ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 100 yıllık Cumhuriyet'te, bu son 20 yıl ülkemiz gözü doymaz insanlar tarafından tarumar edildi. Sevgili Atam sen bunları görseydin inanırım ki kahrolurdun. Bu tarumar edilişe tabii ki bir kısmımız karşı çıktı, susmadı ama tehditle, türlü müdahalelerle susturuldu. Özellikle susanlar ise menfaatleri uğruna adaletin çiğnenmesine sevinerek izledi. Tabii ki her 100 yılda düşmanlar olur ama bunlar içere sızmış dost görünümlü düşmanlar oldu. Atamın öngörüleri bir bir çıktı. Bir 100 yıl daha kim yaşar, kim okursa bu yazdıklarımızı bilsinler ki bu ülkeyi tarumar edenler Atamızın izinden çıkmış olanlardır. Çocuklarımıza nasıl bir ülke kalacak, nasıl bir dünya kalacak bilmiyoruz ama umarım kötülerden arınmış bir Türkiye, sadece barış yanlısı bir dünya olmasını dilerim. Şimdiden bir ikinci 100 yıla erenlere bu 100 yıldan selamlar olsun. Atamızı kitaplardan belki gün gelecek silecekler ama siz onu daima hatırlayın, onun izinde güçlü, tekrar ayağa kalkmış bir Türkiye'ye sahip olmanızı diliyorum.

    devamını gör
    Deniz ÇETİN
  • Canım Atatürk, 29 Ekim'de Cumhuriyet'in 100.yılını kutluyoruz. Ne mutlu Türk milletine ki senin gibi kurtarıcımız olmuş ve bize pırıl pırıl bir ülke kurmuş. Senin yolundan gelen iki kız çocuğu büyütüyorum. Seni sonsuz seviyor ve çok özlüyoruz. Bize bıraktığın bu güzel ülke için minnettarız. Yattığın yer nur olsun.

    devamını gör
    Aslı Firdevs GÜNGÖR
  • Öyle bir sevgi, öyle bir miras ki bu kanımıza, iliğimize kadar işleyen... Söküp atacak olanın aklına şaşarım. Asırlar geçse de coşkumuz, tutkumuz o geçen asırlarla daha da büyüyecek. Var olsun CUMHURİYET!

    devamını gör
    Nilay DEDE
  • CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINA ADIM ATARKEN Atatürk ve yol arkadaşları egemenliği sultandan alıp millete verirken, saray ve şürekâsına tanınmış tüm ekonomik ve hukuki imtiyazları kaldırıp egemenliği paylaşan bir toplum tasarımı hayal etmişler ve Cumhuriyet’i kurmuşlardı. Cumhuriyet, her birimizin bir diğerine eşitlendiği uzun bir yolculuk olacaktı. Farklılıklarımızı, kimliklerimizi, beklentilerimizi sırtlanarak çıktığımız bu yolculukta sınıfsal, bölgesel ve nesiller arasında ortaya çıkabilecek tüm çelişkileri ve gerilimleri müzakere ederek ve uzlaşarak aşacaktık. Hiçbir çelişki ya da gerilim, herhangi birimizdeki eşit yurttaşlık hissiyatını değiştirmeyecekti. Cumhuriyet’in başarısını bu hissiyatı ne kadar paylaştığımıza bakarak ölçecektik. Cumhuriyet, kollektif bir aidiyet ve değişim ülküsüydü. Vatandaş olmakla kalmayacak, seçme ve seçilme haklarımız aracılığıyla eşit yurttaşlar olacaktık. Hiç kimseyi geride bırakmayacaktık. Savaşlardan yorgun çıkmış, saray şürekâsının yolsuzluklarından ve yozlaşmasından payına yoksulluk düşmüş halkların dirliği, ekonomik refahı ve geleceği için birlikte çalışacak, tüm sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yollarını müzakere ederek bulacaktık. Kurucular büyük bir heyecan ve özveriyle işe giriştiler. Devrim adım adım eğitimi, tarımı, sanayiyi, kadın haklarını düzenledi. Değişimin sarsıcılığı sosyal huzursuzlukları ateşledi. Buna iki dünya savaşı arasındaki gerilimler de eklenince Cumhuriyet, eşit yurttaşlık idealini terk etti ve kendini tek bir kimlik tanımına sıkıştırdı. Artık temel müzakere zemini, yani yurttaşlık yıpranmaya başlamıştı. İşte bu yüzden, müşterek sorunlarımızın hiçbirini layıkıyla çözemeden geldik bugünlere. Bu yolculuk henüz tamamlanmış değil. Kuruluş anından uzaklaştıkça genişlemek, rahatlamak, gücünü kurumlarının esnekliğinden almak yerine daralan, huzursuzlaşan, esnemesine izin vermediği kurumları parçalayıp çöpe atan bir devlet var elimizde. Her şeye sıfırdan değilse bile başlangıca hayli yakın bir yerden tekrar başlayacağız. Yapacak çok iş var. Peki kim yapacak? Biz yapacağız. Yurttaşlar yapacak! Birbirlerini yurttaşlık bilincinden tanıyan, tıpkı Cumhuriyet’in kurucuları gibi bütün olumsuzluklara, yokluklara rağmen her felakette tüm dargınlıklarını, yorgunluklarını kenara itip birbirleriyle dayanışmaktan ve bir arada yaşamaktan vazgeçmeyen yurttaşlar yapacak! Tarihsel kırılma hatlarını biz yurttaşlar onaracağız. Toplumsal barışı biz yurttaşlar kuracağız. Ekonomiyi, yani dirliğimizi, düzenimizi, kamu yararını yeniden tanımlayacak ve inşa edeceğiz. Önce yaralanan özsaygımızı onaracağız, sonra da dünyadaki itibarımızı. İkinci yüzyılın en önemli işi, Cumhuriyet’in temel vaadini birbirimize hatırlatmak. Üzerinden yüz yıl geçmiş kuruluş anındaki o travmatik aciliyet duygusuyla yüzleşmek. Ödevler kadar haklara ve karşılıklı güvene dayalı bir yurttaşlık tarifi yapmak. Böylece o öyküyü eşitlenmekten, yani birbirimizden korkmadığımız bir geleceğin ilham kaynağı kılmak.

