ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyet 100.yılında. Ne mutlu bize ki böyle bir büyük devrimci aydın ve100 yıl sonrasını gören Mustafa Kemal Atatürk'ümüz var. O böyle ileriyi görmeseydi bu memleket çok daha kötü olurdu. Unutturmaya çalıştılar olmadı, bayramları kutlamayı yasakladılar olmadı. Ne mutlu Türküm diyecek daha çok gencimiz var. İçimizde yaşattığımız ATATÜRK sevgimiz hiç bitmesin. Saygıyla ve sevgiyle daha nice yüzyıllara.

    devamını gör
    Necmiye KAYRAK
  • Ebediyetle taçlanan bir mirasın 100. yılına… Bağımsızlık, özgürlük, eşitlik… Tüm bunlara ancak kadınların da sahip olmasıyla muasır medeniyetler seviyesine yükseleceğimize inanan bir liderin ve silah arkadaşlarının verdiği mücadelenin 100. yılını gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Bugün; bir kadın, iş dünyasının bir üyesi, temsil ettiğim kurumun sıkı sıkıya tutunduğu değerlerin toplumdaki sözcülerinden biri olabildiysem bunun temeli 100 yıl önce bu topraklarda Halide Edip, Nene Hatun, Safiye Ali ve nicesiyle atıldı. Bu yüzden bir kadın olarak, bu büyük mirası korumanın ve daha da ileriye taşımanın sorumluluğunu hissediyorum. Cumhuriyetimiz, kadınlar için çağdaş ve eşit bir yaşamın kapılarını araladı. Toplumsal cinsiyet eşitliği için günümüze ışık tutan adımlar atıldı. Atatürk'ün önderliğinde seçme ve seçilme hakkı pek çok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınlarına verildi. Eğitimde, işte, siyasette, sosyal hayatta kadının var olduğu her alanda sesinin daha gür çıkması Cumhuriyet'in en büyük arzusuydu. Evet, Türk kadını güçlüdür, akıllıdır, mücadelecidir ancak ne yazık ki geride bıraktığımız yıllarda ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda gerçekleştirilen reformlar bazen sesimizi bastırdı, hatta bazen kazanılmış haklarımızda geriye sarmamıza yol açtı. Kullandığım bu ifadeler tek bir kadın için bile umutsuzluğa yol açmasın. Her ne kadar olumsuz süreçlerden geçsek de Cumhuriyet’in yeni yüzyılını kaygımıza rağmen; gururla, umutla, birliktelik duygusuyla karşılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu Cumhuriyet, Anadolu’nun bir köyünde tarlada çalışan bir çocuğun doktor olma hayalini gerçekleştirecek kadar umut dolu; bir kız çocuğunun 300 tonluk uçağı uçurabilecek koşullara ulaşabildiği kadar gerçek. Bu yüzden 100 yıl önce imkânsızlıklar içinde kurulan bu Cumhuriyet'e olan sorumluluğumuzla, "Coğrafya kaderdir" demeyenlerin izinde, umutsuzluğu, cesaretsizliği, akıl ve bilimin dışında kalan tüm düşünceleri arkamızda bırakarak geleceğe bakıyoruz. Biz, 1952 yılında kurulan ve bugün 8 binden fazla çalışanıyla Türkiye’nin en köklü grup şirketlerinden biri olarak bir yarısı, diğer yarısı ile eşit haklara sahip olmayan toplumun ilerlemesinin mümkün olmayacağına inanıyoruz. Cumhuriyet'in yeni yüzyılında da Kadınların Cumhuriyeti’ne varmayı hedefliyor, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı bir kadın meselesi değil, demokrasi meselesi olarak görüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” İşte, yüzyıl önce teşhisi konulan bir hastalığı iyileştirmek bizim elimizde. Şimdi sırada geçmişin gücüyle, gelecek nesile olan borçluluğumuzla çalışmak, durmamak, hep ileriye uzanmak var. Geleceğin aydınlığıyla yeni yüzyılımızı parlatmanın tam zamanı… Nice aydınlık ve eşit yüzyıllara...

