
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm aziz şehitlerimizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. İyi ki bu vatanı bizlere yurt yapmışsınız. Türk olmaktan her zaman büyük ve onur duyuyorum. Ecdadımı ve atamı biliyorum. Bugün bu topraklarda rahat ve huzurlu bir şekilde yaşıyorsak bunu sizlere borçluyuz. Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır sözünü şiar edinmiş bir Türk milliyetçisi olarak Cumhuriyetimize ilelebet sahip çıkacağız. Ne Mutlu Türküm Diyene!
devamını görBilge YAMAN
100. Yılında Cumhuriyet’e sevgiyle, Yine bir sonbahar günü... Yine ağaçlar yapraklarını döküyor, ağaçlar yalnızlıkla sınanıyor, karıncalar yuvalarına çekiliyor, kuşlar göç yoluna düşüyor. Tıpkı 1923 sonbaharı gibi... Sonbahar bugün özgürce dalgalanan demokrasi bayrağının gölgesinde "merhaba" diyor ancak. Çocuklar güvenle uyuyor yuvalarında varlığınla. 2023 bir başka yaşanıyor ülkem sınırlarında... Cumhuriyet... Ata'mdan miras bırakılan en önemli emanet... Yüzler seninle gülüyor, hayat seninle mutlulukla yol alıyor, çiçekler seninle gülümsüyor... "Egemen, millet" diyor... Ülkemin ismi “Türkiye Cumhuriyeti” olduğundan beri kararlılıkla istikametini, istikbalini sürdürüyor. İlelebet sürdürecek. 1923’te tutuşturulan meşale nesilden nesle, elden ele, yürekten yüreğe taşınarak, asil geçmişini yaşatarak, varlığını sürdürecek... Cumhuriyet! 100 yaşındasın! Milletimin ufukta beklediği baharların öncüsü daima sen olacaksın. Milletimin iftiharı, onuru, gururu... İyi ki varsın Cumhuriyet!
devamını görİlknur İŞCAN KAYA
Yeni yüzyıla umutla başlıyoruz. Bizi ikinci yüzyılımıza taşıyan Mustafa Kemal Atatürk ve onun ülküsünde birleşenlere selam olsun, hepsine minnettarız. Umarım bizler de üstümüze düşen görevleri başarıyla yapıp bu emaneti nice nesillere aktarırız. Her zaman devrimci ve ilerici olmak zorundayız.
devamını görProf. Dr. Refik TANAKOL
Atam, Cumhuriyetin 100. yılına erişebilen genç bir Türk kadını olarak sana minnettarım. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görÖzlem Sarıhan ÖZVERİ
Cumhuriyet hayal kurmak, kurabilmek demek. Tarihin, coğrafyanın, hayatın, kaderin hırpalaya hırpalaya, döve döve ittiği o en dip anda bile. O en dip anda bile en zirveye göz dikmek, dikebilmek demek. Paramparça iken bütün olmayı. İç çelişkilerle, çatışmalarla dolu iken huzurlu olmayı. Güçsüz iken güçlü. Fakir iken zengin. Çirkin iken güzel. Cumhuriyet o en karanlık anda Tanrılardan ateşi çalmayı düşünmek demek, düşünebilmek. Sırtta taşınan o yükler, ayaklara dolanan, bütün bedeni saran o ağlar, bileklere takılan o zincirler, her uzvu kıran o kısıtlar ve ufuklara uzanan o engeller sanki hiç yoklarmış gibi davranmak, davranabilmek demek. Kulaklara fısıldananlara, olamaz, yapılamaz, harcın değil, demelere aldırmamak, takılmamak ve yoluna devam etmek demek. Hatta şaşırmak demek. Sırta yük vuranlara, ağ atanlara, zincir vuranlara, kısıtlar koyanlara, engeller yaratanlara. Bunlarla yoldan döndürmeyi hayal etmelerine şaşırmak. Cumhuriyet tarihe, coğrafyaya, hayata kadere rağmen hayal kurmak, kurabilmek demek. Bir çocuğun saflığı ile hayal kurabilmek. Sonra kanı deli akan bir genç gibi hırsla, kararlılıkla, inançla yola koyulmak demek. Cumhuriyet saf inat demek. İnatla yapmaya çabalamak. Dizlerde derman kalmayıncaya kadar çabalamak. O hiç sonu gelmeyen yolda yenilgilere doymamak demek. Her çabalamada, her denemede başarısız olmak demek. Her çaba, her deneme sonrasında lanetlenmek. Cezalandırılmak demek. Hayal kırıklıklarında boğulmak. Bir bunalımdan çıkmak, diğerine girmek. Ama yine de akıllanmamak demek. Her yenilgiden sonra, her hayal kırıklığından, her bunalımdan, bir kez daha dermanını toplamak ve ayağa kalmak demek. Daha da bilenmiş olarak. Daha da güçlü bir hırsla. Daha da sarsılmaz bir inançla. Cumhuriyet tarihin, coğrafyanın, hayatın, kaderin kendine biçtiği yeri, hali kabul etmemek demek. Ona isyan etmek demek. O isyan ateşi ile yanmak demek. Cumhuriyet hayal kurmak demek. Kurabilmek. En zirveye göz dikmek demek ve ardında insanüstü bir inatla çabalamak demek.
