
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

Cumhuriyete, Cumhuriyet'in 100. Yılında, 15 yaşındaki bir genç olarak yazıyorum. 100 yıl önceki değerli mirasımıza sahip çıkarken, içsel zorluklara rağmen dimdik ayaktayız. İyi ve kötü zamanlarda, belki de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayal ettiği gibi değil, dünyanın en iyisi ya da güçlüsü konumunda değiliz. Kendi aramızda çokca sorunlar yaşıyoruz ama gurur duyduğum bir şey var ki, Türklüğümüz'en ölsek dahi vazgeçmiyor ve her birimiz bu noktada birleşiyoruz. Türklüğümüzü 100 yıl boyunca korumak adına, tıpkı 100 yıl önceki kahramanlarımız gibi, Misak-ı Milli sınırlarını savunuyor, şehitler veriyoruz. Atam, senin öğretilerinle büyüdük. Türklüğümüzü ezdirmemeyi, başkalarının karşısında eğilmemeyi senden öğrendik. İyi bir baba, asker, öğretmen ve en önemlisi iyi bir insan olarak bize ilham oldun. Minnettarız. Ben Reyyan Öztürk, bu mektubu öncelikli olarak Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, sonrasında vatan uğruna; savaşan tüm yiğitlere adıyorum.
devamını görReyyan Öztürk
Ey bize verilmiş en büyük armağan olan Cumhuriyet! Seni ilelebet, gücüm yettiğince herkese anlatacağım Kadınları nasıl yücelttiğini, çocukları nasıl koruduğunu, hayatımıza neler kattığını... Ne büyük gurur ki 100. Yılına tanıklık edebildim. İlelebet nice 100'lere...
devamını görFatma ŞİMŞEK
Sevgili Türk Gençleri Cumhuriyetimizin 100. Yılını geride bıraktık.100 yıllık bir cumhuriyete, hürriyete sahibiz ve bu hürriyeti elde etmek hiç kolay olmadı. Büyük liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde yapılan onlarca mücadele... Bazen diyorum ki, o olmasaydı ne yapardık? O adam bu kadar cesaretli, yürekli olmasaydı nasıl yaşardık? Bunları her düşündüğümde ona tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Onu görmeden seven bir milletiz; onun milleti, onun askerleriyiz. Aramızda olmasa bile yanımızda olan, varlığını sol tarafımızda hissettiğimiz bir liderimiz var. Milletini canından sayan ve hatta canından çok seven bir adam. Kurduğu cumhuriyetin 100. Yılına eriştiğini eminim ki hissediyor. Daha nice yüzyıllar görecek bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bunun temelinde de Atatürk yatar. Kurduğu cumhuriyetin yılmadan sürdürüleceğini o da biliyordu. "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Saygı, sevgi ve özlemle...
devamını görAleyna GÜRDAL
YAŞ ALDIKÇA GENÇLEŞEN CUMHURİYET Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz” demesinden bu yana yüz yıl geçti ama cumhuriyetimiz hâlâ ilk günkü gibi canlı, taze ve diri. Çünkü bu millet bütün engellemelere rağmen Atatürk’ü ve onun kurduğu cumhuriyeti çok sevdi. Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet'i kurduktan sonra onu demokrasiyle taçlandırmak istedi, zira demokrasi olmadan cumhuriyet mefkûresinin eksik kalacağını biliyordu. Bunun için de çok çaba sarf etti, siyasi partilerin kurulmasını sağladı sözgelimi. Ama henüz halkın nazarında demokrasi ideali tam oturmadığı için demokrasiye geçiş denemeleri başarılı olamadı. Bu başarısız denemelere rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ün aklında demokrasiye geçiş düşüncesi hiç ölmedi. Ama Avrupa bile yerleşik demokrasi düşüncesinden henüz uzaktı. Almanya’yı Hitler, İtalya’yı Mussolini, İspanya’yı Franco, Portekiz’i Salazar gibi faşist diktatörler yönetiyordu. Ve Avrupa topyekûn büyük bir savaşın eşiğindeydi. Buna rağmen Mustafa Kemal ardı ardına demokratik hamleler yaptı. 1934’te kadınlara seçme, seçilme hakkı tanıdığında Fransa’da kadınların bu hakkı kazanmak için 10 yıldan fazla bir zaman beklemeleri gerekti. Mustafa Kemal Atatürk, demokrasi ideline kavuşmadan aramızdan ayrılmış olsa da Türkiye toplumu bu ideale ulaşmak için çok beklemek zorunda kalmadı. İsmet İnönü 1946’da çok partili sisteme geçilmesini sağladı ve demokrasinin inşasını gerçekleştirdi. 1950’de ise nihayet cumhuriyet tam olarak demokrasiyle taçlandırıldı ve Türk tarihinde ilk defa seçim marifetiyle yönetim el değiştirdi. Bu çok büyük bir devrimdi. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet'in diğer kurucu önderleri gerçekten az zamanda çok iş yaptılar. Açıkçası bizler onların inşa ettiği cumhuriyet ve demokrasi mevhumuna yeterince sahip çıkamadık. Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine henüz uzağız. Bütün tökezlemelere, güçlüklere, engellemelere rağmen cumhuriyet orada bir güneş gibi parlamaya devam ediyor; yaş aldıkça gençleşiyor, yenileniyor, tazeleniyor.
