ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Özgürlüğümüzün ve hürriyetimizin kolay kazanılmadığı bu topraklarda, Cumhuriyet, yeni nesle daha çok anlatılmalı ki ilelebet yaşasın. Bu refah, huzur dolu yaşamı, Mustafa Kemal'in önderliğinde tüm imkânsızlıklara rağmen inancını yitirmeden mücadele eden, aziz şehitlerimize ve nice isimsiz kahramanlara borçluyuz. Bizlere düşen de daha çok çalışıp daha çok üretip, daha bağımsız ekonomi ile bunu sürdürebilmek. Yüce rabbim bu topraklarda bir daha İstiklal Marşı yazdıracak günler yaşatmasın.

    devamını gör
    Nihal Hande TATLI
  • Canım Atam, senin bizlere bıraktığın bu güzel vatan için bizlerde elimizden geleni yapıyoruz. Ben 3. Sınıf öğrencisiyim; bebekliğimden beri senin sevginle, düşüncelerinle, fotoğraflarınla büyüdüm. Anne babadan önce Atatürk dedim. Evimizde, okulumuzda, gözümün gördüğü her yerde hep sen varsın. Senin harflerinle çok çalıştım; kendime inandım ve başardım; başarmaya da devam edeceğim. Annem sahip olduğum gücün damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunu ve kazandığım her başarının Atatürk'e armağan olduğunu söyler. Büyüdükçe seni daha çok okuyor, anlıyor ve hep çok seviyorum. Sen hangi yemekleri seviyorsan ben de onları yemeği istiyorum ama bazıları da hoşuma gitmiyor denemekten vazgeçmeyeceğim, bu sıralar sana yazılmış pek çok şarkı öğrendim, dinledim ama en güzeli de "Parla Yüz Yaşındasın" diye bitendi. Dilimde bu şarkıyla bitiyorum mektubu, dilerim yüzyıllar boyu yaşatırız seni insan güzeli Atam.

    devamını gör
    Ali OCAK
  • Gelecek nesilleri hür ve bağımsız olarak yetiştirme konusunda dün olduğu gibi bugün de yarın da aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Demokrasiye sahip çıkarak aydınlık Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza dek yaşatma kararlılığımız artarak devam edecektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden yürüyerek onun bize emanet ettiği Cumhuriyet'i geleceğe taşıma azmi ve kararlığımızı sürdüreceğimizden emin olabilirsiniz. Ne mutlu Türküm diyene. Dünya tarihi Türklerle başlamış Türklerle sona erecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bize bu cennet vatanı bırakan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mekânları cennet olsun...

    devamını gör
    Beytul AKBAY
  • Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından Cumhuriyetimiz bugün 100 yaşında. Tarihte eşine az rastlanan bir mücadele sonucunda kurulan Cumhuriyetimiz için canlarını ortaya koyan ve durmak bilmeden gece gündüz çalışan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına duyduğumuz minneti kelimelerle anlatamayız. Bugün hâlâ egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu tek yönetim biçimi olan Cumhuriyet, Türkiye’nin önünde çağdaşlaşma yolunu açan ve daha güçlü bir geleceğe kavuşmasını sağlayan en büyük etken. Ulu Önder bu durumu 100 yıl önce öngörerek ülkesinin geleceğini güvence altına almak için Cumhuriyetimizin temellerini attı. Bugün bize düşen görev, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha da güçlü ve müreffeh bir Türkiye inşa etmek için var gücümüzle çalışmak. Cumhuriyet tarihinin yarısına tanıklık etmiş bir sanayi topluluğu olarak, üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle, Cumhuriyetimizin temel değerlerini daha da güçlendirmek ve gelecek nesillere aktarmak için dün ve bugün olduğu gibi, yarınlarda da var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bugüne kadar Türkiye’nin elde ettiği başarılar, sadece bir başlangıçtı. Atatürk’ün bizler için hayal ettiği geleceği gerçekleştirmek ve gençlerimize daha da iyi bir ülke bırakmak hepimizin sorumluluğu. Koşullar ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti birlik ve beraberlik içerisinde olduğu sürece geleceğin bugünden çok daha iyi olacağına inancımız tam. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin ikinci yüz yılını büyük bir mutluluk ve şevkle karşılıyoruz. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

