
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyetimizin ilk yüzyılını, birçok hayalin gerçeğe dönüştüğü, başarılarla dolu, olağanüstü bir dönem olarak geride bırakarak, yeni yüzyıla daha büyük hedefler, tükenmeyecek bir iyimserlik ve umutla başlıyoruz. Başarılarımızı kutlarken, onları kalıcı kılacak; yeni başarılar için hepimize ilham verecek fikirleri aramaya da devam ediyoruz. Yirminci yüzyılın başlarında, pek çok ulustan önce vatandaşlıkta eşitliğin, sosyal hak ve adaletin, laikliğin, akıl ve bilimin, modernleşmeyle çağdaş medeniyete giden yolun kapılarını açan Cumhuriyetimizi, özgürlük, refah ve mutluluğun çok daha arttığı, adilce paylaşıldığı bir yer olarak korumayı ve geliştirmeyi ortak sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Türkiye hiç kuşkusuz yeni ve güçlü hikâyelerin yaratıldığı son derece bereketli bir coğrafya üzerinde bulunuyor. Güçlü bir yeni hikâye konusunda bugün henüz tam olarak hayal ettiğimiz noktada olmadığımızı düşünebiliriz. Ama arayışımız da çabamız da içinden geçtiğimiz güç koşullara rağmen sürecek. Karşı karşıya olduğumuz koşullar nasıl olursa olsun, geleceğin bugünden çok daha iyi olacağına duyduğumuz inançla çalışacağız. Başarısını, “yarattığı toplumsal değer ile ölçen” kurucumuz Merhum Nejat Eczacıbaşı’nın inanç ve heyecanı, bugün de hepimizin “ruhuna canlılık ve ilham” veriyor. Türkiye’nin girişimcilik potansiyeline ve iyi yetişmiş insan gücüne dayanan bir atılımla, karşılaşacağı güçlükler ne olursa olsun, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha da ayrıcalıklı bir konuma gelebileceğine inanıyoruz. Geçmişte olduğu gibi, gelecek kuşakların da kendi başarı hikâyelerini yazmaya devam edeceğine koşulsuz bir güven duyuyoruz. Hayallerimize ve yeni başarı hikâyelerimize demokrasimizin ve ortak aklı aramayı mümkün kılan ifade özgürlüğünün güç ve cesaret verdiğini biliyoruz. Bu vesileyle bugün ülkemizin ulaştığı noktayı mümkün kılan başta Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları olmak üzere, Cumhuriyet hayaline ortak olmuş tüm paydaşlarımızı bir kez daha saygı ve minnetle anıyorum.
devamını görBülent ECZACIBAŞI
Atam, Büyük zorluklar ve fedakârlıklar içinde kurduğun, sonra da bizlere armağan ettiğin Cumhuriyet’imizi her türlü engele rağmen senin yokluğunda korumaya çalışıyoruz. Ülkemiz için bu yıl her yıldan daha zor bir yıl ve bu durum biraz daha sürecek gibi görünüyor. Yurdumuz üzerine oynanan oyunlar yıpratmaya başladı bizleri, ancak buna rağmen senin ölüm döşeğinde anavatana kattığın ve bu yıl dünyanın en yıkıcı depremini yaşayan, bunun yanında yüz binlerce insanını kaybeden Hatay’dan yazıyorum bu mektubu. Bizi bezdirmeye çalışıyorlar Ata’m. Biz Hataylılar olarak gözden çıkarılmış gibi hissediyoruz kendimizi. Tüm yaşadığımız olumsuzluklar bizi Hatay’dan çekip gitmeye zorluyor ama buradayız! Gitmiyoruz! Hataylıların nasıl ayağa kalkmaya çalıştıklarını uzun uzun yazmak isterdim. Kısa kısa bahsetmeden geçemeyeceğim. Bizim oradaki esnafımız yol kenarlarında işbaşı yaptılar. Hizmete devam ediyoruz dediler. Başka başka sektördeki iş kadınlarımız, iş adamlarımız da bunu yaptı. İnsanların kimisi çadırlarda, kimisi konteynerde kimisi de yıkılmayan evinde devam eden bir sürü depreme rağmen Hatay’dalar. Kimisi başka şehirlere gitti, depremler geçene kadar, sonra çoğu geri döndü. Bırakılacak gibi değil ki memleket. Öyle güzel bir memleket bırakmışsınız ki bize, ondan vazgeçmek mümkün değil Atam. Müteşekkiriz. Uzun yıllar oldu rahat, huzurlu bir nefes almayalı ülkemiz. Oynanan oyunlar ülkemizi biraz daha geriye attı. Ve şu an sizin bize bıraktığınız Türkiye o Türkiye değil. Ümidimizdir, tekrardan dirilmesi, küllerinden yeniden doğması. Yokluğunuzu her zaman hissetti bu ülke. Ama her şeye rağmen yolunuzdayız. Sonsuz saygı ve özlemle anıyoruz Ata’m sizi ve ülkemizi kurmanızda yanınızda olanları.
