ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyet Sen Ey bir asırlık çınar Anıt gibi yükselen karşımda Kimi yaprağın toprağa karışmış Kimi zümrüt yeşili Taptaze dalında Ne fırtınaları göğüsledin Ne yaman kışları Konuk ettin dallarında Nice göçmen kuşları Beni korudun, kolladın Ruhumu yücelttin Tarihimi, köklerimi buldun "Türk, övün, çalış, güven" Dedin Kalktım düştüğüm yerden Övündüm, çalıştım, güvendim Mutlandım Umutlandım Kutlandım. Hedefimiz artık tekti Tarlalarımız bitekti Harf, dil, din Milli hisler Halk ezgileri Halk oyunları Eğitim, öğretim Giyim, kuşam yenilendi Türküler, şarkılar, marşlar Bestelenip dillendi Yasalarla rahatladık Sırtımızı dayadık çınara Daldık derin uykulara. Yıllar geçti Bugün Cumhuriyet yüz yaşında Çok yaşa Cumhuriyet Diye bağırdık Ata'yı yanımıza çağırdık. Hak hukuk var mıydı Ya savaş ya barış İleri miydik, geri miydik Derdi dertle mi yamadık Uykularımız kaçtı Bir daha uyuyamadık.

    devamını gör
    Demet Gökay
  • Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzüncü yılı, ülkenin tarihinde büyük bir öneme sahip olan bir dönüm noktasını temsil ediyor. 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyet, Türkiye'nin modernleşme sürecinde atılan temel adımdır. Bu yıl, Cumhuriyetin ilanının üzerinden tam bir asır geçmiş olması dolayısıyla ülkede coşkuyla kutlanmaktadır. Türkiye, Cumhuriyet'in ilanından bu yana büyük bir değişim ve dönüşüm geçirerek çağdaş bir ulus-devlet haline gelmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde gerçekleştirilen ulusal kurtuluş mücadelesi, Türkiye'nin bağımsızlığını kazanmasını sağlamıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ülkede bir dizi reform gerçekleştirilmiş, eğitim, hukuk, ekonomi, sağlık gibi alanlarda köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu reformlar sayesinde Türkiye, çağdaş bir toplum haline gelmiş, demokrasi ve insan haklarına dayalı bir yapı oluşturmuştur. Yüzüncü yıl kutlamaları, ülkede çeşitli etkinliklerle dolu bir dizi etkinliği içermektedir. Sanat, kültür, spor ve eğlence alanlarında düzenlenmiştir.

    devamını gör
    Kubilay İsa BASTIRMACI
  • O biri Bir yangın çıkar, bir yerlerde. Biri söndürmelidir. Biri söndürecektir... Yani, inşallah... Bir sıkıntı çıkar, bir ailede. Biri çözmelidir. Biri çözecektir... Yani, inşallah... Birileri zor durumda kalmıştır. Biri yardım etmelidir. Biri yardım edecektir... Yani, inşallah... O “biri” olmazsa, dünya dönmez... O “biri” olmazsa, anlam kalmaz... O “biri” olmazsa, yaşam boşlukta asılı kalır... Dağılmıştır bir halk. Zayıf düşmüştür, vücut. Biri iyileştirmeli, biri birleştirmeli, biri toparlamalıdır. Olanaksız gibidir. Ama “biri” yapabilecek midir? Bu topraklarda o “biri” Mustafa Kemal Atatürk’tür... Ümitsiz ve çaresiz kalmış bir halkın dualarının karşılığıdır... Kimsenin kaldıramayacağı yükün altına giren, boş sözlerle kimseleri kandırmayan, bir cerrah hassasiyeti ve dehasıyla, doğrudan hastalığın kaynağına yönelen ve bu sırada kendi yaşamını ortaya koyan o “biri” O’dur... Nicesi ne yapacağını bilmez haldeyken, ne yapacağını bilen, nice gözlerin görmediğini gören ve “imkânsız"ı “yere indiren”... O “biri”ni anlamak için, akıl, vicdan ve feraset gerekir... Her babayiğidin harcı değildir, oturduğu yerden ahkam kesmeyi bırakıp, “biri” olmanın öyle kolay olmadığını ve bu haliyle onun tırnağı dahi olamayacağı gerçeğiyle yüzleşmek... Bu topraklar üzerinde yaşayan vefa sahibi varlıkların o mirasa baktıklarında hatırlayacakları “biri” varsa; kim olduğu bellidir... O “biri” ki, bedeni ortadan kalktığında dahi, diri görünenlerden daha “diri”...

