ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Bundan tam 100 yıl önce duyulmuş Cumhuriyet’in ayak sesleri. Kırmızı bir trenin aydınlığa çıkması gibi yüzlerde bir neşeymiş Cumhuriyet. Kırılmış bir milletin ayaklarındaki prangalar, Mustafa’nın özgürlüğü haber edişiymiş Cumhuriyet. Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in ışığına inanmakla gelmiş, Mustafa’nın ışığıysa halkından. Biliyorum gözlerindeki ışığın sönmediğini... O, hepimizin içinde, ancak...Sana bir borcum var Cumhuriyet. Bu borç sadece benim değil, hepimizin. Unutulmuş kartpostallar gibi, yıllar geçtikçe değerini daha çok haykırmayan bizlerin. Sadece günü geldiğinde hatırlanan bir bayramdan daha fazlasısın, akvaryumdaki su, havadaki oksijensin. En mühimi ise, Ata’mızla aramızdaki en değerli sözsün. Geçmişimizin bizde yarattığı gurur sözümüzü her dakika, her saniye kalplerimizde taşımamız gerektiğinin kanıtı. Sözüm hâlâ geçerli. Şunu bil ki, bir zamanlar bir halk vardı, çok uzakta değil, hâlâ burada, nefes alıyor, nefes almaya çabalıyor. Onları sen ayakta tuttun, görevini yaptın, şimdi sıra bizde.

    devamını gör
    Ayça KILINÇ
  • Bu yüzüncü yılda maalesef bize yakışır bir düzen içinde değiliz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu vatanda namustan, dürüstlükten, ahlaktan, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmek çok zor. Ülkemiz yüzüncü yılda yurtdışına çıkmak isteyip geri dönmek istemeyenlerle, kadınların ve çocukların şiddete ve istismara uğradığı, işinin ehli olmayanların yüksek makamlarda yer edindiği, hakim ve savcıların bağımsız hareket edemediği bir yüzüncü yıl! Yüzüncü yılı kutlamak öyle okullarda kutlama düzenlemekle, evimizin balkonuna bayrak ve Atatürk resimleri asmakla kutlanmaz. Atatürk’ün bize bıraktığı bu vatana yakışır bir şekilde gerçekten birlik olup bilim ve ilim yolunda ilerleyerek ülkemizin geleceğini düşünüp çalışarak, araştırarak ve öğrenerek oyumuzu doğru kişilere kullanıp bu ülkeye sahip çıkan liyakat sahibi kişilere vererek birlik olmalıydık. Başaramadık ama bu ülke için çabalamaktan ve umut etmekten vazgeçmeyeceğiz, Atamızın yolundan ayrılmayacağız.