devamını görAlev ÖKSÜZ
Cumhuriyet nedir? Cumhuriyet ilan ediliş süreci içinde öncelikle, esaretten kurtuluş ve bağımsızlıktır. Dünya üzerinde millet iradesine dayandırılan ilk başkaldırı ve kurtuluş hareketidir. Cumhuriyet bu topraklarda yaşayan her bireyin köken ve inancından bağımsız olarak bir kimlik altında birleşmesidir. Cumhuriyet aydınlanmadır. Dünya klasiklerini kendi dilinde okumanın getirdiği aydınlıktır. Cumhuriyet okullaşmadır. Eğitimin halk çocukları için ulaşılabilir olmasıdır. Cumhuriyet Köy Enstitüleri’dir. Köy Enstitüleri köy çocuklarının modern tarım, müzik, el sanatları, dans ve edebiyatla buluşmasıdır. Cumhuriyet kadınların peçelerinin ardından çıkması, toplum hayatında yer alması, yasa önünde eşit birey olarak kabul edilmesi ve işgücüne katılmasıdır. Cumhuriyet üstün yetenekli gençlerin bir kıvılcım olarak yurtdışına gönderilmesi, bir kor olarak dönmesi ve karanlığı aydınlatacak gençleri yetiştirme öngörüsüdür. Cumhuriyet önemi ve felsefesi çok iyi bilinmesi gereken ve özenle korunup sakınılması gereken bir değerdir Kısacası Cumhuriyet çağdaşlıktır. Önce “muasır medeniyet” seviyesine ulaşmak, sonra da onu geçmek idealidir.
devamını görAcar BALTAŞ
Atatürk bize cumhuriyeti ilan etti. Biz cumhuriyeti yaşatacağız. Cumhuriyeti kurduğun için size çok teşekkür ediyoruz. Her 29 Ekim'de cumhuriyetimizin yıllarını coşkuyla ve sevinçle kutluyoruz.
devamını görHasan Emir ATAKAY
Türkiye’nin 100. yaşını kutlamayı hayal ettiğimde günlerce şenlik, marşlar, gösteriler, havai fişekler, ülkemin her yerinin bayraklar, süslemeler, konfetilerle dolduğu bir gün, bir ay, bir yıl düşlerdim. Sevgili Atatürk ve onunla beraber nice savaşları kazanan, sonrasında birçok başarıya imza atan halkım için en büyük kutlama günüdür 29 Ekim. Cumhuriyetimizi ilelebet korumak için hepimiz ant içtik. Her yüz yıl, her bin yıl var olmak için, herkes vatan için en iyiyi, en doğruyu yapmalıdır. Atatürk gibi düşünmeliyiz, kalbimiz ve beynimiz onun gibi olmalı, gelecek yüzyılda da torunlarımız ve sonraki nesiller daima Cumhuriyet'i, laikliği, barışı ve vatan sevgisini hep benliğine kazılı tutmalıdır. Her zaman daha iyiye gitmeli ve bu vatanın güzel topraklarında mutlu yaşanmalıdır. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görFeride ÖNDER
Bilinçleri korkuyla örselenmemiş, çelişki ve tutarsızlıklarla hasar görmemiş, depresyonla durağılanlaştırılmamış, ve temelinde; dünyanın bir kader alanı, alın yazısı sahasından fazlası olmadığı vaazıyla düşünme eylemlerine ipotek konmamış, uyuşturulmamış ve engellenmemiş çocuklarla dolsun ülkemiz, dünyamız. Dolsun ki, kendi akıllarının çabası ile kendi yaşamlarının sorumluluğunu gururla taşıyabilen, öz saygılı, verimli üretebilen, kendi üretimlerinden zevk alabilen mutlu bireyler, faydalı vatandaşlar olabilsinler. Dolsun ki, herhangi bir insan hakları ihlalinde karşı bir olabilen, ayağa kalkabilen, temel haklarından taviz vermeyen bir toplum oluşsun. İşte o zaman, bilgi alışverişinin, iş bölümünün optimum düzeye ulaştığı ve muhafaza edilebildiği, insalığın en üst meziyetleri ile süslenmiş bir atmosferde yaşarız. İşte o zaman, bayramımız bayram, her günümüz bayram tadında olur. Ulusumuzun yaş günü kutlu, Cumhuriyetimiz baki olsun!
