
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

100 yıl sürdü, 1000 yıl da sürecek. Türkiye Cumhuriyeti ebediyen devam edecek!
devamını görMehmed EMİN
Yarası ağırdı. Olsun. Yazdı. Anacığım, “Söz uçar yazı kalır,” derler ya ondan sebep yazıyorum sana. Yazması oyalı anam, vatan toprağına yemin olsun ya Memed ya Hüseyin ya Ali olarak döneceğim kucağına. Oğlun Savaş yerinde toprak sert, gök çoğunlukla parçalı bulutlu olurdu. Herkes anasının rahmine sığar gibi olduğu kuytuya sığmaya çalışırdı. Yeryüzünden gökyüzüne dumanlar yükselirdi. Olsun yükselsindi. Nasılsa her sabah gün yeniden doğardı. Yine gün doğdu. O başını kaldırdı. Silahların, tankların, tüfeklerin, bombaların sesi yakınlaştı. Yüreklerimiz korku pompaladı. Korku katılaştıkça yüreklerimiz sıkıştı. Sıkı can iyiydi çabuk çıkmıyordu ama akacak kanda damarda durmuyordu. Durmadı. Dudaklarından Atam gibi “Aleykümselam” döküldü. Başı omuzuma düştü. Vatan sağ olsundu. Sağdı. Sağ kalacaktı. Cumhuriyet, onu yaşatmak için öle yatanların “Vatan sağ olsun!” diye haykıran analarının sesi, yaralarını ve farklılıklarını alnından öpebilecek kadar güçlü olan Türk Ulusunun nefesiydi.
devamını görFatoş K. İYİGÜN
BAĞIMSIZLIĞIMIZIN TEMEL TAŞI TÜRKIYE CUMHURIYETI’NE, Sen ki 100 yıllık koca çınar; ateş çemberi bir coğrafya içinde, bir yandan ulus devletle, diğer taraftan laiklikle, Türk milletini dirençli bir cam fanusun içinde korudun, kolladın, sakındın. Ne badireler atlattın… Her seferinde sağlam köklerine tutunarak dayandın. Her zorluktan gövdenden fışkıran yemyeşil filizlerle yeniden doğarak çıktın… Asla yıkılmadın. Sen ki 100 yıllık koca çınar; ilmi, bilimi, fenni tüm hurafelerden üstün tuttun. Herhangi bir zümrenin, kişinin, sınıfın ayrıcalığına geçit vermedin. Kadın-erkek eşitliği esastır dedin. Medeni Kanun’la toplum ve aile içinde kadına eşit hak verdin. Her meslek grubundan nice öncü kadınlar yetiştirdin, aydınlanmanın mihenk taşlarını onların başarılarıyla döşedin. Yetmedi, seçme ve seçilme hakkını Batı ülkelerinden çok daha önce Türk kadınına verdin. Dünya seni parmakla gösterdi… Sen onlara öncülük ettin. Sen ki 100 yıllık koca çınar; her daim hukukun üstünlüğünü, halkın egemenliğini, bireyin iradesini temel aldın. Önce meclis, önce demokrasi, önce hürriyet dedin. Köklerini üç sac ayağına sıkıca sardın; Türk milletinin egemenliği, devletin bağımsızlığı ve bireyin özgürlüğü… Bunlardan asla ödün vermedin. Ey 100 yıllık koca çınar; “Bu çölden hayat çıkarmak, bu inhilalden (dağılıştan) bir kuruluş yaratmak lazım” diyerek önce Meclis’i kuran, “Türk kadını omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıktır” diyerek kadınlara tüm haklarını veren ve bağımsızlık uğruna hiç yorulmadan mücadele eden büyük devrimci Mustafa Kemal ATATÜRK olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı. Ona ve kurucu kadrolara her daim minnettarız. Geçtiğimiz 100 yılı; senden kalan kazanımlar ve Atatürk’ün köklü devriminin bize sunduklarıyla geçirdik. Devrimin sürekli gelişim isteyen bir eylem olduğunu biliyorduk ama gereğini yeterince yapmadık. Bundan sonraki 100 yılda sana ve büyük önder Atatürk’e sözümüz olsun; Çağı aşıp hep daha ileriye, daha ileriye yürüyeceğiz. Yılmadan, yorulmadan. Söz.
