ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyetimizin 100. Yılı ne muhteşem bir tarih. Bazen diyorum ki 10. yılında da olabilseydim de o muhteşem marşları bağıra bağıra söyleyebilseydim. Ama ne mutlu ki bugün de bu heyecanı hissedebiliyorum. İlkokulda ve sonraki tahsil dönemleri ve takip eden yıllarda bu bayramı heyecanla, sevinç ve gururla kutlardık. O büyük kumandan ve devlet adamı Atatürk nasıl da Anadolu’nun bağrındaki halkın muhteşem özverisi ve yeteneklerini bilerek, onlarla ve çok değerli silah arkadaşları ile birlikte mücadele vererek ebediyen yaşayacak laik ve demokratik Cumhuriyeti kurdu. Ne mutlu bize. Halen genç, yaşlı, erkek, kadın, çocuk, herkes damarlarında bu heyecanı ve olguyu taşıyor. Bu bir doldurma havuz değil, bu duygu bir şelale, ebediyen akacak. Yaşasın ebediyen nice nice yüzyıllara ulaşacak Cumhuriyetimiz. 100. yaşı kutlu olsun. Mutluyum, çok mutluyum.

    devamını gör
    Fatma Leyla AYTULUN
  • Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan Cumhuriyet Cumhuriyet bize ne yapar? Cumhuriyet bizi ne hale getirir? Tüm kurumsal ve devlet örgütlenmesi bir tarafa, kuruluş aşamasında konjonktürel ve zamansal olarak o derece toplumsal bir mevhum olmasının sürdürülebilirliği ve bu topraklara dair bir cumhuriyet fikrinin yerleşmesi önemli. Yıllar içerisinde artarak beni şaşırtan birçok şeyden biri de yoktan var etme kabiliyeti veya retoriği değil, bağlamsal idrak ve bunun bir medeniyet kurgusunda değerlendirme kabiliyeti. Siyasal bir tercihi, rejimi nadir, zorlu bir mücadeleyle radikal bir süreçte ortaya koyan bir ülke burası. Her ne kadar mihenk taşları ülkenin dönem itibariyle içinde bulunduğu monarşi içerisinde 19. yüzyılda muhtelif çabalar, revizyonlarla ortaya konmaya başlamış olsa da Cumhuriyet’in bu kadar güzel gelişmesi, palazlanmasının Anadolu topraklarıyla da ilişkili olduğunu düşünürüm. Elbette aksaklıkları, hayal kırıklıkları, zaman içerisinde tıkandığı merhaleleri var, olacak da. Anadolu ve kadim uygarlıkları, gelenekleri, geçmişi, kültürü. Öyle bir habitat ki binlerce yılın uygarlıklarının, tabiat ve etkenlerinin üzerine üst üste binen bir parametreler cümbüşü. Anadolu tüm bunlarla baş etme ve pekiştirme kabiliyetine sahip bir maya içeriyor. Mustafa Kemal’in de bu bağlamı çok iyi okuduğunu, kuruluş aşamasında İstanbul’la, yani payitahtla arasında sadece mesafeye bağlı bir nefes bırakma gerekçesiyle hareket etmediğini düşünürüm. Cumhuriyet’in 50’sine kıyıdan 5 yaşında, 100’üne ortasından 55 yaşında tanık oldum. Şimdiye kadarki kısmının tümünü ve evvelini mukayese edebilecek tanıklığım yok. Politik, medeni, çağdaş, bilimsel cumhuriyet esaslarının bir yaşam mukayesesine ihtiyaç duymadan ne demek olduğunun, öneminin farkındayım. Tüm bu hepimizin bildiği, tecrübe ettiği olsa olsa kiminin bilmek, anlamak istemediği kıymetleri görüyorum ve kabul ediyorum. Ben İstanbul dışında büyüdüm. Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde, bölgelerinde. Cumhuriyet mefhumunun Anadolu’da daha yerleşik, kendini gösterir olduğunu bir karşılaştırmayla İstanbul’a gelince fark ettim. Bu farkındalık birçok noktada ifade edilebilir ama kendi şahsi algım dahilinde bana en mühim gelenler mekânsal ve buna bağlı yerleşiklikler, seremoniler, alışkanlıklar, beşeri ilişkiler. Bunda ailemin asker, bürokrat, memur, Halkevi tecrübelerinin, hikâyelerinin, dolayısıyla çocukluğun ve ilkgençliğin gündelik hayat algısının, davranışlarının da etkisi olmalı. Son 30 yıldır gittikçe, geçtikçe, ziyaret ettikçe fark ettiğim ise Anadolu şehir ve yerleşimlerinde cumhuriyet bildik fiziksel karşılığının ve buna bağlı ilişkilerin yitmiş ya da görünmez olduğu. Mesleğim ve ilgi alanlarım nedeniyle de Cumhuriyet tarihinin gözle görülür kısmında oluşan eksilmeler zaman zaman beni bir melankoliye sürüklemiyor değil. Belki de Cumhuriyet kendinden fedakârlıklarla, yerine koymalarla düşe kalka büyüme eğilimindedir. Üniversite öğrencilik ve hemen sonraki yıllar içerisinde Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun bir dikta rejimi oluşturduğuna, tepeden inmeci bir üst karar olduğuna dair siyasi tartışmaların içerisinde kendimi bulduğumda çocukluk romantizmine yaslanan bir tereddüt taşır, kendime dahi izah edecek bir argüman geliştiremezdim. Henüz tarif edemediğim, gerekçelendiremediğim bir idrak içerisindeydim. Muhtemelen bu, konvansiyonel muhalif kimlik ve/veya saklı bir eleştirel sahiplenme denilen şey olabilir. Tüm bu gerilimler, eleştirel duruşlar, mesnetsiz, ikircikli muhalif bakışlar, şükranlar, idrakler, gönenmeler, sevdalar bende vücut bulan Cumhuriyet tezahürleri. Anadolu’ya ve birbirlerine pek yakışan Cumhuriyet’in bu topraklarda yeşerdiği gibi sağlam, köklü ama zarif ve narin. Bilmece kabilinden: Varlığı değil belki de yokluğu fark edilecek olan.