devamını görDuygu NAS
Kendimi bildim bileli, her 10 Kasım’da saat 9’u 5 geçe Türkiye’nin her yerinde zaman bir dakikalığına da olsa durur. Sadece zaman değil, insanlar, taşıtlar, hayat durur. Bu dünyanın başka bir yerinde bu raddede olur mu bilmem. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 87’nci yıl dönümünde saat 9’u 5 geçe camdan dışarı bakarken, evimin karşısındaki hastanenin tüm personeli, kaldırımlarda yürüyen çocuğundan yaşlısına herkes, caddedeki tüm otomobiller, hatta insanlar evlerinde -kimse onları görmezken bile- saygı duruşundaydı. Hiçbir zorlama olmadan, kendi iradesi, kendi arzusuyla. İnsanlığın her daim peşinden koştuğu ölümsüzlük bu değilse nedir? Ölümsüz olmak için illa nefes almak mı gerekir? Bu ülkenin kurucusu bunun böyle olmadığının "yaşayan" bir kanıtı. Bazıları için yaşam ömürle sınırlı değil; yaşatılıyorsa eğer. "Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demişti Atatürk. Nesillerdir, onun yüzünü görmeden onu hissedenler tarafından yaşatılıyor. Derler ki herkes ölümsüz olmak ister, kimi bu yüzden sanatsal üretimde bulunur, kimi mucit olur, kimi topluma katkıda bulunur. Ama şüphesiz ki çok azı Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’le eşdeğerdedir. Bir halkı peşinden sürüklemek, tek vücut olmasını ve bağımsızlığını elde etmesini sağlamak, Cumhuriyet’i kurmak, 100 yıl sonrasında bile güncelliğini koruyan bir vizyon ve liderlik ortaya koymak, savaşlar ve çatışmalarla dolu bir dünyada “Yurtta sulh cihanda sulh” diyecek kadar idealist olmak her baba yiğidin harcı değildir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken, şimdi Atatürk’ü sadece hissetme değil, anlama zamanı. 100 yıl önce halk nasıl ki bağımsızlık ve çağdaşlaşma hedefleri etrafında birleştiyse, bugün kutuplara çekilmiş bir toplumun da aynı Türkiye hayali etrafında birleşebilmesinin ipuçları onu anlamakta saklı çünkü.
devamını görMelis ALPHAN
Dünyanın en büyük liderine sahip olmak, her dünya insanına nasip olmaz. İyi ki bizim CUMHURİYET'imizin kurucusu ve eşsiz liderisin. Bize bıraktığın başucu kitabımız NUTUK tüm kuşaklara aktarılacak. Ruhun şad olsun canım ATAM. Yaşasın kurduğun TÜRKİYE CUMHURİYETİ!
devamını görEsma Sinem BATUK
ATA'YA Mektup, Ey Büyük Atatürk, Eşsiz Komutan, Ulu Önder... Heybemdeki hiçbir kelime sana hitaba yetmez... Bugün Cumhuriyetimizin 100.yılı... Şanlı gün, kutlu gün bizlere senden armağan. Coşkuluyuz, sevinçliyiz, tüm yurtta bir hareket hâkim. Özgürlük ve bağımsızlık hareketi! 'Cumhuriyet'... Akla, mantığa, bilime, toplumun gereklerine ve ihtiyaçlarına en uygun ve insana insan olduğu için değer veren bir yönetim. Onu sen var ettin. Bu idol, bizlere fikir serbestliği ve tüm farklılıklarımızla bir olmayı getirdi. Az şey mi? Ulusun egemenliğini kendi elinde tuttuğu meşaleyi taşıması hem de hep yanan, hiç sönmeyen bir meşale. Cumhuriyet! Haklarımız! Kazandıklarımız! Başardıklarımız! Türkün Türk olarak varlığının anlamı! Bir tarih ki... Mustafa Kemal Atatürk'ün, 28 Ekim 1923 'Efendiler Yarın Cumhuriyet' i ilan edeceğiz' sözleriyle yazılıp 29 Ekim 1923'te büyük bir bayram olarak kutlanan Cumhuriyet Bayramı ve onun 100 yılları bulan varlığı! Kutlu Olsun!.. Çok teşekkürler Atam! Bekçileriyiz!
devamını görHülya BOYRAZ
