
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Ey Ulu Atatürk, Seni hiç görmedim. Seni hiç duymadım. Başımı okşarken ellerini hiç hissetmedim. Oysa ne çok isterdim dünyanın bir ucundan altın madalyamla geri döndüğümde, onu heyecanlı bir çocuk gibi sana göstermeyi. Masmavi gözlerinde benimle aynı heyecanı ve mutluluğu görmeyi. Aferin kızım dediğini duymayı… Olsun. Bir zamanlar bu topraklarda yaşadığını, savaştığını, bir ulusu ayağa kaldırmak için oradan oraya koşturduğunu bilmek, seni sevmek ve seni yaşamak için yetiyor bize. Senin kararlılığın, disiplinin ve başardıkların, her antrenmanda ve her yarışmamda önümde uzayan kulvara ışık oluyor. Ey yüce Cumhuriyet, Nice 100 yaşlarımız olsun! Büyük Türk milletinin sporda, bilimde, sanatta, teknolojide kutlayacağı nice zaferlerle dolu olsun. Geride bıraktığımız 100 yılda çok zorlukla karşılaştık, ama yılmadan devam ettik ve çok yol kat ettik. Şanlı zaferler kolay kazanılmıyor biliyoruz. Emek istiyor, fedakârlık istiyor, kararlılık istiyor. Ben, Sümeyye Boyacı, ülkesine yüzme branşında ilk Dünya ve Avrupa madalyalarını kazandırmış profesyonel bir sporcu olarak bununla yetinmediğimi açıkça söylüyor, ülkeme daha çok gurur yaşatmak için eskisinden fazla emek vereceğime, daha çok fedakârlık edeceğime ve kararımdan dönmeyeceğime söz veriyorum. Ey güzel ülkemin güzel insanları, Karanlığın boğuculuğu üzerimize çöktüğünde, gözlerimize perde çektiğinde, toparlanıp ayağa kalmak ve perdeleri yırtıp atmak için ihtiyacımız olan şey çok da uzağımızda değil. İnsan gelişirse toplum gelişir. Mesleğimiz ve hedeflerimiz ne olursa olsun, en iyisini başarmak için çabalayalım ve Atamızın bize mirası olan, muasır medeniyetler seviyesine erişmeye daha çok gayret gösterelim. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda halihazırda mevcut zaten. Sevgilerimle,
devamını görSümeyye BOYACI
Sevgili Cumhuriyet, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başlatmış olduğu hürriyet meşalesinin en büyük ateşi. Destansı kahramanları toprağında yetiştirmiş, geleceğe yön veren çocukları büyüten, geçmişinde savaşlar, darbeler, şehit kanlarının, toprak kokusunun, alın terinin, yetim öksüz bebelerin ağlayışlarının, sakalı terlememiş nice genç delikanlıların, Nene Hatunların, Halide Ediplerin, nice adları bilinmeyen kadın erkek tüm Mehmetçiklerin kutlu zaferi, biz de varız diyenlerin en güzel sesisin. Bu vatanın evlatları 100. yaşını büyük bir coşku, aşk ve zaferle kutlamakta, al bayrağı kucaklamakta biz ilk doğmuş çocuğun heyecanı ile büyük küçük herkesin gururlu bakışlarıyla bu kutlu zaferin coşkusunu yaşamakta... 100. yılımızı ve daha nice yüzyıllarımızı kutlayacağız. Ben bu ülkenin toprağında yetişmiş kadın, bu ülkeye hizmet eden hemşire, 100.yılına denk geldim, sen ilelebet kalacaksın, ben gideceğim. Damarlarımdaki asil kan atalarımın mirası ve gelecek neslimin zafer ve başarısı ile taçlansın. Bayrağım göklere çıksın...
