
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyet kelimesi Arapça “halk” manasına gelen bir sözcükten türetilmiş. Ve ben, bu “orijininde” Arapça olan kelimenin, sözlük anlamının ötesindeki gerçek manasını, Arap dünyasında, bilhassa da bir kadın olarak geçirdiğim yıllar boyunca ve sonrasında anladım. Cumhuriyet, Türkiye’de inşa edildiği haliyle, ilkokuldan beri zihinlerimize nakşedildiği en basit haliyle halkın kendi kendini idare etmesinden öte bir kavram. Siyasi gücün bir ailenin elinde değil, halk ve temsilcileri tarafından paylaşılıyor olmasının da ötesinde. Sahip olduğu şeyin değerini, onu kaybedince daha iyi idrak ediyor insan. Bizler aslında, en azından şu an için, kaybetmedik. Ancak kaybedenlerin veya ona hiç sahip olmayanların arasında yaşamak da elinizdekinin kıymetini ve ona sahip çıkmanın önemini anlamanızı sağlıyor. Cumhuriyet de benim için öyle oldu. Ben uzunca bir süre bir Arap ülkesinde yaşadım. Orada, başka Arap ülkelerinin halini öğrendim. Araba kullanma cüretini gösterdikleri için mahkemeye verilen, işlerini kaybeden kadınlarla tanıştım. Yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım ve hissettiklerim, cumhuriyetin bilhassa laiklik ve kadın hakları temelinde ne büyük kazanımlar getirdiğini görmemi sağladı. Ortadoğu’nun başka bir Atatürk’ü olmadı. Bölgede Atatürk’e ve reformlarına hayran olan, onları kendi ülkesine adapte etmek isteyen liderler oldu. Ancak hiçbiri Atatürk çapında bir devrim yapamadı. Bunun için elbette iç-dış koşulların müsait olması, biraz da talihin sizden yana olması gerekti. Ancak yine de cesaret gerekti, vizyon gerekti. Atatürk’te diğer her şeyin ötesinde o cesaret vardı, o vizyon ve misyon vardı. Bugün zorunlu başörtüsü kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle gencecik bir kadının gözaltına alındığı ve polis nezaretinde hayatını kaybettiği İran, daha birkaç yıl öncesine kadar kadınların araba kullanıp kullanamayacağının tartışıldığı Suudi Arabistan veya yabancı bir erkekle evlenen Katarlı annenin, çocuğuna vatandaşlığı geçiremediği Katar -ve diğer Körfez ülkeleri- ile aynı klasmanda değilsek, bunu Atatürk’ün kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyet’e borçluyuz. Ve ben yalnızca bunlar için bile ona minnettarım.
devamını görFeyza GÜMÜŞLÜOĞLU
Dokuz çocuklu bir ailenin en son çocuğu olarak 1954 yılında Ordu ilinin, Mesudiye kazasının, Aşağı Gökçe (eski adı Aşağı Faldaca) köyünde doğdum. Babam Şevket Ekşioğlu tarihe, okumaya meraklıydı, şiir, destan yazardı. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet değerlerine bağlıydı ve tarihi severdi. Annem Hatice Ekşioğlu fındık ağası (Karadeniz’de geniş fındık arazisi sahiplerine ağa derler) kızıydı ve okuma yazmayı bilmezdi (babası annem bir yaşındayken ölünce ağabeyleri kızlar okumaz diye onu okula göndermedikleri için hep “Beni okula göndermediler” diye üzülüp hayıflanırdı). Babam, annem namaz kılardı, Kuran okurlardı. Ailece oruç tutardık, ama babam ayrıca içki içmeyi de severdi, evimizde misafir sofralarında ut çalınır şarkılar, türküler söylenir, şiirler okunurdu, o yıllardan aklımda kalan şiirler vardır, arada okuduğum da olur. Babamın ve annemin bize öğütledikleri şey; namuslu, ahlaklı olun, haram yemeyin nasihatiydi, o yıllarda insanlar çok zengin diye değil namuslu oldukları için toplumda değer bulur, saygı görürlerdi. Evimizde kütüphane bölümü yoktu ama her gün dönüşümlü olarak veya bazen ikisi, üçü bir arada Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet gazeteleri girerdi, Cumhuriyet gazetesinde İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday, Nadir Nadi, Mustafa Ekmekçi gibi köşe yazarlarını okumayı alışkanlık edinmiştim, Ali Ulvi Ersoy’un karikatürlerini merakla incelerdim (yazısız ve felsefi karikatürler beni çok etkilemiştir), Milliyet