ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Seni görmeden sevmek, seni varlığınla anlamamdan kaynaklanıyor... Çok özlüyorum; bu özlemimi bir yas olarak yaşamayacağım; vatanım ve milletim için en iyisini yaparak varlığım ile seni gururlandırarak bastıracağım. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı...O kadar gururluyum ki! Hem yüzyıllık olaya tanık olduğum hem de soylu bir kana sahip olduğum için... İleri, daima ileri...

    devamını gör
    Sümeyye Meydan
  • Yaşasın Cumhuriyet!

    devamını gör
    Nurcan SERDAR
  • Yüz Yaşını kutladığımız bu günlerde hem Cumhuriyet’e her gün artan bağlılığım ve hayranlığımı anlatmak, hem de gelecek nesillere duygu ve düşüncelerimi aktarmak isterim. Bundan 100 yıl önce, dışardan bakan biri, savaşlardan bitap düşmüş, yoksun ve harap bu topraklarda tam bağımsız, çağdaş uygarlık düzeyini hedefleyen bir Cumhuriyet kurulacağını; bu genç Cumhuriyet’in, yüzyılların bitkinliğinden laiklik ve bilime inançla silkinip kurtulacağını; hızla kalkınıp, gelişip demokratik ülkeler ailesinin bir üyesi olacağını hayal bile edemezdi. Ama hayal edilemeyen, gerçeğimiz oldu. Ve bugün, gururla, kıvançla, geleceğe güvenle Cumhuriyet’imizin 100. yaşını kutluyoruz. Cumhuriyet’in 1923’ten bu yana, başta II. Dünya Savaşı, sonra Soğuk Savaş yılları, nice küresel kriz ve felaket yaşayan dünyamızda ayakta kalma, değişen koşullar ve yönetimlerle yaşama becerisinden dersler çıkarmamız gerekiyor. Daha da önemlisi, “bu yaşam enerjisinin sırrı, kaynağı ne?” diye sormamız gerekiyor. 100. Yaş Günü’nde, meydanlara, caddelere, sahnelere, sosyal medya platformlarına taşan çoşkulu kutlamaları izlerken bu sorunun cevabını şöyle verdim: Cumhuriyet’in 100 yaşına rağmen bitmeyen enerjisinin sırrı, sanırım, gençlerle arasındaki o hiç eksilmeyen, zayıflamayan ilişki; o hiç kopmayan bağ. Gençlerimiz Cumhuriyet’te gurur duydukları geçmişlerini, güvenle baktıkları yarınlarını görüyor, sönmeyen umutlarını, keşfedecekleri yeni dünyaların anahtarını buluyorlar. Cumhuriyet’le yaşadığımız ilk yüzyılımız birçok hayalin gerçeğe dönüştüğü, başarılarla dolu, olağanüstü bir dönem oldu… Vatandaşlıkta eşitliğin, kadın haklarının, sosyal adaletin, akıl ve bilimin, kısacası çağdaş medeniyete giden yolun kapılarının açıldığı; ekonomide, eğitimde, sağlıkta önemli mesafe aldığımız bir dönem… Şimdi önümüzde ilkinden çok farklı, yaşamsal krizler ve tehditlerle karşı karşıya yeni bir yüzyıl var. Bu aynı zamanda bilim ve teknolojide büyük sıçramalar eşiğinde olduğumuz bir yüzyıl. Cumhuriyet sayesinde, Türkiye’nin yeni yüzyılına kendimize güvenerek ve cesaretle başlıyoruz. Ancak özgüvenimiz önümüzdeki ciddi sınavları gözardı etmemize neden olmamalı. İklim krizinin doğamız ve tarımımızı vuran etkileriyle nasıl başa çıkacağız, yetkinlik üreten bir eğitim sistemi, liyakata dayalım bir yönetişim sistemini nasıl oluşturacağız, yaşlanan nüfusun zorladığı sosyal güvenlik sistemimizi nasıl reforme edeceğiz, sanayimizin yeşil dönüşümünü nasıl gerçekleştireceğiz? Ve bütün bu sorunlara çözüm ararken, dengelerin toptan değiştiği, yeniden kurulduğu dünyada kimlerle birlikte yürüyeceğiz? Bu kapsamlı sorulara cevap vermek sadece siyasetin yükleneceği bir sorumluluk değil, zaten olmamalı da. İş dünyası ve sivil toplum bu arayış seferberliğinin temel paydaşları olmalı. Artık hedefimiz, kökenleri, inançları, tercihleri ne kadar farklı olursa olsun insanlarımızın her birinin, ortak hayal ve ortak akıl peşinde koştuğu, geride kalmadığı, yoksunlaşmadığı, yoksullaşmadığı bir yüzyıl. İşte bu inanç ve duygularla, 100. yaşını kutladığımız Cumhuriyet’imize daha nice sağlıklı, huzurlu yaşlar diliyorum. Aynı zamanda 87. yıldönümünü kutladığımız Laiklik ilkesini, 78 yaşındaki çok partili Demokrasi’mizi de unutmuyorum. Bu üç “kardeş”in birbirinden güç alarak, sağlıklı gelişmesi bizi daha aydınlık yarınlara ulaştıracak.

