ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyetimizi kuran, biz kadınlara Avrupa'da bile yokken seçme seçilme hakkı veren ve daha nice insanca yaşama onurunu bize bahşeden canımmm ATATÜRK'ÜM senin gösterdiğin yolda, ilkelerimden ödün vermeden yola devam. Seni anlamak için söylediğin gibi seni görmeme gerek yok, seni anlayıp gösterdiğin yolda her daim yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene!

    devamını gör
    Gülfidan GÜLDEN
  • SEVGİYLE YEŞERECEK BİR İNANCA Yitik, kayıp, hasta, yoksul, paramparça bir ülkenin kısıtlı imkânlar içinde ortaya koyduğu varoluş öyküsünün adıdır, Türkiye Cumhuriyeti. Bağımsızlıkla başlayan, yine aynı dönemde çalışmaya, üretmeye, dönüştürmeye, işaret edilen hedefe doğru emin adımlarla ilerleyen bir yolculuk. Bu öyküye tanıklık eden dönemin gençlerine bırakılan büyük bir emanet vardır: “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.” Çocuklar ve gençler, içinde bulundukları toplumun kültürel özelliklerini ve yaşam biçimini rol-model alarak öğrenirler, 1920’li ve 1930’lı yılları düşündüğümüzde dönemin çocukları ve gençlerinin gördüğü toplum modeli kurtuluşa inanan, büyük hayalleri olan, bu hayalleri yeşertmek için de var gücüyle çalışan insanlardı. Ve zannedildi ki bu cümleleri okullara, sınıflarda tahtalara, öğrencilerin kitaplarına yazarsak Cumhuriyet heyecanı devam edecek ve gelecek nesiller de bu inançla çalışacaktı. Öyle olmadı, çünkü unutulan bir şey vardı o da eğitimdeki didaktik anlatının sıkıcılığı ve işe yaramazlığı. Baba ve annelerimizin öğrencilik yıllarımızda “Ders çalış, daha çok çalış” öğütleri nasıl ki ters tepiyor ve bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyorsa şimdi bizlerin gençlere verdiği “Bu Cumhuriyet sizin, onu yüceltecek olan da sizlersiniz” öğütleri karşıda bir heyecan yaratmıyor. Çocukların ve gençlerin gördüğü büyükler çalışkan, üreten, ülkeyi ileriye taşımaya çalışanlar değil, bunun yerine hızla köşeyi dönmeye çalışan, bir şekilde ülkeden gitmeye çalışan yetişkinler. Geçmişi iyi bilmek ve anlamak cümlelerine sarılmayı bir kenara bırakıp bugün ne yapabiliriz sorusuna odaklanır; eksik olan heyecanı, coşkuyu yeniden nasıl inşa edebiliriz konusunu eğitim bilimi penceresinde önceliklendirebilirsek kendi adımıza Cumhuriyetimiz için en önemli görevi yerine getirmiş oluruz. Vatan ve millet sevgisi, Cumhuriyet aşkı erken çocukluk dönemi ve ilkokul yıllarındaki öğrenciler için soyut kavramlardır. “Vatanını sev, bayrağını koru, Cumhuriyet’e sahip çık” gibi öğütler bu yaş grubundaki öğrenciler için sadece bir ezberdir. Cumhuriyet ve vatan sevgisini ezberden çıkarmanın yolu eğitim politikalarını dönüştürmekten geçiyor. Kuru kuruya bir vatan sevgisi aşılamak yerine gerçekten çocukları üstünde yaşadıkları toprakla tanıştırmak, yaşadıkları ve büyüdükleri topraklara dokunmalarını sağlamak, toprağı ekip sabırla beklemek, ardından toprağın onlara neler vereceğini görmelerini sağlamak toprak sevgisinin ilk adımı olacaktır. Vatanını sevmek, önce toprağını sevmekle başlayacaktır. “Vatanını sev, Cumhuriyet’i koru” emir cümleleri yerine, sevgiyle beslenen “vatan ve cumhuriyet aşkı” bu neslin ihtiyacıdır. Sevgiyle beslenen bir cumhuriyet aşkını filizlendirmek dileğiyle…

    devamını gör
    Müjdat ATAMAN
  • Bu Türkiye’min tek bir onur duyduğu, dünyanın kıskandığı ulu önder Mareşal Mustafa Kemal Paşa ATATÜRK'ü var ve ulu önder atam ve silah arkadaşlarına bu Türkiye’nin borcu var. Bizler bu cumhuriyeti kurup özgürce bir birey olarak yaşıyorsak kimse unutmasın ki Atatürk’ümün sayesinde. Mekânın cennet olsun Atam. Nur içinde yat, şunu herkes iyi bilsin ki dünya döndükçe bu cumhuriyet ilelebet yaşayacak. Saygılarımla. 

