
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Atam Cumhuriyet'i siz kurdunuz, bize yaşatmak düşer, biz de en sonraki nesillere umarım güzel bir cumhuriyet bırakırız. Not: solcuyum.
devamını görYusuf Ali KIRLI
Biz; Cumhuriyete doğmuş, bütün nimetlerinden yararlanmış, okumuş, saygı görmüş, oy kullanmış, mirasını almış, resmî nikahı kıyılmış, sokağa tek başına çıkabilmiş, çalışıp parasını kazanmış, mutsuz olduğu ortamdan, insandan, işten, eşten vazgeçebilmiş “Cumhuriyet Kızları”yız. Tüm bunların olmadığı bir yaşam, bizim için yalnızca televizyonda yaşanır, başka ülkelerin başka hayatlarında…Seni bize armağan eden ATAM’a, bizi sarıp sarmalayan özgürlüğe, mecbur kalırsak seni nasıl koruyacağımızı bize bizzat cephedeki kahramanlıklarıyla öğreten kahraman atalarımıza binlerce teşekkür ediyoruz. Minnetimiz sözcüklere sığmaz. Çok okuyan, tarihini satır satır içine sindiren ATATÜRK’ün, Cumhuriyet'in kızları olarak, bilmekle kalmadık; bir ömür hiç yılmadan öğrettik, destekledik, yeni nesillere aktardık seni. Sen hep yaşa, çok yaşa! Biz ATAmıza söz verdik; sen rahat uyu, bekçisiyiz biz CUMHURİYET’in dedik. Sözümüz söz, ömrümüzün son gününe kadar, kanımızın son damlasına kadar da koruyacağız.
devamını görYasemin GÜRSU
Merhaba Cumhuriyet. Seni hak edemedik mi desem yoksa sen bize doğru yolu gösterdikçe yanlış şeyler mi yaptık diye başlasam bilemiyorum. Belki de seni hak etmiyoruz ancak iyi ki varsın. Ülkemizin üzerinde kara bulutlar dolaşırken umudu olan insanların nedeni sensin. Yurtdışına gitmek için uğraşan doktorlardan biriyim. Para için gidiyorsunuz diyenleri umursamıyorum. Okumuş, Atatürk'ü ve ülkesini seven çağdaş insana nefes aldırmıyorlar. Doktorlar ülkeyi yönetenlerce hedef gösteriliyor. Giderlerse gitsinler diyorlar. Beş dakikada muayene et baskısı. Hastanelerde şiddet görüyoruz, öldürülüyoruz. Buna rağmen Cumhuriyetimize en yakışır hizmeti veriyoruz. Ülkede işini en iyi yapan insanlar hekimler. Gitsem de kalsam da senin ilkelerine uygun, dürüst, ahlaklı bir insan olmaya devam edeceğim. Dindar bir nesil yetiştirmeye çalışanlara inat, gençlerimizi kitap okumaya, sanatla uğraşmaya, bilime yönlendireceğim. Senin izinde sanat ve bilimle baharı getireceğiz.
devamını görErsoy KANAY
Atatürk sayesinde eğitimli, sağlıklı, analitik düşünebilen bilime önem veren bir yetişkin olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Ülkemize olan inancım tamdır. Cumhuriyetimizin ilelebet var olması dileği ile.
devamını görGizem ÖZSÜT
Sevgili Cumhuriyet; 103 yıllık varlığın ile şahsımı Anadolu'nun Adıyaman şehrinden bana tanımış olduğun eğitim hakkı ile, kadın kimliğim ile; okumamı, öğrenmemi sağlayarak ayaklarımın üstünde durmayı ve onurumla Devlet Memuru olarak Türkiye Cumhuriyeti halkına hizmet vermemi sağladın. Ekmeğimsin, ışığımsın ve suyumsun. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bana en büyük armağanısın. Sana ve Mustafa Kemal ATATÜRK'e minettarım ve son nefesime kadar borçluyum. 29 yaşımda sana söz olsun ömrüm boyunca Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'in ilkelerine bağlı kalacağım ve ülkemin çağdaş muasır medeniyet seviyesine ulaşması için tüm varlığım ile çalışacağım. İyi ki varsın Cumhuriyet, iyi ki varsın Atam Mustafa Kemal ATATÜRK.
devamını görÖzgül GÜNGÖR
Canım Cumhuriyet, Emanete nasıl sahip çıkıyoruz tartışılır ama sen Türk milleti için var olan en büyük nimetlerden birisin. Cumhuriyeti olmayan ülkelerin insanlarının durumuna bakınca bunu herkesin anlayabileceğini düşünüyorum ama maalesef içinde bulunduğumuz dönem senin kıymetini hak ettiğin derecede gösteremese de iyi ki varsın. Ne mutlu Türküm diyene. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın, tüm silah arkadaşlarının ve bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun.
