
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Bir asırlık çınarın adıdır Cumhuriyet. ATATÜRK Samsun'a çıktı, tohumu atıldı. Toprağı kurtuluş mücadelesiyle, kanla sulandı. Zaferlerle beslendi, büyüdü, güçlendi ve kökleri tüm dünyayı saran 100 yıllık bir çınar şimdi. İlelebet yaşayacak. O çınarın adı Cumhuriyet.
devamını görHatice İNALTEKİN
Düşün ki Ortadoğu'nun kıyısında, emperyalizm işgalinde Anadolu'da Atatürk 100 yıl önce laik Cumhuriyeti ilan etmiş ve 100 yıl sonra, yalnız yaşayan bir Türk kadını bu satırları yazabiliyor, o büyük vazifeli mavi gözlünün emanetini bir asır yaşatanlardan biri olmanın kıvancıyla. Şefkatini ve öfkesini, bütün hislerini doruğunda yaşayan Türk milleti, Doğu ile Batı arasında köprü Anadolu'da, yanıp yanıp küllerinden doğarak dönüşürken dönüştürme vazifesiyle bir önderin peşinden gitti. Ne mutlu bize! Sonsuz şefkat değil mi bizi bağlayan, açığı kapalısıyla, namaz kılan, yoga yapan, şarapla güzelleşeniyle.. Aramıza sokulan nifak tohumlarıyla defalarca sınansak da çeşitliliğimizle gurur duymayı, onu sahiplenmeyi özümüzden biliriz. Tam da bu sebeple Yunus'u Mevlana'sı Atatürk'ü gelmiş, daha niceleri gelecek ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
devamını görZeynep TOPÇUGİL
Atatürk'üm dosta cennet, düşmana cehennemi yaşatmayı bildi. Yolu yolumdur, ne mutlu izinden gidene...
devamını görOrçin GÖKDEMİR
CUMHURİYETİN KIYMETİNİ BİLELİM Babam, babası şehit olduğunda henüz çok küçükmüş. Cumhuriyet ilan edildiğinde olanları ona annesi ve kendinden oldukça büyük ablaları anlatmış. “Babamız bu uğurda şehit oldu ama bak, kanı yerde kalmadı babamızın. Bu gün Cumhuriyet ilan edildi. Artık devletimiz her birimizi insan yerine koyacak. Kimseye kulluk etmeyeceğiz. Hepimize eşit muamele edilecek. Bunlar ne demek, sen biliyor musun? Sen henüz küçüksün ama Cumhuriyet’in kıymetini bil” demişler. Memlekette davullar çalınmış, evlerin camlarına bayraklar asılmış. Herkesle birlikte babam da bağırmış; “Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Mustafa Kemal Paşa” diye… Ben ilkokula giderken okulda öğrendiklerimi babama anlatır, Cumhuriyet Bayramı’nda kürsüye çıkıp şiirler okurdum. Beni dinlerken hep gözleri dolardı. “Ne mutlu bize, öyle değil mi kızım… Çok şanslı bir neslin evlatlarıyız biz. Sen de erkek çocuklarla birlikte okula başladın. Büyüyünce sen de onlar gibi oy kullanacak, istersen Meclis’e girip mebus olacaksın. Ya da istediğin okulda okuyup istediğin mesleği seçeceksin.” Bunları dinlerken babamın bana ne demek istediğini pek de anlamazdım, çünkü onlar benim için o kadar doğaldı ki… Tabii ki öyle yaşayacak, tabii ki öyle yapacaktım. 29 Ekim 1923’ten sonra doğanlar belki de tıpkı benim gibi hissettiler. “Tabii ki böyle yaşayacağız, bunlar bizim doğal hakkımız zaten” dediler. Doğrudur, bunlar her insanın en doğal hakkıdır aslında ama bu hakları biz, bundan tam yüz yıl önce, büyük mücadeleler sonucu, Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde kazanabilmişiz. Sonra okudukça, gerçekleri öğrendikçe babamın bana ne anlatmak istediğini çok iyi anladım. “Gerçekten de şanslıymışım” dedim. Hatta “Cumhuriyet’in kıymetini iyice biliyor musun” diye sordum kendime. Yüz yıl önce doğsam, demek çok başka bir dünyada yaşayacakmışım. Cumhuriyet ile gelen haklar, bizi