ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Bugün özgürlüğümüzü başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve cephelerde savaşan gazilerimize, şehitlerimize borçluyuz. Kurduğunuz Cumhuriyet'i ilelebet koruyacağız. 100.YILIMIZ KUTLU OLSUN!

    devamını gör
    Funda GÜL
  • Senin hayalin hepimizin gerçeği ve ilelebet payidar kalacak. Cumhuriyetimizin 100. Yılı'nda sana olan hislerimi şöyle açıklamak isterim: Yaşamına konuğun olduğum Atam Sönmeyecek ışığın altındayım Umut ışığın hep benimle olsun Yegâne ömrümün her dakikası Sonsuz maviliğinde hayat bulsun

    devamını gör
    Ceyda KARACA
  • BENİM CUMHURİYETİM

    Siz nasıl bilirsiniz bilmem ama Cumhuriyet benim için şefkat, sevgi ve umuttur. Bunu çocukluk dönemimdeki sıkıntılı ve yoksul günlerimde öğrendim. Cumhuriyet sevgisi Atatürk’ün söylemlerinde, bayramlarda dalgalandırdığımız kırmızı ay yıldızlı bayraklarda, stadyumlarda yaptığımız törenlerde gelişti. Ben de Cumhuriyet’in bir bekçisi olabilirim diye düşündüm. Ben de Ulu Önder’in bize çizdiği aydınlık yolda yükselebilirim diye heveslendim. Hiç başaramam diye endişeye kapılmadım. Anadolu’nun ücra bir köşesinde doğmuş, okuma yazma bilmeyen bir aileden çıkmış bir çocuğun bu yolda yol alamayacağını aklıma bile getirmedim. Çünkü Cumhuriyet sevecen, şefkatli, teşvik edici ve her şeyden önce adildi. İnsanları ayırmıyor, ötekileştirmiyor, hak edene yükselme yolunu çağdaş ufuklarına kadar açıyordu.

    Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti!

    devamını gör
    Prof. Dr. Naci GÖRÜR
  • Ailemizdeki Cumhuriyet kuşağının son temsilcisi babaannem Sevim Ertuna’nın gözünün dolduğunu bir kez gördüm hayatımda: 10 Kasım 1938’de, Atatürk’ün öldüğü haberini alan 11 yaşındaki öğrenci halini yıllar sonra bana anlatırken… Doğduğum aile bir Cumhuriyet inşasıydı ve buna minnettardı. Subaylar, devlet memurları ve öğretmenler; İstanbul’daki hayatlarını farklı zamanlarda Cumhuriyet’in merkezine, Ankara’ya taşımış orta sınıf mensupları… Üniversite yıllarında aileye karşı mesafe, resmi ideolojiye karşı şüphecilikle harmanlandı. Bir başkaldırı olmasa bile, sert bir sorgulamanın hayata giren yeni dostlar ve kitaplar üzerinden tedavülde olduğu dönemdi. Üstelik 90’ların sonu 2000’lerin başına denk gelen bu dönem, popüler entelektüel alanın post-modernizm akımlarından beslenip memlekette ters giden her şeyden Cumhuriyet ve kurucu kadroyu suçlayan isimlerin medyada ve kültür sanat hayatında tekelleştiği zaman dilimiydi. Kısa sürede bu rüzgarın bir karşı iktidar mücadelesinin boğucu fırtınası olduğu ortaya çıktı. En azından bizlerin nezdinde. Seçtiğim meslek olan gazetecilikte tercihim dış haberlerdi. Afganistan’a, Pakistan’a çatışmaların bir türlü sonlanamadığı Irak’a gittim. Arap halkları kendilerini on yıllardır demir yumrukla yöneten liderlerini devirmek için sokaklara döküldüğünde Tunus ve Mısır’daydım. Protestoların küresel ve bölgesel güçler tarafından rejim değişikliği için birer kaldıraç olarak kullanıldığı dönemde vekalet savaşının kavurduğu Libya ve Suriye’ye defalarca yolculuk yaptım. Gazze, Batı Şeria ve İsrail’de güvenlik, insan hakları ve demokrasi arasındaki kırılgan bağı, özgürlüğün bedelini sorguladım ve dini öğretilerin toprak ele geçirme ve insan hayatına kast etmede nasıl araçsallaştırıldığına tanık oldum. Cumhuriyet’in ve laikliğin ne anlama geldiğini esas olarak onların yokluğunda, on yılı aşkın süren bu savaş muhabirliği döneminde anladım. Her ne kadar aşındırılmış ve örselenmiş olsa da her ne kadar evlatları arasında ayrımcı uygulamalara yol açan bir şekilde kurumsallaştırılsa da büyük bir bereketin olduğu kadar büyük belaların da coğrafyası olan bu bölgede bir yaşam alanı açtığına tanık oldum. Temel aydınlanma değerlerinden beslenen bu inşa projesinin kısa sürede tedavüle sokulan karşı devrimci müdahalelerle özünden ve ideallerinden uzaklaştırılmasına karşı panzehrin, bir sonraki yüzyıla havale edilen kof bir revizyonizm değil, eşitlikçi bir restorasyon olduğunu kabul ettim. 1938 10 Kasım’ında “şimdi bize ne olacak?” diyerek gözyaşı döken o genç kız belki bir zamanlar oldukça naif gelirdi. Onu ancak yıllar sonra anlayabildim.