gazetesinden Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz çizgi romanını (hayal gücümü geliştirmiştir) heyecanla takip ederdim, yine o yıllarda biriktirdiğim ve sanat adına çok şey öğrendiğim, Milliyet gazetesinin 15 günde bir verdiği Milliyet Sanat dergisini biriktirdiğim ekleri ciltli olarak kütüphanemde durmaktadır. Ailem ders çalışıp çalışmadığımı denetlemezdi, o yıllarda resim yapmaya olan ilgim yüzünden ortaokul 2. sınıfta kalınca, “Ders çalışmadın, sürekli resim yaptın ve sınıfta kaldın” diyerek resim yapmamı yasaklamışlardı. Gizli gizli resim yaparken yakalanmış ve azar işitmiştim. Zar zor ortaokul ve liseyi bitirip yetenek sınavında güzel sanatları kazanamayınca üniversite puanımla İstanbul’da inşaat fakültesinde iki yıl okudum, tekrar güzel sanatlar sınavına girdim ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun Grafik Sanatlar Bölümü’nü kazandım ve inşaat fakültesinden ayrıldım, okul değiştirmeme ailem hiç karışmadı ve ekonomik destek vermeye devam etti. Eğer bugün uluslararası bir grafik sanatçısıysam bunu ATATÜRK’ün bizlere armağan etmiş olduğu aydınlanmacı, eşitlikçi, özgürlüklere ve insan haklarına saygılı, laik Türkiye Cumhuriyeti’nde doğup büyüdüğüm içindir. Bugünkü koşullarda aynı ailenin çocuğu olarak doğsaydım ne olurdu diye kendi kendime sorduğumda şu cevabı veriyorum: Gittiğim okul, aldığım eğitim, izlediğim medya ile tamamen farklı bir kültür içinde şekillenirdim, tek amacım kendimi geçindirebilmeye odaklı bir iş sahibi olup yaşamımı sürdürmeye çalışmak olurdu. Cumhuriyet’in bana sağladığı olanaklar ve kurdurduğu hayaller için çok teşekkür ederim.
devamını görGürbüz Doğan EKŞİOĞLU
100. YILIN 23 NİSAN’I 23 Nisan! Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.” 23 Nisan'ın temelinde Atatürk'ün milli egemenlik ilkesi yatmakta. Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği gün. Bu tarihten dört yıl sonra, yani 23 Nisan 1924 tarihinde ise Mustafa Kemal Atatürk bu önemli günün bayram olarak kutlanmasını istemiş ve bu bayramı çocuklara armağan etmiştir. 23 Nisan, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yalnızca Türk çocuklarına değil, bütün dünya çocuklarına armağan edilen ve her yıl kutlanan milli bayramımızdır. Çocuklara armağan edilen tek evrensel bayram olma özelliğini taşıyan 23 Nisan, Atatürk'ün bizlere bıraktığı emsalsiz bir armağandır. 23 Nisan, tüm dünya çocuklarının sahip olduğu tek bayram. UNESCO 1979 yılını Çocuk Yılı ilan edince, Türkiye de 23 Nisan Bayramı'nı dünya çocuklarıyla beraberce kutlamaya karar verdi. Ve 23 Nisan, yıllar geçtikçe bütün dünya çocuklarınca kutlanan uluslararası bir bayram kimliğine büründü. Cumhuriyet’in 100. Yılı’nda mutluyuz, gururluyuz. İyi ki Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklarıyız.
devamını görCanan TAN
Cumhuriyet 100'üncü yılında inşallah CHP iktidarında çok mutlu bir ülke olacağız ben buna inanıyorum. Her şey çok güzel olacak. Abidin Cem Güner
devamını görAbidin Cem GÜNER
Atam, Gönül isterdi ki senin kurduğun cumhuriyeti, biz emanet ettiğin nesiller aynen koruyabilelim, hatta gelecek nesillere hak, hukuk, adalet, refah, eğitim seviyesi daha da yükseklerde bir cumhuriyeti teslim edelim. Maalesef bugün bunu yapamamış olmanın, tüm o kazanımları harcayarak ikinci yüzyıla bir enkaz taşıyarak girdiğimizi söylemenin utancı içindeyim. Atam, Cumhuriyet'in 100. yılında devletin kutlamalarda senin adın yok. 29 Ekim'de cumhuriyetin yüzyılının değerlendirilmesi yapılacakmış. Oysa senin başlattığın milli mücadele 100. yılında 152 devlet tarafından kutlanmak istendi. 1976'da UNESCO'nun önerisi ile 152 devlet aynı anda 100. Yılımızı kutlamayı kabul etti. Bu öneride şöyle deniyor: “ Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığına karşı savaşan bir önder.” Dünya seni tarihte tartışmasız “eşi olmayan tek lider” kabul ediyor. Mücadeleye devam.
