ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Şu günlerde büyüklerimize, en önemlisi Ata'mıza ihanet ediyoruz. Cumhuriyet'in ötesi, demokrasiyi, daha çağdaş yaşama sansımızı kullanamıyoruz. Çok üzgünüm...

    devamını gör
    Melike Sibel KANİT
  • Cumhuriyet nefestir... İçine çektiğinde, emekle, terle, kanla kazanılan özgürlüğün ferahlığını hissettiren Cumhuriyet sudur... Eski, köhne, batıl hayattan temizlenmiş, duru, ferah, mutluluk veren Cumhuriyet ışıktır... İşlenmemiş cevherleri bulup çıkaran, hayatın temeli kadınları hapsedildikleri evlerden çıkaran Cumhuriyet fazilettir... Cumhuriyet adalettir... Cumhuriyet vefadır... Cumhuriyet şanstır... Bu şansı bize veren bütün cesur kahramanlara ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e şükran ve dualarımla...

    devamını gör
    Ahmet Neşet ERENSOY
  • Bu ülkenin, bu toprağın evladıyım ben. Efelerin evladı. Paşamın evladıyım. Gazimin evladıyım. Atatürk’ümün evladıyım. Ayak bastığın bu yerde daim Türklüğümle, sonsuza dek Türk kanımla senin izinden gideceğime ant içerim. Halkımın Cumhuru. Yolundan gideceğim üzere en derin sevgim, özlemim ve saygımla... Türk oluşumuz cihanlara muteberdir. 

    devamını gör
    Fulya M
  • Bu yüzüncü yılda maalesef bize yakışır bir düzen içinde değiliz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği bu vatanda namustan, dürüstlükten, ahlaktan, adaletten, haktan, hukuktan bahsetmek çok zor. Ülkemiz yüzüncü yılda yurtdışına çıkmak isteyip geri dönmek istemeyenlerle, kadınların ve çocukların şiddete ve istismara uğradığı, işinin ehli olmayanların yüksek makamlarda yer edindiği, hakim ve savcıların bağımsız hareket edemediği bir yüzüncü yıl! Yüzüncü yılı kutlamak öyle okullarda kutlama düzenlemekle, evimizin balkonuna bayrak ve Atatürk resimleri asmakla kutlanmaz. Atatürk’ün bize bıraktığı bu vatana yakışır bir şekilde gerçekten birlik olup bilim ve ilim yolunda ilerleyerek ülkemizin geleceğini düşünüp çalışarak, araştırarak ve öğrenerek oyumuzu doğru kişilere kullanıp bu ülkeye sahip çıkan liyakat sahibi kişilere vererek birlik olmalıydık. Başaramadık ama bu ülke için çabalamaktan ve umut etmekten vazgeçmeyeceğiz, Atamızın yolundan ayrılmayacağız.

    devamını gör
    Fizan POLAT
  • “Ulu Önder Atatürk’ün bizlere en değerli emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılını büyük bir sevinç ve gururla idrâk ettik. Bu kutlu yıldönümünün önemini tam olarak kavrayabilmek, Cumhuriyet'in memleketimiz için esâsen ne anlama geldiği üzerinde düşünmeyi gerektirir. Zîrâ, onu sadece bir idâre şekli olarak görmek, Büyük Atatürk’ün zamanının çok ötesinde ve hâlâ geçerli olan vizyonunu anlamak için yeterli değildir. Cumhuriyet, bir aydınlanma ve medeniyet projesidir; câhilliğe, ilkelliğe ve şekilci ortaçağ zihniyetine başkaldırıdır! Eğitim, bilim, sanat ve kültür alanlarında gerçekleştirdiği atılımlarla, bu topraklarda yeniden yakılan “uygarlık ateşidir”. Asırlardır vatan toprağını kanı ve canı pahasına koruyan halkımız, eşit yurttaş kimliğini “kimsesizlerin kimsesi” Cumhuriyet sâyesinde kazanmıştır. Cumhuriyet, saltanatın kullarını kendi kaderlerini tâyin edebilen bireylere dönüştürerek modern bir ulus yaratmış; kadınlarımızın geçmişte hayâl dahî edilemeyen haklarını Batı'daki bazı hemcinslerinden önce teslim etmiştir. Âdil ve demokratik bir Cumhuriyet, toplumun tüm kesimlerinin refâhı, huzuru ve mutluluğunun teminâtıdır. Lâikliği temel almayan bir düzen ise asla gerçek mânâda demokrasi sayılamaz. Bu nedenle, Cumhuriyet ülküsünün temeli niteliğindeki ilke ve değerlerden katiyen tâviz verilmemesi; yasama ve yargı kurumlarımızın demokrasimizin daha sağlıklı çalışmasını temin edecek şekilde güçlendirilmesi gerekmektedir. Cumhuriyetimizin ikinci asrında, dünyanın en ileri demokrasilerinin altında bir seviyeyi ulusumuza lâyık göremeyiz. Son olarak vurgulamak isterim ki, Atatürk’ün Türkiye için çizdiği yol hâlâ tek geçerli yoldur; çünkü aklın ve bilimin yoludur. Kendisi de Cumhuriyetle neredeyse yaşıt Koç Topluluğu, bir asırdır olduğu gibi bu istikâmetten asla şaşmadan, Cumhuriyet değerlerinin savunucusu ve hizmetkârı olmaya devam edecek; daha da çok çalışarak ülkemizin ekonomik ve toplumsal gelişimine öncülük etmeyi sürdürecektir. Çok yaşa Türkiye Cumhuriyeti!”

