ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Cumhuriyet…Bir yönetim biçiminden çok daha fazlası, bir devrim, bir miras, bir asır, bin minnet. Bunlar da uğrunda binlerce canın feda edildiği bu vatanın bir karış toprağı için her şeyini vermeye hazır bir kadının cümleleri. Gözlerim dolu, göğsüm kabarık, başım dik. Seni görmeden dahi böylesine sevebilmenin haklı bir gururu var içimde. Attığın temeller doğrultusunda attığımız her adımdan emin, yolunda ilerlerken kazandığımız her başarıda gururlu, vatanımız uğruna her zorluğa göğüs germek gerçek amacımız. Çünkü biz ömrünü, aklını, emeğini, sevgisini milletine böylesine adamış bir liderden öğrendik yurdu sevmenin ne demek olduğunu. Sen ki bir fotoğrafıyla gözlerimizi nemlendiren ulu önderimiz, sen ki bizim ilk öğretmenimiz, sen ki bizim kalbimizin en güzel köşesi. Gençliğe seslenişin yolumuza ışık tutan en değerli hazinemizdir. Seni unutturmak isteyenlere inat, sonsuza dek yaşatacağız. Biz Türk gençliği, Cumhuriyet'in yılmaz bekçileriyiz. Hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndüremeyecektir. 

    devamını gör
    Buse KÖPRÜLÜ
  • “ÇAĞDAŞ UYGARLIĞI YAKALAMAK VE AŞMAK” İnsanlık tarihinde 100 yıl çok kısa ve düz bir yoldur. Ama bir devlet için yeterince uzun ve karmaşık ayrıntılarla, güçlüklerle doludur. Elbette o ayrıntılarda birtakım anlaşmazlıklar veya görüş ayrılıkları olsa bile Cumhuriyet’e giden yolu açan bağımsızlık savaşına katılan kahramanların fedakârlıkları ve efsanevi zaferleri sonsuza kadar unutulmayacaktır. Aynı şekilde kurtuluşun ve kuruluşun öncü lideri ile kahramanlar kuşağının mirası ulusal ve evrensel değerler, 100 yıl sonra canlılık ve geçerliliklerini koruyabiliyorlarsa bu muhteşem bir kadirbilirliktir. Rütbe ve makam farkı gözetmeksizin, kadın-erkek-çocuk ayırımı yapmaksızın her birine ayrı ayrı şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Cumhuriyetimizin aziz yurttaşları her geçen yıl yenilenen ve güçlenen bir bağlılıkla vatanın özgürleştirilmesi; ulusal ve evrensel değerleri koruma ve inşa sürecinde sorumluluk alma gayretlerini sürdüreceklerdir. Türk Milli Mücadelesi’nin ve Türk aydınlanmasının en büyük eseri “Türkiye Cumhuriyeti” üzerine düşünürken (muhasebe yaparken) bütün yaşananların, her şeyiyle “bizim tarihimiz” olduğu hakikatine kendimizi alıştırmalıyız. 100 yıllık zaman diliminde cumhuriyetimizi yöneten hükümetlerimizin büyük meziyetleri kadar kimi önemli kusurları da olduğunu biliyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yurttaşlar olarak farklı inançlarımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz vardır ve olacaktır; ama hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Cumhuriyetimizin 100 yıl önce kuruluş sürecinde belirlenen stratejik hedeften hiçbir şekilde sapma gösterilmemelidir. Kurucu liderimiz Kemal Atatürk’ün özgün anlatımıyla “çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak” olarak gösterilen bu stratejik hedef titizlikle sürdürülmelidir. Ancak bu stratejik hedeften ayrılmadan bütün yurttaşlarımızın insan haklarına dayalı bir hukuk düzeninde yaşaması herkes için erişilebilir kılınabilir. Cumhuriyetimizin ikinci 100 yılında “geniş” düşünen, “bol” üreten ve adaletine “güvenilen” bir cumhuriyetin yurttaşları olmak bize daha çok yakışacaktır.

