ULUS, CUMHURİYET'İNE

SESLENİYOR   

  • Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın ilk adımlarından biri olan halkın seçme ve seçilme hakkını benimseyen Cumhuriyet ilelebet payidar kalsın.

    devamını gör
    Şükrü İNKAYA
  • Cumhuriyet ile coğrafyanın kaderi değişir! Bugün iş temposu oldukça yoğundu. Teknolojik cihazlarla yeni tıbbi girişimler uyguladım. Tıbbi uygulamalarda dünya standartlarını yakalamış durumdayız. Ülkemizde uygulama şansı bulduğumuz yüksek standartlı tıbbı tedaviler; hem hekimler hem de insanlarımız için büyük bir kazanım bence. Akşamı yorgun karşılayıp eve geldim. Çocuklar heyecan içerisinde geçirdikleri günü bana özetlemeye çalışıyorlardı. Dışarıda sağlam bir rüzgâr, evin içinde ise sıcak, kucaklayıcı bir hava. Koltuğa uzandım, kafam ise her zamanki gibi meşgul! Gelecek için planlarım var! Yeni projeler üretmek için daha fazla çaba sarf etmeliyim! Çocuklarım için umutlarım var! Çocuklarımın dünya vatandaşı olması için ufuklarını açmalıyım! Zihin jimnastiği yapmaya devam ederken televizyondaki görüntüler gözüme çarptı. Yaşadığımız coğrafya çevresinde savaş hiç eksik olmuyor maalesef. ‘’Coğrafya kaderdir’’ sözü birçok ülkede insanları umutsuz bir yaşam sürmeye zorluyor. Coğrafyamızda yaşayan birçok insan standart bir sağlık hizmeti bile alamıyor. Bizleri aynı coğrafyada tasvip etmediğimiz bir yaşam süren diğer ülkelerden ayıran temel fark neydi? Cevap oldukça basit aslında! Yüzüncü yılını yaşadığımız cumhuriyet, coğrafya kaderdir sözünü değiştirecek güce sahipti. Kalplerimizin sağlıkla ve umutla atmasını sağlayan, modern ve insana yakışan bir hayat sürmemize vesile olan, dünya vatandaşı olmamızı sağlayan en büyük etken elbette Cumhuriyet'ti. Günün yorgunluğunu kaliteli bir uyku ile giderdim. Ertesi sabah daha mutlu ve motive olarak işin yolunu tuttum. Cumhuriyetin yaşantıma kattığı artıların farkındayım. Cumhuriyet bayrağı altında umutlu yaşam yürüyüşüm devam edecek. Cumhuriyet'i kurmak için hayatlarını feda eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk halkına bir asırlık minnetimiz hep artacak. Cumhuriyet'in kurucularını daha da onurlandırmak için cumhuriyeti güçlendirip ilelebet devam etmesini sağlamalıyız. Cumhuriyet'in bize sunduğu fırsatları değerlendirip dünya üzerinde başarılı olmalıyız. Sakın unutmayalım! Coğrafya kader değildir. Cumhuriyet ile kendi kaderinizi umutla çizebilirsiniz.

    devamını gör
    Prof. Dr. Ahmet KARABULUT
  • Atam... Biz gençler bize bıraktığın bu aziz vatanımıza sahip çıkacağız. Tüm aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu olsun. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.

    devamını gör
    Büşra MANAVOĞLU
  • Şu günlerde büyüklerimize, en önemlisi Ata'mıza ihanet ediyoruz. Cumhuriyet'in ötesi, demokrasiyi, daha çağdaş yaşama sansımızı kullanamıyoruz. Çok üzgünüm...

