ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Sevgili .... 29 Ekim 2023'te yazıyorum, gelecek yüzyılda bu mektubu aldıysan cumhuriyet halen yaşıyor demektir, cumhuriyet özgürlüktür. Mustafa Kemal Atatürk'ün bize verdiği emanete sahip çıktık, sıra sizde. İlelebet yaşatmak için sen de sahip çık; bu cumhuriyet kolay kazanılmadı ve ilelebet muhafaza etmek boynumuzun borcudur.

    devamını gör
    Burhan GÜDEK
  • CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINA ADIM ATARKEN Atatürk ve yol arkadaşları egemenliği sultandan alıp millete verirken, saray ve şürekâsına tanınmış tüm ekonomik ve hukuki imtiyazları kaldırıp egemenliği paylaşan bir toplum tasarımı hayal etmişler ve Cumhuriyet’i kurmuşlardı. Cumhuriyet, her birimizin bir diğerine eşitlendiği uzun bir yolculuk olacaktı. Farklılıklarımızı, kimliklerimizi, beklentilerimizi sırtlanarak çıktığımız bu yolculukta sınıfsal, bölgesel ve nesiller arasında ortaya çıkabilecek tüm çelişkileri ve gerilimleri müzakere ederek ve uzlaşarak aşacaktık. Hiçbir çelişki ya da gerilim, herhangi birimizdeki eşit yurttaşlık hissiyatını değiştirmeyecekti. Cumhuriyet’in başarısını bu hissiyatı ne kadar paylaştığımıza bakarak ölçecektik. Cumhuriyet, kollektif bir aidiyet ve değişim ülküsüydü. Vatandaş olmakla kalmayacak, seçme ve seçilme haklarımız aracılığıyla eşit yurttaşlar olacaktık. Hiç kimseyi geride bırakmayacaktık. Savaşlardan yorgun çıkmış, saray şürekâsının yolsuzluklarından ve yozlaşmasından payına yoksulluk düşmüş halkların dirliği, ekonomik refahı ve geleceği için birlikte çalışacak, tüm sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yollarını müzakere ederek bulacaktık. Kurucular büyük bir heyecan ve özveriyle işe giriştiler. Devrim adım adım eğitimi, tarımı, sanayiyi, kadın haklarını düzenledi. Değişimin sarsıcılığı sosyal huzursuzlukları ateşledi. Buna iki dünya savaşı arasındaki gerilimler de eklenince Cumhuriyet, eşit yurttaşlık idealini terk etti ve kendini tek bir kimlik tanımına sıkıştırdı. Artık temel müzakere zemini, yani yurttaşlık yıpranmaya başlamıştı. İşte bu yüzden, müşterek sorunlarımızın hiçbirini layıkıyla çözemeden geldik bugünlere. Bu yolculuk henüz tamamlanmış değil. Kuruluş anından uzaklaştıkça genişlemek, rahatlamak, gücünü kurumlarının esnekliğinden almak yerine daralan, huzursuzlaşan, esnemesine izin vermediği kurumları parçalayıp çöpe atan bir devlet var elimizde. Her şeye sıfırdan değilse bile başlangıca hayli yakın bir yerden tekrar başlayacağız. Yapacak çok iş var. Peki kim yapacak? Biz yapacağız. Yurttaşlar yapacak! Birbirlerini yurttaşlık bilincinden tanıyan, tıpkı Cumhuriyet’in kurucuları gibi bütün olumsuzluklara, yokluklara rağmen her felakette tüm dargınlıklarını, yorgunluklarını kenara itip birbirleriyle dayanışmaktan ve bir arada yaşamaktan vazgeçmeyen yurttaşlar yapacak! Tarihsel kırılma hatlarını biz yurttaşlar onaracağız. Toplumsal barışı biz yurttaşlar kuracağız. Ekonomiyi, yani dirliğimizi, düzenimizi, kamu yararını yeniden tanımlayacak ve inşa edeceğiz. Önce yaralanan özsaygımızı onaracağız, sonra da dünyadaki itibarımızı. İkinci yüzyılın en önemli işi, Cumhuriyet’in temel vaadini birbirimize hatırlatmak. Üzerinden yüz yıl geçmiş kuruluş anındaki o travmatik aciliyet duygusuyla yüzleşmek. Ödevler kadar haklara ve karşılıklı güvene dayalı bir yurttaşlık tarifi yapmak. Böylece o öyküyü eşitlenmekten, yani birbirimizden korkmadığımız bir geleceğin ilham kaynağı kılmak.