    devamını gör
    Arzuhan Doğan Yalçındağ
  • Türkiye Gazeteciler İçin Hapis Ülkesi Olsun İstemiyorum. Özgür Basın, Özgür Türkiye, Gerçek Gazeteciler İstiyorum. 

    devamını gör
    Kerim KÜÇÜK
  • Ne mutlu bana ki senin kurduğun Cumhuriyet'in yaşandığı bu ülkede doğdum Atam. Bugün bir Türk kadını olarak hayatın içinde ben de varsam bu senin öngörün ve bizler için en uygun dediğin yönetim şekli Cumhuriyet'in eseridir. En büyük eserim dediğin Türkiye Cumhuriyeti'ni nice yüz yıllar yaşatacağız. Adın dilimizde marş, yaptıkların yolumuzda ışık, emanetlerin hedefimiz olacaktır. Bu ülke bugün fikri hür, irfanı hür nesiller yetiştirebiliyorsa hepsi senin eserindir Atam. Aydınlığa ulaşmak kolay olmadı, bilir bu millet, aydınlık yarınların yolunu da bulur elbet. Cumhuriyet bizim yolumuz; özgür, çağdaş, laik Türk devleti hedefimiz. Yürüyeceğiz, çalışacağız, dik duracağız, her zorluğu aşacağız. Bu cumhuriyet kolay kazanılmadı, şehitlerimizin kanı analarımızın emeği, gözyaşı, tarladaki çiftçinin alın teriyle kazanıldı. Korumak, yüceltmek boynumun borcu, sen rahat uyu Atam. Bekçisiyiz biz Cumhuriyet'in ve hürriyetin.

    devamını gör
    Ceyda ÖZDEMİR
  • ATATÜRK VE ASIRLIK CUMHURİYET Benim güzel Türkiyem, Girmiş 100 yaşına. Dünyayı hayran bırakmış, Toprağına taşına. Duyun ey dağlar Dinleyin Türk'ün sesini. Vatanıma göz koyanın Millet keser sesini. Göklerde dalgalanır , Benim şanlı bayrağım. Yurdun dört biryanını Süsler ay yıldızıyla. Şanlı asker nöbette, Kutsal vatanı koruyor. Atam senin sevginle Bu millet hür yaşıyor. Atamızın yolundan Gitmeye yeminliyiz. Yaşa sen Cumhuriyet, Biz senin izindeyiz. Ela Ateş 8 yaşındayım. Mektubumda şiirimi Atama ve asırlık Cumhuriyetime yazdım. Atam izindeyiz.