    devamını gör
    Ümit BOYNER
  • Canım Atam, Emanetin olan Cumhuriyet 100 yaşında! Sana minnettarız. Görevimiz Cumhuriyetimizi koruyup kollayacak nesiller yetiştirmek. Aydınlık geleceğe koşan çocuklarla nice 100 yıllara.. Sevgi ve minnetle..

    devamını gör
    Şeniz Aşık KILIÇOĞLU
  • Sevgili cumhuriyet Seninle yaşıyoruz Seninle varız Atammmm İzindeyiz… Kalbimizdesin…keşke seni yaşayabilseydik.. Rahat uyu atam.. Sevgiler ❤️

    devamını gör
    Ayşenur BİRİNCİ
  • Yüce Türk milleti, Cumhuriyetimizin 100. kuruluşu hepimize hayırlı olsun. Geçen asırda dünyada pek çok ülke cumhuriyet rejimini kabul etti. Ama hiçbirisi Türkiye kadar başarılı olamadı. Örneğin 1000 yıllık Arap harflerinden kurulu bir milli alfabeyi, 7-8 ayda Latin harflerine değiştirebildik. Bu sayede Türkiye'de okur yazar oranı çok kısa zamanda yüzde 100'e yaklaştı. Bu ve bunun gibilerin hepsi Atatürk'ümüzün reformları sayesinde oldu. Önümüzdeki yüzyıllarda da, onun açtığı yollarda, Türkiye büyük başarılara adaydır.

