
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

"Halkın hep içinde bulunduğu sefaletin sebeplerini kaldırarak, yerine refah ve mutluluk getirmek Meclis'in en baş amacıdır. Toprak, eğitim, adalet, maliye, ekonomi işleriyle diğer bütün kurumlar halkın ihtiyaçlarına göre yenilenecektir. Bunun için gerekli siyasi ve toplumsal ilkeler, ulusun ruhundan alınacaktır. Türkiye halkı emperyalizmin egemenliği ve zulmü altındadır. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'nin tek ve kutsal emeli Türk halkını emperyalist egemenliğinden kurtararak kendi irade ve egemenliğinin sahibi yapmaktır." (18 Eylül 1920 TBMM) Laik Cumhuriyetimizin kurucu babası Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK 'e saygı ve sevgilerimle.
devamını görDoğan NİBAT
Sevgili Cumhuriyet, Yüzüncü yılında bütün ışığınla yolumuzu aydınlatmaya devam ederken, bu çaresiz, üzgün ve bitkin gençliğinin yola devam etmesini sağlayan, Ata’mızın ruhunu varlığımızın en derininde hissetmemize olanak veren varlığın damarlarımızda akan asil kanın gururudur. Bu vatanın her köşesini seven ve bu vatandan vazgeçmemeye ant içmiş olan bu gençliğin tek umudu, değeri sensin. Varlığın bu milletin en kıymetli duygularını, memleket sevincini ve sadakatini pekiştirmek yolunda en önemli birleştirici etmendir. Bu topraklarda Atamızın ışığıyla, ruhuyla, gücüyle yaşayan her bir birey olarak sana ebediyeti borçluyuz. Emanetimiz emanet olarak kendini devam ettirecek, gelecek nesillerin yol haritası olmaya bütün umutsuzluklara rağmen devam edecek. Bu vatanın evlatları geleceğini, gününü ve umudunu sana borçlu. Türk milleti Atatürk’ün ışığında sonsuz bir sevgiyle sana muhtaç ve sensiz yapamayız. Cumhuriyet ruhu sen çok yaşa!
devamını görMine FIRAT
Haydi Vira! Son yirmi yıldır bizi biçare koyan fırtınalı bir denizdeyiz. Kimimiz kandırıldığımızı varsaydık. Felaketi öngöremediğimizi söyledik; gemimizi teslim ettiğimiz kaptanın başlangıçta “iyi” olduğu zırvasını sayıkladık. Bu geminin bu mürettebatla tek adım ilerleyemeyeceğini bilmezmiş gibi davrandık. Bazılarımız kendimizi kamaramıza kilitleyip gemideki isyana kulak tıkadık. En başından yalanları görenlerimiz ise geçmişe göz kapamayı seçtik. Yola çıkarken bize çizilen rotayı yırtıp attığımızı itiraf etmedik. Atalarımızı “yanlış” saydık, geçmişi öksüz bıraktık. Batan gemiden kaçanlar hasretle geminin eski günlerini anarken aslında hiç var olmamış yakamozların arasında kayboldular. Şimdi geriye kalan birkaç kalas üzerinde debelenen hayalperest… Karaya vardığımızda yeni bir gemi inşa etmenin umuduyla kasırgaya kulaç atıyoruz. Belki de ilk kez “öteki” sayılmış yadigârlarımızın izini sürüyoruz. Bizden evvel aynı gelgitlerde sürüklenip kaybolanların… Hiç tanımadığımız, nasıl yaşadığını görmediğimiz, artık bir masala dönüşen hikâyelerin yurtsuz yazarlarının peşinden gidiyoruz. Çöken saadet kapılarını görenlerin, önce kadın ve çocuklar geçecek, diyenlerin… Bize yaşamak umudunu veren, bu kişilerin özgür ve adil bir gemi için mücadeleden yılmamış olmasıdır. Alın terini ve çalışmayı, merakı ve paylaşmayı her dinden ve her kültürden üstün saymalarıdır. Onların kaybolduğu şeytan üçgenlerini görünür kılacak, solucan deliklerini geçeceğiz. Bu kez her gün doğumunda onların adını fısıldayacağız. Belki masal kahramanları gibi her hatalarını şefkatle kucaklayacağız. Yeni gemideki muharrirler Suat Derviş’in adını anacak mesela ilk limanda… Asil nefsinizin, cesur kaleminizin 100 yıldır yok sayıldığı bir denizde sayenizde yol aldık Suat Hanımefendi, diyeceğiz. Haklıymışsınız, paradan daha mühim şeyler varmış, kaybedince anladık, diyeceğiz. Önce geçmişin ruhlarını kafesten çıkaracak sonra, evlatlarımıza hür rotalar sunacağız. Bu kez mutlaka atalarımızın ellerini yavrularımızın avuçlarıyla buluşturacağız.
