ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Özgürlüğümüzün ve hürriyetimizin kolay kazanılmadığı bu topraklarda, Cumhuriyet, yeni nesle daha çok anlatılmalı ki ilelebet yaşasın. Bu refah, huzur dolu yaşamı, Mustafa Kemal'in önderliğinde tüm imkânsızlıklara rağmen inancını yitirmeden mücadele eden, aziz şehitlerimize ve nice isimsiz kahramanlara borçluyuz. Bizlere düşen de daha çok çalışıp daha çok üretip, daha bağımsız ekonomi ile bunu sürdürebilmek. Yüce rabbim bu topraklarda bir daha İstiklal Marşı yazdıracak günler yaşatmasın.

    devamını gör
    Nihal Hande TATLI
  • Cumhuriyet; Dünyada olanlara bakıyorum da iyi ki varsın. Seninle doğdum, seninle büyüdüm, senin sayende özgür yaşadım. Hep ol! Sonsuza kadar bizimle kal! Seni çocuklarıma emanet ediyorum.❤️

    devamını gör
    Elif ENGÜR
  • YÜZ YILLIK MİRAS

    Cumhuriyetimiz altı yüz yıl boyunca genişleyip sonra küçülmüş, çok uluslu bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yüzyıl önce kuruldu ve halâ ayakta. Oysa yirminci yüzyılda kurulan bazı devletlerin, örneğin Lenin tarafından Birinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Sovyetler Birliği ile Tito tarafından İkinci Dünya Savaşı ertesinde kurulan Yugoslavya’nın parçalanma süreçlerine tanık olduk. Bu süreçler güç koşullarda ve ne yazık ki çatışma ortamlarında yaşandı. Dolayısıyla cumhuriyetimizin değerli mirasına sahip çıkmalı, onu korumalıyız.

    Bu mirasın yazarlar için özel bir niteliği olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet sayesinde ulusal bir dilimiz, giderek yazınsal alanda yetkinleşen bir düşünce ve ifade aracımız olabildi. İlk kitabım Uzun Sürmüş Bir Yaz ile çiçeği burnunda bir yazarken Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü almam yıllardır Paris’te yaşamama karşın anadilimde yazmayı sürdürmemin en belirgin nedenlerinden biridir. Dağlarca’nın deyimiyle “Türkçem Ses Bayrağım!” haykırışına içtenlikle katılıyorum ve bu bayrağı her türlü ters rüzgâra karşın doğru biçimde dalgalandırmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Cumhuriyet’in mirasına sahip çıkalım derken yalnızca dilimize değil, laiklik ilkesiyle demokrasiye de sahip çıkmalıyız. Ve ille de şu gerçeği yöneticilerimize defalarca anımsatmalıyız: Ilımlı da olsa İslam demokrasiyle bağdaşamaz. Bu nedenle devlet, eğer gerçekten laikse, her vatandaş için inanca eşit mesafede durmalıdır. Ve dini siyasete alet etmemelidir. Ne yazık ki, bu seçim ortamında laikliğin de, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi, sürekli hırpalandığına, tırpanlandığına tanık oluyoruz. Oysa Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği “muasır medeniyet seviyesi” yüzyıl öncekinden pek farklı değil. Çağdaş uygarlığa erişme hedefi demokrasiyi tüm değer ve kurumlarıyla yaşatmak, daha da geliştirmek anlamına geliyor. Kitapları nedeniyle tam dört kez yargıç karşısına çıkmış bir yazar olarak şu gerçeği Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bir kez daha anımsatmak isterim: Özgürlüğün olmadığı yerde yaratıcılık da demokrasi de cumhuriyet de olmaz!

    devamını gör
    Nedim GÜRSEL
  • Bizleri ümmet anlayışından millet anlayışına taşıyan, padişahın önünde tebaa olmak yerine hukuk önünde yurttaş yapan ve özgür bireyler olmamızı bizlere armağan eden Cumhuriyetimizin 100.Yılı Kutlu olsun. Bizlere bu Cumhuriyeti armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyoruz. 100 değil 1000 yıl geçse de Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. 

