ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Aziz Atam, İyi Ki Cumhuriyet'i ilan etmişsin. Sen Olmasaydın Biz Ve Bizler Olamazdık Diye Düşünenler Binler, Yüzbinler Ve Daha Fazlası. Her Geçen Gün, Öğretilerin Daha Da Anlamlı Ve Gerçekçi Olduğuna İnancımız Kuvvetlenerek Büyüyor. Sana Minnettarım ATAM.(SEVDANIN YAMACINDA KİTABININ SAHİBİ)

    devamını gör
    Ahmet ZAFERTEPE
  • Atatürkçü, demokrat, adalete inanan bir ailede büyüdüm. Üniversite yıllarımda “Bağımsız Türkiye" diye yumruk sıktım. Sonra böyle bir ihtimal hiç aklıma gelmezken “Laik Türkiye” derken buldum kendimi. Bu yetmedi, Cumhuriyet değerlerinin yerle bir olduğu günlerde buldum kendimi. Cumhuriyet'in, Atatürk’ün değerini bugünkü kadar hiç bilmediğimi anladım. Hepimizin ekmek kadar, su kadar, demokrasiyle bezenmiş Cumhuriyete de ihtiyacımız var, sahip çıkmalıyız.

    devamını gör
    Tekay DÜĞENCİOĞLU
  • Sancılı 100 yılımızın ardından yeni yüzyılda hatalarımızdan dersler çıkarılması ve liyakat, adalet, eğitime verilen önemin artması temennisiyle...

    devamını gör
    Musa OLCAY
  • Öyle güzel bir Cumhuriyet ki vicdanı hür nesiller yetişen, kendinden emin adımlar atan; hepsi senin sayende... nice 100.yıllara... sana layık nesiller yetiştireceğime söz veriyorum. Bize armağan ettiğin bu emanete sonsuza kadar sahip çıkacağıma emin olabilirsin. 

    devamını gör
    Ayşen DİZMAN
  • Cumhuriyet, Mektubuma Cumhuriyetimizin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN sözleriyle başlamak istiyorum. EY YÜKSELEN YENİ NESİL İSTİKBAL SİZİNDİR, CUMHURİYETİ BİZ KURDUK ONU YÜKSELTECEK VE SÜRDÜRECEK OLAN SİZSİNİZ. Ta o zamanlardan bize güvendiğini, bütün ümidinin bizlerde olduğunu anlıyoruz. Sana ve Cumhuriyetimize olan sevgimizi satırlara sığdıramayız. Ancak Cumhuriyet'e sahip çıkarak gösterebiliriz. 100. yıl dile kolay ama arkasında asırlar saklı. CUMHURİYET çocuklarımıza bırakabileceğimiz kocaman bir mirastır. Başta Cumhuriyetimizi kuran Sevgili Atamız olmak üzere emeği geçen bütün herkese saygı ve minnetle...

    devamını gör
    Nazlıcan ATAY
  • Cumhuriyet'in kazanımları sayesinde Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde okudum ve hayatımı kazandım. Babam köyde küçük bir çiftçi. Kardeşim profesör, ben de felsefe doktoruyum. Teokratik bir rejimle yönetilseydik, ben ve kardeşim okuyamazdık. Sadece babam gibi köyde küçük bir çiftçi olurduk. İşte cumhuriyet köylü çocuklarını doktor, profesör yaptı. Büyük aydınlanmacı Atatürk‘ü saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Hayranım bu büyük aydınlanmacı ve devrimci adama. Yolun yolumuzdur ATAM. 

