ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Ben Mustafa Kemal Atatürk deyince, tüm bedenim mutlulukla çalışmaya başlar. Dimağım açılır, damarlarımdaki kan akar temiz gürül gürül. Çarpar kalbim insanca insan için… Adımlarımı güvenle atarım. Omurgam dik dik. Derken birden bire, Yine yeniden tekrarlarım: Hizmet etmek kutsaldır, uşaklık ise bağdaşmaz benimle. Ben daha dün onun kız çocuğuydum. Şimdi Atatürk kadınıyım. İnsanım, eşim, anneyim, üniversitede cansiperane ders veren, bilinçli gençler yetiştiren bir eğitimciyim, Atatürkçü anne ve babanın dantel gibi işlediği vatan sevgisiyle ben sizim, oyum. Uzaktaki yakındakiyim. Bağımsız, egemen, aklı, vicdanı hür, irfanı hür Pınar Ergen Pekel’im. Ben Cumhuriyetin pınarıyım. Ne küresel ısınma ne de dış mihraklar onu kurutamaz. Bizden doğanlar Irmak’tır Akar akar akar, ne mutlu Türküm ne mutlu ne mutlu insanım diye. Orada bir köy var uzakta. Yakında da yerler var. Hepsi bizim. Hepsine gitmek için çıktım yola. Bir baktım arkama, biz geliyoruz akın akın…

    devamını gör
    Pınar PEKEL
  • Kendisine "Osmanlı'nın torunlarıyız" diyen çok insan gördüm; kendilerini saraylarda, yalılarda, büyük haritaların başında hayal ediyorlardı elbet. Oysa o iddiayı hakkıyla söyleyebilecek bir avuç insandı sadece. Gerisi kuldu, köleydi, tebaaydı. Fakat bu vatanın bütün evlatları gönül rahatlığı içinde "Cumhuriyet'in torunlarıyız" diyebilir; ve haklı da olurlar. Çünkü Cumhuriyet bir avuç insanın değil, toplum sözleşmesine imza atan herkesindir ve bundan sonra yüz yıllar boyunca torunlarını kucaklamaya devam edecektir. Milletler meclisinde Cumhuriyetimiz artık reşittir. Nice fedakârlıkla onu bize armağan eden ulu Atatürk ve dava arkadaşlarına sonsuz minnetle...

    devamını gör
    Akif Sinan TAŞDELEN
  • SEVGİYLE YEŞERECEK BİR İNANCA Yitik, kayıp, hasta, yoksul, paramparça bir ülkenin kısıtlı imkânlar içinde ortaya koyduğu varoluş öyküsünün adıdır, Türkiye Cumhuriyeti. Bağımsızlıkla başlayan, yine aynı dönemde çalışmaya, üretmeye, dönüştürmeye, işaret edilen hedefe doğru emin adımlarla ilerleyen bir yolculuk. Bu öyküye tanıklık eden dönemin gençlerine bırakılan büyük bir emanet vardır: “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.” Çocuklar ve gençler, içinde bulundukları toplumun kültürel özelliklerini ve yaşam biçimini rol-model alarak öğrenirler, 1920’li ve 1930’lı yılları düşündüğümüzde dönemin çocukları ve gençlerinin gördüğü toplum modeli kurtuluşa inanan, büyük hayalleri olan, bu hayalleri yeşertmek için de var gücüyle çalışan insanlardı. Ve zannedildi ki bu cümleleri okullara, sınıflarda tahtalara, öğrencilerin kitaplarına yazarsak Cumhuriyet heyecanı devam edecek ve gelecek nesiller de bu inançla çalışacaktı. Öyle olmadı, çünkü unutulan bir şey vardı o da eğitimdeki didaktik anlatının sıkıcılığı ve işe yaramazlığı. Baba ve annelerimizin öğrencilik yıllarımızda “Ders çalış, daha çok çalış” öğütleri nasıl ki ters tepiyor ve bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyorsa şimdi bizlerin gençlere verdiği “Bu Cumhuriyet sizin, onu yüceltecek olan da sizlersiniz” öğütleri karşıda bir heyecan yaratmıyor. Çocukların ve gençlerin gördüğü büyükler çalışkan, üreten, ülkeyi ileriye taşımaya çalışanlar değil, bunun yerine hızla köşeyi dönmeye çalışan, bir şekilde ülkeden gitmeye çalışan yetişkinler. Geçmişi iyi bilmek ve anlamak cümlelerine sarılmayı bir kenara bırakıp bugün ne yapabiliriz sorusuna odaklanır; eksik olan heyecanı, coşkuyu yeniden nasıl inşa edebiliriz konusunu eğitim bilimi penceresinde önceliklendirebilirsek kendi adımıza Cumhuriyetimiz için en önemli görevi yerine getirmiş oluruz. Vatan ve millet sevgisi, Cumhuriyet aşkı erken çocukluk dönemi ve ilkokul yıllarındaki öğrenciler için soyut kavramlardır. “Vatanını sev, bayrağını koru, Cumhuriyet’e sahip çık” gibi öğütler bu yaş grubundaki öğrenciler için sadece bir ezberdir. Cumhuriyet ve vatan sevgisini ezberden çıkarmanın yolu eğitim politikalarını dönüştürmekten geçiyor. Kuru kuruya bir vatan sevgisi aşılamak yerine gerçekten çocukları üstünde yaşadıkları toprakla tanıştırmak, yaşadıkları ve büyüdükleri topraklara dokunmalarını sağlamak, toprağı ekip sabırla beklemek, ardından toprağın onlara neler vereceğini görmelerini sağlamak toprak sevgisinin ilk adımı olacaktır. Vatanını sevmek, önce toprağını sevmekle başlayacaktır. “Vatanını sev, Cumhuriyet’i koru” emir cümleleri yerine, sevgiyle beslenen “vatan ve cumhuriyet aşkı” bu neslin ihtiyacıdır. Sevgiyle beslenen bir cumhuriyet aşkını filizlendirmek dileğiyle…

