ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Adına Türkiye Cumhuriyeti denen mucizenin kuruluşundan bu yana tam bir yüzyıl geçti. Bu mucizeyi gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün anısı bugün hâlâ her Türk vatandaşının kalbinde ilk günkü sevgi, saygı ve minnettarlıkla yaşamaktadır. Onun büyüklüğü sadece ülkesini işgalden kurtarmakla değil, aynı zamanda hayata geçirdiği “harf devrimi” “kıyafet devrimi” “sanayi devrimi” gibi reformlarla halkını “muasır medeniyetler” seviyesine taşımakla da ilgilidir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, o günün fedakâr girişimcilerinin, olağanüstü bir çabayla kalkınma hamlesinin içinde Ata’mızın yanında yer almalarına vesile olmuş ve ilk on yılda gelişme adına inanılmaz hamleler yapılmıştır. Ailece, kalkınma hamlesinde Atatürk’ün yanında yer alıp, özverili çalışmalar yapan sanayici Nuri Demirağ’ın torunları olmaktan büyük gurur duymaktayız. Sivas, Divriği doğumlu büyükbabamız Nuri Demirağ, ülke işgal altındayken İstanbul Mali Varidat (denetleme) Müdürü olmuş, daha sonra ticarete atılmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra da kardeşi ile birlikte müteahhitliğe başlayıp çeşitli bakanlık binalarını, ayrıca Bursa Merinos, İzmit SEKA, Sivas Çimento gibi fabrikaları yapmışlardır. Ülkenin kalkınmasının, şehirlerin birbirine bağlanması yoluyla gerçekleşebileceği gerçeğinden yola çıkarak inşa edilmekte olan demiryollarında ilk Türk müteahhitleri olarak Samsun-Sivas hattını başarıyla hayata geçirmiş, daha sonra da demiryolu inşaatlarına devam etmişlerdir. 10. Yıl Marşı’ndaki dizelerden ilham alan Atatürk onlara Demirağ soyadını vermiştir. Havacılığın, ülkelerin kuvvetlenmesinde önemli rol alması gerektiğinde de Nuri Demirağ maddi, manevi bütün varlığını ortaya koyarak uçak imalatına girişmiş, Beşiktaş’ta “Nu.D. Tayyare Fabrikası”nı kurmuştur. Daha sonra da Yeşilköy’de uçak hangarları, pistler, pilot ve teknisyen yetiştirmek üzere Gök Okulu’nu kurup 1930’larda devletin havacılık çalışmalarıyla birlikte ülkemizi dünyada kendi uçağını imal edebilen beş ülke arasına sokmuştur. Cumhuriyet coşkusuna katkı sağlamış bir ecdadın torunları olmak bizler için büyük gurur kaynağıdır.

    devamını gör
    Bilge KUM
  • SEVGİLİ CUMHURİYET, Her şeyden önce resmiyetten uzak, “sevgi”yi içeren bir hitapla mektubuma başlamış olmamın yadırganmayacağını umuyorum. Eskiden olsa, mesela üniversiteli bir genç kadın olarak ben, yadırgardım bunu mutlaka. Ne de olsa Cumhuriyet 23 Nisanlarda okunan şiirler, 19 Mayıslarda söylenen marşlar, 1 Kasımlarda bir dakikalığına duruveren hayatlar, 29 Ekimlerde asılan bayraklardı. Çocukken aşkla kapıldığım, ergenlikten itibaren kaçındığım, bugünse devlete bağlılığın yüzyıl öncesine ait biçimsel dışavurumu olarak yorumladığım seremoniler. Oysa biçimsel olanın çok ötesinde, Fransızların ilk kez “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” olarak tarif ettiği vatandaşlık ilişkisiydi Cumhuriyet. Bugün ailemin kadınlarından başlayıp dedeme doğru giden kişisel hayatlarımızın tertibi, hayatın belki de ta kendisi…. Sevgili Cumhuriyet, sen ilan edildiğinde dedem on altı yaşındaymış. Bayramlarda ve okul tatillerinde Ankara’dan yola çıkıp sekiz saatlik otobüs yolculuğunun ardından elini öptüğümüz Ali Dedem. Okuma yazmayı askerde öğrenen dedem, içine doğduğu hayatla yetinmemiş, köyünden çıkıp nüfusuna kayıtlı olduğu ilçede esnaflık yapmaya başlamış bir adamdı. Çocukluğumun ilk sekiz yılını (kesik kesik de olsa) yanında geçirdiğim bu dedeyi ben bayramlarda avucumuza konan harçlıklarla, kesekâğıtlarındaki leblebi ve lokumlarla hatırlasam da onun belleğimdeki en canlı hali üniversiteyi kazandığıma sevindiğini gizlediği andır. Kız çocuklarının on beş yaşına gelmeden evlendirildiği ilçede, kızını, yani teyzemi önce liseyi bitirmesi, ardından da tıp okuması için büyük şehre gönderen ve sonrasında onun doktorluğuyla övünen dedem, çevresinde çocuklarını ilk okutan adam olarak bilinir. Üniversiteyi kazandığımı ziyaretine gittiğimiz o yaz öğrendiğinde, sevincini ve yaşaran gözlerini fötr şapkasının altına gizlemişti. Bugün biliyorum ki onun bu sevinci Cumhuriyet’le idare edilen bir ülkenin kazanımıydı. Çünkü çocuklarının başka ufuklara açılmasına engel olmaması, onlara destek olması kişiliğinden kaynaklansa da, bu kişiliği destekleyen, ona yön ve imkân veren yine kanunlardı. Kadını erkeğe, insanı insana eşit kılan, ülke vatandaşına seçme ve seçilme özgürlüğünü tanıyan Cumhuriyet kanunları. İşlettiği bakkal dükkânında şehirden getirdiği malları satarak çocuklarını okutan, bir kızının doktor, iki kızının memur, oğlunun öğretmen olmasıyla övünen dedem, kız torununun üniversiteyi kazandığını öğrendiği yıl hayata gözlerini yumdu. Onun sevincini altına gizlemeye çalıştığı o fötr şapka bana kaldı. İlginç olan şu ki: Dedemin Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte alışkanlık haline getirdiği bir şeydi şapka takmak ve ben bir üniversiteli olarak Cumhuriyet’i korumaya yönelik resmi kutlamalara, biçimsel söylevlere karşı dudak bükerken, aynı anda Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarında dedemin bu şapkasıyla dolaşıyordum. Yaşasın Cumhuriyet! Dedemin şapkası hâlâ bende.