    devamını gör
    Ela ATEŞ
  • Somut da olsa, bir fikre mektup yazmak çok zor. Bir kişiye mektup yazmaya koşullanmışız çünkü. Ben de Atatürk’e mektup yazacağım. Çünkü benim için Cumhuriyet demek Atatürk demek! Mustafa Kemal, Atatürk soyadını almadan önce kurtarıcı idi, Cumhuriyet'i ilan ettikten sonra kurucu oldu. Kurtarıcı ve kurucu lider, önder. İşte onun için Cumhuriyet deyince aklıma ilk gelen Atatürk. Sonrası Özgürlük. Sonrası birey olma hakkı. Padişahın tebaası, Allah'ın kulu olmanın ötesinde birey olma hak ve özgürlüğü. Bu hak ve özgürlüğün bir Anayasa ile teminat altına alınmış olması. Nedir bu haklar? Yaşama hakkı. Her birey özgür doğar ve yaşam hakkına sahiptir. Bunun için idam cezası kaldırıldı! Her canlı, din, ırk, millet, cins ve renginden ötürü farklılaştırılamaz, ötekileştirilemez, eşittir, eşit muamele edilir. Düşünce, fikir ve ifade hakkı. Yönetenden farklı düşünebilir ve bunu ifade edebilirim. Senin gibi düşünmek zorunda değilim. Laiklik. Dini inançlarıma ve ibadetime kimse karışamaz. Yönetenin emrettiği ve istediği dine inanmak zorunda değilim. İstersem çoğunluğun dışında bir dine inanırım, istersem taşa, güneşe taparım, kime ne? Çalışma, seyahat etme hakkı. Bir yerden bir yere gitmek için izin almak zorunda değilim. İstemediğim işte çalıştırılamam. İstediğim işte çalışırım! Mülk edinme hakkı. Kişi olarak mal varlığım olabilir ve bu yasalarla korunur. Malıma, mülküme el konulamaz. Eğitim ve sağlık hizmetleri hakkı; devlet beni eğitmek ve sağlığımı korumakla görevlidir. Eğitim ve sağlık ücretsiz ve herkese eşit olmalı. Beslenme hakkı; kazandığım parayla sağlıklı ve sürekli olarak kendimi ve ailemi besleyebilmeli, soyumun devamını sağlayabilmeliyim. Sağlıklı ve güzel insanlar olmak için olanaklarım yetmediği takdirde devlet bunu sağlamalı. Barınma hakkı; başımı sokacak bir konutum olması gerekli. Devlet bunun için sosyal konutlar inşa etmeli, kiralamalı, sokaklarda evsiz kimse kalmamalı. Can ve mal güvenliği; sokakta, evimde, işyerimde can ve mal güvenliğim devletin kolluk kuvvetleri tarafından sağlanmalı, saldırıya uğradığım takdirde korunmalı, zarar gördüğüm takdirde zarar veren cezalandırılmalı. Kültür ve sanat herkesin ulaşımına açık olmalı. Birey ve toplum olarak kendimizi geliştirebilmeli, eğitebilmeli, ince duygu ve değerlere sahip olmalıyız. Seçme ve seçilme hakkı: Her birey kendisini yönetecek kişileri seçme hakkına sahip olmalı ve seçilmek için başvurabilmeli. Devleti ve toplumu ancak belli bir çoğunlukla ve düzenle seçilmiş kişiler yönetmeli. Hadi canım sen de! Ütopya mı? Böyle bir düzen yok mu? Olamaz mı? Neden? Böyle olması gerekmiyor mu? Böyle olmayacaksa neden savaştık yıllarca, neden o kadar kan döküldü? Padişahları neden kovduk, beceremeyen rejimleri neden tu kaka ettik, devrimleri neden yaptık? Neden sokaklarda bağırdık, neden öldü insanlar? Atatürk, Cumhuriyet'i kurarken böyle bir altyapı ve ülke hayal ediyordu. Çarığı olmayan ülkede opera kurmaya niyetlenecek kadar ileri görüşlüydü. Cumhuriyet, Çin’deki gibi, önce karınlarını doyuralım, sonra insan yerine koyarız fikriyle kabaca başlamadı. İnsanlar başları sıkılacak birer vida olarak görülmedi. Duyguları, arzuları, özellikleriyle insan olarak düşünüldü. İleri değil, geri gittik Cumhuriyetin 100. Yılı'nı geride bırakırken ilk 10 yılında geldiğimiz yerin ne yazık ki gerisindeyiz. Yollar, köprüler ve beton evler yapmış olmamız, ilerlediğimizi göstermiyor. Ne yazık ki geri gittik. Özgürlük ve insanlık anlayışımız lafta kalıyor, her tür eylemimiz müsamere düzeyinde. Başımızdaki yöneticiler ömür boyu yönetime talip olmakla kalmayıp veliaht tayin etmeye kalkıyor, onu seçtirmek için de anayasa değiştirmeye! Eğitim yerlerde sürünürken artan şey, nitelik değil, nicelik, yüzlerce hukuk fakültesi açmak, hukukçu yetiştirmek değil, hukuku katletmek demektir! Hukukçunun olmadığı, hukukun geçerli olmadığı yerde de insan olmanın temel hak ve özgürlüklerinden bile bahsedilemez ve yukarıda saydıklarımdan hemen hiçbiri için bugün var diyemeyiz! Bayrak güzel de Cumhuriyet, seni bayrak sallayarak yaşatma şansımız yok. Sana sahip çıkmak, reklam filmi çekmek ya da maytap patlatmakla olmuyor. Cumhuriyet baloları ancak zengin eğlencesi olabilir, çocukların aç yattığı bir ülkede! Azınlığın bile mutlu olmadığı bir ülke yönetim biçimine Cumhuriyet denilemez. Seni hep elinde meşale tutan genç ve güzel bir kadın olarak düşünürler, en rahat ırzına geçilebilecek canlı türü, genç bir kadın olduğu için mi? Ben onun için Cumhuriyet deyince aklıma Atatürk’ü getiriyorum, ona bir şey yapamazlar! Umut veren bir mektup yazmam gerekiyordu, umut edemeden nasıl umut verebilirdim ki? Gençliğe güveniyorum, onlar cumhuriyete sahip çıkacak. Nasıl mı? TİKTOK çekecek!

