
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Atam Bize bu güzel Cumhuriyeti bıraktığın için minnettarım. Kanımın son damlasına dek senin ve cumhuriyeti kurmayı sağlayan bütün atalarım için ilerleyeceğim. Canım Atam Bir dilek hakkım olsaydı eğer bütün kadınlar ve kız çocukları için sana sarılabilmeyi çok isterdim. Bize bu Ülke’de söz hakkı tanıdığın,istediğimiz mesleği seçmemizi,istediğimiz kıyafeti giyip özgürce dolaşmamızı sağladığın için sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Diğer ülkeleri gördükçe bize ne büyük miras bırakmışsın diyorum. Mirasına sahip çıkmaya çalışıyoruz. Vazgeçenler ve pes edenler oluyor, Ülkemiz o kadar kötü halde ki çareyi başka ülkeye gitmekte buluyorlar. Zor zamanlardan geçiyoruz. Sanma ki pes edeceğiz. Sen dememiş miydin bütün ümidim gençliktedir diye..Daima senin yolundan ilerleyeceğiz.
devamını görÖykü KÜÇÜKOBA
İlkokula başladığımızda mavi gözlü bir dev olan Atam, yıllar geçtikçe bilim oldu, akıl oldu, gökyüzünde ay-yıldız, denizde kulaçlardaki özgürlük, karada her sözcükteki dil oldu. Kadın onunla varlığını hissetti, çocuk gelecek olduğunu, gençlik devrimlerinin bekçisi olduğunu anladı. Çalışan, haksızlık karşısında konuşmayı, adalet ve eşitliğin önemini gördü. Köylü toprağın efendisi olduğunu kavradı. Atam bize dil oldu, yürek oldu, bayrak oldu, vatan oldu. Size söz; nice 100 yıllara, damarlarımızdaki asil kanla Cumhuriyet'e olan inançla el ele, gönül gönüle, sırt sırta yürüyeceğiz büyük Atam. Saygı, minnet ve Sizden öğrendiğimiz kararlılıkla....❤
devamını görHülya ÜSTÜN
İkinci Yüzyıla Mektuplar, Çocukluğum Bursa’da geçti. Sokaklarından geçen otomobilleri sayıp iddiaya girebildiğimiz, onlar geçmediği zaman da bütün caddede ip atlayıp, yakar top oynanabilen bir şehirdi Bursa. Şimdi galiba hiçbir sokağında trafik durmuyor ya da ip atlanamıyor. 1980 darbesi sonrası büyüyorduk. Bir şeylerin biraz iyileştiği hissi vardı ama bir de garip bir huzursuzluk. Sanki hayatımızda bollaşan, parlaklaşan her şeyin bir yerlerde acıyla ödenen bedelleri, yıkılan savrulan hayatlar... Fısıldaşan komşular, kaygılı anneler babalar. Büyüdük yine de ama. 30 yıllık gazetecilik, televizyon sunuculuğu ve muhabirlik kariyerim, sonra yaptığım işler, okuduğum okullar bana gösterdi ki, bu topraklar kendi evlatlarını çabuk harcıyor. Toprağın da günahı yok. Bizler harcıyoruz birbirimizi. Ülkenin en parlak kuşakları en az dört kere, orakla biçilir gibi biçilmişler, bir sağa savrulmuşlar, bir sola savrulmuşlar. Eğitimli, zeki, yaratıcı insanları siyasi kavgalar içinde darmadağın olmuş, yurtlarından ayrılmak, ekmeklerini başka şekilde kazanmak zorunda kalmışlar. Ben de işimi kaybedenlerdenim ama en azından hâlâ toprağımda olduğum için mutluyum. Bu Cumhuriyet’in bana verdiği cesaret ve aldığım eğitimle ekmeğimi kazanabileceğimi biliyorum. İşte tam da bu nedenle Atatürk’ü sevmek ve anlamak için 40’larınızı beklemeyin. Onun çocuk haliyle, bir başına, bir anne ve kız kardeşle, arkada bıraktığı birkaç ölmüş kardeş ve bir baba hatırası ile nasıl bir düş kurduğunu hissedin. O kurduysa bu düşü, bizi durduran nedir? Şam’dan Libya’ya, Çanakkale’den Sakarya’ya uzanan ve hep savaş gördüğü o hayatın içinde bile bir güzellik, zarafet, kültür, sanat, incelik aradıysa, o derin bozkırda büyük ve sağlıklı bir Cumhuriyet hayali kurduysa, bizi durduran nedir? Bugün için verdiğiniz kavgada bir durun ve sorun: Mustafa Kemal’in kurduğu düşü durduran nedir? Korkularımızla yüzleşelim ve ikinci yüzyılı çok daha cesur ve huzurlu kuralım. Bir şeyi de unutmayalım: Harika tüccar bir millet değiliz, olağanüstü sanatkâr ya da bilim insanı sayılmayız. Ama iki şeyi çok iyi yaparız. • Toprağımızı ekmek • Toprağımızı savunmak Bu iki iş üzerine dünyalar inşa edilir. Ekmek, şifalandırmak, doğayla canlanmak ve onu zarardan, kıyımdan, sadece savaş ve istila değil, yangından yıkımdan inşaattan korumak da savunmaktır. Huzurumuzu bulduğumuz o yaylalarda, denize baktığımız o kıyılarda; sessiz ama dopdolu o bozkırlarda, vadiler içinden akan o nehirlerdeyiz hepimiz. Düşümüz orada ve hâlâ çok canlı. Biz yorulduk ama Anadolu hâlâ çok genç ve çok canlı. Devletler için 100 yıl nedir ki? Tabiat için nedir ki? Biz ve genç Türkiye Cumhuriyeti daha yeni başlıyoruz. Şimdi daha çok çalışmaya devam edelim, o zaman.
