ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Atatürk'ümü çok severim Cumhuriyet'imizi kurduğu için ona çok ama çok teşekkür ederim.

    devamını gör
    Beyzanur SEYREK
  • Bizleri ümmet anlayışından millet anlayışına taşıyan, padişahın önünde tebaa olmak yerine hukuk önünde yurttaş yapan ve özgür bireyler olmamızı bizlere armağan eden Cumhuriyetimizin 100.Yılı Kutlu olsun. Bizlere bu Cumhuriyeti armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyoruz. 100 değil 1000 yıl geçse de Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. 

    devamını gör
    Güven GÜRCÜOĞLU
  • Cumhuriyet mektubumu 2 yaşındaki kızım Eylül’ün ilk defa "Cumcuyet":)’ dediği gün yazıyorum. 100 yaşına bastın bu sene. Büyük anneannelerimizin, büyük babaannelerimizin, dedelerimizin; annemlere, babamlara miras bıraktığı Cumhuriyet'i ilerletme sırası bizde, bizden sonra ikinci yüzyılında kızımızda ve gelecek nesillerde. Cumhuriyet özgürlük, eşitlik, çağdaşlık, kız çocuklarının okuması demek... Her geçen gün değerini daha çok anlıyor, varlığını bir o kadar arıyoruz. Bana, aileme, en önemlisi kızıma kazandırdıklarından, sunduğun imkânlardan dolayı minnettarız. Cumhuriyet kadınları olarak daima senin değerlerine sahip çıkacağız. Kızımla birlikte kutlayacağımız daha nice bayramlara! Cumhuriyet ışığımız hiç sönmesin. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğiz… 

    devamını gör
    Tuba Şentürk KARABEYLİ
  • Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, seni 100 yıllarca saygı ve sevgiyle, bu Cumhuriyet'i bizlere armağan ettiğin için minnet ve özlemle anacağız. Ne mutlu Türküm diyene! Nice 100 yıllara!

    devamını gör
    Necdet GÜNAY
  • Türkiye Cumhuriyet’inin 100 yılının 81 yılını Türkiye’de yaşayan bir kişi olarak yoğun bir siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel belleği taşıyorum. Lise yıllarım 1951’de yeniden açılan Alman Lisesi’nde 1. ve 2. Dünya Savaşlarını, faşizmi, Nazizmi ve Avrupa ve ABD’nin sorgulanan demokrasisini, Sovyet ve Çin komünizmini, emperyalizm ve kolonyalizmin, ülkeleri ve kültürleri parçalayan etkilerini ve Hiroşima ve Nagazaki’yi öğrenerek ve bu olayların sonucunda nasıl karmaşık bir dünyada yaşadığımı ürküntüyle fark ederek geçti. İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde de binlerce yıllık uygarlıkları ve onların çoğunun Anadolu’da bıraktığı değerli mirası öğrendim; bu eğitim de bana dünyaya daha güvenli ve geniş açıdan bakmayı öğretti. Bütün bu bilgileri taşırken Türkiye Cumhuriyeti’nin benim kuşağım ve gelecek kuşaklar için ne anlama geldiğini kavradım. 2023 yılında bu anlamı şöyle tanımlayabiliyorum: Avrupa, Asya, Afrika arasında konumlanan Türkiye’de doğmak, 20.yüzyıl boyunca ve 2000’li yıllarda hem bu bölgede hem de kendi ülkemde yaşanan bütün siyasal, ekonomik, kültürel sorunlara, çıkmazlara ve felaketlere karşın bir ayrıcalıktır. Bu konumda insan dünyaya 360 derece bir bakışa sahip olabiliyor. Türkiye bu bölgede, Cumhuriyet’in kuruluşunun nedeni olan modernizmi en erken yaşayan ülkedir; Postmodernizmi, küreselleşmeyi de sert geçişlere ve direnişlere karşın özellikle sanat ve kültür alanındaki üretimleriyle içselleştirmiş bir ülkedir. 1980’den günümüze sanat ve kültür alanındaki çalışmalarımı da bu ayrıcalıklı jeopolitik konuma borçluyum. Deneyimlerim bugün olduğu gibi gelecekte de Türkiye’de sanat ve kültür üretiminin geniş kitleye, içinde yaşadığı düzeni, siyaseti ve ekonomiyi anlamlandırmak için, düşünsel ve tinsel bir güç vereceğini gösteriyor. Bilim ve teknolojideki tüm gelişmeler de sanat ve kültürün gücünü ve etkisini güçlendiriyor. Metaforlarla ve dolaylı biçimde de olsa, sanat yalnız söz konusu olan ayrıştırıcı, köktendinci ve kutuplaştırıcı kalıntılardan kurtulmak üzere değil, tüketim ve medya ideolojilerinin olumsuz etkilerini de dönüştürmek üzere de yol ve strateji gösteriyor ve göstermeye devam edecek. Sanat yapıtlarıyla oluşturulan görsel metaforlar kutuplaştırıcı siyasal tartışmaların açtığı yarığı iyileştirici düşüncelerle dolduruyor ve doldurmaya devam edecek. Bilim ve teknolojiyle işbirliği içinde çalışan kültür ve sanat insanları karanlık siyasal ideolojilerin ağına karşı aydınlatıcı seçenekler sunuyor ve sunmaya devam edecek. Siyasi ve ekonomik gücün halk ve temsilcileri tarafından paylaşıldığı bir devlet yönetim şekli olan Cumhuriyet ile gelecek kuşakların önünde sahip çıkmaları gereken böyle bir seçenek var.

