
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

İMKANSIZI İSTEMEYE CÜRET EDEN KURUCULARA 19 Mayıs 1919’da başlayan ölüm kalım savaşını “Meclis Hükümeti” ile sürdürmek, şüphesiz adı konmamış cumhuriyet kararıydı. O zamanlar, bir anlamda imkânsızı istemekti bu. En büyük projeniz ise, neredeyse yok olmuş bir halkı yeniden var etmekti. Savaşla ve devletin ilgisizliğiyle, tarla sürecek genç nüfusun kalmadığı; onların da harp malulü ya da veremden, sıtmadan hasta olduğu 12 milyona inmiş nüfus. Dört yandan gelen saldırılar… Dahası 1000 yılda 1 yılını savaşsız geçirmemiş, sabanına sarılacak vakit bulamamış bir halka barış sözü verip; “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” dediğinizde... Kim bilir, sizin aranızda bile bunun imkânsız olduğunu düşünenler olmuştur. Şimdi, sağlıklı kadın ve erkeklerden oluşan; modern tarımı sanayisi olan 85 milyonluk ülkeyiz. Eseri geriye doğru silmeye çalışanlar hâlâ mevcut. Yine de Cumhuriyet’in ölümsüz olduğuna ve bizlerin Cumhuriyet’in kazanımlarını koruyacağına yürekten inanıyorum. Müsterih olun!
devamını görCüneyt AKMAN
Türkiye'min 100. yaşına, Toprağı bir ana gibi sıcacık, bir ana yüreği gibi saran sarmalayan ve suyu, havası, yağmuru bir baba gibi doyuran, bereketli ülkem; sen varsın diye yaşıyoruz. Her anımda, acımda, gözyaşımda, kahkahamda bu ülkenin evladı olma gururunu kaybetmedim, kaybetmeyeceğim de. Ulu önderimiz Atamızın, rehberimiz ana babamızın, neşemiz umudumuz çocuklarımızın, temiz ruhlarıyla ülkemin bereketi hayvanımızın, yeşilimizin, mavimizin, sarımızın, kışımız ve baharımızın, göğümüz ve gönlümüzün her birine tek tek; ilmek ilmek her bir emeğe, aşka sonsuz saygı ve sevgiyle selam ederim... Ruhunda ülkeme ait olma şevkine sahip her varlığın bayramını kutlarım. İyi ki ve ne mutlu ki Türkiye...
devamını görNilüfer ARSLAN
100 yıllık mutluluk, onur, gurur... CUMHURİYET Ben bir TÜRK kadınıyım, Cumhuriyetçi, Atatürkçü... Ben bir anneyim sevgi dolu, aydınlık fikirleri olan, Ben çalışan, üreten ekonomik özgürlüğünü kazanmış, Tek başına çocuklarını yetiştirebilmiş, İnsanları seven, saygı duyan laik Cumhuriyet kadınıyım... İşte tüm bunlar için, Ben olabildiğim için, Özgürce yaşayabildiğim için, İyi ki Cumhuriyet var diyorum. Cumhuriyet'i bizlere kazandıran, Atatürk başta olmak üzere, Tüm şehitlerimize, gazilerimize kadın erkek birlikte savaşan ecdadımıza, Tüm yüreğimle teşekkür ediyor, şükran ve minnetle anıyorum. Cumhuriyeti siz kurdunuz, Korumak ve yaşatmak Bizim görevimiz... Kanımızın son damlasına kadar, Son nefesimize kadar, Emanetinize sahip çıkacağımıza Söz veriyoruz. AND OLSUN.