kendi gözümüzde değerli ve onurlu kılmış meğer. Bir Türk kadını olarak, bu güzel ülkenin bir vatandaşı olarak gönlümce kendi yolumda yürüyebildiysem, kendi kararlarımı alabildiysem, okuyup yazabildiysem, sevdiğim bir meslekte özgürce çalışabildiysem, tüm bunlar Atatürk’ümüz önderliğinde kurulan Cumhuriyet ve devrim niteliğindeki kanunlar sayesinde oldu. Cumhuriyet’in kıymetini bilelim. Onu yaşatmak, koruyup gözetmek, ona sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur… Yaşasın Cumhuriyet…
devamını görDr. Gülseren BUDAYICIOĞLU
Cumhuriyet’e Mektup
devamını gör
Bir hayalim var! Toplumun farklı kesimleri olarak neleri ortaklaşa sahipleneceğimiz konusunda bir asgari müşterekler zemini oluşturup mutabakat sağlayalım. Orta Asya’daki anaerkil köklerden başlayıp Anadolu’ya geliş ve sonrasında beylikler, Selçuklu ile Osmanlının Asurlular, Sümerler, Hititler, Frigler, Luviler, Karyalılar, Kommageneler, Likyalılar, Lidyalılar, Truvalılar, Bizanslılar ve saymadığım bir dolu halkın torunları ile karışarak dünyanın en katmanlı kültürel, etnik yapısını oluşturmuş olmaları müthiş bir zenginlik. Yelpazesi çok geniş bir melezlikten bahsediyoruz ama bunu bir avantaj olarak göremeyen iktidarlarla yönetildik 1950’lerden beri.
Başa gelen her iktidar kendi ait olduğu demografik kesiti kayırmayı amaç edindi ve hiçbir iktidar asgari müşterekler için gerekli çabayı göstermedi. Her gelen bir öncekinin inşa ettiği duvarı yıktı ve kendi duvarını inşa etmeye başladı. Yapılması gereken inşa edilmiş duvarları yıkmadan onların üstüne eklemek idi, bu sayede büyük ve sağlam bir duvarımız olacaktı. Birçok açıdan ileri gitmiş ülkelere baktığımızda solcusu, sağcısı, liberali, muhafazakârı, mutaassıbı, demokratı, yeşilcisi, aktivisti, vb. kim iktidara gelirse gelsin genel gidişatın aksamadığını görüyoruz. Bunun nedeni asgari müşterekler konusunda uzlaşılmış ve Türkçede karşılığı olmayan bir kavram olan “legacy”nin yıkılmayacak bir şekilde inşa edilmiş olması. Legacy, nesiller boyu süren ve değişmeyen uzun vadeli ortak miras anlamına geliyor; halbuki bizdeki miras kavramı tek nesil, dönem, devir süren ve kamusal olmak yerine bireysel ve kadük bir mefhumdur. Mesele iyice kişiselleştirildiği için, miras bizde ittifaka zemin sağlamaz, aksine ciddi kavgalara yol açar; çünkü paydaş olan herkes üstüne alın terini dökmediği, bir başkasının çabası ile oluşmuş birikimden en büyük payı kapmak hırsındadır.
Kültür olarak müştereklere verilen desteğin, emeğin; toplumu oluşturan her bireye bir artı olarak geri döndüğünü kavrayabilmiş değiliz. “Memleketi ben mi kurtaracağım?” zihniyeti olduğu sürece bunu idrak etmemiz zor görünüyor. Ya kim kurtaracak, dünyanın her yerinde şirketleşmeye başlayan ve vergisini aldığı vatandaşa değil kendilerine çalışan idari yapılar mı? Hiç sanmıyorum. “Askıda” diye güzel bir geleneğimiz var, kim olduğunu bilmediğin birileri için ortaya bir destek atıyorsun, ihtiyacı olan birileri de bunu anonim olarak kullanıyor. Bu ve imece geleneği sivil toplum dayanışmasının çok güçlü örnekleri. 2023 depremi sonrasında ülkedeki sivil dayanışmanın ne derece iyi işleyebildiğini, toplumun nasıl hızlıca ve tesirle bir araya gelebildiğini gördük. Bizim bir araya gelmemiz, seferber olmamız için neden ille de bir felaket gerekiyor?