    devamını gör
    Asım KİBAR
  • Sevgili Cumhuriyet, 100 yaşındasın. Yüz yaşındayız. Bir kadın olarak sürdürdüğüm hayatı, özgürlüğümü sana borçluyum. Sana yeterince sahip çıkabildik mi? Hiç sanmıyorum. İnsan uğruna savaştığı, mücadelesini verdiği şeylerin kıymetini daha iyi bilir derler. Biz sana miras gibi davrandık, emanet gibi değil. Oysa sen büyütülecek, geliştirilip daha da ileriye taşınacak bir emanetsin. Ne mutlu ki ben bunun bilincinde olan aydın bir ailede doğdum ve öyle bir çevrede yetiştim. Başını karanlığa gömüp gerici çığlıklar atan, bu uğurda her türlü zalimliği esirgemeyen insanlarla yolum kesişmedi. Ancak senin varlığından rahatsız olanlara karşı seni koruyup kollamak bizim en büyük gayemizdir. Ben çocuklarımın ve onlardan sonra gelecek nesillerin de bu emanete sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. “Efendiler yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” diyen o sesi yaşadığımız her gün coşkuyla hatırlayarak ve her gün seni ilk günün heyecan ve hevesiyle yaşayarak.

    devamını gör
    Neslihan ÖNDEROĞLU
  • Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ey Mustafa Kemal Atatürk. Tam 100 yıl önce bin bir zorlukla, içindeki azminle ve zihnindeki düşüncelerinle kurmuş olduğun bu Türkiye Cumhuriyeti devleti için sana ve senin yanında olan herkese biz gençler olarak teşekkürlerimizi sunarız. Ülkemizin her tarafı düşmanlar tarafından sarılırken, işgal edilirken, sen yeni bir Türkiye Cumhuriyeti devleti kurmanın tek kurtuluş yolu olduğunu söyledin. Ve kurdun. Bize bıraktığın böyle güzel bir ülkeyi her ne kadar kötü yerde görsek de bizim amacımız Türk gençleri olarak bu ülkenin yönetimini alıp eskisinden daha iyi olması için çalışıp çabalamamızdır. Ve bunu sadece eğitim ile yapabileceğimize inanıyorum ve inanıyoruz. İhtiyacımız olan şey sabır ve kendimize olan inancımızdır. Gayretimizdir. Çünkü size ve askerlerimize verdiğimiz sözleri ancak bu şekilde tutabiliriz. İnanıp çalışarak ve gayret göstererek yapabiliriz. Ve ne mutlu Türküm diyene.

    devamını gör
    Can ÖZGER
  • Bugüne kadar Türk milletine verilmiş en güzel hediye Cumhuriyet'tir. bize bu güzel vatanı armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına sonsuz teşekkürler. bizlere bu vatanı bıraktığınız için size minnettarız Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Nice 100 yıllara...

