
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Ülkemi, Türkiye'mi çok seviyorum. Cumhuriyetimizin 100.Yılı kutlu olsun. Huzuru, başarıyı hak ettiğimizi düşünüyorum. Kaynaklarımız bol. Hepimize yeter. Dürüstçe çalışan, kayırmayan, sevgi dolu liderler olmasını, menfaat değil hizmetin ön planda olmasını, vatan sevgisini bir çocuğu, bir çiçeği sever gibi yaşayan milyonları istiyorum. Benim yaşadığım 100. Yıl coşkusunu paylaşanların milyonlar olmasını istiyorum. Saygılı bir hayatı yaşamak ve paylaşmak istiyorum memleketimde. Geçmişine, bugününe, geleceğine sahip çıkan; bir karışını dünyaya değişmeyen insanlar istiyorum. Coşkumuzun, sevgimizin, gücümüzün bol olduğu nice 100 yıllar görsün, yaşasın bu vatan. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
devamını görGülüm HAZARLI
100 YILLIK DOSTA MEKTUP
devamını gör
Benim kuşağıma tanıdık gelir mektup yazmak, hatta belki en son benimkiler yazdı zaten, sonra da unutuldu gitti… Elektronik mektuplar var epeydir onun yerine, günün gecenin bir vakti çınlayarak geliyor üstelik telefondan, bilgisayardan…
100 yıllık bir dosta yazmak tuhafmış ama, başa gelmeyince bilinmiyor.
Belki de bundan sıkıntımız, derdimiz. Tıpkı mektup gibi, Cumhuriyet de yeni kuşak için elektroniği yapılana kadar ilgi çekmedi/ çekmeyecek…
Neler hedeflenmiş oysa 100 yıl önce bugün… Asırlarca birilerinin kulu kölesi olarak yaşamayı kader bellemiş insanlara eşit yurttaşlık verilmiş mesela, elbet kolay kabullenmemiş insanlar, her başları sıkıştığında bir kurtarıcı aramayı, beklemeyi sürdürmüşler. Oysa Cumhuriyet dediğin zaten tam da bu; insanın kendinin kurtarıcısı olması, kendi gücüne güvenmesi değil mi? Öyle olmasa, bu Cumhuriyet’in kurucusu onu gençlere emanet eder miydi hiç? Gelmez miydi aklına, yaşamını birilerinin köleliğine ses çıkartmadan sürdürenlerin sırtına binmek?
Gelmezdi ya!
Gelecek olsa niye uğraşsın, can versin bu uğurda onca insan? Gücüne yaslanır, köleliğe razı insanları korkutmaya devam ederek yaşar giderdi…
Cumhuriyet paylaşmak demek.
Tıpkı bizlere eskiden öğretildiği gibi; kederi, mutluluğu, tasayı, çareyi paylaşmak, millet olmak demek. Her farklılığıyla üstelik, birbirinden korkmamak… “Kimsesizlerin kimsesi” olacaksa Cumhuriyet herkesi kapsamalı, insanları kutuplaştırarak kendine padişah gücü isteyenlerle onların yardakçıları hariç…
Anadolu’da “Akılsız başa devlet konmaz, konsa da uzun durmaz” derler.
Umalım ki akıl galip gelsin insanın yaşamı boyunca bağnazlıkla sürdürdüğü mücadelede.
