ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Gözümün nuru Cumhuriyet, Bir asırlık varlığının yaklaşık çeyrek asırlık kısmında varım. Sahip olduğum özgürlük canım Atatürk ve silah arkadaşlarının bizler uğruna yapmış oldukları ve seni var etmeleriyle mümkün kılındı. Ben bir kadın olarak, Türk genci olarak borçluyum sana. Aldığım eğitimle, yaptığım işle, verdiğim oyla, seçilme hakkımla ve daha pek çok şey ile. Atatürk'ün emaneti olan seni koruyacak olan bizler, devam ettirecek olanlar bizden sonraki nesillerdir. Varlığını, tüm yok etmek isteyenlere inat, her daim hissettireceğime, sana inanmaktan asla vaz geçmeyeceğime ant içerim. Hep var ol Cumhuriyet. Nice 100'lü yıllara..

    devamını gör
    Serap KÖSE
  • Türkiye Cumhuriyet'ine bir Laz kızı olarak Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmüş büyük dedem Demirci Ahmet ve arkadaşlarının üstüne yemin ederim ki ömrüm boyunca Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve inkılaplarına sadık kalacağım. Ayrıca Türkiye Cumhuriyet olarak ilelebet payidar kalacaktır. Ne mutlu Türküm diyene!

    devamını gör
    Burcu KAYA
  • Bir hayalim var benim. 100 yıl önce tohumu atılan gencecik bir hayal bu. Bir yıkımdan cesur bir millet, yeni bir vatan ve umut çıkartan bir hayal… Aydınlık Cumhuriyet hayali. Vatandaşlarının güven ve refah içinde onurlu bir yaşam sürdükleri bir hayal. Gençlerin ve çocukların kaygı, baskı, tehdit altında kalmadan kendilerini gerçekleştirebildikleri bir hayal… Kadınların can korkusu olmadan diledikleri gibi, özgürce yaşadıkları bir ülkenin hayali… Bir hayalim var. Bu topraklarda gerçek adalet ve eşitlik yeniden tesis edilecek. Bir hayalim var. Hiçbir yurttaş düşünceleri, sözleri, barışçıl eylemleri nedeniyle suçlu ilan edilmeyecek. Bir hayalim var. Kadınlar sokakta, evde, okulda, işte ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyecek, öldürülme ve saldırı tehdidi altında yaşamayacak. Bir hayalim var. Çocuklar geceleri aç yatmayacak. Devlet çocukların birincil koruyucusu olacak. Bir hayalim var. Eğitimli, yetenekli, fikri hür, vicdani hür gençler liyakat sistemi içinde hak ettikleri yerlere kavuşacak. Cehaletin krallığı son bulacak. Bir hayalim var. Kimse inançları ya da inançsızlığı nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Bir hayalim var. Etnik köken, dil, din, ırk, mezhep ayrımı olmaksızın herkes ama herkes onuruyla ve korkusuzca yaşayacak. Bir hayalim var. Hiçbir zümre, makam ve görevli, Anayasa’nın üstünde olmayacak. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve laiklik ilkelerinden oluşan devlet sadece halkın yararına çalışacak. Bir hayalim var. İkinci yüzyılında ülkenin rotasını dini dogmalar değil, akıl, çağdaşlık ve iyi niyet belirleyecek. Bir hayalim var. Türkiye dünyada tek adamlarıyla değil, sanatçıları, edebiyatçıları, bilim insanları ve sporcularının başarılarıyla tanınacak. Bir hayalim var. Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege kıyılarından Ağrı Dağı’na uzanan barış, istikrar ve dostluk ağı kurulacak. Bir hayalim var. Hurafelerin yerini bilim, nefretin yerini saygı, çaresizliğin yerini umut alacak. Bir hayalim var… Yüzyıl önce koşulların imkansızlığına, engellerin muazzamlığına karşın büyük bir eser yaratan Atatürk ve silah arkadaşlarının cesareti ve tutkusunu şimdi içimizde bulacağız. Yol ayrımındaki Cumhuriyet’in biz evlatlarına hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan kudret ise memlekete duyduğumuz vazgeçilmez aşkta.

