
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Canım Cumhuriyetim, Bu sene 100. yaşını kutluyoruz. Dünya var oldukça sen de var ol! Cumhuriyet ülkenin geleceğini düşünerek ve geçmişine duyduğun saygıyla çalışmak, üretmek, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmak, özgürce, bilimin ışığında ve sanatla iç içe yaşamak demek. Cumhuriyet özgürlük demek, seçme ve seçilme hakkına sahip olmak, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller demek. Biliyorum ki hayattaki tek gerçek bilimdir. Bir Türk evladı olarak Atamızın manevi mirası olan bilimin ışığında ilerleyeceğime, Cumhuriyetimizin ilelebet yaşaması için elimden geleni yapmaya devam edeceğime söz veriyorum. Bize bu güzel ve bağımsız vatanı bağışlayan başta canım Atam, Mustafa Kemal ATATÜRK, kahraman şehitlerimiz ve vatan uğruna fedakârca çalışmış aziz Türk halkına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Cumhuriyet'i siz kurdunuz, bizler de onu yaşatmaya devam edeceğiz. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görEmine ERBİL GÜNEL
Rabbim bu ülkeye bir daha devlet kurdurtmasın, Cumhuriyetimiz ilelebet payidar olsun...
devamını görMurat Yıldırım BAYAZİT
Canım Atam seni çok seviyorum. Sen olmasan Cumhuriyet olmazdı, ben bu yazıları yazamazdım ve bir okulum olmazdı. İyi ki Atatürk vardı, Cumhuriyet'i ilan etti. Güçlüyüm, özgürüm ve haklarım var. Küçücük yüreğimde kocaman sevgin var Atam.
devamını görSelcan UYANIK
Sevgili gençlik, cumhuriyeti ileri taşımak için elinizden gelen çabayı göstereceğinize kalben inanıyorum; bilim ile akıl ile doğruluk ve cesaret ile cumhuriyeti daha da ileri taşıyabilirsiniz. Sizin damarlarınızda bu kan mevcut. Yoktan var edilmiş bu vatan için elinizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösterin.
devamını görEsra ÇALIŞKAN
“Dahili ve harici bedhahlar” seni yaşatmak ve kurucu ilke ve değerlerin doğrultusunda seçimler yapmak konusunda sorumluluğumuzu ve kararlılığımızı artırıyor. Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti idealine sahip çıkacağız; “Yurtta sulh cihanda sulh” için çaba göstereceğiz.
devamını görÇiler ÇOLAKOĞLU
Cumhuriyet bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Atamızın bize armağanıdır, hatta daha çok nefestir. Bu armağana, bu nefese gözümüz gibi bakmaya gayret ediyoruz. Umarım ki bu cumhuriyet nice 150-200’leri görür. Özellikle bir kadın olarak Cumhuriyete sahip olduğumuz için çok şanslı hissediyorum. Biz Cumhuriyet çocuğuyuz ve bunun için de gurur duyduğumuzu biliyorum ve bu şansı ilerideki nesillere de taşıyacağımıza inanıyorum. Hep var ol cumhuriyet! Ne Mutlu Türküm diyene!
