
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Sevgili Türkiye Cumhuriyeti Senin evladın olmaktan gurur duyuyorum. Zaman zaman çok ayrışır gibi görünsek de her zorlukta tekrar birbirimize sarılırız biliyorum. Değerini bilmediğimiz zamanlar oluyor, affet bizi. Kanla yazılmış istiklalimizin layığı, kalbimizin en güzel yeridir. İlelebet vatanıma ışık ol. Ata’mın dediği gibi, dahili ve harici düşmanlara galip ol. Bugün bu ülkede sana yönelmiş her türlü hadsiz tavır için de milletim adına senden ve seni mümkün kılan tüm kahramanlarımızdan özür diliyorum. Saygılarımla
devamını görBilge KANDAS
Türkiye'de doğduğum için kendimi şanslı hissediyorum... Ulu önder Atatürk'ün açtığı yolda muasır medeniyet seviyesini aşacağımıza inanıyorum, gençlerimizin bu kapasitede olduğuna eminim...Ne mutlu Türküm diyene :)
devamını görÜnal USLU
İlkokuldayım. Kışları sert geçen, karın altı ay kalkmadığı bir Doğu Anadolu şehri. Derslerde çok sıkılıyorum ve pek bir şey anlamıyorum. Dünyanın sıkıcı bir yer olduğunu düşünüyorum. Kara tahtanın üzerindeki Atatürk portresine bakıyorum durmadan. Onun kim olduğunu henüz tam anlamış değilim ama o yeşil ağırlıklı görünen resimde bir şey var. O gün adını bilmediğim sonrasında “yücelik” olarak tanımlayabileceğim bir şey. Benim için o soğuk, bunaltıcı sınıftan kaçmak için bir kapı gibi o resim. Beni çağıran, daha büyük bir dünyaya, daha yüce şeylere çağıran bir kapı. Ona baktıkça Atatürk de beni izliyor, anlıyor, yalnız değilmişim gibi hissediyorum. Öğretmenimiz soruyor: Atatürk bize neyi hediye etti? Hep bir ağızdan çatlayan seslerimizle yanıtlıyoruz: Egemenliğimizi! Egemenlik nedir bilmiyorum… Ama önemli bir şey olduğunu seziyorum. Bugün Cumhuriyetimizin 100. yılında çocuk aklımla sezdiğim o “yüce”liğin gerçekte ne olduğunu artık çok iyi biliyorum. En büyük hediyenin egemenliğimiz, Atatürk’ün bu topraklara verilmiş en büyük hediye olduğunu biliyorum… Minnetle saygıyla anıyorum…
devamını görHandan AKDEMİR
Bizlere emanet edilen CUMHURİYET ilelebet payidar kalacaktır. 75. yılını da yaşadım. 100.yılını da yaşıyorum. Ne mutlu bana… Ne mutlu Türküm diyene.
devamını görİnci ALTINTAŞ
Cumhuriyet’in 100. yılı öznenin, hak eşitliğinin ve aydınlanmanın yüzyılıdır. Bu bağlamda kutlamakta olduğumuz bu önemli sürecin tümünü değil ama çok büyük bir kısmını yaşamış biri olarak bulunduğum kültür ortamından günümüzün kültürel karmaşasına kadar yürüdüm ve bu yolculukta kendimi bir adanmış olarak sahiplendim. Sahiplenmeden daha ötesi Cumhuriyet, onun yaslandığı demokrasi, benim doğduğum dağlarda ümmetten vatandaşa taşıdı bizi. Vatandaş bugün çok kolay telaffuz ediliyor. Hak eşitliği dediğimiz olgu da yine aynı kolaylıkta telaffuz ediliyor ancak bu kavramlara yakından baktığımızda sürü ve kitle psikolojisinin kuşattığı zihinlerden bireysel potansiyeli hayata geçiren bir aydınlanma süreci olduğunu görüyoruz. O nedenle de bizim Cumhuriyet’imiz bizi Doğulu bir toplum kuşatmasından bir dünya toplumuna doğru taşımış, bunu kurumsallaştırmış, bugün söz sahibi olduğumuz dünya için iddialı cümleler kurmuş ve bunu çok büyük bir ölçüde gerçekleştirmiştir. Bu vatandaşlık kavramına benim hayatımdan örnek vermek gerekirse, bizim Cumhuriyet’imiz bizim modernizmimizdir aynı zamanda ve bize demiştir ki artık siz bireysel hakları olan, hukuku olan öznelersiniz, gidin bu dünyayı keşfedin, öğrenin, hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirin. Bu yaklaşım benim ailemde o kapalı toplumun kapılarını sonuna kadar açmış ve gurbet yolculuğu başlatmıştır. Gurbet yolculuğunun çok iyi yönetildiğini söyleyemem. Ama beklentileri, bilgileri ve değerleri çeşitlendirilmiş bir topluma taşımıştır