ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Merhaba sevgili milletim, Öncelikle Cumhuriyetimizin 100. yılı ulusuma kutlu olsun. Daha nice 100 yıllara huzurla, barışla... Bu vesileyle basta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bu uğurda mücadele veren, şehit düşen tüm şehit ve gazilerimizi şükranla anıyor, teşekkürlerimi bir borç biliyorum. Bu ülkede birçok mücadele verildi. Her anlamda küllerimizden doğduk. Gelecek nesillere bunu hele ki bu zor geÇen 20 yılda iyice anlatmak bizlerin vatandaşlık görevi oldu. Bu son 20 yılda Türkiye Cumhuriyeti çok zor koşullardan geçiyor. Yüce Atatürk'ün gençliğe hitabesinde bahsettiği tüm konular adete linç edilerek gözler önüne seriliyor. Kanlarımızla kazanılan yurdumun her karış toprağı araplara hunharca peşkeş çekiliyor. Köylüm, çiftçim, esnafım, öğretmenim, doktorum ve halkım adeta yoksulluğa terk ediliyor. Son 20 yılda bu ülkeye tek bir fabrika dahi kurulmadı. Var olanlarda maalesef Araplara satıldı. Ülkede hak hukuk adalet ayaklar altında.

    devamını gör
    İpek AKTEN
  • Dedem Mustafa Çavuş 56 alayda asker. Mustafa Kemal Paşa ile cephede savaşan, İstiklal gazisi dedem cumhuriyetin 100 yılı görseydi.

    devamını gör
    Halit İNALTEKİN
  • Ey büyük Atatürk. Bu mektubumu her ne kadar canlı olarak okuyamıyor olsan da, sadece bedenen aramızdan ayrıldığın için bu yazımı bir yerde okuduğunu ve hissettiğini düşünüyorum. Öncelikle kurduğun bu sonsuz cumhuriyetin bir neferi olduğum için sana sonsuz teşekkür ederim. Açtığın bu aydınlık ve medeni yolda bir cumhuriyet genci, bir Atatürk genci olduğum için onur ve gurur duyuyorum. Kurduğun, ilelebet devam edecek olan Cumhuriyet her ne kadar şu an emin ellerde olmasa da biz Türk gençliği olarak senin bize emanet ettiğin bu cumhuriyetin sonsuza kadar bekçisi olacağız. Aramızda bize emanet ettiğin cumhuriyetin kıymetini, değerini ve anlamını bilmeyenler var. Ama gözün arkada kalmasın paşam. Biz her zaman buradayız, Cumhuriyet’in yanındayız. Ve son olarak: açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.

    devamını gör
    Ömer Faruk TEK
  • Sevgili Cumhuriyet, Her şeyden önce varlığınla bizi onurlandırdığını belirtmek isterim. Seni hayatımıza aldığımız günden bu yana ortak sevincimiz oldun ki farklı insanlardan oluşan bizim gibi kalabalık bir ülke için bu çok da alışılmış bir durum değil. Tüm yönetim kararlarını senin şemsiyen altında yaşayan insanların seçtiği vekillerin vermesini istiyorsun, dolayısıyla o ülke halkının. Yıllarca tek kişinin kararları ile yönetilmiş milyonlarca insanın, kendisine danışılabileceğini, kararlarda kendisinin de etkili olabileceğini öğrenmesi onlar üzerinde muhteşem bir etki yaratmış olmalı. Şimdi bizi yönetecekleri seçmek için oy kullanmak sıradan ve doğal hakkımız gibi görünse de yüz yıl önce bu haktan söz etmenin bile tehlikeli olduğu bir düzende yaşıyorduk. Mustafa Kemal Atatürk de aynı düzeni sürdürebilir ve buna alışık olan halk büyük bir olasılıkla itiraz da etmezdi. Oysa o büyük bir cesaret göstererek hem ülkemize seni sundu hem de senin işleyebilmen, köklenebilmen için gerekli sistemleri kurma işini odağına aldı. Köklendin, yüz yıllık aşk oldun bizim için. Ama bizden neler beklediğinin de farkındayız. Yönetim yüz yıldır halkımızda, daha yüz yıllarca halkımızda kalabilmesi için yapmamız gerekenler var. İlk önce her birimizin, büyük bir sorumluluk taşıdığımızı anlamamız gerekiyor. Bu sorumluluğu taşımak, çevre için, ekonomi için, insanlık için en doğru kararları alabilmek demek. Araştırmak, kendisine söylenenlerle yetinmeyip doğrunun peşinde koşmak, okumak demek. Ancak bu şekilde cumhuriyet sağlıklı işler. Okumak keyifle yapılan çok ciddi bir iştir. Okuyalım, soralım, dinleyelim ki sen çok yaşa Cumhuriyet.

