ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Sayın Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Değerli Silah Arkadaşları, Cumhuriyet'imizin 100. yılında size ve Cumhuriyetimize olan bağlılığımızı ifade etmek istiyoruz. Sizler, önderliğinizdeki destansı mücadeleyle Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak tarihi bir dönüm noktası yarattınız. Bugün, bu büyük mirası yaşatma sorumluluğu ve onuru bizim omuzlarımızda. Sizlerin ilhamıyla, Cumhuriyet'in temel değerlerini korumalı, eşitlik, adalet, laiklik ve özgürlük ilkelerini daha da güçlendirmeliyiz. Bilimin, eğitimin, sanatın ve kültürün önemini daima gözetmeliyiz. 100 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti, büyük başarılar elde etti ve zorlukların üstesinden geldi. Geleceğe bakarken, birlik ve beraberlik içinde olmalı, Cumhuriyet'imizin ilkelerini daha da ileri taşımalıyız. Saygı ve minnetle anıyoruz. Sizlerin mirasına sahip çıkmak için, daha aydınlık bir geleceğe doğru ilerlemeye devam edeceğiz. Cumhuriyet'imizin 100. yılı kutlu olsun! Saygılarımla,

    devamını gör
    Yağmur YILDIRIM
  • Sevgili Atatürk, Bizler bu ülkede özgür ve bağımsız yaşayabiliyorsak bunu sana borçluyuz. Bunun için sana ne kadar teşekkür etsek azdır. Sen bizim vatanımızın temelisin sen cumhuriyetin ilk başkanısın. Bizim için verdiğin mücadeleyle Türk ulusunu kurulmasına çok büyük katkılar sağladın. Sevgilerimle, 

    devamını gör
    Burak Kaan ÇETİN
  • Cumhuriyetimizin 100.yılı kutlu olsun.100.yılımızın başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünyaya barış, huzur ve sağlık getirmesini temenni eder. sevgi ve saygılarımı sunarım.

    devamını gör
    Selahattin TOP
  • Kendimi bildim bileli, her 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe Türkiye’nin her yerinde zaman bir dakikalığına da olsa durur. Sadece zaman değil, insanlar, taşıtlar, hayat durur. Bu dünyanın başka bir yerinde bu raddede olur mu bilmem. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 87’nci yıl dönümünde saat 9’u 5 geçe camdan dışarı bakarken, evimin karşısındaki hastanenin tüm personeli, kaldırımlarda yürüyen çocuğundan yaşlısına herkes, caddedeki tüm otomobiller, hatta insanlar evlerinde -kimse onları görmezken bile- saygı duruşundaydı. Hiçbir zorlama olmadan, kendi iradesi, kendi arzusuyla. İnsanlığın her daim peşinden koştuğu ölümsüzlük bu değilse nedir? Ölümsüz olmak için illa nefes almak mı gerekir? Bu ülkenin kurucusu bunun böyle olmadığının "yaşayan" bir kanıtı. Bazıları için yaşam ömürle sınırlı değil; yaşatılıyorsa eğer. "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demişti Atatürk. Nesillerdir, onun yüzünü görmeden onu hissedenler tarafından yaşatılıyor. Derler ki herkes ölümsüz olmak ister, kimi bu yüzden sanatsal üretimde bulunur, kimi mucit olur, kimi topluma katkıda bulunur. Ama şüphesiz ki çok azı Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’le eşdeğerdedir. Bir halkı peşinden sürüklemek, tek vücut olmasını ve bağımsızlığını elde etmesini sağlamak, Cumhuriyet’i kurmak, 100 yıl sonrasında bile güncelliğini koruyan bir vizyon ve liderlik ortaya koymak, savaşlar ve çatışmalarla dolu bir dünyada “Yurtta sulh cihanda sulh” diyecek kadar idealist olmak her baba yiğidin harcı değildir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken, şimdi Atatürk’ü sadece hissetme değil, anlama zamanı. 100 yıl önce halk nasıl ki bağımsızlık ve çağdaşlaşma hedefleri etrafında birleştiyse, bugün kutuplara çekilmiş bir toplumun da aynı Türkiye hayali etrafında birleşebilmesinin ipuçları onu anlamakta saklı çünkü.

