
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Yüzüncü Yıl Marşı, destanlarla yazılmış tarihimiz, kahraman ve çalışkan milletimiz, özgürce dalgalanan bayrağımız, geçmişten geleceğe umudumuz. Yaşa, var ol canım Anadolu’m. Adalet ve demokrasidir varlığım, sevgi ve barıştır kardeşliğim, şehit kanlarıyla sulanmış toprağım, bu aziz vatandadır egemenliğim. Yaşa var ol yüzyıllarca Cumhuriyetim, Türk doğdun, Türk olarak öleceksin, şehit evladı olduğunu bileceksin, çağdaş, kalkınmış bir ülke yapacaksın, önderimiz Atatürk’ü seveceksin. Yaşa var ol yüzyıllarca Türkiye'm.
devamını görTurgut KÖK
Kadim dostum, Bir zeytin ağacının gövdesine sırtımı yaslamış, sana bu mektubu yazıyorum. Mektubum eline geçtiğinde bana sitem edeceksin biliyorum, hatta “Gittiğinden beri neden iki satır yazmadın, şimdi mi aklına geldik Emin Efendi?” dediğini duyar gibiyim. Sana yazacağıma dair söz verdiğim halde aylarca habersiz bıraktığım için mahcubiyet içerisindeyim. Yaşadıklarımızı anlatınca bana hak verecek, “Neler yaşamışsın vre!” diyeceksin. Belki de bizim kafilemizle gelmek istemeyip geride kaldığın için sevinç duyacaksın. Seninle vedalaştığımız o gece bana son kez bakışın gözümün önünde. Uzak diyarlarda hayata tutunmaya çalışırken Midilli İdadisi’ndeki anılarımızı düşündüm durdum. Sen aşkını tercih ettin, biz ise yeni kurulan bir ülkenin aşkını. Görüyorsun ya, her birimiz aşkın farklı hallerini tercih ettik. Savaşa, zulme dayanamayıp topraklarımızdan kaçmak zorunda kaldığımız o gece, Midilli Limanı’ndan kalkacak gemiye vardığımızda içler acısı bir sahneyle karşılaştık. Neredeyse bütün ada halkı (sen hariç), onları yeni vatanlarına götürecek bu gemiye akın etmişti. İnsanlar güvertede bir ağa takılıp çırpınan balıklar gibiydi. Validem “Beş çocukla bu gemiye nasıl sığarız?” derken babamı tanıyan bir sandalcı yanımıza yaklaştı. “Arif Ağam, bu gemi karşı kıyıya gitmeyecek, ırak bir limana götürüp bırakacak insanları, isterseniz ben iki çeyrekliğe sizi sandalımla karşı yakaya geçiririm” dedi. Babam bir an bile düşünmeden kabul etti. O gece sabaha kadar epey sarsıntılı, dalgalı, meşakkatli bir yolculuk yaptık. İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? Ege Denizi’nin en tekinsiz haline şahit oldum. Sabaha karşı sular duruldu, gökyüzü sancılandı, bin bir renge büründü. Göğü ilk kez böyle yamalı bir kumaş gibi görüyordum. Turuncular pembeler, alacalı maviler, morlar birbirine karıştı. En nihayetinde gün ışıdığında ise karşımızda tüm heybetiyle Kaz Dağları duruyordu. Yeni vatanımıza güneş doğmuştu. Sandaldan indiğimizde Edremit’e varana kadar zeytinliklerin içinden yürüdük, gece olunca camilerde uyuduk. Fırınlar terk edilmiş, köyler ateşe verilmiş, evler kullanılamaz ve harap haldeydi. Girit’ten, Selanik’ten bizden evvel gelmiş ailelerle birbirimize kenetlendik, başımızı sokacak bir yer ve biraz erzak bulduk. Savaşın uğursuz sesi ve insanın ruhuna sirayet eden karanlığı kol geziyordu. Gecelerce bilinmezliğin içinde bekledik. Derken Ayvalık Cephesi’nde savaşmak üzere askere alındım. Yunan ve İtalyan bölüklerine mağlup olduk. Hayatta kalmak için esarete razı geldim. Yunan Komutan Vassili’nin askerleri beni Edremit İlkokulu’nun bodrumuna hapsetti. Günlerce o karanlık ve izbe bodrumda ölmeyi bekledim. Mahalli efeler ve milis güçlerin planları sayesinde esaretten kurtuldum. Behemehal milli cemiyet kurulma çağrısının yapıldığı Edremit mitingine katıldım. Gündüzleri Milli Cemiyet’le, geceleri efelerle planlar yapıyordum. Kalbimizde sadece tek bir umut vardı. Yeni bir ülke kurulacak, Cumhuriyet ilan edilecek. Düşman işgalinden kurtulacağız. Bundan birkaç ay önce Gazi Paşa Cumhuriyet’i ilan etti. Önce düşman işgalinden kurtulmamız, ardından da yeni bir hükümet. Halkı aldı bir sevinç, kahramanlık türküleri, destanlar, marşlar, şenlik ateşleri… Hepimiz yeni kurulan Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasını diledik. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu, Midilli’de arsa ve evlerimiz için mal beyanatı yapabildik. Böylece oradaki mallarımıza karşılık burada ev ve zeytinlik aldık. Evleri, camileri, limanları yeniden inşa etmeye başladık. Devlet henüz emekleme evresinde bir bebek gibi taptaze. Kadın ve erkeğe eşit haklar sağlanacak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilecekmiş. Latin alfabesi kabul edilecek, kılık kıyafet devrimi yapılacakmış. Yeni okullar, yeni devlet kurumları açılacakmış. Ve hepimizin bir soyadı olacakmış. Herkes sokaklara taşmış, coşkuyla bekliyor. Ben de yeni kurulan cumhuriyetimize hizmet etme kararı aldım ve Maliye memurluğu sınavlarına başvurdum. Eğer bu mektubum eline geçerse lütfen geciktirmeden bana yaz. Dilerim bir gün yeniden kavuşabilir ve sırtımızı aynı zeytin ağacına yaslarken seninle eski günlerdeki gibi sohbet edebiliriz. Baki dostluk ve selam ile, gözlerinden öperim. Emin. (Gitme Gül Yanakların Solar romanımda anlattığım ve Cumhuriyet’in ilanının gerçek tanığı olan büyükdedem Emin Efendi’nin mektubudur. Belki hayal ürünüdür, belki de değil.)