    devamını gör
    Can ERTUNA
  • Sevgili Cumhuriyet, İlkokulda öğrendiğim bilgiyle önce varlığını ve adını duydum. Daha sonra ise nasıl bir rejim olduğunu, kurulmak için ne çabalar verdiğini, neleri daha düşünceli ve insani kılmak için insanların seni düşündüğünü ve tarihi olarak nereden etki aldığını, felsefe tarihindeki o kadim ilk zamanlardan beri adının anıldığını, hukuk mücadelesinde nasıl tarihi olarak var olduğunu, kuvvetler ayrımının olabilmesi için ne kadar önemli olduğunu, vatandaş olarak anılan kavramın seninle dile geldiğini, sonsuz bir evrensel rejim değil ama hep mücadele ve güç ilişkilerinin içinde yeşererek durabildiğini öğrendim. Bu saydıklarım arasında felsefe tarihi kadar siyasi tarihte de ne kadar önemli olduğunu, hukukun eski Antik dönemlerden yola çıkarak ve hâlâ tarihin içinden geçerek bugüne kadar taşındığını okumaya başladığımda ben de büyümüştüm. Büyüdükten sonra daha da meşgul oldum seninle. Senin tarihi bir anlam içerdiğini, zülüm ve baskıya karşı çıkmaktaki maharetini, tek bir elden gelmeyen iktidarı sevdirmeni, sınıflar arası mücadelelerde olduğu kadar bunların kimi zaman saf dışında kalmasını da senin sayende öğrendim. Siyasi tarihte, seni sevenlerle birlikte, senin tiranlıklara ve sömürgecilere karşı durduğunu öğrendiğimde, düşündüm ki, sayende kimi sana karşı çıkanların da hâlâ sana karşı duydukları husumeti dile getirmeleri de senin varlığın sayesinde olabilmiş ve olabilmeye de devam etmekte. Bu sanırım senin mevcudiyetinin virtüelliğinde, başından beri, mevcut. Kendi rejimini kurmuş olduğun ülkeler arasında “laik bir anayasal cumhuriyet” olarak, en azından benim doğduğum topraklarda da mevcut olduğuna nasıl sevinç duyduğumu sana söylemek isterim. Bu ne büyük şanstır, benim olduğum ülkenin anayasal demokrasi üzerine kurulmasında senin rolün olduğunu duymak. Her ne kadar sarsıntılar yaşansa da bu şansa sahip olduğumuz için senin yanında durup da seni gerçekleştirenlere ne kadar teşekkür etsem azdır. Şansımızın devamı daim olsun!