bizi. Nitekim babam 1938 yılında Çetinkaya Erzincan demiryolunun çağrısına uyarak gurbete gitmiş, ondan sonra hiç geri dönmemiştir. İki yılda ya da üç yılda bir kısa süreli köyüne gelmiş tekrar geri dönmüştür. En son babam vefat edince bir kış günü babamı o hep özlediği köyüne götürdük. İşte o gün artık çok şeyin değiştiğini, benim bıraktığım köyün eski köy olmadığını, konakların kapandığını, âşıkların atışmadığını, masal anlatıcılarının etrafında kalabalıkların toplanmadığını, bunun yerine herkesin siyah beyaz bir televizyon alarak dizileri seyrettiğini ve kapılarını herkese kapattığını görmek ağır geldi. O zaman Edward Said aklıma geldi. Onun doğduğu evi ziyarete gittiğinde evin ölçüsünün artık çok küçük geldiğini anlattığını hayretle okumuştum. Aslında ev oradaydı, aynı ölçüdeydi, değişen Edward Said’in boyutlarıydı. Bizimkiler de artık konaklarda masal dinlemek yerine evlerine çekilerek o karıncalı görüntülerin sunduğu dizileri seyretmeyi tercih ettiler. Köyün en büyük sorunu da elektrikler kesildiği için dizileri tam olarak izleyememeleri oldu. Bu durum birileri açısından son derece basit bir hal olarak tanımlanabilir ama içinde yaşayan birisi olduğunuzda ne kadar çok şey kaybettiğimizi ve bir boşlukta yaşamaya başladığımızı algılamak çok kolay. Öteki yanıyla 1938’de gurbete giden babamın, çocuklarını mutlaka okutması gerektiğine olan inancı Cumhuriyet’in ilhamıdır. O inançla benim bütün sezgilerimin önünü açan o insan artık bir Cumhuriyet vatandaşı ve bir Anadolu bilgesidir. Bu bağlamda bakınca; benim birey olarak çağımızın dünyasını tanıyan, kültür ve sanatıyla yakından ilişkisi olan bir özne olarak eski adı Baksı olan köye geri dönüp babama teşekkür edeceğim Baksı’yı inşa etmem Cumhuriyet’in bozkıra armağanıdır diye düşünüyorum. Köy Enstitüleri, Halkevleri, Anadolu’ya sanatçıların gönderilmesi, kültüre yönelik araştırmalar, okuryazarlık oranının yükseltilmesi, kadına seçme seçilme hakkının verilmesi ve yeniye yönelik büyük heyecan büyük aydınlanma girişimlerinin hemen hepsi Cumhuriyet'in ilhamıyla başarılmış projelerdir. Bizim gibi Ortadoğu ve Doğu toplumları için bir Batı’ya geçiş köprüsü oluşturan ya da Batı ile buluşma köprüsü olan Anadolu’nun, halkın, halk ezgilerinin ve anlatılarının önemle ele alınıyor olması da bu aydınlanma hareketinin bir başka yüzünü oluşturur. Bugün içinde yaşadığımız büyük karmaşa, hareketlilik ve çatışmacı çözüm arayışları bulunduğumuz çok kritik toprak parçasındaki çeşitliliğin tehdit olarak algılanması yüzyıl içerisinde aldığımız büyük mesafenin yeterince hazmedilmemesindendir. Onun için artık yüzde yüze yakın bir okur yazar oranı ve kadın erkek eşitliğinin tümden kabul edilmiş olması biçimsel algılamanın ötesine taşınmalıdır ve Cumhuriyet’in ilk 100 yılının bizi getirdiği dünyadan artık yenilenerek bir ikinci yüzyıla geçmemiz gerekiyor. Orada da tüm ümit bireyindir. Çünkü Cumhuriyet bireyi yaratmak istemiştir. Bu görev gençlerindir çünkü Cumhuriyet kendi geleceğini gençlere emanet etmiştir. Kadınlarındır çünkü Cumhuriyet kadını perdenin arkasından aydınlığa çıkarmış, onun eşitliğini bir biçimde kabul etmiştir. O nedenle Cumhuriyet'in bu aydınlatıcı ışığı bugüne kadar bizi Doğu toplumlarının önyargılarından, dogmalarından kurtarmış, barışçıl bir toplum olarak kendimizi tarif etmemizi sağlamıştır. O zaman yaşasın birey, yaşasın Cumhuriyet, yaşasın gelecek, sevgi ve adanmışlık. Bunlar yeni yüzyılın en büyük itici gücü olacaktır. Kişisel olarak yaptığım her şeyi bu ilhamla yaptım. Bu yüzden Baksı Müzesi benim için bir Cumhuriyet ilhamıdır ve bir Cumhuriyet yapısıdır…
devamını görHüsamettin KOÇAN
İşte Cumhuriyet, işte medeniyet...