    devamını gör
    Cem SORGUÇ
  • Özlem, sevgi ve saygı ile andığımız Atamızın en büyük armağanı olan sen, sevgili Cumhuriyetimiz! 100. yılımız kutlu olsun. Sonsuza dek bizimle olman dileğiyle...

    devamını gör
    Bilge TOBAL
  • Merhaba, Cumhuriyet'in bekçileri!!! Cumhuriyet'imizin 100.yılını doldurduk, dilerim ki Atamız'ın yolundan hiçbir zaman ayrılmayız. Atatürk'ün ilke ve inkılaplarını anlar ve onun fikirlerini esas alırız. Bizim asıl görevimiz Türkiye Cumhuriyet'ine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e layık bir Türk olmaktır. Kendinize yeterince inanırsanız bu görevi başarıyla tamamlayacağınıza eminim. Elbet zor dönemlerden geçeceksiniz, karanlıkta bir mum ışığına muhtaç kalacaksınız ancak umudunuzu kaybetmediğiniz sürece o karanlığı aydınlatan yine sizler olacaksınız. Unutmayın ki sizler Türkiye'nin ışığısınız!

    devamını gör
    Esra AYDEMİR
  • Canım ATAM, Neler düşündün, ne zorluklar aştın, neler planladın ve ne güzel gerçekleştirdin... Senin bir fotoğrafın, senin bir sözün, yahut sana ait herhangi bir sey karşıma çıktığında mutluluktan, gururdan gözyaşlarıma hiçbir zaman engel olamıyorum. Her daim "iyi ki"miz olarak var olacaksın.