    devamını gör
    Hakan BURMABIYIK
  • Cumhuriyet demek; özgürlük, demokrasi, eşitlik demek. İnsanların birbirine karşı saygı duyması, saygının oluşturacağı zeminle sevginin kalplere nakşedilmesi demektir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ilan ettiği Cumhuriyet'i tüm olumsuz koşullara rağmen korumak, ülkemizde ırk, din, dil, mezhep fark etmeksizin herkesin borcu olmalıdır. Ama en önemlisi de korumak için de Cumhuriyet'in anlamını, özünü tüm benliğimizle idrak etmemiz gerekir. Bunun için de geçmişten günümüze gelen tarihimizi az çok bilmemiz gerekmektedir. Gerekmektedir ki iç ve dış oyunlara karşı her daim önlem alıp Cumhuriyet'i koruyabilelim. Niye başka bir rejimle değil de Cumhuriyet ile yönetiliyoruz diye hayıflananlar var ise geçmişte neler yaşandığını araştırıp okusunlar, başka ülkelerin idari resimlerine baksınlar. İncelenip, araştırılıp okunduğu zaman Cumhuriyetin ne kadar değerli bir rejim olduğunun farkına varabilirler. Biz insanoğlu bir şeyin ne kadar değerli olduğunu ancak elimizden alındıktan sonra kavrayabiliyoruz. Önemli olan elimizde avuçlarımızda iken ne kadar değerli olduğunu kavrayabilmek. Onu koruyabilmek. Örneğin; elinizde sırça bir kadeh tutarken onunla oradan oraya koşturup onun kırılmasına müsaade etmezsiniz değil mi? Etmezsiniz. Peki onlarca şehit verilmiş, neredeyse her milimetresinde şehitlerimizin kanı olan bu ülkenin, küllerinden tekrar doğması demek olan Cumhuriyet'i de aynı özenle her daim korumamız ve yaşatmamız gerekmez mi? Umarım nice yüzyıllar boyunca şah damarımız kadar önemli olan Cumhuriyetimizi yaşatmayı başarabiliriz. Son olarak ise Cunhuriyetimizin 100. senesi kutlu olsun.

    devamını gör
    Duygu KELEŞ
  • Sevgili Atatürk, Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıl dönümü. Senin sayende, biz gençler, özgür ve bağımsız bir ülkede yaşıyoruz. Senin izinden giden bir genç olarak, sana ne kadar minnettar olduğumu ifade etmek istiyorum. Sen, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda bir bilim insanı, bir devrimci, bir eğitimci ve bir devlet adamıydın. Yenilikçi fikirlerin ve vizyonerliğin sayesinde, Türkiye, geri kalmış bir ülke olmaktan çıkıp modern bir ulus haline geldi. Sen, bize egemenliği, bağımsızlığı, özgürlüğü ve çağdaşlığı armağan ettin. Ben ve benim gibi gençler, senin bıraktığın mirasa sahip çıkmak ve Türkiye'yi daha da ileriye taşımak için elimizden geleni yapacağız. Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde, sana minnetlerimizi sunuyoruz. Ruhun şad olsun!

    devamını gör
    Egemen TUNCER
  • Demokrasi kelime kökeni itibariyle halkın iktidarı anlamına gelmektedir. Bir zamanlar dünya tarafından unutulmuş bir kelimeydi. Eşitlik, laiklik, kadın hakları; bunlar da unutulmuştu. O dönemler en çok rağbet gören kelime savaştı. Savaş, güç, iktidar, paylaşmamak... İşte bütün bu ahval altında bir adam çıktı ve dünyayı, dünyanın aşina olduğu kelimeleri değiştirdi, dünyaya örnek oldu. Unutulmuş kelimeleri yeniden canlandırdı. Özgürlük, adalet, Cumhuriyet. Tarihin ve talihin akışını değiştirdi. Bütün bunları elindeki sınırsız güce rağmen yaptı. Bu gücü başka şekilde de kullanabilirdi. Eski kelimeleri canlandırabilirdi mesela, fakat o paylaşmayı seçti. İşte bu yüzden böyle anlamlı bir günde elindeki sınırsız güce rağmen, yönetme hakkını bir kişiden alıp çok kişiyle paylaşan, beraber omuz omuza çarpışıp bir ülkeyi kurtardığı halka itibarını iade eden, dost düşman herkesin gıptayla baktığı Türkiye Cumhuriyeti'ne babalık eden Atatürk'ü sonsuz saygı, minnet ve gururla anıyoruz. 100. Yaşımız kutlu olsun. Dileriz ki dünya da onun felsefesini benimser ve yine onun söylediği gibi “Yurtta sulh cihanda da sulh” dünya için geçerli bir düstur olur.