devamını görFeride ÇETİN
23 Nisan 1953 Sevgili Cumhuriyet Nasılsın? Ben iyiyim. Bugün annemin anlattıklarından sonra sana bir mektup yazmak geldi içimden. Öyle acayip şeyler anlattı ki şaştım kaldım! Bir de sen dinle. Bakalım doğru mu? Annem senin ilan edildiğin gün doğmuş. Adını Ümid koymuş anneannem. Senin olmadığın bir ülkede yaşamak ne, o da benim gibi bilmiyormuş. Cumhuriyet'in ilk çocuğuyum ben diye övünür durur hep. Ama anneannem senin henüz ülkemize gelmediğin yıllarda doğmuş büyümüş. İşte bana çok acayip gelen şey onun çocukluğu ve gençliği oldu. Anneme bugün büyüyünce konservatuara gidip oyuncu olmak istediğimi söyledim. O da ne istersem onu olabilirsin dedi. Yeter ki iste. Anneannem de ressam olmak istiyormuş. Ee dedim olsaymış ya. Olamazdı diye anlatmaya başladı annem. Resim çizmenin yasak olduğu bir dünyayı hayal edemedim bir türlü. Meğer sen yokken kadınlar istedikleri hiçbir şey olamıyorlarmış. Belki çok şanslı bir iki gayrimüslim kız, onun dışında babaları kızlarını okula göndermiyormuş. Hatta tek başlarına evden çıkamıyorlarmış, yasak değilse de günahmış. Zaten babaları izin verse bile nereye gideceklermiş ki, hiçbir okul kabul etmiyormuş kız öğrencileri. Erkenden evlenip ev işi yapıyorlarmış sadece. Amma büyük haksızlık! Karabasan görmüştüm ben bir kere, onun gibi diye geçirdim içimden. Sen diye sordum anneme, sen nasıl doktor oldun peki? E dedi, ben Cumhuriyet çocuğuyum. Sonra anlattı da anlattı, nasıl gururlandı ülkenin en iyi üniversitesinde okudum, ilk kadın doktorlarından biriyim derken, nasıl değişmiş her şey, nasıl değişmiş dünya, hele de kadınlar için. Çok teşekkür ederim Cumhuriyet. İyi ki gelmişsin. Bütün gün evde otursaydım çok canım sıkılır, çok mutsuz olurdum. Ama anneannem ne yapmış sen gelince biliyor musun? Halk Eğitim'e gitmiş yıllarca, resim dersleri almış. Artık gözleri pek iyi görmediği için çizmiyormuş ama meğer bizim evin duvarlarındaki o şahane resimleri hep anneannem çizmiş. Amatör ressam diyormuş kendine. Aile sırrı sanki, neden haberim olmadı şimdiye kadar? Utanıyor dedi annem. Yaşlanınca iyice çocuklaştı. Demek o yüzden en iyi arkadaşım anneannem. Sevgili Cumhuriyet, satırlarıma son vermek zorundayım, birazdan anneanneme gideceğiz. Bugün hem annemin hem senin doğum günün. Sen, ben, annem ve anneannem. Şahane bir dörtlüyüz bence. Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın. Seni seviyorum. İmza- Özgür
devamını görZeynep KAÇAR
Türk milletinin tarihi yolculuğunda varoluş mücadelesi Cumhuriyet'in ilanı ile taçlanmıştır. Bağımsızlık düşüncesi ile inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti istiklal mücadelemizi zafere ulaştıran birlik ve beraberlik ruhunun eseridir.