    devamını gör
    Müjdat ATAMAN
  • CUMHURİYET’TE EMEĞİMİZ VE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR Kurtuluştan kuruluşa Cumhuriyet’te emeği olan kadınların 1850’li yıllardan bu yana süregelen mücadelesinin sayesinde biz kadınlar Cumhuriyet ile var olduk. Cumhuriyet’in harcında yoğrulduk. Kafes arkasından çıkıp aydınlıklara eriştik. İş kadını, doktor, öğretmen, mühendis olduk; kısaca insan sayıldık. Karar mekanizmalarında yer aldık, yaşamlarımız üzerinde birey olarak söz ürettik. Medeni Kanun ile miras hakkından, nafaka ile insan onuruna yakışan sürdürülebilir yaşama; eğitime, ulaşıma ve istihdama kadar yasal mevzuatların koruyucu kalkanı oldu Cumhuriyet bize. Laiklik, muasır medeniyet, Anayasal eşitlik, Medeni Kanun ve birey olma hakları, yani adına kısaca Cumhuriyet kazanımları dediğimiz haklar bizim güvencemizdir. Bu yüzden Cumhuriyet kadın demektir. Ancak bugün kapkaranlık günlerin içinden geçerken Cumhuriyet’e emeği geçen kadınların torunlarına, sizlere seslenmek istiyorum. Sevgili kadınlar, mücadelede yol arkadaşlarım, Cumhuriyet kazanımlarının rahatlığında sandık ki bu düzen hep böyle sürecek. Çok ama çok yanıldık. Anayasa’nın değişmez ilkelerinden Medeni Kanun’da müftüye nikâh yetkisi veren müdahaleye tanıklık ettik. Son 10 yılda kadın mücadelemiz ne yazık ki sadece satıh mücadelesine döndü. Var olanları korumaya yönelik mücadeleyle bugünlere geldik. Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına az bir zaman kala bu kazanımlar üzerinden siyaset yaparken kadınları kullanan siyasi zihniyet şimdilerde tarikatlar, cemaatler, Hizbullah kalıntıları ve baba mirası üzerinde tepinenlerle kol kola bize gelecek vaat ediyor. Kadınlar ve kız çocukları için vaat edilen cennet, aile kurumunun mütemmim cüz’i olma, erken yaşta evlilik, şiddet sonucu katledilme, güvencesiz yaşam hakkı, iş, eğitim ve sosyal hayattan el çektirmeye kadar varan bir dizi erkek egemenliğinin hayalleri. Yani LAİKLİKTEN vazgeçiş. Cumhuriyet mitinglerinden üçüncüsü İzmir’de ve laiklik için yapılmıştı. Düzenleyicisi olarak daha sonra adım “Laikçi teyze” olarak anıldı. O zamanlar laikliğin kazanımlarını net anlamayanlar için bugün altını önemle çizmek istiyorum: LAİKLİK bu ülkenin kadınlarının nefesidir, yaşam garantisidir. Cumhuriyetimizin vazgeçilmezidir. Sokakta yürürken, eğitime erişirken giydiği kıyafetin, yaşadığı özel hayatın sorgulanmasının önünde benttir. “Boş ol boş ol” denilerek bir köşeye atılmayacağı hukuki güvencesidir. Hangi dine, hangi mezhebe ve hangi siyasi partiye mensup olursanız olun LAİKLİĞİN yılmaz savunucusu olun. Demokrasiden çağdaşlıktan vazgeçmeden mücadele edin. Kadınlar için CUMHURİYET kadın mücadelesine inanan ve siyasi kazanımları hayata geçiren Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkmaktır. O zaman da bu zamandır. Unutmayınız ki, mücadele kazandırır.

