
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Cumhuriyet, Yüz yaşına bastın. Sevgi dolu, barışçıl, özgür, neşeli, bereketli kutlu nice yüzyılların olsun. İnsan ömrü için çok uzun bir zaman ama bir devlet için çok genç yaştasın. Bebeklikten ergenliğe adım attın, yetişkin olmaya doğru gidiyorsun. Sevgili Cumhuriyet ne badireler atlattın, bebekliğin ne kadar zorluklar içinde geçti. Senin doğumun da çok zor oldu. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, çok hasta anadan doğdun ve daha emeklerken kendini İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında buldun. Açlık, yokluk çektin. Sonrasında da büyük çocuklar tarafından oraya buraya çekiştirildin, hırpalandın. Bütün sıkıntılara rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmedin. Çünkü sen Kibele Ana'nın topraklarında doğdun. Onun gibi çok güzelsin, güçlü, yaratıcı, doğurgan, özgür, bilge ve başın dimdik. Işığın hepimize ilham oluyor, yolumuzu aydınlatıyor. Varlığınla hayattayım, özgürüm, çağdaş ve güçlü bir kadınım. İyi ki doğdun sevgili Cumhuriyet’im, seni çok seviyorum. Minnetlerimle.
devamını görTülay GÜNAL
Bir Türk genci olarak Cumhuriyetimizin 100. yılında vatanıma, milletime sahip çıkacağıma; vatanım için faydalı, yararlı işler yapacağıma; Atatürk'ün inkılaplarına ve ilkelerine sahip çıkacağıma yemin ediyorum. Ne mutlu, onurlu, şerefli bir gündür bizim için Cumhuriyetimizin 100. yılı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun. Daha nice yıllara. "İstikbal Göklerdedir" pilot olmak isteyen bir kız...
devamını görGüneş BOZKURT
Atatürk'ün kurduğu bu ülkede Cumhuriyet'in 100.yılını yaşıyoruz. 100 yıl değil, 1000 yıl da geçse sonuna kadar Atatürk'ün izinden ilerleyeceğiz, onun ilkelerine sahip çıkacağız. Bu ülkeye yararlı gençler olmak için öğrenmeye, öğretmeye devam edeceğiz. Bizler Atatürk'ün gençleriyiz, Atatürk'ün torunlarıyız, böyle doğduk böyle de öleceğiz.
devamını görElisa BAYRAM
Çok mutluyum, çok gururluyum, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyorum. Bize bu vatanı, cumhuriyetimizi armağan eden Canım ATAM.❤️
devamını görAynur ÖZERDEM
42 yaşında, Atatürk’ün izinde bir Cumhuriyet kadını olarak, o kadar çok şey söylemek, yazmak isterim ki! Ama tüm kelime ve sözcükler Atam Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarına olan sevgimi, saygımı ve sonsuz minnetimi anlatmaya yetersiz kalıyor. O kadar şanslıyız ki Atatürk’ümüz ve bizlere armağan ettiği devrimleri ve CUMHURİYETİMİZ var. 100.yılımızın gurur ve sevinci tarifsiz, keşke şuan yaşanan ortam da olmasaydık, layık olduğu muasır medeniyetler seviyesinde ola bilseydik. Her şeye rağmen yolun yolumuz devrimlerin inkılapların ışığımızdır Aram. Çok yaşa CUMHURİYET ilelebet payidar ♥️
devamını görBedriye SAĞLAM
Kadim dostum, Bir zeytin ağacının gövdesine sırtımı yaslamış, sana bu mektubu yazıyorum. Mektubum eline geçtiğinde bana sitem edeceksin biliyorum, hatta “Gittiğinden beri neden iki satır yazmadın, şimdi mi aklına geldik Emin Efendi?” dediğini duyar gibiyim. Sana yazacağıma dair söz verdiğim halde aylarca habersiz bıraktığım için mahcubiyet içerisindeyim. Yaşadıklarımızı anlatınca bana hak verecek, “Neler yaşamışsın vre!” diyeceksin. Belki de bizim kafilemizle gelmek istemeyip geride kaldığın için sevinç duyacaksın. Seninle vedalaştığımız o gece bana son kez bakışın gözümün önünde. Uzak diyarlarda hayata tutunmaya çalışırken Midilli İdadisi’ndeki anılarımızı düşündüm durdum. Sen aşkını tercih ettin, biz ise yeni kurulan bir ülkenin aşkını. Görüyorsun ya, her birimiz aşkın farklı hallerini tercih ettik. Savaşa, zulme dayanamayıp topraklarımızdan kaçmak zorunda kaldığımız o gece, Midilli Limanı’ndan kalkacak gemiye vardığımızda içler acısı bir sahneyle karşılaştık. Neredeyse bütün ada halkı (sen hariç), onları yeni vatanlarına götürecek bu gemiye akın etmişti. İnsanlar güvertede bir ağa takılıp çırpınan balıklar gibiydi. Validem “Beş çocukla bu gemiye nasıl sığarız?” derken babamı tanıyan bir sandalcı yanımıza yaklaştı. “Arif Ağam, bu gemi