    devamını gör
    Melike Sibel KANİT
  • Canım ülkem ve milletime nice mutlu, barış dolu, bütünlük içinde 29 Ekimler…

    devamını gör
    Alper KOÇ
  • Nice binyıl sonraya dipdiri kalmak için Aşmak bütün zamanları seninle doludizgin... 100 değil 1000 yıl sonra bile yaşayacağına inanarak ,halihazırda var olanı inançla koruyarak, elini dilini uzatanlara hak ettikleri ibretlik cevapları vererek ve dahi her daim o mavi gözlerini üzerimizde hissederek kurduğun cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğime namus ve şerefim üzerine başta kendim ve evlatlarım üzerinden neslim adına and içerim. Her 29 Ekim'de inat ederek, sebat ederek ve aksini iddia edene bilakis yaşayarak ispat ederek bu cumhuriyetin evladı olduğumuzun altını çizerek gurur ve iftiharla al bayrağın rengini giyinerek sokaklarda evlatlarıma yan yana yürüyecek bir kez daha ve bir kez daha gururla kutlayacağımız nice bayramları yaşayıp yaşatacağız. Kolay kazanılmayan ve uğruna kanlar dökülen vatanımızı ve bayrağımızı hiçbir zaman alil bırakmamak adına hep okuyup hep ileri taşıyacak nesiller yetiştirecek analar bu toprakların bağrında Atam, senin izinde senin yolunda yürüyecek

    devamını gör
    Sevtap YARDIMCI
  • Sevgili Atam; Bizim yolumuzu ilim ve fen ışığıyla aydınlattınız. Öğütlerinizi bize kıymetli birer miras olarak bıraktınız. Bizleri tanımadan bir ülke, bir devlet ve sayamayacağım kadar çok hak ve imkân verdiniz. Ve diğer isimsiz bütün kahramanlarımız; iyi ki vardınız. İyi ki bu ülke için cesurca mücadele ettiniz. İyi ki Atamızın izinden gittiniz. Sizlere olan vatan borcumuz asla ödenmez. Tek yapabileceğimiz şey işimizi en iyi şekilde yaparak ülkemize sahip çıkmak olur. Belki o zaman gökyüzünden bizleri gururla izlersiniz. Ben bugün sayenizde 22 yaşında bir genç kadın olarak ülkemde istediğim haklarımı kullanabiliyorum. Okuyorum, çalışıyorum, oy kullanıyorum, seçme seçilme hakkına ve sayamayacağım birçok hakka sahibim. Atam ve sevgili silah arkadaşları, bize topraklarımızda özgürce yaşama imkânı verdiğiniz için size minnetlerimi sunuyorum. İyi ki sizin gibi bir ATA'ya sahibim. Gururla her yerde iyi ki Türk'üm diyorum. Çok çalışıp sizleri gururlandıracağıma söz veriyorum.

    devamını gör
    Beyza KUVVET
  • Ailemizdeki Cumhuriyet kuşağının son temsilcisi babaannem Sevim Ertuna’nın gözünün dolduğunu bir kez gördüm hayatımda: 10 Kasım 1938’de, Atatürk’ün öldüğü haberini alan 11 yaşındaki öğrenci halini yıllar sonra bana anlatırken… Doğduğum aile bir Cumhuriyet inşasıydı ve buna minnettardı. Subaylar, devlet memurları ve öğretmenler; İstanbul’daki hayatlarını farklı zamanlarda Cumhuriyet’in merkezine, Ankara’ya taşımış orta sınıf mensupları… Üniversite yıllarında aileye karşı mesafe, resmi ideolojiye karşı şüphecilikle harmanlandı. Bir başkaldırı olmasa bile, sert bir sorgulamanın hayata giren yeni dostlar ve kitaplar üzerinden tedavülde olduğu dönemdi. Üstelik 90’ların sonu 2000’lerin başına denk gelen bu dönem, popüler entelektüel alanın post-modernizm akımlarından beslenip memlekette ters giden her şeyden Cumhuriyet ve kurucu kadroyu suçlayan isimlerin medyada ve kültür sanat hayatında tekelleştiği zaman dilimiydi. Kısa sürede bu rüzgarın bir karşı iktidar mücadelesinin boğucu fırtınası olduğu ortaya çıktı. En azından bizlerin nezdinde. Seçtiğim meslek olan gazetecilikte tercihim dış haberlerdi. Afganistan’a, Pakistan’a çatışmaların bir türlü sonlanamadığı Irak’a gittim. Arap halkları kendilerini on yıllardır demir yumrukla yöneten liderlerini devirmek için sokaklara döküldüğünde Tunus ve Mısır’daydım. Protestoların küresel ve bölgesel güçler tarafından rejim değişikliği için birer kaldıraç olarak kullanıldığı dönemde vekalet savaşının kavurduğu Libya ve Suriye’ye defalarca yolculuk yaptım. Gazze, Batı Şeria ve İsrail’de güvenlik, insan hakları ve demokrasi arasındaki kırılgan bağı, özgürlüğün bedelini sorguladım ve dini öğretilerin toprak ele geçirme ve insan hayatına kast etmede nasıl araçsallaştırıldığına tanık oldum. Cumhuriyet’in ve laikliğin ne anlama geldiğini esas olarak onların yokluğunda, on yılı aşkın süren bu savaş muhabirliği döneminde anladım. Her ne kadar aşındırılmış ve örselenmiş olsa da her ne kadar evlatları arasında ayrımcı uygulamalara yol açan bir şekilde kurumsallaştırılsa da büyük bir bereketin olduğu kadar büyük belaların da coğrafyası olan bu bölgede bir yaşam alanı açtığına tanık oldum. Temel aydınlanma değerlerinden beslenen bu inşa projesinin kısa sürede tedavüle sokulan karşı devrimci müdahalelerle özünden ve ideallerinden uzaklaştırılmasına karşı panzehrin, bir sonraki yüzyıla havale edilen kof bir revizyonizm değil, eşitlikçi bir restorasyon olduğunu kabul ettim. 1938 10 Kasım’ında “şimdi bize ne olacak?” diyerek gözyaşı döken o genç kız belki bir zamanlar oldukça naif gelirdi. Onu ancak yıllar sonra anlayabildim.