devamını görÖzer
Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olay 1919’da Erzurum’da yaşanır Kendinizi onun yerine koymayı deneyin. Ömrünüz savaş meydanlarında geçmiş. Ait olduğunuz ordu her girdiği savaştan yenilgiyle çıkmış. Ülkenizin haritası her baktığınızda küçülmüş… Vatanın dört yanı işgal altında. İngiliz İmparatorluğu Dersaadet’te… İstanbul hükümetinin işbirlikçi bu tutumunu gören Mustafa Kemal, direniş bayrağını açmak için Samsun’a çıkar. Eski bir otomobille Anadolu’yu dolaşmakta, hayaline ortak aramaktadır. Mustafa Kemal’in niyetini gören İstanbul’daki Damat Ferit Hükümeti onu azleder ve hakkında yakalama kararı çıkartır. Paşa artık bir sivildir. Onu Erzurum’da karşılayacak olan ve ülkedeki en donanımlı orduya sahip olan Doğu Komutanı Kâzım Karabekir acaba Mustafa Kemal’in safına mı katılacak, yoksa onu tutuklayıp İstanbul’a mı gönderecek henüz net değildir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasını bize en iyi gösteren olaylardan biri 1919 yılında işte böyle bir ahval ve şerait içinde Erzurum’da yaşanır. Kimi kaynaklara göre 7 Temmuz’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı evde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit de vardır. Mazhar Müfit tıpkı Mustafa Kemal gibi Osmanlı hükümetinin gittiği yolu doğru bulmamış ve Milli Mücadele saflarına katılmak için Erzurum’a gelmiştir. O da Damat Ferit Hükümeti’nin tutuklanacaklar listesindedir. Mustafa Kemal o gece Mazhar Müfit’i yanına çağırır ve bir defter bir de kalem almasını rica eder. Söyleyeceklerini iyi kaydetmesini ve bu sayfayı ikisi, bir de özel kalemi hariç kimseyle paylaşmamasını ister. Bu tembihin ardından Mustafa Kemal Paşa dikte etmeye başlar: “Yaz Mazhar, zaferden sonra idare biçimi Cumhuriyet olacak!” Mustafa Kemal Paşa ne yenilmişlik duygusunun ne tutuklama emrinin ne de ertesi gün olacakların derdindedir. Mustafa Kemal Paşa onu yakın bir zamanda Atatürk yapacak hikâyenin hayalindedir. O gece Mustafa Kemal Mazhar Müfit’e hayalindeki ülkeyi anlatır. Madde madde... Mazhar Müfit biraz da Mustafa Kemal Paşa’dan yaşça büyük olmasından dolayı sabah ışıklarıyla birlikte kalemi defteri bırakır ve Paşa’ya dönerek “Darılma ama Paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!” der. Mazhar Müfit’in o gün yazarken inanmadığı, hayalcilik olarak addettiği liste çok değil birkaç yıl sonra tek tek hayata geçer... Yıllar sonra Mustafa Kemal Paşa sonradan Kansu soyadını alacak olan Mazhar Müfit’i Meclis’in önünde görür ve gülerek sorar: “Bakıyor musun bizim listeye?” Yüzyılın hayallerini kuracak formül Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa, çevreden iç ve dış barışa bir dizi alanda yeni bir vizyona ihtiyacımız var. Bizi buradan ileriye götürecek yol haritasını aramamız gereken yer Mustafa Kemal’in yaptıklarının ardında yatan “hayalci” tarafındadır. Onun bu devrimci yanını görmek için benim en iyi bildiğim alan olan eğitimden bir örnek vermek istiyorum, zira bizim bu çağda ileri gitmek için ihtiyaç duyduğumuz devrimci yöntemi en iyi göreceğimiz alanlardan biridir. Köy Enstitüleri nasıl ortaya çıktı? Mustafa Kemal yoksul ve yenik düşmüş bir imparatorluğun üzerine yeni bir devlet kurmak için ihtiyaç duyduğu temel kaynağın insan olduğunu daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce biliyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı devam ederken, Orta Asya’dan beri atalarımızın demokratik problem çözme yöntemi olan “şûra” mekanizmasını ilk olarak eğitim için hayata geçirir. Bu amaç doğrultusunda 16 Temmuz 1921’de Ankara’da toplanan ilk eğitim şûrası olan Maarif Kongresi’nin açılışını bizzat yapar. Aralarında Ziya Gökalp, Mehmet Fuat Köprülü gibi devrin öncü aydınlarının da bulunduğu isimlerin katılımıyla yapılan şûrada ilkokuldan üniversiteye, okul inşaatından öğretmen eğitimine