    devamını gör
    Mehmet TANBERK
  • Cumhuriyet’in 100. yılı öznenin, hak eşitliğinin ve aydınlanmanın yüzyılıdır. Bu bağlamda kutlamakta olduğumuz bu önemli sürecin tümünü değil ama çok büyük bir kısmını yaşamış biri olarak bulunduğum kültür ortamından günümüzün kültürel karmaşasına kadar yürüdüm ve bu yolculukta kendimi bir adanmış olarak sahiplendim. Sahiplenmeden daha ötesi Cumhuriyet, onun yaslandığı demokrasi, benim doğduğum dağlarda ümmetten vatandaşa taşıdı bizi. Vatandaş bugün çok kolay telaffuz ediliyor. Hak eşitliği dediğimiz olgu da yine aynı kolaylıkta telaffuz ediliyor ancak bu kavramlara yakından baktığımızda sürü ve kitle psikolojisinin kuşattığı zihinlerden bireysel potansiyeli hayata geçiren bir aydınlanma süreci olduğunu görüyoruz. O nedenle de bizim Cumhuriyet’imiz bizi Doğulu bir toplum kuşatmasından bir dünya toplumuna doğru taşımış, bunu kurumsallaştırmış, bugün söz sahibi olduğumuz dünya için iddialı cümleler kurmuş ve bunu çok büyük bir ölçüde gerçekleştirmiştir. Bu vatandaşlık kavramına benim hayatımdan örnek vermek gerekirse, bizim Cumhuriyet’imiz bizim modernizmimizdir aynı zamanda ve bize demiştir ki artık siz bireysel hakları olan, hukuku olan öznelersiniz, gidin bu dünyayı keşfedin, öğrenin, hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirin. Bu yaklaşım benim ailemde o kapalı toplumun kapılarını sonuna kadar açmış ve gurbet yolculuğu başlatmıştır. Gurbet yolculuğunun çok iyi yönetildiğini söyleyemem. Ama beklentileri, bilgileri ve değerleri çeşitlendirilmiş bir topluma taşımıştır bizi. Nitekim babam 1938 yılında Çetinkaya Erzincan demiryolunun çağrısına uyarak gurbete gitmiş, ondan sonra hiç geri dönmemiştir. İki yılda ya da üç yılda bir kısa süreli köyüne gelmiş tekrar geri dönmüştür. En son babam vefat edince bir kış günü babamı o hep özlediği köyüne götürdük. İşte o gün artık çok şeyin değiştiğini, benim bıraktığım köyün eski köy olmadığını, konakların kapandığını, âşıkların atışmadığını, masal anlatıcılarının etrafında kalabalıkların toplanmadığını, bunun yerine herkesin siyah beyaz bir televizyon alarak dizileri seyrettiğini ve kapılarını herkese kapattığını görmek ağır geldi. O zaman Edward Said aklıma geldi. Onun doğduğu evi ziyarete gittiğinde evin ölçüsünün artık çok küçük geldiğini anlattığını hayretle okumuştum. Aslında ev oradaydı, aynı ölçüdeydi, değişen Edward Said’in boyutlarıydı. Bizimkiler de artık konaklarda masal dinlemek yerine evlerine çekilerek o karıncalı görüntülerin sunduğu dizileri seyretmeyi tercih ettiler. Köyün en büyük sorunu da elektrikler kesildiği için dizileri tam olarak izleyememeleri oldu. Bu durum birileri açısından son derece basit bir hal olarak tanımlanabilir ama içinde yaşayan birisi olduğunuzda ne kadar çok şey kaybettiğimizi ve bir boşlukta yaşamaya başladığımızı algılamak çok kolay. Öteki yanıyla 1938’de gurbete giden babamın, çocuklarını mutlaka okutması gerektiğine olan inancı Cumhuriyet’in ilhamıdır. O inançla benim bütün sezgilerimin önünü açan o insan artık bir Cumhuriyet vatandaşı ve bir Anadolu bilgesidir. Bu bağlamda bakınca; benim birey olarak çağımızın dünyasını tanıyan, kültür ve sanatıyla yakından ilişkisi olan bir özne olarak eski adı Baksı olan köye geri dönüp babama teşekkür edeceğim Baksı’yı inşa etmem Cumhuriyet’in bozkıra armağanıdır diye düşünüyorum. Köy Enstitüleri, Halkevleri, Anadolu’ya sanatçıların gönderilmesi, kültüre yönelik araştırmalar, okuryazarlık oranının yükseltilmesi, kadına seçme seçilme hakkının verilmesi ve yeniye yönelik büyük heyecan büyük aydınlanma girişimlerinin hemen hepsi Cumhuriyet'in ilhamıyla başarılmış projelerdir. Bizim gibi Ortadoğu ve Doğu toplumları için bir Batı’ya geçiş köprüsü oluşturan ya da Batı ile buluşma köprüsü olan Anadolu’nun, halkın, halk ezgilerinin ve anlatılarının önemle ele alınıyor olması da bu aydınlanma hareketinin bir başka yüzünü oluşturur. Bugün içinde yaşadığımız büyük karmaşa, hareketlilik ve çatışmacı çözüm arayışları bulunduğumuz çok kritik toprak parçasındaki çeşitliliğin tehdit olarak algılanması yüzyıl içerisinde aldığımız büyük mesafenin yeterince hazmedilmemesindendir. Onun için artık yüzde yüze yakın bir okur yazar oranı ve kadın erkek eşitliğinin tümden kabul edilmiş olması biçimsel algılamanın ötesine taşınmalıdır ve Cumhuriyet’in ilk 100 yılının bizi getirdiği dünyadan artık yenilenerek bir ikinci yüzyıla geçmemiz gerekiyor. Orada da tüm ümit bireyindir. Çünkü Cumhuriyet bireyi yaratmak istemiştir. Bu görev gençlerindir çünkü Cumhuriyet kendi geleceğini gençlere emanet etmiştir. Kadınlarındır çünkü Cumhuriyet kadını perdenin arkasından aydınlığa çıkarmış, onun eşitliğini bir biçimde kabul etmiştir. O nedenle Cumhuriyet'in bu aydınlatıcı ışığı bugüne kadar bizi Doğu toplumlarının önyargılarından, dogmalarından kurtarmış, barışçıl bir toplum olarak kendimizi tarif etmemizi sağlamıştır. O zaman yaşasın birey, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın gelecek, sevgi ve adanmışlık. Bunlar yeni yüzyılın en büyük itici gücü olacaktır. Kişisel olarak yaptığım her şeyi bu ilhamla yaptım. Bu yüzden Baksı Müzesi benim için bir Cumhuriyet ilhamıdır ve bir Cumhuriyet yapısıdır…