devamını görNurten ARICI
Sevgili Atatürk, Bizler bu ülkede özgür ve bağımsız yaşayabiliyorsak bunu sana borçluyuz. Bunun için sana ne kadar teşekkür etsek azdır. Sen bizim vatanımızın temelisin sen cumhuriyetin ilk başkanısın. Bizim için verdiğin mücadeleyle Türk ulusunu kurulmasına çok büyük katkılar sağladın. Sevgilerimle,
devamını görBurak Kaan ÇETİN
Sevgili Cumhuriyet; sen yeni Türk devletini yağmalanmış topraklarda Atatürk'ün önderliğinde yarattın. Yeni vatanı kadim ve bilimsel değerler ışığında var ettin. İmkânsızlıklar içinde mucizevi bir şekilde yapılandırılan bir sistemin; eğitim, sağlık, hukuk, ekonomi, kültür kazanımlarının uğurlarına mücadele verip korunmadıkları takdirde kaybedilebileceğini hiç mi düşünmedik? Nutuk'tan okumadık mı Cumhuriyet ve laiklik düşmanlarının içimizde olabileceğini? Yoktan var edilmişler, yok edilirken farkına varmadık mı? Rehavet uykusuna mı daldık? Sevgili Cumhuriyet; 100. yılında karşında suçluluk duygusuyla boynu bükük duruyorum, onur ve güvenle değil. Ümidim bir asrın tarih nezdinde kısa bir süre olması... Ümidim; bizden sonraki kuşakların Kemalist Cumhuriyet'e gerçek bağlılığın, gönül borçlarının ödenmesi ile kaim olduğu bilinciyle hizmet etmesi... hizmet beklemeden! Hayalim ikinci yüz yılını laik, demokratik bir hukuk düzeniyle sürdürmen...
devamını görErzen PAKEL ONUR
Sevgili Türkiye, Bugün senin 100. yıl dönümünü kutluyoruz ve gururla söyleyebilirim ki sen dünya üzerindeki en güzel topraklardan birisisin. Senin tarihin zenginliği, kültürün ve insanların sıcaklığı ile dolusun. Senin insanların çalışkan, dayanıklı, yardımsever, ve misafirperver. Senin insanların güçlüdür, ama aynı zamanda insanlığı ve barışı da önemserler. Senin geleceğinle ilgili umutlarımızı da dile getirmek istiyorum. Senin insanların özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyorlar. Senin insanların eşitlik, adalet, ve barış içinde yaşamak istiyorlar. Senin insanların daha iyi bir gelecek için çalışmaya devam edeceklerdir.
devamını görAlpcan SUNAÇOĞLU
Merhaba, Sevgili Atam, bu yüzyılın sonunda eksikliğini çok hissettik. Söylediğin her şey çıktı. İnanıyorum ki Türkiye ilelebet var olacak. Çünkü senin öngörün de bu yönde. Fikirlerine bağlı bir nesil geliyor. İçim rahat. Biraz zor bir dönemden geçse de geçecek. Çünkü bizim senin gibi bir önderimiz var. Ne Mutlu Türk'üm diyene...
devamını görEmel KURT
Sen demek gözümün yaşla dolması demek ATAM. Yolun yolumdur. Sana olan minnettarlığım, sevgim, özlemim sonsuz… Çok şanslıyım ki Cumhuriyetimizin 100. yılını göreceğim ve kutlayacağım. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görNejla UĞURLUOĞLU
Kadim dostum, Bir zeytin ağacının gövdesine sırtımı yaslamış, sana bu mektubu yazıyorum. Mektubum eline geçtiğinde bana sitem edeceksin biliyorum, hatta “Gittiğinden beri neden iki satır yazmadın, şimdi mi aklına geldik Emin Efendi?” dediğini duyar gibiyim. Sana yazacağıma dair söz verdiğim halde aylarca habersiz bıraktığım için mahcubiyet içerisindeyim. Yaşadıklarımızı anlatınca bana hak verecek, “Neler yaşamışsın vre!” diyeceksin. Belki de bizim kafilemizle gelmek istemeyip geride kaldığın için sevinç duyacaksın. Seninle vedalaştığımız o gece bana son kez bakışın gözümün önünde. Uzak diyarlarda hayata tutunmaya çalışırken Midilli İdadisi’ndeki anılarımızı düşündüm durdum. Sen aşkını tercih ettin, biz ise yeni kurulan bir ülkenin aşkını. Görüyorsun ya, her birimiz aşkın farklı hallerini tercih ettik. Savaşa, zulme dayanamayıp topraklarımızdan kaçmak zorunda kaldığımız