
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyet hayal edebilme özgürlüğüdür, dilediğin hedefi koyabilmektir. Daima gelişime açık olmak, her zaman iyiyi kovalamaktır. Cinsiyetlerin eşitliği, hukukun üstünlüğü, laik devlet, uluslararası bağımsızlık ve eğitimde fırsat eşitliğidir. Cumhuriyet 100.yaşında Türkiye’nin her bir vatandaşı için emek ve çaba isteyen, özveriyle korunması ve bunun için de gece gündüz çalışılması, ilmek ilmek işlenmeye devam edilmesi gereken, en kıymetli ortak değerimiz, hazinemizdir. Atatürk’ün bundan 100 sene evvel söylediği gibi, “Naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak, ancak Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.” Daha nice senelere, hep beraber çalışarak, koruyarak, daima ileriye…
devamını görZeynep Köksal YAYKIRAN
Başbuğum, ben Subutay Türksoy. Balıkesirli bir Yörük evladıyım. Yıllar önce paşa dedem Mustafa Yetim sizin yanınızda cephede kurtuluş mücadelesi vermiş. Hepimizin dedesi, yakını bu mücadelede ya şehit oldu ya da gazi. Cumhuriyet ve özgür bir Türk devleti kolay kurulmadı. Hepinize sonsuz minnettarız başbuğum. Ben Balıkesir'in köyünden çıkan bir 22 yaşında, Yörük Türkmen evladı olarak hayatımın son anına kadar sizin izinizden gideceğim. Son ana kadar isminizi ve hatıranızı yaşatacağım. Ülkemizin sorunlarını çözmek için canım pahasına elimden geleni yapacağım. Mirasınıza, ülkemize sahip çıkacağız. Sizi çok seviyoruz başbuğum. Saygı ve hürmetle...
devamını görSubutay TÜRKSOY
Doğanın olduğu gibi düşüncelerin, şehirlerin, ilkelerin ve kadim kişiliklerin de renkleri vardır. Kış beyaz, ilkbahar yeşil, yaz rengârenk, sonbahar sarı, kırmızı, yeşil iç içe. İstanbul yarısı yeşil yarısı mavi, Urfa eflatun, Trabzon bordo ve yine mavi. Ya düşünceler, erdem ve değerler? Tevazu kahverengi, aşk kırmızı, bilgi gri. Monarşinin, oligarşinin ve cumhuriyetin de renkleri vardır. Tek bir kişinin egemenliğini ifade eden monarşinin rengi halkı hiçe saydığı için elbette siyah, bir zümrenin egemenliğini ifade eden oligarşinin rengi ise renksizlik olmalıdır. Cumhuriyet ise halkların özgür iradesiyle kendi içlerinden temsilciler seçerek bir anlamda kendi kendisini yönetmesi, yüceltmesidir. Yani rengi çok renkliliktir. Lakin yüzüncü yaşını kutladığımız bizim cumhuriyet içerisinde barındırdığı tüm renklerden bir tanesi ile diğerlerinden ayrışır. Bizim cumhuriyetin baskın rengi mavidir. Ve bu renk cumhuriyetimizin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gözlerinin renginden dolayıdır elbette. Mavi cumhuriyetimizi kuran kamil insan Mustafa Kemal’i bilen, anlayan ve anlamlandırabilen herkes cumhuriyeti yaşayarak yaşatabilir. Yaşayan korur, yaşayamayan yok sayar veya tahrip eder. Mavi cumhuriyeti yaşayarak vicdanı hür, fikri hür nesiller yetiştirdiğimizde ( ki Atatürk’ün vasiyetidir) çağdaş medeniyetler içerisinde Anadolu’yu hak ettiği gibi ve geçmişte olduğu gibi önder kara parçası haline getirebiliriz. Cumhuriyetin çocukları cumhuriyetin olanaklarıyla yükselirler; ilim, irfan, vicdan, tevazu ve daha nice değerlerle o denli donanırlar ki nihayetinde cumhuriyetin ilkelerini yaşayarak ve yaşatarak cumhuriyetin rengine bürünürler. Aşk olsun bunu yaşayan nesle, merhaba olsun bunu yaşatan, yaşatacak nesillere. Anadolu’nun mavi çocuklarıdır bu nesil. Ay’ın çocuklarıdır bunlar. Her biri hem birlikte hem de ayrı ayrı yönlere gönderilmiş altı ilke ile yol alıp yol yapan mavi Ay’ın çocuklarının cumhuriyet güneşi Atatürk’tür. İşgal ve emperyalizm karanlığından bizi mavi gözlü dev adam Atatürk ve yoldaşları kurtardı lakin bu kurtuluşu ebedi kılacak olanlar onun ilkeleriyle onu ve zamanı anlayabilen mavi Ay’ın çocukları olacaktır hem de ilelebet. Selam olsun bizden, “ay’ın çocuklarından “güneşe", Gazi Mustafa Kemal’e. Aşk olsun kendi kendisini yönetmekle kendisini özgür tutabilenlere. Cumhuriyet özgürleştirir ve onun bireyleri kendisini köleleştirenleri ise yok eder elbette. Büyük bir coşku ile kutladığımız cumhuriyetimizin ilk yüzyılı kutlu olsun. Bizden yüzlerce yüzyıl sonra cumhuriyeti kutlayacak olan mavi Ay’ın çocuklarına ise bu mektup ile en mavisinden merhaba, en kırmızısından aşk olsun. Cumhuriyetimiz ilelebet mavi kalsın.
