
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Her yerden Atatürk'ün o güzel sözleri, gözleri, sesleri ve Cumhuriyet coşkusuyla dolduğumuz bugünlerde senin sözlerini bir kez daha hatırladım Atam. Seni görmek demek, mutlaka yüzünü görmek değil. Senin fikirlerini, senin duygularını anlıyorsam ve hissediyorsam bu kâfidir. Ben anlamakla kalmıyorum, seni her gün yaşıyorum Atam. Cumhuriyet'i sen kurdun, bu ülkeye ve bizlere inandın, bizler de bunu son nefesimizi verene kadar yasatacağız. Ne şanslıyız ki 100. yılında bu hayattayız ve bu coşkuya dahiliz. Sevgin kalbimizde; olanlara aldırmadan yolumuza senin ışığınla devam ediyoruz. Tek gerçek senin yolun, bunu biliyoruz. Yaşasın Cumhuriyet!
devamını görEbru Ünlü ÖZUSLU
Mavi gözlü bir komutan, beraberinde Türkiye'nin umutları, silah arkadaşları ve karşında bir dünya düşman. Bir an bile ürkmeden, vazgeçmeden, nice zorluklar ile yapılan fedakârlıklar, sonucunda ise armağan edildi bize bu vatan. Tıpkı o dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanık edenler gibi 100. Yılı'na bizzat şahit olmanın ve onu en güzel biçimde yaşatacak olmanın gururunu yaşıyorum. Evlatlarıma bırakacağım en büyük miras hiç şüphesiz Cumhuriyetimize sahip çıkmak olacaktır. Son sözlerimi Atamızın bir sözü ile bitirmek isterim "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır".
devamını görMilen Su BALCI
Cumhuriyet kelimesi Arapça “halk” manasına gelen bir sözcükten türetilmiş. Ve ben, bu “orijininde” Arapça olan kelimenin, sözlük anlamının ötesindeki gerçek manasını, Arap dünyasında, bilhassa da bir kadın olarak geçirdiğim yıllar boyunca ve sonrasında anladım. Cumhuriyet, Türkiye’de inşa edildiği haliyle, ilkokuldan beri zihinlerimize nakşedildiği en basit haliyle halkın kendi kendini idare etmesinden öte bir kavram. Siyasi gücün bir ailenin elinde değil, halk ve temsilcileri tarafından paylaşılıyor olmasının da ötesinde. Sahip olduğu şeyin değerini, onu kaybedince daha iyi idrak ediyor insan. Bizler aslında, en azından şu an için, kaybetmedik. Ancak kaybedenlerin veya ona hiç sahip olmayanların arasında yaşamak da elinizdekinin kıymetini ve ona sahip çıkmanın önemini anlamanızı sağlıyor. Cumhuriyet de benim için öyle oldu. Ben uzunca bir süre bir Arap ülkesinde yaşadım. Orada, başka Arap ülkelerinin halini öğrendim. Araba kullanma cüretini gösterdikleri için mahkemeye verilen, işlerini kaybeden kadınlarla tanıştım. Yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım ve hissettiklerim, cumhuriyetin bilhassa laiklik ve kadın hakları temelinde ne büyük kazanımlar getirdiğini görmemi sağladı. Ortadoğu’nun başka bir Atatürk’ü olmadı. Bölgede Atatürk’e ve reformlarına hayran olan, onları kendi ülkesine adapte etmek isteyen liderler oldu. Ancak hiçbiri Atatürk çapında bir devrim yapamadı. Bunun için elbette iç-dış koşulların müsait olması, biraz da talihin sizden yana olması gerekti. Ancak yine de cesaret gerekti, vizyon gerekti. Atatürk’te diğer her şeyin ötesinde o cesaret vardı, o vizyon ve misyon vardı. Bugün zorunlu başörtüsü kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle gencecik bir kadının gözaltına alındığı ve polis nezaretinde hayatını kaybettiği İran, daha birkaç yıl öncesine kadar kadınların araba kullanıp kullanamayacağının tartışıldığı Suudi Arabistan veya yabancı bir erkekle evlenen Katarlı annenin, çocuğuna vatandaşlığı geçiremediği Katar -ve diğer Körfez ülkeleri- ile aynı klasmanda değilsek, bunu Atatürk’ün kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyet’e borçluyuz. Ve ben yalnızca bunlar için bile ona minnettarım.