    devamını gör
    Nur BÖREKÇİ
  • 23 Nisan 1953 Sevgili Cumhuriyet Nasılsın? Ben iyiyim. Bugün annemin anlattıklarından sonra sana bir mektup yazmak geldi içimden. Öyle acayip şeyler anlattı ki şaştım kaldım! Bir de sen dinle. Bakalım doğru mu? Annem senin ilan edildiğin gün doğmuş. Adını Ümid koymuş anneannem. Senin olmadığın bir ülkede yaşamak ne, o da benim gibi bilmiyormuş. Cumhuriyet'in ilk çocuğuyum ben diye övünür durur hep. Ama anneannem senin henüz ülkemize gelmediğin yıllarda doğmuş büyümüş. İşte bana çok acayip gelen şey onun çocukluğu ve gençliği oldu. Anneme bugün büyüyünce konservatuara gidip oyuncu olmak istediğimi söyledim. O da ne istersem onu olabilirsin dedi. Yeter ki iste. Anneannem de ressam olmak istiyormuş. Ee dedim olsaymış ya. Olamazdı diye anlatmaya başladı annem. Resim çizmenin yasak olduğu bir dünyayı hayal edemedim bir türlü. Meğer sen yokken kadınlar istedikleri hiçbir şey olamıyorlarmış. Belki çok şanslı bir iki gayrimüslim kız, onun dışında babaları kızlarını okula göndermiyormuş. Hatta tek başlarına evden çıkamıyorlarmış, yasak değilse de günahmış. Zaten babaları izin verse bile nereye gideceklermiş ki, hiçbir okul kabul etmiyormuş kız öğrencileri. Erkenden evlenip ev işi yapıyorlarmış sadece. Amma büyük haksızlık! Karabasan görmüştüm ben bir kere, onun gibi diye geçirdim içimden. Sen diye sordum anneme, sen nasıl doktor oldun peki? E dedi, ben Cumhuriyet çocuğuyum. Sonra anlattı da anlattı, nasıl gururlandı ülkenin en iyi üniversitesinde okudum, ilk kadın doktorlarından biriyim derken, nasıl değişmiş her şey, nasıl değişmiş dünya, hele de kadınlar için. Çok teşekkür ederim Cumhuriyet. İyi ki gelmişsin. Bütün gün evde otursaydım çok canım sıkılır, çok mutsuz olurdum. Ama anneannem ne yapmış sen gelince biliyor musun? Halk Eğitim'e gitmiş yıllarca, resim dersleri almış. Artık gözleri pek iyi görmediği için çizmiyormuş ama meğer bizim evin duvarlarındaki o şahane resimleri hep anneannem çizmiş. Amatör ressam diyormuş kendine. Aile sırrı sanki, neden haberim olmadı şimdiye kadar? Utanıyor dedi annem. Yaşlanınca iyice çocuklaştı. Demek o yüzden en iyi arkadaşım anneannem. Sevgili Cumhuriyet, satırlarıma son vermek zorundayım, birazdan anneanneme gideceğiz. Bugün hem annemin hem senin doğum günün. Sen, ben, annem ve anneannem. Şahane bir dörtlüyüz bence. Çok teşekkür ederim, iyi ki varsın. Seni seviyorum. İmza- Özgür

    devamını gör
    Zeynep KAÇAR
  • YÜZ YILLIK MİRAS

    Cumhuriyetimiz altı yüz yıl boyunca genişleyip sonra küçülmüş, çok uluslu bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yüzyıl önce kuruldu ve halâ ayakta. Oysa yirminci yüzyılda kurulan bazı devletlerin, örneğin Lenin tarafından Birinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Sovyetler Birliği ile Tito tarafından İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Yugoslavya’nın parçalanma süreçlerine tanık olduk. Bu süreçler güç koşullarda ve ne yazık ki çatışma ortamlarında yaşandı. Dolayısıyla cumhuriyetimizin değerli mirasına sahip çıkmalı, onu korumalıyız.

    Bu mirasın yazarlar için özel bir niteliği olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet sayesinde ulusal bir dilimiz, giderek yazınsal alanda yetkinleşen bir düşünce ve ifade aracımız olabildi. İlk kitabım Uzun Sürmüş Bir Yaz ile çiçeği burnunda bir yazarken Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü almam yıllardır Paris’te yaşamama karşın anadilimde yazmayı sürdürmemin en belirgin nedenlerinden biridir. Dağlarca’nın deyimiyle “Türkçem Ses Bayrağım!” haykırışına içtenlikle katılıyorum ve bu bayrağı her türlü ters rüzgâra karşın doğru biçimde dalgalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Cumhuriyet’in mirasına sahip çıkalım derken yalnızca dilimize değil, laiklik ilkesiyle demokrasiye de sahip çıkmalıyız. Ve ille de şu gerçeği yöneticilerimize defalarca anımsatmalıyız: Ilımlı da olsa İslam demokrasiyle bağdaşamaz. Bu nedenle devlet, eğer gerçekten laikse, her vatandaş için inanca eşit mesafede durmalıdır. Ve dini siyasete alet etmemelidir. Ne yazık ki, bu seçim ortamında laikliğin de, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi, sürekli hırpalandığına, tırpanlandığına tanık oluyoruz. Oysa Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği “muasır medeniyet seviyesi” yüzyıl öncekinden pek farklı değil. Çağdaş uygarlığa erişme hedefi demokrasiyi tüm değer ve kurumlarıyla yaşatmak, daha da geliştirmek anlamına geliyor. Kitapları nedeniyle tam dört kez yargıç karşısına çıkmış bir yazar olarak şu gerçeği Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bir kez daha anımsatmak isterim: Özgürlüğün olmadığı yerde yaratıcılık da demokrasi de cumhuriyet de olmaz!

    devamını gör
    Nedim GÜRSEL