    devamını gör
    Prof. Dr. Ali AKAY
  • Cumhuriyet demek demokrasidir, emektir, halkın iradesidir, özgürlüktür. Vicdanı hür bireylerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle, saygıyla anıyorum. Vatanımız bütündür bölünemez. Bayrağımız her daim nazlı nazlı sallansın güzel ülkemin topraklarında. Bin minnet, bin şükür, bin şükran...100 yılımız kutlu olsun.

    devamını gör
    Prof. Dr. Gülsüm ÇAMUR
  • Cumhuriyet: Zorlu şartlarda, nice kayıplarla, fakru zaruret içinde, harap, bitap düşmüş bir haldeyken, bir halkın nasıl dimdik ayağa kalktığının en mükemmel örneğisin! İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olabilirler!! diyen bir liderin eşsiz sanatsal varlığısın! Böyle bir hal içindeysen neler yapman, hangi yoldan ilerlemen gerektiği de apaçık belli!! Biz ve bizim arkamızdan gelen yeni neslin vazifesi Atamızın dediği gibi "Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır." Cumhuriyet sonsuza kadar payidar kalacaktır, çünkü muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur☝️ Cumhuriyet; varlığım varlığına armağan olsun Ne mutlu Türk'üm Diyene! ... Hoş geldin 100. Yıl Hoş geldin sonsuzluk Ebedi ol, sonsuz ol, ışık ol

    devamını gör
    Neslihan KAYNAR
  • Cumhuriyetin 100. yılını neşe ve mutluluk ile kutluyorum, Ulu Önder ATATÜRK'ü saygıyla selamlıyorum. Benim adım Enes Talha. 13 yaşındayım. Adana Şehit Ertan Tokuş ilk-ortaokulunda okuyorum. Bu vatanın her karış toprağı şehit kanlarıyla yıkanmış. Kars-Sarıkamış şehitlerini, Çanakkale şehitlerini ve Seyit Onbaşı, Nene Hatun gibi birçok kahramanı saygı ve rahmetle anıyorum. Benim akranlarımın ve benden sonraki nesillerin de Cumhuriyeti barış, huzur, neşe ve sevgiyle kutlamasını diliyorum. Ömrüm yettiğince Cumhuriyet'e sahip çıkacağım, Atamın izinden yürüyeceğim. Cumhuriyeti nice yüzyıllar kutlamamızı dilerim. İyi ki bu vatanın evladıyım, ecdadımla gurur duyuyorum. Yaşasın CUMHURİYET!

    devamını gör
    Enes Talha ÇELİK
  • Cumhuriyet Türk milleti için çok önemlidir. Cumhuriyet'in ilanı ile devlet yönetimi millet egemenliğine bırakılmış,toplumu oluşturan bireyler arasındaki ayrıcalıklar kaldırılmış ve Türk kadını bulunması gereken konuma getirilmiştir. Bütün bunlar Atamız ve yol arkadaşları sayesinde olmuştur.Bizim üstümüze düşen ise Atamızın emanetine sahip çıkmak ve Cumhuriyetimize yakışır evlat olmaktır. Peki bunu nasıl yapmalıyız? Kendimizi geliştirerek bilinçli bireyler olmalı ve çevremizi bilinçlendirmeliyiz. Birlik ve beraberlik içinde olmalı, milli ruhumuzu asla kaybetmemeliyiz .Mesleğimizi en iyi şekilde icraat ederek vatanımıza hizmet etmeliyiz. Bilim,fen ve teknolojiye katkı sağlayarak ülkemizi ileri taşımalıyız. ÜRETMELİYİZ. Kısacası Atatürk ilke ve inkılaplarını anlamalı ve anlatmalıyız.Ülkemizin durumu her ne olursa olsun umutsuzluk hissine kapılmayarak vatanımız için çabalamaya devam etmeliyiz. Nice yüzyıllara TÜRKİYE CUMHURİYETİ...

    devamını gör
    Nehir İNAN