o gece, Midilli Limanı’ndan kalkacak gemiye vardığımızda içler acısı bir sahneyle karşılaştık. Neredeyse bütün ada halkı (sen hariç), onları yeni vatanlarına götürecek bu gemiye akın etmişti. İnsanlar güvertede bir ağa takılıp çırpınan balıklar gibiydi. Validem “Beş çocukla bu gemiye nasıl sığarız?” derken babamı tanıyan bir sandalcı yanımıza yaklaştı. “Arif Ağam, bu gemi karşı kıyıya gitmeyecek, ırak bir limana götürüp bırakacak insanları, isterseniz ben iki çeyrekliğe sizi sandalımla karşı yakaya geçiririm” dedi. Babam bir an bile düşünmeden kabul etti. O gece sabaha kadar epey sarsıntılı, dalgalı, meşakkatli bir yolculuk yaptık. İnsan kendi denizinden korkar mı hiç? Ege Denizi’nin en tekinsiz haline şahit oldum. Sabaha karşı sular duruldu, gökyüzü sancılandı, bin bir renge büründü. Göğü ilk kez böyle yamalı bir kumaş gibi görüyordum. Turuncular pembeler, alacalı maviler, morlar birbirine karıştı. En nihayetinde gün ışıdığında ise karşımızda tüm heybetiyle Kaz Dağları duruyordu. Yeni vatanımıza güneş doğmuştu. Sandaldan indiğimizde Edremit’e varana kadar zeytinliklerin içinden yürüdük, gece olunca camilerde uyuduk. Fırınlar terk edilmiş, köyler ateşe verilmiş, evler kullanılamaz ve harap haldeydi. Girit’ten, Selanik’ten bizden evvel gelmiş ailelerle birbirimize kenetlendik, başımızı sokacak bir yer ve biraz erzak bulduk. Savaşın uğursuz sesi ve insanın ruhuna sirayet eden karanlığı kol geziyordu. Gecelerce bilinmezliğin içinde bekledik. Derken Ayvalık Cephesi’nde savaşmak üzere askere alındım. Yunan ve İtalyan bölüklerine mağlup olduk. Hayatta kalmak için esarete razı geldim. Yunan Komutan Vassili’nin askerleri beni Edremit İlkokulu’nun bodrumuna hapsetti. Günlerce o karanlık ve izbe bodrumda ölmeyi bekledim. Mahalli efeler ve milis güçlerin planları sayesinde esaretten kurtuldum. Behemehal milli cemiyet kurulma çağrısının yapıldığı Edremit mitingine katıldım. Gündüzleri Milli Cemiyet’le, geceleri efelerle planlar yapıyordum. Kalbimizde sadece tek bir umut vardı. Yeni bir ülke kurulacak, Cumhuriyet ilan edilecek. Düşman işgalinden kurtulacağız. Bundan birkaç ay önce Gazi Paşa Cumhuriyet’i ilan etti. Önce düşman işgalinden kurtulmamız, ardından da yeni bir hükümet. Halkı aldı bir sevinç, kahramanlık türküleri, destanlar, marşlar, şenlik ateşleri… Hepimiz yeni kurulan Cumhuriyet’in uzun ömürlü olmasını diledik. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu, Midilli’de arsa ve evlerimiz için mal beyanatı yapabildik. Böylece oradaki mallarımıza karşılık burada ev ve zeytinlik aldık. Evleri, camileri, limanları yeniden inşa etmeye başladık. Devlet henüz emekleme evresinde bir bebek gibi taptaze. Kadın ve erkeğe eşit haklar sağlanacak, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilecekmiş. Latin alfabesi kabul edilecek, kılık kıyafet devrimi yapılacakmış. Yeni okullar, yeni devlet kurumları açılacakmış. Ve hepimizin bir soyadı olacakmış. Herkes sokaklara taşmış, coşkuyla bekliyor. Ben de yeni kurulan cumhuriyetimize hizmet etme kararı aldım ve Maliye memurluğu sınavlarına başvurdum. Eğer bu mektubum eline geçerse lütfen geciktirmeden bana yaz. Dilerim bir gün yeniden kavuşabilir ve sırtımızı aynı zeytin ağacına yaslarken seninle eski günlerdeki gibi sohbet edebiliriz. Baki dostluk ve selam ile, gözlerinden öperim. Emin. (Gitme Gül Yanakların Solar romanımda anlattığım ve Cumhuriyet’in ilanının gerçek tanığı olan büyükdedem Emin Efendi’nin mektubudur. Belki hayal ürünüdür, belki de değil.)
devamını görİrem UZUNHASANOĞLU