    devamını gör
    Güven GÜRCÜOĞLU
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gençlere emanet ettiği Cumhuriyet 100 yaşında! Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim! Türk istikbalinin evlatları Cumhuriyet'i ilelebet payidar sürdüreceğine ant içiyor! Huzur içinde uyu sarı saçlım, mavi gözlüm...

    devamını gör
    Semih BOZDAĞ
  • “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” “Çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan” diye başlayan o şahane marşı ne çok severiz. Ama ben “Müjdeler var yurdumun toprağına taşına” diye başlayan 50. Yıl Marşı’nı ayrı bir severim. Belki 50. yılda çocuk olduğum ve 50. Yıl’daki kutlama coşkusunun tanığı olduğum için; yalnızca tanığı da değil kutlamada görevim de olduğu için. Haftalar öncesinden öğretmenlerimiz Cumhuriyet 50. Yıl rontunu hazırlamak üzere eşit sayıda kız ve erkek öğrenciyi belirleyip boylarına göre eşleştirdiler. Şehirdeki müzik ve beden eğitimi öğretmenleri de ortak çalışarak bir koreografi belirledi. Ben de o öğrencilerden biriydim. Başladık çalışmalara. Tabii kıyafetler de dikildi. Teyzem terziydi zaten, evde diktik benimkini. Kızlar üçe bölünmüştü; yeşil, mavi ve pembe kumaşlardan volanlı eteklerimiz ve yeleklerimiz vardı, kenarları sutaşlarıyla işliydi. Benimki yeşildi. Beyaz da bluzlar giyecektik. Erkekler ise siyah takım giyecekti. Günlerce büyük bir heyecanla hazırlanıp, 15-20 dakikalık rontumuzu sunduk. Burdurlular alkışlarla şahane bir ilgi göstermişti rontumuza. Burdur’da 1973 yılı, 29 Ekim’inde Gazi İlkokulu’nda Cumhuriyetimizin 50. Yılı’nı coşkuyla kutladık. Ben 50. Yıl Marşı’nın “toprağına taşına” müjdesine neşelenirdim; “kurduna kuşuna” diye de ilave ederim içimden. Ama en çok “Cumhuriyet özgürlük, insanca varlık yolu” dizelerini severim. Çünkü “özgürlük” ve “insanca varlıktır” Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan. Bugün bilirim ki bizler Anadolu’nun küçük bir ilinde o gün ront yaparken, ülkenin başka yerlerinde 50 yıla gelene dek, insan yapımı ne acılar, felaketler yaşanmıştır. Ve o günden bugüne gelene dek, 50 yılda daha ne acılar yaşanacak ve yaşatılacaktır. Bu yüzden Cumhuriyet’in ikinci asrına girerken, özgür bir ülke için canlarını veren isimsiz ve isimli kahramanlara borcumuz, insan yapımı felaketlerle artık Cumhuriyet’imize söz söyletmemek, halel getirtmemektir. Geçmişe borcumuz, gelecek kuşaklara teminatımızdır. Cumhuriyet herkes için, tıpkı 9 yaşındaki bir kızın rengârenk hatırası kadar huzurlu ve neşeli olmalıdır. Dizenin devamındaki gibi, Cumhuriyet Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolundan sapmamaktır.