devamını görElfin TATAROĞLU
NİCE YÜZ YILLARA
devamını gör
Cumhuriyetimiz, Türk tarihinin dönüm noktası ve Anadolu insanının en büyük utkusudur. Osmanlı’nın geri kalmışlığından sonra bizler için bir uyanıştır.
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türk ulusu yeniden doğdu. Ulusal kimlik, ortak değerler ve dil üzerine yapılan çalışmalar ile ülkenin birliği ve bütünlüğü güçlendirildi. Eğitim, sağlık, adalet, ekonomi ve kültür alanlarında büyük devrimler gerçekleştirildi. Özellikle kadın hakları alanında yapılan devrimler ile Türk kadınlarına eşit haklar verildi ve toplumun gelişiminde önemli bir adım atıldı. Türk devrimi unutulmamalıdır ki bir kadın devrimidir. Atatürk'ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüyle başlattığı barış ve dostluk politikaları da ülkenin dünya çapındaki saygınlığını artırdı. Genç Cumhuriyet ayrıca sığ bir gösteriş merakıyla değil, aydınlanma hamlesi ve liyakate verdiği önem sayesinde yurtdışında itibar kazandı. 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne özel davetle kabul edilmesi bunun en güzel örneği ve kanıtıdır.
Cumhuriyet'in önemi sadece Türk ulusu için değil, dünya tarihi için de büyüktür. Çünkü Türkiye, modern bir cumhuriyet ile İslam dünyasına örnek ve umut olmuştur. Atatürk'ün ileri görüşlü politikaları ve devrimleri, Türkiye'nin çağdaş dünya ile bütünleşmesine olanak sağlamıştır.
Hiç şüphesiz laiklik kavramı, Atatürk’ün ulusa en büyük hediyesidir. Esas itibarıyla Cumhuriyetimizin harcı olan bu kavram, inanç ve yaşam özgürlüğüdür. Ayrıca eşit yurttaşlık ilkesinin de temelini oluşturur. Hepimize insanca ve onurlu bir yaşam sürme imkânı tanır. Cumhuriyet devrimleri ve ilkeleri ulusun kayıtsız şartsız savunması gereken yegâne unsurlardır.
Nice yüz yıllara, ulus olarak omuz omuza…Muazzez İlmiye ÇIĞ
Ulu ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ışığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan onur duyuyorum. Bu düşüncelerle kızımı da vatan sevgisiyle dolu bir yetişkin olarak büyüteceğime söz veriyorum. Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu TÜRKÜM diyene. Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Çok yaşa Cumhuriyet, nice 100 yıllara, 1000 yıllara. GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve bu topraklar için cumhuriyet ışığı hiç sönmesin diye canlarını feda etmiş aziz şehitlerimizi sevgi saygı ve şükranla anıyorum...
devamını görDilek TEZGEL
Türk yurduna Cumhuriyeti armağan ettiğin için ne kadar minnetle anıyoruz seni Ulu Önder'im, yoktan var ettiğin en büyük değer canım ülkem, kolay kazanılmayan eşsiz bir hazine, tüm cephelerde verilen milli mücadele ve kan ile geldik, atalarımızın sayesinde Cumhuriyet'e. İyi ki senin gibi üstün zekâlı, tarif edilmez muhteşem bir lidere sahip olmuşuz Atam. Ruhun ve Cumhuriyet'in emanet ettiğin nesillerde sonsuza denk yaşayacak. 100. Yılımızı gururla, coşkuyla, mutlulukla kutluyoruz. İlelebet Cumhuriyet.
