
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

"Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir." -MUSTAFA KEMAL ATATÜRK-
devamını görSudenaz ADIMCI
Merhaba Cumhuriyet, Arşivdeki mektuplara baktım. Her birinde senden bir parça, sende onlardan bir parça var... Yaşam kalitesini yükselttin, 100 yıl içinde milyonlarca destekleyici şahidin oldu. Başka şahitlerin de oldu; senin güçlenmeni engelleyen etkenlere "Dur" diyebilecekken "Dur" demeyen... Gençliğe emanet edildin... Yıllar önce rüyamda Mustafa Kemal Atatürk'ü görmüştüm; bana: "Ne zaman çağırsan gelirim" demişti. Bu rüyanın anlamını daha yeni anlıyorum. Atatürk bu sözünde, senden bahsediyordu. Cumhuriyet, ne zaman çağırsam gelirsin, değil mi? Doğar doğmaz beni korumaya başladın. Yine ve her zaman beni yaşatırsın, değil mi? Sen, kendi kendini yenileyip geliştirebilen bir varlık olarak yaşama kavuştun. Türk milletini kucakladın. Bazı dönemler zorluydu, acılıydı, acıklıydı. Şimdi söz ver ve sor lütfen: "Daha güçlü olacaksın, değil mi?" Eminim, olacağız. Sonsuza kadar korunacaksın. Eşsiz bir eser olarak kalacaksın. İyi ki doğdun, iyi ki varsın!
devamını görİpek Kışlalı
Cumhuriyet 100 yaşında. Hangi cumhuriyet? Biz cumhuriyete sahip çıkamadık.
devamını görEzgi AKTÜRK
Milletçe, aydınlanmanın yolunun Cumhuriyetten geçtiğini anladığımız gün Atamızın mirası da gerçek değerini bulmuş olacak. Ülkemiz şu anda da yabancı ülkeler tarafından işgal altındadır. Bunun farkına varabilmenin tek yolu da yine Cumhuriyeti anlamaktan geçmektedir. Karanlığa karşı aydınlık, cehalete karşı eğitim, hukuksuzluğa karşı adalet, savaşa karşı barış, düşmanlığa karşı sevgi tek çözüm Cumhuriyettedir. Sevgili Atamızın düşüncelerini, yaptıklarını anlamak en önemli görevimiz olmalıdır. Sevgili Atam senin gibi bir lidere sahip olmak bizim en büyük mutluluğumuz. Ne mutlu Türküm diyene...
devamını görFeray GÜRTEKİN
Atam bu ne güzel tesadüftür ki bugün biraz geç kalmış olsam da NUTUK okumaya başladım. Duygulanmamak elde değil. Hakkınız ödenmezmiş bir kez daha anladım. LALE DEVRİ NASIL BİTTİYSE SULALE DEVRİDE ÖYLE BİTECEK ATAM!
devamını görMusa ÇOBAN
Her yıl olduğu gibi bu yıl da apayrı bir coşku ve neşeyle kutlayacağımız Cumhuriyet Bayramımızı sindiremeyen Eeyyy iç ve dış mihraklar, 100 yıl boyunca yok edemediğiniz ve 100 yıllarca da yok edemeyeceğiniz nice Cumhuriyet Bayramı kutlayacak isteseniz de istemeseniz de bu neslimiz, Kuşağımız...NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE... Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti...
devamını görMehmet ÜNLÜ
“Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Açlığın ülkenin utancı olarak görüldüğü, çocukların kimsesiz bırakıldığı, artık işleyemediği topraklarından bir lokma için bilmedikleri şehirlerin gökdelenlerinde canlarını bırakıp yine kendi topraklarına dönenlerin kimsesiz gömüldüğü, kimsesizlerin kimsesi 2023’ün Cumhuriyeti. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1925 yılında Uşak’ta bir yetim yurdunda kalan kimsesiz çocuk Aziz, yurda yerleştirildiği için mutludur yurda ziyarete gelen Atatürk’e kimsesizliği şöyle tarif eder: “Babamı şahadet, annemi yoksulluk aldı. Uşak yetimleri adına yüz binlerce teşekkür ve yüz binlerce selam." Atatürk gözyaşlarını tutamaz. Aziz çocuğun, annesini yoksulluğun aldığını söyleme hakkıdır Cumhuriyet, 1928’de Atatürk, Emlak Eytam Bankası'na kimsesizler için yatırılan paranın müjdesini “Cumhuriyetin bilhassa kimsesizlerin kimsesi olduğunu yeniden ispat eden bu neticeyi memnuniyetle takdirinize arz ederim” der alkışlar arasında. Halk için yapılan inşaatları desteklemek ve yetim haklarını korumak için kurulan "Emlak ve Eytam Bankası"nın hakları son olarak bugünün TOKİ’sine geçmiştir. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün TOKİ’si depremde yetim kalan çocuklara, üniversite öğrencilerine, kirasını ödeyemeyenlere bedelsiz konutlar, yurtlar, rehabilitasyon merkezleri, ücretsiz kreşler yapmıyor. Rezidansların, AVM’lerin, imara açılan ormanların, acil kamulaştırılan arazilerin yeni sahiplerinin kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; Mustafa Kemal Atatürk, çocukların haklarını korumak için 1928’de imzaladığı Cenevre Bildirgesi : “Acıkan çocuk beslenmeli, hasta çocuk tedavi edilmeli, terk edilen çocuklar korunmalı, herhangi bir felaket anında öncelikle çocuğa yardım yapılmalı, her türlü istismara karşı korunmalı.” Atatürk çocukları korumak, beslemek, eğitmek, ihmal ve istismarı engellemek için sonradan adı Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu olarak değişen Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni kurup, yokluğa, yoksulluğa ve kimsesizliğe savaş açıyor “Kimsesizlerin Cumhuriyeti”nde. Çocukların yaşam hakkı, eğitimi, sağlıklı bir nesil hedefiyle kurulan Cemiyet suç işleyen, dilenen, engelli, kimsesiz, yoksul, ihtiyacı olan her çocuğa kucak açıyor. Talebe sofraları, aşevleri, yetim evleri, bakıcı okulları, hemşire kolejleri... Hatta bir milyona yakın nüfuslu İstanbul’da yetersiz beslenen 6 bin çocuk için Cumhuriyet gazetesine ilan veriliyor “Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” 1929 yılının karakışında yoksul çocukların giyimi meselesi tüm ülkenin gündemi. 1930’lu yıllarda, yoksul çocukların eğitimi için Çocuk Kütüphaneleri açıyorlar. Kütüphaneye devam eden çocuklara her akşam, bisküvi, incir ve üzümden bir kahvaltı, oyun oynamaları ve eğlenmeleri için de çocuk bahçeleri kuruyorlar. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün Cumhuriyet’inde çocuklar için okul yemeği yok, 10 milyon çocuk ağır yoksulluk koşulları içinde, 1,5 milyon kız çocuğu eğitim dışında, laik bilimsel eğitim yerine karma eğitim tartışılıyor, yüzbinlerce suça sürüklenen çocuk, milyonlarca çocuk işçi. Her beslenme saatinde arkadaşlarının yanından ayrılıp okulun etrafında beş tur atan 11 yaşındaki Ali’nin mi kimsesi, yoksa okul yemeğine ayrılacak kaynağın aktarıldığı bir avuç zenginin mi kimsesi olmuş bugünkü Cumhuriyet. Bizler hala 95 yıl önce imzalanan Cenevre Sözleşmesindeki çocuklar için okul yemeği kampanyasını sürdürüyoruz. Barınamayan, beslenemeyen artık “geçinmeye odaklanan” üniversite öğrencilerinin mi kimsesi bugünün Cumhuriyeti. Yoksa, onca yıl memleketin kalkınması için çalışan ama bugün çalışmanın huzurunu değil acısını çeken emeklinin mi kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1932 yılında “kimsesizlerin kimsesi olsun” diye Atatürk’ün isteği ile kurulan halkevlerinde sağlıklı yetişsin diye çocuklar, sağlık taraması, bir insanın alması gereken besin değerini hesaplarlarmış, öğrenci yurtlarında kalanlar için sıcak yemek, cezaevlerinde eğitim, köyden gelen işçilere barınak kurarlarmış. Şimdi yeniden kimsesizlerin kimsesi olsun diye ikinci yüzyılında Cumhuriyete, 2 yaşında kimsesiz bir çocuk gibi sıkı sıkı sarılarak, örgütlenip, dayanışarak yeniden umutla büyüteceğiz.
devamını görHacer FOGGO
Cumhuriyet nefestir... İçine çektiğinde, emekle, terle, kanla kazanılan özgürlüğün ferahlığını hissettiren Cumhuriyet sudur... Eski, köhne, batıl hayattan temizlenmiş, duru, ferah, mutluluk veren Cumhuriyet ışıktır... İşlenmemiş cevherleri bulup çıkaran, hayatın temeli kadınları hapsedildikleri evlerden çıkaran Cumhuriyet fazilettir... Cumhuriyet adalettir... Cumhuriyet vefadır... Cumhuriyet şanstır... Bu şansı bize veren bütün cesur kahramanlara ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e şükran ve dualarımla...
devamını görAhmet Neşet ERENSOY
Çocuktum seni tanıdığımda, hep inandım nefsine, olmaz dediler sonsuz diye bir şey yok. Oysa beden ölür, düşüncelerse sonsuzdur. Atam kurdu, ben inandım. İlelebet yaşa Türkiye Cumhuriyeti! Cumhuriyet 100 yaşında!❣️
devamını görDidem Öngel EKMEKÇİ