devamını görBirol BAŞKAN
Cumhuriyet'in 50. yılında doğmuşum. Onun 100. yılını görmek çocukluk hayallerimden biriydi. Sorunlar yok mu, yığınla var. Hem yurtiçinde hem de çevremizde. Dünya son 50 yılda maalesef daha iyi bir yer olmadı. Ama Selanikli bir yetimin kurduğu, bu sayede bugün Rizeli bir kıyı kaptanının oğlunun liderlik ettiği Cumhuriyet hâlâ dimdik ayakta. Onun temelindeki değerler her sınavdan gururla çıkıyor. 1923'te ne doğru bir iş yapıldığını tarihin algoritması gösteriyor bize... Çok yaşa Cumhuriyet. 150. yılda görüşmek üzere!
devamını görTuna KİREMİTÇİ
Bu yıl Cumhuriyet’in tam 100’üncü yılını kutluyoruz. 100 yıl söylerken kolay olsa da, sağlam kafayla düşününce çok büyülü… Kim demiş hayaller gerçekleşmez diye? Yaşımız ne kadarına yeterse yetsin bizler, tam 100 yıldır Atatürk’ün kurduğu ve adına Cumhuriyet dediği bir hayalin içinde yaşıyoruz. Bu hayal o kadar büyük ve din, dil, ırk gözetmeksizin o kadar kapsayıcı ki… Vatan kuruluyor; halk yönetimde söz sahibi oluyor, herkese eşit seçme ve seçilme hakkı veriliyor. Kadınlara okumaları, üretmeleri, kendi olabilmeleri için destek veriliyor. Cumhuriyet bu nedenle sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir kadın devrimi bence; kadınlara getirdiği özgürlükçü bakış açısıyla, yenilikleriyle, onları el üstünde tutmasıyla dikkat çeken bir yaşam biçimi. Savaşmayı reddeden, "Öldürenlere karşı ölmemek için savaşmalıyız" düşüncesindeki Türklerin atası Atatürk’ü bol bol anacağımız nice senelerimiz olsun. 100 yıllık Türkiye Cumhuriyet gelecek nesillerin gücüyle de hep var olsun!
devamını görAslı ÖRNEK
Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olay 1919’da Erzurum’da yaşanır Kendinizi onun yerine koymayı deneyin. Ömrünüz savaş meydanlarında geçmiş. Ait olduğunuz ordu her girdiği savaştan yenilgiyle çıkmış. Ülkenizin haritası her baktığınızda küçülmüş… Vatanın dört yanı işgal altında. İngiliz İmparatorluğu Dersaadet’te… İstanbul hükümetinin işbirlikçi bu tutumunu gören Mustafa Kemal, direniş bayrağını açmak için Samsun’a çıkar. Eski bir otomobille Anadolu’yu dolaşmakta, hayaline ortak aramaktadır. Mustafa Kemal’in niyetini gören İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti onu azleder ve hakkında yakalama kararı çıkartır. Paşa artık bir sivildir. Onu Erzurum’da karşılayacak olan ve ülkedeki en donanımlı orduya sahip olan Doğu Komutanı Kâzım Karabekir acaba Mustafa Kemal’in safına mı katılacak, yoksa onu tutuklayıp İstanbul’a mı gönderecek henüz net değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olaylardan biri 1919 yılında işte böyle bir ahval ve şerait içinde Erzurum’da yaşanır. Kimi kaynaklara göre 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı evde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit de vardır. Mazhar Müfit tıpkı Mustafa Kemal gibi Osmanlı hükümetinin gittiği yolu doğru bulmamış ve Milli Mücadele saflarına katılmak için Erzurum’a gelmiştir. O da Damat Ferit Hükümeti’nin tutuklanacaklar listesindedir. Mustafa Kemal o gece Mazhar Müfit’i yanına çağırır ve bir defter bir de kalem almasını rica eder. Söyleyeceklerini iyi kaydetmesini ve bu sayfayı ikisi, bir de özel kalemi hariç kimseyle paylaşmamasını ister. Bu tembihin ardından Mustafa Kemal Paşa dikte etmeye başlar: “Yaz Mazhar, zaferden sonra idare biçimi Cumhuriyet olacak!” Mustafa Kemal Paşa ne yenilmişlik duygusunun ne tutuklama emrinin ne de ertesi gün olacakların derdindedir. Mustafa Kemal Paşa onu yakın bir zamanda Atatürk yapacak hikâyenin hayalindedir. O gece Mustafa Kemal Mazhar Müfit’e hayalindeki ülkeyi anlatır. Madde madde... Mazhar Müfit biraz da Mustafa Kemal Paşa’dan yaşça büyük olmasından dolayı sabah ışıklarıyla birlikte kalemi defteri bırakır ve Paşa’ya dönerek “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!” der. Mazhar Müfit’in o gün yazarken inanmadığı, hayalcilik olarak addettiği liste çok değil birkaç yıl sonra tek tek hayata