
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

SEVGİLİ CUMHURİYET, Her şeyden önce resmiyetten uzak, “sevgi”yi içeren bir hitapla mektubuma başlamış olmamın yadırganmayacağını umuyorum. Eskiden olsa, mesela üniversiteli bir genç kadın olarak ben, yadırgardım bunu mutlaka. Ne de olsa Cumhuriyet 23 Nisanlarda okunan şiirler, 19 Mayıslarda söylenen marşlar, 1 Kasımlarda bir dakikalığına duruveren hayatlar, 29 Ekimlerde asılan bayraklardı. Çocukken aşkla kapıldığım, ergenlikten itibaren kaçındığım, bugünse devlete bağlılığın yüzyıl öncesine ait biçimsel dışavurumu olarak yorumladığım seremoniler. Oysa biçimsel olanın çok ötesinde, Fransızların ilk kez “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” olarak tarif ettiği vatandaşlık ilişkisiydi Cumhuriyet. Bugün ailemin kadınlarından başlayıp dedeme doğru giden kişisel hayatlarımızın tertibi, hayatın belki de ta kendisi…. Sevgili Cumhuriyet, sen ilan edildiğinde dedem on altı yaşındaymış. Bayramlarda ve okul tatillerinde Ankara’dan yola çıkıp sekiz saatlik otobüs yolculuğunun ardından elini öptüğümüz Ali Dedem. Okuma yazmayı askerde öğrenen dedem, içine doğduğu hayatla yetinmemiş, köyünden çıkıp nüfusuna kayıtlı olduğu ilçede esnaflık yapmaya başlamış bir adamdı. Çocukluğumun ilk sekiz yılını (kesik kesik de olsa) yanında geçirdiğim bu dedeyi ben bayramlarda avucumuza konan harçlıklarla, kesekâğıtlarındaki leblebi ve lokumlarla hatırlasam da onun belleğimdeki en canlı hali üniversiteyi kazandığıma sevindiğini gizlediği andır. Kız çocuklarının on beş yaşına gelmeden evlendirildiği ilçede, kızını, yani teyzemi önce liseyi bitirmesi, ardından da tıp okuması için büyük şehre gönderen ve sonrasında onun doktorluğuyla övünen dedem, çevresinde çocuklarını ilk okutan adam olarak bilinir. Üniversiteyi kazandığımı ziyaretine gittiğimiz o yaz öğrendiğinde, sevincini ve yaşaran gözlerini fötr şapkasının altına gizlemişti. Bugün biliyorum ki onun bu sevinci Cumhuriyet’le idare edilen bir ülkenin kazanımıydı. Çünkü çocuklarının başka ufuklara açılmasına engel olmaması, onlara destek olması kişiliğinden kaynaklansa da, bu kişiliği destekleyen, ona yön ve imkân veren yine kanunlardı. Kadını erkeğe, insanı insana eşit kılan, ülke vatandaşına seçme ve seçilme özgürlüğünü tanıyan Cumhuriyet kanunları. İşlettiği bakkal dükkânında şehirden getirdiği malları satarak çocuklarını okutan, bir kızının doktor, iki kızının memur, oğlunun öğretmen olmasıyla övünen dedem, kız torununun üniversiteyi kazandığını öğrendiği yıl hayata gözlerini yumdu. Onun sevincini altına gizlemeye çalıştığı o fötr şapka bana kaldı. İlginç olan şu ki: Dedemin Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte alışkanlık haline getirdiği bir şeydi şapka takmak ve ben bir üniversiteli olarak Cumhuriyet’i korumaya yönelik resmi kutlamalara, biçimsel söylevlere karşı dudak bükerken, aynı anda Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarında dedemin bu şapkasıyla dolaşıyordum. Yaşasın Cumhuriyet! Dedemin şapkası hâlâ bende.
devamını görMenekşe TOPRAK
Sonu gelmeyen bir ilham aldık mavi gözlerinden, söz verdik sana dönmeyiz hedeften. İlelebet Cumhuriyet. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'e, Şehit ve gazilerimize, Cumhuriyet'in kurucu kadrolarına, Saygı ve minnetle nice yüzyıllara... CUMHURİYET'İN 100.YILI KUTLU OLSUN!