    devamını gör
    Ömer KOÇ
  • Memleketimiz açısından son derece manalı bir yılı geride bıraktık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusumuza armağan ettiği Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını büyük bir gururla kutladık. Ne mutlu ki fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür Cumhuriyet nesilleri sayesinde, bu yüz yıllık zaman diliminde Türkiye her alanda önemli mesafe kaydetti. Şimdi ise, daha da parlak olacağına inandığımız ikinci asrında memleketimiz için yapacaklarımızın heyecanı içindeyiz. Ata’mızın bize en kıymetli emaneti saydığımız Cumhuriyeti sadece bir idare şekli olarak değerlendirmemek gerekir. Bir asır evvel içinde olduğumuz büyük zorlukları, yoklukları ve çaresizliği düşündüğümüzde, Cumhuriyet, Türk ulusunun yeniden doğuşudur, hür ve medeni milletler arasında hak ettiği yeri almasıdır. Cumhuriyet’le neredeyse yaşıt Koç Topluluğu, kurucumuz merhum Vehbi Koç’un “Ülkem varsa, ben de varım” ilkesi doğrultusunda bir asırdır memleketimizin ihyası, halkımızın ekonomik ve toplumsal kalkınması için canla başla çalışıyor. Genç Vehbi Koç’un bu sözünün derin bir manası vardır; vatanını ebediyen kaybetme korkusunu yaşamış ve onun nasıl büyük fedakârlıklarla elde tutulduğunu bilen bir neslin ruh halini ve kararlılığını anlatır bize; “memleketimiz bir daha o felaketleri, acizliği yaşamasın, halkımız çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıksın” diye kurulan Cumhuriyet’e sahip çıkma kararlılığını… İşte bu farkındalık ve azimle, en kutsal emanet saydığımız Cumhuriyetimize her ne pahasına olursa olsun sahip çıkacağız. Cumhuriyetimizin ikinci asrında halkımızın müreffeh geleceği için ekonomimizi sadece nicelik değil, nitelik olarak da geliştirmeyi hedeflemeliyiz. Eğitim, bilim, kültür ve sanatta büyük Atatürk’ün tahayyül ettiği seviyeye ulaşma yönündeki gayretimizi artırmalıyız. Hiç kuşkusuz, Cumhuriyetimizi daha sağlıklı bir demokrasiyle taçlandırmamız da şarttır. Memleketimizin ilk asrındaki atılımına şahitlik etmiş bir Türk kadını olarak ben, bundan sonraki atılımlarımızda çok daha başarılı olacağımızdan zerre kadar şüphe duymuyorum. Büyük Atatürk’ün “bütün ümidim” dediği Türk gençliği sayesinde Cumhuriyetimiz daha nice yüzyıllara kavuşacak, ilelebet payidar kalacaktır.

    devamını gör
    Semahat ARSEL
  • Değerli Dostlar, Cumhuriyetimizin 100. yılına giriyoruz, bu özel yıl bizim için büyük bir anlam taşıyor. 28 Ekim 1923'te "Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" kararı alındığında, bu karar aniden alınmış bir karar değildi. Cumhuriyetimizin temelleri, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde uzun bir sürecin sonucuydu. İşte bu nedenle, Cumhuriyet'in temel felsefesini anlamamız için Atatürk'ün şu sözünü hatırlatmak önemlidir: "Yolunda yürüyen bir yolcunun, yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır." Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımız bu dönemde, Atatürk'ün ileri görüşlülüğünü hatırlamalı ve Cumhuriyetimizi daha da ileriye taşımak için, "Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak!" diyen Atamızın bize emaneti olan vatanımıza sahip çıkmalı, var gücümüzle çalışmalı ve Atatürk'ün mirasını gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmalıyız. Kutlu olsun Cumhuriyetimiz! Nice 100. yıllara!