    devamını gör
    Dr. Nesrin NAS
  • Atatürk’le ilgili söylenmemiş duyulmamış şey kalmamıştır. Emekli bir ordu mensubu olarak beni en çok etkileyen olaylardan birisi şudur: Çanakkale Savaşı'nda yenilgiye uğramış İngiliz Mareşal William Birdwood, Mustafa Kemal Atatürk'ün sonsuzluğa adım attığı 10 Kasım 1938'de seksen yaşında hasta yatağındadır. Ajanslardan 21 Kasım 1938'de devlet töreni yapılacağını duyar ve doktorlarına törene katılmak istediğini söyler. Doktorlar Mareşal'in ilaçların etkisiyle bilincini kaybettiğini düşünür. Ayağında kangren olduğunu ve kesilme tehlikesi olduğunu, değil Türkiye'ye Londra dışına çıkamayacağını söyler. Mareşal ısrar eder, üniformasını giyer, bir İngiliz birliğini alarak 21 Kasım 1938'de törene katılır. Yürüyemediği için Halkevi'nin balkonunda getirip düşmemesi için arkasına destek, kangren ayağının altına da minder koyarlar ve Atatürk'ü Mareşal üniformasıyla selamlar. 80 yaşında ölüm tehlikesini göze alarak kendisini yenen düşmana karşı böyle bir saygının ölçüsü 5 bin yıllık yazılı savaş tarihinde yoktur. Şimdi Atatürk'le ilgili bütün bildiklerini unutsalar. Savaşlarını, devrimlerini, üstün zekâsını, kurduğu cumhuriyeti unutsalar, yok saysalar, Mareşal William Birdwood'un o asil selamı Atatürk'ün ne saygın ne büyük bir asker, ne büyük bir devlet adamı olduğunu onlara anlatmaz mı!.. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun.

    devamını gör
    Mithat Atalay YILDIRIM
  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 100.yılını içtenlikle kutluyorum.O kadar mutluyum ki..❣️

    devamını gör
    Başak KALE
  • Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu vatan uğruna canlarını veren nice şehitlerimiz, Cumhuriyet'e giden yolda en ufak emeği olan güzel insanlar... Sizler rahat uyuyunuz. Atatürk'ün açtığı yolda ışık olmaya, onun ilke ve inkılâplarına sonsuza dek bağlı kalmaya, nesilden nesle sizleri anlatmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet'ten ayrılmayacak, emanetiniz için çok çalışıp ona her zaman sahip çıkacağız. Bu güç bizim damarlarımızdaki asil kanda mevcut. ATAM seni anlatmaya kelimeler yetmez. Üstün zekân sayesinde cephelerde uyguladığın savaş tekniklerini, düşmanına bile değer veren güzel kalbini, vatana bağlılığını, özgür ruhunu, pes etmemeni, başarılarını vb. ailecek kitaplardan okuduk, belgesellerde seyrettik. Bu bakımdan her an kalbimizde, baktığımız her yerde, özgürlüğümüzde, kısacası her şeyde sen varsın. Sizlere bir hayat, bir yaşam borçluyuz. Haklarınızı bizlere helal etmeniz dileğiyle. Ruhunuz şad olsun. CUMHURİYETİMİZİN 100. YAŞI KUTLU OLSUN. DAHA NİCE YÜZYILLARA.

    devamını gör
    Çiğdem Yavuz ARSLAN
  • Özgürce, tüm benliğimizle içimizdeki duyguları aktarabiliyor, istediğimiz gibi eğitim alabiliyor, çalışabiliyor, ayaklarımızın üzerinde durabiliyorsak hepsi sayende yüce Ata'm. Bir kadın olarak sana çok şey borçluyuz. Minnettarız sana...❤