devamını görGölgem Işık KOÇAK
Canım ATA'm cumhuriyetimiz 100 yaşına geldi. Sen bu insanlığa ve Türk milletine bahşedilmiş en özel, en ölümsüz ve en kıymetli insansın. Cumhuriyet 500 yaşına da gelse bir gün bile hafiflemeyecek sana olan sevgimiz ve bağlılığımız. Mekânın cennet olsun, nurlar içinde yat.. Nice yüz yıllara inşallah, hep senin izinde ATA'm. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görHafize AKKAYA
Bu yıl Cumhuriyet’in tam 100’üncü yılını kutluyoruz. 100 yıl söylerken kolay olsa da, sağlam kafayla düşününce çok büyülü… Kim demiş hayaller gerçekleşmez diye? Yaşımız ne kadarına yeterse yetsin bizler, tam 100 yıldır Atatürk’ün kurduğu ve adına Cumhuriyet dediği bir hayalin içinde yaşıyoruz. Bu hayal o kadar büyük ve din, dil, ırk gözetmeksizin o kadar kapsayıcı ki… Vatan kuruluyor; halk yönetimde söz sahibi oluyor, herkese eşit seçme ve seçilme hakkı veriliyor. Kadınlara okumaları, üretmeleri, kendi olabilmeleri için destek veriliyor. Cumhuriyet bu nedenle sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir kadın devrimi bence; kadınlara getirdiği özgürlükçü bakış açısıyla, yenilikleriyle, onları el üstünde tutmasıyla dikkat çeken bir yaşam biçimi. Savaşmayı reddeden, "Öldürenlere karşı ölmemek için savaşmalıyız" düşüncesindeki Türklerin atası Atatürk’ü bol bol anacağımız nice senelerimiz olsun. 100 yıllık Türkiye Cumhuriyet gelecek nesillerin gücüyle de hep var olsun!
devamını görAslı ÖRNEK
Sevgili Cumhuriyet, Yüz yıl önce bir destan yazıldı bu topraklarda. Zaferlerle dolu mazisine inat, bile isteye, hileyle zayıflatılmış, fakir bir ulus, kanla, gözyaşıyla ve insan üstü bir cesaretle, özgürlüğü için mücadele etti. Olmaz denileni oldurdu. Başında, halkını karanlıklardan aydınlıklara çıkarmaya yeminli bir lider, Mustafa Kemal Atatürk…Lideriyle tek yürek olan bir ulus…Türk Ulusu! Dünyaya meydan okuyan bu yaman lider, öyle bir armağan verdi ki ulusuna, benzeri bu topraklarda daha önce hiç görülmedi. Ata'mın yüzyılları aşan vizyonu, insan sevgisi ve vatanına bağlılığıyla mümkün kılınan Cumhuriyet, sen öyle bir emanetsin ki bizim için, değerini, yokluğunu bilmeyenler anlayamaz. Minneti tanımayanlar, nelerin feda edildiğini göremez. Ama korkma! Tıpkı İstiklal Marşımızın ilk kelimesinde şairin mısraıyla Yaradan’ın, ulusa seslendiği gibi sen de korkma! Asla yok edilemez, karşısında durulamaz bir unsursun. Dağ gibi mevcudiyetinle geleceğimizin garantisisin. Sen bizim dünümüz, bugünümüz, geleceğimizsin…Özgürlüğümüzün sesi, medeniyetin güvencesisin. Tıpkı yüz yıl önce Türkiye'min üzerine nasıl bir güneş gibi doğduysan, bugün hâlâ o ışığın bekçileri olan Türk gençliği sayesinde bizi aydınlatıyorsun. Bu vatan için, Cumhuriyet için, özgürlük için, insana yakışan şekilde barış ve huzur içinde yaşayabilmek için, canını feda etmiş atalarımızın önünde şahitlik ederim ki, bu kopmaz bağ, varlığını her daim en iyiye, en güzele, en hayırlıya dönüştürecek şekilde çalışacaktır. Türk gençliği birinci vazifesinin farkında ve her daim izindedir. Ülkemin her yanında sanatla yankılanan adın, gücümüze güç katıyor. Kadını, erkeği, genci yaşlısı, her etnik kökenden, dilden, dinden ve görüşten insanımız Türk kimliğinin bir ırk adından öte bir şey olduğunu biliyor ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmak için canla başla çalışıyor. Sen çok yaşa Cumhuriyet! Nice yüzyıllara...
devamını görNihan Uycan ÖZEN