devamını görEdanur TOKUR
Benim, Bizim, Hepimizin Cumhuriyeti 100 yaşında! 1973 ilkokula başladığım yıl. 1973 Cumhuriyetimizin 50. Yılı. Okulun ikinci günü okula geciktiğimde, okulu dolaşıp bütün öğrencilerin sınıfa girdiğini görünce herhalde artık sınıfa girilmez diye düşünerek eve geri dönmüştüm. O gün okul koridorlarını dolaşırken bir çiçeğe benzeyen Cumhuriyet’in 50. Yıl amblemi koridorları süslüyordu. Şu anda bile 50. Yıl marşının dizeleri aklımda: “Müjdeler var, yurdumun toprağına taşına Erdi Cumhuriyetim, elli şeref yaşına” O yıllarda en azından benim için, öğretmenlerimiz ve okulumuz için, Cumhuriyet sanki dün ilan edilmiş gibiydi, öylesine canlı ve çoşkulu bir şekilde 50. Yılı ulusça kutladığımızı hatırlıyorum. O yıllarda bir çocuk olarak Cumhuriyetimizin 100. Yılı her açıdan ileriye, çok daha ileriye ve iyiye ulaşacağımız, bizim için hayal etmesi bile çok heyecan verici bir ütopya idi. 1980’de yaşamının geri kalan kısmını geçireceğim, Cumhuriyetimizin başkentine geldiğimde, Ankara’da yaşayacağımız ilk evimize giden yolda TBMM binasının önünden geçerken Meclis’i ilk gördüğüm an, bugün gibi canlı bir şekilde aklımda. O yılların havası puslu Ankara’sında, arada parlayan bir masal figürü gibiydi benim için Meclis binası. O güne dek hep kitaplarda gördüğüm bu Ankara’ya özgü ve anlamlı simge yapı benim gözümde ülkemizin ve Cumhuriyetimizin somutlaştığı bir anıt yapı olduğu için belki de bu büyük heyecanı duymuştum. Evet bizler yani 1970’lerde çocukluğunu yaşayanlar, kendimizi bildik bileli Cumhuriyetin içine doğan ve onunla büyüyen bir nesiliz. Bizim için Cumhuriyet halkın kendisini yönettiği yönetim biçimi olmanın ötesinde toptan bir yaşam şekli idi. Cumhuriyet bilim, uygarlık, yerlilik, millîlik hepsini kapsayan bir kavramdı. Cumhuriyet bizdik. Cumhuriyet, onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde belki de başta çok kısıtlı bir topluluğun paylaştığı bir hayalin gerçekleşip giderek bütün bir ulusa mal olmasının, “egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olmasını” hedefleyen büyük bir ülkünün gerçekleşmesinin öyküsüydü. Biz bu ülkünün süregiden yaşamının şimdi tam 100.yılındayız! Cumhuriyet’in çocukları olarak yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımız var. Bizim için önemli olan Cumhuriyet’in ilke ve değerlerine sahip çıkarak toplumsal bir ideal olarak o yörüngede devam etmek. Bu bizler için noktalanacak bir süreç değil, yaşam boyu ardından yürüyeceğimiz bir ideal olarak var olmaya devam edecek. Önce bir insan, sonra bir bilim insanı, bir doktor, bir ruh sağlığı uzmanı olarak Cumhuriyet’in kapsayıcı, herkesi dikkate alan, eşitlikçi, dayanışmacı, destekleyici, birleştirici, özgürleştirici, şefkatli, sevgi ve güven dolu özelliklerinin birey ve toplum olarak bizler için çok önemli ve yaşamsal olduğuna inanıyorum. Cumhuriyetimizin kurucuları, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde her alanda çok önemli kazanımlar sağlayıp bir Cumhuriyet nesli oluşturmayı başardılar. Bizler, bir bütün olarak hepimizin bu emaneti koruyarak hem bizim insanımız ve hem de evrensel insanlık ailesi için yeni güzellikler katarak geliştireceğiz. Cumhuriyet yolculuğumuzun sonsuza dek süreceği inancıyla nice yeni yüzyıllara!
devamını görProf. Dr. Mehmet Hakan TÜRKÇAPAR
Canım Atatürk, Yaşamanı çok isterdim. Gözlerimi gözlerinin içine daldırıp gözlerinde gözlerimi görmeyi... Ama eminim ki bakıyorsundur bulutların arasından bizlere. Uzatsam sana mektubumu, alır mısın gökyüzünden? Önderliğin ileri görüşlülüğün ve daha saymakla bitmez bir sürü özelliğinle bizlere bu yolda ışık oldun. Sen ve silah arkadaşların bu topraklar için çok kan döktünüz. Bizler de Türk gençleri olarak emanetinize sahip çıkacağız. Biz Türkiye'de rahat bir şekilde yaşıyorsak bu senin ve silah arkadaşların sayesinde. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Bedeli ne olursa olsun büyük eserin Cumhuriyet'imizi sonsuza kadar yaşatacağımıza ant içiyorum.