dair temel sorunlar masaya yatırılır. Şûrada alınan kararlar sonraki dönemin yol haritasını oluşturur. Genç Cumhuriyet’in eğitim alanındaki en büyük sıkıntısı toplumun yalnızca yüzde 5’inin okuryazar olması ve nüfusun yüzde 80’inin köylerde tamamen eğitim sistemi dışında yaşamasıdır. Köylerde yaşayan nüfusu eğitmeden Cumhuriyet’in hiçbir sorununu aşamayacağını gören Mustafa Kemal, o dönem tüm dünyada “ilerici eğitim” denince akla gelen ilk isim olan Amerikalı eğitim kuramcısı, psikolog John Dewey’yi Ankara’ya çağırır. Dewey o yıllarda Eski Yunan ve Roma geleneğinden esinlenen kitabında “yaparak öğrenme modeli”ni savunur. Dewey’ye göre okullar bu amaca hizmet ettiği ölçüde başarılı olacaktır. Cumhuriyet’in ilanından yalnızca birkaç ay sonra Dewey, İstanbul, İzmir ve Bursa’ya yaptığı ziyaretlerin ardından Ankara’ya gelir ve orada iki ay kalarak detaylı bir reform öneri paketi hazırlar. Dewey’nin temel tezi, Türkiye’de kurulacak olan okulların ilerici bir mantıkla, halkın gerçek ihtiyaçlarının gözetilerek tasarlanmasıdır. Eğitim şûrası ve Dewey’nin raporuyla başlayan süreç, leyli meccani okuyarak öğretmen olan İsmail Hakkı Tonguç’un inatçılığı ve Hasan Âli Yücel’in modern vizyonuyla birleşince ortaya Köy Enstitüleri dediğimiz bir mucize çıkar. O mucize sayesinde sekiz yıl gibi kısa bir zamanda, 15 bine yakın köy çocuğu İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yokluğa rağmen öğretmen olmayı başarır. O öğretmenler tüm Anadolu’ya yayılarak gittikleri her köye Cumhuriyet’in ışığını taşırlar. O ışık sayesinde aralarında benim de olduğum yüz binlerce çocuk köylerden çıkıp şehirlerde yüksekokula gider. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ilk yüzyıldan alacağımız birinci ders, bizim bu çağa yakışan yeni hayaller kurmak zorunda olduğumuz gerçeğidir. Bayramımız kutlu olsun, hayallerimiz eksik olmasın!
devamını görProf. Dr. Selçuk ŞİRİN
Atatürk 'e teşekkür ederiz çünkü bizi düşmanlardan kurtardı onun sayesinde bu kadar özgür olduk. Cumhuriyet'ın 100 yılı kutlu olsun. Daha nıce 100 yıllara.
devamını görSerra Elif ORHAN
Bu yıl, hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını coşku ve gurur içinde kutlamanın onurunu yaşıyoruz. 29 Ekim sadece bir bayram değil, aynı zamanda büyük bir milletin özgürlük mücadelesinin ve bağımsızlığının simgesi. Bu özel gün, Türk milletinin azmi, kararlılığı ve özgürlük sevdasıyla yazılan destanın başlangıcı ve bir dönüm noktası olma özelliğini de taşıyor. Biz Türkiye’nin Hepsiburada’sı, bir teknoloji şirketi olarak bugün ülkemizin yerli teknolojilerini geliştirebiliyorsak, kadın girişimciliğini destekleyip kadınların ekonomik hayata katılımlarına destek olabiliyorsak, bir kadın tarafından kurulup yönetilen bir şirket olarak ülkemizin bayrağını Nasdaq dünya teknoloji borsasında ve küresel alanlarda dalgalandırabiliyorsak, bu Cumhuriyet ve Cumhuriyetin taşıdığı değerler sayesindedir. Dünya teknoloji borsası Nasdaq'da Türkiye'yi temsil eden tek şirket, Hepsiburada olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek 100 yılında da Cumhuriyetimizin değerlerine bağlı olarak, ülkemiz ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya, yatırım yapmaya, gelişmeye; teknolojiyle ve e-ticaretle üretilen katma değerin ülkemizde yatırıma ve istihdama dönüşmesi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemizin ihracat stratejisi ve hedeflerine uygun olarak, ülkemizin işletmelerini ve KOBİ’lerini e-ihracat sayesinde uluslararası piyasalara açarak ülkemizin bayrağını tüm dünyada dalgalandıracağız. Girişimci kadınları desteklemeye devam ederek, e-ticaretle tanıştırıp işlerini büyüttüğümüz kadınlarımızın sayısını 2030 yılına dek 120 bine çıkaracağız. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Kuruluş Yıldönümü kutlu olsun!
devamını görNilhan Onal GÖKÇETEKİN