devamını görAhu ÖZYURT
Seni çok özlüyoruz Atam.
devamını görÖznur ÇÖRDÜK
Ebediyetle taçlanan bir mirasın 100. yılına… Bağımsızlık, özgürlük, eşitlik… Tüm bunlara ancak kadınların da sahip olmasıyla muasır medeniyetler seviyesine yükseleceğimize inanan bir liderin ve silah arkadaşlarının verdiği mücadelenin 100. yılını gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Bugün; bir kadın, iş dünyasının bir üyesi, temsil ettiğim kurumun sıkı sıkıya tutunduğu değerlerin toplumdaki sözcülerinden biri olabildiysem bunun temeli 100 yıl önce bu topraklarda Halide Edip, Nene Hatun, Safiye Ali ve nicesiyle atıldı. Bu yüzden bir kadın olarak, bu büyük mirası korumanın ve daha da ileriye taşımanın sorumluluğunu hissediyorum. Cumhuriyetimiz, kadınlar için çağdaş ve eşit bir yaşamın kapılarını araladı. Toplumsal cinsiyet eşitliği için günümüze ışık tutan adımlar atıldı. Atatürk'ün önderliğinde seçme ve seçilme hakkı pek çok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınlarına verildi. Eğitimde, işte, siyasette, sosyal hayatta kadının var olduğu her alanda sesinin daha gür çıkması Cumhuriyet'in en büyük arzusuydu. Evet, Türk kadını güçlüdür, akıllıdır, mücadelecidir ancak ne yazık ki geride bıraktığımız yıllarda ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda gerçekleştirilen reformlar bazen sesimizi bastırdı, hatta bazen kazanılmış haklarımızda geriye sarmamıza yol açtı. Kullandığım bu ifadeler tek bir kadın için bile umutsuzluğa yol açmasın. Her ne kadar olumsuz süreçlerden geçsek de Cumhuriyet’in yeni yüzyılını kaygımıza rağmen; gururla, umutla, birliktelik duygusuyla karşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu Cumhuriyet, Anadolu’nun bir köyünde tarlada çalışan bir çocuğun doktor olma hayalini gerçekleştirecek kadar umut dolu; bir kız çocuğunun 300 tonluk uçağı uçurabilecek koşullara ulaşabildiği kadar gerçek. Bu yüzden 100 yıl önce imkânsızlıklar içinde kurulan bu Cumhuriyet'e olan sorumluluğumuzla, "Coğrafya kaderdir" demeyenlerin izinde, umutsuzluğu, cesaretsizliği, akıl ve bilimin dışında kalan tüm düşünceleri arkamızda bırakarak geleceğe bakıyoruz. Biz, 1952 yılında kurulan ve bugün 8 binden fazla çalışanıyla Türkiye’nin en köklü grup şirketlerinden biri olarak bir yarısı, diğer yarısı ile eşit haklara sahip olmayan toplumun ilerlemesinin mümkün olmayacağına inanıyoruz. Cumhuriyet'in yeni yüzyılında da Kadınların Cumhuriyeti’ne varmayı hedefliyor, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı bir kadın meselesi değil, demokrasi meselesi olarak görüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” İşte, yüzyıl önce teşhisi konulan bir hastalığı iyileştirmek bizim elimizde. Şimdi sırada geçmişin gücüyle, gelecek nesile olan borçluluğumuzla çalışmak, durmamak, hep ileriye uzanmak var. Geleceğin aydınlığıyla yeni yüzyılımızı parlatmanın tam zamanı… Nice aydınlık ve eşit yüzyıllara...
