ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Asırlık yaşın kutlu olsun vazgeçilmez coşkumuz... Senin kıymetini anlayamayan, hiçe sayanlarla etrafımız çevrili olsa bile sayende güçlü ve onurluyuz. Dört nesildir tek liderin ve tek doğrunun arkasından yürümekten vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu uğurda Milli Mücadele döneminde ve bir asırlık süreçte feda olan tüm asil ruhlarımızın mekânı cennet olsun. YAŞASIN CUMHURİYET!

    devamını gör
    Erdal ALAN
  • Hakim hanım kararı yazdırırken bakıştık seninle. Yirmi yıllık evlilik bitmiş. Çocuklarım benimle artık, bekarım. Sınavı nasıl kazandığını anlatıyor Defne. Elif, Tıp Fakültesinden gelecek sene mezun olacak. Babası ne zor ikna olmuştu. Eda konservatuarda. Yarın tiyatroya gideceğiz. Oyundan önce Nurhan'ın resim sergisini gezeceğiz. Durunun keman ezgileri eşlik edecek bize. Akşam trafiğinde ambulans şoförü kadın takıldı gözüme. Endişeli hali gitmiyor gözümün önünden. Oy pusulamızı getirmiş muhtarımız Hülya Hanım. Seçimler yakın. Maçta yine harikaydı kızlar. Dünya şampiyonu olduk. Ve yine sen. Dünüm, bugünüm ve yarınım hep sen. Evimde, sokakta, işyerimde, yolumda, dansımda, sohbetimde hep sen! Seçiyorum, seçiliyorum! Yönetiyorum, öğretiyorum, tasarlıyorum, ulaştırıyorum, onarıyorum, tedavi ediyorum. Kadınım! Seni her an saygı, sevgi, özlem ve minnetle anmamam mümkün mü? Barış içinde, huzurla, özgürce aldığım her nefesi sana ve en büyük eserine borçluyum. İyi ki sen! İyi ki ve yaşasın Cumhuriyet.

    devamını gör
    Elif VARLI
  • Mustafa Kemal Atatürk'ün "Efendiler yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" sözü üzerinden tam 100 yıl geçti. Atatürk ve arkadaşlarının bizlere emanet ettiği bu sağlam temeli devam ettirip, onlardan ilham alarak her alanda çalışıp hedeflerimizi hep ileriye dönük koymalıyız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun...

    devamını gör
    Cüneyt ÇOMOĞLU
  • Sevgili Atam, Cumhuriyetimizin 100. yılına erişmenin gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz ve bu mutluluğu, gururu seninle paylaşmak istedim. Senin önderliğinde, milletimiz zorlukları aşmayı, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi öğrendi. Senin vizyonun ve liderliğin sayesinde, Cumhuriyet'in temelleri atıldı ve bugün hâlâ bu temeller üzerinde yükseliyoruz. Özellikle biz kadınlara verdiğin değer ve önemli haklar sayesinde bugün başımız dimdik, kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyoruz. Eğitimler alıp kendi mesleklerimizi yapabiliyor, vatanımıza milletimize faydalı olmaya çalışıyoruz. Bıraktığın mirası korumak ve geliştirmek için çabalıyoruz. Senin vizyonun ve liderliğin, bugün hâlâ bizi ileriye taşıyan bir ışık. Açtığın bu yolda yürümekten gurur duyuyorum ve sonsuza dek senin izinde gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime bir kez daha ant içerim. Ben Atamın kızıyım ve senin kızlarından biri olmaktan gurur duyuyorum. Seni sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Saygılarımla,

