
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Yüz yıl önce filizlenen fidan artık 100 yaşında. Yeni yüz yıl uyanan, daha aydın, daha bilinçli bir milletin kanatlarında yükselecektir. Ve Atam! Sen gerçekten ölmedin. İlimsin, bilimsin, barışsın, hayatsın... Senin yolunda bir Cumhuriyet her daim ayakta kalacaktır.
devamını görFatma GÜRCÜ
Cumhuriyet’in 100. Yılını kutlarken gururluyuz ve umutluyuz. Gururluyuz çünkü senin Türk milletine öğrettiklerin, aktardıkların evrensel değerlerdi. Çalışmayı, azmi, birlik bilincini, eşitliği, adilliği, araştırmanın ve sorgulamanın önemini öğrettin, belki de yeniden hatırlattın milletine. Kim olduğumuzu, damarlarımızda akanın asil bir kan olduğunu, kendimize inanıp güvenmemiz gerektiğini defalarca hatırlattın bizlere. Bugün bu topraklarda çalışan, üreten, merakla sorgulayan ve her daim öğrenmeye istekli bir kadın ve aynı zamanda anne isem, özgürce kimseye hesap vermeden hayatımla ilgili kararları kendim alabiliyorsam eğer, hepsi senin sayende gerçekleşmiştir. Sana olan minnetimizi her imkânda dile getirmek ve bu vatanın gelişimine katkıda bulunmak, üretmek bizim boynumuzun borcudur. Atatürk bilinci her daim yaşayacak ve bizler tarafından yaşatılacaktır. Nice 100 yıllarımız kutlu olsun!
devamını görLeyla DEMİRKAN
Cumhuriyet... Geçmişimiz, geleceğimiz, umudumuz; yüzyıl önce bu topraklara ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde atalarımızın bu topraklara ektiği yapraklarından umut, gelecek, sevinç, özgürlük ve bağımsızlık damlayan fidanımız bugün 100 yaşında. Bu fidanı kanlarıyla canlarıyla fedakârlıklarıyla besleyip bugüne ulaştıran atalarımıza, şehitlerimize, gazilerimize ve emek veren bütün vatan evlatlarına dualarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz; ne kadar teşekkür etsek de azdır. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ve atalarımızın bizlere emanet ettiği bu vatanı, bu cumhuriyeti bizden sonraki nesillere ulaştırmak ve cumhuriyetimizi yüceltmek için tüm gücümüzle çabalamalı, yetiştirdiğimiz nesillere, evlatlarımıza bu aşkı bu sevdayı, bu yüce değeri aşılamalı, nakış nakış işlemeliyiz. Ne mutlu cumhuriyeti yaşayanlara, ne mutlu bu değeri yaşatanlara... Varlığımız Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene.
devamını görErtuğrul CAN
100. yılına yakışan coşkuyla karşılayamadığımız yâr; insanlık adına utanç duyduğumuz günlere denk gelişin ya da sana hakkını veremeyen seçilmiş yönetimin bahanelerine sığınmadan gözlerinden öptüğüm. Babamın, anamın, çocukluğumun, çocuklarımın, onların çocuklarının umudu sevgili. Dün yoklukta kazanılmış, bugün varlıkta yok sayılmaya çalışılan gururumuz, onurumuz. Seni hayal edip hayata geçiren Gazi paşamın yadigârı. Başımızın dik duruş sebebi. Gönlümüzün ferahı. Ağzımızın tadı. Kurucu liderimin de Hitabe'de bahsettiği ("Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.") kötü günlerde umudum. Var ol. Nice 100., nice 1000. yıllarda var olman dileğiyle. Yürekten selamlar. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görFuat YÜCEL
“İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ
devamını gör
Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.
Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.
Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.
1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.
1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.
Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.
12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.
Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?
Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.
Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.
Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.Rıza TÜRMEN
Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, Onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz. Canım Atam sana ne kadar çok teşekkür etsek yetmez! İyi ki senin sevginle büyütüldüm, senin açtığın yolda yürüdüm. Son nefesime kadar da yürüyeceğim. Canım Atam seni çok seviyorum. Cumhuriyet’imizin 100 yılı kutlu olsun.
devamını görZeliha GÜLEÇ
Ben Mustafa Kemal Atatürk deyince, tüm bedenim mutlulukla çalışmaya başlar. Dimağım açılır, damarlarımdaki kan akar temiz gürül gürül. Çarpar kalbim insanca insan için… Adımlarımı güvenle atarım. Omurgam dik dik. Derken birden bire, Yine yeniden tekrarlarım: Hizmet etmek kutsaldır, uşaklık ise bağdaşmaz benimle. Ben daha dün onun kız çocuğuydum. Şimdi Atatürk kadınıyım. İnsanım, eşim, anneyim, üniversitede cansiperane ders veren, bilinçli gençler yetiştiren bir eğitimciyim, Atatürkçü anne ve babanın dantel gibi işlediği vatan sevgisiyle ben sizim, oyum. Uzaktaki yakındakiyim. Bağımsız, egemen, aklı, vicdanı hür, irfanı hür Pınar Ergen Pekel’im. Ben Cumhuriyetin pınarıyım. Ne küresel ısınma ne de dış mihraklar onu kurutamaz. Bizden doğanlar Irmak’tır Akar akar akar, ne mutlu Türküm ne mutlu ne mutlu insanım diye. Orada bir köy var uzakta. Yakında da yerler var. Hepsi bizim. Hepsine gitmek için çıktım yola. Bir baktım arkama, biz geliyoruz akın akın…
devamını görPınar PEKEL
Kudretli göğsünde, asil kanıyla Türk’ü var eden her bir Ruh’a, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e saygı ve hürmetle. Türk’üm, ne mutlu hür Türk kadınıyım. Kutlu Cumhuriyet, kutlu 100.yıl, kutlu hürriyet.
devamını görMeltem Hamurcı KISAKOL
“Ulu Önder Atatürk’ün bizlere en değerli emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını büyük bir sevinç ve gururla idrâk ettik. Bu kutlu yıldönümünün önemini tam olarak kavrayabilmek, Cumhuriyet'in memleketimiz için esâsen ne anlama geldiği üzerinde düşünmeyi gerektirir. Zîrâ, onu sadece bir idâre şekli olarak görmek, Büyük Atatürk’ün zamanının çok ötesinde ve hâlâ geçerli olan vizyonunu anlamak için yeterli değildir. Cumhuriyet, bir aydınlanma ve medeniyet projesidir; câhilliğe, ilkelliğe ve şekilci ortaçağ zihniyetine başkaldırıdır! Eğitim, bilim, sanat ve kültür alanlarında gerçekleştirdiği atılımlarla, bu topraklarda yeniden yakılan “uygarlık ateşidir”. Asırlardır vatan toprağını kanı ve canı pahasına koruyan halkımız, eşit yurttaş kimliğini “kimsesizlerin kimsesi” Cumhuriyet sâyesinde kazanmıştır. Cumhuriyet, saltanatın kullarını kendi kaderlerini tâyin edebilen bireylere dönüştürerek modern bir ulus yaratmış; kadınlarımızın geçmişte hayâl dahî edilemeyen haklarını Batı'daki bazı hemcinslerinden önce teslim etmiştir. Âdil ve demokratik bir Cumhuriyet, toplumun tüm kesimlerinin refâhı, huzuru ve mutluluğunun teminâtıdır. Lâikliği temel almayan bir düzen ise asla gerçek mânâda demokrasi sayılamaz. Bu nedenle, Cumhuriyet ülküsünün temeli niteliğindeki ilke ve değerlerden katiyen tâviz verilmemesi; yasama ve yargı kurumlarımızın demokrasimizin daha sağlıklı çalışmasını temin edecek şekilde güçlendirilmesi gerekmektedir. Cumhuriyetimizin ikinci asrında, dünyanın en ileri demokrasilerinin altında bir seviyeyi ulusumuza lâyık göremeyiz. Son olarak vurgulamak isterim ki, Atatürk’ün Türkiye için çizdiği yol hâlâ tek geçerli yoldur; çünkü aklın ve bilimin yoludur. Kendisi de Cumhuriyetle neredeyse yaşıt Koç Topluluğu, bir asırdır olduğu gibi bu istikâmetten asla şaşmadan, Cumhuriyet değerlerinin savunucusu ve hizmetkârı olmaya devam edecek; daha da çok çalışarak ülkemizin ekonomik ve toplumsal gelişimine öncülük etmeyi sürdürecektir. Çok yaşa Türkiye Cumhuriyeti!”
devamını görÖmer KOÇ