    devamını gör
    Çağrı DÖRTER
  • Öyle bir sevgi, öyle bir miras ki bu kanımıza, iliğimize kadar işleyen... Söküp atacak olanın aklına şaşarım. Asırlar geçse de coşkumuz, tutkumuz o geçen asırlarla daha da büyüyecek. Var olsun CUMHURİYET!

    devamını gör
    Nilay DEDE
  • Bu yıl Cumhuriyet'in 100. yıl dönümünde kızım Sude Suna sordu, "Anne sen de mektup yazdın mı, hiç kaçırmazdın?" dedi... Yazmadığıma çok üzüldüm...şimdi yazıyorum...Ben Türk olmaktan gurur duyuyorum. İnşallah ileride torunlarım bu yazıyı okurlar...Sonsuza dek Mustafa Kemal Atatürk'ün izindeyiz... Bu vatanın toprakları kolay kazanılmadı... Bunu hiç unutmayın evlatlarım, torunlarım.., İlelebet bu Türk tarihindeki topraklar böyle kalacaktır. Bizler Türk'üz ve bundan gurur duyuyoruz... Ne mutlu Türküm diyene... Ülkemi çok seviyorum... Başka bir Türkiye yok... sevgili kızlarım MÜBERRA TORUN VE SUDE SUNA TORUN'UN çocukları ya da bundan sonraki gelen ve hiç tanıma imkânım olmayacak torunlarım, sizleri seviyorum... Siz benim canımsınız, kanımsınız. Rabbim sizleri hep mutlu etsin... Bu dünya bir gölgelik kadar kısa... Hiçbir şeyi kafanıza takmayın. Hep mutlu olun, sağlığınıza dikkat edin ve bu ruhta bir büyükannemiz varmış, bu dünyadan geçmiş diye hep gurur duyun.

    devamını gör
    Emel TORUN
  • Sevgili Cumhuriyet, İlkokulda öğrendiğim bilgiyle önce varlığını ve adını duydum. Daha sonra ise nasıl bir rejim olduğunu, kurulmak için ne çabalar verdiğini, neleri daha düşünceli ve insani kılmak için insanların seni düşündüğünü ve tarihi olarak nereden etki aldığını, felsefe tarihindeki o kadim ilk zamanlardan beri adının anıldığını, hukuk mücadelesinde nasıl tarihi olarak var olduğunu, kuvvetler ayrımının olabilmesi için ne kadar önemli olduğunu, vatandaş olarak anılan kavramın seninle dile geldiğini, sonsuz bir evrensel rejim değil ama hep mücadele ve güç ilişkilerinin içinde yeşererek durabildiğini öğrendim. Bu saydıklarım arasında felsefe tarihi kadar siyasi tarihte de ne kadar önemli olduğunu, hukukun eski Antik dönemlerden yola çıkarak ve hâlâ tarihin içinden geçerek bugüne kadar taşındığını okumaya başladığımda ben de büyümüştüm. Büyüdükten sonra daha da meşgul oldum seninle. Senin tarihi bir anlam içerdiğini, zülüm ve baskıya karşı çıkmaktaki maharetini, tek bir elden gelmeyen iktidarı sevdirmeni, sınıflar arası mücadelelerde olduğu kadar bunların kimi zaman saf dışında kalmasını da senin sayende öğrendim. Siyasi tarihte, seni sevenlerle birlikte, senin tiranlıklara ve sömürgecilere karşı durduğunu öğrendiğimde, düşündüm ki, sayende kimi sana karşı çıkanların da hâlâ sana karşı duydukları husumeti dile getirmeleri de senin varlığın sayesinde olabilmiş ve olabilmeye de devam etmekte. Bu sanırım senin mevcudiyetinin virtüelliğinde, başından beri, mevcut. Kendi rejimini kurmuş olduğun ülkeler arasında “laik bir anayasal cumhuriyet” olarak, en azından benim doğduğum topraklarda da mevcut olduğuna nasıl sevinç duyduğumu sana söylemek isterim. Bu ne büyük şanstır, benim olduğum ülkenin anayasal demokrasi üzerine kurulmasında senin rolün olduğunu duymak. Her ne kadar sarsıntılar yaşansa da bu şansa sahip olduğumuz için senin yanında durup da seni gerçekleştirenlere ne kadar teşekkür etsem azdır. Şansımızın devamı daim olsun!

    devamını gör
    Prof. Dr. Ali AKAY
  • Sevgili Cumhuriyet, Bugün yüz yaşında bizi bağrına bastığın, bize hürriyeti, insan olmanın gururunu, demokrasiyi tattırdığın için çok şanslıyız. Bazı şeyler hava gibi, su gibi vazgeçilmezdir. Varlığının kıymeti bilinmiyormuş gibi gözükse de herkes içten içe yine de bilir. Cumhuriyet de hepimiz için hava gibi, su gibi elzemdir. Vatanımızda özgürce ve gururla yaşamamızın senedidir. Pazarlığı olmadı, olmaz.

