşe ve mutluluk ile kutluyorum, Ulu Önder ATATÜRK'ü saygıyla selamlıyorum. Benim adım Enes Talha. 13 yaşındayım. Adana Şehit Ertan Tokuş ilk-ortaokulunda okuyorum. Bu vatanın her karış toprağı şehit kanlarıyla yıkanmış. Kars-Sarıkamış şehitlerini, Çanakkale şehitlerini ve Seyit Onbaşı, Nene Hatun gibi birçok kahramanı saygı ve rahmetle anıyorum. Benim akranlarımın ve benden sonraki nesillerin de Cumhuriyeti barış, huzur, neşe ve sevgiyle kutlamasını diliyorum. Ömrüm yettiğince Cumhuriyet'e sahip çıkacağım, Atamın izinden yürüyeceğim. Cumhuriyeti nice yüzyıllar kutlamamızı dilerim. İyi ki bu vatanın evladıyım, ecdadımla gurur duyuyorum. Yaşasın CUMHURİYET!
devamını görEnes Talha ÇELİK
Çok sevdiğim Cumhuriyet yeni yaşından sana merhaba demek istedim. Türkiye'nin demokrasi yolundaki en güzel başlığına ev sahibi olduğun ve bizi nesilden nesile gururlandırdığın için sana minnet borçluyuz. Bu ülkenin hem çalışan kadın profiline senin yolunda katkılar sağladığımı hem anne rolünde bu yolda bir minik yetiştirmeye gayret gösterdiğimi en içten sevgilerimle sana iletmek isterim. Senin fikir sahibin ve bizim değişmez Atamız Mustafa Kemal Atatürk'e yeni nesille birlikte hizmet etmekten ötürü çok mutluyuz. Dilerim nice yeni yaşlarında yepyeni umutlarla, birlikte yol alırken buluruz kendimizi ve dilerim dilimizde hep senin namelerin ve de Atamızın öğrettikleriyle bu ülkeye hizmet etmeye devam edebiliriz. Seni yürekten kutluyoruz kıymetli Cumhuriyetimiz ve yüreğimizdeki Cumhuriyet ışığının sönmemesini diliyoruz. Atamızla ve senle pek çok 100 yıl yaşanması dileklerimle... Sevgiler♥️
devamını görSevil YARAŞ
Demokrasi kelime kökeni itibariyle halkın iktidarı anlamına gelmektedir. Bir zamanlar dünya tarafından unutulmuş bir kelimeydi. Eşitlik, laiklik, kadın hakları; bunlar da unutulmuştu. O dönemler en çok rağbet gören kelime savaştı. Savaş, güç, iktidar, paylaşmamak... İşte bütün bu ahval altında bir adam çıktı ve dünyayı, dünyanın aşina olduğu kelimeleri değiştirdi, dünyaya örnek oldu. Unutulmuş kelimeleri yeniden canlandırdı. Özgürlük, adalet, Cumhuriyet. Tarihin ve talihin akışını değiştirdi. Bütün bunları elindeki sınırsız güce rağmen yaptı. Bu gücü başka şekilde de kullanabilirdi. Eski kelimeleri canlandırabilirdi mesela, fakat o paylaşmayı seçti. İşte bu yüzden böyle anlamlı bir günde elindeki sınırsız güce rağmen, yönetme hakkını bir kişiden alıp çok kişiyle paylaşan, beraber omuz omuza çarpışıp bir ülkeyi kurtardığı halka itibarını iade eden, dost düşman herkesin gıptayla baktığı Türkiye Cumhuriyeti'ne babalık eden Atatürk'ü sonsuz saygı, minnet ve gururla anıyoruz. 100. Yaşımız kutlu olsun. Dileriz ki dünya da onun felsefesini benimser ve yine onun söylediği gibi “Yurtta sulh cihanda da sulh” dünya için geçerli bir düstur olur.
devamını görCan EDİBOĞLU
Kadınlar olarak Cumhuriyet'e daha çok sarılmalıyız. Çünkü Cumhuriyet kadına hak ettiği insanca yaşama onurunu kazandırdı. Atatürk’ün izinde sonsuza dek Cumhuriyet.
devamını görBurçin İNAN