devamını görCelal BAYRAM
Atatürk’ün en büyük eseri 100 yaşında. Bir Türk kadını olarak ben doğduğumda da Atatürk vardı, bugün de içimizde daha güçlü, daha güzel bir Atatürk var. Öyle mutluyum ki… Bugünlerimizi ona borçluyuz. Cumhuriyet sonsuza kadar…
devamını görGönül ERCİYAS
Sevgili cumhuriyet Seninle yaşıyoruz Seninle varız Atammmm İzindeyiz… Kalbimizdesin…keşke seni yaşayabilseydik.. Rahat uyu atam.. Sevgiler ❤️
devamını görAyşenur BİRİNCİ
Ben demokrasi âşığı avukat bir baba ve 1921 doğumlu, hayata 99 yıl boyunca tutkuyla sarılan, yüzlerce öğrenciye ışık tutmuş Cumhuriyet kadını bir edebiyat öğretmeninin kızıyım. Çok şanslıydım ki Cumhuriyet’i hissederek, sindire sindire öğrendim, yaşadım. Küçüklere sevgi, büyüklere saygıyla başlayan öğreti, eğitim vurgusuyla devam etti. Dört kız kardeş olarak hep daha fazla çalışmamız, örnek olmamız, kendi ayaklarımız üzerinde durup ülkemize faydalı olmamız öğretildi. İş hayatında da bir kadın olarak ailemden aldığım Cumhuriyet değerleriyle var oldum ve bu sayede erkeklerle çevrili bir dünyada kendimi daha güvende hissettim, diyebilirim. Yayıncılık sektöründe kadınları duyulur, görünür kılma konusunda bana en büyük ilhamı yine Cumhuriyet verdi. Evimizde her zaman milli bayramlar büyük coşkuyla, aktif katılımla kutlandı. Ata’nın kazandıkları, devrimleri hep anlatıldı, hissettirildi. Demokrasiye sahip çıkmanın bir yolu olarak hep seçimlere katılındı, sandıkların sahibi olundu. İtiraf etmeliyim ki bu Cumhuriyet kuşağı bizlerden daha sıkı sahiplendi Cumhuriyetimizi. Bizler çok şanslıyız, 100. Yıla şahitlik ettik ve biraz da hazıra konduk. İkinci yüzyılımıza geçtiğimiz bu dönemde artık hızlanmamız, koşmamız, coşmamız lazım. Artık neden olmaz’ı değil de nasıl olur’u konuşmalıyız. Yüzümüzü geçmişe değil, geleceğe dönmeliyiz. Kadın sorunsalını erkeklerin de meselesi haline getirdiğimizde, cinsiyet eşitliği yolunda büyük adımlar atmış olacağız. Erkek çocuklarımızı bu bilinç ve duyarlılıkla yetiştirmeliyiz. Kadınlarımızı parlamento dahil, her yerde, her konuda ön sıralarda, aktif olarak görmeliyiz. Ülkemizi daha parlak, adaletli bir geleceğe taşımalıyız. Hızlanmalıyız, gençlere daha iyi örnek olmalıyız. Sanatta, bilimde, teknolojide öne çıkmalı, beyin göçünü tersine çevirebilmeliyiz. Hep beraber medeni yaşam standardını yakalamalıyız. Farklılıklarımız fırsatımız olmalı, bu güzel Anadolu’da hepimize, her renge yer var. Daha çok çalışarak ve paylaşarak büyümeliyiz. Norm Ender’in dediği gibi, Parlasın 100 Yaşındaki Cumhuriyetimiz!
devamını görGülgün ADIGÜN ÇARKOĞLU
Bir lider gelir,hayatın değişir... Özgürlüğünü iliklerine kadar hissetmeni sağlar. Cumhuriyet; 10 harf, tek kelime, sonsuz minnet ve gurur içeren, emsali görülmemiş bir devrimdir. "Ne mutlu Türk'üm diyene.."
devamını görPınar İNCE
Günümüz şartlarını değerlendirerek bakacak olursak, Cumhuriyetimizin en az yaşı kadar devasa değeri kelimelere sığmayacak bir coşku yaşatıyor Türk milletinin evlatlarına. Bugüne kadar yurdumun her köşesinde bayrağımızla yola devam ettik; okullarda, kurumlarda her gün Atamızın bize kalan resmini ya da heykellerini selam durarak ilerledik, durmak nedir bilmeden çalıştık Cumhuriyet aşkımızla, Atamızın bize bıraktığı en kıymetlisi CUMHURİYET seni yaşamak, hayatlarımıza değer kattı her daim, bir yüzyıl devirdin selametle, bize düşen andımız olsun ki ne pahasına olursa olsun seni yaşatmak ! İYİ Kİ CUMHURİYET! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
devamını görMeltem KÜTÜKLÜ EMİR
Vatanımın, bayrağımın kutsal ismi, değeri Cumhuriyet...Sana kavuşabilmek için feda edilen her damla şehit kanının hakkını ödeyemeyiz. Atamın, Gençliğe Hitabesinde dile getirdiği her şey maalesef bugün bu ülkede yaşanıyor. Cumhuriyet'in son demlerini mi yaşıyoruz diye korkuyordum. Ta ki bugün kalbimizdeki 100.gurur yılı heyecanını hissedene kadar...Cumhuriyet sen çok yaşa....Bizler gelecek nesillere daha güçlü bir Cumhuriyet bırakmak için tüm gücümüzle savaşacağız. Sana söz Atam...Sana söz Cumhuriyet... Sana söz Çanakkale... Sana söz Türkiye...
devamını görNaciye YAVUZ
Ben Cumhuriyet'e doğdum. Hem bir kız çocuğu hem de bir kadın olarak Cumhuriyet'le büyüdüm, okudum, öğrendim, hasta insanlara şifa olmak için hizmet ettim ve Cumhuriyet'in bana verdiği değerlerle evde, sokakta, olduğum yerde hür yaşamaya devam ediyorum. Kimseye ne biat ettim ne de kimsenin kölesi oldum! Seçtiğim her alanda "Ben varım" diyebiliyorsam hâlâ, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Muhtaç olduğun kudret damarlarımdaki asil kanda mevcuttur" ve Cumhuriyet bize bu hürriyeti sağladığı için hayallerimizin bile ötesinde çok kıymetlidir... İnanıyorum ki bu değerlere sahip çıkmak hepimizin öncelikli hedefidir. Yüz yıl, bin yıl, on bin yıl ve sonsuza kadar bu bilinçle Cumhuriyet hüküm sürecektir bu topraklarda... Bu hediyeyi canları pahasına bize veren tüm şehitlerimize ve Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sonsuz şükranlarımı sunarım.
devamını görDerya CANTİMUR