geçer... Yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa sonradan Kansu soyadını alacak olan Mazhar Müfit’i Meclis’in önünde görür ve gülerek sorar: “Bakıyor musun bizim listeye?” Yüzyılın hayallerini kuracak formül Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, çevreden iç ve dış barışa bir dizi alanda yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Bizi buradan ileriye götürecek yol haritasını aramamız gereken yer Mustafa Kemal’in yaptıklarının ardında yatan “hayalci” tarafındadır. Onun bu devrimci yanını görmek için benim en iyi bildiğim alan olan eğitimden bir örnek vermek istiyorum, zira bizim bu çağda ileri gitmek için ihtiyaç duyduğumuz devrimci yöntemi en iyi göreceğimiz alanlardan biridir. Köy Enstitüleri nasıl ortaya çıktı? Mustafa Kemal yoksul ve yenik düşmüş bir imparatorluğun üzerine yeni bir devlet kurmak için ihtiyaç duyduğu temel kaynağın insan olduğunu daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce biliyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı devam ederken, Orta Asya’dan beri atalarımızın demokratik problem çözme yöntemi olan “şûra” mekanizmasını ilk olarak eğitim için hayata geçirir. Bu amaç doğrultusunda 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan ilk eğitim şûrası olan Maarif Kongresi’nin açılışını bizzat yapar. Aralarında Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü gibi devrin öncü aydınlarının da bulunduğu isimlerin katılımıyla yapılan şûrada ilkokuldan üniversiteye, okul inşaatından öğretmen eğitimine dair temel sorunlar masaya yatırılır. Şûrada alınan kararlar sonraki dönemin yol haritasını oluşturur. Genç Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en büyük sıkıntısı toplumun yalnızca yüzde 5’inin okuryazar olması ve nüfusun yüzde 80’inin köylerde tamamen eğitim sistemi dışında yaşamasıdır. Köylerde yaşayan nüfusu eğitmeden Cumhuriyet’in hiçbir sorununu aşamayacağını gören Mustafa Kemal, o dönem tüm dünyada “ilerici eğitim” denince akla gelen ilk isim olan Amerikalı eğitim kuramcısı, psikolog John Dewey’yi Ankara’ya çağırır. Dewey o yıllarda Eski Yunan ve Roma geleneğinden esinlenen kitabında “yaparak öğrenme modeli”ni savunur. Dewey’ye göre okullar bu amaca hizmet ettiği ölçüde başarılı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından yalnızca birkaç ay sonra Dewey, İstanbul, İzmir ve Bursa’ya yaptığı ziyaretlerin ardından Ankara’ya gelir ve orada iki ay kalarak detaylı bir reform öneri paketi hazırlar. Dewey’nin temel tezi, Türkiye’de kurulacak olan okulların ilerici bir mantıkla, halkın gerçek ihtiyaçlarının gözetilerek tasarlanmasıdır. Eğitim şûrası ve Dewey’nin raporuyla başlayan süreç, leyli meccani okuyarak öğretmen olan İsmail Hakkı Tonguç’un inatçılığı ve Hasan Âli Yücel’in modern vizyonuyla birleşince ortaya Köy Enstitüleri dediğimiz bir mucize çıkar. O mucize sayesinde sekiz yıl gibi kısa bir zamanda, 15 bine yakın köy çocuğu İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yokluğa rağmen öğretmen olmayı başarır. O öğretmenler tüm Anadolu’ya yayılarak gittikleri her köye Cumhuriyet’in ışığını taşırlar. O ışık sayesinde aralarında benim de olduğum yüz binlerce çocuk köylerden çıkıp şehirlerde yüksekokula gider. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ilk yüzyıldan alacağımız birinci ders, bizim bu çağa yakışan yeni hayaller kurmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Bayramımız kutlu olsun, hayallerimiz eksik olmasın!
devamını görProf. Dr. Selçuk ŞİRİN
Şu an özgürce kadın işletmeci olarak işimi yapabiliyorsam, arabamı özgürce kullanıp özgürce tek başıma tatile çıkabiliyor, yemeğe gidebiliyorsam, Atam sayende. Cumhuriyet'in hak, hukuk, adalet, laiklik ilkeleriyle yönetildiği bir ülkede 100 yıldır Müslüman olarak yaşayabiliyorsam, Atam sayende. Sen rahat uyu Atam. Biz değerlerine çocuklarımızla torunlarımızla daha büyük bir güç olarak sahip çıkacağız.
devamını görGaye Münire GÜNGÖR