Umalım ki insanca yaşamayı kendine ödev, herkese de hak görsün bu ülkenin yurttaşları. Ayrıştırmaya çalışana direnmekten korkmasın, bu ülkenin ve bu Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu unutmasın hiç…
İlkinde çok iyi başladık ama sonunu getiremedik, umarım ikinci yüzyılında beceririz Cumhuriyet’e layık yaşayabilmeyi…
Nice yüzyıllara…Ünsal ÜNLÜ
BAĞIMSIZLIĞIMIZIN TEMEL TAŞI TÜRKIYE CUMHURIYETI’NE, Sen ki 100 yıllık koca çınar; ateş çemberi bir coğrafya içinde, bir yandan ulus devletle, diğer taraftan laiklikle, Türk milletini dirençli bir cam fanusun içinde korudun, kolladın, sakındın. Ne badireler atlattın… Her seferinde sağlam köklerine tutunarak dayandın. Her zorluktan gövdenden fışkıran yemyeşil filizlerle yeniden doğarak çıktın… Asla yıkılmadın. Sen ki 100 yıllık koca çınar; ilmi, bilimi, fenni tüm hurafelerden üstün tuttun. Herhangi bir zümrenin, kişinin, sınıfın ayrıcalığına geçit vermedin. Kadın-erkek eşitliği esastır dedin. Medeni Kanun’la toplum ve aile içinde kadına eşit hak verdin. Her meslek grubundan nice öncü kadınlar yetiştirdin, aydınlanmanın mihenk taşlarını onların başarılarıyla döşedin. Yetmedi, seçme ve seçilme hakkını Batı ülkelerinden çok daha önce Türk kadınına verdin. Dünya seni parmakla gösterdi… Sen onlara öncülük ettin. Sen ki 100 yıllık koca çınar; her daim hukukun üstünlüğünü, halkın egemenliğini, bireyin iradesini temel aldın. Önce meclis, önce demokrasi, önce hürriyet dedin. Köklerini üç sac ayağına sıkıca sardın; Türk milletinin egemenliği, devletin bağımsızlığı ve bireyin özgürlüğü… Bunlardan asla ödün vermedin. Ey 100 yıllık koca çınar; “Bu çölden hayat çıkarmak, bu inhilalden (dağılıştan) bir kuruluş yaratmak lazım” diyerek önce Meclis’i kuran, “Türk kadını omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıktır” diyerek kadınlara tüm haklarını veren ve bağımsızlık uğruna hiç yorulmadan mücadele eden büyük devrimci Mustafa Kemal ATATÜRK olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı. Ona ve kurucu kadrolara her daim minnettarız. Geçtiğimiz 100 yılı; senden kalan kazanımlar ve Atatürk’ün köklü devriminin bize sunduklarıyla geçirdik. Devrimin sürekli gelişim isteyen bir eylem olduğunu biliyorduk ama gereğini yeterince yapmadık. Bundan sonraki 100 yılda sana ve büyük önder Atatürk’e sözümüz olsun; Çağı aşıp hep daha ileriye, daha ileriye yürüyeceğiz. Yılmadan, yorulmadan. Söz.
devamını görElfin TATAROĞLU
Bu ülkedenin bir evladı olarak var olma sebebimiz olan hürriyetimizin bir sembolü olan cumhuriyetimizin 100. yılını büyük gurur ve onurla kutluyorum. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınlarına verdiği hakların ışığında cumhuriyetin gölgesinde geleceğimiz olan evlatlarımızı bir öğretmen olarak yetiştirme şerefiyle yaşıyorum. Yaşasın Cumhuriyet Yaşasın Türk Milleti
devamını görKeziban ÇAL
Sevgili Cumhuriyet, Bu ülkede her zaman senin sevgin devam edecek. Ne olursa olsun benim ömrüm bitse bile sen yüz yıllar boyu ayakta kalacaksın. Sen olmasaydın sevgi, dostluk ve neşe olmazdı. Bu topraklarda kardeşlik içinde bütün çocuklar. Ve ben de onlardan biriyim. 9 yaşındayım ve Cumhuriyetimizin 100. yılını büyük bir neşeyle kutlamaktan gurur duyuyorum. Biz bu sene senin adını taşıyan okulumuzda sınıf olarak "Cumhuriyet sonsuza dek" adlı şarkıyı söyleyeceğiz ve Atamızın da bu şarkıyı dinlemesini isterdim. Atamızın ve Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı Gençliğe Hitabe ve İstiklal Marşımızı okuduğumda o acımasız savaşları düşündükçe böyle bir şey bir daha yaşanırsa ülkemin ne yapacağını bilemiyorum ve her gece yatmadan önce bir daha öyle kötü günler görmeyelim diyerek şehitlerimize, gazilerimize, askerlerimize, bu vatanı kurtaran herkese dua ediyorum ve onlara minnet duyuyorum.
