
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Yaşarken hep üretmek, hep söz sahibi olmak önemli. Kadın topluma kendini kabul ettirmeye zorunlu: kadının özgürlüğü bireyin özgürlüğü, toplumun özgürlüğü demek aslında. Ben 50’yi, annemse 90’ı geçti, bazı şeyler maalesef hâlâ değişmedi… Bugün başım dik yürüyebiliyorsam Cumhuriyet sayesindedir. Yetim olduğu için eğitimi ilkokuldan sonra tutucu çevre baskısı sebebiyle engellenen, örnek bir Cumhuriyet kadınının, çalışkan, üretken hatta duruma göre yoktan var eden, çevresinin akıl hocası bir kadının kızıyım. Özgürlüğün ne demek olduğunu, bir olmanın önemini bugünlerde daha çok anladığımızı düşünüyorum. Bizi ayakta tutan umut. Geleceğe umutla bakmakta zorlanıyoruz .Değerlerimize, bizi biz yapan kültürlere, duygulara, gelenek ve göreneklere toplum olarak sarılmalıyız. Güneş olan yerde gölge hep olacaktır. Doğru bildiğimiz Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkarak, bu ilkeler doğrultusunda bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. 100.yıl kutlu olsun!
devamını görReyhan KOCABAL
ATATÜRK VE ASIRLIK CUMHURİYET Benim güzel Türkiyem, Girmiş 100 yaşına. Dünyayı hayran bırakmış, Toprağına taşına. Duyun ey dağlar Dinleyin Türk'ün sesini. Vatanıma göz koyanın Millet keser sesini. Göklerde dalgalanır , Benim şanlı bayrağım. Yurdun dört biryanını Süsler ay yıldızıyla. Şanlı asker nöbette, Kutsal vatanı koruyor. Atam senin sevginle Bu millet hür yaşıyor. Atamızın yolundan Gitmeye yeminliyiz. Yaşa sen Cumhuriyet, Biz senin izindeyiz. Ela Ateş 8 yaşındayım. Mektubumda şiirimi Atama ve asırlık Cumhuriyetime yazdım. Atam izindeyiz.
devamını görEla ATEŞ
İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.
devamını görTahir Musa CEYLAN
100 yıl önce bu milleti hem düşmandan hem de cahillikten kurtardın Atam. Biz gençler senin ilkelerini takip ederek bu milleti 100 yıllar boyu sürdüreceğiz.
devamını görDoruk Ali KAVAS
Cumhuriyet olmasaydı çocuklar için bayram olmazdı. Çocuklar gösteriler yapamazdı. Kutlamalar yapamazdık. Atatürk olmasaydı 29 Ekim ve 23 Nisan olmazdı. Söyleyeceklerim bu kadar, görüşmek üzere.
devamını görMelike Neva UMUTLU
Merhabalar ben eski adı ile 3 M den oluşan ( MUSİKİ MULLALİM MEKTEBİ) Ankara Devlet Konservatuvarın dan mezun olmuş bir klasik bale sanatçısıyım, CUMHURİYETİN kurucusu ulu önder ve konservatuvarın da kurulmasıni sağlayan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK un sanata ,sanatçıya verdiği önemi düşünerek onun kurdurmuş olduğu Cebeci deki Konservatuvar da okudum.Hala ana kapısına dikkat ederseniz 3 M harflerini fark edersiniz , 100. Yılını kutlayacağımız CUMHURİYET’İmiz de biraz olsun sanatımla ve hala eğitmen olarak da destek verdiğim genç sanatçı adaylarına yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Daha nice 100 yıllara , KUTLU OLSUN 100. YILINI KUTLADIĞIMIZ CUMHURİYET’imiz.
devamını görOktay KERESTECİ
Sevgili Cumhuriyet; Ben doğduğumda 58 yaşındaydın, şimdi 100... Rize'nin küçük bir kasabasında doğan küçük bir kızın tüm fırsat eşitsizliklerine rağmen Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde okuyabilmesi elbette ki senin sayende... Biz Cumhuriyet çocukları öyle bir sevgi ve umutla büyüdük ki önümüzde hiçbir engel duramadı... Bugün kendi firmasını kurma cesareti gösterebilmiş, hayata umutla bakan, en büyük motivasyonu Atatürk ilkelerine, Cumhuriyet devrimlerine bağlı çocuklar yetiştirmek olan özgür ve mutlu bir genç kadınsam senin sayende. Atatürk devrimlerine ve sana bağlılığımız sonsuza kadar sürecek. Sen çok yaşa, var ol Cumhuriyet...
devamını görMeliha TUTUCU
Merhaba Cumhuriyet bir kadın ve 2 kız çocuğu annesi olarak ötekileştirilmemin önüne geçtiğin özgür irademle insan gibi yaşamamıza kadın olarak her meslekte bulunmamıza imkan sağladığın için kimsenin kapaması ya da malı olarak görülmediğimiz bir ülkede karanlık ortaçağ coğrafyasında muasır medeniyete bizi ulaştırdığın için başta Atam'a sonra sana sonsuz teşekkürler. Nice yüz yıllara... Değerinin her geçen gün daha çok bilinmesi ümidiyle...
devamını görİlknur TUTKUN
Atam, Büyük zorluklar ve fedakârlıklar içinde kurduğun, sonra da bizlere armağan ettiğin Cumhuriyet’imizi her türlü engele rağmen senin yokluğunda korumaya çalışıyoruz. Ülkemiz için bu yıl her yıldan daha zor bir yıl ve bu durum biraz daha sürecek gibi görünüyor. Yurdumuz üzerine oynanan oyunlar yıpratmaya başladı bizleri, ancak buna rağmen senin ölüm döşeğinde anavatana kattığın ve bu yıl dünyanın en yıkıcı depremini yaşayan, bunun yanında yüz binlerce insanını kaybeden Hatay’dan yazıyorum bu mektubu. Bizi bezdirmeye çalışıyorlar Ata’m. Biz Hataylılar olarak gözden çıkarılmış gibi hissediyoruz kendimizi. Tüm yaşadığımız olumsuzluklar bizi Hatay’dan çekip gitmeye zorluyor ama buradayız! Gitmiyoruz! Hataylıların nasıl ayağa kalkmaya çalıştıklarını uzun uzun yazmak isterdim. Kısa kısa bahsetmeden geçemeyeceğim. Bizim oradaki esnafımız yol kenarlarında işbaşı yaptılar. Hizmete devam ediyoruz dediler. Başka başka sektördeki iş kadınlarımız, iş adamlarımız da bunu yaptı. İnsanların kimisi çadırlarda, kimisi konteynerde kimisi de yıkılmayan evinde devam eden bir sürü depreme rağmen Hatay’dalar. Kimisi başka şehirlere gitti, depremler geçene kadar, sonra çoğu geri döndü. Bırakılacak gibi değil ki memleket. Öyle güzel bir memleket bırakmışsınız ki bize, ondan vazgeçmek mümkün değil Atam. Müteşekkiriz. Uzun yıllar oldu rahat, huzurlu bir nefes almayalı ülkemiz. Oynanan oyunlar ülkemizi biraz daha geriye attı. Ve şu an sizin bize bıraktığınız Türkiye o Türkiye değil. Ümidimizdir, tekrardan dirilmesi, küllerinden yeniden doğması. Yokluğunuzu her zaman hissetti bu ülke. Ama her şeye rağmen yolunuzdayız. Sonsuz saygı ve özlemle anıyoruz Ata’m sizi ve ülkemizi kurmanızda yanınızda olanları.
devamını görAlev ÖKSÜZ