    devamını gör
    Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR
  • Var ol TÜRKİYE CUMHURİYETİ. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

    devamını gör
    Recep HOCAOĞLU
  • Sevgili Cumhuriyet 100 yıl önce iyi ki doğmuşsun. Çünkü sen doğmasaydın eğer, ben büyük ihtimalle bir öğretmen olarak değil bir kadın olarak bile yazamayacaktım bu satırları sana. Uzaktan izleyecektik demokrasiyi, seçme ve seçilmeyi. Seni bizimle buluşturan ulu önder Mustafa Kemal'e ve o değerli arkadaşlarına, bizler için canını vererek hürriyetimize kavuşturan o isimsiz kahramanların her birine sonsuz şükran ve sevgilerimi sunuyorum. Satırlarıma burada son verirken sonsuza kadar var olmanı, seninle beraber aziz milletimin muasır medeniyetler seviyesine çıkmasını temenni ediyorum.

    devamını gör
    Safiye YILDIZ
  • Sevgili ve saygıdeğer Türk milleti, Cumhuriyet 100. Yılına denk gelmiş bir birey olarak Allah'a sonsuz kez şükrediyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şükranla yâd ediyorum. Cumhuriyet'in kurulmasında bütün zorluklara, acılara, savaşlara, işgallere ve ölümlere göğüs geren bu Aziz Türk milletinin bir torunu olmaktan iftihar duyuyorum. Cumhuriyet'in kıyamete kadar payidar kalması için elimden gelenin fazlasını yapacağıma ve ömrünün sonuna kadar onurumla şerefimle yaşayacağıma Cumhuriyet'in 100. Yılı'nda sizler önünde ant içiyorum. Gençliğimi ve ömrümü, kendimi geliştirip bu millet için işimi en iyi ve en fazla yararım olacak şekilde yapacağıma, ancak o zaman bu millete olan görevimi yerine getireceğime inanıyorum. Cumhuriyet'in 101. yılında daha çok okumalı, düşünmeli ve daha çok çalışmalıyız. Bu ülkeden refah seviyesi yüzünden başka bir ülkeye iltica ederek, her karışı kanla sulanan vatanımızı bırakmamalıyız. Son nefese kadar Kuvayı Milliye.

    devamını gör
    Muhammed Emir KAYA
  • Yüceler yücesi atamız bizlere böyle güzel bir özgürlük fırsatı vermiş, bizlerin de bu özgürlüğümüzü ilelebet korumamız gerekiyor. Esaret altında köle gibi yaşamak istemiyoruz; onun için Cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız. Yaşasın Atamız Mustafa Kemal Atatürk! Yaşasın Cumhuriyetimiz!

