
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Değerli Cumhuriyet, 100 yılını kutladığın bu özel günü coşkuyla karşılıyoruz. Sen, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simgesisin, bize umut ve ilham verdin. Atatürk ve silah arkadaşlarının liderliğinde ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine yükselttin. Eğitimden sağlığa, sanattan bilime, büyük başarılar elde ettik. Eşitlik ve adalet temelinde bir arada yaşamayı öğrendik. Bugün, daha aydınlık, daha demokratik bir Türkiye hayaliyle doluyuz. Senin mirasına sahip çıkarak bu hedefe ulaşacağımıza inanıyoruz. Cumhuriyet, 100 yaşın kutlu olsun. Gelecekteki umutları birlikte inşa edeceğimize dair inancımız tam. Seni sevgi ve minnetle anıyoruz.
devamını görEnes YOL
CUMHURUN KÜLTÜRÜ
devamını gör
Cumhuriyetin temeli kültürdür. Cumhur kültürlü olmalı ki Cumhuriyet yaşayabilsin.
Bunu en iyi bilen insan Gazi'ydi. Yeni Cumhuriyeti kültür temeli üzerine oturtmak istemişti. Bir edebiyat, kültür ve eğitim şölenine dönen akşam sofralarında hiç askerlik anıları anlatmıyor, sürekli olarak kültür konuşuyordu. Kafasını kurcalayan konular genellikle kültür ve eğitim konularıydı. Çünkü Cumhuriyet'in yeni bir insan tipi yaratarak ayakta kalabileceğini çok iyi biliyordu.
Nasıl, etkisinde kaldığı Fransız İhtilali yeni Fransız yurttaşını ortaya çıkarmışsa, kendi devrimi de “Cumhuriyet yurttaşı” kavramını yaratacaktı. Bu amaçla halkevleri açıldı, Paul Hindemith gibi büyük besteciler müzik eğitiminin temellerini attı, üniversiteler dünya çapındaki Alman hocalarla çağı yakalamaya çalıştı. Tercüme büroları kuruldu, Maarif Vekaleti dünya kültürünü aktaran kitaplar, dergiler yayımlamaya başladı. Dil ve tarih kurumları çalışmaya başladı. Tiyatrolar, operalar, senfoni orkestraları kuruldu. Çok kısa zamana sığan bu yoğun, baş döndürücü kültür çalışmalarında yapılan her şey yüzde yüz doğru muydu? Elbette hayır. Devrim heyecanı içinde zaman zaman aşırılıklar yapıldı, ölçünün kaçırıldığı zamanlar oldu. Ama bunlar kaçınılmaz hatalardı. Zamanla hepsi yerli yerine oturacak ve bir dengeye kavuşacaktı.
Ne yazık ki kültür insanı Atatürk'ün ölümünden sonra bu kampanyalar hızını kaybetti, kültür ve “yeni yurttaş” oluşturma gayreti unutuldu. Atatürk’ün attığı temeller zaman içinde serpilip boy atacağına, biçimsel ritüellere, içi boş gösterilere dönüştü. Bu arada Cumhuriyet karşıtı çevreler kendi muhalefetlerini oluşturmak için eğitim çalışmalarına devam ettiler. Devrimlerden nefret eden, Atatürk adına tahammül edemeyen kuşaklar yetiştirdiler.
Atatürk “Cumhuriyet'in temeli kültürdür” derken sadece güzel bir söz söylememiş, en derindeki gerçeği işaret etmişti. Çünkü Namık Kemallerle, Tevfik Fikretlerle büyüyen bir neslin, bu etkiyle neler başarabileceğini bizzat kendi hayatında görmüştü. Ama bunun farkında olmayan, Atatürk'ün kültür boyutunu kavrayamayan ve kendilerine haksız bir biçimde “Kemalist” adını yakıştıran asker-sivil yöneticiler, devrimin içini boşalttılar, yeni Cumhuriyetçi kuşaklar yetiştirmediler ve statükoyla çarpışan büyük devrimciyi asık suratlı bir büst olarak tanıttılar. Bence Atatürk'e ve kurduğu cumhuriyete yapılan en büyük haksızlık budur.
100. Yılda, Cumhuriyet’in ilk coşkusuyla, devrimci ruhuyla bir kez daha sanatla ve kültürle donatalım dünyayı.
Nice yüz yıllara!Zülfü LİVANELİ
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yaşım genç, aklım yerindeyken denk gelebilmek ne büyük bir şans, ne kadar büyük bir mutluluk bilemezsiniz. Şu an burada bunları yazabiliyorsam hem de kendi alfabemle, özgürce kendimi ifade edebiliyorsam, seçebiliyorsam seçilebiliyorsam, kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorsam, kimseye minnet etmiyorsam, kimsenin kölesi değilsem, bir lokma ekmeğe muhtaç değilsem tek bir başkomutan ve gizli kahramanları sayesinde. İyi ki bu dünyadan bir Mustafa Kemal geçmiş ve iyi ki bizim ufkumuz olmuş. Bu vesileyle, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, emeği geçen SeyiT Onbaşı, Kara Fatma, Fevzi Çakmak, Halide Edip…vs ismini sayamadığım nice kahramanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Onlar olmasaydı bizler olmazdık… Ne mutlu Türküm diyene…!