devamını görGüldehan Azra ÖZEN
Cumhuriyetimizin 100. Yılını gözlerimiz yaşlı, kalplerimiz buruk kutluyoruz... Kızgınız, öfkeliyiz ve yorgunuz... Ama biz Türk'üz, doğruyuz ve çalışkanız... Atamızdan ve Ülkemizden aldığımız güçle Anka kuşu gibi küllerimizden doğup özgürlüğümüz için, ilkelerimiz için savaşmaya kanımızın son damlasına kadar hazırız. Korkmuyoruz cesaretimizi bastığımız toprağın altındaki binlerce şehidimizden, bayrağımıza rengini veren Atalarımızın kanlarından alıyoruz... Birinci vazifemiz Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir emriyle hareket ediyoruz. O yüzden Canım Atam sen rahat uyu, biz mücadeleni devam ettiriyoruz...
devamını görHayal GÜNER
Merhaba ben Melike Nazlı. 34 yaşında, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı cumhuriyet kadınıyım… bugün tarihlerimiz 29 Ekim 1923'ü gösteriyor ve biz Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile Kahraman Türk ulusunun bize armağan ettiği cumhuriyetimizin 100. Yılı'nı kutluyoruz… Gururluyuz…Coşkuluyuz.. Hüzünlüyüz… Gelecek nesiller tarihinizi bilin, tarihinizi bilin ki Cumhuriyet'in değerini anlayabilirsiniz. Bu topraklar bu vatan için gözünü kırpmadan canını feda eden binlerce isimsiz kahraman sayesinde kuruldu; Seyit Onbaşı'nın 236 KG'lık mermiyi tek başına sırtlamasıyla kuruldu, Fransız askerine erzak taşıyan 150 araçlık düşman konvoyunu bozguna uğratan Şahin Bey sayesinde kuruldu, sırtında çocuğu ile cephaneye mermi taşırken donarak ölen Şerife Bacı'nın sayesinde kuruldu. Bu fedakârlıkları bilin ve unutmayın. Bu fedakarlıklara layık bir Türk genci olmaya çalışın. Cumhuriyet bizlere armağan edilmiş en büyük hediyedir. Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır.
devamını görMelike Nazlı DEMİR
Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşıyor ve bayrağımızı özgürlük ve bağımsızlık adına dalgalandırıyorsak ve bunu da başta ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına borçlu olduğumuzu biliyorsak söylenecek fazla söz olduğunu sanmıyorum... Atatürk'ümün ilke ve inkılâpları yolunda sonsuza kadar özgür ve bağımsız yaşayabilmek adına "Ne Mutlu Türküm Diyene"...♥️♥️
devamını görNeşe ÇAĞAN
"Cumhuriyet; özgürlüğün ve değişimin ışığında. 29 Ekim 1923, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğduğu günden bu yana, özgürlük, eşitlik ve ilerlemenin sembolü oldu. Bu özel gün, geleceğe dönük umutların ve büyük bir mirasın kutlamasıdır. Cumhuriyetimizin ışığında, daha parlak yarınlara doğru ilerlemeye devam edelim.
devamını görNecdet ÇALIŞANKOL
Sevgiler herkese, Kırmızı rengiyle aram bayrağımız dışında pek yok. Bir de hayranı olduğumuz müzik grubu üyeleri 8. yıl konserlerinde kıyafetlerinde kullandığında sevmiştim. Bir de şey var. Kardeşimin kırmızı kapüşonlusu ona çok yakışıyor. Hediye, ben almıştım. Bayrağa yakışır gibi yakışıyor. Çocuklar vatandır. Yolda olmayı, yolculuğu seviyorum. Sokaklar daha çok kırmızı olsun istedim. Beyaz boyalarla koruduğumuz tarihi binalara asılan bayraklar çok yakıştı. İlkokulda okul camına astığımız sembolik bulunan ve azaltılan kutlamalar ne çok kutluyormuş bizi. Rivayet odur ki tulparın ruhu göğün hediyesi olan balığı gölgelediğinde huzur eksik olmazmış. Kanatlarının rüzgârı otobüste ayakta dikilirken bile camı kapatmamanıza, onu hissetmek istemenize neden olurmuş. Öyle ya. Durakların arasında yanan Cumhuriyeti'mizin 100. yılı kutlu olsun. Kasım ayında da yanıp sönünce. İnsan umutlanıyor. Daima evi değil okulu bekleyen beyaz köpekler gibi hissediyorum kendimi. O kadar sahipli, o kadar :)yüzlü
devamını görAyşe Rabia ÇELİK
