ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Atatürk, "biz" demektir. O hepimizin özünde var olan onurlu, özgür, asil bir yaşam arzusunun, en diri fikirlerin sembolüdür. Bitmeyen umut, ayrımsız sevgidir. Bağımsız, refah içinde yaşayan bir millet için tereddütsüz feda edilmiş bir ömürdür. Bu fikirlerin, duyguların kaynağı öyle saf, öyle kuvvetli, öyle zamansızdır ki, yıllar geçtikçe, yok edilmeye çalışıldıkça ekilen tohumlar daha güçlü yeşeriyor. 7'den 70'e hepimizin gönlümüzde coşan sevgi, gözlerimizden taşıyor. Cumhuriyet, eşsiz dehanın en büyük eseridir. Milletine onurlu bir yaşam için sunduğu modeldir. Kimsenin soyuna, sopuna, cinsiyetine bakmadan fırsat eşitliği sunan, bilimin, modern dünyanın, sanatın kapılarını açan, herkesin hakkını veren bir yapıdır. Bu haklar, öyle ileriyi gören bir vizyonla sunulmuştur ki, aradan neredeyse 100 yıl geçmesine rağmen kullandığı hakkın önemini hâlâ kavrayamayanlar var. Atatürk, kalıpları, dogmaları reddeder. Onun değişmez tek bir doğrusu yoktur. Pusulası akıl ve bilimdir. Milletine de bunu öğütler. Milletinin aklına da, yüreğine de güvenir. Cumhuriyetin hedefini muasır medeniyetler seviyesi olarak belirler. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetişsin ister. Türk istiklalini ve Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa etme görevini Türk gençliğine verir. Kan gölüne dönen, ateş çemberi coğrafyada, genç cumhuriyetin en güçlü zırhlarından biri, "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi olacaktır. 100 yıldır bölgede ve dünyada olup bitenlere baktığımızda ülkemizin nelerden korunduğunu görüyoruz. Cumhuriyetin 100. yılında Atatürk'ün vizyonunun, hayallerinin gerisindeyiz. Bunda hepimizin sorumluluğu var. Ancak umutsuzluk yok. Dualite dünyasında her şey zıddıyla görünür. Okun daha ileri gitmesi için yayın geri çekilmesi gerekir. Yeter ki hedefimizi unutmayalım. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Bu uğurda muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

    devamını gör
    Sema BİNGÖL
  • 100. yaşın kutlu olsun Cumhuriyet'im! Bilsen ne güzel seni yaşamak, seninle yaşamak, seninle yaşlanmak! En sevgilinin emanetisin, en sevdiklerimize emanetimiz.. Çok yaşa! Nice 100 yıllara!

    devamını gör
    Yaprak CAN
  • Merhaba Cumhuriyet, Arşivdeki mektuplara baktım. Her birinde senden bir parça, sende onlardan bir parça var... Yaşam kalitesini yükselttin, 100 yıl içinde milyonlarca destekleyici şahidin oldu. Başka şahitlerin de oldu; senin güçlenmeni engelleyen etkenlere "Dur" diyebilecekken "Dur" demeyen... Gençliğe emanet edildin... Yıllar önce rüyamda Mustafa Kemal Atatürk'ü görmüştüm; bana: "Ne zaman çağırsan gelirim" demişti. Bu rüyanın anlamını daha yeni anlıyorum. Atatürk bu sözünde, senden bahsediyordu. Cumhuriyet, ne zaman çağırsam gelirsin, değil mi? Doğar doğmaz beni korumaya başladın. Yine ve her zaman beni yaşatırsın, değil mi? Sen, kendi kendini yenileyip geliştirebilen bir varlık olarak yaşama kavuştun. Türk milletini kucakladın. Bazı dönemler zorluydu, acılıydı, acıklıydı. Şimdi söz ver ve sor lütfen: "Daha güçlü olacaksın, değil mi?" Eminim, olacağız. Sonsuza kadar korunacaksın. Eşsiz bir eser olarak kalacaksın. İyi ki doğdun, iyi ki varsın!