devamını görİrem UZUNHASANOĞLU
Cumhuriyet 100'üncü yılında inşallah CHP iktidarında çok mutlu bir ülke olacağız ben buna inanıyorum. Her şey çok güzel olacak. Abidin Cem Güner
devamını görAbidin Cem GÜNER
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Bugün Cumhuriyet'in 100. yüzyılını doldurmasına günler kala, Atatürk'ün bu sözünü o kadar iyi anladım ki. Daim olması gereken cumhuriyettir, adalettir, özgürlüktür, hürriyettir. Evet size diyorum, şu anda bunu okuyan genç nesiller asla bunlardan vazgeçmeyin. Ve unutulmamalı ki baki olması gereken devlettir, gelip başa geçen memurlar değil. Ne zaman ki umudunuzu kaybettiniz işte tam da o anda geçmişinize, atalarınıza bakın. Mete Hanlar, Sultan Alparslanlar, Fatihler, Kanuniler, Atatürkler, Sabiha Gökçenler, Nene Hatunlar, bu sıra böyle uzar gider, bizden başka dostumuz yok, bizi bizden ileriye taşıyacak biziz, yeni nesil sizlersiniz. Okuyun, çalışın ve vazgeçmeyin. Çünkü Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Ben Sude Nur Aydemir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin en iyi yerlere gelmesi için çabalayacağıma söz veriyorum. VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
devamını görSude Nur AYDEMİR
Şu an okuyabiliyorsam canlarını hiçe sayıp savaşan askerlerimiz sayesinde. İyi ki var olmuşlar. Daha nice nice 100 yıllara...
devamını görHasret KÖSEOĞLU
100. yaşın kutlu olsun Cumhuriyet'im! Bilsen ne güzel seni yaşamak, seninle yaşamak, seninle yaşlanmak! En sevgilinin emanetisin, en sevdiklerimize emanetimiz.. Çok yaşa! Nice 100 yıllara!
devamını görYaprak CAN
Bu Türkiye’min tek bir onur duyduğu, dünyanın kıskandığı ulu önder Mareşal Mustafa Kemal Paşa ATATÜRK'ü var ve ulu önder atam ve silah arkadaşlarına bu Türkiye’nin borcu var. Bizler bu cumhuriyeti kurup özgürce bir birey olarak yaşıyorsak kimse unutmasın ki Atatürk’ümün sayesinde. Mekânın cennet olsun Atam. Nur içinde yat, şunu herkes iyi bilsin ki dünya döndükçe bu cumhuriyet ilelebet yaşayacak. Saygılarımla.
devamını görHakan BURMABIYIK
Atamın emaneti, başımızın tacı, kırmızı beyaz ülkemizin en güzel aydınlığı, seni ilelebet yaşatmak için ant içiyoruz. Atamızın her fikri bir ışık. Cumhuriyet hepimizin, 100.yılımızı gururla, minnetle kutluyoruz. Daha nicelerine...
devamını görMüge Uygun TANYELİ
Sevgili Atam Bize bu güzel Cumhuriyeti bıraktığın için minnettarım. Kanımın son damlasına dek senin ve cumhuriyeti kurmayı sağlayan bütün atalarım için ilerleyeceğim. Canım Atam Bir dilek hakkım olsaydı eğer bütün kadınlar ve kız çocukları için sana sarılabilmeyi çok isterdim. Bize bu Ülke’de söz hakkı tanıdığın,istediğimiz mesleği seçmemizi,istediğimiz kıyafeti giyip özgürce dolaşmamızı sağladığın için sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Diğer ülkeleri gördükçe bize ne büyük miras bırakmışsın diyorum. Mirasına sahip çıkmaya çalışıyoruz. Vazgeçenler ve pes edenler oluyor, Ülkemiz o kadar kötü halde ki çareyi başka ülkeye gitmekte buluyorlar. Zor zamanlardan geçiyoruz. Sanma ki pes edeceğiz. Sen dememiş miydin bütün ümidim gençliktedir diye..Daima senin yolundan ilerleyeceğiz.
devamını görÖykü KÜÇÜKOBA