devamını görCem KALENDER
Saygıdeğer ve çok sevgili Cumhuriyet, Seni bana miras bırakan değerlerime Atatürk’üm öncülüğünde teşekkür ediyorum. Bir kadın olarak bana; tek başıma yaşama kolaylığı, dünyayı gezme fırsatı, yaşayacaklarımı seçme şansı ve yaradana kendimce teşekkür etme fırsatı verdiğin için müteşekkirim. Senin varlığın benim varlığımla bir aradayken, daha güçlü, daha umutlu ve de daha canlıyım. Gurur duyduğum en güzel hazinesin. Övündüğüm en güzel değersin. Sahip olduğum en yüce şahesersin. Gelecek nesillere bırakılacak en güzel mirassın. Bir gün benim de atalarım gibi bedenim toprağa karışacak ancak sen Atatürk gibi ebediyen yaşayacaksın. Bunu bilmek yüreğimi ısıtıyor, güvende hissettiriyor. Ben toprakla buluştuğumda toprak üstünde çocukların 23 Nisan’ı, gençlerin 19 Mayıs’ı ve yaşadığım toprakların senin varlığını kutlayacağını, onurlandıracağını bilmek paha biçilmez. Çok yaşa Cumhuriyet çok yaşa!
devamını görFiliz BİNİCİ
Sayın Cumhuriyet, 100. doğum günün kutlu olsun! Sen, benim için bir umut, bir ışıksın. Sen, benim için eşitlik, özgürlük ve demokrasinin sembolüsün. Sen, benim için bir ulusun bağımsızlığının ve egemenliğinin ifadesisin. Seninle birlikte bu topraklarda yaşayan her insan eşit haklara sahip oldu. Sen, kadınların seçme ve seçilme hakkını verdin. Sen, farklı etnik ve dini grupların birlikte yaşamasını sağladın. Sen, bu toprakları çağdaş bir ülkeye dönüştürdün. Seninle birlikte, bu ülke büyük başarılara imza attı. Sen, Türkiye'yi bir dünya gücü haline getirdin. Sen, Türkiye'yi bilim, teknoloji ve sanatta öncü bir ülke haline getirdin. Sen, Türkiye'yi insan hakları ve demokrasi alanında örnek bir ülke haline getirdin. 100. yaşında bile sana minnettarım. Seni daha da ileriye götürmek için, elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Saygılarımla,
devamını görSedat YARDIMCI
CUMHURİYET’İN İKİNCİ YÜZYILINA ADIM ATARKEN Atatürk ve yol arkadaşları egemenliği sultandan alıp millete verirken, saray ve şürekâsına tanınmış tüm ekonomik ve hukuki imtiyazları kaldırıp egemenliği paylaşan bir toplum tasarımı hayal etmişler ve Cumhuriyet’i kurmuşlardı. Cumhuriyet, her birimizin bir diğerine eşitlendiği uzun bir yolculuk olacaktı. Farklılıklarımızı, kimliklerimizi, beklentilerimizi sırtlanarak çıktığımız bu yolculukta sınıfsal, bölgesel ve nesiller arasında ortaya çıkabilecek tüm çelişkileri ve gerilimleri müzakere ederek ve uzlaşarak aşacaktık. Hiçbir çelişki ya da gerilim, herhangi birimizdeki eşit yurttaşlık hissiyatını değiştirmeyecekti. Cumhuriyet’in başarısını bu hissiyatı ne kadar paylaştığımıza bakarak ölçecektik. Cumhuriyet, kollektif bir aidiyet ve değişim ülküsüydü. Vatandaş olmakla kalmayacak, seçme ve seçilme haklarımız aracılığıyla eşit yurttaşlar olacaktık. Hiç kimseyi geride bırakmayacaktık. Savaşlardan yorgun çıkmış, saray şürekâsının yolsuzluklarından ve yozlaşmasından payına yoksulluk düşmüş halkların dirliği, ekonomik refahı ve geleceği için birlikte çalışacak, tüm sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmanın yollarını müzakere ederek bulacaktık. Kurucular büyük bir heyecan ve özveriyle işe giriştiler. Devrim adım adım eğitimi, tarımı, sanayiyi, kadın haklarını düzenledi. Değişimin sarsıcılığı sosyal huzursuzlukları ateşledi. Buna iki dünya savaşı arasındaki