    devamını gör
    Canan GÜLLÜ
  • Yüce Atatürk; Zifiri karanlıkta söküp aldığın Cumhuriyet Güneşini damarlarımızdaki asil kana hapsettin... O kan bizi biz yapandı. Atatürk'ü düşündüğümde denizler, yeşiller, sonsuzluk derim. Mavi gözlerindeki umudu evrendeki her noktada hissederim. Sen Anadolu'nun her hücresi Sen 81 il... Sen yurtta sulh cihanda sulh diyerek dünyada barışı simgeleyen, Sen Türk gencinin kalbisin... Atatürk ilke ve inkılapları bize yol gösteren tek ışık, yönümüzü bulduğumuz pusula, tüm kapıları açan tek anahtardır. Seni anlamak ve seni yaşamak düşüncelerinde var olmak.1000 kelime ile anlatılamayacak kadar derin ve yoğun ki; bu anca hissedilir ve yaşanabilir ama her şeyi tek bir kelime ile açıklarsam Cumhuriyetin bana verdiği bu özgürlük, egemenlik ile Cumhuriyeti halkına emanet eden "ATATÜRK" derim. Bize emanet ettiğin Cumhuriyet kalbimize bıraktığın bu bayrak yürekten yüreğe nesilden nesle ilelebet yaşayacak... Çünkü bu bir sonsuzluk.... Seni seviyorum. Ne mutlu Türküm diyene..!!

    devamını gör
    Neşe BİRDAL
  • Selanik'ten doğan masmavi ışıkla, bizlere Türkiye Cumhuriyeti'ni emanet eden iki çift çakmak göz idi dağları deviren. Bir asır geçti Cumhuriyet'im. Gururla taşıdığımız al bayrağımız, göğsümüzü kabartan Türklüğümüz bizlere, gelecek nesillerimize emanet. Rahat uyuyun Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

    devamını gör
    Bengü PALALI
  • Atam, öğretmenim, liderim. Senin izinde senin yolunda olacağım. Bize bıraktığın güzel vatanıma sahip çıkacağıma sana söz veriyorum. Bugün bir kadın olarak başım dik duruyorsam bunu size borçluyum. Sizi çok özlüyorum, özlemim hiç bitmeyecek, sevgim de...

    devamını gör
    Simay ZEYBEK
  • Cumhuriyet... Koruyamadık seni azılı akınlardan. Fikrini kökleştiremedik düşmanlardan. Yetmedi, yetemedi gücümüz. Ama geri de çekilmedik. Cephedeyiz. Dimdik ayaktayız. Savaştayız senin için bak hâlâ. Yeminimiz var. Kurtaracağız elbet seni zorbalardan. Kurtaracağız elbet seni umursamazlardan. Küçük görenlerden. İnsanlıktan dahi çıkanlardan. Yurttaşın olamayanlardan. Kurtaracağız hepsinden. Yeminler olsun, devrim güneşini ışılayacağız yeniden. Gençlik bizde, ışık bizde, gelecek bizde. Umudumuzu, cesaretimizi, hep adında taşıyacağız. Yeniden Atatürk'ün işaretine uyacağız. Yeninden onun yoluna sapacağız. Er-geç yapacağız. Başaramazsak da aşk olsun. Aşk olsun bize. Bu ağaçlar güzel kuşlar... Yürüyelim arkadaşlar... Yürüyelim. Daha çok yolumuz var. Daha çok işimiz var.

    devamını gör
    Davut SAKALLI
  • Gözümün nuru Cumhuriyet, Bir asırlık varlığının yaklaşık çeyrek asırlık kısmında varım. Sahip olduğum özgürlük canım Atatürk ve silah arkadaşlarının bizler uğruna yapmış oldukları ve seni var etmeleriyle mümkün kılındı. Ben bir kadın olarak, Türk genci olarak borçluyum sana. Aldığım eğitimle, yaptığım işle, verdiğim oyla, seçilme hakkımla ve daha pek çok şey ile. Atatürk'ün emaneti olan seni koruyacak olan bizler, devam ettirecek olanlar bizden sonraki nesillerdir. Varlığını, tüm yok etmek isteyenlere inat, her daim hissettireceğime, sana inanmaktan asla vaz geçmeyeceğime ant içerim. Hep var ol Cumhuriyet. Nice 100'lü yıllara..

    devamını gör
    Serap KÖSE