devamını görAysın Akyıldız GÜNEN
Canım Cumhuriyet, canım Atam bize bıraktığın bu kutsal emanet için sonsuz teşekkürler sana ve arkadaşlarına... Sana söz, bize bırakmış olduğun emaneti sonsuza kadar ne pahasına olursa olsun koruyacağız, ne yaparlarsa yapsınlar sana olan sevgimiz, Cumhuriyet'e olan bağlılığımız asla bitmeyecek, çocuklarımız seninle, senin fikirlerinle, senin yolunda ilerleyecek canım ATAM. Seni ve Cumhuriyet'i çok seviyoruz, zor günleri atlatıp bağıra bağıra "Yaşasın Cumhuriyet" diye haykıracağız. Hiç kimse ama hiç kimse bize engel olamayacak, biz senin açtığın yolda, gösterdiğin ilkede hiç durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. Ne mutlu Türküm diyene. Kulaklarımızda, aklımızda bize yazdığın Gençliğe Hitabe var. Biz seninle büyüdük, Cumhuriyet sayesinde özgür olduk. İyi ki varsın, iyi ki bize bıraktığın mirasın var. Sonsuz saygı ve özlemle canım ATAM, izindeyiz.
devamını görBurcu MUTLU
Canım Cumhuriyet, özgürlüktür, barıştır, hoşgörüdür, renklerle barış içinde her şeye rağmen beraber yaşamaktır. Vatandır, sevgidir, hür bir birey olmaktır, hür bir birey olarak toplumla, halkla barış içerisinde birbirinin değerlerine saygılı bir şekilde yaşamaktır. Cumhuriyet sevdadır, Atatürk’tür. Yaşasın Cumhuriyet!
devamını görİlve Özben SEVİNÇ
Canım Atam, senin bizlere bıraktığın bu güzel vatan için bizlerde elimizden geleni yapıyoruz. Ben 3. Sınıf öğrencisiyim; bebekliğimden beri senin sevginle, düşüncelerinle, fotoğraflarınla büyüdüm. Anne babadan önce Atatürk dedim. Evimizde, okulumuzda, gözümün gördüğü her yerde hep sen varsın. Senin harflerinle çok çalıştım; kendime inandım ve başardım; başarmaya da devam edeceğim. Annem sahip olduğum gücün damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunu ve kazandığım her başarının Atatürk'e armağan olduğunu söyler. Büyüdükçe seni daha çok okuyor, anlıyor ve hep çok seviyorum. Sen hangi yemekleri seviyorsan ben de onları yemeği istiyorum ama bazıları da hoşuma gitmiyor denemekten vazgeçmeyeceğim, bu sıralar sana yazılmış pek çok şarkı öğrendim, dinledim ama en güzeli de "Parla Yüz Yaşındasın" diye bitendi. Dilimde bu şarkıyla bitiyorum mektubu, dilerim yüzyıllar boyu yaşatırız seni insan güzeli Atam.
devamını görAli OCAK
Ben Didem, şimdi 33 yaşındayım, kızım Ceren ve eşim İhsan'la yaşadık büyük onurla 100. Yılını Cumhuriyetin. Bize bu onuru yaşatan Mustafa Kemal Atatürk'e sevgilerimi ve saygılarımla teşekkür ediyorum. Bizi nelerden kurtardığını maalesef yakından izliyoruz bu aralar. Senin gibi düşünen, gören, seni aklında yaşatacak çocuklar yetiştirmeye çalışıyorum. İkinci yüzyılda daha çok gören, duyan, anlayan nesiller görmek için çabalıyorum. Hep aklımda ve kalbimde... Güzel kızım Ceren, şu an 6 yaşındasın ve bir sonraki yüzyıla kadar tam Cumhuriyeti yaşa diye çabalıyoruz babanla. Bu mektubu okuyacaklar daha mutlu bir dönemde yaşadığınızı düşünmek iyi geliyor. Cumhuriyeti gerçek anlamıyla yaşamış, yaşatmış ve gelecek nesillere bırakabilmişinizdir... Sevgilerle
devamını görDidem TOSYALIOĞLU