    devamını gör
    Melis ALPHAN
  • Atam Cumhuriyet'i siz kurdunuz, bize yaşatmak düşer, biz de en sonraki nesillere umarım güzel bir cumhuriyet bırakırız. Not: solcuyum.

    devamını gör
    Yusuf Ali KIRLI
  • Merhaba Cumhuriyet. Seni hak edemedik mi desem yoksa sen bize doğru yolu gösterdikçe yanlış şeyler mi yaptık diye başlasam bilemiyorum. Belki de seni hak etmiyoruz ancak iyi ki varsın. Ülkemizin üzerinde kara bulutlar dolaşırken umudu olan insanların nedeni sensin. Yurtdışına gitmek için uğraşan doktorlardan biriyim. Para için gidiyorsunuz diyenleri umursamıyorum. Okumuş, Atatürk'ü ve ülkesini seven çağdaş insana nefes aldırmıyorlar. Doktorlar ülkeyi yönetenlerce hedef gösteriliyor. Giderlerse gitsinler diyorlar. Beş dakikada muayene et baskısı. Hastanelerde şiddet görüyoruz, öldürülüyoruz. Buna rağmen Cumhuriyetimize en yakışır hizmeti veriyoruz. Ülkede işini en iyi yapan insanlar hekimler. Gitsem de kalsam da senin ilkelerine uygun, dürüst, ahlaklı bir insan olmaya devam edeceğim. Dindar bir nesil yetiştirmeye çalışanlara inat, gençlerimizi kitap okumaya, sanatla uğraşmaya, bilime yönlendireceğim. Senin izinde sanat ve bilimle baharı getireceğiz.

    devamını gör
    Ersoy KANAY
  • Türkiye Cumhuriyet’inin 100 yılının 81 yılını Türkiye’de yaşayan bir kişi olarak yoğun bir siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel belleği taşıyorum. Lise yıllarım 1951’de yeniden açılan Alman Lisesi’nde 1. ve 2. Dünya Savaşlarını, faşizmi, Nazizmi ve Avrupa ve ABD’nin sorgulanan demokrasisini, Sovyet ve Çin komünizmini, emperyalizm ve kolonyalizmin, ülkeleri ve kültürleri parçalayan etkilerini ve Hiroşima ve Nagazaki’yi öğrenerek ve bu olayların sonucunda nasıl karmaşık bir dünyada yaşadığımı ürküntüyle fark ederek geçti. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde de binlerce yıllık uygarlıkları ve onların çoğunun Anadolu’da bıraktığı değerli mirası öğrendim; bu eğitim de bana dünyaya daha güvenli ve geniş açıdan bakmayı öğretti. Bütün bu bilgileri taşırken Türkiye Cumhuriyeti’nin benim kuşağım ve gelecek kuşaklar için ne anlama geldiğini kavradım. 2023 yılında bu anlamı şöyle tanımlayabiliyorum: Avrupa, Asya, Afrika arasında konumlanan Türkiye’de doğmak, 20.yüzyıl boyunca ve 2000’li yıllarda hem bu bölgede hem de kendi ülkemde yaşanan bütün siyasal, ekonomik, kültürel sorunlara, çıkmazlara ve felaketlere karşın bir ayrıcalıktır. Bu konumda insan dünyaya 360 derece bir bakışa sahip olabiliyor. Türkiye bu bölgede, Cumhuriyet’in kuruluşunun nedeni olan modernizmi en erken yaşayan ülkedir; Postmodernizmi, küreselleşmeyi de sert geçişlere ve direnişlere karşın özellikle sanat ve kültür alanındaki üretimleriyle içselleştirmiş bir ülkedir. 1980’den günümüze sanat ve kültür alanındaki çalışmalarımı da bu ayrıcalıklı jeopolitik konuma borçluyum. Deneyimlerim bugün olduğu gibi gelecekte de Türkiye’de sanat ve kültür üretiminin geniş kitleye, içinde yaşadığı düzeni, siyaseti ve ekonomiyi anlamlandırmak için, düşünsel ve tinsel bir güç vereceğini gösteriyor. Bilim ve teknolojideki tüm gelişmeler de sanat ve kültürün gücünü ve etkisini güçlendiriyor. Metaforlarla ve dolaylı biçimde de olsa, sanat yalnız söz konusu olan ayrıştırıcı, köktendinci ve kutuplaştırıcı kalıntılardan kurtulmak üzere değil, tüketim ve medya ideolojilerinin olumsuz etkilerini de dönüştürmek üzere de yol ve strateji gösteriyor ve göstermeye devam edecek. Sanat yapıtlarıyla oluşturulan görsel metaforlar kutuplaştırıcı siyasal tartışmaların açtığı yarığı iyileştirici düşüncelerle dolduruyor ve doldurmaya devam edecek. Bilim ve teknolojiyle işbirliği içinde çalışan kültür ve sanat insanları karanlık siyasal ideolojilerin ağına karşı aydınlatıcı seçenekler sunuyor ve sunmaya devam edecek. Siyasi ve ekonomik gücün halk ve temsilcileri tarafından paylaşıldığı bir devlet yönetim şekli olan Cumhuriyet ile gelecek kuşakların önünde sahip çıkmaları gereken böyle bir seçenek var.

