ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 1989 yılının 29 Ekim'inde Zübeyde Hanım İlkokulu 4. sınıfta okuyan küçük Senem’in şiir defterinden sesleniyorum sana sevgili Cumhuriyet, “Senindir ey cumhuriyet Senindir bu hürriyet Işık saçan bir melek Senden önce padişah vardı elbet Ama şimdi cumhuriyet Senindir bu millet.” Aradan 34 yıl geçti ve tıpkı şiir defterim gibi kirlendi dünya. Ama sen ey cumhuriyet, öyle bir iliklerime işlemişsin ki, o küçük kızın sana duyduğu sevgi; umutlu, kutlu, neşeli bağlılık hiç değişmedi. Hatta şimdilerde iki kızımın yüreğine işlemek için, daha da büyütüyorum seni. Eh bazen de abartıyorum sanki, ama gerekli. Unutmasınlar istiyorum, Türkiye’ye ilk geldiğin günleri. O nedenle bir temrin gibi tekrarlıyorum sürekli; cumhuriyet sensin, senin yaşama, sevme, okuma, gezme, gülme, dans etme hakkın diyorum; koru ve güzelleştir onu, gerekirse savaş onun için. Şimdi 2023 yılının 29 Ekim'inde Evrim Okulu 6. Sınıfta okuyan küçük İda’nın şiir defteriyle sonlandırıyorum sözlerimi. Bakalım beğenecek misin yeni şiirini? “Cumhuriyet özgürlükmüş Sen varsan, vatan mutlu Sen yoksan, mutsuz olurmuş Sen gelince çocuklar güler Sen gidersen solar evler Atatürk başımıza gelince Birden açmış tüm çiçekler Halk demiş ki padişaha yeter Atatürk demiş ki ülkemizi kurtaracağız Geleceği zaferlerle kutlayacağız!”

    devamını gör
    Senem KALE
  • CUMHURİYET’E MEKTUBUMUZ VAR

    Ben, 29 Ekim 1943’te doğmuşum. Cumhuriyet’in 100. yılı, benim de hayatımın 80. yılı oluyor. Ben bu tarihte hep iki mutluluğu bir arada yaşarım. Küçüktüm. Fatih’teki parkta havai fişek gösterileri vardı. Annem, ablam ve ben tramvayla parka gittik. Benim için, doğum günüm nedeniyle bu kadar masrafa girmelerine şaşırdım. Yıllarca 29 Ekim kutlamalarını, benim doğum günüm kutlamaları sandım. Ta ki küçük arkadaşım Selahattin bana: “Oğlum seninle alakası yok, Cumhuriyet Bayramı için bunlar” diyene kadar.

    Çok şeyi başardı Cumhuriyet. Ümmetten millete geçişin temelleri atıldı. Mustafa Kemal ve arkadaşları çok çalıştılar. Lozan’la da ülkemin konumu resmiyete bağlandı. Artık bir Türkiye Cumhuriyet’i vardı dünyada. Bir liranın doksan sent olduğu bir ülke. Lozan derken İsmet İnönü’yü ve arkadaşlarını anmadan geçemem. Onlar Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıdır. Cepheden Cumhuriyet’e yürüyen yolda büyük emek verdiler. Hepsine gönül borcumuz var. Ta Çanakkale’den başlayarak Ankara’ya uzanan yolda ve de çok kısa sürede büyük yol kat etti Cumhuriyet. Harf devrimi, kıyafet devrimi, sanayi devrimi (ki Atatürk tarıma dayalı sanayi düşüncesinde büyük işler yaptı) devrin sıkıntılı koşulları altında başarılması çok güç olan işlerdi. İkinci Dünya Savaşı’na ülkeyi sokmayan devrin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, salt “Lozan Kahramanı” olarak değil, Atatürk’ün en yakınındaki ikinci adam olarak da büyük işler yapmıştır. Ülkemizde demokrasinin kuruluşunu başlatmış, bu uğurda kendi siyasi hayatını riske atmıştır. Onun, “Evet, ben kaybettim ama demokrasi kazandı” sözü önemlidir.

    100. yılında bu güzel bayramı bize armağan eden Atatürk ve onun arkadaşlarına şükran borcumuz var.

    devamını gör
    Müjdat GEZEN
  • Başöğretmenime, Büyük Atatürk,bizler laik Cumhuriyet'in öğretmenleri olarak size söz veriyoruz ki yeni nesiller bizlerin eseri olarak sizlere layık olmaya çalışacağız.Sorumluluğumuzun farkında görevlerimizin başındayız.Sizin bizlere bıraktığınız emanete Cumhuriyet'e sahip çıkacağız.Gözünüz arkada kalmasın.Sizi ve silah arkadaşlarınızı,bu uğurda canlarını feda etmiş herkesi saygıyla anıyor ,sizin sözlerinizle noktalıyorum mektubumu. "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır. "

