
ULUS, CUMHURİYET'İNE
SESLENİYOR

42 yaşında, Atatürk’ün izinde bir Cumhuriyet kadını olarak, o kadar çok şey söylemek, yazmak isterim ki! Ama tüm kelime ve sözcükler Atam Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarına olan sevgimi, saygımı ve sonsuz minnetimi anlatmaya yetersiz kalıyor. O kadar şanslıyız ki Atatürk’ümüz ve bizlere armağan ettiği devrimleri ve CUMHURİYETİMİZ var. 100.yılımızın gurur ve sevinci tarifsiz, keşke şuan yaşanan ortam da olmasaydık, layık olduğu muasır medeniyetler seviyesinde ola bilseydik. Her şeye rağmen yolun yolumuz devrimlerin inkılapların ışığımızdır Aram. Çok yaşa CUMHURİYET ilelebet payidar ♥️
devamını görBedriye SAĞLAM
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
devamını görNedim TÜRK
Sevgili Cumhuriyet'i kazanmamızda emek harcamış değerli insanlar, bugün 100 yaşına bastın. Büyük anneannelerimizin, büyük babaannelerimizin dedelerimizin ; annemlere, babamlara miras bıraktığı Cumhuriyeti ilerletme sırası bizde. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkarak başlattığı Kurtuluş Savaşı 29 Ekim 1923 yılında başarıya ulaşmıştır. Yeni kurulan cumhuriyet ile halk kendi kendini yönetme hakkına sahip olmuştur. Artık kendi geleceğini kendisi belirleme hakkına sahip olmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndan başlayan, Cumhuriyet'in ilanına kadar devam eden zorlukları biliyoruz. Ülkemiz yeni kurulduğunda ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için tüm çabaları da biliyoruz. Biz de Türk gençleri olarak geçmişimize, Cumhuriyetimize ve geleceğimize elimizden geldiğince sahip çıkacağız. Gözünüz arkada kalmasın, bizler varız!
devamını görSudenaz ÖZKAN
1987’nin Ağustos’unda doğdum ama bana sorsalardı eğer, ne zaman doğmak isterdin diye, Cumhuriyet’in ilanında orada olabilecek ya da gazetede okuyabilecek yaşta olacağım bir doğum tarihine sahip olmak istediğimi belirtirdim… Neden mi? Evet şimdi de seni korumak, seni anlamak istemeyene anlatmaya çalışmak, senin değerlerini hayatımın ana felsefesi yapmak en büyük idealim. Ancak görüyoruz ki toplumumuzda hâlâ seni iyi anlayamamış, birilerinin yalan yanlış yönlendirmeleriyle, kötü geçmişe manasız özlem duyan bir kitle var… İşte ben de senin ilk yıllarında bir şeyler yapabilecek yaşta olsaydım, senin daha iyi anlaşılman, geçmişe neden çizgi çekilmesi ve sana bir çocuk gibi bakılması gerektiğini anlatmak için elimden gelen her şeyi yapardım. Güneşinin parlamasına katkıda bulunurdum. Çünkü ben küçüklüğümde doğum günümde alınan basketbol topunu, deprem anı gece yarısı uyanınca, koştura koştura masanın altına koyup öyle evden çıkmış birisiyken, senin gibi eşsiz bir hediye için neler yapmazdım.
devamını görGökhan Hilmi ÜNER
Mavi gözlü bir komutan, beraberinde Türkiye'nin umutları, silah arkadaşları ve karşında bir dünya düşman. Bir an bile ürkmeden, vazgeçmeden, nice zorluklar ile yapılan fedakârlıklar, sonucunda ise armağan edildi bize bu vatan. Tıpkı o dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanık edenler gibi 100. Yılı'na bizzat şahit olmanın ve onu en güzel biçimde yaşatacak olmanın gururunu yaşıyorum. Evlatlarıma bırakacağım en büyük miras hiç şüphesiz Cumhuriyetimize sahip çıkmak olacaktır. Son sözlerimi Atamızın bir sözü ile bitirmek isterim "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır".