devamını görSedef ÇELİK
Sevgili Atatürk! Bir kadın olarak bu yüzyıla yakışır bir yaşam sürüyorsam bu sizin kurduğunuz Cumhuriyet sayesindedir. Bize armağan ettiğiniz bu yönetim şeklinin ilelebet sürmesi için yaşamım boyunca elimden gelen tüm çabayı göstermeye söz veriyorum.
devamını görZeynep EVİRGEN
Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin. Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir. Bireyler, farklı yeteneklere sahiptir. İnsanlar, bu yetenekleri beceriye dönüştürürse ve etik değerlerle birleştirirse, topluma katkı sağlarlar. Bu yetenekleri de bir kurama göre yedi kategoriye ayırmak mümkün: sanatçı ruhlular, asker ruhlular, lider ruhlular, ilham verenler, bilgeler, şifacılar ve bilim insanları. Muazzez İlmiye Çığ bilim insanıdır. Özdemir Asaf sanatçı ruhludur. Nasrettin Hoca bilgedir. Sabiha Gökçen asker ruhludur. Peki, Atatürk? Atatürk, yüzyılda bir olacak, tüm ruhları kendinde barındıran eşsiz bir ruha sahiptir. Ömrü cephelerde geçmiştir, asker ruhludur. Sanatı desteklemiş ve “Hakikat” isimli şiir yazmıştır, sanatçı ruhludur. Cephede bile kitap okumuş ve Nutuk’u ile birlikte birçok ders kitab yazmıştır, bilim insanıdır. Kurtuluş Savaşı’nda, insanları bağımsızlık değeri etrafında toplamıştır, ilham verendir. İnkılapların temelini oluşturan derin düşünceler sistemine sahiptir ve bunu insanlara aktarmıştır, bilgedir. İnsanların şifa bulduğu Yalova’da kaplıcaları inşa etmiştir ve birçok bölgedeki göçmenlerle bizzat ilgilenmiştir, şifacıdır. En önemlisi de bilimin ışığında ve eşitlik ilkesiyle medeni bir uygarlık yaratmak için Cumhuriyet’i kurmuştur, liderdir. İşte Atatürk, eşsiz bir ruhtur. Cumhuriyet de onun en güçlü eseridir. Bu eser de bizim rotamızdır.
devamını görÖzgür BOLAT
Yaşasın cumhuriyet, yaşasın Atatürk. Bu güzel günü görebildiğim, yaşayabildiğim için çok şanslıyım. Bize emanet edilen bu vatan asla bölünemez, bizi biz yapan, güçlü tutan, âşığı olduğumuz bir çift mavi göz, vatan, bayrak, Atatürk sevgimiz yeter. Ey cumhuriyet sen hep yaşa. her daim atamızın hedefindeyiz. cumhuriyeti onlar kurdu yaşatacak da bizleriz. kolay gelinmedi buralara. nice savaşlar nice canlar verildi bu vatan için. bu vatan kolay kazanılmadı. Her daim de yaşatılacak. Sönmeyecek ışığımız, umudumuz, geleceğimiz. Her gün daha da güçleneceğiz. Bitmesin, koca nesiller boyu sürsün bu sevgi. Nice yüzyıllarımız olsun. 150-200 yıl, ömür yetse de görsek o neşeleri. Parlasın gökteki hilal ve yıldızım, sönmesin ışığım. Dalgalansın güzel bayrağım. Bitmesin bu denli coşkulu sevgi, sürsün sonsuza dek. YAŞASIN CUMHURİYET, YAŞASIN ATATÜRK, YAŞASIN TÜRK MİLLETİ. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
devamını görNehir ATABAY
Cumhuriyet mektubumu 2 yaşındaki kızım Eylül’ün ilk defa "Cumcuyet":)’ dediği gün yazıyorum. 100 yaşına bastın bu sene. Büyük anneannelerimizin, büyük babaannelerimizin, dedelerimizin; annemlere, babamlara miras bıraktığı Cumhuriyet'i ilerletme sırası bizde, bizden sonra ikinci yüzyılında kızımızda ve gelecek nesillerde. Cumhuriyet özgürlük, eşitlik, çağdaşlık, kız çocuklarının okuması demek... Her geçen gün değerini daha çok anlıyor, varlığını bir o kadar arıyoruz. Bana, aileme, en önemlisi kızıma kazandırdıklarından, sunduğun imkânlardan dolayı minnettarız. Cumhuriyet kadınları olarak daima senin değerlerine sahip çıkacağız. Kızımla birlikte kutlayacağımız daha nice bayramlara! Cumhuriyet ışığımız hiç sönmesin. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğiz…
devamını görTuba Şentürk KARABEYLİ