devamını görFeyza GÜMÜŞLÜOĞLU
42 yaşında, Atatürk’ün izinde bir Cumhuriyet kadını olarak, o kadar çok şey söylemek, yazmak isterim ki! Ama tüm kelime ve sözcükler Atam Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarına olan sevgimi, saygımı ve sonsuz minnetimi anlatmaya yetersiz kalıyor. O kadar şanslıyız ki Atatürk’ümüz ve bizlere armağan ettiği devrimleri ve CUMHURİYETİMİZ var. 100.yılımızın gurur ve sevinci tarifsiz, keşke şuan yaşanan ortam da olmasaydık, layık olduğu muasır medeniyetler seviyesinde ola bilseydik. Her şeye rağmen yolun yolumuz devrimlerin inkılapların ışığımızdır Aram. Çok yaşa CUMHURİYET ilelebet payidar ♥️
devamını görBedriye SAĞLAM
1987’nin Ağustos’unda doğdum ama bana sorsalardı eğer, ne zaman doğmak isterdin diye, Cumhuriyet’in ilanında orada olabilecek ya da gazetede okuyabilecek yaşta olacağım bir doğum tarihine sahip olmak istediğimi belirtirdim… Neden mi? Evet şimdi de seni korumak, seni anlamak istemeyene anlatmaya çalışmak, senin değerlerini hayatımın ana felsefesi yapmak en büyük idealim. Ancak görüyoruz ki toplumumuzda hâlâ seni iyi anlayamamış, birilerinin yalan yanlış yönlendirmeleriyle, kötü geçmişe manasız özlem duyan bir kitle var… İşte ben de senin ilk yıllarında bir şeyler yapabilecek yaşta olsaydım, senin daha iyi anlaşılman, geçmişe neden çizgi çekilmesi ve sana bir çocuk gibi bakılması gerektiğini anlatmak için elimden gelen her şeyi yapardım. Güneşinin parlamasına katkıda bulunurdum. Çünkü ben küçüklüğümde doğum günümde alınan basketbol topunu, deprem anı gece yarısı uyanınca, koştura koştura masanın altına koyup öyle evden çıkmış birisiyken, senin gibi eşsiz bir hediye için neler yapmazdım.
devamını görGökhan Hilmi ÜNER
Cumhur, Arapça bir sözcük Cumhur. İslam'da; İslam alimlerinin çoğunluk kararı, ileri gelenler topluluğu olarak ifadeleniyor. Öte yandan, modern dil; Cumhur'u, çoğunluk, halk, topluluk olarak ifadelendiriyor. Cumhur'a ve Cumhuriyet'e hangi değerler üzerinden, kabaca hangi açıdan yaklaştığınız o Cumhuriyet'i şekillendiriyor aslında. İslami referansların Cumhuriyeti ile modernitenin Cumhuriyeti fazlaca çelişiyor, çatışıyor, bir egemenlik kavgasına dönüşüyor. Bu güzel ülke, bundan 100 yıl önce, tercihini belirledi aslında, modern bir Cumhuriyet olma yolunda kararını da, yolunu da belirledi. Bu yolda engeller çok, geçmişin hesaplarıyla bilenenlerin, rövanşist zevklerin peşinde koşanların muhalefetiyle de mücadeleye devam edecek modern Cumhuriyetçiler. Cumhur Arapça bir sözcük ama çağı doğru okuyanlar, Cumhuriyet'i İslami referanslardan kurtararak yaşatacaklar. Evrim kararını verdi aslında, günümüz insanı bu kararı, gerici karşıtlarına tebliğ etmekle yükümlü bir bakıma.