    devamını gör
    Beral MADRA
  • Sevgili Cumhuriyet, 100. Yılımız kutlu olsun, daha nice 100 yıllara! Sevgili Atamıza minnet ve saygılarımı iletiyorum...

    devamını gör
    Nagihan YALÇINKAYA
  • CUMHURİYETİN KIYMETİNİ BİLELİM Babam, babası şehit olduğunda henüz çok küçükmüş. Cumhuriyet ilan edildiğinde olanları ona annesi ve kendinden oldukça büyük ablaları anlatmış. “Babamız bu uğurda şehit oldu ama bak, kanı yerde kalmadı babamızın. Bu gün Cumhuriyet ilan edildi. Artık devletimiz her birimizi insan yerine koyacak. Kimseye kulluk etmeyeceğiz. Hepimize eşit muamele edilecek. Bunlar ne demek, sen biliyor musun? Sen henüz küçüksün ama Cumhuriyet’in kıymetini bil” demişler. Memlekette davullar çalınmış, evlerin camlarına bayraklar asılmış. Herkesle birlikte babam da bağırmış; “Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Mustafa Kemal Paşa” diye… Ben ilkokula giderken okulda öğrendiklerimi babama anlatır, Cumhuriyet Bayramı’nda kürsüye çıkıp şiirler okurdum. Beni dinlerken hep gözleri dolardı. “Ne mutlu bize, öyle değil mi kızım… Çok şanslı bir neslin evlatlarıyız biz. Sen de erkek çocuklarla birlikte okula başladın. Büyüyünce sen de onlar gibi oy kullanacak, istersen Meclis’e girip mebus olacaksın. Ya da istediğin okulda okuyup istediğin mesleği seçeceksin.” Bunları dinlerken babamın bana ne demek istediğini pek de anlamazdım, çünkü onlar benim için o kadar doğaldı ki… Tabii ki öyle yaşayacak, tabii ki öyle yapacaktım. 29 Ekim 1923’ten sonra doğanlar belki de tıpkı benim gibi hissettiler. “Tabii ki böyle yaşayacağız, bunlar bizim doğal hakkımız zaten” dediler. Doğrudur, bunlar her insanın en doğal hakkıdır aslında ama bu hakları biz, bundan tam yüz yıl önce, büyük mücadeleler sonucu, Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde kazanabilmişiz. Sonra okudukça, gerçekleri öğrendikçe babamın bana ne anlatmak istediğini çok iyi anladım. “Gerçekten de şanslıymışım” dedim. Hatta “Cumhuriyet’in kıymetini iyice biliyor musun” diye sordum kendime. Yüz yıl önce doğsam, demek çok başka bir dünyada yaşayacakmışım. Cumhuriyet ile gelen haklar, bizi kendi gözümüzde değerli ve onurlu kılmış meğer. Bir Türk kadını olarak, bu güzel ülkenin bir vatandaşı olarak gönlümce kendi yolumda yürüyebildiysem, kendi kararlarımı alabildiysem, okuyup yazabildiysem, sevdiğim bir meslekte özgürce çalışabildiysem, tüm bunlar Atatürk’ümüz önderliğinde kurulan Cumhuriyet ve devrim niteliğindeki kanunlar sayesinde oldu. Cumhuriyet’in kıymetini bilelim. Onu yaşatmak, koruyup gözetmek, ona sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur… Yaşasın Cumhuriyet…

    devamını gör
    Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU