
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Ey büyük Atatürk. Bu mektubumu her ne kadar canlı olarak okuyamıyor olsan da, sadece bedenen aramızdan ayrıldığın için bu yazımı bir yerde okuduğunu ve hissettiğini düşünüyorum. Öncelikle kurduğun bu sonsuz cumhuriyetin bir neferi olduğum için sana sonsuz teşekkür ederim. Açtığın bu aydınlık ve medeni yolda bir cumhuriyet genci, bir Atatürk genci olduğum için onur ve gurur duyuyorum. Kurduğun, ilelebet devam edecek olan Cumhuriyet her ne kadar şu an emin ellerde olmasa da biz Türk gençliği olarak senin bize emanet ettiğin bu cumhuriyetin sonsuza kadar bekçisi olacağız. Aramızda bize emanet ettiğin cumhuriyetin kıymetini, değerini ve anlamını bilmeyenler var. Ama gözün arkada kalmasın paşam. Biz her zaman buradayız, Cumhuriyet’in yanındayız. Ve son olarak: açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.
devamını görÖmer Faruk TEK
23 Nisan 1953 Sevgili Cumhuriyet Nasılsın? Ben iyiyim. Bugün annemin anlattıklarından sonra sana bir mektup yazmak geldi içimden. Öyle acayip şeyler anlattı ki şaştım kaldım! Bir de sen dinle. Bakalım doğru mu? Annem senin ilan edildiğin gün doğmuş. Adını Ümid koymuş anneannem. Senin olmadığın bir ülkede yaşamak ne, o da benim gibi bilmiyormuş. Cumhuriyet'in ilk çocuğuyum ben diye övünür durur hep. Ama anneannem senin henüz ülkemize gelmediğin yıllarda doğmuş büyümüş. İşte bana çok acayip gelen şey onun çocukluğu ve gençliği oldu. Anneme bugün büyüyünce konservatuara gidip oyuncu olmak istediğimi söyledim. O da ne istersem onu olabilirsin dedi. Yeter ki iste. Anneannem de ressam olmak istiyormuş. Ee dedim olsaymış ya. Olamazdı diye anlatmaya başladı annem. Resim çizmenin yasak olduğu bir dünyayı hayal edemedim bir türlü. Meğer sen yokken kadınlar istedikleri hiçbir şey olamıyorlarmış. Belki çok şanslı bir iki gayrimüslim kız, onun dışında babaları kızlarını okula göndermiyormuş. Hatta tek başlarına evden çıkamıyorlarmış, yasak değilse de günahmış. Zaten babaları izin verse bile nereye gideceklermiş ki, hiçbir okul kabul etmiyormuş kız öğrencileri. Erkenden evlenip ev işi yapıyorlarmış sadece. Amma büyük haksızlık! Karabasan görmüştüm ben bir kere, onun gibi diye geçirdim içimden. Sen diye sordum anneme, sen nasıl doktor oldun peki? E dedi, ben Cumhuriyet çocuğuyum. Sonra anlattı da anlattı, nasıl gururlandı ülkenin en iyi üniversitesinde okudum, ilk kadın doktorlarından biriyim derken, nasıl değişmiş her şey, nasıl değişmiş dünya, hele de kadınlar için. Çok teşekkür ederim Cumhuriyet. İyi ki gelmişsin. Bütün gün evde otursaydım çok canım sıkılır, çok mutsuz olurdum. Ama anneannem ne yapmış sen gelince biliyor musun? Halk Eğitim'e gitmiş yıllarca, resim dersleri almış. Artık gözleri pek iyi görmediği için çizmiyormuş ama meğer bizim evin duvarlarındaki o şahane resimleri hep anneannem çizmiş. Amatör ressam diyormuş kendine. Aile sırrı sanki, neden haberim olmadı şimdiye kadar? Utanıyor dedi annem. Yaşlanınca iyice çocuklaştı. Demek o yüzden en iyi arkadaşım anneannem. Sevgili Cumhuriyet, satırlarıma son vermek zorundayım, birazdan anneanneme gideceğiz. Bugün hem annemin hem senin doğum günün. Sen, ben, annem ve anneannem. Şahane bir dörtlüyüz bence. Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın. Seni seviyorum. İmza- Özgür
devamını görZeynep KAÇAR
️Ey Aziz Atatürk, tarifsiz emeklerle kurduğun Cumhuriyetimizin 100 yılını kutluyoruz. ️Cumhuriyet bana eşitliği, özgür düşünceyi, demokrasiyi ve bilhassa adil bir ruhla halkçı olmayı öğretti. ️6 yaşında babasız kalmış bir çocuktan, eğitimli ve donanımlı uzman bir hekim yetiştiren Cumhuriyet'e minnettarım. ️Sen ve yürekli dava arkadaşlarının ruhu şad olsun Aziz Atatürk. ️Cumhuriyet ilelebet yaşayacaktır.