    devamını gör
    Sibel KAYA
  • Sevgili Virginia Woolf, Size bu mektubu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı’nda; 1929 yılında yayımlanan, “Bir kadın kurmaca yazacaksa parası ve kendine ait bir odası olmalıdır” deyişinizin geçtiği Kendine Ait Bir Oda isimli deneme kitabınızı okumuş ve hatta geçtiğimiz kış İstanbul Anadolu yakasında küçük bir kültür merkezinde, kitabınızdan uyarlanarak sahnelenmiş aynı adlı –iki kişilik– tiyatro oyununu, bir avuç kadın hakları savunucusu ve feminist seyirciyle izlemiş bir Türk kadın kurmaca yazarı olarak yazıyorum. İzninizle size “sen” diye hitap etmek istiyorum. Sevgili Virginia, İngiltere gibi, çağımızın demokrasi beşiği olarak algılanan; bilimde, sanatta, edebiyatta, teknolojide ve en önemlisi insan hakları gibi son derece önemli alanlarda, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere örnek olan gelişmiş bir ülkede; kadınların 1800’lerin sonlarına kadar Oxford ve Cambridge gibi köklü üniversitelere alınmadığı, seçme ve seçilme haklarının olmadığı, 1900’lerin başlarında kadın yazarların, bin bir zorluklarla karşılaşarak, takma erkek isimleriyle yazdığı kitapları okurla buluşturma mücadelelerinin hüküm sürdüğü o karamsar dönemleri yaşadığını biliyorum. Seni çok iyi anlıyor, duygularını paylaşıyor ve verdiğin mücadelenin yanında olduğumu belirtmek istiyorum. Hatta, yazma isteğinin sende ilk filizlenmeye başladığı dönemde, sırf meraktan Londra’daki British Library Kütüphanesi’ne gittiğini, o dönemde yazan kadın yazarların kimler olduğunu merak ettiğini, kütüphanenin tozlu raflarında neredeyse hiçbir kadın yazar bulamayınca, bu sefer de kadınlar hakkında yazılmış kitapların izini sürdüğünü ve ne yazık ki kadınlar hakkında yazılmış tüm kitapların erkekler tarafından yazılmış olduğunun farkına vardığını da biliyorum. Hatta, bu kitapların hemen hepsinde de kadının ikinci sınıf bir varlık, haz kaynağı bir meta, namus bekçisi bir köle, beceriksiz, sınırlı zekâya sahip, insanla hayvan arasında bir mahlukat olarak tarif edildiğini görüp hayal kırıklığına uğramıştın… Virginia, biraz da Anadolu topraklarında tekrar geçmişe dönelim… Türkiye’de Cumhuriyet döneminden önce kadınlara baktığımızda ne görüyoruz? O dönemde Anadolu’da sosyo-kültürel alanda ön planda yer alan belki birkaç kadın sayabilirim. Onların da çoğu gizli saklı faaliyet gösteriyordu. 1920’lere kadar kaç kadın yazarımız, şairimiz vardı? 1-2? Kısacası yok denecek kadar az… Kadınlar yazar mı olacaktı o dönemde? Neredee? Tefe koyarlardı. Tarihte, maalesef kadın her zaman toplumdan uzak tutulmak istendi. Kadın küçük görüldü ve beceriksiz olarak lanse edildi. İngiltere’de de böyleydi. Anadolu’da da durum benzerdi. Toplumların yarısını oluşturan “Kadın” tüm çağlarda aşağılandı ve asla öne çıkartılmaması gereken bir cins haline getirildi. Sevgili Virginia, kitabında verdiğin örneklerde, erkeklerin kadınlara uyguladığı baskının ve her zaman süre gelen “eşitlik” tartışmasının yanıtını tarihten alıntılar yaparak açıklıyorsun. Kadın ve edebiyat arasındaki bağlantıyı, kadınların erkeklerden neden daha az yazdığını, yaratıcılıklarının neden erkekler kadar olamadığını, tarihsel süreç içerisinde kadının toplumdaki silik ve geri plandaki konumunu, kadınların dünyasına dair ilginç tespitlerin ve farklı bakış açınla anlatıyorsun. Bu tarihe ışık tutan ve kadınların yolunu bir meşale gibi aydınlatan eserin için seni tebrik ederim. Bugüne kadar okuduğum diğer kitaplar, izlediğim filmler ve haberlerden edindiğim izlenim; doğuran ve çoğaltan bir varlık olan kadının, karşı cinsteki zihinsel verimliliğe de sahip olabilmesi gerçeğinin, kadın ve erkeğin zihinsel eşitlik ilkesinin bilinçli olarak yadsınması, yok sayılması... Ne yazık ki dünya üzerinde, kadının evde kapalı kapılar altında tutulduğu, bilim, sanat ve iş dünyasında önemsiz bir varlık olarak kabul edildiği, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığı tarihsel karanlık dönemler oldu. Hiç