
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyet okula giden kız çocuğudur. Üretimde ve hayatın her alanında var olan kadındır. Eşitliktir. Cumhuriyet üretebilen fikirdir. Sokak ortasında tiyatro. Okul bahçesinde okunan bayrak şiiridir. Denemedir, makaledir. Eğitimdir, bilimdir. Özgürce yarınlara attığın adım, çıktığın basamaktır. Cumhuriyet hürriyettir. ''Ben milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme kabiliyetini, bir millî sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş bütün bir topluma uygulatmak mecburiyetinde idim'' diye özetlemişti Cumhuriyet'i... Ata'dan miras kalan milli sırrı meşale gibi gönlümde taşıyarak aşkla, gururla ve onurla... Hürriyetimizin 100. yılı kutlu olsun...
devamını görEbru GÜLER
Atam senin inandığın, emanet ettiğin Cumhuriyet 100.yaşında. Eminim bizi izliyor olacaksın. Bizimle omuz omuza, Cumhuriyet'in 100 yaşını kutlayacağız. Bizlere bıraktığın bu güzel vatanı, Cumhuriyetinin kıymetini her an daha iyi anlıyoruz. Gökyüzüne baktığımda, özgürce nefes aldığım için minnettarım canım Atam. Bir kadın olarak, eşitliği Cumhuriyet'le kazandığım için seni çok seviyorum. İyi ki varsın Atam. Sen rahat uyu. Cumhuriyet biz çocuklarına emanet.
devamını görDilek AYNA
Uğraştı, durmadan cephe cephe dolaştı, Biriyle değil cümlesiyle birden savaştı, Ardında duran büyük Türk milletine, En büyük ebedi eserini bıraktı. Esir olamaz dedi, ruhunda yok milletin, Savaşmazsak eğer sonu gelmez esaretin, Ya istiklal ya ölüm dedi, şiarı oldu herkesin, Erişti hayalini kurduğu o yüce devletin. Yüzyıl önce ne haldeydi bu millet, Atam çıktı meydana bitti sonunda zillet, Amacımız kurmaktı bağımsız bir devlet, Kuruldu sonunda büyük eser Cumhuriyet.
devamını görAhmet ÖZÇELİK
Atam bu ne güzel tesadüftür ki bugün biraz geç kalmış olsam da NUTUK okumaya başladım. Duygulanmamak elde değil. Hakkınız ödenmezmiş bir kez daha anladım. LALE DEVRİ NASIL BİTTİYSE SULALE DEVRİDE ÖYLE BİTECEK ATAM!
devamını görMusa ÇOBAN
Bir Ekim ayının 28. günüydü, o tarihi sözlerin herkese geleceğe dair umut aşıladığı gün. Bir dünya liderinin ağzından dökülmüştü o söz. Tarihin yan yana gelmiş en anlamlı dört kelimesi: Efendiler yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz .Böyle başladı yüzyıllar boyu sürecek bayramımız. Yediden yetmişe ırk, din, dil ayrım etmeksizin herkesin bayramıdır Cumhuriyet. Tam yüzyıl oldu ama hâlâ her yıl çocuklar gibi şen uyanıyoruz bayram sabahına ama biraz da buruk bir sevinç oluyor. Çünkü bize bu bayramı hediye eden Ata'mız ve silah arkadaşlarının özlemi hâlâ ilk günkü gibi taze ama yine de gururla kutluyoruz Cumhuriyetimizi. Ata'mızdan emanet aldığımız bu meşalenin ışığında, onun gösterdiği yolda yürüdüğümüzü bilmenin gururu var içimizde. Gözün arkada kalmasın Ata'm, bizler senin çocukların olarak senin yolundayız. Seni çok seviyor ve çok özlüyoruz. Seni göremedik belki ama senin fikirlerini, duygularını hissediyor ve anlıyoruz. Sevgi, hasret ve minnetle...
devamını görMehmet Emin BAYINDIR
Her ne kadar bugün takvimler 28 Aralık’ı gösterse de, bu kutlu günde diye başlamak istiyorum sözüme. Bu kutlu günde hissettiğim coşkuyu, sevinci, gururu anlatmaya harfler yetmezdi Atam. Bir asır geçti üzerinden, hâlâ aynı coşku üzerimizde. Özgürlükçü ruhun, vizyonun, Türkiye’yi ileriye taşıyan ilkelerin, bugün hâlâ o kadar önemli ve ilham verici ki. Senin önderliğindeki adımlar, eğitime verdiğin önem, kadın hakları konusundaki çabaların ve ülkenin her alanında yapmış olduğun devrimler, hâlâ büyük bir etki yaratmaya devam ediyor, edecek de. Sana olan sevgi ve hayranlığım, zamanın ötesine geçen bir duygu. Bize bıraktığın mirasa, değerlere; Cumhuriyetimize her daim sahip çıkacağıma söz veriyorum. Bu mektubu Atama, Türk milletine ve 100 yıllık Cumhuriyetimize adıyorum. 100. yılımız her daim kutlu olsun.
devamını görZeynep Özdemir
Merhaba ben Yusuf Aras Özyelkenci. 2.sınıfa gidiyorum. Cumhuriyetimizin 100.yılına girdiğini gördüğüm için çok heyecanlıyım. Keşke Atatürk'ü görebilseydim, Atatürk'ü çok seviyorum. Okulda tüm sınıflar 29 Ekim için etkinlikler yapıyor, biz de resim çizdik ve şiir yazdık. Bir de pencereleri süsledik. İyi ki Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Ona minnettarım. Saygılarımla.
