ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • 100 YILLIK DOSTA MEKTUP

    Benim kuşağıma tanıdık gelir mektup yazmak, hatta belki en son benimkiler yazdı zaten, sonra da unutuldu gitti… Elektronik mektuplar var epeydir onun yerine, günün gecenin bir vakti çınlayarak geliyor üstelik telefondan, bilgisayardan…

    100 yıllık bir dosta yazmak tuhafmış ama, başa gelmeyince bilinmiyor.

    Belki de bundan sıkıntımız, derdimiz. Tıpkı mektup gibi, Cumhuriyet de yeni kuşak için elektroniği yapılana kadar ilgi çekmedi/ çekmeyecek…

    Neler hedeflenmiş oysa 100 yıl önce bugün… Asırlarca birilerinin kulu kölesi olarak yaşamayı kader bellemiş insanlara eşit yurttaşlık verilmiş mesela, elbet kolay kabullenmemiş insanlar, her başları sıkıştığında bir kurtarıcı aramayı, beklemeyi sürdürmüşler. Oysa Cumhuriyet dediğin zaten tam da bu; insanın kendinin kurtarıcısı olması, kendi gücüne güvenmesi değil mi? Öyle olmasa, bu Cumhuriyet’in kurucusu onu gençlere emanet eder miydi hiç? Gelmez miydi aklına, yaşamını birilerinin köleliğine ses çıkartmadan sürdürenlerin sırtına binmek?
    Gelmezdi ya!

    Gelecek olsa niye uğraşsın, can versin bu uğurda onca insan? Gücüne yaslanır, köleliğe razı insanları korkutmaya devam ederek yaşar giderdi…

    Cumhuriyet paylaşmak demek.

    Tıpkı bizlere eskiden öğretildiği gibi; kederi, mutluluğu, tasayı, çareyi paylaşmak, millet olmak demek. Her farklılığıyla üstelik, birbirinden korkmamak… “Kimsesizlerin kimsesi” olacaksa Cumhuriyet herkesi kapsamalı, insanları kutuplaştırarak kendine padişah gücü isteyenlerle onların yardakçıları hariç…

    Anadolu’da “Akılsız başa devlet konmaz, konsa da uzun durmaz” derler.

    Umalım ki akıl galip gelsin insanın yaşamı boyunca bağnazlıkla sürdürdüğü mücadelede.

    Umalım ki insanca yaşamayı kendine ödev, herkese de hak görsün bu ülkenin yurttaşları. Ayrıştırmaya çalışana direnmekten korkmasın, bu ülkenin ve bu Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu unutmasın hiç…

    İlkinde çok iyi başladık ama sonunu getiremedik, umarım ikinci yüzyılında beceririz Cumhuriyet’e layık yaşayabilmeyi…

    Nice yüzyıllara…

    devamını gör
    Ünsal ÜNLÜ
  • Ey Türk gençliği Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Atam daima izindeyiz ❤️❤️Minnetle saygıyla anıyoruz seni...

    devamını gör
    Sedat BALLI
  • SEVGİLİ CUMHURİYET, Yıllar önce, ben daha çocuktum ve sen de epeyce genç sayılırdın, o zamanlar geceleri sana dua ederdim hatırlıyor musun? Cumhuriyet derdim, iyi ki varsın. Sen olmasan ben belki de evde kapalı kalacaktım. Okulda öyle öğrenmiştik çünkü. Kadınlara özgürlüklerini sen vermiştin. Sokaklarda başı boş bisiklete binebiliyorsam bunu sana borçluydum. Sonradan adı Cumhuriyet olan pek çok ülkede kadınların zerre kadar özgürlükleri bulunmadığını öğrenecektim. Benim özgürlüğümün de seni suiistimal edenler tarafından elimden alınabileceğini… Ama o zamanlarda senin kudretine güveniyordum. Bir çocuğun anne ve babasının her işin altından kalkabileceğine duydukları güven gibi bir şeydi benimki de. Biraz büyüyünce, kabul ediyorum sana dudak büktüm Cumhuriyet. Eksiklerini gözüne sokup bana verdiklerini göz ardı ettim. Büyüyordum. Başka ülkelerle seni karşılaştırıp o kadar da eşsiz olmadığına kanaat getiriyordum. Küçük Prens’in dünyaya inip de bir gül bahçesiyle karşılaştığı anda olduğu yerdeydim. Ana babasını yarım kalmış hayalleri, eksiklikleri, günahları yüzünden suçlayan bir yeniyetmeydim. İnan ki, ilişkimizi iki yetişkin gibi kurmamız için bunlardan geçmem gerekiyordu sevgili Cumhuriyet. Sen de sana körü körüne inanan bir yurttaş istemezdin, biliyorum. Dünya etrafında bir tur atıp sana döndüğümde, yuvamın senin koruduğun topraklarım, yurdum olduğunu anladım. Ve senin biricikliğini… Ben büyüdüm Cumhuriyet. Sen hâlâ genç sayılırsın. Ama yorgunsun. Hırpalandın. Genç yaşında yıprandın. Korkarım ben büyümekle meşgulken seni yalnız bıraktım. Gücünün kaynağının bana uzandığını kavramam zaman aldı. Senin de bana gereksinim duyduğunu anlamadım. Affına sığınıyorum. Tamam şimdi, sırtını bana daya. Fikirlerimle, yapıtlarımla, inancım ve direncimle seni besleyeceğim. Bir tek ben mi? Yürekli kardeşlerimle ördüğümüz bir ağ ile seni sarıyoruz. Bir daha bırakmamak üzere. Çok kuvvetliyiz. Bir dağ gibi. Hissediyor musun? Evet, buradayız.