anlamıyorum Virginia! Hangi hastalıklı zihniyet, kadının tiyatro oyununda oynayamayacağını, kitap yazamayacağını, şarkı besteleyemeyeceğini söyler? Hangi zalim düşünce, kadını işe yaramaz olarak tanımlayıp, ayak işlerine layık görür, hangi mantık beceriksiz ilan eder? Sevgili Virginia, belki de her şeye rağmen bugünleri görseydin, bir 100 yıl sonra bazı şeylerin değiştiğini ve geliştiğini görecektin. Bu gelişmişliğin yanında yetkin bir yazar olarak, illâ ki gelişkin düzenlerin aksayan taraflarını da görecektin… Bundan 100 yıl geriye gittiğimizde, bugünlerin hayâl bile edilemeyeceğini kesinkes düşünebiliriz. Dünden, bugüne neler oldu, neler yaşandı sevgili Virginia? Kadınlar savaşlarda, kıtlıklarda her zorluğa göğüs gerdi. Kendini unuttu. Anasına, babasına, kocasına, çocuğuna kendini vakfetti. Peki ya toplumda bir birey olarak kendisinin, yaratıcılığının, toplumdaki sosyokültürel, sanatsal, zihinsel, bilimsel varlığının rolü ne olacaktı? Ahh Virginia, geçmişi zaman makinesinde geri giderek değiştiremeyiz. Geleceği de ümit ederek şekillendiremeyiz. Hayatımızın anlamı tam olarak şu anda... Bugünler şekillenmedikçe, yarının hiçbir önemi yok maalesef... Geçmişi ders alınacak bir yapı olarak düşünüp, yarın için bugünden harekete geçmeliyiz. Kadın erkek ayırımcılığı bir yana; ırk, ten rengi, din, mezhep ayırımı da yapmamalıyız. Tek bir insan nesli olarak yaratıldığımızı kabul edip, birbirimizi ötekileştirmemeliyiz. Hepimiz bu dünyanın insanlarıyız. Bunu unutmamalıyız. Sevgili Virginia, ülkemizde kadınların temel hak ve özgürlüklerini kazanması, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet döneminde ve sonrasında oldu. Ülkemiz kadınlarının 1900’lerdeki okuma oranı yüzde 0,06 gibi komik bir rakamdı. Cumhuriyet sonrasında Latin alfabesinin yazı diline getirilmesi, kılık kıyafet devrimi, laiklik ve 1928’de, İngiltere dahil pek çok gelişmiş ülkeden daha önce, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının veren medeni kanun gibi ilke ve devrimlerle ülkemizde neler mi oldu? Kadın yazarlarımız, şairlerimiz, öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, sinema, tiyatro sanatçılarımız, uçak pilotlarımız, doktorlarımız, şarkıcılarımız, bale yapabilen, opera söyleyen, dans edebilen kadınlarımız oldu. Kadınların erkeklerle eşit haklara ve statüye sahip olup, hayatın içinde etkin rol alması; memleketimizin yüzyıllardır kendisine hâkim köhne zihniyetten sıyrılarak, demokratik bir cumhuriyet haline evrilmesini sağladı. Sevgili Virginia, o yıllarda Amerika ve Avrupa kıtası bile, Türkiye Cumhuriyeti’nde gerçekleştirilen bu özgürlük devrimine şaşmış kalmıştır. İnanmazsan, Times’ın o dönemki yayınlarına bakabilirsin. Kitabında kadınlara şöyle seslenmiştin Virginia, “Para kazanın, kendinize ait boş bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!” Biliyor musun Virginia, biz Cumhuriyet kadınlarının kurmaca yazarı olması için senin demiş olduğun üzere; ne “paraya”, ne erkekler “ne der?” diye düşünmemize, ne de içinde yalnız kalabileceğimiz “kendimize ait bir odaya” ihtiyacımız yok! Çünkü bizim, “Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” “Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum yaşamında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” “Yoksul kadın, hiçbir şeyi olmayan kadın anlamında alınmıştır. Halbuki kadın denilen varlık, bizatihi yüksek bir varlıktır. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün insanlığın yoksulluğu demektir.” “Tarih, Türk inkılâbını anlatırken, bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Bu kurtuluşun çeşitli aşamaları içinde de, özellikle kadınların kurtulmasını anacaktır.” “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” Sözleriyle bizlere seslenen bir Atamız, Mustafa Kemâl Atatürk’ümüz ve O’nun önderliğinde kurulmuş, kadını el üstünde tutan, güvencemiz, asırlık çınarımız, anlı şanlı 100 Yıllık Cumhuriyetimiz var! Umut dolu aydınlık yarınlara… Sevgilerimle,