    devamını gör
    Elçin POYRAZLAR
  • “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” “Çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan” diye başlayan o şahane marşı ne çok severiz. Ama ben “Müjdeler var yurdumun toprağına taşına” diye başlayan 50. Yıl Marşı’nı ayrı bir severim. Belki 50. yılda çocuk olduğum ve 50. Yıl’daki kutlama coşkusunun tanığı olduğum için; yalnızca tanığı da değil kutlamada görevim de olduğu için. Haftalar öncesinden öğretmenlerimiz Cumhuriyet 50. Yıl rontunu hazırlamak üzere eşit sayıda kız ve erkek öğrenciyi belirleyip boylarına göre eşleştirdiler. Şehirdeki müzik ve beden eğitimi öğretmenleri de ortak çalışarak bir koreografi belirledi. Ben de o öğrencilerden biriydim. Başladık çalışmalara. Tabii kıyafetler de dikildi. Teyzem terziydi zaten, evde diktik benimkini. Kızlar üçe bölünmüştü; yeşil, mavi ve pembe kumaşlardan volanlı eteklerimiz ve yeleklerimiz vardı, kenarları sutaşlarıyla işliydi. Benimki yeşildi. Beyaz da bluzlar giyecektik. Erkekler ise siyah takım giyecekti. Günlerce büyük bir heyecanla hazırlanıp, 15-20 dakikalık rontumuzu sunduk. Burdurlular alkışlarla şahane bir ilgi göstermişti rontumuza. Burdur’da 1973 yılı, 29 Ekim’inde Gazi İlkokulu’nda Cumhuriyetimizin 50. Yılı’nı coşkuyla kutladık. Ben 50. Yıl Marşı’nın “toprağına taşına” müjdesine neşelenirdim; “kurduna kuşuna” diye de ilave ederim içimden. Ama en çok “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” dizelerini severim. Çünkü “özgürlük” ve “insanca varlıktır” Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan. Bugün bilirim ki bizler Anadolu’nun küçük bir ilinde o gün ront yaparken, ülkenin başka yerlerinde 50 yıla gelene dek, insan yapımı ne acılar, felaketler yaşanmıştır. Ve o günden bugüne gelene dek, 50 yılda daha ne acılar yaşanacak ve yaşatılacaktır. Bu yüzden Cumhuriyet’in ikinci asrına girerken, özgür bir ülke için canlarını veren isimsiz ve isimli kahramanlara borcumuz, insan yapımı felaketlerle artık Cumhuriyet’imize söz söyletmemek, halel getirtmemektir. Geçmişe borcumuz, gelecek kuşaklara teminatımızdır. Cumhuriyet herkes için, tıpkı 9 yaşındaki bir kızın rengârenk hatırası kadar huzurlu ve neşeli olmalıdır. Dizenin devamındaki gibi, Cumhuriyet Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan sapmamaktır.