    devamını gör
    Yazgülü ALDOĞAN
  • Cumhuriyet’e mektup; Türklerin bir önceki devleti, yüzyıllar süren bir başarısızlıklar zincirinin ardından feci şekilde çökmüştü. Tek adam rejiminin büyük bir ülkeyi yönetmek için uygun olmadığı açık; hele de o tek adam ülkenin en bilgili, en becerikli, en zeki kişisi filan olduğu için değil, sadece vaktiyle bir şekilde iktidara gelmiş birisinin torununun torunu olduğu için tahtta oturuyor, ekibi de dünyayın işleyişini bilen, liyakatli, yanlışa yanlış diyen uzmanlardan değil, dalkavuklardan oluşuyorsa. Eski devlet bilimi reddetti (Osmanlı döneminde kurulan iki astronomik gözlemevinin ikisi de gerici fanatiklerin marifetiyle tahrip edildi), uygarlık yarışında Batılı rakiplerince geçildi, çürüdü, sömürgeci işgalcilere pes etti, yani akla gelebilecek her “devlet”lik kriterinde sınıfta kaldı ve yıkılıp gitti. Büyük bir şans eseri, halkı onurlu bir Kurtuluş Savaşı’yla işgalcileri püskürtmek için örgütleyen dahi komutan, aynı zamanda eski düzenin sorununun ne olduğunu saptayıp akla, bilime ve her yurttaşın bir oya sahip olması ilkesine dayalı çağdaş bir yönetimi kurmayı kafasına koymuş bir devrimciydi. Kurduğu Cumhuriyet, kadınları kölelikten eşit yurttaşlığa yükseltti; ülkeyi 15 yıl içinde yüzlerce yıl ileriye taşıdı. Her yurttaşa insan yerine konulma, uygarlığın yürüyüşüne katılma olanağı sağladı. Son birkaç yılın olumlu bir tarafını görmek isteyen iyimser bir yorumcu, tarihin sanki bize orijinal Cumhuriyetimizin, “eski Türkiye”nin değerini anlamamız için yeni bir fırsat vermek istercesine tekerrür ettiğine dikkat çekebilir: Tek adam rejimi, her kuruma egemen olmaya soyunan liyakatsizlik, cehaletin başkaldırısı, ekonomik çöküş, vs. Fakat yüz yıl öncesiyle günümüz arasında yaşamsal bir fark var: Atatürk’ün zamanında ülkemizde çok az okumuş insan vardı. Tüm devrimler o insan malzemesinden derlenen çekirdek ekibin destansı çabasıyla hayata geçti. Şimdi onlarca milyon yetişmiş, dinamik, adalete, uygarlığa susamış, ülkeyi yine çağın ötesine taşımaya hazır gencimiz var. Hak ettikleri şartları onlara sağlamamızı bekleyen pırıl pırıl çocuklarımız var. Cumhuriyet bizim; onu yaşatacak ve yükseltecek olan bizleriz.

    devamını gör
    Prof. Dr. Cem SAY
  • Mavi gözlüm, miras olarak bırakmış olduğun Cumhuriyetimizin 100.yılını sanma ki sensiz kutluyoruz; sen hep bizimlesin. ATAM rahat uyu, bizler senin kurduğun cumhuriyeti Türk halkı olarak korumakla görevliyiz. Senin yolunda her daim yürüyeceğimize ant içeriz. Bu dünyaya senin gibi bir lider gelmedi, gelmeyecek de ATAM. Sevgi ve saygıyla anıyoruz ışıklar içinde uyu…

    devamını gör
    Serkan TAŞDELEN