    devamını gör
    Birsen Ekim ÖZEN
  • Canım Cumhuriyet, canım Atam bize bıraktığın bu kutsal emanet için sonsuz teşekkürler sana ve arkadaşlarına... Sana söz, bize bırakmış olduğun emaneti sonsuza kadar ne pahasına olursa olsun koruyacağız, ne yaparlarsa yapsınlar sana olan sevgimiz, Cumhuriyet'e olan bağlılığımız asla bitmeyecek, çocuklarımız seninle, senin fikirlerinle, senin yolunda ilerleyecek canım ATAM. Seni ve Cumhuriyet'i çok seviyoruz, zor günleri atlatıp bağıra bağıra "Yaşasın Cumhuriyet" diye haykıracağız. Hiç kimse ama hiç kimse bize engel olamayacak, biz senin açtığın yolda, gösterdiğin ilkede hiç durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. Ne mutlu Türküm diyene. Kulaklarımızda, aklımızda bize yazdığın Gençliğe Hitabe var. Biz seninle büyüdük, Cumhuriyet sayesinde özgür olduk. İyi ki varsın, iyi ki bize bıraktığın mirasın var. Sonsuz saygı ve özlemle canım ATAM, izindeyiz.

    devamını gör
    Burcu MUTLU
  • Adını her duyduğumda, portreni her gördüğümde, sesini her duyduğumda gözlerimi dolduran ATAM... Kurduğun Cumhuriyetin 100. yılını görmek bizim neslimize nasip oldu çok şükür. Atam kurduğun Cumhuriyet'te hiçbir şey yolunda gitmiyor. Yüz sene önce söylediğin ne varsa hepsi gerçekleşiyor. Mevcut hükümet durumunda halkın çok zorlanıyor. İnandığımız bir cümlen daha var. O da kurmuş olduğun bu güzel Cumhuriyet'in ilelebet payidar kalacağıdır. Yeni gençlerinin bazılarında ümit var. Ülkemizi iyi yerlere getireceklerine inanıyorum. Bizlerse elimizden geldiğince mücadelemize devam edip herkese ulu önder Atatürk'ümüzü aşılıyoruz. Bu arada Atam benim ailem Selanik göçmeni. Soyumun diğer tarafı 27 Aralık'ta seni Dikmen sırtlarında karşılayan, vermiş olduğun özgüven sayesinde sinsin ateşini yakıp resmi olarak Milli Mücadele'yi başlattığını ilan eden Seymen soyudur. Bu konuda ziyadesiyle gururluyum. Seni çok özledim. Seni çok özledik. Yattığın yerde huzurlu ol. Biz hep buradayız.

    devamını gör
    Emre ERDAL
  • Cumhuriyetin 100. Yılı'na şahitlik etmek şansını yakaladığımız için çok mutluyuz. Atatürk ve bu ülkenin kurulmasında ve bugünlere gelmesinde katkısı olan tüm herkese çok teşekkür eder, daha nice yüzyıllar görülmesini temenni ederim...

    devamını gör
    Esma DEMİR
  • Sevgili Türkiye Cumhuriyeti, sana bu satırları birinci yüzyılını kutlamak ve seninle ilgili duygularımı paylaşmak için yazıyorum. Kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki ilk yüz yyıl kutlamasına şahit olacağım. Şükranlarımı ;Cumhuriyeti bizlere büyük emeklerle bir yaşam biçimi olarak emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve ona eşlik eden, tüm emek veren asker,sivil büyüklerime sunuyorum. Ben Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği bir Cumhuriyet kadını olarak, seni koruyacağıma, savunacağıma, benden sonraki nesillere doğru aktaracağıma söz veriyorum. Kuruluştaki çizginden ayrılmadan, değerlerini kaybetmeden zamana uyarak, güçlenerek yaş alman en büyük dileğim. Nice kutlu, mutlu ve umutlu yüzyıllara. Saygım ve sevgimle

