ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyet, cesarettir; inançtır. "Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlık nedir bilmedim” demektir, "O başardıysa ben de başarabilirim"dir. Cumhuriyet; okuyan ve okuduğunu özümseyebilen insandır; insan kalabilme hayalidir. Cumhuriyet, güneştir; sıcaktır; engin-masmavi gökyüzüdür; ağaçtır; topraktır; özgür can kuştur; bal yapan arıdır. Cumhuriyet, beyaz gömleğiyle bir laboratuvarda hiç tanımadığı insanlar için çalışan kadındır, yetmişinde zeytin ağacı diken güzel insandır, yaşamayı ciddiye alan “sincap”tır. Cumhuriyet, çalışan deney sonrası güneşe çıkmaktır; her şeye rağmen ağız dolusu gülmektir. Cumhuriyet, saçın akı, yüreğin enfarktı, alnın çizgisidir. Cumhuriyet, büyüyen bebektir; hayal kuran çocuktur; sağlam ve adil adım atan gençtir; maddeyi değil bilgiyi ve sevgiyi miras bırakan yaş-almıştır; sendir; bendir; bizdir. Cumhuriyet, son-bahardır. Nice 100 yıllara tüm renklerimizle, özgürce!

    devamını gör
    Doç. Dr. Canan DAĞDEVİREN
  • Asırlık yaşın kutlu olsun vazgeçilmez coşkumuz... Senin kıymetini anlayamayan, hiçe sayanlarla etrafımız çevrili olsa bile sayende güçlü ve onurluyuz. Dört nesildir tek liderin ve tek doğrunun arkasından yürümekten vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu uğurda Milli Mücadele döneminde ve bir asırlık süreçte feda olan tüm asil ruhlarımızın mekânı cennet olsun. YAŞASIN CUMHURİYET!

    devamını gör
    Erdal ALAN
  • Atatürk, 15 Kasım 1937’de yirmi yıllık bir aradan sonra Diyarbakır’a gelir. Bir karşılama töreni istememiştir. Ancak O’nun geleceğini duyan halk çoktan Diyarbakır Garı’nın önünü doldurmuştur. Bu temsili karşılama töreninde bütün devlet yetkilileri vardır. O zamanlar Diyarbakır’da komiser olarak görev yapan büyükbabam Ethem Kopan da oğlunu alarak gitmiştir törene. Yani Atatürk’ü karşılayanlar arasında rahmetli babam Lütfü Kopan da vardır. On yaşındadır o tarihte. Ama bu karşılamanın her anı hafızasında yer etmiştir. Çocukluğumda bu karşılamanın anılarını defalarca dinlemişimdir babamdan. Ailenin bir kısmı Atatürk’ün babamın başını okşadığını, bir kısmı da sadece önlerinden geçip gittiğini söylerdi. Babam bu farklı görüşlere takılmadan sadece orada olmanın ne kadar gurur verici olduğunu anlatırdı bize. O’nu yakından görmüş olmanın heyecanı her anlatışında gözlerine yansırdı. O gurur ve heyecan babamdan bize mirastır. Bu topraklarda tam bağımsızlığa inanan bütün anne-babaların çocuklarına bıraktığı en güzel mirastır bu. Her Cumhuriyet Bayramı’nda olduğu gibi 100.yılda da o gururu, o heyecanı yaşıyorum. Atatürk, gerçekten babamın başını okşadı mı bilmiyorum. Ama tam yüz yıldır Cumhuriyetimizin kazanımlarıyla, değerleriyle ve çizdiği yol haritasıyla hepimizin başını okşamaya devam ediyor. Cumhuriyet çocuğu olmak, bir idealin başınızı okşadığını bilmek. O ideal bize yüz yıldır bilimsel düşünceyi işaret ediyor. O ideal bize yirminci yüzyılın başından beri dil, din, ırk gözetmeksizin birlikte yaşamanın mümkün olduğunu anlatıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, doğa bilinci, hayvan hakları ve daha fazlası, cumhuriyet bilincinin önemli yapı taşları. O ideal bize sanatın hayatın kenar süsü olmadığını, aydın bir dünya görüşüne sahip olmak için en önemli değer olduğunu öğretiyor. Cumhuriyet 100 yaşında ve bütün varlığıyla çocuklarının başını okşamaya devam ediyor, edecek.

