
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Cumhuriyet, Sana yüzüncü yılını kutlama fırsatıyla bir mektup yazmak büyük bir onur ve ayrıcalık. Senin yükselişin, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve modernleşme sürecinin başlangıcı oldu. Sen, herkesin eşit ve özgür olduğu bir toplumun kurulmasında öncü oldun ve kadınların haklarının tanınması gibi önemli adımları attın. Ancak, günümüzde hala bazı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Hala adalet ve eşitlik konusunda çalışmamız gereken çok iş var. Ayrıca, basın özgürlüğü, insan hakları ve demokrasi gibi temel ilkelerimizi korumalıyız. Bu yüzden, yüzüncü yılını kutlarken aynı zamanda geleceğe de bakmalıyız. Senin ideallerin ve değerlerinle uyumlu bir toplum yaratmak için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Yine de, senin bize sunduğun bu değerleri her zaman ön planda tutacağız ve her zaman sana minnettar olacağız. Sevgi ve saygılarımla, Azmi Yağlı
devamını görAzmi YAĞLI
Saygıdeğer ve çok sevgili Cumhuriyet, Seni bana miras bırakan değerlerime Atatürk’üm öncülüğünde teşekkür ediyorum. Bir kadın olarak bana; tek başıma yaşama kolaylığı, dünyayı gezme fırsatı, yaşayacaklarımı seçme şansı ve yaradana kendimce teşekkür etme fırsatı verdiğin için müteşekkirim. Senin varlığın benim varlığımla bir aradayken, daha güçlü, daha umutlu ve de daha canlıyım. Gurur duyduğum en güzel hazinesin. Övündüğüm en güzel değersin. Sahip olduğum en yüce şahesersin. Gelecek nesillere bırakılacak en güzel mirassın. Bir gün benim de atalarım gibi bedenim toprağa karışacak ancak sen Atatürk gibi ebediyen yaşayacaksın. Bunu bilmek yüreğimi ısıtıyor, güvende hissettiriyor. Ben toprakla buluştuğumda toprak üstünde çocukların 23 Nisan’ı, gençlerin 19 Mayıs’ı ve yaşadığım toprakların senin varlığını kutlayacağını, onurlandıracağını bilmek paha biçilmez. Çok yaşa Cumhuriyet çok yaşa!
devamını görFiliz BİNİCİ
Ülkemi, Türkiye'mi çok seviyorum. Cumhuriyetimizin 100.Yılı kutlu olsun. Huzuru, başarıyı hak ettiğimizi düşünüyorum. Kaynaklarımız bol. Hepimize yeter. Dürüstçe çalışan, kayırmayan, sevgi dolu liderler olmasını, menfaat değil hizmetin ön planda olmasını, vatan sevgisini bir çocuğu, bir çiçeği sever gibi yaşayan milyonları istiyorum. Benim yaşadığım 100. Yıl coşkusunu paylaşanların milyonlar olmasını istiyorum. Saygılı bir hayatı yaşamak ve paylaşmak istiyorum memleketimde. Geçmişine, bugününe, geleceğine sahip çıkan; bir karışını dünyaya değişmeyen insanlar istiyorum. Coşkumuzun, sevgimizin, gücümüzün bol olduğu nice 100 yıllar görsün, yaşasın bu vatan. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
devamını görGülüm HAZARLI
Merhaba ben Yusuf Aras Özyelkenci. 2.sınıfa gidiyorum. Cumhuriyetimizin 100.yılına girdiğini gördüğüm için çok heyecanlıyım. Keşke Atatürk'ü görebilseydim, Atatürk'ü çok seviyorum. Okulda tüm sınıflar 29 Ekim için etkinlikler yapıyor, biz de resim çizdik ve şiir yazdık. Bir de pencereleri süsledik. İyi ki Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Ona minnettarım. Saygılarımla.
devamını görYusuf Aras ÖZYELKENCİ
Sevgili Cumhuriyet, özellikle biz kadınlar için önemin daha da büyük. Senin kıymetini senin varlığını tam yaşayamamış hemcinslerim tam ifade edemeyebilir. İzmirli bir kadın olarak, son yıllarda yaşanan, kadını sadece eşya ya da cinsel obje gören bu yönetim zihniyetini 100 yıl önce görüp, bizlere Cumhuriyet'i armağan eden ve bu uğurda kanlarını döken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını; cepheye mermi taşıyan, bayrak diken, aş yapan tüm kadınlarımızı rahmet ve minnet ile anıyorum. Cumhuriyet bayrağını aynı bilinçle benden sonra gelecek kuşaklara vermek için bu uğurda ne yapmak gerekirse yapan ve yapabilecek bir Cumhuriyet kadını olarak, YAŞASIN CUMHURİYET...
