
Doğan Kitap olarak, 100. yaşında ulusun Cumhuriyet’e sesleneceği ve ona olan sevgisini dile getirebileceği bir projeyi hayata geçiriyoruz: Cumhuriyet’e Mektuplar. “Ulus, Cumhuriyet’ine sesleniyor” sloganıyla başlattığımız bu proje kapsamında herkesi klavye başına oturup yazmaya davet ediyoruz. Bu platformda herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin anlamı, başardıkları, ona duyduğumuz bağlılık, kurucu kadrolara duyduğumuz gönül borcu, hayal ettiğimiz gelecek gibi konularda serbestçe yazıp toplumla paylaşabilecek.
Cumhuriyet’e 100. Yılı’nda söylemek istediklerinizi, 1000 karakter ile sınırlı olmak üzere cumhuriyetemektuplar.com adresine yazabilirsiniz. Burada yazılanları yıl boyunca herkes görüp okuyabilecek. Yılın sonunda, seçilecek yazılardan Cumhuriyet’e Mektuplar kitabı ortaya çıkacak. Herkesi bu açık platforma ve kitaba katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Sizden Gelen Mesajlar
Sevgili Atatürk, seninle başlayan Cumhuriyet sevdası, artık 100. yılında, öylesine ilmik ilmik işlendi ki içimize, çıkarmak mümkün değil. Çok yıpratılmaya çalışılsa da sağlam temellere senin sayende oturan Cumhuriyetimizi inşa etmeye biz devam edeceğiz, bizden sonra çocuklarımız, onlardan sonra torunlarımız... Ruhun huzurlu olsun, gözün arkada sakın kalmasın. Atatürk'üm, sen ve Cumhuriyet bizim önümüzde ışığımız olmaya her zaman devam edeceksiniz.
devamını görSibel ARPAÇAYBugün 09 Ekim. Doğum gününe 20 gün var. Oğlum 2 yaşında, keşke hatırlasa. Peki kutlamalar nasıl olacak acaba? diye düşünürken, “Atam keşke burada olsan!” deyip gözlerimi kapattım. İçim geçmiş, rüyamda inanılmaz bir coşku... Beyoğlu, Tünel’deyim. Meydana kadar her yer kırmızı beyaz. Koşuyorum meydana, içime sığmayan coşkuyla... Meydanda tam ortada, büyük bir sahnede Mustafa Kemal Atatürk. Gözleri ışık saçıyor. Dimdik; arkasında askerlerimiz. “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.” Cümle tanıdık geliyor. Ardından içimi kaplayan bir hüzün, derken gözlerimi açıyorum. Cumhuriyet Anıtı. Aynı rüyamdaki gibi, Atam ve arkasında askerleri. Anıt Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet Türkiye'sini temsil ediyor. Fark etmemişim bugüne dek. Sonra bir ses: “Anne”. Gözlerimi tekrar açıyorum. Rüya içinde rüyaymış meğer. Evdeyim. Efecim, gel annecim… Hatırlamasan da sana rüya gibi hikâyeler anlatayım. Bir asırlık coşkuyla kutlayalım bu 29 Ekim’i.