    devamını gör
    Menekşe TOPRAK
  • Kendimi bildim bileli, her 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe Türkiye’nin her yerinde zaman bir dakikalığına da olsa durur. Sadece zaman değil, insanlar, taşıtlar, hayat durur. Bu dünyanın başka bir yerinde bu raddede olur mu bilmem. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 87’nci yıl dönümünde saat 9’u 5 geçe camdan dışarı bakarken, evimin karşısındaki hastanenin tüm personeli, kaldırımlarda yürüyen çocuğundan yaşlısına herkes, caddedeki tüm otomobiller, hatta insanlar evlerinde -kimse onları görmezken bile- saygı duruşundaydı. Hiçbir zorlama olmadan, kendi iradesi, kendi arzusuyla. İnsanlığın her daim peşinden koştuğu ölümsüzlük bu değilse nedir? Ölümsüz olmak için illa nefes almak mı gerekir? Bu ülkenin kurucusu bunun böyle olmadığının "yaşayan" bir kanıtı. Bazıları için yaşam ömürle sınırlı değil; yaşatılıyorsa eğer. "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demişti Atatürk. Nesillerdir, onun yüzünü görmeden onu hissedenler tarafından yaşatılıyor. Derler ki herkes ölümsüz olmak ister, kimi bu yüzden sanatsal üretimde bulunur, kimi mucit olur, kimi topluma katkıda bulunur. Ama şüphesiz ki çok azı Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’le eşdeğerdedir. Bir halkı peşinden sürüklemek, tek vücut olmasını ve bağımsızlığını elde etmesini sağlamak, Cumhuriyet’i kurmak, 100 yıl sonrasında bile güncelliğini koruyan bir vizyon ve liderlik ortaya koymak, savaşlar ve çatışmalarla dolu bir dünyada “Yurtta sulh cihanda sulh” diyecek kadar idealist olmak her baba yiğidin harcı değildir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken, şimdi Atatürk’ü sadece hissetme değil, anlama zamanı. 100 yıl önce halk nasıl ki bağımsızlık ve çağdaşlaşma hedefleri etrafında birleştiyse, bugün kutuplara çekilmiş bir toplumun da aynı Türkiye hayali etrafında birleşebilmesinin ipuçları onu anlamakta saklı çünkü.

    devamını gör
    Melis ALPHAN
  • BENİM CUMHURİYETİM

    Siz nasıl bilirsiniz bilmem ama Cumhuriyet benim için şefkat, sevgi ve umuttur. Bunu çocukluk dönemimdeki sıkıntılı ve yoksul günlerimde öğrendim. Cumhuriyet sevgisi Atatürk’ün söylemlerinde, bayramlarda dalgalandırdığımız kırmızı ay yıldızlı bayraklarda, stadyumlarda yaptığımız törenlerde gelişti. Ben de Cumhuriyet’in bir bekçisi olabilirim diye düşündüm. Ben de Ulu Önder’in bize çizdiği aydınlık yolda yükselebilirim diye heveslendim. Hiç başaramam diye endişeye kapılmadım. Anadolu’nun ücra bir köşesinde doğmuş, okuma yazma bilmeyen bir aileden çıkmış bir çocuğun bu yolda yol alamayacağını aklıma bile getirmedim. Çünkü Cumhuriyet sevecen, şefkatli, teşvik edici ve her şeyden önce adildi. İnsanları ayırmıyor, ötekileştirmiyor, hak edene yükselme yolunu çağdaş ufuklarına kadar açıyordu.

    Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti!

    devamını gör
    Prof. Dr. Naci GÖRÜR
  • İçimde bir coşku, sevinç var. Bayraklarımı görüyorum her yerde. Bunun adı Cumhuriyet ben bir Cumhuriyet çocuğuyum. Atatürk'le doğdum büyüdüm, Atatürk aşkıyla. Bize bu topraklarda, vatanımız dediğimiz Türkiye coğrafyasında yaşamamızı, ulus olmamızı sağlayan Mustafa Kemal'e minnet duygularımı kelimelerle ifade etmem yetersiz kalır. Daha güzel günlerde, daha da güzel yasamak en doğal hakkın ülkemin güzel insanları... Cumhuriyet'i ilelebet korumak, ülkemizi medeni ülkeler seviyesine getirmek en büyük arzumdur. Ne mutlu Türküm diyene...

    devamını gör
    Güzin Fatma PİŞKİN
  • Cumhuriyet, emperyalistlerin zalim emelleriyle dize getirilmek istenmiş bir milletin başkaldırısıdır. Tarih kitaplarında asırlar boyu medeniyetsiz ve çağdaşlıktan uzak olarak görülmüş bir milletin tarihi yeniden yazacağı bir destanın başlangıcıdır. Bu vatanın ekmeğini yiyen, suyunu içen ve memleketini sevmekten daha büyük bir gayesi olmayan insanların yıldıza aşkı, hilale sevdasının dışavurumudur. Bilimi ve aklı reddeden saltanatın kaybetmeye mahkum olduğu 1920ler dünyasında, geleceği 100 yıl önceden gören bir ışığın yolumuzu aydınlatmasıdır. O ışıktır ki; manavın oğlu Ahmet'i, ayakkabı boyacısı Ali'yi, kahvehane çırağı Rüstem'i, terzi yamağı Ayşe'yi cumhurbaşkanı da yapar başbakan da.. 100 yıldır hiç sönmeyen ışığı çocuklarımıza bırakacağımız eşsiz bir mirastır. Bu ülkenin evlatları her geçen gün muasır medeniyet çıtasını arş-ı alaya daha da çıkarmak için var gücüyle çalışacaktır. Ne mutlu bu vatan toprağında nefes alana, memleketin gökyüzüne bakana, Türk olana!

    devamını gör
    Ufuk DÖNMEZ
  • Cumhuriyet gözbebeğimiz, onurumuz, gururumuz, şanımız, vatanımız, bayrağımız 100.yaşında. Hep var ol Cumhuriyet, sen çok yaşa. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

    devamını gör
    Mustafa Yağız ÖZÇELİK
  • İstiklalde ve istikbalde Cumhuriyetimizin 100. yılında başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum.

    devamını gör
    İsmail PAYDAŞ
  • Ben bu cumhuriyette cumhuriyet çocuğu olarak umutla güvenle sevgiyle büyüdüm okudum yetiştim. Şimdi 2 kızımı 1 oğlumu yine bu cumhuriyette cumhuriyet çocuğu olarak, tarihini geçmişini bilen akıl bilim ışığında geleceğine yön veren cumhuriyet çocuğu olarak umutla sevgiyle saygıyla yetiştireceğim. 100 yılımızı kutlamaktan onur ve gurur duyuyorum. Başka cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm emeği geçenleri bu günleri huzurla güvenle yaşamamızı sağlayanları sevgi saygı ve minnetle anıyorum iyi ki varsınız. Beni annem babam cumhuriyet çocuğu olarak akılla umutla sevgiyle güvenle yetiştirdi. okuttu büyüttü öğrenmemi sağladı şimdi ben evlatlarımı aynı yolda akılla umutla sevgiyle güvenle yetiştiriyorum ve biliyorum ki onların yetiştirdiği evlatlarda akılla umutla sevgiyle güvenle cumhuriyet çocuğu olarak büyüyüp yetişecek ve yine biliyorum ki ben, biz, siz asla yok olmayacak tükenmeyeceğiz. İyi ki varsın Cumhuriyet iyi ki varsınız Cumhuriyet çocukları

    devamını gör
    Fatma Kader DOĞAN