    devamını gör
    Defne SUMAN
  • Atam Cumhuriyet'i siz kurdunuz, bize yaşatmak düşer, biz de en sonraki nesillere umarım güzel bir cumhuriyet bırakırız. Not: solcuyum.

    devamını gör
    Yusuf Ali KIRLI
  • Cumhuriyetimizin 100. Yılı'nı onur ve gururla kutlarken, başta ulu önder M. Kemal ATATÜRK'ü ve yanındaki silah arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyorum. Ben Kahraman Nene Hatun'un Aziziye Tabyalarının ve Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı şehir olan ERZURUM KONGRESİ'nin de bulunduğu Dadaşlar şehri Erzurum'dan yazıyorum bu yazıyı. Kundaktaki çocuğunu anasız büyür ama VATAN'sız büyümez diyerek bırakıp cepheye giden Nene Hatun'un torunları olarak Cumhuriyetimizin her daim var olması ve ilerlemesi için bütün gayret ve çabamızı bu yolda sarf etmeyi bir borç olarak görüyorum. Vatan topraklarımızın her bir metrekaresinde destanlar yazarak geleceklerini feda edip geleceğimizi düşünen tüm babayiğitlerimize bugün yaptıkları tüm kahramanlıklar için teşekkürü ve minneti borç bilirim. Damarlarımızda dolaşan asil kanların bizleri daha ileriye götüreceğinden zerre şüphe ve korku duymamaktayım. Yeni nesillerin de bu doğrultuda ilerleyip bizlere bıraktıkları emanete gözümüz gibi bakmaya ant içeriz.

    devamını gör
    Muhammet Fatih ÇİMEN
  • Öncelikle bu mektubu okuyorsanız ben çoktan toprağa karışmış olacağım. Ama Şundan eminim ki Türkiye Cumhuriyeti hâlâ ayakta kalacak, siz bunu okuduğunuzda belki torunlarınız size okuyacak bu mektubu. Hayatıma girip benim evlatlarım olduğunuz için çok teşekkür ederim. Sizlerden isteğim cumhuriyet ilkelerine ve Atatürk'e sahip çıkmanızdır. Bu güç damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur, sizi ebedi dünyada bekleyeceğim. Sizi seviyorum, Allah bahtınızı açık etsin, hoşça kalın.

