ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Merhaba ben Sude. Rize Fen Lisesi son sınıf öğrencisiyim. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında gelecek nesillere daha iyi bir Türkiye bırakabilmek için çalışıyorum. Bu sene hayatımı etkileyecek olan bir sınava gireceğim ve tam da Cumhuriyetimizin 100. yılında. Bu sınavın nihayetinde emellerime ulaşmış ve beyaz önlükle Cumhuriyetimizin bir doktoru olacağım. Ulu Önder Atatürk'ümüzün yolundan hiç ayrılmadan, onun ilkelerini iliklerime kadar benimsemiş bir şekilde ömrüme devam edeceğim. Umarım cumhuriyetimizin 200. yılında bu mektubumu okurken atamızın izinden hiç ayrılmamış bir şekilde size bırakacağımız bu Cumhuriyeti özgür, bağımsız ve Türk halkına yakışır bir şekilde devam ettirirsiniz. Ummaktayım ki Cumhuriyetimizin 200. yılını daha büyük bir coşkuyla, heyecanla ve tüm dünyada yankılanacak şekilde kutlayacaksınız. Siz bu mektubu okurken tam yüz yıl geçmiş ve ülkemizi sizlere emanet etmiş olacağız. Ona çok iyi bakmanız dileğiyle… Sen çok yaşa ATAM!

    devamını gör
    Sude ÇOLAK
  • Kudretli göğsünde, asil kanıyla Türk’ü var eden her bir Ruh’a, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e saygı ve hürmetle. Türk’üm, ne mutlu hür Türk kadınıyım. Kutlu Cumhuriyet, kutlu 100.yıl, kutlu hürriyet.

    devamını gör
    Meltem Hamurcı KISAKOL
  • SEVGİLİ CUMHURİYET, Her şeyden önce resmiyetten uzak, “sevgi”yi içeren bir hitapla mektubuma başlamış olmamın yadırganmayacağını umuyorum. Eskiden olsa, mesela üniversiteli bir genç kadın olarak ben, yadırgardım bunu mutlaka. Ne de olsa Cumhuriyet 23 Nisanlarda okunan şiirler, 19 Mayıslarda söylenen marşlar, 1 Kasımlarda bir dakikalığına duruveren hayatlar, 29 Ekimlerde asılan bayraklardı. Çocukken aşkla kapıldığım, ergenlikten itibaren kaçındığım, bugünse devlete bağlılığın yüzyıl öncesine ait biçimsel dışavurumu olarak yorumladığım seremoniler. Oysa biçimsel olanın çok ötesinde, Fransızların ilk kez “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” olarak tarif ettiği vatandaşlık ilişkisiydi Cumhuriyet. Bugün ailemin kadınlarından başlayıp dedeme doğru giden kişisel hayatlarımızın tertibi, hayatın belki de ta kendisi…. Sevgili Cumhuriyet, sen ilan edildiğinde dedem on altı yaşındaymış. Bayramlarda ve okul tatillerinde Ankara’dan yola çıkıp sekiz saatlik otobüs yolculuğunun ardından elini öptüğümüz Ali Dedem. Okuma yazmayı askerde öğrenen dedem, içine doğduğu hayatla yetinmemiş, köyünden çıkıp nüfusuna kayıtlı olduğu ilçede esnaflık yapmaya başlamış bir adamdı. Çocukluğumun ilk sekiz yılını (kesik kesik de olsa) yanında geçirdiğim bu dedeyi ben bayramlarda avucumuza konan harçlıklarla, kesekâğıtlarındaki leblebi ve lokumlarla hatırlasam da onun belleğimdeki en canlı hali üniversiteyi kazandığıma sevindiğini gizlediği andır. Kız çocuklarının on beş yaşına gelmeden evlendirildiği ilçede, kızını, yani teyzemi önce liseyi bitirmesi, ardından da tıp okuması için büyük şehre gönderen ve sonrasında onun doktorluğuyla övünen dedem, çevresinde çocuklarını ilk okutan adam olarak bilinir. Üniversiteyi kazandığımı ziyaretine gittiğimiz o yaz öğrendiğinde, sevincini ve yaşaran gözlerini fötr şapkasının altına gizlemişti. Bugün biliyorum ki onun bu sevinci Cumhuriyet’le idare edilen bir ülkenin kazanımıydı. Çünkü çocuklarının başka ufuklara açılmasına engel olmaması, onlara destek olması kişiliğinden kaynaklansa da, bu kişiliği destekleyen, ona yön ve imkân veren yine kanunlardı. Kadını erkeğe, insanı insana eşit kılan, ülke vatandaşına seçme ve seçilme özgürlüğünü tanıyan Cumhuriyet kanunları. İşlettiği bakkal dükkânında şehirden getirdiği malları satarak çocuklarını okutan, bir kızının doktor, iki kızının memur, oğlunun öğretmen olmasıyla övünen dedem, kız torununun üniversiteyi kazandığını öğrendiği yıl hayata gözlerini yumdu. Onun sevincini altına gizlemeye çalıştığı o fötr şapka bana kaldı. İlginç olan şu ki: Dedemin Cumhuriyet kanunlarıyla birlikte alışkanlık haline getirdiği bir şeydi şapka takmak ve ben bir üniversiteli olarak Cumhuriyet’i korumaya yönelik resmi kutlamalara, biçimsel söylevlere karşı dudak bükerken, aynı anda Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarında dedemin bu şapkasıyla dolaşıyordum. Yaşasın Cumhuriyet! Dedemin şapkası hâlâ bende.