    devamını gör
    Nazlı AYKIN
  • Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan Cumhuriyet Cumhuriyet bize ne yapar? Cumhuriyet bizi ne hale getirir? Tüm kurumsal ve devlet örgütlenmesi bir tarafa, kuruluş aşamasında konjonktürel ve zamansal olarak o derece toplumsal bir mevhum olmasının sürdürülebilirliği ve bu topraklara dair bir cumhuriyet fikrinin yerleşmesi önemli. Yıllar içerisinde artarak beni şaşırtan birçok şeyden biri de yoktan var etme kabiliyeti veya retoriği değil, bağlamsal idrak ve bunun bir medeniyet kurgusunda değerlendirme kabiliyeti. Siyasal bir tercihi, rejimi nadir, zorlu bir mücadeleyle radikal bir süreçte ortaya koyan bir ülke burası. Her ne kadar mihenk taşları ülkenin dönem itibariyle içinde bulunduğu monarşi içerisinde 19. yüzyılda muhtelif çabalar, revizyonlarla ortaya konmaya başlamış olsa da Cumhuriyet’in bu kadar güzel gelişmesi, palazlanmasının Anadolu topraklarıyla da ilişkili olduğunu düşünürüm. Elbette aksaklıkları, hayal kırıklıkları, zaman içerisinde tıkandığı merhaleleri var, olacak da. Anadolu ve kadim uygarlıkları, gelenekleri, geçmişi, kültürü. Öyle bir habitat ki binlerce yılın uygarlıklarının, tabiat ve etkenlerinin üzerine üst üste binen bir parametreler cümbüşü. Anadolu tüm bunlarla baş etme ve pekiştirme kabiliyetine sahip bir maya içeriyor. Mustafa Kemal’in de bu bağlamı çok iyi okuduğunu, kuruluş aşamasında İstanbul’la, yani payitahtla arasında sadece mesafeye bağlı bir nefes bırakma gerekçesiyle hareket etmediğini düşünürüm. Cumhuriyet’in 50’sine kıyıdan 5 yaşında, 100’üne ortasından 55 yaşında tanık oldum. Şimdiye kadarki kısmının tümünü ve evvelini mukayese edebilecek tanıklığım yok. Politik, medeni, çağdaş, bilimsel cumhuriyet esaslarının bir yaşam mukayesesine ihtiyaç duymadan ne demek olduğunun, öneminin farkındayım. Tüm bu hepimizin bildiği, tecrübe ettiği olsa olsa kiminin bilmek, anlamak istemediği kıymetleri görüyorum ve kabul ediyorum. Ben İstanbul dışında büyüdüm. Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde, bölgelerinde. Cumhuriyet mefhumunun Anadolu’da daha yerleşik, kendini gösterir olduğunu bir karşılaştırmayla İstanbul’a gelince fark ettim. Bu farkındalık birçok noktada ifade edilebilir ama kendi şahsi algım dahilinde bana en mühim gelenler mekânsal ve buna bağlı yerleşiklikler, seremoniler, alışkanlıklar, beşeri ilişkiler. Bunda ailemin asker, bürokrat, memur, Halkevi tecrübelerinin, hikâyelerinin, dolayısıyla çocukluğun ve ilkgençliğin gündelik hayat algısının, davranışlarının da etkisi olmalı. Son 30 yıldır gittikçe, geçtikçe, ziyaret ettikçe fark ettiğim ise Anadolu şehir ve yerleşimlerinde cumhuriyet bildik fiziksel karşılığının ve buna bağlı ilişkilerin yitmiş ya da görünmez olduğu. Mesleğim ve ilgi alanlarım nedeniyle de Cumhuriyet tarihinin gözle görülür kısmında oluşan eksilmeler zaman zaman beni bir melankoliye sürüklemiyor değil. Belki de Cumhuriyet kendinden fedakârlıklarla, yerine koymalarla düşe kalka büyüme eğilimindedir. Üniversite öğrencilik ve hemen sonraki yıllar içerisinde Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun bir dikta rejimi oluşturduğuna, tepeden inmeci bir üst karar olduğuna dair siyasi tartışmaların içerisinde kendimi bulduğumda çocukluk romantizmine yaslanan bir tereddüt taşır, kendime dahi izah edecek bir argüman geliştiremezdim. Henüz tarif edemediğim, gerekçelendiremediğim bir idrak içerisindeydim. Muhtemelen bu, konvansiyonel muhalif kimlik ve/veya saklı bir eleştirel sahiplenme denilen şey olabilir. Tüm bu gerilimler, eleştirel duruşlar, mesnetsiz, ikircikli muhalif bakışlar, şükranlar, idrakler, gönenmeler, sevdalar bende vücut bulan Cumhuriyet tezahürleri. Anadolu’ya ve birbirlerine pek yakışan Cumhuriyet’in bu topraklarda yeşerdiği gibi sağlam, köklü ama zarif ve narin. Bilmece kabilinden: Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan.

    devamını gör
    Cem SORGUÇ