    devamını gör
    Muhammet Osman DİLBAZ
  • EN ÇOK ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET’İ SEVİYORUZ Cumhuriyet’le, Türkiye Cumhuriyeti 27 yaşında iken tanıştım. Bu tanışma, ilkokul 1. sınıfta başladı. Kayseri’deki okulumuzun adı, “Cumhuriyet İlkokulu” idi. Evimizden, elimde kartondan yapılmış çantamla okula gidip gelirken geçtiğim, şehrin en büyük alanının adı da “Cumhuriyet Alanı”… Evimizde Atatürk’ün fotoğrafı vardı; Cumhuriyet Alanı’nda da “Atatürk Anıtı”… Okulumuzda sabahları Öğrenci Andı’nı hep birlikte söyledikten sonra, öğretmenimiz “Çocuklar, en çok kimi ve neyi seviyorsunuz?” diye sorunca, yüksek sesle “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti” diye cevap verirdik. Atatürk’ü, Çanakkale Cephesi’nde düşmana karşı birlikte savaştığı babamdan dinledim. Osmanlı Devleti 1918’de 1. Dünya Savaşı’nı kaybedince, bir zamanlar üç kıtaya yayılmış olan koskoca imparatorluk, Anadolu ve Trakya’da sıkışıp kalmış. Savaşın galipleri ise başta İstanbul ve İzmir olmak üzere tüm Türk topraklarını ele geçirmek istemiş. Atatürk, 16 Mayıs 1919’da, Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatmış. Topu tüfeği yokmuş ama kurmay donanımı varmış. O gün Bandırma Vapuru ile Galata İskelesi’nden yola koyulmuş. Yanında 18 kişiden oluşan yol arkadaşları bulunuyormuş. Vapurun alt kattaki deposuna dağlık arazide gerekebilir diye Atatürk’ün talimatıyla birkaç adet binek atı bindirmişler. Deniz yolculuğu üç gün sürmüş. 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşmışlar. Karayoluyla Amasya’ya uğrayıp önce Erzurum’da, ardından da Sivas’ta kongreler toplamış. Kurmayı hedeflediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarını Anadolu’da döşemiş. Çetin yolculuğu yaklaşık sekiz ayda tamamladıktan sonra, 27 Aralık1919’da Kayseri üzerinden Ankara’ya ulaşmış. Başkent olmasına karar verdiği, adeta bir Anadolu kasabası büyüklüğündeki Ankara’nın Kalaba semtinde bulunan Ziraat Mektebi’nde karargâh kurmuş. Bir yandan Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Paşa, bir yandan da halkın temsilcilerinden oluşacak Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunu planlamış. Bu kuruluş 23 Nisan 1920’de gerçekleşmiş. Kurtuluş Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyormuş. Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar gelmiş. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’nin geçici olarak Kayseri’ye taşınmasını kararlaştırmış. Ankara’da marangozlara yaptırılan Meclis başkanlık kürsüsü Kayseri’ye götürülüp lise binasındaki büyük bir salona kurulmuş. Kısa bir süre sonra Türk birlikleri kontrolü sağlamış, başkentin Kayseri’ye taşınmasından vazgeçilmiş. 30 Ağustos 1922’de, Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılmış. Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’ndan üç ay sonra, 29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etmiş. TBMM, 1. Cumhurbaşkanlığa da Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiş. Evet, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i çok seviyoruz. Çünkü; * Ümmet idik, ulus olduk. * Tebaa idik, birey olduk. * İnsan hakları ve toplumsal barışla tanıştık. * Kadınlarımız, ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarıldı. * Arap harflerinden Latin harflerine geçtik, dünyaya açıldık. * Cumhuriyet okulları ve üniversiteleriyle çağı yakalamak için yola koyulduk. * Tekke ve zaviyeleri, yaşam alanımızdan çıkardık. * Kıyafet devrimi sayesinde, çağdaş kıyafetlerle donandık. * Bilim ve teknolojiyle kalkınmayı öğrendik. * Düşünce ve basın özgürlüğünü yaşayarak gördük. * Dış politikada denge siyaseti sayesinde Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” prensibini rehber edindik. * Milli eğitim, milli savunma ve milli kalkınma, bizlere insanca yaşama yolunu açtı.

    devamını gör
    Hulusi TURGUT
  • Sevgili Cumhuriyet, Bugün tam 100 yaşındasın.Kalbim kıpır kıpır içim coşkuyla dolu.Seni sonsuza dek yaşatabilmek için bizden sonraki nesillere ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar anlatıyoruz.İnanıyorum ki nice 100 yıllar göreceksin. Canım ATAM , bugün bu topraklarda özgür, ayakları yere basan, kendi fikirlerini korkmadan ifade edebilen bir kadın olarak yaşayabiliyorsam, hepsi senin sayende. Sana sonsuz minnet ve saygılarımı sunuyorum. Daima izinde yaşayacağıma ve seni yaşatacağıma söz veriyorum. Nice 100 yılları hep birlikte coşkuyla kutlayacağız. YAŞASIN CUMHURİYET...

    devamını gör
    Gülsemin AKMAN
  • Her yıl olduğu gibi bu yıl da apayrı bir coşku ve neşeyle kutlayacağımız Cumhuriyet Bayramımızı sindiremeyen Eeyyy iç ve dış mihraklar, 100 yıl boyunca yok edemediğiniz ve 100 yıllarca da yok edemeyeceğiniz nice Cumhuriyet Bayramı kutlayacak isteseniz de istemeseniz de bu neslimiz, Kuşağımız...NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE... Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti Devleti...

    devamını gör
    Mehmet ÜNLÜ