devamını görTijen MERGEN
Aşığım Atatürk Cumhuriyeti'ne...Yürekten bağlıyım Atatürk Devrimlerine....Yaşasın Cumhuriyet
devamını görKemal SAKA
Bir hayalim var benim. 100 yıl önce tohumu atılan gencecik bir hayal bu. Bir yıkımdan cesur bir millet, yeni bir vatan ve umut çıkartan bir hayal… Aydınlık Cumhuriyet hayali. Vatandaşlarının güven ve refah içinde onurlu bir yaşam sürdükleri bir hayal. Gençlerin ve çocukların kaygı, baskı, tehdit altında kalmadan kendilerini gerçekleştirebildikleri bir hayal… Kadınların can korkusu olmadan diledikleri gibi, özgürce yaşadıkları bir ülkenin hayali… Bir hayalim var. Bu topraklarda gerçek adalet ve eşitlik yeniden tesis edilecek. Bir hayalim var. Hiçbir yurttaş düşünceleri, sözleri, barışçıl eylemleri nedeniyle suçlu ilan edilmeyecek. Bir hayalim var. Kadınlar sokakta, evde, okulda, işte ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyecek, öldürülme ve saldırı tehdidi altında yaşamayacak. Bir hayalim var. Çocuklar geceleri aç yatmayacak. Devlet çocukların birincil koruyucusu olacak. Bir hayalim var. Eğitimli, yetenekli, fikri hür, vicdani hür gençler liyakat sistemi içinde hak ettikleri yerlere kavuşacak. Cehaletin krallığı son bulacak. Bir hayalim var. Kimse inançları ya da inançsızlığı nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Bir hayalim var. Etnik köken, dil, din, ırk, mezhep ayrımı olmaksızın herkes ama herkes onuruyla ve korkusuzca yaşayacak. Bir hayalim var. Hiçbir zümre, makam ve görevli, Anayasa’nın üstünde olmayacak. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve laiklik ilkelerinden oluşan devlet sadece halkın yararına çalışacak. Bir hayalim var. İkinci yüzyılında ülkenin rotasını dini dogmalar değil, akıl, çağdaşlık ve iyi niyet belirleyecek. Bir hayalim var. Türkiye dünyada tek adamlarıyla değil, sanatçıları, edebiyatçıları, bilim insanları ve sporcularının başarılarıyla tanınacak. Bir hayalim var. Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege kıyılarından Ağrı Dağı’na uzanan barış, istikrar ve dostluk ağı kurulacak. Bir hayalim var. Hurafelerin yerini bilim, nefretin yerini saygı, çaresizliğin yerini umut alacak. Bir hayalim var… Yüzyıl önce koşulların imkansızlığına, engellerin muazzamlığına karşın büyük bir eser yaratan Atatürk ve silah arkadaşlarının cesareti ve tutkusunu şimdi içimizde bulacağız. Yol ayrımındaki Cumhuriyet’in biz evlatlarına hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan kudret ise memlekete duyduğumuz vazgeçilmez aşkta.
devamını görElçin POYRAZLAR
Uğraştı, durmadan cephe cephe dolaştı, Biriyle değil cümlesiyle birden savaştı, Ardında duran büyük Türk milletine, En büyük ebedi eserini bıraktı. Esir olamaz dedi, ruhunda yok milletin, Savaşmazsak eğer sonu gelmez esaretin, Ya istiklal ya ölüm dedi, şiarı oldu herkesin, Erişti hayalini kurduğu o yüce devletin. Yüzyıl önce ne haldeydi bu millet, Atam çıktı meydana bitti sonunda zillet, Amacımız kurmaktı bağımsız bir devlet, Kuruldu sonunda büyük eser Cumhuriyet.
devamını görAhmet ÖZÇELİK
Sevgili eşim; Seninle ve yavrumuzla Cumhuriyetimizin 100. Yılı'na şahitlik ettiğimiz için çok mutluyum. Şanlı Cumhuriyet 100 yaşında.
devamını görŞeyda DIŞARILI
