
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyet bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Atamızın bize armağanıdır, hatta daha çok nefestir. Bu armağana, bu nefese gözümüz gibi bakmaya gayret ediyoruz. Umarım ki bu cumhuriyet nice 150-200’leri görür. Özellikle bir kadın olarak Cumhuriyete sahip olduğumuz için çok şanslı hissediyorum. Biz Cumhuriyet çocuğuyuz ve bunun için de gurur duyduğumuzu biliyorum ve bu şansı ilerideki nesillere de taşıyacağımıza inanıyorum. Hep var ol cumhuriyet! Ne Mutlu Türküm diyene!
devamını görDilay ÖZDEMİR
Cumhuriyet nefestir... İçine çektiğinde, emekle, terle, kanla kazanılan özgürlüğün ferahlığını hissettiren Cumhuriyet sudur... Eski, köhne, batıl hayattan temizlenmiş, duru, ferah, mutluluk veren Cumhuriyet ışıktır... İşlenmemiş cevherleri bulup çıkaran, hayatın temeli kadınları hapsedildikleri evlerden çıkaran Cumhuriyet fazilettir... Cumhuriyet adalettir... Cumhuriyet vefadır... Cumhuriyet şanstır... Bu şansı bize veren bütün cesur kahramanlara ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e şükran ve dualarımla...
devamını görAhmet Neşet ERENSOY
Varoluşumuzun en güçlü mayası sevgili Cumhuriyet, Seni andığımda aklıma önce anneannem düşer. Sen anneannemin varoluş halisin çünkü. “Cumhuriyetçi olmak değil, Cumhuriyet olmak”, o böyle öğrenmişti seni. Babası, Mevlâna Dergâhı'nın son postnişini Veled Çelebi İzbudak, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurucularındandı. Hem bir Türk dilbilimci hem de milletvekiliydi. Ailede “Elinden Kur’an ve Hadis düşmezdi” diye anılan bu değerli insan, Mevlevi Dergâhı dahil tekke ve zaviyeler kapatılırken bu kararın arkasında duracak, Mevlevi sikkesini çıkarıp şapkasını takacak ve hatta bu konularda nükteli şiirler yazacak kadar da aydın ve cesurdu. Anneannem bu sayede Cumhuriyet’in ta kendisi olmuştu, olabilmişti. Damarlarımızdaki asil kanın, soydan soya geçmesi de böyle oluyordu işte Türkiye Cumhuriyeti! Sen, gündelik kısır tartışmalarla anlaşılabilecek bir hal değilsin. Sen bir akışsın, aktarımsın, varoluş halisin ve ebediyete kadar var olmaya devam edeceksin. İyi ki doğdun.
devamını görYaprak ÇETİNKAYA
Cumhuriyete,100.yılımıza, özgürlüğümüze, cennet vatanımıza, en çok da canım ATAMA olsun selamların en büyüğü❤️Bu dünyadan bir kahraman geçerken bize bıraktığı bu cennet vatan ve Cumhuriyetimiz için sonsuz sevgi, saygı ve minnetle eğiliyorum önlerinde. Atam ve silah arkadaşları olmasaydılar olamazdık. Şu anki yasadığımız özgürlüğü hiçbir yerde yaşayamazdık. İki evladımın da fikri, vicdanı hür nesillerle büyüyüp CUMHURİYET ve ATATÜRK sevgisini iliklerine kadar hissedip, yaşayıp yaşatmaları dileğiyle ❤️Bize bugünkü yaşamımızı hediye ettikleri için ruhları şad, vatanımız da ebedi olsun.❤️
devamını görFatma SUGÜN
En büyük emanetin Cumhuriyet 100 yaşında. Ne mutlu ki seni anlayabildim, yolum sen oldun. Nasıl anlatabilirim ki sana olan sevgimi. Hangi cümleyi kursam da hep eksik olacak. Seni çok çok seviyorum mavi gözlü dev. Canım Atam, iyi ki geçtin bu dünyadan. İlelebet sevgiyle.