devamını görEkin ŞAHİN
Adım Altuğ Yücel. Ben bir sanatçıyım. Sanatı “Tek bir kelime ile tanımla” deseler “Ahenk” derim… Sanat, insanda ahenk duygusu yaratan bir alandır. Sanat farklı malzemelerle ahenk yakalamaktır. Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan Giorgio Parisi, ödülü “Bütünün parçalarının toplamından fazla olduğunun” enformasyon matematiğini fiziğe aktardığı çalışmaları ile almıştır. Bütün, kendini oluşturan parçalardan daha farklı bir şeydir. Tıpkı farklı renkte boyaların tuvalde ortaya ahenk içinde bir yağlıboya eser çıkarması gibi... Tıpkı farklı görüşe sahip, farklı kültürde yetişmiş, farklı ekonomik imkânlara sahip insanların bir arada ahenk içinde yaşaması gibi. Cumhuriyet de ahenktir. Bir şiir, bir şarkı gibi. Bir tiyatro oyunu, bir heykel, bir yağlıboya tablo gibi. Cumhuriyet tek tek bireylerin söz hakkının olduğu bir ahenk örneğidir. Tıpkı farklı renkte sesleri olan… Kimi yaylı, kimi vurmalı, kimi üflemeli, farklı enstrümanların farklı notalar çalmasına rağmen ortaya uyum içinde bir müzik parçasının çıkışı gibi. Tıpkı bizi Cumhuriyet’le tanıştıran büyük sanatçı, muhteşem orkestra şefi Mustafa Kemal’in bize tanıttığı ahenk gibi. Onun yazdığı ve ilk kez onun yönetiminde yaşadığımız, 100 yıldır süren ve hiç bitmeyecek Türkiye Cumhuriyeti senfonisi gibi. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
devamını görAltuğ YÜCEL
Merhaba, Cumhuriyet'in bekçileri!!! Cumhuriyet'imizin 100.yılını doldurduk, dilerim ki Atamız'ın yolundan hiçbir zaman ayrılmayız. Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını anlar ve onun fikirlerini esas alırız. Bizim asıl görevimiz Türkiye Cumhuriyet'ine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e layık bir Türk olmaktır. Kendinize yeterince inanırsanız bu görevi başarıyla tamamlayacağınıza eminim. Elbet zor dönemlerden geçeceksiniz, karanlıkta bir mum ışığına muhtaç kalacaksınız ancak umudunuzu kaybetmediğiniz sürece o karanlığı aydınlatan yine sizler olacaksınız. Unutmayın ki sizler Türkiye'nin ışığısınız!
devamını görEsra AYDEMİR
Cumhuriyet. Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi. Bu cumhuriyetin terim anlamı. Bir Türk genci olarak benim için cumhuriyet; fikirlerimi özgürce ifade etmemi, kendi bayrağımın gölgesinde ülkem için çalışmamı sağlayan unsur. Bir kız çocuğu olarak eğitim alabilmem demek cumhuriyet. Tarladaki çiftçinin özgürce ekip biçebilmesi, bir doktorun hastalarını tedavi edebilmesi demek cumhuriyet. Uçsuz bucaksız göğe bakınca “İstikbal göklerdedir!” diyen bir çift mavi gözü görmektir benim için cumhuriyet. Kanla gözyaşı ile kazanılmış en kutlu savaş, cepheden cepheye elinde süngü ile koşan askerin gözündeki umuttur cumhuriyet. Kolay kazanılmadığı gibi kolay vazgeçilemeyecek hatta en vazgeçilmez olandır. Özgürce ifade edilmiş fikirlerin beraberce ördüğü kocaman bir duvardır cumhuriyet. 100 yıllık koca bir çınar, atamın dehasının en güzel örneğidir. Dilerim daha nice yüzyıllarını görürüz.
devamını görDuru BİLGİÇ
Atatürkçü, demokrat, adalete inanan bir ailede büyüdüm. Üniversite yıllarımda “Bağımsız Türkiye" diye yumruk sıktım. Sonra böyle bir ihtimal hiç aklıma gelmezken “Laik Türkiye” derken buldum kendimi. Bu yetmedi, Cumhuriyet değerlerinin yerle bir olduğu günlerde buldum kendimi. Cumhuriyet'in, Atatürk’ün değerini bugünkü kadar hiç bilmediğimi anladım. Hepimizin ekmek kadar, su kadar, demokrasiyle bezenmiş Cumhuriyete de ihtiyacımız var, sahip çıkmalıyız.
devamını görTekay DÜĞENCİOĞLU
