
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Tek varlığım, sonraki nesillere tek armağanım cumhuriyetim. Doğum günün kutlu olsun. Nice 100'lere.
devamını görBerra ÇARKÇI
Cumhuriyet’im, 45’li yaşlarda bir evladınım ben, İstiklal Marşı’nı hep yüksek sesle söylemiş, İzmir’deki ilk kurşunu, Çanakkale’deki şehitlerini, eksik çarıklarıyla toprağını savunan gencecik vatanseverleri düşünüp duygulanan. Emekle, canıyla özgürlüğünü kazanmış bir milletin evladıyım. Ata’mızla övünen ve bu can pazarında onunla birlikte yol alan halkını saygı ve minnetle anan. Oğlum 9 yaşına geliyor, adı Ata. Gurur duyuyorum adıyla, seni payidar kılmak için benim gibi sorumlulukları olduğunu biliyorum. Vatansever, saygılı, farklılıklara değer veren, değerlerine sahip çıkan bir birey, bir insan olması için uğraşıyorum. Başını eğme, haksızlığın ve zorbalığın karşısında ataların gibi dürüst ve cesur ol diyorum. Senin sayende oluştu fikirlerim, sayende hayatı özgür bir insan olarak tanıdım. Doğumdan sonraki ilk ağlayışımda senin özgürlüğünün gücü vardı, bugün kendimi ifade ederken de gücüm yine senden kaynaklı. Özgür olmak, değerlerine sahip çıkabilmek seninle mümkün. İyi ki varsın.
devamını görAli İlker YÜKSEL
Sevgili Atatürk! Bir kadın olarak bu yüzyıla yakışır bir yaşam sürüyorsam bu sizin kurduğunuz Cumhuriyet sayesindedir. Bize armağan ettiğiniz bu yönetim şeklinin ilelebet sürmesi için yaşamım boyunca elimden gelen tüm çabayı göstermeye söz veriyorum.
devamını görZeynep EVİRGEN
Ülkemin güneşi Cumhuriyet, Sen geçmişime bakınca gurur, bugünümde umut, yarınımın teminatısın. Sana layık olabilmek, seni yüceltmek arzusunu altın bir madalyon gibi taşıyorum. 20 yıllık yaşamım boyunca bu farkındalıkla öğrenmeye, üretmeye ve çalışmaya odaklandım. Ömrüm yettikçe de sana ve değerlerine sahip çıkacağım. Bu hayattaki yegâne gururum, Atatürk genci ve Cumhuriyet bekçisi olmamdır. Bugün, yıllardır hayalini kurduğum mimarlık eğitimini, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde alıyorum. Sayende Atam. Daha ben dünyada yokken, benim özgürlüğümü, eğitimimi, haklarımı düşünen başta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyetimizi kuran Türk ulusuna sonsuz teşekkürlerimi sunar ve emanetlerine sahip çıkmayı borç bilirim. Ne büyük gurur, şanlı cumhuriyetimizin 100. yaşını kutlayabilmek. Atamın da dediği gibi, ebediyete akıp giden her yüz senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamayı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görBegüm ÖZDEMİR
Sevgili Cumhuriyet; Yıllar önce okuma yazmayı ilk öğrendiğim yıllarda dedem bana "otur kızım, al kâğıt kalem" dedi. "Ne yapacağım dede?" diye sorduğumda söylediklerimi yaz dedi. "Sevgili torunum" diye başlayan kâğıtlarla mektuplar yazdım. Ne yazdığımı hiç hatırlamadığım mektuplar bu yılda, yani Cumhuriyetin Yüzüncü Yılında bize ulaştı. Okudum, ağladım, mutlu oldum. Bir sürü duyguyu birlikte yaşadım. Meğerse dedemin tam 20 önce yazdırdığı mektuplar bugün elimize, biz torunlarına ulaştı. 20 yıl sonra yüzüncü yıl için bize mutluluğumuza dair mektup yazdırmış. Yüzüncü yıl bana hem sevinci hem de değeri anlattı. Cumhuriyetin değerini bir kez daha dedemin sayesinde daha anlamlı kıldım. Şimdi düşünüyorum da ben de ilerideki nesiller için mektubun değerini, Cumhuriyetin anlamını bu şekilde taşıyacağım. Cumhuriyet sen nelere kadirsin. Olmasaydın dedemden bana gelen mektup da olmazdı. Yaşadığım olay gerçektir ve ben de bu mektubu bu olaydan dolayı yazmaya karar verdim. Sevgilerimle...
devamını görÖzge Sultan ŞENER
Sevgili Cumhuriyet, seni çok seviyorum. Bizi savaşlardan kurtardın. Atatürk, sen olmasaydın biz şimdi nasıl yaşardık? Sen bizi savaşlardan kurtardın. Sadece bizi değil, bütün canlıları kurtardın. Sen olmasan bayramlar olmazdı. 29 Ekim ve 23 Nisan olmasaydı çocuklar çok üzülürdü canım Atam, iyi ki varsın.
devamını görNehir ÖZDENGEL
Saygıdeğer ve çok sevgili Cumhuriyet, Seni bana miras bırakan değerlerime Atatürk’üm öncülüğünde teşekkür ediyorum. Bir kadın olarak bana; tek başıma yaşama kolaylığı, dünyayı gezme fırsatı, yaşayacaklarımı seçme şansı ve yaradana kendimce teşekkür etme fırsatı verdiğin için müteşekkirim. Senin varlığın benim varlığımla bir aradayken, daha güçlü, daha umutlu ve de daha canlıyım. Gurur duyduğum en güzel hazinesin. Övündüğüm en güzel değersin. Sahip olduğum en yüce şahesersin. Gelecek nesillere bırakılacak en güzel mirassın. Bir gün benim de atalarım gibi bedenim toprağa karışacak ancak sen Atatürk gibi ebediyen yaşayacaksın. Bunu bilmek yüreğimi ısıtıyor, güvende hissettiriyor. Ben toprakla buluştuğumda toprak üstünde çocukların 23 Nisan’ı, gençlerin 19 Mayıs’ı ve yaşadığım toprakların senin varlığını kutlayacağını, onurlandıracağını bilmek paha biçilmez. Çok yaşa Cumhuriyet çok yaşa!
devamını görFiliz BİNİCİ
Cumhuriyet; Dünyada olanlara bakıyorum da iyi ki varsın. Seninle doğdum, seninle büyüdüm, senin sayende özgür yaşadım. Hep ol! Sonsuza kadar bizimle kal! Seni çocuklarıma emanet ediyorum.❤️
devamını görElif ENGÜR
İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.
devamını görTahir Musa CEYLAN