    devamını gör
    İsmail KIYAK
  • Dokuz çocuklu bir ailenin en son çocuğu olarak 1954 yılında Ordu ilinin, Mesudiye kazasının, Aşağı Gökçe (eski adı Aşağı Faldaca) köyünde doğdum. Babam Şevket Ekşioğlu tarihe, okumaya meraklıydı, şiir, destan yazardı. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet değerlerine bağlıydı ve tarihi severdi. Annem Hatice Ekşioğlu fındık ağası (Karadeniz’de geniş fındık arazisi sahiplerine ağa derler) kızıydı ve okuma yazmayı bilmezdi (babası annem bir yaşındayken ölünce ağabeyleri kızlar okumaz diye onu okula göndermedikleri için hep “Beni okula göndermediler” diye üzülüp hayıflanırdı). Babam, annem namaz kılardı, Kuran okurlardı. Ailece oruç tutardık, ama babam ayrıca içki içmeyi de severdi, evimizde misafir sofralarında ut çalınır şarkılar, türküler söylenir, şiirler okunurdu, o yıllardan aklımda kalan şiirler vardır, arada okuduğum da olur. Babamın ve annemin bize öğütledikleri şey; namuslu, ahlaklı olun, haram yemeyin nasihatiydi, o yıllarda insanlar çok zengin diye değil namuslu oldukları için toplumda değer bulur, saygı görürlerdi. Evimizde kütüphane bölümü yoktu ama her gün dönüşümlü olarak veya bazen ikisi, üçü bir arada Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet gazeteleri girerdi, Cumhuriyet gazetesinde İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Melih Cevdet Anday, Nadir Nadi, Mustafa Ekmekçi gibi köşe yazarlarını okumayı alışkanlık edinmiştim, Ali Ulvi Ersoy’un karikatürlerini merakla incelerdim (yazısız ve felsefi karikatürler beni çok etkilemiştir), Milliyet gazetesinden Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz çizgi romanını (hayal gücümü geliştirmiştir) heyecanla takip ederdim, yine o yıllarda biriktirdiğim ve sanat adına çok şey öğrendiğim, Milliyet gazetesinin 15 günde bir verdiği Milliyet Sanat dergisini biriktirdiğim ekleri ciltli olarak kütüphanemde durmaktadır. Ailem ders çalışıp çalışmadığımı denetlemezdi, o yıllarda resim yapmaya olan ilgim yüzünden ortaokul 2. sınıfta kalınca, “Ders çalışmadın, sürekli resim yaptın ve sınıfta kaldın” diyerek resim yapmamı yasaklamışlardı. Gizli gizli resim yaparken yakalanmış ve azar işitmiştim. Zar zor ortaokul ve liseyi bitirip yetenek sınavında güzel sanatları kazanamayınca üniversite puanımla İstanbul’da inşaat fakültesinde iki yıl okudum, tekrar güzel sanatlar sınavına girdim ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun Grafik Sanatlar Bölümü’nü kazandım ve inşaat fakültesinden ayrıldım, okul değiştirmeme ailem hiç karışmadı ve ekonomik destek vermeye devam etti. Eğer bugün uluslararası bir grafik sanatçısıysam bunu ATATÜRK’ün bizlere armağan etmiş olduğu aydınlanmacı, eşitlikçi, özgürlüklere ve insan haklarına saygılı, laik Türkiye Cumhuriyeti’nde doğup büyüdüğüm içindir. Bugünkü koşullarda aynı ailenin çocuğu olarak doğsaydım ne olurdu diye kendi kendime sorduğumda şu cevabı veriyorum: Gittiğim okul, aldığım eğitim, izlediğim medya ile tamamen farklı bir kültür içinde şekillenirdim, tek amacım kendimi geçindirebilmeye odaklı bir iş sahibi olup yaşamımı sürdürmeye çalışmak olurdu. Cumhuriyet’in bana sağladığı olanaklar ve kurdurduğu hayaller için çok teşekkür ederim.

    devamını gör
    Gürbüz Doğan EKŞİOĞLU
  • Sevgili Cumhuriyet, 35 yıl önce varlığınla aydınlattığın bu topraklarda doğdum. Cumhuriyet çocuğuydum. Törenlerde şiir okurken içindeki coşku gözlerinden yaş olarak akan, küçücük kalbine koca bir minnet duygusu sığdırmış çocuklardan biriydim. Cumhuriyet kadınıyım şimdi. Sayende toplumda varlığımın bir önemi var, söz hakkım var, hür iradem var... 100’üncü yılını kutluyoruz bu yıl. 1923’te Atamızın fitilini ateşlediği meşalemiz 100 yıldır yanıyor ve hiç şüphem yok ki yüzyıllarca yanmaya devam edecek. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde varlığın için savaşan tüm isimsiz kahramanlarımıza selam olsun...

    devamını gör
    Özge DEMİRCİ
  • Sevgili Cumhuriyet, Sen 100 yaşındasın, ben 55. Yaşamımın 50 yılında her yıl Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere armağanı olarak seni kutladım. Umuyorum gelecek yüzyıllarda da kutlanmaya devam edeceksin. Bir Cumhuriyet çocuğu, genci, kadını olarak, seninle hep gurur duydum, varlığın olmasaydı biz bugün biz olmazdık. Seni anlamayanlar, değerini bilmeyenler de kendileri olamazlardı. Dünya var olduğu sürece var olmanı diliyorum. İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.

    devamını gör
    Şebnem Önal Hoşkara