    devamını gör
    Melda ONUR
  • Kadim dostum, Bir zeytin ağacının gövdesine sırtımı yaslamış, sana bu mektubu yazıyorum. Mektubum eline geçtiğinde bana sitem edeceksin biliyorum, hatta “Gittiğinden beri neden iki satır yazmadın, şimdi mi aklına geldik Emin Efendi?” dediğini duyar gibiyim. Sana yazacağıma dair söz verdiğim halde aylarca habersiz bıraktığım için mahcubiyet içerisindeyim. Yaşadıklarımızı anlatınca bana hak verecek, “Neler yaşamışsın vre!” diyeceksin. Belki de bizim kafilemizle gelmek istemeyip geride kaldığın için sevinç duyacaksın. Seninle vedalaştığımız o gece bana son kez bakışın gözümün önünde. Uzak diyarlarda hayata tutunmaya çalışırken Midilli İdadisi’ndeki anılarımızı düşündüm durdum. Sen aşkını tercih ettin, biz ise yeni kurulan bir ülkenin aşkını. Görüyorsun ya, her birimiz aşkın farklı hallerini tercih ettik. Savaşa, zulme dayanamayıp topraklarımızdan kaçmak zorunda kaldığımız o gece, Midilli Limanı’ndan kalkacak gemiye vardığımızda içler acısı bir sahneyle karşılaştık. Neredeyse bütün ada halkı (sen hariç), onları yeni vatanlarına götürecek bu gemiye akın etmişti. İnsanlar güvertede bir ağa takılıp çırpınan balıklar gibiydi. Validem “Beş çocukla bu gemiye nasıl sığarız?” derken babamı tanıyan bir sandalcı yanımıza yaklaştı. “Arif Ağam, bu gemi karşı kıyıya gitmeyecek, ırak bir limana götürüp bırakacak insanları, isterseniz ben iki çeyrekliğe sizi sandalımla karşı yakaya geçiririm” dedi. Babam bir an bile düşünmeden kabul etti. O gece sabaha kadar epey sarsıntılı, dalgalı, meşakkatli bir yolculuk yaptık. İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? Ege Denizi’nin en tekinsiz haline şahit oldum. Sabaha karşı sular duruldu, gökyüzü sancılandı, bin bir renge büründü. Göğü ilk kez böyle yamalı bir kumaş gibi görüyordum. Turuncular pembeler, alacalı maviler, morlar birbirine karıştı. En nihayetinde gün ışıdığında ise karşımızda tüm heybetiyle Kaz Dağları duruyordu. Yeni vatanımıza güneş doğmuştu. Sandaldan indiğimizde Edremit’e varana kadar zeytinliklerin içinden yürüdük, gece olunca camilerde uyuduk. Fırınlar terk edilmiş, köyler ateşe verilmiş, evler kullanılamaz ve harap haldeydi. Girit’ten, Selanik’ten bizden evvel gelmiş ailelerle birbirimize kenetlendik, başımızı sokacak bir yer ve biraz erzak bulduk. Savaşın uğursuz sesi ve insanın ruhuna sirayet eden karanlığı kol geziyordu. Gecelerce bilinmezliğin içinde bekledik. Derken Ayvalık Cephesi’nde savaşmak üzere askere alındım. Yunan ve İtalyan bölüklerine mağlup olduk. Hayatta kalmak için esarete razı geldim. Yunan Komutan Vassili’nin askerleri beni Edremit İlkokulu’nun bodrumuna hapsetti. Günlerce o karanlık ve izbe bodrumda ölmeyi bekledim. Mahalli efeler ve milis güçlerin planları sayesinde esaretten kurtuldum. Behemehal milli cemiyet kurulma çağrısının yapıldığı Edremit mitingine katıldım. Gündüzleri Milli Cemiyet’le, geceleri efelerle planlar yapıyordum. Kalbimizde sadece tek bir umut vardı. Yeni bir ülke kurulacak, Cumhuriyet ilan edilecek. Düşman işgalinden kurtulacağız. Bundan birkaç ay önce Gazi Paşa Cumhuriyet’i ilan etti. Önce düşman işgalinden kurtulmamız, ardından da yeni bir hükümet. Halkı aldı bir sevinç, kahramanlık türküleri, destanlar, marşlar, şenlik ateşleri… Hepimiz yeni kurulan Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasını diledik. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu, Midilli’de arsa ve evlerimiz için mal beyanatı yapabildik. Böylece oradaki mallarımıza karşılık burada ev ve zeytinlik aldık. Evleri, camileri, limanları yeniden inşa etmeye başladık. Devlet henüz emekleme evresinde bir bebek gibi taptaze. Kadın ve erkeğe eşit haklar sağlanacak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilecekmiş. Latin alfabesi kabul edilecek, kılık kıyafet devrimi yapılacakmış. Yeni okullar, yeni devlet kurumları açılacakmış. Ve hepimizin bir soyadı olacakmış. Herkes sokaklara taşmış, coşkuyla bekliyor. Ben de yeni kurulan cumhuriyetimize hizmet etme kararı aldım ve Maliye memurluğu sınavlarına başvurdum. Eğer bu mektubum eline geçerse lütfen geciktirmeden bana yaz. Dilerim bir gün yeniden kavuşabilir ve sırtımızı aynı zeytin ağacına yaslarken seninle eski günlerdeki gibi sohbet edebiliriz. Baki dostluk ve selam ile, gözlerinden öperim. Emin. (Gitme Gül Yanakların Solar romanımda anlattığım ve Cumhuriyet’in ilanının gerçek tanığı olan büyükdedem Emin Efendi’nin mektubudur. Belki hayal ürünüdür, belki de değil.)