devamını görEzgi FIRATParçalanan ve Batı'ya teslim olan bir ülkeyi tek çatı altında birleştirip Türk ulusu haline getire, bunu Cumhuriyetle taçlandırıp çağdaş yarınlara ulaşmamızı sağlayan önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e minnetle.. 100. Yılımız kutlu olsun, daima izindeyiz Paşam…
devamını görGöktuğ ÇALIŞKANEN ÇOK ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET’İ SEVİYORUZ Cumhuriyet’le, Türkiye Cumhuriyeti 27 yaşında iken tanıştım. Bu tanışma, ilkokul 1. sınıfta başladı. Kayseri’deki okulumuzun adı, “Cumhuriyet İlkokulu” idi. Evimizden, elimde kartondan yapılmış çantamla okula gidip gelirken geçtiğim, şehrin en büyük alanının adı da “Cumhuriyet Alanı”… Evimizde Atatürk’ün fotoğrafı vardı; Cumhuriyet Alanı’nda da “Atatürk Anıtı”… Okulumuzda sabahları Öğrenci Andı’nı hep birlikte söyledikten sonra, öğretmenimiz “Çocuklar, en çok kimi ve neyi seviyorsunuz?” diye sorunca, yüksek sesle “Atatürk’ü ve Cumhuriyeti” diye cevap verirdik. Atatürk’ü, Çanakkale Cephesi’nde düşmana karşı birlikte savaştığı babamdan dinledim. Osmanlı Devleti 1918’de 1. Dünya Savaşı’nı kaybedince, bir zamanlar üç kıtaya yayılmış olan koskoca imparatorluk, Anadolu ve Trakya’da sıkışıp kalmış. Savaşın galipleri ise başta İstanbul ve İzmir olmak üzere tüm Türk topraklarını ele geçirmek istemiş. Atatürk, 16 Mayıs 1919’da, Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlatmış. Topu tüfeği yokmuş ama kurmay donanımı varmış. O gün Bandırma Vapuru ile Galata İskelesi’nden yola koyulmuş. Yanında 18 kişiden oluşan yol arkadaşları bulunuyormuş. Vapurun alt kattaki deposuna dağlık arazide gerekebilir diye Atatürk’ün talimatıyla birkaç adet binek atı bindirmişler. Deniz yolculuğu üç gün sürmüş. 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşmışlar. Karayoluyla Amasya’ya uğrayıp önce Erzurum’da, ardından da Sivas’ta kongreler toplamış. Kurmayı hedeflediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel taşlarını Anadolu’da döşemiş. Çetin yolculuğu yaklaşık sekiz ayda tamamladıktan sonra, 27 Aralık1919’da Kayseri üzerinden Ankara’ya ulaşmış. Başkent olmasına karar verdiği, adeta bir Anadolu kasabası büyüklüğündeki Ankara’nın Kalaba semtinde bulunan Ziraat Mektebi’nde karargâh kurmuş. Bir yandan Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Paşa, bir yandan da halkın temsilcilerinden oluşacak Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunu planlamış. Bu kuruluş 23 Nisan 1920’de gerçekleşmiş. Kurtuluş Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyormuş. Yunan birlikleri Polatlı’ya kadar gelmiş. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Millet Meclisi’nin geçici olarak Kayseri’ye taşınmasını kararlaştırmış. Ankara’da marangozlara yaptırılan Meclis başkanlık kürsüsü Kayseri’ye götürülüp lise binasındaki büyük bir salona kurulmuş. Kısa bir süre sonra Türk birlikleri kontrolü sağlamış, başkentin Kayseri’ye taşınmasından vazgeçilmiş. 30 Ağustos 1922’de, Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanılmış. Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’ndan üç ay sonra, 29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etmiş. TBMM, 1. Cumhurbaşkanlığa da Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiş. Evet, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i çok seviyoruz. Çünkü; * Ümmet idik, ulus olduk. * Tebaa idik, birey olduk. * İnsan hakları ve toplumsal barışla tanıştık. * Kadınlarımız, ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtarıldı. * Arap harflerinden Latin harflerine geçtik, dünyaya açıldık. * Cumhuriyet okulları ve üniversiteleriyle çağı yakalamak için yola koyulduk. * Tekke ve zaviyeleri, yaşam alanımızdan çıkardık. * Kıyafet devrimi sayesinde, çağdaş kıyafetlerle donandık. * Bilim ve teknolojiyle kalkınmayı öğrendik. * Düşünce ve basın özgürlüğünü yaşayarak gördük. * Dış politikada denge siyaseti sayesinde Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” prensibini rehber edindik. * Milli eğitim, milli savunma ve milli kalkınma, bizlere insanca yaşama yolunu açtı.