    devamını gör
    Melda ONUR
  • SEN DOĞMADAN BİRAZ ÖNCE CUMHURİYET Mektuba seni seninle anlatarak başlamam icap eder. Bir ideal veya kurtuluş reçetesi olarak devlet aygıtından ve yönetim biçiminden medet ummak tuhaf kaçabilir. Bu her ne kadar kâğıt üstünde sapmadan uzak bir okuma gibi görünse de, bu toprakların hakikat ve yaşam arasında kurduğu asırlık bilinci yok saymak pek akla yatkın değil. Cumhuriyeti ve getirdiği ikbali görmemek, halk inkılâplarına dair doğru bir okuma da getirmiyor. Cumhuriyet tam da bu yüzden bir devlet aygıtından ve yönetim şemasını biçimlendirmekten çok daha öte anlamlar taşıyor. Issız bir adada bulunduğunuzu ve sahil hattından alabildiğine uzanan ufuk çizgisine hâkim olduğunuzu varsayın. Önünüzde etraflıca dizdiğiniz taşlar ve ortasında ısınmanızı sağlayacak olan çıra parçaları... Ateş harlanmalı, harlanmalı ki ısınabilesiniz. Isınmadan ufuk çizgisine bakıp düşleyemezsiniz. Çıra bol olsun, bol olsun ki sonrasında yemek pişirebilesiniz. Aç kaldıkça başınızı kaldırmanız güçleşecek ve karşıya bakamayacaksınız. Cumhuriyet işte bu metaforun tam ortasında tutuşan ilk kıvılcım. Sizi ısıtan, doyuran ve ufka bakıp idealinize erişmeyi denemenizi sağlayan bir miras. Biraz öncesinde ise harp sahasında yürekte yanmış. O kıvılcım, kıymetli bir ideali ve itirazı fark edip uzak diyarlardan saldırıya geçenlere karşı, yokluğun ve hiçliğin ortasında savaşanlara kalkan olan har. Bu bakiye, kuruluş yılları itibarıyla salt bir kıvılcım da değil... O ufuk çizgisinin de ta kendisi. Hem yurttaş hem de özgür birey olma haline tasvir edilen bilincin aynası. Cumhuriyet iyi ki var, yaralarını onaracak ve onu kaybetme tehlikesiyle yoğrulanlara tekrar bir kıvılcım sunacak. Mustafa Kemal Atatürk bir ideali ve kurtuluş reçetesini aklına yazıp imzaladığında, onunla birlikte kıvılcımı harlayan bilinçlerin içinde var oldu. Bu daimi nefer olma hali, Cumhuriyet için ne aygıt ne de yönetim biçimi, bizatihi sathı müdafaa üzerinden bir incelemeyi hak ediyor. Satıh vatandır, çizgisi tam da sensin; Cumhuriyet. Bir başka yüzyıla açılan kapıda, senin muvaffakiyetini taçlandıracak patikayı Kocatepe'den Meclis'e adım adım öğrendik... Cumhuriyet var ol; yaralarını ve yamalarını onaracak bilinç, Samsun'a sen doğmadan biraz önce ayak basan bir büyük neferin mirası.

    devamını gör
    Can COŞKUN
  • Saygım, sevgim, minnetim sonsuz Atam… Kelimeler kifayetsiz… Nice nice 100 yıllara Cumhuriyet! Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa❤️

    devamını gör
    Melike DİLSİZ
  • Sevgili Cumhuriyet'i kazanmamızda emek harcamış değerli insanlar, bugün 100 yaşına bastın. Büyük anneannelerimizin, büyük babaannelerimizin dedelerimizin ; annemlere, babamlara miras bıraktığı Cumhuriyeti ilerletme sırası bizde. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkarak başlattığı Kurtuluş Savaşı 29 Ekim 1923 yılında başarıya ulaşmıştır. Yeni kurulan cumhuriyet ile halk kendi kendini yönetme hakkına sahip olmuştur. Artık kendi geleceğini kendisi belirleme hakkına sahip olmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndan başlayan, Cumhuriyet'in ilanına kadar devam eden zorlukları biliyoruz. Ülkemiz yeni kurulduğunda ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için tüm çabaları da biliyoruz. Biz de Türk gençleri olarak geçmişimize, Cumhuriyetimize ve geleceğimize elimizden geldiğince sahip çıkacağız. Gözünüz arkada kalmasın, bizler varız!

    devamını gör
    Sudenaz ÖZKAN