
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

“Türkçem ses bayrağım benim” der Fazıl Hüsnü DAĞLARCA, bu söz benim çok doğru bulduğum bir söz. Ne demeye çalıştığını ben kendimce anlatacak olursam benim çıkarımım şöyledir: Dil de tıpkı bayrak gibi bağımsızlığımızın sembolüdür. Dil toplumu bir arada tutan, milleti millet yapan bir araçtır. Dilimize, bayrağımıza ve en önemlisi ülkemize sahip çıkmaya mecburuz! Bu emanete sahip çıkacak olan biz ve bizden sonraki nesillere tek sözüm ise başka devlet yok, başka dil yok, başka bayrak yok. Bunlar bizim dünümüz, bugünümüz, yarınımız. Nice 100. yaşların olsun CUMHURİYETİMİZ. Daima ileriye...
devamını görBuket YILDIRIM AKAR
Sayın Cumhuriyet, 100. doğum günün kutlu olsun! Sen, benim için bir umut, bir ışıksın. Sen, benim için eşitlik, özgürlük ve demokrasinin sembolüsün. Sen, benim için bir ulusun bağımsızlığının ve egemenliğinin ifadesisin. Seninle birlikte bu topraklarda yaşayan her insan eşit haklara sahip oldu. Sen, kadınların seçme ve seçilme hakkını verdin. Sen, farklı etnik ve dini grupların birlikte yaşamasını sağladın. Sen, bu toprakları çağdaş bir ülkeye dönüştürdün. Seninle birlikte, bu ülke büyük başarılara imza attı. Sen, Türkiye'yi bir dünya gücü haline getirdin. Sen, Türkiye'yi bilim, teknoloji ve sanatta öncü bir ülke haline getirdin. Sen, Türkiye'yi insan hakları ve demokrasi alanında örnek bir ülke haline getirdin. 100. yaşında bile sana minnettarım. Seni daha da ileriye götürmek için, elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Saygılarımla,
devamını görSedat YARDIMCI
100 yıl önce bu milleti hem düşmandan hem de cahillikten kurtardın Atam. Biz gençler senin ilkelerini takip ederek bu milleti 100 yıllar boyu sürdüreceğiz.
devamını görDoruk Ali KAVAS
Bugün benim için öyle özel bir gün ki, ölümsüzleştirmek için bir şeyler yapmak istedim ve çareyi mektup yazmada buldum. Çünkü söz gider, anılar gider ama yazı kalır. Bugün benim doğum günüm. Ülkemle aynı günde doğmak o kadar harika bir his ki. Bunun kesinlikle bir anlamı olduğuna inandım çocukluğumdan beri. Çocukken okulumda bulunan Atatürk büstünün yanına gider, Atamla dertleşirdim. O zamanlarda yaptığım şeyin ömrüm boyunca devam edeceğini düşünmemiştim. Ne zaman sıkışsam, bu ülkede yaşamak için bir sebep arasam yine ona koştum. Çünkü biliyordum beni anlayacağını. Hatta öyle bir anlamak ki bana mektup bile yazmıştı. Gençliğe Hitabe... bu vatanın çocuklarını öyle anlamış ki her kelimesi başka bir teselli. 100 yıllık bir öngörü... Evet, cumhuriyet naçiz vücudunda değil, ruhunda. Senin ruhun başlı başına cumhuriyet Atam. 100. Yılı en güzel bayramdır, kutlu olsun. Emanetin bizimle güvende. Saygı ve minnetle...