    devamını gör
    Zeynep GEÇİT
  • Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim en büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti, 100 yaşında. Büyük bir coşkuyla kutladığımız 100. yıl, Türk milletinin bağımsızlık yolundaki mücadelesini, emeklerini ve elde ettiği başarıları bir kez daha hatırlamak, hatırlatmak ve saygıyla anmak için çok önemli bir dönüm noktası. Cumhuriyetimizin, 100. yılında güçlü bir şekilde ayakta durduğunu görmek, geleceğe daha büyük bir umutla bakmamızı sağlıyor. Ülkemizin kuruluş mücadelesi, bizlere en zor şartlarda bile birlik ve beraberlik ruhu ile bir hedef yolunda çaba harcamanın ve zafere ulaşmanın destanını anlatıyor. Tarihin en görkemli zaferlerinden biri olan ve Cumhuriyetin kuruluşu ile taçlanan kurtuluş mücadelemiz eşsiz bir ilham kaynağı niteliğindedir. Cumhuriyetimizin temellerini en güçlü şekilde atan ve hep daha ileriye gitme, çağdaş uygarlıkların da ötesine geçme hedefini bizlere gösteren Mustafa Kemal Atatürk’e ve mücadele arkadaşlarına minnet hisleri ile doluyuz. Temelleri 1950 yılında atılan Anadolu Grubu, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinin dörtte üçüne şahitlik etmiş, Cumhuriyet’le birlikte büyümüş dev bir yapı. Bugün 19 ülkede 80’e yakın şirket, 86 üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 95.000 çalışan ile 7 farklı sektörde faaliyet gösteriyoruz. Rakamsal verilerimiz, üretim gücümüz, geliştirdiğimiz ve içinde yer aldığımız projelerle Türkiye Cumhuriyeti’nin ve ekonomisinin en büyük itici güçlerinden biri konumundayız. Dünyanın önde gelen isimleri olan markalar ve şirketler tarafından tercih edilen uluslararası bir iş ortağı olarak ülkemizi uluslararası alanda en iyi şekilde temsil ediyoruz. Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı’na da tanıklık etmiş olan kurucularımız Kamil Yazıcı ve İzzet Özilhan, Cumhuriyet ilkelerini her daim kendilerine yol haritası olarak belirlediler. Ulu önder Atatürk’ün “en büyük hazine” olarak adlandırdığı Anadolu’yu odağımıza alarak toplumumuza, Anadolu insanına daha iyisini sunma hedefleri, bugün bizlere yol gösteren kurucu felsefe ve değerlerimize şekil verdi. Cumhuriyet ilkeleri ile aynı çizgide şekillenen değerlerimiz bizler için her zaman bir kılavuz görevi gördü ve görmeye devam edecek. Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılına girerken, yüzyıllık dönemde yaşadığımız ekonomik ve sosyal dönüşümün ülkemize kazandırdıkları geleceğe güvenle bakabilmemizi sağlıyor. Demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eğitim reformu gibi kritik konular ikinci yüzyıla girerken hepimizin en önemli konuları arasında yer alıyor. Sorunları kolaylıkla aşabilmemizin yolu Türkiye'nin her alandaki çalışmalarında ve yönetim anlayışında bu temel değerler etrafında birlikte hareket edilebilmesinden geçiyor. Ülkemizin istikametinin daha da belirgin olmasını böylece sağlayabilir, bunu tüm dünyaya gösterebiliriz. İnanıyorum ki, Cumhuriyetimizi ileriye taşımak, kuruluş değerlerine sahip çıkmak hepimizin üzerine düşen bir görevdir. Ne mutlu ki; Cumhuriyetimizin ilk yüzyıllık dönemi boyunca Cumhuriyet değerlerine ve ilkelerine bağlılık, çoğulcu demokrasi ve buna sahip çıkmak, geleneklerimiz arasında yerini aldı. Hepimiz Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak, güçlendirmek için büyük bir sorumluluk bilinci taşımalıyız. Özellikle gençlerimizin Cumhuriyet değerlerine sahip çıktığını görmek ülkemizin parlak geleceğine sarsılmaz bir inanç ve güven duymamızı sağlıyor. Daha nice yüzyıllara güçlü bir şekilde ulaşması dileklerimle, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyorum.

    devamını gör
    Tuncay ÖZİLHAN
  • Sevgili Cumhuriyet, 100 yaşındasın. Ulu önder Atatürk'ün bize emanet ettiği bu eşsiz değere Türk genci olarak damarlarımdaki asil kanın son damlasına kadar sahip çıkacağıma and içiyorum. Sen hep var olacaksın. 

    devamını gör
    Burcu ÖZDEMİR
  • Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ey Mustafa Kemal Atatürk. Tam 100 yıl önce bin bir zorlukla, içindeki azminle ve zihnindeki düşüncelerinle kurmuş olduğun bu Türkiye Cumhuriyeti devleti için sana ve senin yanında olan herkese biz gençler olarak teşekkürlerimizi sunarız. Ülkemizin her tarafı düşmanlar tarafından sarılırken, işgal edilirken, sen yeni bir Türkiye Cumhuriyeti devleti kurmanın tek kurtuluş yolu olduğunu söyledin. Ve kurdun. Bize bıraktığın böyle güzel bir ülkeyi her ne kadar kötü yerde görsek de bizim amacımız Türk gençleri olarak bu ülkenin yönetimini alıp eskisinden daha iyi olması için çalışıp çabalamamızdır. Ve bunu sadece eğitim ile yapabileceğimize inanıyorum ve inanıyoruz. İhtiyacımız olan şey sabır ve kendimize olan inancımızdır. Gayretimizdir. Çünkü size ve askerlerimize verdiğimiz sözleri ancak bu şekilde tutabiliriz. İnanıp çalışarak ve gayret göstererek yapabiliriz. Ve ne mutlu Türküm diyene.

    devamını gör
    Can ÖZGER