    devamını gör
    Sevil ÇAKMAK
  • Dokuz çocuklu bir ailenin en son çocuğu olarak 1954 yılında Ordu ilinin, Mesudiye kazasının, Aşağı Gökçe (eski adı Aşağı Faldaca) köyünde doğdum. Babam Şevket Ekşioğlu tarihe, okumaya meraklıydı, şiir, destan yazardı. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet değerlerine bağlıydı ve tarihi severdi. Annem Hatice Ekşioğlu fındık ağası (Karadeniz’de geniş fındık arazisi sahiplerine ağa derler) kızıydı ve okuma yazmayı bilmezdi (babası annem bir yaşındayken ölünce ağabeyleri kızlar okumaz diye onu okula göndermedikleri için hep “Beni okula göndermediler” diye üzülüp hayıflanırdı). Babam, annem namaz kılardı, Kuran okurlardı. Ailece oruç tutardık, ama babam ayrıca içki içmeyi de severdi, evimizde misafir sofralarında ut çalınır şarkılar, türküler söylenir, şiirler okunurdu, o yıllardan aklımda kalan şiirler vardır, arada okuduğum da olur. Babamın ve annemin bize öğütledikleri şey; namuslu, ahlaklı olun, haram yemeyin nasihatiydi, o yıllarda insanlar çok zengin diye değil namuslu oldukları için toplumda değer bulur, saygı görürlerdi. Evimizde kütüphane bölümü yoktu ama her gün dönüşümlü olarak veya bazen ikisi, üçü bir arada Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet gazeteleri girerdi, Cumhuriyet gazetesinde İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday, Nadir Nadi, Mustafa Ekmekçi gibi köşe yazarlarını okumayı alışkanlık edinmiştim, Ali Ulvi Ersoy’un karikatürlerini merakla incelerdim (yazısız ve felsefi karikatürler beni çok etkilemiştir), Milliyet gazetesinden Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz çizgi romanını (hayal gücümü geliştirmiştir) heyecanla takip ederdim, yine o yıllarda biriktirdiğim ve sanat adına çok şey öğrendiğim, Milliyet gazetesinin 15 günde bir verdiği Milliyet Sanat dergisini biriktirdiğim ekleri ciltli olarak kütüphanemde durmaktadır. Ailem ders çalışıp çalışmadığımı denetlemezdi, o yıllarda resim yapmaya olan ilgim yüzünden ortaokul 2. sınıfta kalınca, “Ders çalışmadın, sürekli resim yaptın ve sınıfta kaldın” diyerek resim yapmamı yasaklamışlardı. Gizli gizli resim yaparken yakalanmış ve azar işitmiştim. Zar zor ortaokul ve liseyi bitirip yetenek sınavında güzel sanatları kazanamayınca üniversite puanımla İstanbul’da inşaat fakültesinde iki yıl okudum, tekrar güzel sanatlar sınavına girdim ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun Grafik Sanatlar Bölümü’nü kazandım ve inşaat fakültesinden ayrıldım, okul değiştirmeme ailem hiç karışmadı ve ekonomik destek vermeye devam etti. Eğer bugün uluslararası bir grafik sanatçısıysam bunu ATATÜRK’ün bizlere armağan etmiş olduğu aydınlanmacı, eşitlikçi, özgürlüklere ve insan haklarına saygılı, laik Türkiye Cumhuriyeti’nde doğup büyüdüğüm içindir. Bugünkü koşullarda aynı ailenin çocuğu olarak doğsaydım ne olurdu diye kendi kendime sorduğumda şu cevabı veriyorum: Gittiğim okul, aldığım eğitim, izlediğim medya ile tamamen farklı bir kültür içinde şekillenirdim, tek amacım kendimi geçindirebilmeye odaklı bir iş sahibi olup yaşamımı sürdürmeye çalışmak olurdu. Cumhuriyet’in bana sağladığı olanaklar ve kurdurduğu hayaller için çok teşekkür ederim.

    devamını gör
    Gürbüz Doğan EKŞİOĞLU
  • Cumhuriyetimizin 100. Yılında cumhuriyet güneşinin yolunda, tüm benliğimiz ve ruhumuzla bir kez daha anladık ki bizi biz yapan bağımsızlık ateşimiz hiç sönmeyecek, birlik ve beraberliğimiz Yüce Atatürk’ün de dediği gibi ilelebet yaşayacaktır. Ne mutlu Türküm diyene. Gelecek nesillere aydınlık, güçlü ve tam bağımsız Türkiye ❤️

    devamını gör
    Elçin Birgül TOSUN
  • 1923-2023 büyük bir destan bıraktı Türk milleti. Bağımsızlığı için, esaret altında yaşayamayacağını 1923'de kanıtladı. 2023'de perçinledi. Türklük felsefesini yaymak için daha çok çalışıp daha çok üreteceğiz. Ne mutlu Türküm diyene.

    devamını gör
    Kenan ZEYREK
  • Sevgili Atam, Cumhuriyetimizin 100. Yılında sizi saygı, özlem ve minnetle anıyorum. Yaşasın Cumhuriyet!

    devamını gör
    Saliha Tolunay HIRÇIN
  • Merhaba Atam senin var ettiğin topraklarda doğdum büyüdüm ve öleceğim. CUMHURİYET'imizin 100 Yılı'nı gördüm. NE MUTLU BANA, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE... CUMHURİYET'imiz ilelebet var olacaktır. Elbet bunu yok etmek isteyenler var ama bizler, senin çocukların olduğu müddetçe hiç kimse bu güzel VATAN'ımızı bölemeyecektir. Emanet ettiğin topraklar nesilden nesle CUMHURIYET, ÖZGÜRLÜK, BARIŞ içerisinde olacaktır. Yarın 100. yılımızı kutlayacağız senin sayende. İyi ki varsın, iyi ki var oldun ATAM. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.

    devamını gör
    Pembe AKBAŞ
  • Atamızdan bize kalan, kalbimize ışık saçan sevgili Cumhuriyet, senin 100. yaşına şahit olabildiğim için çok mutluyum. Evlatlarımla beraber bayraklarımızı asabildiğim için, bu coşkuyu yaşayabildiğim için Atamıza ne kadar teşekkür etsek az. Bir kadın olarak elde edebildiğim tüm hakları ona borçluyum, ona layık olmak için her zaman başım dik, gururla yolundan ayrılmayacağıma ant içerim, Ne mutlu Türküm Diyene, sonsuza kadar yaşa Cumhuriyet.

    devamını gör
    Hande SÖNMEZ