ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Türklerin meşalesine; Türk ulusunu temsil etmek için yüzyıl önce Atatürk tarafından kuruldun. Büyük bir coşku ve sevinçle karşıladık gelişini. Bayraklar astık, marşlar söyledik yurdun her köşesinde. Zorlu ve karanlık günlerden geçtik, seni görmek için. Cumhuriyeti kolay kazanmadık. Senin uğruna binlerce, yüzlerce şehit verdik. İsmin her söylendiğinde coşku ve hüzün uyanır içimizde. O şehitler adına kadınlar, erkekler, çocuklar ve yaşlılar her 23 Ekim haykırırız adını göklere, belki sesimizi duyuyorlardır diye. Bize bir pusula olan, yolumuzu aydınlatan bu meşaleyi en yukarı taşımak için tüm halk olarak çabalayıp senin ışığınla tüm milletleri aydınlatmayı başaracağız. Adını şanına yakışır bir şekilde göklere altın harflerle kazıyacağız. Atamızı, şehitlerimizi ve ulusumuzu en iyi şekilde temsil edeceğiz. Üzerinden bir asır geçmesine rağmen yüksek sesle adını hep bir ağızdan söyleyeceğiz. Dedemizden bize kalan bu meşaleyi biz de diğer nesillere aktaracağız. Asırlarca devam etmen dileğiyle.

    devamını gör
    Abdulkadir HAMAN
  • İnsan “ben neyim” diye sorduğunda bize ne demek istemektedir? On milyarlarca insan doğup ölerek ne gibi bir boşluğu doldurmuşlardır? Onların amacı bugün yaşayan bizleri doğurmak mı olmuştur sadece? Hayır, insan var olduğu ilk günden bu yana hep varoluşunu sorgulayarak kendisi için bir anlam talep etmiştir. Elli bin yıl ve bin yedi yüz nesil boyunca dil kullandık. Her insan kendi varlığını kendine mesele ederek kendine bir anlam kırıntısı çıkardı ve onu ortak benliğine aktardı. “İnsan yaratısı” dediğimiz şey üst üste yığılarak yapılır, gecekondularda her sene çıkılan bir kat gibi… İnsan kırıntılardan ekli bir anlamlar bütünüyse o anlamlar yapısında Cumhuriyet son kattır. İnsan biyolojik olarak insan olduğunun birinci gününde psikososyal olarak insani olmamıştır. Biyolojik insan bütünsel bir süperorganizma gibi hareket eder. Birbirini doğurur, birbiri için besin verir, kan verir, organ verir, biri öteki için ölür. Psikososyal olarak da insan, her aşamada bir damlacık kadar da olsa var olduğunu hissettiği, ona katkı verdiği, ona dayandığı büyük ve bütünsel bir “ortak benlik” varoluşu içinde insani olur. Nasıl biyolojik insan kendi bedeninde her organ ve hücrenin vazgeçilmez katkısıyla bir homeostazi (içsel denge) kurarsa ortak benliğin kendini tek tek bireyler ve toplumsal düzeyde insani olarak en iyi ve gerektiği gibi var ettiği homeostatik yönetsel düzen de cumhuriyettir. Cumhuriyet var olmak için hem bir toplumsal homeostaziye gereksinim duyar hem de var olduktan sonra toplumda onu sağlar. Cumhuriyetle toplumda içsel denge sağlandıktan sonradır ki, tek tek her insanın önü açılır ve her bir insan psikososyal olarak insaniyet kazanmak güç ve bilgeliğine kavuşur. Düşünen, özellikle de kavramsal olarak düşünen varlıksa insan, insani olmak ne anlama gelir? İnsani olmak erdem sahibi olmak demektir. Peki erdem sahibi olmak ne demektir? Aristoteles’ten öğrendik ki, erdem sahibi olmak demek, doğuştan getirerek değil de daha çok kendini eğiterek insana ve insanlığa karşı iyilik yapmak yeteneği kazanmak demektir. Eğer Cumhuriyet bizi insani, dolayısıyla erdemli yapıyor ise Cumhuriyet’in olmadığı, tek tek insanların özgürce önlerinin açık bulunmadığı ülkelerde toplumda hatırı sayılır bir oran ve yoğunlukta erdem sahibi insana rastlamak imkânsız değilse bile güçtür. Erdemler az değildir ama çok da değildir, saymakla biter: Alçakgönüllülük, nezaket, saflık, mizah, aşk, itidal, sadakat, cömertlik, merhamet, basiret, cesaret, adalet, minnet, bağışlama, sadelik, hoşgörü ve iyi niyet. Bir toplumun bunlardan yoksun değilse bile fakir olduğunu düşünebiliyor muyuz? Erdemini yitirmiş bir toplum sosyal bir çöl haline gelmiş demektir. Erdemler her zaman tekil olarak geliştirilirler ama kişiler birbirini etkiledikçe çoğul hale gelirler. Tekil olarak erdemli hale gelmek için kişinin, kendine dayalı olarak kendi geleceğini kurabilecek sosyal bir ön açıklığına sahip olduğu algısını kesintisiz taşıması gerekir. Erdemin çoklu olması, açıkçası bütün bir toplumun erdemli hale gelmesi için de tek tek kişilerde sosyal olarak bir yan açıklığı, yatay ilişki özgürlüğü algısının bulunması gerekir ki, her tek erdemli kişinin erdemini aktarabileceği ve karşıdakinin erdeminden yararlanabileceği özgür bir ilişki ortamı oluşabilsin. Bütün bunları bize cumhuriyet sağlar. Onun için Atatürk “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” demiş ve eklemiştir: Cumhuriyet fazilettir. Erdeminizi, insaniliğinizi ve giderek insanlığınızı kaybetmek ve onları kaybetmiş başka insanlarla bir arada yaşamak istemiyorsanız cumhuriyetinizden vazgeçmeyiniz.