devamını görMilen Su BALCI
Bir hayalim var benim. 100 yıl önce tohumu atılan gencecik bir hayal bu. Bir yıkımdan cesur bir millet, yeni bir vatan ve umut çıkartan bir hayal… Aydınlık Cumhuriyet hayali. Vatandaşlarının güven ve refah içinde onurlu bir yaşam sürdükleri bir hayal. Gençlerin ve çocukların kaygı, baskı, tehdit altında kalmadan kendilerini gerçekleştirebildikleri bir hayal… Kadınların can korkusu olmadan diledikleri gibi, özgürce yaşadıkları bir ülkenin hayali… Bir hayalim var. Bu topraklarda gerçek adalet ve eşitlik yeniden tesis edilecek. Bir hayalim var. Hiçbir yurttaş düşünceleri, sözleri, barışçıl eylemleri nedeniyle suçlu ilan edilmeyecek. Bir hayalim var. Kadınlar sokakta, evde, okulda, işte ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeyecek, öldürülme ve saldırı tehdidi altında yaşamayacak. Bir hayalim var. Çocuklar geceleri aç yatmayacak. Devlet çocukların birincil koruyucusu olacak. Bir hayalim var. Eğitimli, yetenekli, fikri hür, vicdani hür gençler liyakat sistemi içinde hak ettikleri yerlere kavuşacak. Cehaletin krallığı son bulacak. Bir hayalim var. Kimse inançları ya da inançsızlığı nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Bir hayalim var. Etnik köken, dil, din, ırk, mezhep ayrımı olmaksızın herkes ama herkes onuruyla ve korkusuzca yaşayacak. Bir hayalim var. Hiçbir zümre, makam ve görevli, Anayasa’nın üstünde olmayacak. Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve laiklik ilkelerinden oluşan devlet sadece halkın yararına çalışacak. Bir hayalim var. İkinci yüzyılında ülkenin rotasını dini dogmalar değil, akıl, çağdaşlık ve iyi niyet belirleyecek. Bir hayalim var. Türkiye dünyada tek adamlarıyla değil, sanatçıları, edebiyatçıları, bilim insanları ve sporcularının başarılarıyla tanınacak. Bir hayalim var. Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege kıyılarından Ağrı Dağı’na uzanan barış, istikrar ve dostluk ağı kurulacak. Bir hayalim var. Hurafelerin yerini bilim, nefretin yerini saygı, çaresizliğin yerini umut alacak. Bir hayalim var… Yüzyıl önce koşulların imkansızlığına, engellerin muazzamlığına karşın büyük bir eser yaratan Atatürk ve silah arkadaşlarının cesareti ve tutkusunu şimdi içimizde bulacağız. Yol ayrımındaki Cumhuriyet’in biz evlatlarına hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Bizim ihtiyacımız olan kudret ise memlekete duyduğumuz vazgeçilmez aşkta.
devamını görElçin POYRAZLAR
“İSTİBDATTAN KURTULMALAR” CUMHURİYETİ
devamını gör
Annem 99 yaşında vefat etti. Yürümekte güçlük çektiği son bir iki yıl dışında, her yıl Cumhuriyet Bayramlarında Bağdat Caddesi'ndeki fener alaylarına katılır, büyük bir heyecanla elindeki bayrağı sallayarak 10. Yıl Marşı’nı söylerdi. Annemin bu heyecanı haksız değildi. Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık eden bir kuşaktan olmanın verdiği coşku yanında, Cumhuriyet sayesinde yüksek öğrenim yapmış, meslek sahibi olmuş, kendi yaşamıyla ilgili kararlarını veren, oy hakkı bulunan, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikler yapan bağımsız bir birey olarak yaşamıştı.
Cumhuriyet bir bağımsızlık savaşının, büyük bir zaferin ürünü. O nedenle de çok heyecanlandırıcı. Böyle olduğu için, bu zaferin başkomutanı Atatürk aynı zamanda Cumhuriyet'in de kurucusu olmuş, köklü devrimler yapabilmiş, bunları topluma benimsetebilmişti.