gerilimler de eklenince Cumhuriyet, eşit yurttaşlık idealini terk etti ve kendini tek bir kimlik tanımına sıkıştırdı. Artık temel müzakere zemini, yani yurttaşlık yıpranmaya başlamıştı. İşte bu yüzden, müşterek sorunlarımızın hiçbirini layıkıyla çözemeden geldik bugünlere. Bu yolculuk henüz tamamlanmış değil. Kuruluş anından uzaklaştıkça genişlemek, rahatlamak, gücünü kurumlarının esnekliğinden almak yerine daralan, huzursuzlaşan, esnemesine izin vermediği kurumları parçalayıp çöpe atan bir devlet var elimizde. Her şeye sıfırdan değilse bile başlangıca hayli yakın bir yerden tekrar başlayacağız. Yapacak çok iş var. Peki kim yapacak? Biz yapacağız. Yurttaşlar yapacak! Birbirlerini yurttaşlık bilincinden tanıyan, tıpkı Cumhuriyet’in kurucuları gibi bütün olumsuzluklara, yokluklara rağmen her felakette tüm dargınlıklarını, yorgunluklarını kenara itip birbirleriyle dayanışmaktan ve bir arada yaşamaktan vazgeçmeyen yurttaşlar yapacak! Tarihsel kırılma hatlarını biz yurttaşlar onaracağız. Toplumsal barışı biz yurttaşlar kuracağız. Ekonomiyi, yani dirliğimizi, düzenimizi, kamu yararını yeniden tanımlayacak ve inşa edeceğiz. Önce yaralanan özsaygımızı onaracağız, sonra da dünyadaki itibarımızı. İkinci yüzyılın en önemli işi, Cumhuriyet’in temel vaadini birbirimize hatırlatmak. Üzerinden yüz yıl geçmiş kuruluş anındaki o travmatik aciliyet duygusuyla yüzleşmek. Ödevler kadar haklara ve karşılıklı güvene dayalı bir yurttaşlık tarifi yapmak. Böylece o öyküyü eşitlenmekten, yani birbirimizden korkmadığımız bir geleceğin ilham kaynağı kılmak.
devamını görDr. Nesrin NAS
Bugün, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çağının ötesinde bir anlayışla kurduğu çağdaş, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yaşını büyük bir mutluluk ve gururla kutluyoruz. Bir asırlık Cumhuriyet tarihinin yarısına eşlik etmiş bir sanayi topluluğu olarak, kurulduğumuz günden bu yana en önemli önceliğimiz her zaman, sahip olduğumuz en değerli mirası, Cumhuriyetimizi ve onun değerlerini korumak ve yüceltmek oldu. Her zaman dile getirdiğimiz gibi, üretim odaklı gruplar ülkemizin en büyük zenginliklerinden biri. Bu inançla yarım asırdır her koşulda ülkemiz için katma değer yaratmak, istihdamı artırmak ekonomimizi güçlendirmek için çalıştık. Tüm bunları yaparken Atatürk’ün her zaman öncelik verdiği toplumsal hayatın gelişimine ve refahına destek olmak için çalışmalarımızı sürdürdük. Bundan böyle de ülkemiz için ekonomik ve sosyal fayda yaratma gayesiyle çalışmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında, Türkiye’nin genç ve dinamik insan gücüyle, potansiyelini tam olarak ortaya koyup daha iyi konumlara yükseleceğine inanıyoruz. Ülkemizin bu noktaya ulaşması için bizler üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Çünkü biliyoruz ki, tarihte eşine rastlanmayan bir bağımsızlık destanı yazan Millî Mücadele’nin kahramanlarından aldığımız bu kutsal emaneti gelecek nesillere layıkıyla teslim etmek, en önemli sorumluluğumuz. Bu vesileyle başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden tüm gazi ve şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
devamını görAli KİBAR
İstiklalde ve istikbalde Cumhuriyetimizin 100. yılında başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum.
devamını görİsmail PAYDAŞ