    devamını gör
    Hüsamettin KOÇAN
  • Sevgiler herkese, Kırmızı rengiyle aram bayrağımız dışında pek yok. Bir de hayranı olduğumuz müzik grubu üyeleri 8. yıl konserlerinde kıyafetlerinde kullandığında sevmiştim. Bir de şey var. Kardeşimin kırmızı kapüşonlusu ona çok yakışıyor. Hediye, ben almıştım. Bayrağa yakışır gibi yakışıyor. Çocuklar vatandır. Yolda olmayı, yolculuğu seviyorum. Sokaklar daha çok kırmızı olsun istedim. Beyaz boyalarla koruduğumuz tarihi binalara asılan bayraklar çok yakıştı. İlkokulda okul camına astığımız sembolik bulunan ve azaltılan kutlamalar ne çok kutluyormuş bizi. Rivayet odur ki tulparın ruhu göğün hediyesi olan balığı gölgelediğinde huzur eksik olmazmış. Kanatlarının rüzgârı otobüste ayakta dikilirken bile camı kapatmamanıza, onu hissetmek istemenize neden olurmuş. Öyle ya. Durakların arasında yanan Cumhuriyeti'mizin 100. yılı kutlu olsun. Kasım ayında da yanıp sönünce. İnsan umutlanıyor. Daima evi değil okulu bekleyen beyaz köpekler gibi hissediyorum kendimi. O kadar sahipli, o kadar :)yüzlü

    devamını gör
    Ayşe Rabia ÇELİK
  • Bundan 100 yıl önce bir dahi, bir idealist, bir asker; parçalanmış bir imparatorluktan, kaybedilmiş topraklardan yepyeni bir vatan yarattı. Bunları yaparken de mücadeleci ruhu ve milletine olan inancıyla hareket etti. Ve yeniden yarattığı bu güzel ülkeye; hakimiyetin millette olacağı en güzel yönetim biçimini, cumhuriyeti seçti. İşte bu eşsiz, mükemmel insan ve tek önderimiz Atamız Mustafa Kemal Atatürk'tür. Biz her zaman olduğu gibi yine ona şükran borçluyuz. En önemli bir diğer borcumuz da onun kurduğu cumhuriyet ve kazanımlarını sonsuza dek sürdürmek ve korumak olmalıdır. Bizden sonraki nesillerle de cumhuriyet var olmaya devam edecek ve atamızın emanetine sahip çıkacağız. Nice yüzyıllarda da var ol cumhuriyet.

    devamını gör
    Pakize Gülay AYSEV
  • Cumhur, Arapça bir sözcük Cumhur. İslam'da; İslam alimlerinin çoğunluk kararı, ileri gelenler topluluğu olarak ifadeleniyor. Öte yandan, modern dil; Cumhur'u, çoğunluk, halk, topluluk olarak ifadelendiriyor. Cumhur'a ve Cumhuriyet'e hangi değerler üzerinden, kabaca hangi açıdan yaklaştığınız o Cumhuriyet'i şekillendiriyor aslında. İslami referansların Cumhuriyeti ile modernitenin Cumhuriyeti fazlaca çelişiyor, çatışıyor, bir egemenlik kavgasına dönüşüyor. Bu güzel ülke, bundan 100 yıl önce, tercihini belirledi aslında, modern bir Cumhuriyet olma yolunda kararını da, yolunu da belirledi. Bu yolda engeller çok, geçmişin hesaplarıyla bilenenlerin, rövanşist zevklerin peşinde koşanların muhalefetiyle de mücadeleye devam edecek modern Cumhuriyetçiler. Cumhur Arapça bir sözcük ama çağı doğru okuyanlar, Cumhuriyet'i İslami referanslardan kurtararak yaşatacaklar. Evrim kararını verdi aslında, günümüz insanı bu kararı, gerici karşıtlarına tebliğ etmekle yükümlü bir bakıma.

    devamını gör
    Mustafa KAHRAMANOĞLU