devamını görŞevval YILDIZ
EN ÇOK ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET’İ SEVİYORUZ Cumhuriyet’le, Türkiye Cumhuriyeti 27 yaşında iken tanıştım. Bu tanışma, ilkokul 1. sınıfta başladı. Kayseri’deki okulumuzun adı, “Cumhuriyet İlkokulu” idi. Evimizden, elimde kartondan yapılmış çantamla okula gidip gelirken geçtiğim, şehrin en büyük alanının adı da “Cumhuriyet Alanı”… Evimizde Atatürk’ün fotoğrafı vardı; Cumhuriyet Alanı’nda da “Atatürk Anıtı”… Okulumuzda sabahları Öğrenci Andı’nı hep birlikte söyledikten sonra, öğretmenimiz “Çocuklar, en çok kimi ve neyi seviyorsunuz?” diye sorunca, yüksek sesle “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti” diye cevap verirdik. Atatürk’ü, Çanakkale Cephesi’nde düşmana karşı birlikte savaştığı babamdan dinledim. Osmanlı Devleti 1918’de 1. Dünya Savaşı’nı kaybedince, bir zamanlar üç kıtaya yayılmış olan koskoca imparatorluk, Anadolu ve Trakya’da sıkışıp kalmış. Savaşın galipleri ise başta İstanbul ve İzmir olmak üzere tüm Türk topraklarını ele geçirmek istemiş. Atatürk, 16 Mayıs 1919’da, Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatmış. Topu tüfeği yokmuş ama kurmay donanımı varmış. O gün Bandırma Vapuru ile Galata İskelesi’nden yola koyulmuş. Yanında 18 kişiden oluşan yol arkadaşları bulunuyormuş. Vapurun alt kattaki deposuna dağlık arazide gerekebilir diye Atatürk’ün talimatıyla birkaç adet binek atı bindirmişler. Deniz yolculuğu üç gün sürmüş. 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşmışlar. Karayoluyla Amasya’ya uğrayıp önce Erzurum’da, ardından da Sivas’ta kongreler toplamış. Kurmayı hedeflediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarını Anadolu’da döşemiş. Çetin yolculuğu yaklaşık sekiz ayda tamamladıktan sonra, 27 Aralık1919’da Kayseri üzerinden Ankara’ya ulaşmış. Başkent olmasına karar verdiği, adeta bir Anadolu kasabası büyüklüğündeki Ankara’nın Kalaba semtinde bulunan Ziraat Mektebi’nde karargâh kurmuş. Bir yandan Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Paşa, bir yandan da halkın temsilcilerinden oluşacak Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunu planlamış. Bu kuruluş 23 Nisan 1920’de gerçekleşmiş. Kurtuluş Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyormuş. Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar gelmiş. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’nin geçici olarak Kayseri’ye taşınmasını kararlaştırmış. Ankara’da marangozlara yaptırılan Meclis başkanlık kürsüsü Kayseri’ye götürülüp lise binasındaki büyük bir salona kurulmuş. Kısa bir süre sonra Türk birlikleri kontrolü sağlamış, başkentin Kayseri’ye taşınmasından vazgeçilmiş. 30 Ağustos 1922’de, Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılmış. Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’ndan üç ay sonra, 29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etmiş. TBMM, 1. Cumhurbaşkanlığa da Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiş. Evet, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i çok seviyoruz. Çünkü; * Ümmet idik, ulus olduk. * Tebaa idik, birey olduk. * İnsan hakları ve toplumsal barışla tanıştık. * Kadınlarımız, ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarıldı. * Arap harflerinden Latin harflerine geçtik, dünyaya açıldık. * Cumhuriyet okulları ve üniversiteleriyle çağı yakalamak için yola koyulduk. * Tekke ve zaviyeleri, yaşam alanımızdan çıkardık. * Kıyafet devrimi sayesinde, çağdaş kıyafetlerle donandık. * Bilim ve teknolojiyle kalkınmayı öğrendik. * Düşünce ve basın özgürlüğünü yaşayarak gördük. * Dış politikada denge siyaseti sayesinde Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” prensibini rehber edindik. * Milli eğitim, milli savunma ve milli kalkınma, bizlere insanca yaşama yolunu açtı.
devamını görHulusi TURGUT
Kadın olarak tüm haklara eşit sayıldıysak mecliste bize de söz hakkı verildiyse tüm bunların tek kahramanı ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK dünya tarihinin asla unutamayacağı bir lider saygıyla ve rahmetle.