devamını görÜmit BOYNER
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin 100. yılına ulaşmanın heyecanı ve coşkusu ile birlikte "Cumhuriyet'e Mektuplar" adlı bu özel eserde yer almaktan mutluluk duyuyorum. Cumhuriyetimize olan derin sevgimizi, saygımızı ve bağlılığımızı aktarabildiğimiz imza niteliğindeki bu kitap için Doğan Kitap’a teşekkürlerimi sunuyorum. Atatürk'ün "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma" hedefini, sadece bir ideal olarak değil, aynı zamanda bize bıraktığı en kıymetli miras olarak görmek ve bu mirası sahiplenmek, onu korumak ve gelecek nesillere aktarmak en büyük gayemizdir. 1923'te başlayan bu yolculukta Cumhuriyet'in ilanı, bizlere bağımsızlık ve özgürlüğün yanı sıra, demokratik değerler, eşitlik ve adalet anlayışını da getirdi. Yalnızca coğrafi sınırlarımızı korumakla kalmadık, aynı zamanda bir ulus devlet olarak eğitimde, sanatta, bilimde ve ekonomide büyük atılımlar gerçekleştirdik. Atatürk’ün bize 100 yıl önce gösterdiği yol ve gerçekleştirdiği inkılaplar bugünümüze ve yarınımıza ışık tutmaya devam ediyor. Gelecek yeni neslin de bu yolun izinden giderek bizleri de geçeceğine ve çok başarılı işlere imza atacağına inancım sonsuzdur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün uluslararası arenada saygın ve güçlü bir Türkiye yaratma vizyonu, ortaya koyduğu kararlılık ve azmi; yaptığım işlerde zorluklara karşı yılmadan çalışmamı sağlayan en büyük itici güç oldu. 1978 yılında temellerini attığım Aksoy Holding, ülkemize sürekli değer yaratan, uluslararası alanda başarılı yatırımlar gerçekleştiren global bir şirket olma vizyonuyla çıktığı bu yolda; bugün çevik, dinamik ve yenilikçi yönetim anlayışımız ile ülke ekonomisine, çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza değer yaratmaya devam ediyoruz. Aksoy Holding olarak Cumhuriyet'in değerlerinin izinde çalışmalarımızı durmaksızın sürdürmeye devam edeceğiz. 100 yıllık geçmişimizden aldığımız güçle Cumhuriyetimizin temel değerlerini rehber edinerek, teknoloji, inovasyon, sürdürülebilirlik ve toplumsal eşitlik alanlarında kendimizi sürekli geliştirerek en iyiye ulaşmayı hedeflemeyi sürdüreceğiz. Sadece şirketlerimizin başarılarına değil, aynı zamanda toplumun genel refahına, bize bırakılmış ve bizlerden sonraki nesle bırakılacak olan bu benzersiz mirasa daha fazla katkı sağlamak adına hep birlikte hiç durmadan çalışmaya devam edeceğiz.
devamını görErdal AKSOY
Canım Atam, bu ülke sizin sayenizde. Cumhuriyet'in 100. Yılını kutladık. Çok teşekkür ederim size. Sizi görmedim ama sizi çok iyi tanıyorum ve çok seviyorum.
devamını görÖmer DEMİR
Ben Didem, şimdi 33 yaşındayım, kızım Ceren ve eşim İhsan'la yaşadık büyük onurla 100. Yılını Cumhuriyetin. Bize bu onuru yaşatan Mustafa Kemal Atatürk'e sevgilerimi ve saygılarımla teşekkür ediyorum. Bizi nelerden kurtardığını maalesef yakından izliyoruz bu aralar. Senin gibi düşünen, gören, seni aklında yaşatacak çocuklar yetiştirmeye çalışıyorum. İkinci yüzyılda daha çok gören, duyan, anlayan nesiller görmek için çabalıyorum. Hep aklımda ve kalbimde... Güzel kızım Ceren, şu an 6 yaşındasın ve bir sonraki yüzyıla kadar tam Cumhuriyeti yaşa diye çabalıyoruz babanla. Bu mektubu okuyacaklar daha mutlu bir dönemde yaşadığınızı düşünmek iyi geliyor. Cumhuriyeti gerçek anlamıyla yaşamış, yaşatmış ve gelecek nesillere bırakabilmişinizdir... Sevgilerle
devamını görDidem TOSYALIOĞLU
Çok yaşa Cumhuriyet. Bizler var oldukça sana sahip çıkacak Atatürk gençleri daima var olacak. Atamızın bize mirasını korumak Aziz Türk Milleti'nin namus ve şeref meselesidir. Nice Yüzyıllara...
devamını görMuhsin AVCI