    devamını gör
    Aslıhan GÜVEN
  • 100.yaşını kutladığımız Cumhuriyet'im sayesindedir ki bir kız çocuğu olarak okudum ve şu an kendi ayakları üzerinde duran yetişkin bir kadın oldum. Ata'ma sevginin hiç eksilmediği bir evde büyüdüm, evimizin duvarında çerçevede resmi asılı dururdu. Benimle beraber o sevgi de büyüdü içimde, okuyup öğrendikçe Ata'ma ve onun kurup bize emanet ettiği Cumhuriyet'ime sevgim, minnetim arttıkça arttı. Pek de iç açıcı olayların yaşanmadığı bu karanlık komşu topraklarda Cumhuriyet sayesinde parladığımızı her geçen gün daha da iyi anlıyorum. Cumhuriyet'e daha da sıkı sarılmamız gereken günlerdeyiz. 100.yıl coşkusunu taa içimizde hissettiğimiz, bu coşkunun katlanacağı nice nice yüzyıllara... Sevgiyle, minnetle... İyi ki Atatürk, iyi ki Cumhuriyet...

    devamını gör
    Eda ÖZTÜRK
  • Sevgili Cumhuriyet, iyi ki varsın! Atam sen bizi yaşattın. Kutlayacağımız bir bayramın 100. yılındayız. Sen bizim kalbimizde yaşıyorsun. Özgürlüğün hala bizimle beraber... Sen de bizim kalbimizde 100. yılı kutlayacaksın. Nice bayramlarımıza...

    devamını gör
    Güray AĞAR
  • Atam senin inandığın, emanet ettiğin Cumhuriyet 100.yaşında. Eminim bizi izliyor olacaksın. Bizimle omuz omuza, Cumhuriyet'in 100 yaşını kutlayacağız. Bizlere bıraktığın bu güzel vatanı, Cumhuriyetinin kıymetini her an daha iyi anlıyoruz. Gökyüzüne baktığımda, özgürce nefes aldığım için minnettarım canım Atam. Bir kadın olarak, eşitliği Cumhuriyet'le kazandığım için seni çok seviyorum. İyi ki varsın Atam. Sen rahat uyu. Cumhuriyet biz çocuklarına emanet.

    devamını gör
    Dilek AYNA
  • Bugüne kadar Türk milletine verilmiş en güzel hediye Cumhuriyet'tir. bize bu güzel vatanı armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına sonsuz teşekkürler. bizlere bu vatanı bıraktığınız için size minnettarız Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Nice 100 yıllara...

    devamını gör
    Nur BÖREKÇİ