    devamını gör
    Menekşe TOPRAK
  • Bir hayalim var benim. 100 yıl önce tohumu atılan gencecik bir hayal bu. Bir yıkımdan cesur bir millet, yeni bir vatan ve umut çıkartan bir hayal… Aydınlık Cumhuriyet hayali. Vatandaşlarının güven ve refah içinde onurlu bir yaşam sürdükleri bir hayal. Gençlerin ve çocukların kaygı, baskı, tehdit altında kalmadan kendilerini gerçekleştirebildikleri bir hayal… Kadınların can korkusu olmadan diledikleri gibi, özgürce yaşadıkları bir ülkenin hayali… Bir hayalim var. Bu topraklarda gerçek adalet ve eşitlik yeniden tesis edilecek. Bir hayalim var. Hiçbir yurttaş düşünceleri, sözleri, barışçıl eylemleri nedeniyle suçlu ilan edilmeyecek. Bir hayalim var. Kadınlar sokakta, evde, okulda, işte ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyecek, öldürülme ve saldırı tehdidi altında yaşamayacak. Bir hayalim var. Çocuklar geceleri aç yatmayacak. Devlet çocukların birincil koruyucusu olacak. Bir hayalim var. Eğitimli, yetenekli, fikri hür, vicdani hür gençler liyakat sistemi içinde hak ettikleri yerlere kavuşacak. Cehaletin krallığı son bulacak. Bir hayalim var. Kimse inançları ya da inançsızlığı nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Bir hayalim var. Etnik köken, dil, din, ırk, mezhep ayrımı olmaksızın herkes ama herkes onuruyla ve korkusuzca yaşayacak. Bir hayalim var. Hiçbir zümre, makam ve görevli, Anayasa’nın üstünde olmayacak. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve laiklik ilkelerinden oluşan devlet sadece halkın yararına çalışacak. Bir hayalim var. İkinci yüzyılında ülkenin rotasını dini dogmalar değil, akıl, çağdaşlık ve iyi niyet belirleyecek. Bir hayalim var. Türkiye dünyada tek adamlarıyla değil, sanatçıları, edebiyatçıları, bilim insanları ve sporcularının başarılarıyla tanınacak. Bir hayalim var. Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege kıyılarından Ağrı Dağı’na uzanan barış, istikrar ve dostluk ağı kurulacak. Bir hayalim var. Hurafelerin yerini bilim, nefretin yerini saygı, çaresizliğin yerini umut alacak. Bir hayalim var… Yüzyıl önce koşulların imkansızlığına, engellerin muazzamlığına karşın büyük bir eser yaratan Atatürk ve silah arkadaşlarının cesareti ve tutkusunu şimdi içimizde bulacağız. Yol ayrımındaki Cumhuriyet’in biz evlatlarına hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan kudret ise memlekete duyduğumuz vazgeçilmez aşkta.