karşı kıyıya gitmeyecek, ırak bir limana götürüp bırakacak insanları, isterseniz ben iki çeyrekliğe sizi sandalımla karşı yakaya geçiririm” dedi. Babam bir an bile düşünmeden kabul etti. O gece sabaha kadar epey sarsıntılı, dalgalı, meşakkatli bir yolculuk yaptık. İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? Ege Denizi’nin en tekinsiz haline şahit oldum. Sabaha karşı sular duruldu, gökyüzü sancılandı, bin bir renge büründü. Göğü ilk kez böyle yamalı bir kumaş gibi görüyordum. Turuncular pembeler, alacalı maviler, morlar birbirine karıştı. En nihayetinde gün ışıdığında ise karşımızda tüm heybetiyle Kaz Dağları duruyordu. Yeni vatanımıza güneş doğmuştu. Sandaldan indiğimizde Edremit’e varana kadar zeytinliklerin içinden yürüdük, gece olunca camilerde uyuduk. Fırınlar terk edilmiş, köyler ateşe verilmiş, evler kullanılamaz ve harap haldeydi. Girit’ten, Selanik’ten bizden evvel gelmiş ailelerle birbirimize kenetlendik, başımızı sokacak bir yer ve biraz erzak bulduk. Savaşın uğursuz sesi ve insanın ruhuna sirayet eden karanlığı kol geziyordu. Gecelerce bilinmezliğin içinde bekledik. Derken Ayvalık Cephesi’nde savaşmak üzere askere alındım. Yunan ve İtalyan bölüklerine mağlup olduk. Hayatta kalmak için esarete razı geldim. Yunan Komutan Vassili’nin askerleri beni Edremit İlkokulu’nun bodrumuna hapsetti. Günlerce o karanlık ve izbe bodrumda ölmeyi bekledim. Mahalli efeler ve milis güçlerin planları sayesinde esaretten kurtuldum. Behemehal milli cemiyet kurulma çağrısının yapıldığı Edremit mitingine katıldım. Gündüzleri Milli Cemiyet’le, geceleri efelerle planlar yapıyordum. Kalbimizde sadece tek bir umut vardı. Yeni bir ülke kurulacak, Cumhuriyet ilan edilecek. Düşman işgalinden kurtulacağız. Bundan birkaç ay önce Gazi Paşa Cumhuriyet’i ilan etti. Önce düşman işgalinden kurtulmamız, ardından da yeni bir hükümet. Halkı aldı bir sevinç, kahramanlık türküleri, destanlar, marşlar, şenlik ateşleri… Hepimiz yeni kurulan Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasını diledik. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu, Midilli’de arsa ve evlerimiz için mal beyanatı yapabildik. Böylece oradaki mallarımıza karşılık burada ev ve zeytinlik aldık. Evleri, camileri, limanları yeniden inşa etmeye başladık. Devlet henüz emekleme evresinde bir bebek gibi taptaze. Kadın ve erkeğe eşit haklar sağlanacak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilecekmiş. Latin alfabesi kabul edilecek, kılık kıyafet devrimi yapılacakmış. Yeni okullar, yeni devlet kurumları açılacakmış. Ve hepimizin bir soyadı olacakmış. Herkes sokaklara taşmış, coşkuyla bekliyor. Ben de yeni kurulan cumhuriyetimize hizmet etme kararı aldım ve Maliye memurluğu sınavlarına başvurdum. Eğer bu mektubum eline geçerse lütfen geciktirmeden bana yaz. Dilerim bir gün yeniden kavuşabilir ve sırtımızı aynı zeytin ağacına yaslarken seninle eski günlerdeki gibi sohbet edebiliriz. Baki dostluk ve selam ile, gözlerinden öperim. Emin. (Gitme Gül Yanakların Solar romanımda anlattığım ve Cumhuriyet’in ilanının gerçek tanığı olan büyükdedem Emin Efendi’nin mektubudur. Belki hayal ürünüdür, belki de değil.)
devamını görİrem UZUNHASANOĞLU
Cumhuriyetimizin 100. Yılında cumhuriyet güneşinin yolunda, tüm benliğimiz ve ruhumuzla bir kez daha anladık ki bizi biz yapan bağımsızlık ateşimiz hiç sönmeyecek, birlik ve beraberliğimiz Yüce Atatürk’ün de dediği gibi ilelebet yaşayacaktır. Ne mutlu Türküm diyene. Gelecek nesillere aydınlık, güçlü ve tam bağımsız Türkiye ❤️
devamını görElçin Birgül TOSUN
Çok yaşa Cumhuriyet. Bizler var oldukça sana sahip çıkacak Atatürk gençleri daima var olacak. Atamızın bize mirasını korumak Aziz Türk Milleti'nin namus ve şeref meselesidir. Nice Yüzyıllara...
devamını görMuhsin AVCI
Sen demek gözümün yaşla dolması demek ATAM. Yolun yolumdur. Sana olan minnettarlığım, sevgim, özlemim sonsuz… Çok şanslıyım ki Cumhuriyetimizin 100. yılını göreceğim ve kutlayacağım. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görNejla UĞURLUOĞLU