    devamını gör
    Yekta KOPAN
  • Cumhuriyet: Zorlu şartlarda, nice kayıplarla, fakru zaruret içinde, harap, bitap düşmüş bir haldeyken, bir halkın nasıl dimdik ayağa kalktığının en mükemmel örneğisin! İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olabilirler!! diyen bir liderin eşsiz sanatsal varlığısın! Böyle bir hal içindeysen neler yapman, hangi yoldan ilerlemen gerektiği de apaçık belli!! Biz ve bizim arkamızdan gelen yeni neslin vazifesi Atamızın dediği gibi "Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır." Cumhuriyet sonsuza kadar payidar kalacaktır, çünkü muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur☝️ Cumhuriyet; varlığım varlığına armağan olsun Ne mutlu Türk'üm Diyene! ... Hoş geldin 100. Yıl Hoş geldin sonsuzluk Ebedi ol, sonsuz ol, ışık ol

    devamını gör
    Neslihan KAYNAR
  • Mustafa Kemal Paşam, Bu mektubu senin alfabenle, senin ilkelerinle ve en önemlisi bir kadın olarak senin sayende yazabiliyorum, emanetin bize emanet paşam, o sevdiğin çocukların, torunların yolunu takip ediyor adım adım, sahip çıkıyor her yerde ve her daim. Cumhuriyeti bize getirdiğin için minnettarım sana... Oralardan bir yerden bizi izliyorsan eğer gözlerinin dolduğunu hayal edebiliyorum, hatıran hâlâfikirlerimizde ve gönlümüzde capcanlı... Seni çok seviyorum paşam.. Bayramımız kutlu olsun Yaşasın Cumhuriyet! Nice 100 yıllara !

    devamını gör
    Merve ÖZKAN
  • CUMHURİYET VARSA VARIZ, YOKSA YOKUZ Bu yıl, kendimi bildim bileli horlanan, başına gelmedik bırakılmayan cefakâr Cumhuriyetimizin 100. yaş dönümü. Yüz yıllık bu ömür, bir insan ömrü olsaydı ne büyük bir mutlulukla karşılanırdı. Oysa bugün Cumhuriyet’in 100. Yılı öylesine coşkusuz, öylesine sönük ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki acılar ve kurtuluş mücadelesini, tebaadan vatandaşlık mertebesine geçişimizle ilgili devrimlerin muhteşem bir dönüşüm olduğunu kavrayamamış gibiyiz. Çünkü, işgalin ne olduğunu bilmiyoruz. Milli Mücadele’yi yaşamadık. Cumhuriyetimizin kuruluşundaki sosyal ve ekonomik değişimin koşullarını, sanayileşmenin nasıl başladığını, bin bir güçlükle demir ağlarla örülen yurdumuzda birbirimize ulaşmanın ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Açıkçası 100 yılın sonunda kimse bu kadar üzgün ve kırgın olacağımızı da hayal etmemiştir diye düşünüyorum. Oysa, Türkiye Cumhuriyeti’nin anlamı öylesine büyük ki; ulusal bütünlük, uygarlık, laiklik, akıl ve bilim, fırsat eşitliği, liyakat, kadın hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi. Cumhuriyetimizi kutladığımızda her birinin varlığını kutlayıp sahip çıkıyoruz. Ancak anlıyoruz ki, Cumhuriyetimizi yaşatmak ve daha ileriye taşımak için sadece kutlamak yetmiyor. Yeni fırsatlara erişmek, bazı tehlikeleri ve belirsizlikleri aşmak için arada bir oy kullanan değil; cesur, bilinçli, aktif ve sorumlu birer yurttaş olmayı da öğrenmemiz gerekiyor. Böyle bir yurttaşlık, halk olarak kamusallığın ve ortak iyinin yeni anlamlarını keşfetmekle de ilişkili. Bu kadar üzgün ve kırgınken umut taşıyabilir miyiz? Yüz yıl uzun bir zaman, ne badirelerden geçti Cumhuriyetimiz. Egemenlik hakkının belli bir kişi ya da aileye ait olduğu monarşi ve oligarşinin tam karşısında bir yönetim biçimi olduğunu, bizi bir halk olarak bir arada tutma gücünü unutmayalım. Cumhuriyetimizin bu gücü umudumuzun da kaynağı. Ve Cumhuriyet varsa varız, yoksa yokuz... Elbet yaşayacak, yaşatacağız!