devamını görTayibe ERLERTÜRK
Bugün size bir vatandaş olarak duygu ve düşüncelerimi ifade etmek için bu mektubu yazıyorum. Cumhuriyetimiz, Türkiye'nin temel değerlerinden biri ve ulusal kimliğimizin önemli bir parçasıdır. İçinde bulunduğumuz bu dönemde, Cumhuriyetimize olan bağlılığımızı ve saygımızı ifade etmek istiyorum. Cumhuriyet, Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilmiştir. O günden bu yana, Cumhuriyet, ülkemizin temel değerlerini ve prensiplerini temsil etmektedir. Laiklik, demokrasi, insan hakları, eşitlik ve özgürlük gibi değerler Cumhuriyetimizin temel taşlarıdır. Bu değerler, Türk milletinin birlik ve beraberliği için önemli birer rehberdir. Cumhuriyetimizin ilanının üzerinden geçen yıllarda, ülkemiz birçok zorluk ve sınamayla karşılaşmıştır. Ancak, her zaman bu değerlere olan bağlılığımız ve milli birlik duygusu sayesinde bu zorlukların üstesinden gelmişizdir. Cumhuriyet, milletimizin birlik ve beraberliğinin bir sembolüdür.
devamını görHarun ÇALIŞKAN
Cumhuriyetimizin 100.yılı kutlu olsun.100.yılımızın başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünyaya barış, huzur ve sağlık getirmesini temenni eder. sevgi ve saygılarımı sunarım.
devamını görSelahattin TOP
Cumhuriyet…Bir yönetim biçiminden çok daha fazlası, bir devrim, bir miras, bir asır, bin minnet. Bunlar da uğrunda binlerce canın feda edildiği bu vatanın bir karış toprağı için her şeyini vermeye hazır bir kadının cümleleri. Gözlerim dolu, göğsüm kabarık, başım dik. Seni görmeden dahi böylesine sevebilmenin haklı bir gururu var içimde. Attığın temeller doğrultusunda attığımız her adımdan emin, yolunda ilerlerken kazandığımız her başarıda gururlu, vatanımız uğruna her zorluğa göğüs germek gerçek amacımız. Çünkü biz ömrünü, aklını, emeğini, sevgisini milletine böylesine adamış bir liderden öğrendik yurdu sevmenin ne demek olduğunu. Sen ki bir fotoğrafıyla gözlerimizi nemlendiren ulu önderimiz, sen ki bizim ilk öğretmenimiz, sen ki bizim kalbimizin en güzel köşesi. Gençliğe seslenişin yolumuza ışık tutan en değerli hazinemizdir. Seni unutturmak isteyenlere inat, sonsuza dek yaşatacağız. Biz Türk gençliği, Cumhuriyet'in yılmaz bekçileriyiz. Hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndüremeyecektir.
devamını görBuse KÖPRÜLÜ
Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olay 1919’da Erzurum’da yaşanır Kendinizi onun yerine koymayı deneyin. Ömrünüz savaş meydanlarında geçmiş. Ait olduğunuz ordu her girdiği savaştan yenilgiyle çıkmış. Ülkenizin haritası her baktığınızda küçülmüş… Vatanın dört yanı işgal altında. İngiliz İmparatorluğu Dersaadet’te… İstanbul hükümetinin işbirlikçi bu tutumunu gören Mustafa Kemal, direniş bayrağını açmak için Samsun’a çıkar. Eski bir otomobille Anadolu’yu dolaşmakta, hayaline ortak aramaktadır. Mustafa Kemal’in niyetini gören İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti onu azleder ve hakkında yakalama kararı çıkartır. Paşa artık bir sivildir. Onu Erzurum’da karşılayacak olan ve ülkedeki en donanımlı orduya sahip olan Doğu Komutanı Kâzım Karabekir acaba Mustafa Kemal’in safına mı katılacak, yoksa onu tutuklayıp İstanbul’a mı gönderecek henüz net değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olaylardan biri 1919 yılında işte böyle bir ahval ve şerait içinde Erzurum’da yaşanır. Kimi kaynaklara göre 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı evde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit de vardır. Mazhar Müfit tıpkı Mustafa Kemal gibi Osmanlı hükümetinin gittiği yolu doğru bulmamış ve Milli Mücadele saflarına katılmak için Erzurum’a gelmiştir. O da Damat Ferit Hükümeti’nin tutuklanacaklar listesindedir. Mustafa Kemal o gece Mazhar Müfit’i yanına çağırır ve bir defter bir de kalem almasını rica eder. Söyleyeceklerini iyi kaydetmesini ve bu sayfayı ikisi, bir de özel kalemi hariç kimseyle paylaşmamasını ister. Bu tembihin ardından Mustafa Kemal Paşa dikte etmeye başlar: “Yaz Mazhar, zaferden sonra idare biçimi Cumhuriyet olacak!” Mustafa Kemal Paşa ne yenilmişlik