devamını görYusuf Aras ÖZYELKENCİ
SEVGİLİ CUMHURİYET, Her şeyden önce resmiyetten uzak, “sevgi”yi içeren bir hitapla mektubuma başlamış olmamın yadırganmayacağını umuyorum. Eskiden olsa, mesela üniversiteli bir genç kadın olarak ben, yadırgardım bunu mutlaka. Ne de olsa Cumhuriyet 23 Nisanlarda okunan şiirler, 19 Mayıslarda söylenen marşlar, 1 Kasımlarda bir dakikalığına duruveren hayatlar, 29 Ekimlerde asılan bayraklardı. Çocukken aşkla kapıldığım, ergenlikten itibaren kaçındığım, bugünse devlete bağlılığın yüzyıl öncesine ait biçimsel dışavurumu olarak yorumladığım seremoniler. Oysa biçimsel olanın çok ötesinde, Fransızların ilk kez “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” olarak tarif ettiği vatandaşlık ilişkisiydi Cumhuriyet. Bugün ailemin kadınlarından başlayıp dedeme doğru giden kişisel hayatlarımızın tertibi, hayatın belki de ta kendisi…. Sevgili Cumhuriyet, sen ilan edildiğinde dedem on altı yaşındaymış. Bayramlarda ve okul tatillerinde Ankara’dan yola çıkıp sekiz saatlik otobüs yolculuğunun ardından elini öptüğümüz Ali Dedem. Okuma yazmayı askerde öğrenen dedem, içine doğduğu hayatla yetinmemiş, köyünden çıkıp nüfusuna kayıtlı olduğu ilçede esnaflık yapmaya başlamış bir adamdı. Çocukluğumun ilk sekiz yılını (kesik kesik de olsa) yanında geçirdiğim bu dedeyi ben bayramlarda avucumuza konan harçlıklarla, kesekâğıtlarındaki leblebi ve lokumlarla hatırlasam da onun belleğimdeki en canlı hali üniversiteyi kazandığıma sevindiğini gizlediği andır. Kız çocuklarının on beş yaşına gelmeden evlendirildiği ilçede, kızını, yani teyzemi önce liseyi bitirmesi, ardından da tıp okuması için büyük şehre gönderen ve sonrasında onun doktorluğuyla övünen dedem, çevresinde çocuklarını ilk okutan adam olarak bilinir. Üniversiteyi kazandığımı ziyaretine gittiğimiz o yaz öğrendiğinde, sevincini ve yaşaran gözlerini fötr şapkasının altına gizlemişti. Bugün biliyorum ki onun bu sevinci Cumhuriyet’le idare edilen bir ülkenin kazanımıydı. Çünkü çocuklarının başka ufuklara açılmasına engel olmaması, onlara destek olması kişiliğinden kaynaklansa da, bu kişiliği destekleyen, ona yön ve imkân veren yine kanunlardı. Kadını erkeğe, insanı insana eşit kılan, ülke vatandaşına seçme ve seçilme özgürlüğünü tanıyan Cumhuriyet kanunları. İşlettiği bakkal dükkânında şehirden getirdiği malları satarak çocuklarını okutan, bir kızının doktor, iki kızının memur, oğlunun öğretmen olmasıyla övünen dedem, kız torununun üniversiteyi kazandığını öğrendiği yıl hayata gözlerini yumdu. Onun sevincini altına gizlemeye çalıştığı o fötr şapka bana kaldı. İlginç olan şu ki: Dedemin Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte alışkanlık haline getirdiği bir şeydi şapka takmak ve ben bir üniversiteli olarak Cumhuriyet’i korumaya yönelik resmi kutlamalara, biçimsel söylevlere karşı dudak bükerken, aynı anda Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarında dedemin bu şapkasıyla dolaşıyordum. Yaşasın Cumhuriyet! Dedemin şapkası hâlâ bende.
devamını görMenekşe TOPRAK
Sevgili Cumhuriyet, Biliyorum ki bu topraklarda yaşayan herkesin cumhuriyeti farklı ancak “Sevgili” ile başlamayınca mektup yazmanın da bir anlamı olmuyor. O nedenle ben sana bendeki seni, kendi cumhuriyetimi anlatmak istiyorum. Benim için cumhuriyet, fırsat eşitliği ve özgürlük demek. Geleceğe dair hayal kurabilmek ve bu hayallerin altında ezilmemek demek. Gücün, güçlünün karşısında utanıp sıkılmadan hakkını arayabilmek, hak ettiğini alabilmek demek. El pençe divan durmamak demek cumhuriyet; onun yerine dans etmek… Kocandan dayak yememek, patrondan azar işitmemek, konuştuğun dil yüzünden dışlanmamak demek. Adaletin zamanında gelmesi, ilacın eczanede bulunması, gazetecinin dilediğini yazması demek. Çocukların sokakta oynaması demek sonra, tankların onları ezmemesi demek. Cumhuriyet, bana sorarsan eğer, huzurlu bir hayat demek. Yaşlılıktan korkmamak demek, korkmadan hastaneye gidebilmek. Emekli maaşınla geçinebilmek, torunlarına harçlık verebilmek, ben ölünce çoluğum çocuğum ne yapacak diye düşünmemek demek. Ne yalan söyleyeyim, cumhuriyet benim için biraz da aşk demek. Herkesin herkesi sevebildiği, insanların sevgilisiyle nasıl oturacağına karışılmayan yeşil bir park demek. Gölgesi serin olan ağaçlar demek. Dilediğin gibi denize girebildiğin imarsız kıyılar demek. Gezi demek. Hepsinden önce cumhuriyet, fikirlerin özgürce söylendiği, ortak bir cumhuriyet tanımı yapabilme hayali demek… İkinci yüzyılda herkesin hayalindeki cumhuriyete kavuşabilmesi dileğiyle.
devamını görOrhan BAHTİYAR