    devamını gör
    Funda ERDEM
  • Sevgili Cumhuriyet, 100. yaşın kutlu olsun. Bu yaşa gelmek kolay olmadı, biliyorum. Neredeyse yarısına ben de şahidim. Bunca güçlüğün içinden geçip bugünlere gelmeni Türkiye’nin sana duyduğu sevgiye ve ilkelerine bağlılığına borçluyuz. Biliyoruz ki bizi bir arada tutan sensin ve ne olursa olsun her zaman elimizde sahip çıkmamız gereken Cumhuriyetimiz var… Ve biliyoruz ki sen, Türkiye toplumu olarak bizim en büyük eserimizsin. Bugün ne kadar beğenmesek, eleştirsek de sahip olduğumuz hayatı sana, sana verdiğimiz emeğe, duyduğumuz bağlılığa borçluyuz. Türkiye, Cumhuriyet’inden ayrı düşünülemez. Seni o kadar sevdik ki Yaşar Kemal’in tabiriyle “bin çiçekli bir bahçe” olan Anadolu senin değerlerine olan bağlılığı sayesinde bugünlere kadar birlikte gelebildi. Özgürlük ve demokrasinin, insanca bir yaşamın istisnasız herkes için geçerli olacağı bir gelecek ümidini hiç yitirmedik. Nuri Bilge Ceylan’ın tabiriyle “yalnız ve güzel ülkemize” duyduğumuz sevgiyi koruduk. Koruduk, çünkü biliyoruz ki bu ülke kolay kurulmadı. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in yanında yer alıp yok edilmeye direnen millet, Cumhuriyet’le hak ettiği haklara ve değere sahip oldu. Cumhuriyet, Anadolu insanının hayatını değiştirdi ve onu medeni uluslar istikametinde bir yolculuğa çıkarttı. Bu topraklarda tüm egemenliği kayıtsız şartsız millete verme fikri seninle kalıcılaştı. Mustafa Kemal’in benimsediği Cumhuriyet ideali, yine onun ve kuşağının cesareti, dehası sayesinde gerçeğe döndü. Cumhuriyet’i ilan eden Atatürk’tü, yaşatan ise onun ilkelerine sahip çıkan Türk milleti oldu. Yüzyıllardır İslami kurallarla yaşayan Anadolu’nun Müslüman toplumları laiklik sayesinde çağdaş düşüncelere, akla ve bilime yöneldi. Bilimsel düşünce ve laikliğin hayatımızda iki büyük etkisi oldu. Eğitim ve kadın hakları. Bence Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük devrimleri bunlar. Toplumun yarısını oluşturan kadınlara yüzlerce binlerce yıllık geleneklere karşı çıkarak özgürlüğün kapısını açması. O özgürlükler ki aradan geçen yüz yıllık zamana rağmen hâlâ tam anlamıyla içimize sindiremedik. Ama bu sayede milyonlarca kadın, erkeklerle aynı saflarda hayata katılabildi. Özgür ve güçlü bireyler oldu, topluma, ailelerine ve kendilerine yararlı insanlar olarak Türkiye’nin en büyük gücünü oluşturdu. Eğitimin yaygınlaşması ise eşitsizliklerin pençesindeki bir toplumda en önemli umut ışığı oldu. Akıllı, çalışkan milyonlarca Anadolu çocuğu Cumhuriyet’in okullarında iyi bir eğitim alıp meslek sahibi oldu. Anadolu’nun ücra bir köyünden çıkıp bu ülkede profesör, Cumhurbaşkanı olmak bugün hâlâ geçerli olan Cumhuriyet mucizelerinden biri. Şimdi senin yeni yaşını kutlarken her zamankinden daha heyecanlıyız. Sanki bütün evlatların senin kıymetini aynı derecede bilmiyor gibi. O nedenle başkaları adına da sana sahip çıkmaya, senin değerlerini yaşatmaya devam ediyoruz. İyi ki varsın Cumhuriyet. Daha nice yüzlü yaşlara…

    devamını gör
    Cem ERCİYES
  • Sevgili Cumhuriyet, Dile kolay, 100 yıldır bizimlesin. Teşekkür ederiz. 100 yıl boyunca, her şeye rağmen, varlığınla bize umut ve neşe verdiğin için minnettarız. Kapıyı çarpıp gitmediğin, bizden vazgeçmediğin için sana çok teşekkür ederiz. Bunu da seni bizimle tanıştıran Atatürk'ün hatırına yaptığını düşünüyorum. Yoksa kim dayanabilir ki bu kadar kargaşaya ve görmezden gelinmeye? Bize ilham ve umut kaynağı olan bir tarih yazdığı için de Mustafa Kemal Atatürk'e sonsuz kere teşekkür ederiz. Bize bıraktığın her emanete sahip çıkmak ve senin izinden gitmek sözüyle, nice yüzyıllara! Cumhuriyet'in 100. yılı kutlu olsun!

    devamını gör
    Eren GÜLMEZ
  • Cumhuriyet'ine taahhüt etmiş sadık gençler, egemenlikte halk irade sürmüştür. Çocuk geleceğin tohumu, gençlik istikbalin ta kendisidir. Bu güfteler ile hayatınıza devam ediniz. Ediniz ki 'gençlik öldü yahu' diyen bir toplum yerleşkesi olmasın. Okuyun, öğrenin, eğri oturup değil düz oturup doğru konuşun. Türk gencine en layığı budur çünkü. Sizlere atfedilen kötü sözler değil, size söylenemeyen o muhterem sözler belleğinizde yer etsin. Birçoğunuz yazmış olduğum bazı sözleri idrak edemiyor sanıyorum, işte bilmemek değil de, öğrenmemek bizlere hiç yakışık almaz! Ben de, Özdemir Asaf 'ın bazı mısralarını bayrağıma atfetme arzusuyla sizleri selamlıyorum. Ben sana hep üşüyordum/ Çünkü kıştım. Nakıştım, bakıştım/ İnkâr etmiyorum da bunu/ Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım / Ve lütfen inkâr etme / Sana en çok ben yakıştım... Evet Cumhuriyet'e en çok bizler yakıştık.

    devamını gör
    Melek AKSAKAL
  • Sevgili Cumhuriyet, seni çok seviyorum. Bizi savaşlardan kurtardın. Atatürk, sen olmasaydın biz şimdi nasıl yaşardık? Sen bizi savaşlardan kurtardın. Sadece bizi değil, bütün canlıları kurtardın. Sen olmasan bayramlar olmazdı. 29 Ekim ve 23 Nisan olmasaydı çocuklar çok üzülürdü canım Atam, iyi ki varsın.

    devamını gör
    Nehir ÖZDENGEL