    devamını gör
    Mehmet ÖZDEMİR
  • Sevgili Cumhuriyet, Sana yüzüncü yılını kutlama fırsatıyla bir mektup yazmak büyük bir onur ve ayrıcalık. Senin yükselişin, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve modernleşme sürecinin başlangıcı oldu. Sen, herkesin eşit ve özgür olduğu bir toplumun kurulmasında öncü oldun ve kadınların haklarının tanınması gibi önemli adımları attın. Ancak, günümüzde hala bazı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Hala adalet ve eşitlik konusunda çalışmamız gereken çok iş var. Ayrıca, basın özgürlüğü, insan hakları ve demokrasi gibi temel ilkelerimizi korumalıyız. Bu yüzden, yüzüncü yılını kutlarken aynı zamanda geleceğe de bakmalıyız. Senin ideallerin ve değerlerinle uyumlu bir toplum yaratmak için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yine de, senin bize sunduğun bu değerleri her zaman ön planda tutacağız ve her zaman sana minnettar olacağız. Sevgi ve saygılarımla, Azmi Yağlı

    devamını gör
    Azmi YAĞLI
  • Cumhuriyet’in 100. yılı öznenin, hak eşitliğinin ve aydınlanmanın yüzyılıdır. Bu bağlamda kutlamakta olduğumuz bu önemli sürecin tümünü değil ama çok büyük bir kısmını yaşamış biri olarak bulunduğum kültür ortamından günümüzün kültürel karmaşasına kadar yürüdüm ve bu yolculukta kendimi bir adanmış olarak sahiplendim. Sahiplenmeden daha ötesi Cumhuriyet, onun yaslandığı demokrasi, benim doğduğum dağlarda ümmetten vatandaşa taşıdı bizi. Vatandaş bugün çok kolay telaffuz ediliyor. Hak eşitliği dediğimiz olgu da yine aynı kolaylıkta telaffuz ediliyor ancak bu kavramlara yakından baktığımızda sürü ve kitle psikolojisinin kuşattığı zihinlerden bireysel potansiyeli hayata geçiren bir aydınlanma süreci olduğunu görüyoruz. O nedenle de bizim Cumhuriyet’imiz bizi Doğulu bir toplum kuşatmasından bir dünya toplumuna doğru taşımış, bunu kurumsallaştırmış, bugün söz sahibi olduğumuz dünya için iddialı cümleler kurmuş ve bunu çok büyük bir ölçüde gerçekleştirmiştir. Bu vatandaşlık kavramına benim hayatımdan örnek vermek gerekirse, bizim Cumhuriyet’imiz bizim modernizmimizdir aynı zamanda ve bize demiştir ki artık siz bireysel hakları olan, hukuku olan öznelersiniz, gidin bu dünyayı keşfedin, öğrenin, hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirin. Bu yaklaşım benim ailemde o kapalı toplumun kapılarını sonuna kadar açmış ve gurbet yolculuğu başlatmıştır. Gurbet yolculuğunun çok iyi yönetildiğini söyleyemem. Ama beklentileri, bilgileri ve değerleri çeşitlendirilmiş bir topluma taşımıştır bizi. Nitekim babam 1938 yılında Çetinkaya Erzincan demiryolunun çağrısına uyarak gurbete gitmiş, ondan sonra hiç geri dönmemiştir. İki yılda ya da üç yılda bir kısa süreli köyüne gelmiş tekrar geri dönmüştür. En son babam vefat edince bir kış günü babamı o hep özlediği köyüne götürdük. İşte o gün artık çok şeyin değiştiğini, benim bıraktığım köyün eski köy olmadığını, konakların kapandığını, âşıkların atışmadığını, masal anlatıcılarının etrafında kalabalıkların toplanmadığını, bunun yerine herkesin siyah beyaz bir televizyon alarak dizileri seyrettiğini ve kapılarını herkese kapattığını görmek ağır geldi. O zaman Edward Said aklıma geldi. Onun doğduğu evi ziyarete gittiğinde evin ölçüsünün artık çok küçük geldiğini anlattığını hayretle okumuştum. Aslında ev oradaydı, aynı ölçüdeydi, değişen Edward Said’in boyutlarıydı. Bizimkiler de artık konaklarda masal dinlemek yerine evlerine çekilerek o karıncalı