    devamını gör
    Dr. Nesrin NAS
  • Jeopolitik konumumuzdan dolayı "Cumhuriyet olmasaydı ne olurdu?" diye düşününce dehşete düşüyorum. Ve Cumhuriyet'e sahip olduğumuz için her geçen gün içim daha da fazla minnetle doluyor. 100 yıl önce canım Ata'm ve yanında duran Türk milleti bizim için ne güzel bir şey yapmışlar, bizi ne musibetlerden kurtarmışlar... Minnettarım. Nice 100 yıllara! Yaşasın Cumhuriyet!

    devamını gör
    Beyza BOZSU
  • DÜŞLERİMDEKİ CUMHURİYET YA DA CUMHURİYET AŞKTIR. Cumhuriyet'i anlamak, kavramak, savunmak, yarınlara, sonsuzluğa taşımak için Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdığı “Nutuk” adlı dev eseri bu milletin her bireyi okumalı ve içselleştirmeli. Ancak o zaman Cumhuriyet'in değerini kavrayabiliriz. Bunu dedikten sonra düşlerimdeki Cumhuriyet'e, Atatürk ve devrim arkadaşlarının hedeflediği Cumhuriyet’e geçebilirim. Cumhuriyet özgürlüktür. Cumhuriyet bağımsızlıktır, Cumhuriyet laikliktir. Cumhuriyet demokrasidir. Biri olmazsa yıkılır. Cumhuriyet aydınlıktır. Aydınlanmadır. Cumhuriyet devrimlerdir. Kadın devrimidir. Kültür devrimidir. Devrimlerin sürekliliğidir. Cumhuriyet önce vicdandır. İnsana saygıdır. İnsan haklarına, insan yaşamına, insan emeğine, insan onuruna saygıdır… Cumhuriyet önce hakkaniyettir. Adalete güvendir. Kanun hükmünde kararnamelerin değil, hukukun üstünlüğüdür. Cumhuriyet, ekmek ve emeğin, birilerinin dudakları arasındaki kelama değil, alın terine bağlı olmasıdır. Cumhuriyet, yarından korkmamaktır. Çocuklarımızın bugün ve ilerideki günlerde başlarına gelebileceklerden korkmadan yaşamaktır... Cumhuriyet ayırımcılığı önlemektir. Yaşamın her alanında her tür ayırımcılığa karşı çıkmak, bu zulmü sürdürenleri durdurmaktır. Cumhuriyet çoğulculuktur. Yeryüzü sofrasında çoğulculuğun farklı nimetlerini, renklerini zenginlik saymaktır. Bu zenginlikle çoğalmak, bu zenginliği paylaşmaktır. Cumhuriyet, azınlığın, mağdurun, haksızlığa uğrayanın, sömürülenin hakkını her şeyin üzerinde tutmaktır. Cumhuriyet umuttur. Daha güzel bir dünya, daha güzel bir memleket, daha güzel bir gelecek umududur. Cumhuriyet, bu umudu gerçekleştirmek için çalışmak, bu ideal için aydınlanmadan, ilimden, bilimden, eğitimden güç almak, evrensel ve çağdaş değer ölçülerini sımsıkı kucaklamaktır. Cumhuriyet aşktır. Cumhuriyet sevmektir. Vatanını memleketini sevmek, dünyayı sevmek, insanı sevmek, doğayı sevmektir. Bundan yüz yıl önce Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları, yukarıda saydığım tüm bu özellikleri bu millete yerleştirmeye çalıştılar. Cumhuriyet'in ilanı, altı yüz yıllık ümmet, yani inanç toplumunun, artık akıl toplumu olma yolundaki ilk adımıydı… Anayasamızda yer alan Demokratik, Laik , Sosyal, Hukuk devleti olma ilkeleri, din ve inancı hayatımızdan çıkarmak için değil, tam tersine, din ve inancı en saygın, en hak ettiği yere oturtmak içindi: Yani… Yani dini ve inancı bireyin ahlak ve vicdan dünyasına yerleştiriyordu. Bundan sonra izlenecek tek yol Atatürk’ün işaret ettiği “Akıl ve bilim yoludur.”

