ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Bu ülkedenin bir evladı olarak var olma sebebimiz olan hürriyetimizin bir sembolü olan cumhuriyetimizin 100. yılını büyük gurur ve onurla kutluyorum. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınlarına verdiği hakların ışığında cumhuriyetin gölgesinde geleceğimiz olan evlatlarımızı bir öğretmen olarak yetiştirme şerefiyle yaşıyorum. Yaşasın Cumhuriyet Yaşasın Türk Milleti 

    devamını gör
    Keziban ÇAL
  • Biz Türk kızları Atatürk'e minnettarız. Hiç onun izinden ayrılmayız. Haklarımızı, özgürlüğümüzü, mutlu nefes almayı Cumhuriyet’e ve ona borçluyuz. Daha nice yüzyıllara! ♥️

    devamını gör
    Karya KABAKDELEN
  • Merhaba Cumhuriyet, Bir kadın olarak özellikle, iyi ki Cumhuriyet iyi ki bizim liderimiz Mustafa Kemal Atatürk diyorum. Ne kadar minnet duysak eksik kalır, sonsuz teşekkürler. En büyük hazinem, oğlum Kuzey'im de ne şanslı ki Cumhuriyetimizin 100. Yılını görebildi. Tüm çocuklarımız gibi oğlum da hep Cumhuriyetimize sahip çıkıp Atamıza minnet duyup onun yolunda ilerleyecek. Söz veriyorum.

    devamını gör
    Melek DEMİRAYAK
  • Bu mektubu yazarken, yüreğimde Cumhuriyetimizin 100. yılına dair birçok duygu ve düşünce bir araya geliyor. Bir asır önce, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti kadınlar için dönüm noktası olmuştur. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kadınlarımıza verilen haklar, sadece kâğıt üzerinde değil, kalplerimizde de yer etti. Eğitimde, iş hayatında, siyasette ve sosyal yaşamda kadınlarımız, Cumhuriyetimizin temel değerleri doğrultusunda aktif bir şekilde yer almaya başladılar. Bugün bu kazanımları sizlere aktarmanın gururunu yaşıyorum. Buradan Cumhuriyet kadınlarına iletmek istediğim en önemli mesajlardan biri, kadınların toplumun her alanında var olmalarının bir hak olduğudur. Kadınlar, sadece anne, eş veya kız kardeş olarak değil, aynı zamanda lider, bilim insanı, sanatçı ve iş kadını olacaktır. Teşekkürler Cumhuriyet...

    devamını gör
    Berilhan NASUHBEYOĞLU
  • 100 YILLIK DOSTA MEKTUP

    Benim kuşağıma tanıdık gelir mektup yazmak, hatta belki en son benimkiler yazdı zaten, sonra da unutuldu gitti… Elektronik mektuplar var epeydir onun yerine, günün gecenin bir vakti çınlayarak geliyor üstelik telefondan, bilgisayardan…

    100 yıllık bir dosta yazmak tuhafmış ama, başa gelmeyince bilinmiyor.

    Belki de bundan sıkıntımız, derdimiz. Tıpkı mektup gibi, Cumhuriyet de yeni kuşak için elektroniği yapılana kadar ilgi çekmedi/ çekmeyecek…

    Neler hedeflenmiş oysa 100 yıl önce bugün… Asırlarca birilerinin kulu kölesi olarak yaşamayı kader bellemiş insanlara eşit yurttaşlık verilmiş mesela, elbet kolay kabullenmemiş insanlar, her başları sıkıştığında bir kurtarıcı aramayı, beklemeyi sürdürmüşler. Oysa Cumhuriyet dediğin zaten tam da bu; insanın kendinin kurtarıcısı olması, kendi gücüne güvenmesi değil mi? Öyle olmasa, bu Cumhuriyet’in kurucusu onu gençlere emanet eder miydi hiç? Gelmez miydi aklına, yaşamını birilerinin köleliğine ses çıkartmadan sürdürenlerin sırtına binmek?
    Gelmezdi ya!

    Gelecek olsa niye uğraşsın, can versin bu uğurda onca insan? Gücüne yaslanır, köleliğe razı insanları korkutmaya devam ederek yaşar giderdi…

    Cumhuriyet paylaşmak demek.

    Tıpkı bizlere eskiden öğretildiği gibi; kederi, mutluluğu, tasayı, çareyi paylaşmak, millet olmak demek. Her farklılığıyla üstelik, birbirinden korkmamak… “Kimsesizlerin kimsesi” olacaksa Cumhuriyet herkesi kapsamalı, insanları kutuplaştırarak kendine padişah gücü isteyenlerle onların yardakçıları hariç…

    Anadolu’da “Akılsız başa devlet konmaz, konsa da uzun durmaz” derler.

    Umalım ki akıl galip gelsin insanın yaşamı boyunca bağnazlıkla sürdürdüğü mücadelede.

    Umalım ki insanca yaşamayı kendine ödev, herkese de hak görsün bu ülkenin yurttaşları. Ayrıştırmaya çalışana direnmekten korkmasın, bu ülkenin ve bu Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu unutmasın hiç…

    İlkinde çok iyi başladık ama sonunu getiremedik, umarım ikinci yüzyılında beceririz Cumhuriyet’e layık yaşayabilmeyi…

    Nice yüzyıllara…

    devamını gör
    Ünsal ÜNLÜ
  • Ben bu cumhuriyette cumhuriyet çocuğu olarak umutla güvenle sevgiyle büyüdüm okudum yetiştim. Şimdi 2 kızımı 1 oğlumu yine bu cumhuriyette cumhuriyet çocuğu olarak, tarihini geçmişini bilen akıl bilim ışığında geleceğine yön veren cumhuriyet çocuğu olarak umutla sevgiyle saygıyla yetiştireceğim. 100 yılımızı kutlamaktan onur ve gurur duyuyorum. Başka cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm emeği geçenleri bu günleri huzurla güvenle yaşamamızı sağlayanları sevgi saygı ve minnetle anıyorum iyi ki varsınız. Beni annem babam cumhuriyet çocuğu olarak akılla umutla sevgiyle güvenle yetiştirdi. okuttu büyüttü öğrenmemi sağladı şimdi ben evlatlarımı aynı yolda akılla umutla sevgiyle güvenle yetiştiriyorum ve biliyorum ki onların yetiştirdiği evlatlarda akılla umutla sevgiyle güvenle cumhuriyet çocuğu olarak büyüyüp yetişecek ve yine biliyorum ki ben, biz, siz asla yok olmayacak tükenmeyeceğiz. İyi ki varsın Cumhuriyet iyi ki varsınız Cumhuriyet çocukları

    devamını gör
    Fatma Kader DOĞAN
  • Saygım, sevgim, minnetim sonsuz Atam… Kelimeler kifayetsiz… Nice nice 100 yıllara Cumhuriyet! Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa❤️

    devamını gör
    Melike DİLSİZ
  • İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.

    devamını gör
    Tahir Musa CEYLAN
  • Cumhuriyetimiz sistem değişikliği yüzünden yara aldı. İnanıyorum ki Cumhuriyetimiz ilelebet payidar kalacaktır. Mustafa Kemal ATATÜRK. Ne Mutlu Türk'üm diyene.

    devamını gör
    Şenol KARABACAK