    devamını gör
    Can EDİBOĞLU
  • 100 yıl, 100 sene, bir insan ömrünün tamamı belki; fakat bir cumhuriyet için gençliğin baharı...Bu 100 yıla neler sığdı, ne acılar, ne mutluluklar, ne umutlar, ne umutsuzluklar, ama daima genç, daima dirençli ve her daim ümidini yenileyen, sevgi dolu, azimli bir ulus hep var ve varolacak... Atamın büyük bir özveri ve sevgiyle, ilmek ilmek ördüğü bu vatan ve cumhuriyet nice güzel 100 yıllar görecek, azimle ve inatla çalışma isteği, akıl, bilim, saygı ve demokrasi ile elbet... Bir Türkiye Cumhuriyeti evladı olarak, umudu, azmi ve çalışkanlığı bana öğütleyen atamın yolundan ayrılmadan, bıraktığı cumhuriyete ve vatana, sahip çıkacağıma eskiden olduğu gibi yine and içiyorum,söz veriyorum. Muhasır medeniyet seviyesini aşacağımıza, azimli ve çalışkan olacağıma....inanıyorum, inanmak istiyorum, ümidimi yitirmiyeceğim.... Ümidim Atamın da dediği gibi gençlerde.... Hep var ol Cumhuriyet, Hep var ol Atam, Hep var ol TÜRKİYE CUMHURİYETİ....

    devamını gör
    Ulaş Şentürk USTA
  • Ey Ulu Atatürk, Seni hiç görmedim. Seni hiç duymadım. Başımı okşarken ellerini hiç hissetmedim. Oysa ne çok isterdim dünyanın bir ucundan altın madalyamla geri döndüğümde, onu heyecanlı bir çocuk gibi sana göstermeyi. Masmavi gözlerinde benimle aynı heyecanı ve mutluluğu görmeyi. Aferin kızım dediğini duymayı… Olsun. Bir zamanlar bu topraklarda yaşadığını, savaştığını, bir ulusu ayağa kaldırmak için oradan oraya koşturduğunu bilmek, seni sevmek ve seni yaşamak için yetiyor bize. Senin kararlılığın, disiplinin ve başardıkların, her antrenmanda ve her yarışmamda önümde uzayan kulvara ışık oluyor. Ey yüce Cumhuriyet, Nice 100 yaşlarımız olsun! Büyük Türk milletinin sporda, bilimde, sanatta, teknolojide kutlayacağı nice zaferlerle dolu olsun. Geride bıraktığımız 100 yılda çok zorlukla karşılaştık, ama yılmadan devam ettik ve çok yol kat ettik. Şanlı zaferler kolay kazanılmıyor biliyoruz. Emek istiyor, fedakârlık istiyor, kararlılık istiyor. Ben, Sümeyye Boyacı, ülkesine yüzme branşında ilk Dünya ve Avrupa madalyalarını kazandırmış profesyonel bir sporcu olarak bununla yetinmediğimi açıkça söylüyor, ülkeme daha çok gurur yaşatmak için eskisinden fazla emek vereceğime, daha çok fedakârlık edeceğime ve kararımdan dönmeyeceğime söz veriyorum. Ey güzel ülkemin güzel insanları, Karanlığın boğuculuğu üzerimize çöktüğünde, gözlerimize perde çektiğinde, toparlanıp ayağa kalmak ve perdeleri yırtıp atmak için ihtiyacımız olan şey çok da uzağımızda değil. İnsan gelişirse toplum gelişir. Mesleğimiz ve hedeflerimiz ne olursa olsun, en iyisini başarmak için çabalayalım ve Atamızın bize mirası olan, muasır medeniyetler seviyesine erişmeye daha çok gayret gösterelim. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda halihazırda mevcut zaten. Sevgilerimle,

    devamını gör
    Sümeyye BOYACI
  • Bu yıl Cumhuriyet’in tam 100’üncü yılını kutluyoruz. 100 yıl söylerken kolay olsa da, sağlam kafayla düşününce çok büyülü… Kim demiş hayaller gerçekleşmez diye? Yaşımız ne kadarına yeterse yetsin bizler, tam 100 yıldır Atatürk’ün kurduğu ve adına Cumhuriyet dediği bir hayalin içinde yaşıyoruz. Bu hayal o kadar büyük ve din, dil, ırk gözetmeksizin o kadar kapsayıcı ki… Vatan kuruluyor; halk yönetimde söz sahibi oluyor, herkese eşit seçme ve seçilme hakkı veriliyor. Kadınlara okumaları, üretmeleri, kendi olabilmeleri için destek veriliyor. Cumhuriyet bu nedenle sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir kadın devrimi bence; kadınlara getirdiği özgürlükçü bakış açısıyla, yenilikleriyle, onları el üstünde tutmasıyla dikkat çeken bir yaşam biçimi. Savaşmayı reddeden, "Öldürenlere karşı ölmemek için savaşmalıyız" düşüncesindeki Türklerin atası Atatürk’ü bol bol anacağımız nice senelerimiz olsun. 100 yıllık Türkiye Cumhuriyet gelecek nesillerin gücüyle de hep var olsun!

    devamını gör
    Aslı ÖRNEK