Gündelik yaşamımızda da dayanışma kültürü geliştirsek, birbirimizin farklılıklarına saygı duysak, çalışkanlığı alışkanlık haline getirip işbirliğinde liyakat ve sadakati benimsesek; toplumu bir arada tutmakta en önemli değerlerden olan güven duygusunu inşa edeceğimize ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında önümüzdeki engelleri bertaraf edeceğimize inancım var. Ne de olsa buraları medeniyetin doğduğu topraklar!Murat GERMEN
Ben bir kadınım... Bir anneyim. Mustafa Kemal Atatürk'üm... Bir tanem, canım. Senin kurduğun, laik Türkiye Cumhuriyeti,100.Yılı'nda... Bugün, özgür yaşıyorsam, aldığım her nefesi sana borçluyum. Minnettarım. Saygıyla eğiliyorum.
devamını görGönul GÜLVEREN
Cumhuriyetimizin ilk 100 yılında yapılmaya çalışılmış fakat gerçekleşememiş değerler vardır; adil, üretken, ayrım olmaksızın, eşit yaklaşım politikasına sahip bir devlet yapısına dönmesini temenni ediyorum. Bu ideal için de dünyanın neresinde olursam olayım buna destek olacağım, çünkü bu vatan bizim ve bu bağlılığımızı ilelebet muhafaza edip çocuklarıma miras bırakmak istiyorum. Umarım bir sonraki kutlamalarımızda barıştan yana hiçbir sıkıntımız kalmamıştır. Türk kadını olduğum için inanılmaz derecede gururluyum ve ülkemin kadınlarının her açıdan korunmasına destek olması adına ikinci yüzyılımızda İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmiş olmasını arzu ediyorum. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…
devamını görAmine Serra KOCAOĞLU
Canım Cumhuriyet, Canım ATAM Seni sevmeyeni sevmiyoruz ATAM! Başka CUMHURİYET yok! Başka TÜRKİYE yok! 100. Yaşımız kutlu olsun.
devamını görMine UĞURLAR
CANIM CUMHURİYET, Seninle çok uzun zamandan beri birbirimizi tanıyoruz. Ben bu hayata gözlerimi açtığımda sen zaten vardın, şimdi yine en güzel halinle hayatımdasın ve ben gözlerimi kapatıp bu dünyadan geçip gittiğimde ardımda yine sapasağlam, tüm coşkunla ve özgürlüğünle var olmaya devam edeceksin. Ben senin sayende kendi sesimi bulmayı öğrendim, bunun için sana ne kadar müteşekkirim bilemezsin. Bir birey olarak kendi sesimle var olabilmenin özgürlüğünü, bir kadın olarak bu sesin ardına düşüp başkalarına fayda sağlayabilmenin tatminini ve elbette içinde varlığımı sürdürdüğüm toplumun bir parçası olarak tüm farklılıklarımızla bir arada durabilmenin ayrıcalığını yaşadım sayende. Bir insan kendi hayatında söz sahibi olamazsa, başka hiçbir mecrada kendine ve çevresine fayda sağlayamazmış, bunu hepimize sen gösterdin. Seçimlerimizle var olabilmenin ve yaptığımız her seçimin sorumluluğunu alabilmenin ne büyük bir gelişmişlik düzeyi olduğunu seninle tecrübe ettik, ediyoruz. O yüzden benim ve içinde yaşadığım bu güzel toplum için çok kıymetli ve önemlisin. Seni bize armağan eden Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dile getirdiği gibi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Evet, bu öyle anlamlı bir ayrıcalık ve öyle büyük bir güç ki, bir birey olarak bana kendimi çok değerli hissettiriyor. Evet, diyorum senin sayende “Evet, ben kendi hayatımda, kendi geleceğimde söz sahibiyim, ben kendi seçimlerimle var olabiliyorum, ben içinde yaşadığım toplumu şekillendiren değerli bir parçayım ve kendi özgünlüğümle bu topluma zenginlik katıyorum.” Bunu diyebilmek ne kadar önemli, ah keşke kelimeler yetse de uzun uzun anlatabilsem. Şunu bilmeni isterim ki, bu toplum senin kıymetini hep bildi ve bilmeye de devam edecek. Müsterih ol. Seninle büyüyen nesiller, seninle yaşayacak yeni nesilleri hayata kazandıracak. Her geçen gün daha sağlam ve daha güçlü olacağız birlikte. İyi ki varsın, sonsuza kadar da var ol canım Cumhuriyet!
devamını görSelen BARANOĞLU