    devamını gör
    İrem UZUNHASANOĞLU
  • Sevgili Cumhuriyet, Bugün tam 100 yaşındasın.Kalbim kıpır kıpır içim coşkuyla dolu.Seni sonsuza dek yaşatabilmek için bizden sonraki nesillere ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar anlatıyoruz.İnanıyorum ki nice 100 yıllar göreceksin. Canım ATAM , bugün bu topraklarda özgür, ayakları yere basan, kendi fikirlerini korkmadan ifade edebilen bir kadın olarak yaşayabiliyorsam, hepsi senin sayende. Sana sonsuz minnet ve saygılarımı sunuyorum. Daima izinde yaşayacağıma ve seni yaşatacağıma söz veriyorum. Nice 100 yılları hep birlikte coşkuyla kutlayacağız. YAŞASIN CUMHURİYET...

    devamını gör
    Gülsemin AKMAN
  • Canım Cumhuriyetim seni her 100 yılında kutlucaz canım Cumhuriyetim sen bize Atamızdan armağansın. Bayrağımız hep dalgalansın göklerde. Neşeyle cöşkuyla kutlarız seni her sene. Seni seviyorum canım . Cumhuriyetim.

    devamını gör
    Beril ÖZALP
  • Sevgili Cumhuriyet, Sen 100 yaşındasın, ben 55. Yaşamımın 50 yılında her yıl Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere armağanı olarak seni kutladım. Umuyorum gelecek yüzyıllarda da kutlanmaya devam edeceksin. Bir Cumhuriyet çocuğu, genci, kadını olarak, seninle hep gurur duydum, varlığın olmasaydı biz bugün biz olmazdık. Seni anlamayanlar, değerini bilmeyenler de kendileri olamazlardı. Dünya var olduğu sürece var olmanı diliyorum. İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

    devamını gör
    Şebnem Önal Hoşkara
  • Bu mektubu yalnızca Cumhuriyet'e değil, binbir emeklerle kuran sevgili Ata'm için de yazıyorum. Bizlere sevgiyi, saygıyı, birliği, dirliği, vatana, millete, kadınlara, çocuklara değer vermeyi öğreten; ve en çok da ulusuna kaliteli bir yaşam sunan, verdiği tüm değerlere ulus çapında özel günler hediye eden okyanus gözlü canım Ata'ma bir teşekkürü borç bilirim... Yine Ata'mın kurduğu Cumhuriyetinde, çocuk seslerinin neşeyle yankılandığı, kendilerine ait özel bir gün bahşedildiği muazzam günlerden birisi bu gün 23 Nisan. Tıpkı onun sevdiği gibi şimdi onun çocukları onun ülkesinin her yerini gökkuşağına çevirdi, her yeri cıvıl cıvıl ve her yerde çocuklarının sesleri kuşların şarkılarına karışıyor... Ata'ya minnettarlıklarını ona özel müsamereler hazırlayarak, onu en güzel şekilde; özlemle anarak kutluyorlar... Namı, statüsü, yaptığı herşeyi tüm dünyanın kıskandığı mavi gözlü devim canım ATA'M... İzinden gittiğimiz ayak izlerimizin silinmesine asla izin vermeyecek ve milletimizin birliğini bozmaya çalışanlara ise Türk milleti olarak asla izin vermeyeceğiz... Her kurduğun günlerde yine, yeniden seni saygı, özlem ve hasretle anacak, sana olan sevgimiz daha da daha da katlanarak artacak... Ruhun şâd olsun canım ATA'M. Kabrin nurla dolsun. Ruhun hep rahat olsun çünkü senin de dediğin gibi; Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır! Çocukların senin nasihatlarını hep dinleyecek ve sözlerini tutacaktır. Yaşasın CUMHURİYET! Yaşasın ülkem! Ne mutlu TÜRK'ÜM diyene!...

    devamını gör
    Gözde KARADAĞ