Ancak, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından sonra demokratik Cumhuriyet düşüncesi gelişemedi. Cumhuriyet kapsayıcı, çoğulcu, katılımcı, eşit yurttaşlığa dayanan, insan haklarına saygılı, hukuk devletinin geçerli olduğu bir demokrasiye dönüşemedi. Tersine, farklı kimliklere yer açmayan, tek tip insan yaratmaya yönelen, muhalefeti meşru görmeyen, bir rejim oldu.
1950 seçimlerinde dokuz yaşındaydım. Demokrat Parti'nin iktidara gelişinin evde nasıl bir sevinç uyandırdığını anımsarım. Tek parti istibdadından kurtulmuştuk.
1950’lerin sonunda işler tersine döndü. Demokrat Parti’nin baskıcı politikaları bıkkınlık getirmişti. Tahkikat Komisyonu, Vatan Cephesi, cezaevlerine atılan gazeteciler. 1960 yılında lise son sınıftaydım. “Menderes istifa” sloganlarıyla sokaklarda yürüyen gençler arasındaydım. 1960 darbesi bizim evde sevinçle karşılandı. Demokrat Parti istibdadından kurtulmuştuk.
Derken 12 Mart muhtırası, arkasından 12 Eylül darbesi. Baskılar, işkenceler, idamlar. 1983 seçimlerini askerlerin destekledikleri parti değil, Özal’ın partisi kazanınca sevinmiştik.
12 Eylül rejiminin istibdadından kurtulmuştuk.
Bir aydan az bir zaman sonra seçimler var. AKP’nin tek adam rejiminin istibdadından kurtulup kurtulamayacağımızı seçim sonuçları gösterecek. Bir kere daha özgürlüğe kavuştuğumuz için sevinecek miyiz?
Bu deneyimlerden çıkarılacak iki sonuç var: Birincisi, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğu ve bu mücadelelere karşın demokratik bir Cumhuriyeti kurmakta yetersiz kaldığımız. İkincisi ise, istibdattan kurtulmanın demokrasiyi inşa etmek için yeterli olmadığı, demokrasinin kurulması için ayrı bir süreç gerektiği.
Önümüzdeki seçimlerde iktidar değiştiği takdirde, “istibdattan kurtulma” kısırdöngüsünü kırmak için önümüzde Cumhuriyet tarihinin en önemli fırsatı var.
Demokrasinin bütün kurumlarının çöktüğü bir ülkede, demokrasiyi sıfırdan inşa etmek gerekecek. Bunun için “Nasıl bir demokrasi” tartışması yapılmalı. Demokrasiyi bu kez sağlam temeller üzerinde yeniden inşa edebilirsek istibdattan kurtulma bayramları yaşamaktan kurtulabiliriz.Rıza TÜRMEN
Cumhuriyet’in 100. Yılını kutlarken gururluyuz ve umutluyuz. Gururluyuz çünkü senin Türk milletine öğrettiklerin, aktardıkların evrensel değerlerdi. Çalışmayı, azmi, birlik bilincini, eşitliği, adilliği, araştırmanın ve sorgulamanın önemini öğrettin, belki de yeniden hatırlattın milletine. Kim olduğumuzu, damarlarımızda akanın asil bir kan olduğunu, kendimize inanıp güvenmemiz gerektiğini defalarca hatırlattın bizlere. Bugün bu topraklarda çalışan, üreten, merakla sorgulayan ve her daim öğrenmeye istekli bir kadın ve aynı zamanda anne isem, özgürce kimseye hesap vermeden hayatımla ilgili kararları kendim alabiliyorsam eğer, hepsi senin sayende gerçekleşmiştir. Sana olan minnetimizi her imkânda dile getirmek ve bu vatanın gelişimine katkıda bulunmak, üretmek bizim boynumuzun borcudur. Atatürk bilinci her daim yaşayacak ve bizler tarafından yaşatılacaktır. Nice 100 yıllarımız kutlu olsun!
devamını görLeyla DEMİRKAN
Cumhuriyet kafatasçıların yıkmak istediği büyük kurtuluş, özgürlük ve büyük laik rejim. Sen Türkiye'nin büyük lideri tarafından kurulan büyük bir yönetim sistemi, hayat oluşumu, hukukun değişmez temelisin. Çok yaşa!
devamını görNedim DEMİR
