
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Aziz Atam, İyi Ki Cumhuriyet'i ilan etmişsin. Sen Olmasaydın Biz Ve Bizler Olamazdık Diye Düşünenler Binler, Yüzbinler Ve Daha Fazlası. Her Geçen Gün, Öğretilerin Daha Da Anlamlı Ve Gerçekçi Olduğuna İnancımız Kuvvetlenerek Büyüyor. Sana Minnettarım ATAM.(SEVDANIN YAMACINDA KİTABININ SAHİBİ)
devamını görAhmet ZAFERTEPE
100.yaşını kutladığımız Cumhuriyetimizi bize armağan eden Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını, bu coşkuyu yaşamamıza emeği geçen herkesi saygı ve rahmetle anıyor, bu ülkenin evladı olmaktan gurur duyuyorum. Ne Mutlu Türküm Diyene!
devamını görÖzgür ŞENAY
YÜZ YILLIK MİRAS
devamını gör
Cumhuriyetimiz altı yüz yıl boyunca genişleyip sonra küçülmüş, çok uluslu bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yüzyıl önce kuruldu ve halâ ayakta. Oysa yirminci yüzyılda kurulan bazı devletlerin, örneğin Lenin tarafından Birinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Sovyetler Birliği ile Tito tarafından İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Yugoslavya’nın parçalanma süreçlerine tanık olduk. Bu süreçler güç koşullarda ve ne yazık ki çatışma ortamlarında yaşandı. Dolayısıyla cumhuriyetimizin değerli mirasına sahip çıkmalı, onu korumalıyız.
Bu mirasın yazarlar için özel bir niteliği olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet sayesinde ulusal bir dilimiz, giderek yazınsal alanda yetkinleşen bir düşünce ve ifade aracımız olabildi. İlk kitabım Uzun Sürmüş Bir Yaz ile çiçeği burnunda bir yazarken Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü almam yıllardır Paris’te yaşamama karşın anadilimde yazmayı sürdürmemin en belirgin nedenlerinden biridir. Dağlarca’nın deyimiyle “Türkçem Ses Bayrağım!” haykırışına içtenlikle katılıyorum ve bu bayrağı her türlü ters rüzgâra karşın doğru biçimde dalgalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.
Cumhuriyet’in mirasına sahip çıkalım derken yalnızca dilimize değil, laiklik ilkesiyle demokrasiye de sahip çıkmalıyız. Ve ille de şu gerçeği yöneticilerimize defalarca anımsatmalıyız: Ilımlı da olsa İslam demokrasiyle bağdaşamaz. Bu nedenle devlet, eğer gerçekten laikse, her vatandaş için inanca eşit mesafede durmalıdır. Ve dini siyasete alet etmemelidir. Ne yazık ki, bu seçim ortamında laikliğin de, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi, sürekli hırpalandığına, tırpanlandığına tanık oluyoruz. Oysa Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği “muasır medeniyet seviyesi” yüzyıl öncekinden pek farklı değil. Çağdaş uygarlığa erişme hedefi demokrasiyi tüm değer ve kurumlarıyla yaşatmak, daha da geliştirmek anlamına geliyor. Kitapları nedeniyle tam dört kez yargıç karşısına çıkmış bir yazar olarak şu gerçeği Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bir kez daha anımsatmak isterim: Özgürlüğün olmadığı yerde yaratıcılık da demokrasi de cumhuriyet de olmaz!Nedim GÜRSEL
SEVGİLİ CUMHURİYET, Her şeyden önce resmiyetten uzak, “sevgi”yi içeren bir hitapla mektubuma başlamış olmamın yadırganmayacağını umuyorum. Eskiden olsa, mesela üniversiteli bir genç kadın olarak ben, yadırgardım bunu mutlaka. Ne de olsa Cumhuriyet 23 Nisanlarda okunan şiirler, 19 Mayıslarda söylenen marşlar, 1 Kasımlarda bir dakikalığına duruveren hayatlar, 29 Ekimlerde asılan bayraklardı. Çocukken aşkla kapıldığım, ergenlikten itibaren kaçındığım, bugünse devlete bağlılığın yüzyıl öncesine ait biçimsel dışavurumu olarak yorumladığım seremoniler. Oysa biçimsel olanın çok ötesinde, Fransızların ilk kez “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” olarak tarif ettiği vatandaşlık ilişkisiydi Cumhuriyet. Bugün ailemin kadınlarından başlayıp dedeme doğru giden kişisel hayatlarımızın tertibi, hayatın belki de ta kendisi…. Sevgili Cumhuriyet, sen ilan edildiğinde dedem on altı yaşındaymış. Bayramlarda ve okul tatillerinde Ankara’dan yola çıkıp sekiz saatlik otobüs yolculuğunun ardından elini öptüğümüz Ali Dedem. Okuma yazmayı askerde öğrenen dedem, içine doğduğu hayatla yetinmemiş, köyünden çıkıp nüfusuna kayıtlı olduğu ilçede esnaflık yapmaya başlamış bir adamdı. Çocukluğumun ilk sekiz yılını (kesik kesik de olsa) yanında geçirdiğim bu dedeyi ben bayramlarda avucumuza konan harçlıklarla, kesekâğıtlarındaki leblebi ve lokumlarla hatırlasam da onun belleğimdeki en canlı hali üniversiteyi kazandığıma sevindiğini gizlediği andır. Kız çocuklarının on beş yaşına gelmeden evlendirildiği ilçede, kızını, yani teyzemi önce liseyi bitirmesi, ardından da tıp okuması için büyük şehre gönderen ve sonrasında onun doktorluğuyla övünen dedem, çevresinde çocuklarını ilk okutan adam olarak bilinir. Üniversiteyi kazandığımı ziyaretine gittiğimiz o yaz öğrendiğinde, sevincini ve yaşaran gözlerini fötr şapkasının altına gizlemişti. Bugün biliyorum ki onun bu sevinci Cumhuriyet’le idare edilen bir ülkenin kazanımıydı. Çünkü çocuklarının başka ufuklara açılmasına engel olmaması, onlara destek olması kişiliğinden kaynaklansa da, bu kişiliği destekleyen, ona yön ve imkân veren yine kanunlardı. Kadını erkeğe, insanı insana eşit kılan, ülke vatandaşına seçme ve seçilme özgürlüğünü tanıyan Cumhuriyet kanunları. İşlettiği bakkal dükkânında şehirden getirdiği malları satarak çocuklarını okutan, bir kızının doktor, iki kızının memur, oğlunun öğretmen olmasıyla övünen dedem, kız torununun üniversiteyi kazandığını öğrendiği yıl hayata gözlerini yumdu. Onun sevincini altına gizlemeye çalıştığı o fötr şapka bana kaldı. İlginç olan şu ki: Dedemin Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte alışkanlık haline getirdiği bir şeydi şapka takmak ve ben bir üniversiteli olarak Cumhuriyet’i korumaya yönelik resmi kutlamalara, biçimsel söylevlere karşı dudak bükerken, aynı anda Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarında dedemin bu şapkasıyla dolaşıyordum. Yaşasın Cumhuriyet! Dedemin şapkası hâlâ bende.