    devamını gör
    Kemal KÜÇÜKGEDİK
  • Cumhuriyet Türk milleti için çok önemlidir. Cumhuriyet'in ilanı ile devlet yönetimi millet egemenliğine bırakılmış,toplumu oluşturan bireyler arasındaki ayrıcalıklar kaldırılmış ve Türk kadını bulunması gereken konuma getirilmiştir. Bütün bunlar Atamız ve yol arkadaşları sayesinde olmuştur.Bizim üstümüze düşen ise Atamızın emanetine sahip çıkmak ve Cumhuriyetimize yakışır evlat olmaktır. Peki bunu nasıl yapmalıyız? Kendimizi geliştirerek bilinçli bireyler olmalı ve çevremizi bilinçlendirmeliyiz. Birlik ve beraberlik içinde olmalı, milli ruhumuzu asla kaybetmemeliyiz .Mesleğimizi en iyi şekilde icraat ederek vatanımıza hizmet etmeliyiz. Bilim,fen ve teknolojiye katkı sağlayarak ülkemizi ileri taşımalıyız. ÜRETMELİYİZ. Kısacası Atatürk ilke ve inkılaplarını anlamalı ve anlatmalıyız.Ülkemizin durumu her ne olursa olsun umutsuzluk hissine kapılmayarak vatanımız için çabalamaya devam etmeliyiz. Nice yüzyıllara TÜRKİYE CUMHURİYETİ...

    devamını gör
    Nehir İNAN
  • “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” “Çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan” diye başlayan o şahane marşı ne çok severiz. Ama ben “Müjdeler var yurdumun toprağına taşına” diye başlayan 50. Yıl Marşı’nı ayrı bir severim. Belki 50. yılda çocuk olduğum ve 50. Yıl’daki kutlama coşkusunun tanığı olduğum için; yalnızca tanığı da değil kutlamada görevim de olduğu için. Haftalar öncesinden öğretmenlerimiz Cumhuriyet 50. Yıl rontunu hazırlamak üzere eşit sayıda kız ve erkek öğrenciyi belirleyip boylarına göre eşleştirdiler. Şehirdeki müzik ve beden eğitimi öğretmenleri de ortak çalışarak bir koreografi belirledi. Ben de o öğrencilerden biriydim. Başladık çalışmalara. Tabii kıyafetler de dikildi. Teyzem terziydi zaten, evde diktik benimkini. Kızlar üçe bölünmüştü; yeşil, mavi ve pembe kumaşlardan volanlı eteklerimiz ve yeleklerimiz vardı, kenarları sutaşlarıyla işliydi. Benimki yeşildi. Beyaz da bluzlar giyecektik. Erkekler ise siyah takım giyecekti. Günlerce büyük bir heyecanla hazırlanıp, 15-20 dakikalık rontumuzu sunduk. Burdurlular alkışlarla şahane bir ilgi göstermişti rontumuza. Burdur’da 1973 yılı, 29 Ekim’inde Gazi İlkokulu’nda Cumhuriyetimizin 50. Yılı’nı coşkuyla kutladık. Ben 50. Yıl Marşı’nın “toprağına taşına” müjdesine neşelenirdim; “kurduna kuşuna” diye de ilave ederim içimden. Ama en çok “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” dizelerini severim. Çünkü “özgürlük” ve “insanca varlıktır” Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan. Bugün bilirim ki bizler Anadolu’nun küçük bir ilinde o gün ront yaparken, ülkenin başka yerlerinde 50 yıla gelene dek, insan yapımı ne acılar, felaketler yaşanmıştır. Ve o günden bugüne gelene dek, 50 yılda daha ne acılar yaşanacak ve yaşatılacaktır. Bu yüzden Cumhuriyet’in ikinci asrına girerken, özgür bir ülke için canlarını veren isimsiz ve isimli kahramanlara borcumuz, insan yapımı felaketlerle artık Cumhuriyet’imize söz söyletmemek, halel getirtmemektir. Geçmişe borcumuz, gelecek kuşaklara teminatımızdır. Cumhuriyet herkes için, tıpkı 9 yaşındaki bir kızın rengârenk hatırası kadar huzurlu ve neşeli olmalıdır. Dizenin devamındaki gibi, Cumhuriyet Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan sapmamaktır.

    devamını gör
    Melda ONUR