duygusunun ne tutuklama emrinin ne de ertesi gün olacakların derdindedir. Mustafa Kemal Paşa onu yakın bir zamanda Atatürk yapacak hikâyenin hayalindedir. O gece Mustafa Kemal Mazhar Müfit’e hayalindeki ülkeyi anlatır. Madde madde... Mazhar Müfit biraz da Mustafa Kemal Paşa’dan yaşça büyük olmasından dolayı sabah ışıklarıyla birlikte kalemi defteri bırakır ve Paşa’ya dönerek “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!” der. Mazhar Müfit’in o gün yazarken inanmadığı, hayalcilik olarak addettiği liste çok değil birkaç yıl sonra tek tek hayata geçer... Yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa sonradan Kansu soyadını alacak olan Mazhar Müfit’i Meclis’in önünde görür ve gülerek sorar: “Bakıyor musun bizim listeye?” Yüzyılın hayallerini kuracak formül Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, çevreden iç ve dış barışa bir dizi alanda yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Bizi buradan ileriye götürecek yol haritasını aramamız gereken yer Mustafa Kemal’in yaptıklarının ardında yatan “hayalci” tarafındadır. Onun bu devrimci yanını görmek için benim en iyi bildiğim alan olan eğitimden bir örnek vermek istiyorum, zira bizim bu çağda ileri gitmek için ihtiyaç duyduğumuz devrimci yöntemi en iyi göreceğimiz alanlardan biridir. Köy Enstitüleri nasıl ortaya çıktı? Mustafa Kemal yoksul ve yenik düşmüş bir imparatorluğun üzerine yeni bir devlet kurmak için ihtiyaç duyduğu temel kaynağın insan olduğunu daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce biliyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı devam ederken, Orta Asya’dan beri atalarımızın demokratik problem çözme yöntemi olan “şûra” mekanizmasını ilk olarak eğitim için hayata geçirir. Bu amaç doğrultusunda 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan ilk eğitim şûrası olan Maarif Kongresi’nin açılışını bizzat yapar. Aralarında Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü gibi devrin öncü aydınlarının da bulunduğu isimlerin katılımıyla yapılan şûrada ilkokuldan üniversiteye, okul inşaatından öğretmen eğitimine dair temel sorunlar masaya yatırılır. Şûrada alınan kararlar sonraki dönemin yol haritasını oluşturur. Genç Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en büyük sıkıntısı toplumun yalnızca yüzde 5’inin okuryazar olması ve nüfusun yüzde 80’inin köylerde tamamen eğitim sistemi dışında yaşamasıdır. Köylerde yaşayan nüfusu eğitmeden Cumhuriyet’in hiçbir sorununu aşamayacağını gören Mustafa Kemal, o dönem tüm dünyada “ilerici eğitim” denince akla gelen ilk isim olan Amerikalı eğitim kuramcısı, psikolog John Dewey’yi Ankara’ya çağırır. Dewey o yıllarda Eski Yunan ve Roma geleneğinden esinlenen kitabında “yaparak öğrenme modeli”ni savunur. Dewey’ye göre okullar bu amaca hizmet ettiği ölçüde başarılı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından yalnızca birkaç ay sonra Dewey, İstanbul, İzmir ve Bursa’ya yaptığı ziyaretlerin ardından Ankara’ya gelir ve orada iki ay kalarak detaylı bir reform öneri paketi hazırlar. Dewey’nin temel tezi, Türkiye’de kurulacak olan okulların ilerici bir mantıkla, halkın gerçek ihtiyaçlarının gözetilerek tasarlanmasıdır. Eğitim şûrası ve Dewey’nin raporuyla başlayan süreç, leyli meccani okuyarak öğretmen olan İsmail Hakkı Tonguç’un inatçılığı ve Hasan Âli Yücel’in modern vizyonuyla birleşince ortaya Köy Enstitüleri dediğimiz bir mucize çıkar. O mucize sayesinde sekiz yıl gibi kısa bir zamanda, 15 bine yakın köy çocuğu İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yokluğa rağmen öğretmen olmayı başarır. O öğretmenler tüm Anadolu’ya yayılarak gittikleri her köye Cumhuriyet’in ışığını taşırlar. O ışık sayesinde aralarında benim de olduğum yüz binlerce çocuk köylerden çıkıp şehirlerde yüksekokula gider. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ilk yüzyıldan alacağımız birinci ders, bizim bu çağa yakışan yeni hayaller kurmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Bayramımız kutlu olsun, hayallerimiz eksik olmasın!
devamını görProf. Dr. Selçuk ŞİRİN