    devamını gör
    Beral MADRA
  • Bu ülkedenin bir evladı olarak var olma sebebimiz olan hürriyetimizin bir sembolü olan cumhuriyetimizin 100. yılını büyük gurur ve onurla kutluyorum. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınlarına verdiği hakların ışığında cumhuriyetin gölgesinde geleceğimiz olan evlatlarımızı bir öğretmen olarak yetiştirme şerefiyle yaşıyorum. Yaşasın Cumhuriyet Yaşasın Türk Milleti 

    devamını gör
    Keziban ÇAL
  • CUMHURİYET’E MEKTUBUMUZ VAR

    Ben, 29 Ekim 1943’te doğmuşum. Cumhuriyet’in 100. yılı, benim de hayatımın 80. yılı oluyor. Ben bu tarihte hep iki mutluluğu bir arada yaşarım. Küçüktüm. Fatih’teki parkta havai fişek gösterileri vardı. Annem, ablam ve ben tramvayla parka gittik. Benim için, doğum günüm nedeniyle bu kadar masrafa girmelerine şaşırdım. Yıllarca 29 Ekim kutlamalarını, benim doğum günüm kutlamaları sandım. Ta ki küçük arkadaşım Selahattin bana: “Oğlum seninle alakası yok, Cumhuriyet Bayramı için bunlar” diyene kadar.

    Çok şeyi başardı Cumhuriyet. Ümmetten millete geçişin temelleri atıldı. Mustafa Kemal ve arkadaşları çok çalıştılar. Lozan’la da ülkemin konumu resmiyete bağlandı. Artık bir Türkiye Cumhuriyet’i vardı dünyada. Bir liranın doksan sent olduğu bir ülke. Lozan derken İsmet İnönü’yü ve arkadaşlarını anmadan geçemem. Onlar Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıdır. Cepheden Cumhuriyet’e yürüyen yolda büyük emek verdiler. Hepsine gönül borcumuz var. Ta Çanakkale’den başlayarak Ankara’ya uzanan yolda ve de çok kısa sürede büyük yol kat etti Cumhuriyet. Harf devrimi, kıyafet devrimi, sanayi devrimi (ki Atatürk tarıma dayalı sanayi düşüncesinde büyük işler yaptı) devrin sıkıntılı koşulları altında başarılması çok güç olan işlerdi. İkinci Dünya Savaşı’na ülkeyi sokmayan devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, salt “Lozan Kahramanı” olarak değil, Atatürk’ün en yakınındaki ikinci adam olarak da büyük işler yapmıştır. Ülkemizde demokrasinin kuruluşunu başlatmış, bu uğurda kendi siyasi hayatını riske atmıştır. Onun, “Evet, ben kaybettim ama demokrasi kazandı” sözü önemlidir.

    100. yılında bu güzel bayramı bize armağan eden Atatürk ve onun arkadaşlarına şükran borcumuz var.

    devamını gör
    Müjdat GEZEN
  • Öyle bir sevgi, öyle bir miras ki bu kanımıza, iliğimize kadar işleyen... Söküp atacak olanın aklına şaşarım. Asırlar geçse de coşkumuz, tutkumuz o geçen asırlarla daha da büyüyecek. Var olsun CUMHURİYET!

    devamını gör
    Nilay DEDE
  • Cumhuriyet çocukları olarak büyüyüp bu şekilde büyüttük çocuklarımızı. Bize emanet edilen bu güzel vatana vatan sever çocuklar yetiştirdik. Nice yüzyıllara erişecek güzel ülkem kötüler seyredecek iyiler bizlerle mutlu olacak. Ne mutlu türküm diyene.

    devamını gör
    Rabia Didem ÖZATAN