    devamını gör
    İpek Kışlalı
  • Cumhuriyet'in 50. yılında doğmuşum. Onun 100. yılını görmek çocukluk hayallerimden biriydi. Sorunlar yok mu, yığınla var. Hem yurtiçinde hem de çevremizde. Dünya son 50 yılda maalesef daha iyi bir yer olmadı. Ama Selanikli bir yetimin kurduğu, bu sayede bugün Rizeli bir kıyı kaptanının oğlunun liderlik ettiği Cumhuriyet hâlâ dimdik ayakta. Onun temelindeki değerler her sınavdan gururla çıkıyor. 1923'te ne doğru bir iş yapıldığını tarihin algoritması gösteriyor bize... Çok yaşa Cumhuriyet. 150. yılda görüşmek üzere!

    devamını gör
    Tuna KİREMİTÇİ
  • “Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Açlığın ülkenin utancı olarak görüldüğü, çocukların kimsesiz bırakıldığı, artık işleyemediği topraklarından bir lokma için bilmedikleri şehirlerin gökdelenlerinde canlarını bırakıp yine kendi topraklarına dönenlerin kimsesiz gömüldüğü, kimsesizlerin kimsesi 2023’ün Cumhuriyeti. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1925 yılında Uşak’ta bir yetim yurdunda kalan kimsesiz çocuk Aziz, yurda yerleştirildiği için mutludur yurda ziyarete gelen Atatürk’e kimsesizliği şöyle tarif eder: “Babamı şahadet, annemi yoksulluk aldı. Uşak yetimleri adına yüz binlerce teşekkür ve yüz binlerce selam." Atatürk gözyaşlarını tutamaz. Aziz çocuğun, annesini yoksulluğun aldığını söyleme hakkıdır Cumhuriyet, 1928’de Atatürk, Emlak Eytam Bankası'na kimsesizler için yatırılan paranın müjdesini “Cumhuriyetin bilhassa kimsesizlerin kimsesi olduğunu yeniden ispat eden bu neticeyi memnuniyetle takdirinize arz ederim” der alkışlar arasında. Halk için yapılan inşaatları desteklemek ve yetim haklarını korumak için kurulan "Emlak ve Eytam Bankası"nın hakları son olarak bugünün TOKİ’sine geçmiştir. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün TOKİ’si depremde yetim kalan çocuklara, üniversite öğrencilerine, kirasını ödeyemeyenlere bedelsiz konutlar, yurtlar, rehabilitasyon merkezleri, ücretsiz kreşler yapmıyor. Rezidansların, AVM’lerin, imara açılan ormanların, acil kamulaştırılan arazilerin yeni sahiplerinin kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; Mustafa Kemal Atatürk, çocukların haklarını korumak için 1928’de imzaladığı Cenevre Bildirgesi : “Acıkan çocuk beslenmeli, hasta çocuk tedavi edilmeli, terk edilen çocuklar korunmalı, herhangi bir felaket anında öncelikle çocuğa yardım yapılmalı, her türlü istismara karşı korunmalı.” Atatürk çocukları korumak, beslemek, eğitmek, ihmal ve istismarı engellemek için sonradan adı Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu olarak değişen Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni kurup, yokluğa, yoksulluğa ve kimsesizliğe savaş açıyor “Kimsesizlerin Cumhuriyeti”nde. Çocukların yaşam hakkı, eğitimi, sağlıklı bir nesil hedefiyle kurulan Cemiyet suç işleyen, dilenen, engelli, kimsesiz, yoksul, ihtiyacı olan her çocuğa kucak açıyor. Talebe sofraları, aşevleri, yetim evleri, bakıcı okulları, hemşire kolejleri... Hatta bir milyona yakın nüfuslu İstanbul’da yetersiz beslenen 6 bin çocuk için Cumhuriyet gazetesine ilan veriliyor “Kimsesiz çocuklar için ne mümkünse veriniz.” 1929 yılının karakışında yoksul çocukların giyimi meselesi tüm ülkenin gündemi. 1930’lu yıllarda, yoksul çocukların eğitimi için Çocuk Kütüphaneleri açıyorlar. Kütüphaneye devam eden çocuklara her akşam, bisküvi, incir ve üzümden bir kahvaltı, oyun oynamaları ve eğlenmeleri için de çocuk bahçeleri kuruyorlar. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te bugün; Bugünün Cumhuriyet’inde çocuklar için okul yemeği yok, 10 milyon çocuk ağır yoksulluk koşulları içinde, 1,5 milyon kız çocuğu eğitim dışında, laik bilimsel eğitim yerine karma eğitim tartışılıyor, yüzbinlerce suça sürüklenen çocuk, milyonlarca çocuk işçi. Her beslenme saatinde arkadaşlarının yanından ayrılıp okulun etrafında beş tur atan 11 yaşındaki Ali’nin mi kimsesi, yoksa okul yemeğine ayrılacak kaynağın aktarıldığı bir avuç zenginin mi kimsesi olmuş bugünkü Cumhuriyet. Bizler hala 95 yıl önce imzalanan Cenevre Sözleşmesindeki çocuklar için okul yemeği kampanyasını sürdürüyoruz. Barınamayan, beslenemeyen artık “geçinmeye odaklanan” üniversite öğrencilerinin mi kimsesi bugünün Cumhuriyeti. Yoksa, onca yıl memleketin kalkınması için çalışan ama bugün çalışmanın huzurunu değil acısını çeken emeklinin mi kimsesi bugünkü Cumhuriyet. Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyet’te dün; 1932 yılında “kimsesizlerin kimsesi olsun” diye Atatürk’ün isteği ile kurulan halkevlerinde sağlıklı yetişsin diye çocuklar, sağlık taraması, bir insanın alması gereken besin değerini hesaplarlarmış, öğrenci yurtlarında kalanlar için sıcak yemek, cezaevlerinde eğitim, köyden gelen işçilere barınak kurarlarmış. Şimdi yeniden kimsesizlerin kimsesi olsun diye ikinci yüzyılında Cumhuriyete, 2 yaşında kimsesiz bir çocuk gibi sıkı sıkı sarılarak, örgütlenip, dayanışarak yeniden umutla büyüteceğiz.