    devamını gör
    Tahir Musa CEYLAN
  • Koskoca bir asır geçmiş Türkiye Cumhuriyeti kurulalı, dile kolay. Cumhuriyetle yaşadığım her gün için minnettarım, okula gidebildiğim için, oy kullanabildiğim için minnettarım. Ülkeme olan sevgim benim damarlarımda akıyor, “Memleketim” şarkısını her duyduğumda ağlayışımdan, bu yazıyı yazarken ağlayışımdan belli. Ben daha üniversite eğitiminin başında bir öğrenciyim ve hayat beni nereye sürüklerse sürüklesin, Türkiye dışında başka nerede bulunup okursam okuyayım, her şekilde, ateş topuna döndüğüm an geri döneceğim. Bu ülke sahipsiz değil, burası benim ülkem. Ellerim her zaman uzanacak buraya, Atam rahat uyuyacak.

    devamını gör
    Defne Zeren YÖNDEM
  • Ne diyor Mehmet Akif Ersoy; Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır atanı; Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ulusuna emanet etmiş olduğu Cumhuriyet’in 100. yılı. Koskoca bir asrı! Bir kadın olarak bana birey olabilme hakkımı vermiş olan Atatürk’e bu mektubu yazmayı borç bilirim. Türkler olmadan dünya tarihi yazılmaz demiş saygıdeğer İlber Ortaylı. Cumhuriyetimizin 100. yılının coşkuyla kutlanmamasının hüznünü yaşadığımız şu günlerde bana bugün bu mektubu yazabilmem için önce eğitim alma hakkını, ardından da düşüncelerimi özgürce ifade edebilme hakkını tanımış olan Atama minnet etmeyi borç bilirim. Artık kulaklarımızda eskisi gibi yankılanmasa da Atatürk’e açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğime dair ant içer, söz veririm. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene! Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun. Saygılarımla…

    devamını gör
    Emine Şule TÜRKOĞLU
  • Cumhuriyet, kelime anlamıyla milli iradenin etkin olduğu, halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir yönetim biçimidir. Ancak Türkiye için Cumhuriyet, bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten ve bu millet için kan döken her şehitten kalan bir mirastır. Bugün bu miras tam 100. Yaşını doldurmuştur. Bu miras öyle önemli bir mirastır ki, bugün başka bir milletin himayesi altında yaşamıyorsam, bir kız çocuğu olarak okulda okuyabiliyorsam, özgür yaşayabiliyorsam bunların hepsini ve daha nicesini Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun yolunda ilerlemiş herkese borçluyum. Bu ülkenin bağımsızlığı için savaşan her gencin, her yaşlının, her kadının, her erkeğin ruhu şad olsun. Cumhuriyetin 100. yılı kutlu olsun!

    devamını gör
    Selin NARSAK
  • Sevgili .... 29 Ekim 2023'te yazıyorum, gelecek yüzyılda bu mektubu aldıysan cumhuriyet halen yaşıyor demektir, cumhuriyet özgürlüktür. Mustafa Kemal Atatürk'ün bize verdiği emanete sahip çıktık, sıra sizde. İlelebet yaşatmak için sen de sahip çık; bu cumhuriyet kolay kazanılmadı ve ilelebet muhafaza etmek boynumuzun borcudur.