devamını görAli Canip OLGUNLU
Bu vatan kolay kazanılmadı! Düşman işgalinde olan Anadolu topraklarının yeniden kazanılması için var gücüyle savaşan, hayatını ülkesine ve milletine adamış, 29 Ekim 1923 tarihinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözüyle Cumhuriyet'i ilan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu cumhuriyeti “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünden yola çıkarak tüm gücümüzle yaşatmaya devam edeceğiz. Ne mutlu bize ki Cumhuriyet’imizin 100. yılını Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisini çok derin bir şekilde içimizde taşıyarak büyük bir gururla kutluyoruz. Daha nice 100 yıllara. Ruhun şad olsun Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
devamını görZeynep SEÇKİN
“İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ
devamını gör
Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.
Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.
Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.
1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.
1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.
Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.
12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.
Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?
Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.
Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.
Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.Rıza TÜRMEN
"Toprağım, Yurdum, Vatanım" baktığım, gördüğüm, duyduğum, duygulandığım her şey- hep sen.. Nice 100 yıllara "Ey Şanlı CUMHURİYET" varlığın benliğimizin gücü; emanetin nesiller boyu aktarılacak en güçlü siperimizdir. Tarih bizim, Şeref bizim, Şan bizim. YAŞASIN CUMHURİYET! "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillere.."
devamını görNazlı AVAN
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. 100 yıl sonra bile ne kadar büyük bir lider olduğunu o kadar iyi anlıyoruz ki Atam. İyi ki sen, iyi ki Cumhuriyet...
devamını görAysun YILDIRIM
Türkiye köklü tarihi, kültürel zenginliği ve etkileyici coğrafyasıyla insanları büyülüyor. Yüz yıllık bir zaman diliminde, Türkiye büyük değişimler ve gelişmeler yaşadı. Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde, laik, demokratik ve çağdaş bir devlet olma yolunda ilerledi. Bugün, Türkiye dünya sahnesinde önemli bir aktör olarak yerini almış durumda. Ekonomik büyümesi, kültürel gelişimi ve dış ilişkileriyle küresel bir rol oynuyor. Son yıllarda Türkiye’de yaşanan olaylar ve siyasi iklim, demokrasinin Türkiye’de azaldığını ve insanların demokrasiye inancının, umudunun azaldığını gösteriyor. Gelecek yıllarda daha demokratik, daha özgür bir Türkiye ve daha barışçıl bir siyasi iklimin oluşmasıyla, Türkiye’nin, gelecek yıllarında daha hızlı büyüyeceğine inancım tam. Türkiye’nin 100. Yılı hem cumhuriyeti anlamayı hem de geleceğe olan bakışını temsil ediyor. Cumhuriyete olan inanç, ülkenin başarılarını kutlama ve daha parlak bir gelecek için Türk halkına çalışma fırsatı sunuyor. Cumhuriyet'in 100. yılı, gurur dolu bir geçmişi anma ve geleceği inşa etme zamanıdır. Bu özel gün, Türk milleti için umut dolu başlangıçlara ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin Cumhuriyet Bayramı'nı ve Cumhuriyetin 100.yılını kutluyorum.
devamını görSerap GÜLER
Cumhuriyet demek; özgürlük, demokrasi, eşitlik demek. İnsanların birbirine karşı saygı duyması, saygının oluşturacağı zeminle sevginin kalplere nakşedilmesi demektir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ilan ettiği Cumhuriyet'i tüm olumsuz koşullara rağmen korumak, ülkemizde ırk, din, dil, mezhep fark etmeksizin herkesin borcu olmalıdır. Ama en önemlisi de korumak için de Cumhuriyet'in anlamını, özünü tüm benliğimizle idrak etmemiz gerekir. Bunun için de geçmişten günümüze gelen tarihimizi az çok bilmemiz gerekmektedir. Gerekmektedir ki iç ve dış oyunlara karşı her daim önlem alıp Cumhuriyet'i koruyabilelim. Niye başka bir rejimle değil de Cumhuriyet ile yönetiliyoruz diye hayıflananlar var ise geçmişte neler yaşandığını araştırıp okusunlar, başka ülkelerin idari resimlerine baksınlar. İncelenip, araştırılıp okunduğu zaman Cumhuriyetin ne kadar değerli bir rejim olduğunun farkına varabilirler. Biz insanoğlu bir şeyin ne kadar değerli olduğunu ancak elimizden alındıktan sonra kavrayabiliyoruz. Önemli olan elimizde avuçlarımızda iken ne kadar değerli olduğunu kavrayabilmek. Onu koruyabilmek. Örneğin; elinizde sırça bir kadeh tutarken onunla oradan oraya koşturup onun kırılmasına müsaade etmezsiniz değil mi? Etmezsiniz. Peki onlarca şehit verilmiş, neredeyse her milimetresinde şehitlerimizin kanı olan bu ülkenin, küllerinden tekrar doğması demek olan Cumhuriyet'i de aynı özenle her daim korumamız ve yaşatmamız gerekmez mi? Umarım nice yüzyıllar boyunca şah damarımız kadar önemli olan Cumhuriyetimizi yaşatmayı başarabiliriz. Son olarak ise Cunhuriyetimizin 100. senesi kutlu olsun.
devamını görDuygu KELEŞ