    devamını gör
    Zeynep ORAL
  • Bizlere emanet edilen CUMHURİYET ilelebet payidar kalacaktır. 75. yılını da yaşadım. 100.yılını da yaşıyorum. Ne mutlu bana… Ne mutlu Türküm diyene.

    devamını gör
    İnci ALTINTAŞ
  • Atam senin inandığın, emanet ettiğin Cumhuriyet 100.yaşında. Eminim bizi izliyor olacaksın. Bizimle omuz omuza, Cumhuriyet'in 100 yaşını kutlayacağız. Bizlere bıraktığın bu güzel vatanı, Cumhuriyetinin kıymetini her an daha iyi anlıyoruz. Gökyüzüne baktığımda, özgürce nefes aldığım için minnettarım canım Atam. Bir kadın olarak, eşitliği Cumhuriyet'le kazandığım için seni çok seviyorum. İyi ki varsın Atam. Sen rahat uyu. Cumhuriyet biz çocuklarına emanet.

    devamını gör
    Dilek AYNA
  • YÜZ YILLIK MİRAS

    Cumhuriyetimiz altı yüz yıl boyunca genişleyip sonra küçülmüş, çok uluslu bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yüzyıl önce kuruldu ve halâ ayakta. Oysa yirminci yüzyılda kurulan bazı devletlerin, örneğin Lenin tarafından Birinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Sovyetler Birliği ile Tito tarafından İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Yugoslavya’nın parçalanma süreçlerine tanık olduk. Bu süreçler güç koşullarda ve ne yazık ki çatışma ortamlarında yaşandı. Dolayısıyla cumhuriyetimizin değerli mirasına sahip çıkmalı, onu korumalıyız.

    Bu mirasın yazarlar için özel bir niteliği olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet sayesinde ulusal bir dilimiz, giderek yazınsal alanda yetkinleşen bir düşünce ve ifade aracımız olabildi. İlk kitabım Uzun Sürmüş Bir Yaz ile çiçeği burnunda bir yazarken Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü almam yıllardır Paris’te yaşamama karşın anadilimde yazmayı sürdürmemin en belirgin nedenlerinden biridir. Dağlarca’nın deyimiyle “Türkçem Ses Bayrağım!” haykırışına içtenlikle katılıyorum ve bu bayrağı her türlü ters rüzgâra karşın doğru biçimde dalgalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Cumhuriyet’in mirasına sahip çıkalım derken yalnızca dilimize değil, laiklik ilkesiyle demokrasiye de sahip çıkmalıyız. Ve ille de şu gerçeği yöneticilerimize defalarca anımsatmalıyız: Ilımlı da olsa İslam demokrasiyle bağdaşamaz. Bu nedenle devlet, eğer gerçekten laikse, her vatandaş için inanca eşit mesafede durmalıdır. Ve dini siyasete alet etmemelidir. Ne yazık ki, bu seçim ortamında laikliğin de, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi, sürekli hırpalandığına, tırpanlandığına tanık oluyoruz. Oysa Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği “muasır medeniyet seviyesi” yüzyıl öncekinden pek farklı değil. Çağdaş uygarlığa erişme hedefi demokrasiyi tüm değer ve kurumlarıyla yaşatmak, daha da geliştirmek anlamına geliyor. Kitapları nedeniyle tam dört kez yargıç karşısına çıkmış bir yazar olarak şu gerçeği Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bir kez daha anımsatmak isterim: Özgürlüğün olmadığı yerde yaratıcılık da demokrasi de cumhuriyet de olmaz!

    devamını gör
    Nedim GÜRSEL