devamını görSelen ŞEKERCİ
Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olay 1919’da Erzurum’da yaşanır Kendinizi onun yerine koymayı deneyin. Ömrünüz savaş meydanlarında geçmiş. Ait olduğunuz ordu her girdiği savaştan yenilgiyle çıkmış. Ülkenizin haritası her baktığınızda küçülmüş… Vatanın dört yanı işgal altında. İngiliz İmparatorluğu Dersaadet’te… İstanbul hükümetinin işbirlikçi bu tutumunu gören Mustafa Kemal, direniş bayrağını açmak için Samsun’a çıkar. Eski bir otomobille Anadolu’yu dolaşmakta, hayaline ortak aramaktadır. Mustafa Kemal’in niyetini gören İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti onu azleder ve hakkında yakalama kararı çıkartır. Paşa artık bir sivildir. Onu Erzurum’da karşılayacak olan ve ülkedeki en donanımlı orduya sahip olan Doğu Komutanı Kâzım Karabekir acaba Mustafa Kemal’in safına mı katılacak, yoksa onu tutuklayıp İstanbul’a mı gönderecek henüz net değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olaylardan biri 1919 yılında işte böyle bir ahval ve şerait içinde Erzurum’da yaşanır. Kimi kaynaklara göre 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı evde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit de vardır. Mazhar Müfit tıpkı Mustafa Kemal gibi Osmanlı hükümetinin gittiği yolu doğru bulmamış ve Milli Mücadele saflarına katılmak için Erzurum’a gelmiştir. O da Damat Ferit Hükümeti’nin tutuklanacaklar listesindedir. Mustafa Kemal o gece Mazhar Müfit’i yanına çağırır ve bir defter bir de kalem almasını rica eder. Söyleyeceklerini iyi kaydetmesini ve bu sayfayı ikisi, bir de özel kalemi hariç kimseyle paylaşmamasını ister. Bu tembihin ardından Mustafa Kemal Paşa dikte etmeye başlar: “Yaz Mazhar, zaferden sonra idare biçimi Cumhuriyet olacak!” Mustafa Kemal Paşa ne yenilmişlik duygusunun ne tutuklama emrinin ne de ertesi gün olacakların derdindedir. Mustafa Kemal Paşa onu yakın bir zamanda Atatürk yapacak hikâyenin hayalindedir. O gece Mustafa Kemal Mazhar Müfit’e hayalindeki ülkeyi anlatır. Madde madde... Mazhar Müfit biraz da Mustafa Kemal Paşa’dan yaşça büyük olmasından dolayı sabah ışıklarıyla birlikte kalemi defteri bırakır ve Paşa’ya dönerek “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!” der. Mazhar Müfit’in o gün yazarken inanmadığı, hayalcilik olarak addettiği liste çok değil birkaç yıl sonra tek tek hayata geçer... Yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa sonradan Kansu soyadını alacak olan Mazhar Müfit’i Meclis’in önünde görür ve gülerek sorar: “Bakıyor musun bizim listeye?” Yüzyılın hayallerini kuracak formül Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, çevreden iç ve dış barışa bir dizi alanda yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Bizi buradan ileriye götürecek yol haritasını aramamız gereken yer Mustafa Kemal’in yaptıklarının ardında yatan “hayalci” tarafındadır. Onun bu devrimci yanını görmek için benim en iyi bildiğim alan olan eğitimden bir örnek vermek istiyorum, zira bizim bu çağda ileri gitmek için ihtiyaç duyduğumuz devrimci yöntemi en iyi göreceğimiz alanlardan biridir. Köy Enstitüleri nasıl ortaya çıktı? Mustafa Kemal yoksul ve yenik düşmüş bir imparatorluğun üzerine yeni bir devlet kurmak için ihtiyaç duyduğu temel kaynağın insan olduğunu daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce biliyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı devam ederken, Orta Asya’dan beri atalarımızın demokratik problem çözme yöntemi olan “şûra” mekanizmasını ilk olarak eğitim için hayata geçirir. Bu amaç doğrultusunda 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan ilk eğitim şûrası olan Maarif Kongresi’nin açılışını bizzat yapar. Aralarında Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü gibi devrin öncü aydınlarının da bulunduğu isimlerin katılımıyla yapılan şûrada ilkokuldan üniversiteye, okul inşaatından öğretmen eğitimine dair temel sorunlar masaya yatırılır. Şûrada alınan kararlar sonraki dönemin yol haritasını oluşturur. Genç Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en büyük sıkıntısı toplumun yalnızca yüzde 5’inin okuryazar olması ve nüfusun yüzde 80’inin köylerde tamamen eğitim sistemi dışında yaşamasıdır. Köylerde yaşayan nüfusu eğitmeden Cumhuriyet’in hiçbir sorununu aşamayacağını gören Mustafa Kemal, o dönem tüm dünyada “ilerici eğitim” denince akla gelen ilk isim olan Amerikalı eğitim kuramcısı, psikolog John Dewey’yi Ankara’ya çağırır. Dewey o yıllarda Eski Yunan ve Roma geleneğinden esinlenen kitabında “yaparak öğrenme modeli”ni savunur. Dewey’ye göre okullar bu amaca hizmet ettiği ölçüde başarılı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından yalnızca birkaç ay sonra Dewey, İstanbul, İzmir ve Bursa’ya yaptığı ziyaretlerin ardından Ankara’ya gelir ve orada iki ay kalarak detaylı bir reform öneri paketi hazırlar. Dewey’nin temel tezi, Türkiye’de kurulacak olan okulların ilerici bir mantıkla, halkın gerçek ihtiyaçlarının gözetilerek tasarlanmasıdır. Eğitim şûrası ve Dewey’nin raporuyla başlayan süreç, leyli meccani okuyarak öğretmen olan İsmail Hakkı Tonguç’un inatçılığı ve Hasan Âli Yücel’in modern vizyonuyla birleşince ortaya Köy Enstitüleri dediğimiz bir mucize çıkar. O mucize sayesinde sekiz yıl gibi kısa bir zamanda, 15 bine yakın köy çocuğu İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yokluğa rağmen öğretmen olmayı başarır. O öğretmenler tüm Anadolu’ya yayılarak gittikleri her köye Cumhuriyet’in ışığını taşırlar. O ışık sayesinde aralarında benim de olduğum yüz binlerce çocuk köylerden çıkıp şehirlerde yüksekokula gider. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ilk yüzyıldan alacağımız birinci ders, bizim bu çağa yakışan yeni hayaller kurmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Bayramımız kutlu olsun, hayallerimiz eksik olmasın!
devamını görProf. Dr. Selçuk ŞİRİN
İçimde bir coşku, sevinç var. Bayraklarımı görüyorum her yerde. Bunun adı Cumhuriyet ben bir Cumhuriyet çocuğuyum. Atatürk'le doğdum büyüdüm, Atatürk aşkıyla. Bize bu topraklarda, vatanımız dediğimiz Türkiye coğrafyasında yaşamamızı, ulus olmamızı sağlayan Mustafa Kemal'e minnet duygularımı kelimelerle ifade etmem yetersiz kalır. Daha güzel günlerde, daha da güzel yasamak en doğal hakkın ülkemin güzel insanları... Cumhuriyet'i ilelebet korumak, ülkemizi medeni ülkeler seviyesine getirmek en büyük arzumdur. Ne mutlu Türküm diyene...
devamını görGüzin Fatma PİŞKİN
Bir Cumhuriyet kadınıyım ve Türk kadını olarak Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet ülkesinde yaşamaktan onur duyuyorum. Cumhuriyet demek bağımsızlık demektir. Biz ve bizden sonraki nesiller olarak ülkemize sahip çıkmak, Atatürk ve silah arkadaşlarına, Türk halkına borcumuzdur.
devamını görFigen TERZİ
