ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 100'ler her topluma nasip olmaz. Biz İlkini yaşayacağız. İnanıyorum ki; yeni yüzlerle nice 100'ler görecek Türk toplumu... 100. Yılı görmemizin sebebi olmaya bir inanmış, adanmış insan yetti. Ardından gelen onlar, binlercesi.... Yarına ışıkla uyanabilmek adına dününü, bugününü yakan niceleri.... İlelebet, daima, izinde, hep ileriye... 100.yılımız kutlu ve mutlu olsun!

    devamını gör
    Umut Fevzi ŞAHAN
  • Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu vatan uğruna canlarını veren nice şehitlerimiz, Cumhuriyet'e giden yolda en ufak emeği olan güzel insanlar... Sizler rahat uyuyunuz. Atatürk'ün açtığı yolda ışık olmaya, onun ilke ve inkılâplarına sonsuza dek bağlı kalmaya, nesilden nesle sizleri anlatmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet'ten ayrılmayacak, emanetiniz için çok çalışıp ona her zaman sahip çıkacağız. Bu güç bizim damarlarımızdaki asil kanda mevcut. ATAM seni anlatmaya kelimeler yetmez. Üstün zekân sayesinde cephelerde uyguladığın savaş tekniklerini, düşmanına bile değer veren güzel kalbini, vatana bağlılığını, özgür ruhunu, pes etmemeni, başarılarını vb. ailecek kitaplardan okuduk, belgesellerde seyrettik. Bu bakımdan her an kalbimizde, baktığımız her yerde, özgürlüğümüzde, kısacası her şeyde sen varsın. Sizlere bir hayat, bir yaşam borçluyuz. Haklarınızı bizlere helal etmeniz dileğiyle. Ruhunuz şad olsun. CUMHURİYETİMİZİN 100. YAŞI KUTLU OLSUN. DAHA NİCE YÜZYILLARA.

    devamını gör
    Çiğdem Yavuz ARSLAN
  • Sevgili çocuklarım, sizlere Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladığımız bu özel günde yazmak istedim. Cumhuriyet demek; milletin kendi kendini yönetmesi demektir. Cumhuriyet demek; kadınların özgürce kendini ifade edebilmesi, istediği mesleği yapabilmesi demektir. Cumhuriyet demek; dünyada tek olan çocuk bayramının kutlandığı ülke demektir. Cumhuriyet demek; Ne kadar yok etmeye çalışsalar da, Köy Enstitüleri ruhunun devam ettiği çağdaş eğitim demektir! Cumhuriyet demek; dinini özgürce yaşayabilen aynı zamanda bunu insanların gözüne sokmadan, menfaat beklemeden ifade eden, farklı inançlara saygı duymak demektir! Cumhuriyet demek; çoğulcu parlamenter sistemle yönetim demektir! Cumhuriyet demek; bilim ve sanatta dünya ile yarışan toplum demektir! Cumhuriyet demek; köylü Gazi Hasan’ın oğlu, işçi Cemal’den doğma Eczacı Celal Özel demektir. Evlatlarım; Cumhuriyeti müdafaa etmek durumunda kalırsanız, “Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.”

    devamını gör
    Celal ÖZEL
  • Seni görmeden sevmek, seni varlığınla anlamamdan kaynaklanıyor... Çok özlüyorum; bu özlemimi bir yas olarak yaşamayacağım; vatanım ve milletim için en iyisini yaparak varlığım ile seni gururlandırarak bastıracağım. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı...O kadar gururluyum ki! Hem yüzyıllık olaya tanık olduğum hem de soylu bir kana sahip olduğum için... İleri, daima ileri...

    devamını gör
    Sümeyye Meydan
  • “İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ

    Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.

    Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.

    Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.

    1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.

    1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.

    Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.

    12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.

    Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?

    Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.

    Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.

    Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.

    devamını gör
    Rıza TÜRMEN
  • Cumhuriyetin 100. Yılında ben de 3. Sınıf öğrencisi olarak kutlama yapacağımız için çok mutluyum. Atatürk'ün cumhuriyeti kurup bizlere emanet ettiği bu ülkede yaşamaktan gurur ve mutluluk duyuyorum NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

    devamını gör
    Mehmet HAMZA
  • Cumhuriyetimizin 100.yılı kutlu olsun.100.yılımızın başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünyaya barış, huzur ve sağlık getirmesini temenni eder. sevgi ve saygılarımı sunarım.

    devamını gör
    Selahattin TOP
  • Yüce Cumhuriyet, Şehit kanlarının boyadığı al bayrağın gölgesinde, Ulu önder Atatürk’ün liderliğinde zor şartlar altında ilan edildin. Geçen yüzyılda “Cumhuriyet” tanıma yaklaşan adımların yanı sıra ona sırtını dönen nice yürüyüşlerle de karşılatın. Atatürk sevgisini yüreğinde hisseden milletin azmi, senden uzağa düşen her adımı senin yoluna çevirmeye muktedirdir. Geçen bunca yılda dünyada sınırları değişen ülkeler, yönetim şekilleri değişen bir çok halk toplulukları oldu. Sen Türk’e Atatürk’ün öyle güzel bir armağınısın ki “Cumhuriyet” ifadesi literatürde “Türk Cumhuriyeti” olarak ayrıca yer almalı. 100 yıldır sönmeyen coşkuya selam olsun!

    devamını gör
    Tuğrul URAL
  • 23 Nisan 1953 Sevgili Cumhuriyet Nasılsın? Ben iyiyim. Bugün annemin anlattıklarından sonra sana bir mektup yazmak geldi içimden. Öyle acayip şeyler anlattı ki şaştım kaldım! Bir de sen dinle. Bakalım doğru mu? Annem senin ilan edildiğin gün doğmuş. Adını Ümid koymuş anneannem. Senin olmadığın bir ülkede yaşamak ne, o da benim gibi bilmiyormuş. Cumhuriyet'in ilk çocuğuyum ben diye övünür durur hep. Ama anneannem senin henüz ülkemize gelmediğin yıllarda doğmuş büyümüş. İşte bana çok acayip gelen şey onun çocukluğu ve gençliği oldu. Anneme bugün büyüyünce konservatuara gidip oyuncu olmak istediğimi söyledim. O da ne istersem onu olabilirsin dedi. Yeter ki iste. Anneannem de ressam olmak istiyormuş. Ee dedim olsaymış ya. Olamazdı diye anlatmaya başladı annem. Resim çizmenin yasak olduğu bir dünyayı hayal edemedim bir türlü. Meğer sen yokken kadınlar istedikleri hiçbir şey olamıyorlarmış. Belki çok şanslı bir iki gayrimüslim kız, onun dışında babaları kızlarını okula göndermiyormuş. Hatta tek başlarına evden çıkamıyorlarmış, yasak değilse de günahmış. Zaten babaları izin verse bile nereye gideceklermiş ki, hiçbir okul kabul etmiyormuş kız öğrencileri. Erkenden evlenip ev işi yapıyorlarmış sadece. Amma büyük haksızlık! Karabasan görmüştüm ben bir kere, onun gibi diye geçirdim içimden. Sen diye sordum anneme, sen nasıl doktor oldun peki? E dedi, ben Cumhuriyet çocuğuyum. Sonra anlattı da anlattı, nasıl gururlandı ülkenin en iyi üniversitesinde okudum, ilk kadın doktorlarından biriyim derken, nasıl değişmiş her şey, nasıl değişmiş dünya, hele de kadınlar için. Çok teşekkür ederim Cumhuriyet. İyi ki gelmişsin. Bütün gün evde otursaydım çok canım sıkılır, çok mutsuz olurdum. Ama anneannem ne yapmış sen gelince biliyor musun? Halk Eğitim'e gitmiş yıllarca, resim dersleri almış. Artık gözleri pek iyi görmediği için çizmiyormuş ama meğer bizim evin duvarlarındaki o şahane resimleri hep anneannem çizmiş. Amatör ressam diyormuş kendine. Aile sırrı sanki, neden haberim olmadı şimdiye kadar? Utanıyor dedi annem. Yaşlanınca iyice çocuklaştı. Demek o yüzden en iyi arkadaşım anneannem. Sevgili Cumhuriyet, satırlarıma son vermek zorundayım, birazdan anneanneme gideceğiz. Bugün hem annemin hem senin doğum günün. Sen, ben, annem ve anneannem. Şahane bir dörtlüyüz bence. Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın. Seni seviyorum. İmza- Özgür

    devamını gör
    Zeynep KAÇAR