devamını görMenekşe TOPRAK
Koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nun varisi Türkiye Cumhuriyeti bugün 100. yaşında. Türk milleti olarak hepimiz çok coşkuluyuz. Ne mutlu Türk'üm diyene!
devamını görDağhan Ulaş YALIN
O biri Bir yangın çıkar, bir yerlerde. Biri söndürmelidir. Biri söndürecektir... Yani, inşallah... Bir sıkıntı çıkar, bir ailede. Biri çözmelidir. Biri çözecektir... Yani, inşallah... Birileri zor durumda kalmıştır. Biri yardım etmelidir. Biri yardım edecektir... Yani, inşallah... O “biri” olmazsa, dünya dönmez... O “biri” olmazsa, anlam kalmaz... O “biri” olmazsa, yaşam boşlukta asılı kalır... Dağılmıştır bir halk. Zayıf düşmüştür, vücut. Biri iyileştirmeli, biri birleştirmeli, biri toparlamalıdır. Olanaksız gibidir. Ama “biri” yapabilecek midir? Bu topraklarda o “biri” Mustafa Kemal Atatürk’tür... Ümitsiz ve çaresiz kalmış bir halkın dualarının karşılığıdır... Kimsenin kaldıramayacağı yükün altına giren, boş sözlerle kimseleri kandırmayan, bir cerrah hassasiyeti ve dehasıyla, doğrudan hastalığın kaynağına yönelen ve bu sırada kendi yaşamını ortaya koyan o “biri” O’dur... Nicesi ne yapacağını bilmez haldeyken, ne yapacağını bilen, nice gözlerin görmediğini gören ve “imkânsız"ı “yere indiren”... O “biri”ni anlamak için, akıl, vicdan ve feraset gerekir... Her babayiğidin harcı değildir, oturduğu yerden ahkam kesmeyi bırakıp, “biri” olmanın öyle kolay olmadığını ve bu haliyle onun tırnağı dahi olamayacağı gerçeğiyle yüzleşmek... Bu topraklar üzerinde yaşayan vefa sahibi varlıkların o mirasa baktıklarında hatırlayacakları “biri” varsa; kim olduğu bellidir... O “biri” ki, bedeni ortadan kalktığında dahi, diri görünenlerden daha “diri”...
devamını görÇağrı DÖRTER
Ne çok şey borçluyuz sana bir bilsen... Bugün ayakları üstünde duran aydın bir kadınsam bunu önce Cumhuriyet'e sonra Cumhuriyet ışığında beni yetiştiren aileme borçluyum. Ve şimdi de aynı Cumhuriyet'in bir ferdi olarak bu haklı kimliği gelecek nesillere aktaracak olmanın haklı gururunu yaşıyorum. 1923'ten 2023'e geçen 100 yılda her geçen gün Cumhuriyet'e olan minnetimiz artarken, Atatürk'e olan özlemimiz ise burnumuzun direğini sızlatıyor. Sevgi ve saygılarımla...
devamını görGökçe GÜREL
Canım Atatürk, 29 Ekim'de Cumhuriyet'in 100.yılını kutluyoruz. Ne mutlu Türk milletine ki senin gibi kurtarıcımız olmuş ve bize pırıl pırıl bir ülke kurmuş. Senin yolundan gelen iki kız çocuğu büyütüyorum. Seni sonsuz seviyor ve çok özlüyoruz. Bize bıraktığın bu güzel ülke için minnettarız. Yattığın yer nur olsun.
devamını görAslı Firdevs GÜNGÖR
Türk yurduna Cumhuriyeti armağan ettiğin için ne kadar minnetle anıyoruz seni Ulu Önder'im, yoktan var ettiğin en büyük değer canım ülkem, kolay kazanılmayan eşsiz bir hazine, tüm cephelerde verilen milli mücadele ve kan ile geldik, atalarımızın sayesinde Cumhuriyet'e. İyi ki senin gibi üstün zekâlı, tarif edilmez muhteşem bir lidere sahip olmuşuz Atam. Ruhun ve Cumhuriyet'in emanet ettiğin nesillerde sonsuza denk yaşayacak. 100. Yılımızı gururla, coşkuyla, mutlulukla kutluyoruz. İlelebet Cumhuriyet.
devamını görSelen ŞEKERCİ