    devamını gör
    Elçin POYRAZLAR
  • Sevgili Cumhuriyet, dün akşam seni kutladığımız bir baloda sağ olsunlar bana da söz verdiler. İtiraf edeyim, bu konuda yazmış çizmiş birçok ünlü insanın olduğu bir ortamda söz beklemediğim için biraz hazırlıksız yakalandım. Aslında yaklaşık bir saat boyunca konuşanların oldukça pozitif dileklerini paylaştığı bir ortamda benden 5-10 dakika önce söz alan bir konuşmacı "Cumhuriyet'e sahip çıkamıyoruz" benzeri oldukça kötümser bir konuşma yapmıştı. Ben de çıktım dedim ki... "Şurada ne güzel küçük korunaklı balonumuz içerisinde Cumhuriyet'imizi kutluyorduk. Neden beni 'depresyona' soktunuz?" Aslında o konuşmacının söylediklerinde haklılık payı olduğunu tüm katılımcılar fazlasıyla biliyordu. Sevgili Cumhuriyet, umarım ilerleyen yıllarda çok daha adil, özgürlükçü ve daha güçlü olarak yüzyıllarca barış içinde hayata devam edersin. Çocuklarımız senin sayende, huzurlu bir ülkede hayata devam eder. Sevgilerimle...

    devamını gör
    M. Barış MUSLU
  • Değerli Cumhuriyet, 100 yılını kutladığın bu özel günü coşkuyla karşılıyoruz. Sen, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simgesisin, bize umut ve ilham verdin. Atatürk ve silah arkadaşlarının liderliğinde ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine yükselttin. Eğitimden sağlığa, sanattan bilime, büyük başarılar elde ettik. Eşitlik ve adalet temelinde bir arada yaşamayı öğrendik. Bugün, daha aydınlık, daha demokratik bir Türkiye hayaliyle doluyuz. Senin mirasına sahip çıkarak bu hedefe ulaşacağımıza inanıyoruz. Cumhuriyet, 100 yaşın kutlu olsun. Gelecekteki umutları birlikte inşa edeceğimize dair inancımız tam. Seni sevgi ve minnetle anıyoruz.

    devamını gör
    Enes YOL
  • Seni anlamak, seni anmak ne muazzam şey Mustafa Kemal... Ayağımıza taş, elimize kan değmesin, Cumhuriyet bize çok iyi geldi iyi ki geldi. Mücadele alınan en büyük zaferdir. İşgal altında değil bayrak altında, sonsuzluğa Cumhuriyet...

    devamını gör
    Emel ATA
  • Günümüz şartlarını değerlendirerek bakacak olursak, Cumhuriyetimizin en az yaşı kadar devasa değeri kelimelere sığmayacak bir coşku yaşatıyor Türk milletinin evlatlarına. Bugüne kadar yurdumun her köşesinde bayrağımızla yola devam ettik; okullarda, kurumlarda her gün Atamızın bize kalan resmini ya da heykellerini selam durarak ilerledik, durmak nedir bilmeden çalıştık Cumhuriyet aşkımızla, Atamızın bize bıraktığı en kıymetlisi CUMHURİYET seni yaşamak, hayatlarımıza değer kattı her daim, bir yüzyıl devirdin selametle, bize düşen andımız olsun ki ne pahasına olursa olsun seni yaşatmak ! İYİ Kİ CUMHURİYET! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

    devamını gör
    Meltem KÜTÜKLÜ EMİR
  • Cumhuriyete gözünü açmış bir neslin çocuğu olarak, 100.yıla erişmenin gururu, sevinci ve şükrü içinde asırlık Cumhuriyetimizi kutluyor, bizden sonraki nesillerin de aynı coşku ile nice 100 yıllara özgürlük, uygarlık ve barış içerisinde ulaşmasını 100.yıl doğum günü dileği olarak gelecek 100 yıllara bırakıyorum. En güzel bayramın en güzel armağana dönüştüğü Asırlık Cumhuriyetimiz sonsuza dek var olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı, minnet, özlem ve rahmetle.

    devamını gör
    Nilgün ÖZKAN