    devamını gör
    Hacer FOGGO
  • Sevgili Cumhuriyet, 100 yaşındasın. Yüz yaşındayız. Bir kadın olarak sürdürdüğüm hayatı, özgürlüğümü sana borçluyum. Sana yeterince sahip çıkabildik mi? Hiç sanmıyorum. İnsan uğruna savaştığı, mücadelesini verdiği şeylerin kıymetini daha iyi bilir derler. Biz sana miras gibi davrandık, emanet gibi değil. Oysa sen büyütülecek, geliştirilip daha da ileriye taşınacak bir emanetsin. Ne mutlu ki ben bunun bilincinde olan aydın bir ailede doğdum ve öyle bir çevrede yetiştim. Başını karanlığa gömüp gerici çığlıklar atan, bu uğurda her türlü zalimliği esirgemeyen insanlarla yolum kesişmedi. Ancak senin varlığından rahatsız olanlara karşı seni koruyup kollamak bizim en büyük gayemizdir. Ben çocuklarımın ve onlardan sonra gelecek nesillerin de bu emanete sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. “Efendiler yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” diyen o sesi yaşadığımız her gün coşkuyla hatırlayarak ve her gün seni ilk günün heyecan ve hevesiyle yaşayarak.

    devamını gör
    Neslihan ÖNDEROĞLU
  • Sevgili Cumhuriyet, 35 yıl önce varlığınla aydınlattığın bu topraklarda doğdum. Cumhuriyet çocuğuydum. Törenlerde şiir okurken içindeki coşku gözlerinden yaş olarak akan, küçücük kalbine koca bir minnet duygusu sığdırmış çocuklardan biriydim. Cumhuriyet kadınıyım şimdi. Sayende toplumda varlığımın bir önemi var, söz hakkım var, hür iradem var... 100’üncü yılını kutluyoruz bu yıl. 1923’te Atamızın fitilini ateşlediği meşalemiz 100 yıldır yanıyor ve hiç şüphem yok ki yüzyıllarca yanmaya devam edecek. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde varlığın için savaşan tüm isimsiz kahramanlarımıza selam olsun...

    devamını gör
    Özge DEMİRCİ
  • Nice 100 yıllara.

    devamını gör
    Ege AKYILDIZ
  • Türkiye Cumhuriyet'ine bir Laz kızı olarak Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmüş büyük dedem Demirci Ahmet ve arkadaşlarının üstüne yemin ederim ki ömrüm boyunca Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve inkılaplarına sadık kalacağım. Ayrıca Türkiye Cumhuriyet olarak ilelebet payidar kalacaktır. Ne mutlu Türküm diyene!

    devamını gör
    Burcu KAYA