    devamını gör
    Prof. Dr. Şengül HABLEMİTOĞLU
  • Bundan tam 100 yıl önce duyulmuş Cumhuriyet’in ayak sesleri. Kırmızı bir trenin aydınlığa çıkması gibi yüzlerde bir neşeymiş Cumhuriyet. Kırılmış bir milletin ayaklarındaki prangalar, Mustafa’nın özgürlüğü haber edişiymiş Cumhuriyet. Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in ışığına inanmakla gelmiş, Mustafa’nın ışığıysa halkından. Biliyorum gözlerindeki ışığın sönmediğini... O, hepimizin içinde, ancak...Sana bir borcum var Cumhuriyet. Bu borç sadece benim değil, hepimizin. Unutulmuş kartpostallar gibi, yıllar geçtikçe değerini daha çok haykırmayan bizlerin. Sadece günü geldiğinde hatırlanan bir bayramdan daha fazlasısın, akvaryumdaki su, havadaki oksijensin. En mühimi ise, Ata’mızla aramızdaki en değerli sözsün. Geçmişimizin bizde yarattığı gurur sözümüzü her dakika, her saniye kalplerimizde taşımamız gerektiğinin kanıtı. Sözüm hâlâ geçerli. Şunu bil ki, bir zamanlar bir halk vardı, çok uzakta değil, hâlâ burada, nefes alıyor, nefes almaya çabalıyor. Onları sen ayakta tuttun, görevini yaptın, şimdi sıra bizde.

    devamını gör
    Ayça KILINÇ
  • Cumhuriyet yüz yaşında. Ve Türkiye Cumhuriyeti nice yüzyıllar görecek, bizler her daim ülkemiz için çalışıp bağımsızlığını koruyacağız. Ülkemiz dünyanın en güzel iklimlerini, bitkilerini ve insanlarını barındırıyor ve bunu devam ettireceğiz. Ülkemiz her alanda tam bağımsız olacak, bizler de bireysel olarak kendi geleceğimizi kendi ellerimizle cihana örnek olacak bir şekilde şekillendireceğiz.

    devamını gör
    Murat IŞIK
  • Sevgili Cumhuriyet; 103 yıllık varlığın ile şahsımı Anadolu'nun Adıyaman şehrinden bana tanımış olduğun eğitim hakkı ile, kadın kimliğim ile; okumamı, öğrenmemi sağlayarak ayaklarımın üstünde durmayı ve onurumla Devlet Memuru olarak Türkiye Cumhuriyeti halkına hizmet vermemi sağladın. Ekmeğimsin, ışığımsın ve suyumsun. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bana en büyük armağanısın. Sana ve Mustafa Kemal ATATÜRK'e minettarım ve son nefesime kadar borçluyum. 29 yaşımda sana söz olsun ömrüm boyunca Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'in ilkelerine bağlı kalacağım ve ülkemin çağdaş muasır medeniyet seviyesine ulaşması için tüm varlığım ile çalışacağım. İyi ki varsın Cumhuriyet, iyi ki varsın Atam Mustafa Kemal ATATÜRK.

    devamını gör
    Özgül GÜNGÖR