    devamını gör
    Burhan GÜDEK
  • Cumhuriyet’e mektup Cumhuriyet, hiçbir sınır tanımaksızın hayal kurabilmekti çocukluğumda. Biraz büyüyünce, ilk önce yönetenleri seçebilmek olanağıydı, daha sonra ise egemenlik koşulsuz olarak ulusun dense de çoğulcu bir demokrasiyle bunun ancak mümkün olabileceğini anlamaktı. Çok dilli, çok kültürlü ve çok dinli Anadolu coğrafyasında, emperyalizme karşı omuz omuza verilen savaşımın simgesi oldu benim için. “İyi ki Cumhuriyet var” diye başlayan tümceler kurdum, monarşi sona ermiş, oligarşi reddedilmiş, demokrasiye doğru bir adım atılmıştı. Kolay olmadı, ilk yüzyılda tam istediğimiz gibi de olmadı. Uzun yıllar boyunca süren savaşlardan yorulmuş, dünyadaki ilerlemenin gerisinde bırakılmış, bir arada yaşadığı toplulukların başta din olmak üzere farklılıkları çatışma yaratmak için kullanılmış ve birinci paylaşım savaşında yenik düşmüş bir toplum, Cumhuriyet’e kapılarını açmış, ancak Cumhuriyet’i çoğulcu ve güçlü bir demokrasiyle tamamlamakta gecikmişti. Devrimleriyle güçlü bir toplum yaratmak için önemli adımlar attı genç Cumhuriyet. Eğitim ve sağlık en önemli kazanımlar arasındadır. Emekçi sınıfın çocukları kamu okullarında iyi eğitim alarak daha iyi yaşamak olanağı elde edebilmeye başladılar. 1930’lu yıllarda ürettiği aşıları yurtdışına bile gönderebilen bir Cumhuriyet vardı artık. 2019’da başlayan pandemide mevcut hükümet 90 yıl sonra hiçbir değişiklik yapamadan 1930’da çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile yönetti salgını. 12 Eylül 1980’de olduğu gibi zaman zaman askeri darbelerle kesintiye uğradı ulusun egemenliği. Aslına bakarsak, askeri darbeler dışında da Cumhuriyet, halkın karar süreçlerinde egemen olması bakımından tam bir egemenliği sağlayabilecek düzeye gelemedi. Devlet; eşit yurttaşlığı sağlayarak kamu yararına çalışan ve güçlü sosyal koruma sağlayan bir toplumsal örgüt olmak yerine, sağ iktidarlar ile büyük ölçüde sermaye sınıfının çıkarlarını gözeten bir aygıt olarak işlev gördü. Cumhuriyet’i temsilde adaleti yerine getirecek, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim sistemini güvenceye alacak, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığı ilkesini yaşama geçirecek, çoğulcu ve demokratik bir parlamenter sistem ile taçlandırmalıyız.

    devamını gör
    Prof. Dr. Kayıhan PALA
  • Sevgili Atatürk, Canım Atam, ne kadar büyük bir değer olduğunu her geçen gün daha çok anlıyorum. Cumhuriyeti bize kazandırdığın için ne kadar teşekkür etsem az. Sen o dönem için değil, bugünümüz için bile çok büyük bir dehasın. Çocukluğumdan beri her milli bayramda gözyaşlarım sel olurdu. Adının geçtiği her an. Ülkemiz için yaptığın her şey için sana ve arkadaşlarına minnettarım. Kızıma seni hep anlatıyorum. 23 Nisan'ı öğretiyorum. Biliyor musun, Gençliğe Hitabende söylediklerin bugünümüzü anlatıyor. Yıl 2023, bugün Cumhuriyetimizin 100.yılı kutlu olsun! Atam, nice 100yıllara... Ve sen o büyük zekân ile bu yılları o dönemde görebiliyordun. Senin mirasın olan Türkiye'miz ne kadar zor dönemlerden geçse de, daima payidar olacak, sonsuza dek yaşayacak. Sana olan sevgim, saygım sonsuz. Türk milleti olarak seni hep sevecek ve asla unutmayacağız. O yıllarda yaptıkların inanılmaz Atam. İyi ki, bizim Atamızsın. Her şey için, sonsuz minnettarım.

    devamını gör
    Nurşah DOĞAN
  • ATA'YA Mektup, Ey Büyük Atatürk, Eşsiz Komutan, Ulu Önder... Heybemdeki hiçbir kelime sana hitaba yetmez... Bugün Cumhuriyetimizin 100.yılı... Şanlı gün, kutlu gün bizlere senden armağan. Coşkuluyuz, sevinçliyiz, tüm yurtta bir hareket hâkim. Özgürlük ve bağımsızlık hareketi! 'Cumhuriyet'... Akla, mantığa, bilime, toplumun gereklerine ve ihtiyaçlarına en uygun ve insana insan olduğu için değer veren bir yönetim. Onu sen var ettin. Bu idol, bizlere fikir serbestliği ve tüm farklılıklarımızla bir olmayı getirdi. Az şey mi? Ulusun egemenliğini kendi elinde tuttuğu meşaleyi taşıması hem de hep yanan, hiç sönmeyen bir meşale. Cumhuriyet! Haklarımız! Kazandıklarımız! Başardıklarımız! Türkün Türk olarak varlığının anlamı! Bir tarih ki... Mustafa Kemal Atatürk'ün, 28 Ekim 1923 'Efendiler Yarın Cumhuriyet' i ilan edeceğiz' sözleriyle yazılıp 29 Ekim 1923'te büyük bir bayram olarak kutlanan Cumhuriyet Bayramı ve onun 100 yılları bulan varlığı! Kutlu Olsun!.. Çok teşekkürler Atam! Bekçileriyiz!

    devamını gör
    Hülya BOYRAZ