devamını görHulusi TURGUTCumhuriyet... Koruyamadık seni azılı akınlardan. Fikrini kökleştiremedik düşmanlardan. Yetmedi, yetemedi gücümüz. Ama geri de çekilmedik. Cephedeyiz. Dimdik ayaktayız. Savaştayız senin için bak hâlâ. Yeminimiz var. Kurtaracağız elbet seni zorbalardan. Kurtaracağız elbet seni umursamazlardan. Küçük görenlerden. İnsanlıktan dahi çıkanlardan. Yurttaşın olamayanlardan. Kurtaracağız hepsinden. Yeminler olsun, devrim güneşini ışılayacağız yeniden. Gençlik bizde, ışık bizde, gelecek bizde. Umudumuzu, cesaretimizi, hep adında taşıyacağız. Yeniden Atatürk'ün işaretine uyacağız. Yeninden onun yoluna sapacağız. Er-geç yapacağız. Başaramazsak da aşk olsun. Aşk olsun bize. Bu ağaçlar güzel kuşlar... Yürüyelim arkadaşlar... Yürüyelim. Daha çok yolumuz var. Daha çok işimiz var.
devamını görDavut SAKALLIGüzel olan ne varsa Cumhuriyet' in 100' ünden... Geleceğe güvenebilmek Cumhuriyet' in 100' ünden.... Sahip olduğumuz tüm haklar, topraklar Cumhuriyeti'in 100' ünden... Daha binlerce yıl var olsun, hep yaşasın Cumhuriyet...
devamını görMeltem KOYUNOĞLUCanım ATA'm cumhuriyetimiz 100 yaşına geldi. Sen bu insanlığa ve Türk milletine bahşedilmiş en özel, en ölümsüz ve en kıymetli insansın. Cumhuriyet 500 yaşına da gelse bir gün bile hafiflemeyecek sana olan sevgimiz ve bağlılığımız. Mekânın cennet olsun, nurlar içinde yat.. Nice yüz yıllara inşallah, hep senin izinde ATA'm. Ne mutlu Türküm diyene!
devamını görHafize AKKAYASevgili Cumhuriyet, Senin değerlerinle büyümüş ve bununla gurur duyan bir kadın olarak kız çocuğumu da senin doğduğun gün dünyaya getirdim. Ne mutlu ki bana kızım seninle aynı gün yaş alarak senin ışığın ve aydınlığınla büyüyecek.. Seninle gücüne güç katacak... Sen 100 yaş alırken kızım bu yıl 4 yaş aldı... Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuğu Cumhuriyet iyi ki doğdun, iyi ki var oldun ve emin ol baban gibi hep var olacaksın... Çünkü sen olduğun sürece Türk kadını var olmaya devam edecek...
devamını görElif Değirmenci YAMAKSevgili Atam, Cumhuriyetimizin 100. Yılında her zamanki gibi coşkulu ve sevinçliyim. Bundan 100 sene önce ve nesiller boyu devam edecek kutsal emanetine sahip çıkmaya devam ediyoruz…Yeni yeni nesiller gelmeye, seni görmeden sevmeye, tanımaya, anlamaya devam ediyor… Atam şöyle bir gerçek var ki seni çok özledik; derinden, taaaa derinden özlem doluyuz… Bize bıraktığın her şeye dört elle sarılmak tek umudumuz. Emanet ettiğin vatanı ileriye taşımayı, bu vatana yararlı bireyler yetiştirmeyi sana borçluyuz… Hasretiz be Atam sana, hasretiz. Geçmişten bugünleri öngörebildiğin ve bize Ey Türk gençliği diyerek hitap ettiğin için çok şanslıyız. Birinci vazifemizi unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız… Cumhuriyet adına bunu sana, çocuklarımıza borçluyuz. Teşekkürler Atatürk’üm, teşekkürler bizlere bıraktığın miras için, teşekkürler… Senin yolunda, senin izinde yürümeye devam edeceğiz. Senin de değin gibi Cumhuriyet bizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister…
devamını görBahar KIRAN