    devamını gör
    Can ERTUNA
  • CUMHURİYETİMİZE SEVGİLERLE... 29 Ekim günü milli bayram günümüz. Bugünü coşkuyla kutlamamızın nedenleri çok. Hatırlayalım, 29 Ekim 1923 günü başlayan o sürecin sadece birkaç özelliğini: • 29 Ekim 1923, 10 yıl süren bir “savaşlar dönemi”ndeki yenilgilerden sonra, Kurtuluş Savaşımızı kazanıp yeniden bir “bağımsız devlet” olduğumuz gündür. • O yeni bağımsız devletin rejimi -krallık, imparatorluk, çarlık, padişahlık gibi- makamların babadan evlada geçtiği, artık çağdışı kalmış olan totaliter bir rejim değildir. Millet iradesine dayanan bir cumhuriyet rejimidir. 29 Ekim 1923 günü, o yanıyla, en büyük “siyasal devrim”imizi yaşadığımız gündür. • 29 Ekim 1923 günü, aynı zamanda kendi kuruluşu da başlı başına bir devrim olan cumhuriyet rejimimizin -çeşitli alanlardaki- çağdaşlaşma hamlelerinin başlangıcıdır. “Hukuk devrimi, eğitim devrimi, laiklik devrimi, kadın hakları devrimi” gibi atılımlar, cumhuriyetin ilanını izleyen dönemde birbirini izlemiş ve yeni devletimizin temel yapılarını oluşturmuştur. • Devletin bağımsızlığının şartlarından olan sağlam bir ekonomik düzene kavuşmak amacıyla devlet eliyle başlatılan ekonomik kalkınma hamlelerinin, ulaştırma, iletişim, karayolları, köy yolları gibi altyapı yatırımlarıyla birlikte, tarım ve sanayi başta olmak üzere her alandaki planların uygulanması ve geliştirilmesi de cumhuriyetle başlayan süreçlerin sonucudur. *** Bu eşzamanlı hedefler ve gelişmeler saymakla bitmez. Cumhuriyet Bayramımızı kutlarken bunların hangisine öncelik verilmelidir? Hangilerinin öncelikli anılması daha önemlidir? Bu sorunun cevabı basittir: Hepsinin... Eğer bütün bunları bir araya getirecek bir sözcük arayacaksak o sözcük de bellidir: “Çağdaşlaşma”... Cumhuriyetimizin yukarıda hatırladığımız özelliklerinin hepsi sonuç olarak o tek hedefe yöneliktir. Her alanda “çağdaşlaşma” hedefine... Dilerim, Cumhuriyetimizin bu yıl dönümü, o hedefe uygun yeni bir sürecin başlangıcı olur. Bu dilekle, Doğan Yayınları’nın tüm mensupları ve okurlarıyla birlikte, tüm yurttaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarım.

    devamını gör
    Altan ÖYMEN