devamını görMustafa KAHRAMANOĞLU
Cumhuriyet’e mektup yazmaya karar vermek kolay olsa da yazmak hiç de kolay değil. Bu ülkede yaşayanlar için Cumhuriyet, yüz yıldır kitabi tanımının çok ötesinde anlamlara sahip. Yüz yıl öncesinden bugüne bakan bir liderin, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının ötesine uzanan değerleri bir araya getirdiği bir hayal! Ve yüz yıldır o hayal, zengin-yoksul, genç-yaşlı, kadın-erkek fark etmeksizin bu topraklarda yaşayan, bu topraklara ayak basan herkesin, hepimizin kişisel tarihinin asıl yazarı oldu. İşte her şeyden öte bu yüzden Cumhuriyet'i yazmak, bir roman karakterinin ona can veren yazarını anlatmaya çalışması gibi zor. Ancak tek bir kelimeyle bu yüzyılı ve bundan sonraki yüzyılı bir kavramla eşleştirecek olsam “refah” derdim. Çünkü Cumhuriyet sadece fakir bir halkın kendi kendini yönetmesi değil, fırsat eşitliğine sahip bir milletin üretip, kazanması ve ben yaşadım demesi için bir zemin. Kurduğu fabrikalarla, okullarla, mahkemelerle, yollarla, kısacası ürettiği ve öğrettiği tüm değerlerle bize refah içerisinde yaşamayı öğretendir cumhuriyet. Şimdi ondan öğrendiğimiz doğruları daha fazla anlamaya, yüzyıllar sonrasına aktarmaya çalışmanın zamanıdır. Şimdi onunla bulduğumuz doğru yolu takip etmenin, o yolun zorluklarına hiç bıkmadan, usanmadan göğüs germenin zamanıdır. Yüz yılın sonunda, bundan yüz yıl sonrasına bu değerleri taşımayı başarmanın, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize sunduğu o mutlu ve güçlü ülke hayali için hiç durmadan çalışmanın zamanıdır. Geleceği, cumhuriyetin yarattığı yüz yılın ışığında aramanın zamanıdır. Bu coşkuyu yitirmeden, Atatürk’ün söylediği gibi tüm dahili ve harici düşmanlara, bizi bu hayali kurmaya devam etmekten alıkoymaya çalışanlara inat refaha, özgürlüğe ve cumhuriyetin değerlerine sahip çıkma zamanıdır.
devamını görOğuz DEMİR
Cumhuriyet, kelime anlamıyla milli iradenin etkin olduğu, halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir yönetim biçimidir. Ancak Türkiye için Cumhuriyet, bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten ve bu millet için kan döken her şehitten kalan bir mirastır. Bugün bu miras tam 100. Yaşını doldurmuştur. Bu miras öyle önemli bir mirastır ki, bugün başka bir milletin himayesi altında yaşamıyorsam, bir kız çocuğu olarak okulda okuyabiliyorsam, özgür yaşayabiliyorsam bunların hepsini ve daha nicesini Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve onun yolunda ilerlemiş herkese borçluyum. Bu ülkenin bağımsızlığı için savaşan her gencin, her yaşlının, her kadının, her erkeğin ruhu şad olsun. Cumhuriyetin 100. yılı kutlu olsun!
devamını görSelin NARSAK
48 yaşında, Atatürk ilkeleri doğrultusunda yetiştirilmiş ve bu ilkeleri benimsemiş bir Türk vatandaşıyım. Sahip olduğumuz değerlerin önemini anlamak/ anlatmak için gençlerimize sorulması gereken doğru soru şu olmalı: Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak veya uydu bir ülke haline getirmek maksadıyla yurtdışı ve yurtiçi kaynaklı yapılmış ve yapılmakta olan çok sayıdaki planlara rağmen, Cumhuriyetimiz varlığını sürdürerek 100'üncü yılına girmeyi nasıl başardı? Bu başarının altında yatan asıl gerçek: Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, atamız, Atatürk'ün yaptıklarını, yapmak istediklerini ve düşüncelerini sorgulayarak, araştırarak, neden/ niçin sorularını sorup cevaplamaya çalışarak, onu anlamaya çalışan vatandaşlarımızın gücünün, Atatürk'ü anlamak istemeyen ve onu sadece şekilsel olarak ezberci bir şekilde taklit eden insanların gücünden üstün olmasındandır.
devamını görÇağlayan ALTUNTAŞ