görüntülerin sunduğu dizileri seyretmeyi tercih ettiler. Köyün en büyük sorunu da elektrikler kesildiği için dizileri tam olarak izleyememeleri oldu. Bu durum birileri açısından son derece basit bir hal olarak tanımlanabilir ama içinde yaşayan birisi olduğunuzda ne kadar çok şey kaybettiğimizi ve bir boşlukta yaşamaya başladığımızı algılamak çok kolay. Öteki yanıyla 1938’de gurbete giden babamın, çocuklarını mutlaka okutması gerektiğine olan inancı Cumhuriyet’in ilhamıdır. O inançla benim bütün sezgilerimin önünü açan o insan artık bir Cumhuriyet vatandaşı ve bir Anadolu bilgesidir. Bu bağlamda bakınca; benim birey olarak çağımızın dünyasını tanıyan, kültür ve sanatıyla yakından ilişkisi olan bir özne olarak eski adı Baksı olan köye geri dönüp babama teşekkür edeceğim Baksı’yı inşa etmem Cumhuriyet’in bozkıra armağanıdır diye düşünüyorum. Köy Enstitüleri, Halkevleri, Anadolu’ya sanatçıların gönderilmesi, kültüre yönelik araştırmalar, okuryazarlık oranının yükseltilmesi, kadına seçme seçilme hakkının verilmesi ve yeniye yönelik büyük heyecan büyük aydınlanma girişimlerinin hemen hepsi Cumhuriyet'in ilhamıyla başarılmış projelerdir. Bizim gibi Ortadoğu ve Doğu toplumları için bir Batı’ya geçiş köprüsü oluşturan ya da Batı ile buluşma köprüsü olan Anadolu’nun, halkın, halk ezgilerinin ve anlatılarının önemle ele alınıyor olması da bu aydınlanma hareketinin bir başka yüzünü oluşturur. Bugün içinde yaşadığımız büyük karmaşa, hareketlilik ve çatışmacı çözüm arayışları bulunduğumuz çok kritik toprak parçasındaki çeşitliliğin tehdit olarak algılanması yüzyıl içerisinde aldığımız büyük mesafenin yeterince hazmedilmemesindendir. Onun için artık yüzde yüze yakın bir okur yazar oranı ve kadın erkek eşitliğinin tümden kabul edilmiş olması biçimsel algılamanın ötesine taşınmalıdır ve Cumhuriyet’in ilk 100 yılının bizi getirdiği dünyadan artık yenilenerek bir ikinci yüzyıla geçmemiz gerekiyor. Orada da tüm ümit bireyindir. Çünkü Cumhuriyet bireyi yaratmak istemiştir. Bu görev gençlerindir çünkü Cumhuriyet kendi geleceğini gençlere emanet etmiştir. Kadınlarındır çünkü Cumhuriyet kadını perdenin arkasından aydınlığa çıkarmış, onun eşitliğini bir biçimde kabul etmiştir. O nedenle Cumhuriyet'in bu aydınlatıcı ışığı bugüne kadar bizi Doğu toplumlarının önyargılarından, dogmalarından kurtarmış, barışçıl bir toplum olarak kendimizi tarif etmemizi sağlamıştır. O zaman yaşasın birey, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın gelecek, sevgi ve adanmışlık. Bunlar yeni yüzyılın en büyük itici gücü olacaktır. Kişisel olarak yaptığım her şeyi bu ilhamla yaptım. Bu yüzden Baksı Müzesi benim için bir Cumhuriyet ilhamıdır ve bir Cumhuriyet yapısıdır…

    devamını gör
    Hüsamettin KOÇAN
  • Başbuğum, ben Subutay Türksoy. Balıkesirli bir Yörük evladıyım. Yıllar önce paşa dedem Mustafa Yetim sizin yanınızda cephede kurtuluş mücadelesi vermiş. Hepimizin dedesi, yakını bu mücadelede ya şehit oldu ya da gazi. Cumhuriyet ve özgür bir Türk devleti kolay kurulmadı. Hepinize sonsuz minnettarız başbuğum. Ben Balıkesir'in köyünden çıkan bir 22 yaşında, Yörük Türkmen evladı olarak hayatımın son anına kadar sizin izinizden gideceğim. Son ana kadar isminizi ve hatıranızı yaşatacağım. Ülkemizin sorunlarını çözmek için canım pahasına elimden geleni yapacağım. Mirasınıza, ülkemize sahip çıkacağız. Sizi çok seviyoruz başbuğum. Saygı ve hürmetle...

    devamını gör
    Subutay TÜRKSOY