Atatürk ve Cumhuriyet, yüreğimde sıcacık bir sevgiyle yanıp tutuşan iki kutsal değerdir. Atatürk'ün vizyonu ve Cumhuriyetimizin ışığı, sadece geçmişin değil, aynı zamanda geleceğin rehberidir. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne en büyük armağanlarından biri de kadınlardır. "Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir’’ diyerek kadının toplum ve medeniyet içindeki yerini takdir etmiştir. Türk kadınına her zaman güvenerek toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için öncü olmuştur. Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılında ben bir Türk kadını olarak, Atatürk'ün görünür kılınması için verdiği mücadelesini temsil etmekten gurur duyuyor ve bu mirası taşımanın sorumluluğunu hissediyorum. Ayrıca voleybol branşındaki başarılarımız yoluyla, geniş kitlelere ulaşarak Cumhuriyet’in temel değerlerini yüceltmeyi amaçlıyoruz. *Cumhuriyetin Işığında Voleybolun Rolü Cumhuriyet dönemi, sosyal eşitlik ve kadın hakları konusunda önemli adımların atıldığı bir dönemdir. Her alanda kadınların varlığı belirginleşmeye başlamıştır. Atatürk’ün sporu ve sporcuyu desteklemesi, aynı zamanda kadınların toplumda daha etkin bir rol oynamasını teşvik etmiştir. Voleybol, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkesin katılımına açık bir spor dalı olması nedeniyle, kadınların spor yapma ve rekabet etme hakkını spor alanlarında daha görünür kılmıştır. Bu bilinçle voleybol sahalarında sergilediğimiz başarılarla genç kızlara örnek olmayı ve onları spora teşvik etmeyi hedefliyoruz. Benim hikâyemde spor, Cumhuriyet’in özgürlük, eşitlik, adalet gibi değerlerini sahaya taşımanın bir yolu haline geldi. Voleybol, sadece bir oyun değil, aynı zamanda Atatürk’ün mirasını yaşatma ve Cumhuriyet’i temsil etme aracı oldu. Her vuruşumda, sahadaki varlığımı Cumhuriyet’in ışığında hissediyorum. *Olimpik Sporcu Apoleti: Uluslararası Temsilin Gururu Bu süreçte, Olimpik Sporcu Apoleti'ni taşıma şansına eriştik. Uluslararası arenada ülkemizi temsil etmek, sadece sporcu olarak değil, aynı zamanda Atatürk'ün izindeki kadınlar olarak da büyük bir gurur kaynağı oldu. Bu apolet, sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda ülkemizi dünya sahnesinde temsil etmenin sorumluluğunu taşımak anlamına geliyor. Spor toplumların aynasıdır ve sembolik olarak kültürel bir elçidir. Bu bağlamda Olimpik bir sporcu olarak; ülkemizi yalnızca müsabık değil aynı zamanda bir kültür köprüsü oluşturma görevini de temsil ettiğimizin bilincindeyiz. *Spor, Kadın Hakları ve Toplumsal Değişim Günümüzde kadın hakları; özellikle sporda 100 yıllık varoluş mücadelesinin sonunda gelinen noktada, geleneksel toplumsal normların dışında bir gelişim göstermektedir. Spora eşit katılım ve erişim ile gelen ve özellikle kadınların başarıları ışığında toplumda genel bir bilinçlenme ve değişim sürecini tetiklemiştir. Bu doğrultuda ben “Mavi Şimşek” olarak Cumhuriyet’in ışığında voleybolun gücünü kullanarak, kadın haklarına olan inancımı ve toplumsal değişimde etkili olma misyonunu taşıyorum. Kız çocuklarına, sporun sadece bir aktivite olmanın ötesinde, bir toplumu değiştirme aracı olabilecek güce sahip olduğunu göstermek istiyorum. *Atatürk'ün İzindeki Kadınlar Olarak Sorumluluk Cumhuriyetimizin 100. yılında, bir Türk kadını olarak, bir Cumhuriyet kadını olarak, milli bir voleybolcu olarak, Cumhuriyetin değerlerini sadece saha içinde değil, aynı zamanda günlük hayatımızda da yaşatma sorumluluğunu taşıyoruz. Sporun görünen yüzünün ötesinde, toplumsal değişimin birer temsilcisi olarak sorumluluklarımızın farkındayız ve bu yolda her bir adımımız Cumhuriyetimizin ışığını daha da parlak kılma gayretiyle atılıyor. Sorumluluklarımızın bilinci, Atatürk'ün sevgisi ve Cumhuriyetimizin gücüyle, daha nice 100 yılların kadınlarına ilham olmayı sürdüreceğiz.
devamını görMeryem BOZ
Ben Merve, bir kadın olarak erkek mesleği olarak bilinen polislik mesleğine atanmak için bekliyorum. Çok çalışıyorum, ileride bu mesleğin başına geçtiğimde vatanım için sonuna kadar çalışacağım. Topraklarımız bizimdir, bizim kalacak. Ne mutlu Türk’üm diyene, yattığın yerde mutlu ol Atam. Çocuklarına emanet buralar.
devamını görMerve DORUKLU