    devamını gör
    Fizan POLAT
  • SEN DOĞMADAN BİRAZ ÖNCE CUMHURİYET Mektuba seni seninle anlatarak başlamam icap eder. Bir ideal veya kurtuluş reçetesi olarak devlet aygıtından ve yönetim biçiminden medet ummak tuhaf kaçabilir. Bu her ne kadar kâğıt üstünde sapmadan uzak bir okuma gibi görünse de, bu toprakların hakikat ve yaşam arasında kurduğu asırlık bilinci yok saymak pek akla yatkın değil. Cumhuriyeti ve getirdiği ikbali görmemek, halk inkılâplarına dair doğru bir okuma da getirmiyor. Cumhuriyet tam da bu yüzden bir devlet aygıtından ve yönetim şemasını biçimlendirmekten çok daha öte anlamlar taşıyor. Issız bir adada bulunduğunuzu ve sahil hattından alabildiğine uzanan ufuk çizgisine hâkim olduğunuzu varsayın. Önünüzde etraflıca dizdiğiniz taşlar ve ortasında ısınmanızı sağlayacak olan çıra parçaları... Ateş harlanmalı, harlanmalı ki ısınabilesiniz. Isınmadan ufuk çizgisine bakıp düşleyemezsiniz. Çıra bol olsun, bol olsun ki sonrasında yemek pişirebilesiniz. Aç kaldıkça başınızı kaldırmanız güçleşecek ve karşıya bakamayacaksınız. Cumhuriyet işte bu metaforun tam ortasında tutuşan ilk kıvılcım. Sizi ısıtan, doyuran ve ufka bakıp idealinize erişmeyi denemenizi sağlayan bir miras. Biraz öncesinde ise harp sahasında yürekte yanmış. O kıvılcım, kıymetli bir ideali ve itirazı fark edip uzak diyarlardan saldırıya geçenlere karşı, yokluğun ve hiçliğin ortasında savaşanlara kalkan olan har. Bu bakiye, kuruluş yılları itibarıyla salt bir kıvılcım da değil... O ufuk çizgisinin de ta kendisi. Hem yurttaş hem de özgür birey olma haline tasvir edilen bilincin aynası. Cumhuriyet iyi ki var, yaralarını onaracak ve onu kaybetme tehlikesiyle yoğrulanlara tekrar bir kıvılcım sunacak. Mustafa Kemal Atatürk bir ideali ve kurtuluş reçetesini aklına yazıp imzaladığında, onunla birlikte kıvılcımı harlayan bilinçlerin içinde var oldu. Bu daimi nefer olma hali, Cumhuriyet için ne aygıt ne de yönetim biçimi, bizatihi sathı müdafaa üzerinden bir incelemeyi hak ediyor. Satıh vatandır, çizgisi tam da sensin; Cumhuriyet. Bir başka yüzyıla açılan kapıda, senin muvaffakiyetini taçlandıracak patikayı Kocatepe'den Meclis'e adım adım öğrendik... Cumhuriyet var ol; yaralarını ve yamalarını onaracak bilinç, Samsun'a sen doğmadan biraz önce ayak basan bir büyük neferin mirası.

    devamını gör
    Can COŞKUN
  • 100. yaşın kutlu olsun Cumhuriyet'im! Bilsen ne güzel seni yaşamak, seninle yaşamak, seninle yaşlanmak! En sevgilinin emanetisin, en sevdiklerimize emanetimiz.. Çok yaşa! Nice 100 yıllara!

    devamını gör
    Yaprak CAN
  • Dilerim Cumhuriyetimiz daha nice yüzyıllar, Cumhuriyet'i hak edenler tarafından yönetilsin. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları ellerini ve dillerini hiçbir zaman ona uzatamasın.

    devamını gör
    Kıvanç TİNER
  • Atam... Biz gençler bize bıraktığın bu aziz vatanımıza sahip çıkacağız. Tüm aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu olsun. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.

    devamını gör
    Büşra MANAVOĞLU
  • Sevgili Atatürk! Bir kadın olarak bu yüzyıla yakışır bir yaşam sürüyorsam bu sizin kurduğunuz Cumhuriyet sayesindedir. Bize armağan ettiğiniz bu yönetim şeklinin ilelebet sürmesi için yaşamım boyunca elimden gelen tüm çabayı göstermeye söz veriyorum.

    devamını gör
    Zeynep EVİRGEN
  • Ne mutlu TÜRK'ÜM DİYENE .100. YILINDA SAYGIYLA ANIYORUZ seni ATATÜRK❤

    devamını gör
    Hamza KÖSEOĞLU
  • Bu mektubu yazarken, yüreğimde Cumhuriyetimizin 100. yılına dair birçok duygu ve düşünce bir araya geliyor. Bir asır önce, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti kadınlar için dönüm noktası olmuştur. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kadınlarımıza verilen haklar, sadece kâğıt üzerinde değil, kalplerimizde de yer etti. Eğitimde, iş hayatında, siyasette ve sosyal yaşamda kadınlarımız, Cumhuriyetimizin temel değerleri doğrultusunda aktif bir şekilde yer almaya başladılar. Bugün bu kazanımları sizlere aktarmanın gururunu yaşıyorum. Buradan Cumhuriyet kadınlarına iletmek istediğim en önemli mesajlardan biri, kadınların toplumun her alanında var olmalarının bir hak olduğudur. Kadınlar, sadece anne, eş veya kız kardeş olarak değil, aynı zamanda lider, bilim insanı, sanatçı ve iş kadını olacaktır. Teşekkürler Cumhuriyet...

    devamını gör
    Berilhan NASUHBEYOĞLU