devamını görDilay ÖZDEMİR
Cumhuriyet, "Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir. Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.” Mustafa Kemal Atatürk
devamını görDilek AYAN
“Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” “Çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan” diye başlayan o şahane marşı ne çok severiz. Ama ben “Müjdeler var yurdumun toprağına taşına” diye başlayan 50. Yıl Marşı’nı ayrı bir severim. Belki 50. yılda çocuk olduğum ve 50. Yıl’daki kutlama coşkusunun tanığı olduğum için; yalnızca tanığı da değil kutlamada görevim de olduğu için. Haftalar öncesinden öğretmenlerimiz Cumhuriyet 50. Yıl rontunu hazırlamak üzere eşit sayıda kız ve erkek öğrenciyi belirleyip boylarına göre eşleştirdiler. Şehirdeki müzik ve beden eğitimi öğretmenleri de ortak çalışarak bir koreografi belirledi. Ben de o öğrencilerden biriydim. Başladık çalışmalara. Tabii kıyafetler de dikildi. Teyzem terziydi zaten, evde diktik benimkini. Kızlar üçe bölünmüştü; yeşil, mavi ve pembe kumaşlardan volanlı eteklerimiz ve yeleklerimiz vardı, kenarları sutaşlarıyla işliydi. Benimki yeşildi. Beyaz da bluzlar giyecektik. Erkekler ise siyah takım giyecekti. Günlerce büyük bir heyecanla hazırlanıp, 15-20 dakikalık rontumuzu sunduk. Burdurlular alkışlarla şahane bir ilgi göstermişti rontumuza. Burdur’da 1973 yılı, 29 Ekim’inde Gazi İlkokulu’nda Cumhuriyetimizin 50. Yılı’nı coşkuyla kutladık. Ben 50. Yıl Marşı’nın “toprağına taşına” müjdesine neşelenirdim; “kurduna kuşuna” diye de ilave ederim içimden. Ama en çok “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” dizelerini severim. Çünkü “özgürlük” ve “insanca varlıktır” Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan. Bugün bilirim ki bizler Anadolu’nun küçük bir ilinde o gün ront yaparken, ülkenin başka yerlerinde 50 yıla gelene dek, insan yapımı ne acılar, felaketler yaşanmıştır. Ve o günden bugüne gelene dek, 50 yılda daha ne acılar yaşanacak ve yaşatılacaktır. Bu yüzden Cumhuriyet’in ikinci asrına girerken, özgür bir ülke için canlarını veren isimsiz ve isimli kahramanlara borcumuz, insan yapımı felaketlerle artık Cumhuriyet’imize söz söyletmemek, halel getirtmemektir. Geçmişe borcumuz, gelecek kuşaklara teminatımızdır. Cumhuriyet herkes için, tıpkı 9 yaşındaki bir kızın rengârenk hatırası kadar huzurlu ve neşeli olmalıdır. Dizenin devamındaki gibi, Cumhuriyet Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan sapmamaktır.
devamını görMelda ONUR
Kendimi bildim bileli, her 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe Türkiye’nin her yerinde zaman bir dakikalığına da olsa durur. Sadece zaman değil, insanlar, taşıtlar, hayat durur. Bu dünyanın başka bir yerinde bu raddede olur mu bilmem. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 87’nci yıl dönümünde saat 9’u 5 geçe camdan dışarı bakarken, evimin karşısındaki hastanenin tüm personeli, kaldırımlarda yürüyen çocuğundan yaşlısına herkes, caddedeki tüm otomobiller, hatta insanlar evlerinde -kimse onları görmezken bile- saygı duruşundaydı. Hiçbir zorlama olmadan, kendi iradesi, kendi arzusuyla. İnsanlığın her daim peşinden koştuğu ölümsüzlük bu değilse nedir? Ölümsüz olmak için illa nefes almak mı gerekir? Bu ülkenin kurucusu bunun böyle olmadığının "yaşayan" bir kanıtı. Bazıları için yaşam ömürle sınırlı değil; yaşatılıyorsa eğer. "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demişti Atatürk. Nesillerdir, onun yüzünü görmeden onu hissedenler tarafından yaşatılıyor. Derler ki herkes ölümsüz olmak ister, kimi bu yüzden sanatsal üretimde bulunur, kimi mucit olur, kimi topluma katkıda bulunur. Ama şüphesiz ki çok azı Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’le eşdeğerdedir. Bir halkı peşinden sürüklemek, tek vücut olmasını ve bağımsızlığını elde etmesini sağlamak, Cumhuriyet’i kurmak, 100 yıl sonrasında bile güncelliğini koruyan bir vizyon ve liderlik ortaya koymak, savaşlar ve çatışmalarla dolu bir dünyada “Yurtta sulh cihanda sulh” diyecek kadar idealist olmak her baba yiğidin harcı değildir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken, şimdi Atatürk’ü sadece hissetme değil, anlama zamanı. 100 yıl önce halk nasıl ki bağımsızlık ve çağdaşlaşma hedefleri etrafında birleştiyse, bugün kutuplara çekilmiş bir toplumun da aynı Türkiye hayali etrafında birleşebilmesinin ipuçları onu anlamakta saklı çünkü.
devamını görMelis ALPHAN