devamını görGözde ÖZKAYA
Somut da olsa, bir fikre mektup yazmak çok zor. Bir kişiye mektup yazmaya koşullanmışız çünkü. Ben de Atatürk’e mektup yazacağım. Çünkü benim için Cumhuriyet demek Atatürk demek! Mustafa Kemal, Atatürk soyadını almadan önce kurtarıcı idi, Cumhuriyet'i ilan ettikten sonra kurucu oldu. Kurtarıcı ve kurucu lider, önder. İşte onun için Cumhuriyet deyince aklıma ilk gelen Atatürk. Sonrası Özgürlük. Sonrası birey olma hakkı. Padişahın tebaası, Allah'ın kulu olmanın ötesinde birey olma hak ve özgürlüğü. Bu hak ve özgürlüğün bir Anayasa ile teminat altına alınmış olması. Nedir bu haklar? Yaşama hakkı. Her birey özgür doğar ve yaşam hakkına sahiptir. Bunun için idam cezası kaldırıldı! Her canlı, din, ırk, millet, cins ve renginden ötürü farklılaştırılamaz, ötekileştirilemez, eşittir, eşit muamele edilir. Düşünce, fikir ve ifade hakkı. Yönetenden farklı düşünebilir ve bunu ifade edebilirim. Senin gibi düşünmek zorunda değilim. Laiklik. Dini inançlarıma ve ibadetime kimse karışamaz. Yönetenin emrettiği ve istediği dine inanmak zorunda değilim. İstersem çoğunluğun dışında bir dine inanırım, istersem taşa, güneşe taparım, kime ne? Çalışma, seyahat etme hakkı. Bir yerden bir yere gitmek için izin almak zorunda değilim. İstemediğim işte çalıştırılamam. İstediğim işte çalışırım! Mülk edinme hakkı. Kişi olarak mal varlığım olabilir ve bu yasalarla korunur. Malıma, mülküme el konulamaz. Eğitim ve sağlık hizmetleri hakkı; devlet beni eğitmek ve sağlığımı korumakla görevlidir. Eğitim ve sağlık ücretsiz ve herkese eşit olmalı. Beslenme hakkı; kazandığım parayla sağlıklı ve sürekli olarak kendimi ve ailemi besleyebilmeli, soyumun devamını sağlayabilmeliyim. Sağlıklı ve güzel insanlar olmak için olanaklarım yetmediği takdirde devlet bunu sağlamalı. Barınma hakkı; başımı sokacak bir konutum olması gerekli. Devlet bunun için sosyal konutlar inşa etmeli, kiralamalı, sokaklarda evsiz kimse kalmamalı. Can ve mal güvenliği; sokakta, evimde, işyerimde can ve mal güvenliğim devletin kolluk kuvvetleri tarafından sağlanmalı, saldırıya uğradığım takdirde korunmalı, zarar gördüğüm takdirde zarar veren cezalandırılmalı. Kültür ve sanat herkesin ulaşımına açık olmalı. Birey ve toplum olarak kendimizi geliştirebilmeli, eğitebilmeli, ince duygu ve değerlere sahip olmalıyız. Seçme ve seçilme hakkı: Her birey kendisini yönetecek kişileri seçme hakkına sahip olmalı ve seçilmek için başvurabilmeli. Devleti ve toplumu ancak belli bir çoğunlukla ve düzenle seçilmiş kişiler yönetmeli. Hadi canım sen de! Ütopya mı? Böyle bir düzen yok mu? Olamaz mı? Neden? Böyle olması gerekmiyor mu? Böyle olmayacaksa neden savaştık yıllarca, neden o kadar kan döküldü? Padişahları neden kovduk, beceremeyen rejimleri neden tu kaka ettik, devrimleri neden yaptık? Neden sokaklarda bağırdık, neden öldü insanlar? Atatürk, Cumhuriyet'i kurarken böyle bir altyapı ve ülke hayal ediyordu. Çarığı olmayan ülkede opera kurmaya niyetlenecek kadar ileri görüşlüydü. Cumhuriyet, Çin’deki gibi, önce karınlarını doyuralım, sonra insan yerine koyarız fikriyle kabaca başlamadı. İnsanlar başları sıkılacak birer vida olarak görülmedi. Duyguları, arzuları, özellikleriyle insan olarak düşünüldü. İleri değil, geri gittik Cumhuriyetin 100. Yılı'nı geride bırakırken ilk 10 yılında geldiğimiz yerin ne yazık ki gerisindeyiz. Yollar, köprüler ve beton evler yapmış olmamız, ilerlediğimizi göstermiyor. Ne yazık ki geri gittik. Özgürlük ve insanlık anlayışımız lafta kalıyor, her tür eylemimiz müsamere düzeyinde. Başımızdaki yöneticiler ömür boyu yönetime talip olmakla kalmayıp veliaht tayin etmeye kalkıyor, onu seçtirmek için de anayasa değiştirmeye! Eğitim yerlerde sürünürken artan şey, nitelik değil, nicelik, yüzlerce hukuk fakültesi açmak, hukukçu yetiştirmek değil, hukuku katletmek demektir! Hukukçunun olmadığı, hukukun geçerli olmadığı yerde de insan olmanın temel hak ve özgürlüklerinden bile bahsedilemez ve yukarıda saydıklarımdan hemen hiçbiri için bugün var diyemeyiz! Bayrak güzel de Cumhuriyet, seni bayrak sallayarak yaşatma şansımız yok. Sana sahip çıkmak, reklam filmi çekmek ya da maytap patlatmakla olmuyor. Cumhuriyet baloları ancak zengin eğlencesi olabilir, çocukların aç yattığı bir ülkede! Azınlığın bile mutlu olmadığı bir ülke yönetim biçimine Cumhuriyet denilemez. Seni hep elinde meşale tutan genç ve güzel bir kadın olarak düşünürler, en rahat ırzına geçilebilecek canlı türü, genç bir kadın olduğu için mi? Ben onun için Cumhuriyet deyince aklıma Atatürk’ü getiriyorum, ona bir şey yapamazlar! Umut veren bir mektup yazmam gerekiyordu, umut edemeden nasıl umut verebilirdim ki? Gençliğe güveniyorum, onlar cumhuriyete sahip çıkacak. Nasıl mı? TİKTOK çekecek!