devamını görFatma ÖCÜT
CANIM CUMHURİYET, Seninle çok uzun zamandan beri birbirimizi tanıyoruz. Ben bu hayata gözlerimi açtığımda sen zaten vardın, şimdi yine en güzel halinle hayatımdasın ve ben gözlerimi kapatıp bu dünyadan geçip gittiğimde ardımda yine sapasağlam, tüm coşkunla ve özgürlüğünle var olmaya devam edeceksin. Ben senin sayende kendi sesimi bulmayı öğrendim, bunun için sana ne kadar müteşekkirim bilemezsin. Bir birey olarak kendi sesimle var olabilmenin özgürlüğünü, bir kadın olarak bu sesin ardına düşüp başkalarına fayda sağlayabilmenin tatminini ve elbette içinde varlığımı sürdürdüğüm toplumun bir parçası olarak tüm farklılıklarımızla bir arada durabilmenin ayrıcalığını yaşadım sayende. Bir insan kendi hayatında söz sahibi olamazsa, başka hiçbir mecrada kendine ve çevresine fayda sağlayamazmış, bunu hepimize sen gösterdin. Seçimlerimizle var olabilmenin ve yaptığımız her seçimin sorumluluğunu alabilmenin ne büyük bir gelişmişlik düzeyi olduğunu seninle tecrübe ettik, ediyoruz. O yüzden benim ve içinde yaşadığım bu güzel toplum için çok kıymetli ve önemlisin. Seni bize armağan eden Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dile getirdiği gibi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Evet, bu öyle anlamlı bir ayrıcalık ve öyle büyük bir güç ki, bir birey olarak bana kendimi çok değerli hissettiriyor. Evet, diyorum senin sayende “Evet, ben kendi hayatımda, kendi geleceğimde söz sahibiyim, ben kendi seçimlerimle var olabiliyorum, ben içinde yaşadığım toplumu şekillendiren değerli bir parçayım ve kendi özgünlüğümle bu topluma zenginlik katıyorum.” Bunu diyebilmek ne kadar önemli, ah keşke kelimeler yetse de uzun uzun anlatabilsem. Şunu bilmeni isterim ki, bu toplum senin kıymetini hep bildi ve bilmeye de devam edecek. Müsterih ol. Seninle büyüyen nesiller, seninle yaşayacak yeni nesilleri hayata kazandıracak. Her geçen gün daha sağlam ve daha güçlü olacağız birlikte. İyi ki varsın, sonsuza kadar da var ol canım Cumhuriyet!
devamını görSelen BARANOĞLU
Bir Türk genci olarak Cumhuriyetimizin 100. yılında vatanıma, milletime sahip çıkacağıma; vatanım için faydalı, yararlı işler yapacağıma; Atatürk'ün inkılaplarına ve ilkelerine sahip çıkacağıma yemin ediyorum. Ne mutlu, onurlu, şerefli bir gündür bizim için Cumhuriyetimizin 100. yılı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun. Daha nice yıllara. "İstikbal Göklerdedir" pilot olmak isteyen bir kız...
devamını görGüneş BOZKURT
Bu mektubu yazarken, yüreğimde Cumhuriyetimizin 100. yılına dair birçok duygu ve düşünce bir araya geliyor. Bir asır önce, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti kadınlar için dönüm noktası olmuştur. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kadınlarımıza verilen haklar, sadece kâğıt üzerinde değil, kalplerimizde de yer etti. Eğitimde, iş hayatında, siyasette ve sosyal yaşamda kadınlarımız, Cumhuriyetimizin temel değerleri doğrultusunda aktif bir şekilde yer almaya başladılar. Bugün bu kazanımları sizlere aktarmanın gururunu yaşıyorum. Buradan Cumhuriyet kadınlarına iletmek istediğim en önemli mesajlardan biri, kadınların toplumun her alanında var olmalarının bir hak olduğudur. Kadınlar, sadece anne, eş veya kız kardeş olarak değil, aynı zamanda lider, bilim insanı, sanatçı ve iş kadını olacaktır. Teşekkürler Cumhuriyet...
devamını görBerilhan NASUHBEYOĞLU