devamını görSerdal KANUNCU
Canım ülkem Türkiye'm; 100 yaşına giriyorsun, seninle büyümek, dilini, tarihini öğrenmek benim için büyük bir onur ve şereftir. Havana, denizine, toprağına, sahip olduğun tüm özelliklere ve güzelliklere, en önemlisi gücüne hayran kalmamak mümkün değil. Bu güzelliklere sahip olman kolay olmadı, bunu biliyorum ve sana layık bir vatandaş olmak için çabalıyorum. İyi ki doğdun, iyi ki varsın, sonsuza kadar var olacaksın canım ülkem...
devamını görEsra POLAT
Cumhuriyet seni çok seviyorum,iyi ki ülkemde sen varsın.Senin sayende özgürce yaşayıp büyüyorum.Okuluma gidebiliyorum. 100 yıllar yaşa Cumhuriyet!
devamını görErtuğrul AKÇAKAYA
Cumhuriyet 100 yaşında. Hangi cumhuriyet? Biz cumhuriyete sahip çıkamadık.
devamını görEzgi AKTÜRK
Mavi gözlü bir komutan, beraberinde Türkiye'nin umutları, silah arkadaşları ve karşında bir dünya düşman. Bir an bile ürkmeden, vazgeçmeden, nice zorluklar ile yapılan fedakârlıklar, sonucunda ise armağan edildi bize bu vatan. Tıpkı o dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanık edenler gibi 100. Yılı'na bizzat şahit olmanın ve onu en güzel biçimde yaşatacak olmanın gururunu yaşıyorum. Evlatlarıma bırakacağım en büyük miras hiç şüphesiz Cumhuriyetimize sahip çıkmak olacaktır. Son sözlerimi Atamızın bir sözü ile bitirmek isterim "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır".
devamını görMilen Su BALCI
Bugünümüze, yarınımıza, hatta dünümüze bile en büyük umutlarla bakmamızın tek nedeni büyük Atatürk. Bu açtığın yolda, gösterdiğin hedefe verdiğin büyük umutlarla yürümenin tek nedeni sensindir büyük Atatürk. Bugün bu cumhuriyeti yaşatmak en büyük görevimizdir. Sana söz, ilelebet payidar kalacak. Senin fikirlerin, düşüncelerin hep aklımızda fikrimizde. Gözün arkada kalmasın biraz kötü günler geçiriyoruz ama emanetin sonsuza dek bizimle. Ey büyük Atatürk, saygı sevgi ve büyük özlemle…
devamını görDila YILMAZ
Sevgili Cumhuriyet, İlkokulda öğrendiğim bilgiyle önce varlığını ve adını duydum. Daha sonra ise nasıl bir rejim olduğunu, kurulmak için ne çabalar verdiğini, neleri daha düşünceli ve insani kılmak için insanların seni düşündüğünü ve tarihi olarak nereden etki aldığını, felsefe tarihindeki o kadim ilk zamanlardan beri adının anıldığını, hukuk mücadelesinde nasıl tarihi olarak var olduğunu, kuvvetler ayrımının olabilmesi için ne kadar önemli olduğunu, vatandaş olarak anılan kavramın seninle dile geldiğini, sonsuz bir evrensel rejim değil ama hep mücadele ve güç ilişkilerinin içinde yeşererek durabildiğini öğrendim. Bu saydıklarım arasında felsefe tarihi kadar siyasi tarihte de ne kadar önemli olduğunu, hukukun eski Antik dönemlerden yola çıkarak ve hâlâ tarihin içinden geçerek bugüne kadar taşındığını okumaya başladığımda ben de büyümüştüm. Büyüdükten sonra daha da meşgul oldum seninle. Senin tarihi bir anlam içerdiğini, zülüm ve baskıya karşı çıkmaktaki maharetini, tek bir elden gelmeyen iktidarı sevdirmeni, sınıflar arası mücadelelerde olduğu kadar bunların kimi zaman saf dışında kalmasını da senin sayende öğrendim. Siyasi tarihte, seni sevenlerle birlikte, senin tiranlıklara ve sömürgecilere karşı durduğunu öğrendiğimde, düşündüm ki, sayende kimi sana karşı çıkanların da hâlâ sana karşı duydukları husumeti dile getirmeleri de senin varlığın sayesinde olabilmiş ve olabilmeye de devam etmekte. Bu sanırım senin mevcudiyetinin virtüelliğinde, başından beri, mevcut. Kendi rejimini kurmuş olduğun ülkeler arasında “laik bir anayasal cumhuriyet” olarak, en azından benim doğduğum topraklarda da mevcut olduğuna nasıl sevinç duyduğumu sana söylemek isterim. Bu ne büyük şanstır, benim olduğum ülkenin anayasal demokrasi üzerine kurulmasında senin rolün olduğunu duymak. Her ne kadar sarsıntılar yaşansa da bu şansa sahip olduğumuz için senin yanında durup da seni gerçekleştirenlere ne kadar teşekkür etsem azdır. Şansımızın devamı daim olsun!
devamını görProf. Dr. Ali AKAY