devamını görYazgülü ALDOĞAN
Türkiye köklü tarihi, kültürel zenginliği ve etkileyici coğrafyasıyla insanları büyülüyor. Yüz yıllık bir zaman diliminde, Türkiye büyük değişimler ve gelişmeler yaşadı. Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde, laik, demokratik ve çağdaş bir devlet olma yolunda ilerledi. Bugün, Türkiye dünya sahnesinde önemli bir aktör olarak yerini almış durumda. Ekonomik büyümesi, kültürel gelişimi ve dış ilişkileriyle küresel bir rol oynuyor. Son yıllarda Türkiye’de yaşanan olaylar ve siyasi iklim, demokrasinin Türkiye’de azaldığını ve insanların demokrasiye inancının, umudunun azaldığını gösteriyor. Gelecek yıllarda daha demokratik, daha özgür bir Türkiye ve daha barışçıl bir siyasi iklimin oluşmasıyla, Türkiye’nin, gelecek yıllarında daha hızlı büyüyeceğine inancım tam. Türkiye’nin 100. Yılı hem cumhuriyeti anlamayı hem de geleceğe olan bakışını temsil ediyor. Cumhuriyete olan inanç, ülkenin başarılarını kutlama ve daha parlak bir gelecek için Türk halkına çalışma fırsatı sunuyor. Cumhuriyet'in 100. yılı, gurur dolu bir geçmişi anma ve geleceği inşa etme zamanıdır. Bu özel gün, Türk milleti için umut dolu başlangıçlara ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin Cumhuriyet Bayramı'nı ve Cumhuriyetin 100.yılını kutluyorum.
devamını görSerap GÜLER
Sevgili Cumhuriyet, 100 yıl önce göze göz, dişe diş kuruldun. Yaşadığın onca şeye rağmen ilk günkü gibisin. Kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Türk genci, devrimlerin ve Cumhuriyet'in sahibi ve bekçisidir." Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Her şeyden önce Türkiye dediğimiz, bir gün olsun vazgeçmediğimiz istiklale tutkun, istikbale hazır Türk gençlerinin içindeki bu sevgi hiç bitmeyecektir. Sana söz, Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. Saygılarımla...
devamını görBurcu EKEN
Efsaneye göre tüm savaş alanı kan gölüne dönüşür ve bedenler, bu kutsal topraklara karışır. Ve işte o anda bu kan gölünün üzerinde bir hilal ve bir de yıldızın yansıması belirir; işte Türk bayrağı böyle çıkar. Bu efsane bize sembolik bir mesaj verir atalarımızdan miras; bu topraklar, kolay kazanılmadı, cumhuriyet bir hediye değil bir hak ediştir. Nasıl gökteki ayın, yıldızın bir araya gelişi imkânsızsa, küçücük bir topraktan bu vatanın kurtarılması da öylesine imkânsızdı. Binlerce kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç kendini feda etti ve imkânsız bir şey meydana geldi. Böylesi bir coğrafyada, böylesi kadim toprakların 100 yıldır Atatürk’ün Gençliğe Hitabe'de söylediği gibi “Bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahlara” rağmen ayakta kalması, bu topraklara karışmış atalarımızın kemikleri, hayalleri ve elbette geleceğe doğru Cumhuriyet'e, bu vatana ve Ulu Önder’e olan aşkla ilerleme sözü vermiş her bir ferdi sayesinde ve Cumhuriyet şüphesiz ilelebet baki kalacaktır.
devamını görEfe ELMAS