    devamını gör
    Tuğçe KESKİN
  • Mustafa Kemal Atatürk sadece bir kişi, bir devlet adamı, bir siyasetçi, bir asker, bir kurucu akıl değildir, o bir fikirdir. Bir idea. Bir epistemoloji. Bir varoluş biçimi. Ve onun olduğu şey, dünyanın sigortasıdır! Öyle ki bugün çok zor durumda olan Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın geri kalan, emperyalist baskılarda ezilen devletlere ne olmaları/nasıl olmaları gerektiği konusunda bir "en iyi model" sunmuştur. Ve nasıl olmamaları (!) gerektiği konusunda! Bir "Atatürk modelleri" olsaydı, Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Lübnan, Filistin ve diğerleri böyle olmazdı. Afrika da böyle olmazdı ve birçok Güney Asya ülkesi, Avrasya ülkesi ise bambaşka olurdu. Onun liderliğinin vizyonunun bir ifadesini yapabilmek kolay değildir. Osmanlı İmparatorluğu çok özel bir devlettir. Kuruluş felsefesinde yüzünü tamamen Batı'ya dönmüş bir devlet. Osmanlı hep önce bir Avrupa imparatorluğuydu. Tüm ilerlemesini bu vizyonla yaptı. Çöküşü de buradan koptuğunda oldu. Sadece bu da değil. Osmanlı, Batı'yı zenginleştiren, geliştiren, onu zorlayarak bugüne getiren başat bir unsurdur. Hatta buna ilişkin İtalyan yazar Claudio Magris; “Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaşması, savaşan ve birbirini yiyip bitiren iki ayrı dünyanın sonunda farkına bile varılmadan nasıl iç içe geçip birbirlerini zenginleştirdiklerinin büyük örneğidir” der. Bir şey diyeyim mi? Atatürk de "Osmanlı vizyonuna"dır. Fatih Sultan Mehmet'in fikirdaşıdır o. Aynen Osmanlı devlet zekâsı gibi Ortadoğu'yu fikri, siyasi, çatışmacı bir çukur gören anlayışla yolunu Batı'ya çizmiştir, Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin yerini Batı'da görmüştür. Atatürk de Osmanlı'nın Fatih Sultan vizyonu gibi Batı'nın bugünkü "leş" ikiyüzlülüğünü törpüleyen, vicdanlı, insani, eşitlikçi ve adil olan bir Batı haliyle devletlerini kurdular ve geliştirdiler. Bu mektupta bir çağrım var herkese, her görüşe. Hadi 100.yıl bir fırsat. Atatürk Devrimlerini ve onun felsefesini temel alalım. Bizi çukurdan uzak tutacak olan bu anlayış etrafında, bilim, teknoloji, eğitim, inovasyon, kültür ve sanat etrafında birleşelim. Birleşelim ki; #YolumuzAçıkOlsun

    devamını gör
    Prof. Dr. Uğur BATI
  • Bilim İnsanları için Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün Önemi Pandeminin başlamasıyla, 2020 yılında Cumhuriyet'imizin iki önemli kurumu olan Koç Üniversitesi ve İş Bankasının ortaklığıyla Enfeksiyon Hastalıkları araştırma merkezi kurdum. Bu merkez, Cumhuriyet'imizin bağımsız bilim üretme ülküsü sayesinde kurulmuştur. Cumhuriyet'in kazanımı olarak anılacaktır. https://kuiscid.ku.edu.tr Arkadaşlarımla birlikte neden ve nasıl böyle bir merkez kurduk? 1930'lu yıllarda bir yandan Türkiye'nin ilk modern üniversitesi olarak İstanbul Üniversitesi kurulurken, diğer yandan Ankara'da Halk Sağlığı sorunlarına çözüm bulmak amacıyla Hıfzısıhha merkezi kuruldu. Pandeminin başında yakıcı olarak ihtiyaç duyduğumuz tanı testi, ilaç, aşı gibi ürünleri geliştirmek amacıyla bu merkezi kurduk. Yurt dışındaki merkezler bizden çok ilerideydi, pandamı sürecinde onları yakalamamız çok zordu ama bu bir başlangıçtı. Şimdi bu merkezde çok sayıda yurt dışına gitmek yerine burada çalışmakta olan genç bilim insanlarıyla çok sayıda araştırma yapıyoruz. Sadece COVID-19 değil, enfeksiyon hastalıklarının tüm alanlarında çalışıyoruz. Dünyada rakiplerimiz aramızda yerimizi almak istiyorum. Cumhuriyet'in kuruluşundaki azim ve umut bize yol gösteriyor. not: istenirse biraz daha ilerletebilirim. Prof. Dr. Önder Ergönül Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi

    devamını gör
    Önder ERGÖNÜL